2008-03-04 - 12:00
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Irak'ın kuzeyine yaptığı sınır ötesi harekata 8. günde ansızın son vermesinin, Türk milletine derin bir şaşkınlık, teessür ve hayal kırıklığı yaşattığını söyledi.
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TSK'nın Irak'ın kuzeyine
yaptığı kara harekatı ve sonraki gelişmeleri değerlendirdi.
''Bugünkü grup toplantımızı, Kuzey Irak'a yapılan kara harekatında
toprağa düşerek şehitlik mertebesine ulaşan 24 silahlı kuvvetler
mensubumuza ve 3 geçici köy korucumuza Yüce Allah'tan bir kere daha
rahmet dileyerek açmayı ve Türk milletinin kalbinde ebediyen yaşayacak
bu asil ve kahraman evlatlarımızın aziz hatıraları önünde minnet ve
şükranla eğileceğimiz saygı duruşuyla bitirmeyi öngörüyordum'' diyen
Bahçeli, ancak, son birkaç gün içindeki olayların, bu çerçevenin dışına
çıkılmasını zaruri hale getirdiğini söyledi.
Bahçeli, TSK'nın 21 Şubatta başlattığı sınır ötesi harekatın seyri, sona
erdirilme zamanı ve şekli ile bu konuda Türkiye'nin maruz kaldığı dış
baskıların, siyasi gündemin en önemli konusu olduğunu belirtti.
Bu süreçte yaşanan gelişmelerin ve bunların izaha muhtaç bazı
yönlerinin, Türk milletinde haklı endişe, kuşku ve tereddütlerin
doğmasına yol açtığını ifade eden Bahçeli, bu konuda yapılan resmi
açıklamaların ve kamuoyuna verilen bilgilerin, oluşan bu endişeleri
gidermede yeterli olmadığını savundu.
-''SİYASİ EZİKLİK VE TUTARSIZLIK...''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu süreçte sergilediği tutumu,
''Siyasi eziklik ve tutarsızlık'' olarak niteleyen Devlet Bahçeli, şöyle
dedi:
''Kuzey Irak'a başlatılan sınır ötesi harekat, Türk milleti tarafından
heyecan ve gururla karşılanmış ve Türkiye'ye büyük acılar çektiren kanlı
terörün belinin kırılacağı yolunda büyük ümit ve beklentiler
yaratmıştır. Resmi makamların, içinin doldurulamadığı sonradan anlaşılan
hamasi ve afaki beyanları, sözde kararlılık gösterileri ile harekatın
basın ve yayın organlarında ele alınış biçimi, kamuoyunda yüksek bir
beklenti ortamı oluşmasına ilave katkılarda bulunmuştur.
Böyle bir ortamda, sınır ötesi askeri harekata 8. gününde ansızın son
verilmesi ve Türk birliklerinin geri çekilmesinin, 29 Şubat sabahı
itibariyle tamamlandığının izahı ve anlaşılması zor bir kargaşa süreci
sonunda gecikmeli olarak kamuoyuna duyurulması, Türk milletine derin bir
şaşkınlık, teessür ve hayal kırıklığı yaşatmıştır. Bu sürecin son
aşamasında devlet organları arasında çok ciddi bir uyum, koordinasyon ve
bilgilendirme sorunu ortaya çıkmış, ilgili kurumlar birbirinden kopuk
bir şekilde ya sessizlik içine girmişler ya da çelişkili tutumlar
sergilemişlerdir.''
MHP lideri Bahçeli, ''Kaos'' şartlarının, sınır ötesi harekatın sona
erdirilmesi sürecinde, devletin zirvesinde yaşandığını ileri sürerek,
''AKP hükümeti bu süreci yönetmede sergilediği şaşkınlık, beceriksizlik
ve ciddiyetsizlikle, devletin itibarının yara almasının en büyük
sorumlusu olmuştur'' dedi.
