2007-09-26 - 11:36
TBMM Başkanı Köksal Toptan Dolmabahçe Sarayı Medhal Salonu'nda düzenlenen 75. Dil Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, ''Köklü tarihi geçmişe sahip ve en kıymetli hazinemiz olan Türkçemizi yabancı kelimelerin istilasından koruyarak doğru ve güzel kullanma konusunda herkesin hassas davranması ortak arzumuzdur'' dedi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, diline önem vermeyen toplumların başka kültürlerin etkisi altına girmeleri ve kültür yozlaşması yaşamalarının kaçınılmaz olduğunu belirterek, ''Köklü tarihi geçmişe sahip ve en kıymetli hazinemiz olan Türkçemizi yabancı kelimelerin istilasından koruyarak doğru ve güzel kullanma konusunda herkesin hassas davranması ortak arzumuzdur'' dedi.
Toptan, Dolmabahçe Sarayı Medhal Salonu'nda düzenlenen 75. Dil Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün
Cumhuriyeti kurarken onun temellerinin sağlam bir kültüre dayanması gerektiğine inandığını belirterek, ''Nitekim 'Türkiye Cumhuriyeti'nin
temeli kültürdür' veciz sözü bu inancının açık ifadesidir'' dedi.
Cumhuriyet'in kurucu iradesinin öngördüğü kültürün, milli köklerden beslenen evrensel değerlerle barışık bir nitelik taşıdığını anlatan
Toptan, Atatürk'ün kendi köklerinden, kendi toprağından beslenmeyen bir fidanın büyüyüp serpilemeyeceğini iyi bildiği için tarihin ve dilin
öğrenilmesine öncelik verdiğini anlattı. Toptan, Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken ve devrimleri gerçekleştirirken dili milli birliğin en önemli unsuru olarak gördüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Esarete karşı verilen destansı mücadeleler zincirinin ardından henüz birçok sorun çözülememişken, Atatürk'ün Fuat Köprülü'ye Türkiyat
Enstitüsü'nü kurdurması, onun dile ve kültüre ne kadar değer verdiğini göstermektedir.Nitekim bu anlayışın sonucunda 1928 yılında Harf
Devrimi gerçekleştirildi. 1931'de Türk Tarih Kurumu, 1932'de Türk Dil Kurumu, 1935'te de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kuruldu.
Bu kurumların ortak amacı, Türk tarihi, kültürü ve dilinin araştırılması, öğrenilmesi ve gelecek nesillere öğretilmesiydi. Çünkü dil, kültür ve tarih bir toplumun kimliğini oluşturan temel unsurlardır.''
-''TÜRKÇE EN KÖKLÜ DİL''-
TBMM Başkanı Toptan, insanların birbirleriyle iletişiminin temel aracı olan dilin, kültürler arası diyalog, dostluk ve barış köprülerinin
kurulması için de vazgeçilmez bir role sahip olduğunu vurguladı.
Sürekli gelişen Türkçenin, zengin içeriğiyle dünyanın en köklü ve en çok konuşulan dilleri arasında yer aldığını belirten Toptan, ''Türk dilinin
bu denli yaygın olması tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin zenginliğini ve çeşitliliğini göstermektedir'' dedi. Toptan,
11. yüzyılın sonlarında yazılan ve ilk Türk lügati olarak bilinen Divanü Lügat-it Türk'ün 8 bin kelime olduğu düşünülecek olursa, aradan geçen
bunca asra rağmen dilin zenginleşmesi çabalarında çok geç kalındığını kabullenmek gerektiğini anlattı. Toptan, bu nedenle yapılan
çalışmaları daha da çoğaltmak ve 10 asrın açığını kapatmak gerektiğine işaret etti.
-''TBMM BAŞKANI OLMAKTAN ONUR DUYUYORUM''-
Dolmabahçe Sarayı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nde dille ilgili yoğun çalışmaların, yeniliklerin, denemelerin bizzat Atatürk'ün başkanlığında
yapıldığı bir mekan olduğunu hatırlatan Toptan, şöyle konuştu:
''Bu tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda, genç Cumhuriyet'in kültürel gücünü ve millet bilincini pekiştirmek için çok büyük zihinsel emekler sarf
edilmiştir. Burada bir konunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bugün 75. kuruluş yıl dönümünü kutlayan ve Cumhuriyet'in en köklü kurumları
arasında yer alan Türk Dil Kurumu'nun kurucularının tamamı milletvekiliydi. Milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı
verilen savaşı yöneten Gazi Meclisimizin dil konusundaki hassasiyeti takdire değerdir. Böylesine önemli görevler üstlenen, demokrasimizin
kalbi, halk iradesinin hayat kaynağı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanı olmaktan onur ve kıvanç duyuyorum.''
