2016-11-08 - 22:59
FETÖ 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU...
AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplanan, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplantısında, Eski Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz ve İş adamı Galip Öztürk'ü dinledi.
AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplanan, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplantısında, Eski Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz ve İş adamı Galip Öztürk'ü dinledi.

Lekesiz, Emniyet Genel Müdürlüğünün FETÖ'ye karşı 15 Temmuz'a gelinceye kadar yaptığı çalışmalar ve 15 Temmuz gecesinde neler olduğunu anlattı.

Lekesiz, Batı dünyasının, Ortadoğu'da yaklaşık 10-15 kişiyi yöneterek son yüzyılda Ortadoğu'nun tamamını yönettiğini, halklarla, kitlelerle uğraşmadığını belirterek, "Kaddafi, Mübarek, Saddam'ı yönetmek suretiyle, 10-15 kişiyi yönetmek suretiyle Ortadoğu'nun tamamını yönetti. FETÖ'nün dışarıyla bağlantısını biraz böyle değerlendirmek gerekir." diye konuştu.

FETÖ'nün, bir kişiyi yönetmek suretiyle Türkiye'nin kurum ve kuruluşlarını, toplumsal dinamikleri yönetme, teslim alma projesinden başka bir şey olmadığını vurgulayan Lekesiz, FETÖ'nün gelmiş geçmiş, en büyük taşeron örgütlerden biri olduğunu söyledi.

Lekesiz, örgütün gizliliğe son derece uyduğunu, her bir üyesinin cebinde 5, 10, 15 tane kimlik taşıdığını ifade etti. Lekesiz, bu örgütün kamu kurum ve kuruluşlarına yerleşmesini, 1966,1967'den, örgüt liderinin İzmir'e yerleştiği yıllardan itibaren ele almak gerektiğini, o günden itibaren kamu kurum ve kuruluşlarına sızmanın başladığını ifade etti.

FETÖ'nün kamu kurum ve kuruluşlarında bir noktaya geldiğini, gücü kendine vehmetmeye başladığını dile getiren Lekesiz, FETÖ'nün, toplumun, devletin tüm fiziki enerjisinin, gücünün kendisinin olduğunu sanmaya başladığını dile getirdi.

Lekesiz, Gezi olaylarında bunların rollerini gördüklerini, 17- 25 Aralık'taki rolünü detaylarıyla bildiklerini kaydetti.

FETÖ'nün kendisine göre öncelik sıralaması yapıp, hemen her kimlik altında değişik kurumlara yerleşebileceğini belirten Lekesiz, örgütün tüm bunları yaparken mukaddes kavramlara sığındığını, demokrasi, hak ve özgürlüklerden, hukukun üstünlüğünden bahsettiğini, evrensel kavramlara sık sık atıf yaptığını anlattı. Lekesiz, örgütün ilgili kurumlara sızdıktan, belli güce ulaştıktan sonra bu kavramları tanımadığını, kamuoyunda tanınmış, itibar gören kişilerle ilişki kurduğunu, bunları kendi gazetelerinde çalıştırmaya, vitrine koymaya, "benden ürkülecek, çekinecek bir şey yok" diye topluma güven telkin etmeye özen gösterdiğini kaydetti.

Lekesiz, bu örgütün devlet, toplum, toplumsal bütünlük, yaşadıkları coğrafya açısından ne anlam ifade ettiğini, nelere yol açabildiğini bildikleri için Emniyet Genel Müdürlüğünde 15 Temmuz'a gelmeden önce epeyce çalışma yaptıklarını bildirdi. Lekesiz, tedbirin tedaviden ucuz olduğuna işaret ederek, 17-25 Aralık'ta cüretini ortaya koyduktan sonra 2014'ten sonra örgütle ilgili ciddi çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Eski Emniyet Genel Müdürü Lekesiz, 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle bin 859 kişiyi mevzuat çerçevesinde ya emekli ya ihraç ettiklerini, çok az bölümünü de başka kurum ve kuruluşlara gönderdiklerini söyledi.