-''DEVLETİN İTİBARININ AŞINMASI...-''
Başbakan'ın sonradan giriştiği tevil çabaları ve kamuoyunu yatıştırmak
için başlattığı yönlendirme kampanyalarının bu acı gerçeği
değiştirmeyeceğini öne süren Bahçeli, ''AKP hükümetini, 'Devletin
itibarının aşınmasına ve inandırıcılığının sorgulanmasına' yol açma
vebalinden kurtarmaya yetmeyecektir'' diye konuştu.
Terörle mücadele konusunda son 5 yılda meydana gelen olayları da anlatan
Bahçeli, AK Parti hükümetinin, bu süre içinde Kuzey Irak'ta yuvalanan
terör unsurlarına karşı hiçbir müdahalede bulunmadığını, TBMM'nin iznini
gerektirmeyen hava harekatı için bile 5 yıl beklediğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Terörle mücadelede çok önemli bir aşamaya geçiş
ve terörü temizlik harekatı'' olarak tanımladığı kara operasyonunun,
kamuoyunda yaratılan beklentilerin aksine çok kısa sürdüğünü belirten
Bahçeli, Irak'ın kuzeyindeki Barzani ve peşmerge gruplarının himayesinde
yuvalanan PKK'lı teröristlerin sayısının, 3 bin ile 3 bin 500 arasında
olduğunu bildirdi.
Bunların önemli bir bölümünün, Barzani'nin peşmergeleriyle iç içe
yaşadığını ifade eden Bahçeli, konuşmasında son kara harekatına ilişkin
resmi makamlara da değindi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sınır ötesi operasyonda görev alan ve
kendilerine verilen hedefler doğrultusunda görevlerini başarıyla icra
eden TSK mensuplarını kutlayarak, ''MHP; terörle top yekun mücadelede,
arkasında inandırıcı bir askeri güç ve siyasi irade olan, çok yönlü bir
caydırıcılık stratejisinin, kararlılık ve kesintisiz olarak
uygulanmasının kaçınılmaz olduğuna inanmaktadır. Ancak, AKP hükümeti son
5 yıl içinde terörle mücadelede acz ve zafiyet içinde olmuştur'' dedi.
-''AKP DÖNEMİNDEKİ İLK KARA HAREKATI...''-
Bahçeli, AKP'nin, terör örgütü PKK'nın gerçek anlamda tasfiye edilerek
bölgeden sökülüp atılması hedefinden uzaklaştığını, mevzi ve kısmi
tedbirlerle yetinmeyi yeni bir küçük hedef olarak benimsediğini savundu.
Devlet Bahçeli, AKP hükümeti döneminde icra edilen bu ilk sınır ötesi
kara harekatının, gecikmiş bir adım sayılsa bile yine de gerekli ve
önemli bir aşama olduğuna işaret ederek, terör örgütü PKK'nın tasfiyesi
hedefine ulaşılması için olmazsa olmaz 3 temel şart bulunduğunu bildirdi.
Bunlardan birincisinin, Irak'ın kuzeyindeki terör yuvalarına yönelik
kapsamlı bir temizlik ve imha harekatı yapılması ve TSK unsurlarının
bölgede geçici bir süre konuşlandırılarak bir güvenlik kuşağı
oluşturulması olduğunu dile getiren Bahçeli, ''İkinci şart ise, Barzani
ve Peşmerge güçlerinin, terör örgütü PKK'ya sağladığı açık veya örtülü
himaye ve desteği kesmesidir. ABD'nin sınırlı istihbarat paylaşımının
ötesinde, Türkiye'ye bu konuda siyasi ve askeri destek vermesi de üçüncü
şarttır. Son gelişmelere bakıldığında, bu şartların gerçekleşmediği
görülecektir'' şeklinde konuştu.
-''BARZANİ'YE TEMİNAT...''-
Konuşmasında bölgesel Kürt yönetimi lideri Mesut Barzani'nin tutumunu da
eleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, Barzani'nin, sınır ötesi
operasyonu, ''TSK'nın saldırısı'' olarak nitelendirdiğini ve bunu bahane
ederek 1997 yılından beri özel bir düzenlemeyle Irak'ın kuzeyinde
bulunan bin 200 civarındaki Türk Özel Kuvvetler unsurlarının bölgeden
çıkartılması için resmi girişim başlattığını söyledi.