-''TDK BAŞARILI İŞLER YAPTI''-
TDK'nın aradan geçen 75 yılda çok başarılı işler yaptığını, herkesin ortak değeri olan dilin zenginleştirilmesi, yabancı kelimelerden
arındırılması, korunması ve yaygınlaştırılması için gösterdiği çabayı takdirle karşıladıklarını anlatan Toptan, teknolojide ve iletişimde
yaşanan baş döndürücü gelişmelerle sınırların kalktığı bu dönemde birçok alanda kendini gösteren bozulmanın, maalesef dilde de kendini
hissettirdiğini söyledi.
Bu gelişmelerin Türkiye'de konuşulan Türkçe'nin yakın coğrafyada çok daha geniş kitlelere ulaşabilmesini sağladığını dile getiren Toptan,
''Bizim kelimelerimiz ve düşüncelerimiz bu coğrafyalarda daha hızlı dolaşmaya başlamış, kültürel etki alanımız genişlemiştir'' diye konuştu.
-VATANDAŞLARA VE MEDYAYA ÇAĞRI-
Türkçeye yabancı kelimelerin hızla girdiğini, Türkçenin doğru ve etkin bir şekilde kullanılmasına özen gösterilmediğini belirten Toptan, son
yıllarda iş yerlerine yabancı isimler verildiğini, caddelerin adeta yabancı tabela istilasına uğradığını anlattı. Toptan, üzüntüyle karşılanan bu konuda vatandaşlardan daha dikkatli davranmalarını ve yabancı isim vermemelerini istedi.
Etki alanı oldukça fazla olan tüm görsel, işitsel ve yazılı medyada da dilin yanlış kullanımını özendirici yayınlar yapıldığına şahit olduklarını dile getiren Toptan, ''Buradan, geniş kitlelere hitap eden basın ve medya kuruluşlarına çağrıda bulunmak istiyorum. Sorumluluklarınızın bilinciyle dil kullanımına özen gösteriniz'' dedi.
-''DİL BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR''-
''Diline önem vermeyen toplumların başka kültürlerin etkisi altına girmeleri ve kültür yozlaşması yaşamaları kaçınılmazdır'' diyen Toptan,
''Köklü tarihi geçmişe sahip ve en kıymetli hazinemiz olan Türkçemizi, yabancı kelimelerin istilasından koruyarak doğru ve güzel kullanma
konusunda herkesin hassas davranması ortak arzumuzdur'' diye konuştu.
''Dilini kaybeden toplumlar millet olma özelliğini de kaybeder'' diyen Toptan, şöyle devam etti:
''Bunun için dil bizim için çok önemlidir. Bu konuda oldukça yoğun çalışılıyor. Ancak kanaatimce, Türkçemiz için sadece devlet kurumlarıyla ortak çalışmalar yapmak ya da çağrılarda bulunmak yeterli değil. Türkçemizin korunması için modern iletişim yöntemleri ile halkla ilişkiler çalışmaları da kullanılmalıdır. Artık çağın gerektirdiği bilimsel yöntemleri uygulamalı, gerekirse bilgilendirici kampanyalar düzenlemeliyiz.
Yabancı dille eğitim yapma ile yabancı dili iyi öğretme farkını anlamalı ve bu konudaki eğitim politikalarını yeniden gözden geçirmeliyiz.
Zaman zaman çeşitli alanlarda Türkçe konuşan devlet ve topluluklar toplantıları düzenler ama bu toplantılarda tercüman aracılığı ile
anlaşırız. Bu konudaki eksikliklerimizi bilmeli ve yeni yaklaşımlar bulmaya ve uygulamaya çalışmalıyız.
Yarınımızın umut tomurcukları, sevgili yavrularımıza Türkçenin anlatım gücü, milli kimlik açısından dilin önemi ve korunması her fırsatta
anlatılmalıdır.
Her zaman olduğu gibi meclisimiz, yapacağınız çalışmalarda sizlere destek vermeye hazırdır.''