Ramazan Akyürek, Muammer Bucak, Recep Güven, Cihangir Çelik, Anadolu Atayün, Ercan Taştekin gibi isimleri kurumdan uzaklaştırmakla yetinmediklerini, kurdukları büro aracılığıyla adli mercilerle koordinasyon içinde çalışma yürüttüklerini ifade eden Lekesiz, 17-25 Aralık'tan sora ülke genelinde 848 operasyon yapıldığını, 5 bin 742 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Lekesiz, bunlardan bin 554'ünün emniyet mensubu olduğunu, geriye kalanın toplumun diğer kesimlerinin oluşturduğunu kaydetti. Lekesiz, bu kişilerden bin 465'inin tutuklandığını, 15 Temmuz'a gelinceye kadar FETÖ ile irtibatlı olduğunu değerlendirdikleri 649 holding, şirket, vakıf, dernek, özel okul, yurt, özel hastane benzeri kurumlara operasyon yapıldığını, 609'una kayyum atandığını, 38'ine el konulduğunu, 2'sine devir satış yasağı getirildiğini kaydetti. Lekesiz, örgüte destek olduğunu düşündükleri 850 akaryakıt istasyonunun denetlendiğini, bunlardan 268'i için resmi işlem yapıldığını, 80 ilde bin 426 özel eğitim kurumunda operasyonlar, denetimler, çalışmalar yapıldığını bildirdi.

Celalettin Lekesiz, teşkilat mensuplarından 5 bin 573 kişiye 823 soruşturma açıldığını ifade etti.

Lekesiz, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki amacının, meşru otoriteyi ortadan kaldırmak, devleti, hükümeti ele geçirip yabancı güçlerin egemenliğine bırakmak, Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, Türkiye'yi aktör olarak dışarıda bırakmak, ülke topraklarının bir kısmında PYD, YPG işgaline zemin hazırlamak, anayasayı değiştirmek, kaos, iç çatışma yaşatarak ülkeyi Suriye gibi yönetilemez noktaya getirmek olduğunu vurguladı.

Lekesiz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatandaşları uyarması, demokrasiye sahip çıkmaya davet etmesi, Başbakan Binali Yıldırım'ın şahsında hükümetin dirayetli duruşu, halkla bütünleşen kucaklayıcı, yönlendirici açıklamaları, TBMM'nin ortaya koyduğu güçlü iradenin, parti liderlerinin ve siyaset kurumunun yaptığı açıklamaların, darbeye zamanında bir bütün olarak karşı çıkılmasının, milletin canı pahasına tankların önüne geçmesinin, polis teşkilatının ilk saatlerden itibaren son derece kararlı şekilde demokrasinin, meşru otoritenin yanında durmasının darbeyi engellediğini söyledi.

Darbe gecesi olanları dakika dakika anlatan Lekesiz, ailesiyle akşam yemeği yemek üzere saat 21.30'da evine gittiğini, daha sonra Ankara Emniyet Müdürü'nün "Genelkurmaydan silah sesleri geliyor." diye aradığını ve ardından İstanbul Emniyet Müdürü'nün aradığını söyledi.

Lekesiz, yemekten bir lokma dahi almadan, "Bu paralel çetenin darbe girişimi. Siz devam edin, ben çıkıyorum." diyerek evden ayrıldığını, tüm genel müdür yardımcılarını, daire başkanlarını kriz merkezine çağırdığını ifade etti.

Emniyet Genel Müdürlüğünün kriz merkezindeki toplantıya Ankara Valisi ve Ankara Emniyet Müdürü'nün de katıldığını ifade eden Lekesiz, "Arkadaşlar, bu çok açık ve net paralel çetenin darbe girişimidir. 5 genel müdür yardımcımız şimdi vereceğimiz emirleri 81 il emniyet müdürüne sözlü olarak iletin." dediğini aktardı. Lekesiz, verilen 11 emri sıraladı, depolarda bulunan tüm uzun namlulu silah, mühimmatın teşkilata, personele dağıtıldığını kaydetti.