Devlet Bahçeli, bu gerçek ortadayken, Başbakan'ın, ''Terörle mücadele
sürecini Irak'la istişare halinde sürdürdüklerini söylemesi ve Irak
yönetiminin sergilediği dirayetli ve işbirliğine açık tutumunu takdire
şayan'' bulmasının, en hafif tabiriyle, ''İbret verici bir siyasi
aymazlık ve körlük'' olduğunu söyledi.
-''ABD'NİN TÜRKİYE'YE VERDİĞİ DESTEK...''-
''Sayın Başbakan ne kadar inkâra yeltense de gerçekler önümüzdeki
dönemde bir bir ortaya çıkacaktır'' diyen Bahçeli, ABD'nin terörle
mücadelede Türkiye'ye verdiği desteğe değinerek, ABD'nin
terörle mücadele konusunda Türkiye'ye verdiği sınırlı desteğin niteliği
ve amacı ile bu konuda ilerletmeye çalıştığı siyasi projeye dayanan
düşüncelerinin, giderek belirgin hale geldiğini ifade etti.
Bahçeli, ''Son kara harekatının, süre, bölge ve askeri hedefler
bakımından ABD'nin izin verdiği ölçüde yapıldığını gösteren işaretler,
ABD'nin harekatın ilk günlerinden başlayarak ortaya koyduğu tutum, bu
konudaki niyetlerini göstermek açısından esef ve endişe verici
gelişmeler olmuştur'' değerlendirmesinde bulundu.
MHP lideri Bahçeli, terör örgütü PKK'yı, Türkiye ve ABD'nin ortak
düşmanı ilan eden Başkan Bush'un son zamanlarda yaptığı açıklamalara da
işaret ederek, ''Bu aşağılayıcı tebligatlar, ABD'nin kafasının
gerisindeki düşünce ve niyetleri, tereddüte mahal bırakmayacak biçimde
ortaya koymuştur. ABD'nin Kuzey Irak'ın istikrarının etkilenmemesi
bahanesiyle terörle mücadelede Türkiye'nin önünü kesecek kırmızı
çizgiler çıkarması, bu konuda, 'Tavşana kaç, tazıya tut' siyaseti
izlediklerini bir kere daha göstermiştir '' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hedefi Kandil''
manşetlerinin atıldığı, ''Hakurk ve Haftanin kamplarına girilmek
üzere olunduğu'' şeklinde yayınların yapıldığı bir ortamda, böyle bir
ani çekilmenin, Türk kamuoyunda haklı olarak doğurduğu bu duyguların,
yadırganmasının hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığını kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, oynanan
sinsi oyunun iyi okunması gerektiğini belirterek, ''ABD, 'Türkiye'ye
ölümü göstererek sıtmaya razı etmeye' çalışmaktadır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geri
çekilmenin ABD Dışişleri Bakanının Hindistan'dan verdiği ihtardan hemen
sonra başladığını ve konuk Bakanın ABD'ye dönüş yolundayken
tamamlandığının anlaşıldığını söyledi.
Türk kamuoyunun, çekilmenin başladığını ve tamamlandığını ilk defa
Barzani sözcülerinin açıklamalarından öğrendiğini belirten Bahçeli,
''AKP hükümetinin, terörle mücadeleden beklenen siyasi amaçları,
böylesine dar bir çerçevede belirlediği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin de
buna uygun olarak sınırlı hedeflere kısa süreli bir harekat icra ettiği
anlaşılmaktadır. Eğer durum böyleyse, bu gerçeklerin açıkça ortaya
konulması herkes için sorumluluk icabı olarak görülmelidir'' diye
konuştu.