Türkçenin saf ve temiz olarak gelecek kuşaklara aktarılacağına inancının tam olduğunu dile getiren Toptan, ''Güzel Türkçemizin korunması ve dünya dilleri arasında seçkin bir yere gelmesi için gayret gösteren herkese, Türkçeyi kullanırken özenli davranan her vatandaşımıza şükran
duygularımı iletiyorum'' dedi.
Toptan, Dolmabahçe Sarayı Medhal Salonu'nda düzenlenen 75. Dil Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün
Cumhuriyeti kurarken onun temellerinin sağlam bir kültüre dayanması gerektiğine inandığını belirterek, ''Nitekim 'Türkiye Cumhuriyeti'nin
temeli kültürdür' veciz sözü bu inancının açık ifadesidir'' dedi.
Cumhuriyet'in kurucu iradesinin öngördüğü kültürün, milli köklerden beslenen evrensel değerlerle barışık bir nitelik taşıdığını anlatan
Toptan, Atatürk'ün kendi köklerinden, kendi toprağından beslenmeyen bir fidanın büyüyüp serpilemeyeceğini iyi bildiği için tarihin ve dilin
öğrenilmesine öncelik verdiğini anlattı. Toptan, Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken ve devrimleri gerçekleştirirken dili milli birliğin en önemli unsuru olarak gördüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Esarete karşı verilen destansı mücadeleler zincirinin ardından henüz birçok sorun çözülememişken, Atatürk'ün Fuat Köprülü'ye Türkiyat
Enstitüsü'nü kurdurması, onun dile ve kültüre ne kadar değer verdiğini göstermektedir.Nitekim bu anlayışın sonucunda 1928 yılında Harf
Devrimi gerçekleştirildi. 1931'de Türk Tarih Kurumu, 1932'de Türk Dil Kurumu, 1935'te de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kuruldu.
Bu kurumların ortak amacı, Türk tarihi, kültürü ve dilinin araştırılması, öğrenilmesi ve gelecek nesillere öğretilmesiydi. Çünkü dil, kültür ve tarih bir toplumun kimliğini oluşturan temel unsurlardır.''
-''TÜRKÇE EN KÖKLÜ DİL''-
TBMM Başkanı Toptan, insanların birbirleriyle iletişiminin temel aracı olan dilin, kültürler arası diyalog, dostluk ve barış köprülerinin
kurulması için de vazgeçilmez bir role sahip olduğunu vurguladı.
Sürekli gelişen Türkçenin, zengin içeriğiyle dünyanın en köklü ve en çok konuşulan dilleri arasında yer aldığını belirten Toptan, ''Türk dilinin
bu denli yaygın olması tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin zenginliğini ve çeşitliliğini göstermektedir'' dedi. Toptan,
11. yüzyılın sonlarında yazılan ve ilk Türk lügati olarak bilinen Divanü Lügat-it Türk'ün 8 bin kelime olduğu düşünülecek olursa, aradan geçen
bunca asra rağmen dilin zenginleşmesi çabalarında çok geç kalındığını kabullenmek gerektiğini anlattı. Toptan, bu nedenle yapılan
çalışmaları daha da çoğaltmak ve 10 asrın açığını kapatmak gerektiğine işaret etti.
-''TBMM BAŞKANI OLMAKTAN ONUR DUYUYORUM''-
Dolmabahçe Sarayı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nde dille ilgili yoğun çalışmaların, yeniliklerin, denemelerin bizzat Atatürk'ün başkanlığında
yapıldığı bir mekan olduğunu hatırlatan Toptan, şöyle konuştu:
''Bu tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda, genç Cumhuriyet'in kültürel gücünü ve millet bilincini pekiştirmek için çok büyük zihinsel emekler sarf
edilmiştir. Burada bir konunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bugün 75. kuruluş yıl dönümünü kutlayan ve Cumhuriyet'in en köklü kurumları
arasında yer alan Türk Dil Kurumu'nun kurucularının tamamı milletvekiliydi. Milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyenlere karşı
verilen savaşı yöneten Gazi Meclisimizin dil konusundaki hassasiyeti takdire değerdir. Böylesine önemli görevler üstlenen, demokrasimizin
kalbi, halk iradesinin hayat kaynağı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanı olmaktan onur ve kıvanç duyuyorum.''