Lekesiz, Emniyet Genel Müdürlüğünden daha önce ihraç edilmiş FETÖ mensuplarının akşam sekiz buçuktan itibaren darbeden haberlerinin olduğunu, aileleriyle vedalaştığını, silahlarını kuşanarak, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, bazı daire başkanlıkları, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi yerlerin her birinde 20-25 kişinin olduğunu gördüklerini söyledi.

Lekesiz, darbe girişimi gecesini, "Türkiye'nin en uzun, polisin de en zor gecesi" olarak niteledi.

Soruları da yanıtlayan Lekesiz, darbe girişiminden önceden haberinin olmadığını ifade etti. Lekesiz, FETÖ'nün, Silahlı Kuvvetlerin içinde epeyce kapasiteye ulaştığı, darbe yapacağı endişesi taşıyanlardan olduğunu dile getirerek, "Ancak o gün, 'şu saatte darbe yapacaklar' diye maalesef elimizde bilgi yoktu." dedi.

Adil Öksüz ile ilgili soru üzerine Lekesiz, bu konuyla ilgili özel büro kurduklarını dile getirdi. Lekesiz, "Öksüz'e yardımcı olanlar oldu mu? Olabilir, kapıyı kapatmamak lazım." değerlendirmesinde bulundu. Lekesiz, Öksüz'ün neden takip edilmediği konusunun münhasıran, derinlemesine incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

FETÖ ile mücadelenin, dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala ile en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Lekesiz, 15 Temmuz'a gelindiğinde, kurum ve kuruluşlar içinde FETÖ ile mücadeleyi en üst düzeyde yapan kurumlardan birinin Emniyet Genel Müdürlüğü olduğunu söyledi.

Lekesiz, her şeyin sonuçlarının, etkileriyle ölçüldüğüne işaret ederek, 15 Temmuz'a bakıldığında, emniyet teşkilatının 81 ilde darbe girişimine direndiğini, üst düzeyde bir tane dahi daire başkanı, genel müdür yardımcısı, il müdürünün darbeye destek vermediğini kaydetti. Lekesiz, hükümetin kararlı iradesi olmasa bin 859 kişinin ihraç edilemeyeceğini dile getirdi.

Emniyet Genel Müdürlüğünden merkeze alınmasının gerekçesini araştırmadığını ifade eden Lekesiz, demokratik ülkelerde böyle olduğunu, ortaya çıkan iradeye saygı gösterdiğini söyledi.

Lekesiz, FETÖ'cülerin Gezi'deki rolüne ilişkin soruya karşılık, Gezi'de çok yoğun şekilde "tweet" attıklarını belirlediklerini, olayların kışkırtılması, sokak gösterilerinin yoğunlaşması, olayların derinleşmesi için sosyal medyadan çok yoğun çalışmalar yaptıklarını gördüklerini kaydetti. Celalettin Lekesiz, çok komplike, karmaşık süreçleri yöneten, çok farklı kimliklere, rollere giren örgütten bahsettiklerini belirterek, "görünen yüzleriyle şöyle şöyle yaparken", görünmeyen yüzlerle farklı işler yaptıklarını kaydetti.

"Özel kalemimizden, sağımızdan, solumuzdan atadığımız insanlardan FETÖ'cü çıkmadı." diyen Lekesiz, bin 859 kişi atılmasaydı, sivil ayak ve iş dünyasında operasyon yapılmasaydı 15 Temmuz gecesinin çok daha hareketli olacağını, lider kadrosundaki kişilerin emniyetteki diğer unsurları hareketlendireceğinin açık olduğunu belirtti.

Lekesiz, bugün istihdam edilen bir kişinin, 3-6 ay sonra yeni bilgi, şahitlik, tanık dinleme sonucu örgütle irtibatının çıkabileceği uyarısında bulunarak, "Bugün yapılan taramada, elde ettiğiniz istihbarat bilgilerinde ilgisi yok denilen kişinin yarın ilgisi çıkabilir, buna şaşırmamak gerekir. Maalesef böyle bir durum var." diye konuştu.