-''TÜRK KAMUOYU TATMİN OLMADI''-
Bahçeli, Türk kamuoyunun geri çekilme konusunda ''Salt güvenlik''
nedenleriyle yapılan açıklamaları tatmin edici bulmadığını bildirdi.
Operasyonla ilgili olarak yapılan basın açıklamalarında etkisiz hale
getirilen hedeflere ilişkin olarak, ''PKK terör örgütünü gerilla
statüsüne sokacak'' uluslararası savaş hukukunda bu yönde karşılığı olan
terim ve sıfatlara yer verildiğini öne süren Devlet Bahçeli, ''Bu
çerçevede, komuta merkezi, muhabere ve lojistik tesisi ve mürettebatı
olan uçaksavar mevzii gibi terimlerin, teröristlere savaş hukuku
kapsamında savaşan taraf statüsü atfedecek nitelikte olduğunu
düşünmekteyiz. Düzenli bir muharip güç için kullanılması
doğal olan bu nitelendirme ve atıfların, terör örgütünün hak etmediği
bir imaj ve prestij kazanmasına ve kendisine büyük bir güç
vehmedilmesine hizmet edebileceğinin bu kapsamda hatırda tutulması da
yerinde olacaktır'' ifadesini kullandı.
Bahçeli, ABD'nin, Türkiye'ye sınırlı bir çerçevede istihbarat desteği
verdiğini ancak terörün temizlenmesi için gerekli çapta kara harekatının
önüne set çektiğini dile getirdi.
-''TESADÜF OLARAK GÖRÜLEMEZ...''-
''ABD'nin, sorunun çözümünü Barzani'nin istediği yönde Türkiye içinde
başlatılacak siyasi çözüm süreçlerine yönlendirme çabası içinde olduğu
bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır'' diyen Bahçeli şöyle devam etti:
''Herkes artık bu gerçekleri görmeli ve oynanan sinsi oyunun adını doğru
koymalıdır. ABD, bu anlamda 'Türkiye'ye ölümü göstererek sıtmaya razı
etmeye' çalışmaktadır. Türkiye ile ABD arasındaki
ilişkilerde ve terörle mücadelede bir milat olduğu söylenen 5 Kasım 2007
Beyaz Saray görüşmesi, aslında Türkiye'nin siyasi çözüm sürecine
çekilmesi yönünde bir dönüm noktası olarak kabul edilmelidir.''
Son zamanlarda; ABD yetkililerinin sürekli olarak, askeri operasyonların
terörü bitirmek için yeterli olmayacağına, bu konuda Türkiye'nin siyasi
adımlar atması gerektiğine vurgu yapmalarının ''Tesadüf olarak
görülemeyeceğine'' dikkati çeken MHP lideri Bahçeli, ABD Savunma
Bakanının da son ziyaretinde siyasi programla desteklenen siyasi
açılımlara ihtiyaç bulunduğunu özel olarak ön plana çıkardığını söyledi.
MHP lideri Bahçeli şöyle dedi:
''Türkiye'ye gelmeden Irak'tan bir an önce çıkılması için tebligatta
bulunan Savunma Bakanı, Türkiye'de yetkililerle yaptığı görüşmelerin
sonuçlarını, dönüş yolculuğunda Amerikalı basın mensuplarına şu sözlerle
aktarmıştır:
'Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan, askeri olmayan alanlardaki bazı
girişimlerini özel olarak bana aktardılar. Kaygıları, askeri
operasyonlardan taviz vermeden, bu girişimlerin ne kadarını Türk
kamuoyuna açıklayacaklarına ilişkin dengeyi bulmaktır. Türk yetkilileri
Iraklılarla da temas kurdular. Başbakan'ın özel temsilcisi Bağdat'a
gitti. Bu durumda sürecin o kısmına da başladıklarını düşünüyorum' Amerikalı
Bakanın Türk basınına da yansıyan bu sözlerinin anlamı açıktır: Türk
hükümeti terör ve etnik bölücülük sorunu için iç ve dış boyutları olan
bir sürece angaje olmuştur ve bunu ABD ile görüşmektedir.