-''TDK BAŞARILI İŞLER YAPTI''-
TDK'nın aradan geçen 75 yılda çok başarılı işler yaptığını, herkesin ortak değeri olan dilin zenginleştirilmesi, yabancı kelimelerden
arındırılması, korunması ve yaygınlaştırılması için gösterdiği çabayı takdirle karşıladıklarını anlatan Toptan, teknolojide ve iletişimde
yaşanan baş döndürücü gelişmelerle sınırların kalktığı bu dönemde birçok alanda kendini gösteren bozulmanın, maalesef dilde de kendini
hissettirdiğini söyledi.
Bu gelişmelerin Türkiye'de konuşulan Türkçe'nin yakın coğrafyada çok daha geniş kitlelere ulaşabilmesini sağladığını dile getiren Toptan,
''Bizim kelimelerimiz ve düşüncelerimiz bu coğrafyalarda daha hızlı dolaşmaya başlamış, kültürel etki alanımız genişlemiştir'' diye konuştu.
-VATANDAŞLARA VE MEDYAYA ÇAĞRI-
Türkçeye yabancı kelimelerin hızla girdiğini, Türkçenin doğru ve etkin bir şekilde kullanılmasına özen gösterilmediğini belirten Toptan, son
yıllarda iş yerlerine yabancı isimler verildiğini, caddelerin adeta yabancı tabela istilasına uğradığını anlattı. Toptan, üzüntüyle karşılanan bu konuda vatandaşlardan daha dikkatli davranmalarını ve yabancı isim vermemelerini istedi.
Etki alanı oldukça fazla olan tüm görsel, işitsel ve yazılı medyada da dilin yanlış kullanımını özendirici yayınlar yapıldığına şahit olduklarını dile getiren Toptan, ''Buradan, geniş kitlelere hitap eden basın ve medya kuruluşlarına çağrıda bulunmak istiyorum. Sorumluluklarınızın bilinciyle dil kullanımına özen gösteriniz'' dedi.
-''DİL BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR''-
''Diline önem vermeyen toplumların başka kültürlerin etkisi altına girmeleri ve kültür yozlaşması yaşamaları kaçınılmazdır'' diyen Toptan,
''Köklü tarihi geçmişe sahip ve en kıymetli hazinemiz olan Türkçemizi, yabancı kelimelerin istilasından koruyarak doğru ve güzel kullanma
konusunda herkesin hassas davranması ortak arzumuzdur'' diye konuştu.
''Dilini kaybeden toplumlar millet olma özelliğini de kaybeder'' diyen Toptan, şöyle devam etti:
''Bunun için dil bizim için çok önemlidir. Bu konuda oldukça yoğun çalışılıyor. Ancak kanaatimce, Türkçemiz için sadece devlet kurumlarıyla ortak çalışmalar yapmak ya da çağrılarda bulunmak yeterli değil. Türkçemizin korunması için modern iletişim yöntemleri ile halkla ilişkiler çalışmaları da kullanılmalıdır. Artık çağın gerektirdiği bilimsel yöntemleri uygulamalı, gerekirse bilgilendirici kampanyalar düzenlemeliyiz.
Yabancı dille eğitim yapma ile yabancı dili iyi öğretme farkını anlamalı ve bu konudaki eğitim politikalarını yeniden gözden geçirmeliyiz.
Zaman zaman çeşitli alanlarda Türkçe konuşan devlet ve topluluklar toplantıları düzenler ama bu toplantılarda tercüman aracılığı ile
anlaşırız. Bu konudaki eksikliklerimizi bilmeli ve yeni yaklaşımlar bulmaya ve uygulamaya çalışmalıyız.
Yarınımızın umut tomurcukları, sevgili yavrularımıza Türkçenin anlatım gücü, milli kimlik açısından dilin önemi ve korunması her fırsatta
anlatılmalıdır.
Her zaman olduğu gibi meclisimiz, yapacağınız çalışmalarda sizlere destek vermeye hazırdır.''
Türkçenin saf ve temiz olarak gelecek kuşaklara aktarılacağına inancının tam olduğunu dile getiren Toptan, ''Güzel Türkçemizin korunması ve dünya dilleri arasında seçkin bir yere gelmesi için gayret gösteren herkese, Türkçeyi kullanırken özenli davranan her vatandaşımıza şükran
duygularımı iletiyorum'' dedi.