Lekesiz, 15 Temmuz gecesi MİT Müsteşarı ile epeyce görüştüğünü, neler yapabileceklerini paylaştıklarını, onların da yardım talepleri olduğunu, takviye gönderdiklerini anlattı.

Genel Müdür oluncaya kadar bu örgütü tanıdığını, bildiğini zannedenlerden biri olduğunu dile getiren Lekesiz, Genel Müdür olduktan sonra çok tehlikeli bir örgütle karşılaştığını, örgütün "Türkiye", "hukuk" diye kaygılarının olmadığını söyledi. FETÖ'nün, kendi mensupları dışında başkalarıyla ilgili hak, hukuk, özgürlük derdinin olmadığına dikkati çeken Lekesiz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meslek hayatım boyunca bunların imamlarıyla, şu ilçenin, buranın imamı diye tanışıklığım, görüşmem olmadı. Genel Müdür olduktan sonra bunlara ilişkin 81 ilin, ilçelerin imamı, uluslararası bağlantılarına ilişkin kapsamlı çalışmalar başlattık. 2014 yılından itibaren teşkilatta kaç tane FETÖ'cü var, bunun çalışmasını istedik. Çalışmayı her 3 ayda bir güncelledik. 'Hem sayısı hem rütbeleri itibariyle kaç kişidir, nedir, ne değildir önümüzde bulunsun, üst makamlara buna ilişkin öneri, değerlendirmeleri yapalım' diye envanterini çıkardık, imamları çıkardık, uluslararası bağlantılarını ortaya koymaya elimizden geldiğince çalıştık. Bunların hepsi devletin kurumlarında, mekanizmalarında değerlendirildi, tartışıldı. Bahsettiğim operasyonlar bu bilgiler çerçevesinde yapıldı.

'Bunlar istihbarata sızmış. 7 bin kişiden 6 bin 500'ü bunlarmış...' Bunlar maalesef doğru. Bunlar ayrıldıktan sonra veya varken, PKK ile mücadeleyi sabote etmiş olabilirler mi? Benim hiç şüphem yok. Örgütün neler yaptığını, dinlemeler, haksızlık, hukuksuzluklar, falancanın arsasını zorla elinden almak, akla hayale gelen, gelmeyen her şeyi yaptıklarını görünce, neler yapabileceklerini veya yapmayacaklarını öngörebiliyorum. DHKP-C ile bağlantıları, manipüle etmeleri, terör örgütlerinin içlerine girmeleri, yönlendirmeleri, eylem yapmaları, buların hepsini yapmışlar mıdır? Bu soruya 'evet' diyorum. Rahibin, Hrant Dink'in öldürülmesi, Türkiye'yi hareketlendirmeye, sosyal, fiziki enerjisini heder ettirmeye yönelik, Türkiye'nin iç karışıklığını sağlamaya yönelik bu tür cinayetlere, elimizdeki bilgilerden sonra tekrar derinlemesine bakılmasında yarar var. "

Lekesiz, Genel Müdürlüğü döneminde FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair şüphe olan bir kişiyi dahi terfi ettirmediklerini bildirdi.

Celalettin Lekesiz, son 2 yıldır içlerine adam yerleştirmeye çalıştıklarını belirterek, "17-25 Aralık'ı polis yapmıştı. Fakat 15 Temmuz'da Türkiye'nin bu belayı defetmesinde de polis aktif rol aldı. Polisin içinde çok ciddi çalışmalar yapıldı, tasarruflarda bulunuldu ki 2 yıl kadar önce Türkiye'nin başına yeni bir gaile açan bir teşkilat, 2 yıl sonra tam tersini yapıp Türkiye'nin medeniyet yürüyüşüne devam edebilmesi için doğru yerde yer alıp, doğru rol oynadı." dedi.

Lekesiz, "Emniyet'te kripto FETÖ'cüler var mı?" sorusunu, "Olabilir. Yeni bilgiler çıktıkça bunlar da ortaya çıkacaktır." diye yanıtladı.