Bu çerçevede Türkiye, bazı siyasi açılımlarda bulunmaya hazırlanmakta ve
bunu hayata geçirmek için uygun bir ortamın oluşmasını beklemektedir. Türkiye'nin
içindeki siyasi çözüm sürecinin yanı sıra, Barzani ile yeni bir siyasi
pazarlık süreci başlatılması için ilk adımlar da atılmıştır.''
-BEYAZ SARAY ZİRVESİ-
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Kasımda Beyaz Saray'da yapılan
zirvenin hangi anlamda milat olduğunun şimdi daha iyi anlaşıldığını ve
taşların yerine oturduğunu belirterek, ''ABD ile siyasi çözüm konusunda
pazarlık yapılmadığını bugüne kadar sürekli iddia eden, bu konuda bir
onur polemiği başlatan ve son olarak 'Sağır duymaz, uydurur' gibi hafif
sözlerin arkasına sığınarak kendini aklamaya çalışan Başbakan Erdoğan'ın
bu beyanlar karşısında ne söyleyeceğini Türk milleti merak etmektedir. AKP'nin
mumu bu konuda da yassıya kadar yanmış, Başbakan Erdoğan'ın maskesi bir
kere daha düşmüştür. Sayın Başbakan ve
hükümeti, terörden beslenen etnik bölücülük sorununun iç boyutunun
çözümünü, PKK'nın siyasi talepleri doğrultusunda siyasi bir süreç
başlatılmasına bağlamıştır'' dedi.
-''ANLAŞILMAZ GARABET, AFFEDİLMEZ GAFLET''-
''Türkiye'nin terörle mücadelede askeri yollarla sonuç alamayacağının
tecrübeyle sabit olduğunu'' iddia eden bazı çevrelerin bulunduğuna
dikkati çeken Bahçeli, şunları söyledi:
''Bu çevrelerin, askeri operasyonların kısa sürede bitirilerek siyasi
operasyon aşamasına geçilmesini savunmalarındaki amaçlarının,
Türkiye'nin milli kimliği, milli birliği ve üniter devlet yapısı
üzerinde operasyon yapılması olduğu artık anlaşılmalıdır. Askeri
operasyonların devamına ve PKK ile silahlı mücadeleye karşı çıkarak,
siyasi çözüm çığırtkanlığı yapanlarla, üniversitelerde başörtüsü
yasağının kalkmasına karşı çıkan ve bunun Türkiye'nin önemli bir sorunu
olmadığını söyleyenlerin büyük ölçüde aynı çevreler olması, üzerinde
ayrıca düşünülmesi gereken bir ibret vesilesidir.
Başörtüsü sorununun çözüm süreci için TBMM'nin ortaya çıkan iradesini
'Siyasi kaosa davetiye çıkartmak' olarak değerlendiren bu odakların,
Türkiye'nin bölünmesi süreçlerinin başlatılmasının iç çatışma daveti
olacağını hala anlayamamaları, bunu demokratikleşme ve Batı medeniyeti
ölçüsü olarak görmeleri, nereden bakılırsa bakılsın anlaşılmaz bir
garabet ve affedilmez bir gaflettir.''
Devlet Bahçeli, Türk milleti ve milli kimlik kavramlarının yeniden
tanımlanarak farklı etnik kimliklerin kurucu kimlikler olarak Anayasa
teminatı altına alınması; Kürtçe'nin eğitim ve siyasi iletişim dili
olarak resmen kabulü ve Türkiye'nin üniter siyasi yapısının, özerk
bölge-eyalet sistemi temelinde yıkımının alt yapısının hazırlanması
yönündeki çalışmaların sürdürüldüğüne dikkati çekti.