Orduya FETÖ ile ilgili rapor verilip verilmediğine yönelik soruya karşılık ise Lekesiz, devlet olmak neyi icap ediyorsa onun gereğinin yapıldığını kaydetti.

Darbeye yönelik istihbarat bilgisi almadıklarını, istihbarat kurumlarını masaya yatırmak gerektiğini dile getiren Lekesiz, bu örgütle mücadele için müstakil, işi sadece bu olan bir yapı kurmak gerektiğini vurguladı. Lekesiz, bunun 40 yılın sonucu olduğunu, 40 yılın sonucunun bir kuruma görev yükleyerek çözülemeyeceğini ifade ederek, işi sadece bu olan, uluslararası, finans, idari, adli, iletişim, mali boyutunu yönetecek, İçişleri, Dışişleri, Maliye, askerden oluşacak bir stratejik yol haritasıyla mücadele edip, ulusal ve uluslararası boyutunu felç edecek bir birime ihtiyaç olduğunu bildirdi.

Lekesiz, sınavlarda şehit çocuklarına dahi acınmadığını, şehit çocuklarının dahi kuruma girmesinin istenmediği için örgütün soruları kendi adamlarına verdiğini kaydetti.

İş adamı Galip Öztürk, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna bilgi verdi.

Geçmişte çocuklarından bazılarını bu yapının okullarında okuttuğunu aktaran Öztürk, 2009 yılında kozmik odaya girilmesine kadar söz konusu yapının yaptıklarına maddi ve manevi destekte bulunduğunu ancak bu tarihten sonra kafasında soru işaretleri oluştuğunu anlattı.

FETÖ'nün Kuzey Irak İmamı olduğu iddia edilen Talip Büyük ile geçmişteki irtibatını da anlatan Öztürk, bu kişinin şu anda kaçak olduğunu ve örgüt tarafından kendisine geçmişte kumpas kurulduğunu Büyük'ün ifade ettiğini söyledi.

FETÖ imamlarından Ahmet Kara'nın, Afrika'da yapılacak bir okul için örgüt adına kendisinden 8 milyon dolar para talebinde bulunduğunu aktaran Öztürk, "Ahmet Kara beni ikna etmeye çalıştı. Artık benim de Türkiye'de hızlı büyüyen yapıda bir iş adamı olduğumu, kendilerine bu konuda sorgulamadan yardım yapmamın daha doğru olacağını söyledi. Ben bunlardan daha fazla şüpheler duymaya başladığımda polisten baskılar, tehditler almaya başladım." ifadesini kullandı.

O günlerde FETÖ'nün Samsun İmamı olan Bilal Karaduman ile görüştüğünü kaydeden Öztürk, Samsun Canik Başarı Üniversitesinin kaba inşaatının bedeli olarak 4 milyon 650 bin lirayı vermesi karşılığında herhangi bir sıkıntı yaşamayacağının kendisine söylendiğini belirtti.

Daha sonra da kendisinden İstanbul İstinye'de 6,5 milyon lira tutarında bir okul yaptırması talebinde bulunulduğunu ifade eden Öztürk, "Bu okulu inşaat şirketim üzerinden kendim yapmak istedim. Proje çalışması yaptırdım. O okulu da yurdu da yapmadılar. Bahçe düzenlemesi yaptırdılar bize." diye konuştu.

İmamlar adına para topladığını iddia ettiği Sezgin Yılmaz adında bir mimarın kendisini ziyaret ederek, "Sizin bu parayı vermenizde yarar var. Sizin için çok iyi olur. Yıllardır hizmete emeğiniz var ama içimizde çelişkiler oluştu. Lütfen bu 6,5 milyonu verin." dediğini aktaran Öztürk, daha sonra 2 milyon 750 bin liraya kadar inilmesi üzerine bu miktarın kendisinden okul ve yurt için istenmediğini anladığını söyledi.