-''ÜZERİNİZDEKİ ŞAİBEYİ KALDIRMIŞ OLACAKSINIZ''-
''Bu şablon, Türkiye'deki Brüksel ve Erbil lobilerinin, İmralı
canisinin, PKK'nın ve TBMM'deki maşalarının Türkiye'ye dayatmak
istedikleri siyasi çözüm reçetesidir'' diyen Devlet Bahçeli konuşmasını
şöyle sürdürdü:
''Başbakan Erdoğan'ın dalgalı siyasi geçmişi, bu konulardaki beyanları
ve son olarak hazırlattığı yeni Anayasa taslağında yer alan bu yöndeki
hükümler, AKP'nin siyasi perspektifinin de bu amaçlarla örtüşen bir
çizgide geliştiğini göstermektedir. 'PKK'nın ve etnik bölücülerin bu
yöndeki taleplerinin hiçbir şart altında gerçekleşmeyeceğini, buna
tamamıyla karşı bulunduklarını' bugüne kadar kesin ifadelerle
açıklamayan Sayın Başbakan, bu tutumuyla bu odakların ümit ve cesaret
kaynağını olmuştur.
Şimdi buradan Sayın Başbakan'a seslenmek ve çok samimi bir çağrıda
bulunmak istiyorum: Sayın Başbakan, bu ülke hepimizindir. Türkiye'nin
milli birliğini, milli devlet niteliğini ve üniter siyasi yapısını
korumak ve güçlendirmek hepimizin ortak görevi ve sorumluluğudur. Zaman
zaman tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak kavramlarını klişe
sloganlar olarak dile getiriyorsunuz. Ancak, gelin bu kavramların somut
içeriğinin ve bunların vazgeçilmez gereklerinin ne olduğunu, sık sık
tekrarladığınız terörle mücadelenin siyasi boyutundan ne anladığınızı
açık ve dürüst olarak ortaya koyun. Türk milletinin karşısına çıkarak
PKK'nın ve etnik bölücülerin bu taleplerine karşı olduğunuzu ve bu
emellere hiçbir şart altında geçit verilmeyeceğini açıkça ilan edin.
Eğer bunu yaparsanız üzerinizdeki büyük bir şaibeyi ortadan kaldırmış
olacaksınız.''
-İSRAİL'İN GAZZE OPERASYONU-
MHP lideri Bahçeli, konuşmasında İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği
operasyonlara da değinerek, burada ''İnsanlık trajedisi'' yaşandığını
ifade etti.
İsrail'in Gazze şeridindeki yönetimi, ''Düşman bölge'' olarak
tanımladığını ve son altı aydır buraya karşı çok ağır bir ambargo ve
tecrit politikası uyguladığını anlatan Bahçeli şunları kaydetti:
''Bunun sonucunda 1.5 milyon mülteci çok uzun bir süredir muhasara
altında yaşam savaşı vermekte, bölgeye acil insani yardım ve tıbbi
malzeme ulaştırılmasında bile çok ciddi sorun ve engellemeler
yaşanmaktadır.
İsrail'in insanlık dışı bu ablukasına ilaveten, son dönemde İsrail'e
füze saldırılarının artması gerekçesiyle başlatılan askeri harekat toplu
sivil katliam boyutlar kazanmış, son günlerde 100'den fazla Filistinli
kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. İsrail, bu
saldırgan tutumu ile çoluk-çocuk-yaşlı, masum sivil halkı da hedef alan
insanlık suçu işlemekte ve Ortadoğu barış çabalarını bir kere daha
dinamitlemektedir.
MHP, İsrail'i şiddetle kınamakta ve karşılıklı saldırıların bir an önce
son bulmasını ümit etmektedir.''
yaptığı kara harekatı ve sonraki gelişmeleri değerlendirdi.
''Bugünkü grup toplantımızı, Kuzey Irak'a yapılan kara harekatında
toprağa düşerek şehitlik mertebesine ulaşan 24 silahlı kuvvetler
mensubumuza ve 3 geçici köy korucumuza Yüce Allah'tan bir kere daha
rahmet dileyerek açmayı ve Türk milletinin kalbinde ebediyen yaşayacak
bu asil ve kahraman evlatlarımızın aziz hatıraları önünde minnet ve
şükranla eğileceğimiz saygı duruşuyla bitirmeyi öngörüyordum'' diyen
Bahçeli, ancak, son birkaç gün içindeki olayların, bu çerçevenin dışına
çıkılmasını zaruri hale getirdiğini söyledi.