"Artık iş tehdit ve şantaj boyutunun ötesine doğru gidiyordu." diyen Öztürk, Sezgin Yılmaz'ın, söz konusu parayı vermesi halinde kendisini kurtaracaklarını söylediğini, kendisinin ise bu teklifi kabul etmediğini kaydetti.

Öztürk, 24 Şubat 2012'de gözaltına alındığını ve eski savcı Muammer Akkaş'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklandığını anımsatarak, Ankara'dan bir avukat grubu gönderildiğini ve 60 milyon dolar verdiği takdirde hapisten çıkabileceğinin söylendiğini aktardı. Galip Öztürk, "Bunlar, magazinel bir iftiraname ile beni suçladılar." değerlendirmesinde bulundu.

Öztürk, şu görüşleri ileri sürdü:

"Türkiye'deki iş camiasının yüzde 80'ine nüfuz etmiş durumda olduklarını düşünüyorum. Orta ve üst düzey para kazanan tüm iş adamlarımızın minimum yüzde 80'ine, belki daha fazlasına nüfuz etmiş durumda olduklarını biliyorum. Çünkü ben bunlardan sadece bir tanesiyim. Her yöntemle para alıyorlar. Kestiğimiz kurbanın derisinden de para alıyorlar, ihaleden de para alıyorlar. Birçok iş adamımızın burada veya mahkemelerimizde olamayışı, gerçek yüzlerini ortaya koyamayışı tamamen hala korkuya dayalı veya bir ihalede kendilerinden aldıkları destekle alakalıdır. Ben bugüne kadar bu yapı ve benzeri hiçbir yapıdan destek almadığım için karşınızdayım. Bana göre, Koç ve Sabancı grubu dahil herkesin bunlara bir şekilde destek olduğunu, bunların bize, bizim ülkemizin milli değerlerine verdiği zarara bedel ödediğini hep beraber göreceğimizden hiç şüphem yok."

Yaşadıklarını anlatacağını söylediği zaman Sızıntı dergisinin o dönem başında bulunan Mehmet Ali Şengül'ün oğlunun, Fetullah Gülen ve babasının selamıyla kendisini ziyaret ettiğini ve "Galip Bey sen bu dönemde konuşma. Önümüzde dönem var. Önümüzdeki dönemin, yeni Türkiye'nin önemli iş adamlarından olmak istiyorsan bu sözlerimize itibar et." dediğini aktaran Öztürk, örgütün tekliflerini reddettiğini ve bunun da cezasını iki yıl Gürcistan'da sürgünde kalarak çektiğini ifade etti.

Geçmişte FETÖ ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Hüseyin Gülerce ile de görüştüğünü anlatan Öztürk, "Hüseyin Gülerce, o gün muktedir bir adam olarak konuşuyordu, yani bir tarafın adamı olarak konuşuyordu. Bugün 17-25 Aralık'tan sonra ufak tefek çıkışlarına da bakarsak, sonraki dönemde dozunu düşürerek, belli bir sistemin, belli bir tarafın adamı olmaya çalışan, kimin gemisi kalkarsa ona binmeye çalışan bir yazarımız olarak görüyorum. Hüseyin Gülerce'nin, çok bilip çok konuşan ama bu örgüt, yapı hakkında hiçbir şey söylemeyen bir adam olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Örgüte karşı korkusuz davrandığını ve konuştuğunu söyleyen Öztürk, "Ama şunu da samimiyetle söylemek istiyorum, eğer 17-25 Aralık'ta dahi bu kadar güçlü olduklarını bilseydim, 350 generalin yaklaşık 200'ünün bu örgütün paşası olduğunu bilseydim belki o gün de konuşmazdım, biraz kenarda durabilirdim." dedi.

15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık 70 gün önce bir ortamda, Meral Akşener aleyhinde bir takım yorumlarda bulunması üzerine, eski Edirne Milletvekili Ali Ayağ'ın kendisine çıkıştığını ve "Sen çok paralel safsatası yapıyorsun. Yakında paralel ne onu görürsün. Bir de Meral Akşener'in bu memleketin hangi makamına oturacağını da yakında göreceksin." dediğini aktardı.