Bahçeli, TSK'nın 21 Şubatta başlattığı sınır ötesi harekatın seyri, sona
erdirilme zamanı ve şekli ile bu konuda Türkiye'nin maruz kaldığı dış
baskıların, siyasi gündemin en önemli konusu olduğunu belirtti.
Bu süreçte yaşanan gelişmelerin ve bunların izaha muhtaç bazı
yönlerinin, Türk milletinde haklı endişe, kuşku ve tereddütlerin
doğmasına yol açtığını ifade eden Bahçeli, bu konuda yapılan resmi
açıklamaların ve kamuoyuna verilen bilgilerin, oluşan bu endişeleri
gidermede yeterli olmadığını savundu.
-''SİYASİ EZİKLİK VE TUTARSIZLIK...''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu süreçte sergilediği tutumu,
''Siyasi eziklik ve tutarsızlık'' olarak niteleyen Devlet Bahçeli, şöyle
dedi:
''Kuzey Irak'a başlatılan sınır ötesi harekat, Türk milleti tarafından
heyecan ve gururla karşılanmış ve Türkiye'ye büyük acılar çektiren kanlı
terörün belinin kırılacağı yolunda büyük ümit ve beklentiler
yaratmıştır. Resmi makamların, içinin doldurulamadığı sonradan anlaşılan
hamasi ve afaki beyanları, sözde kararlılık gösterileri ile harekatın
basın ve yayın organlarında ele alınış biçimi, kamuoyunda yüksek bir
beklenti ortamı oluşmasına ilave katkılarda bulunmuştur.
Böyle bir ortamda, sınır ötesi askeri harekata 8. gününde ansızın son
verilmesi ve Türk birliklerinin geri çekilmesinin, 29 Şubat sabahı
itibariyle tamamlandığının izahı ve anlaşılması zor bir kargaşa süreci
sonunda gecikmeli olarak kamuoyuna duyurulması, Türk milletine derin bir
şaşkınlık, teessür ve hayal kırıklığı yaşatmıştır. Bu sürecin son
aşamasında devlet organları arasında çok ciddi bir uyum, koordinasyon ve
bilgilendirme sorunu ortaya çıkmış, ilgili kurumlar birbirinden kopuk
bir şekilde ya sessizlik içine girmişler ya da çelişkili tutumlar
sergilemişlerdir.''
MHP lideri Bahçeli, ''Kaos'' şartlarının, sınır ötesi harekatın sona
erdirilmesi sürecinde, devletin zirvesinde yaşandığını ileri sürerek,
''AKP hükümeti bu süreci yönetmede sergilediği şaşkınlık, beceriksizlik
ve ciddiyetsizlikle, devletin itibarının yara almasının en büyük
sorumlusu olmuştur'' dedi.
-''DEVLETİN İTİBARININ AŞINMASI...-''
Başbakan'ın sonradan giriştiği tevil çabaları ve kamuoyunu yatıştırmak
için başlattığı yönlendirme kampanyalarının bu acı gerçeği
değiştirmeyeceğini öne süren Bahçeli, ''AKP hükümetini, 'Devletin
itibarının aşınmasına ve inandırıcılığının sorgulanmasına' yol açma
vebalinden kurtarmaya yetmeyecektir'' diye konuştu.
Terörle mücadele konusunda son 5 yılda meydana gelen olayları da anlatan
Bahçeli, AK Parti hükümetinin, bu süre içinde Kuzey Irak'ta yuvalanan
terör unsurlarına karşı hiçbir müdahalede bulunmadığını, TBMM'nin iznini
gerektirmeyen hava harekatı için bile 5 yıl beklediğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Terörle mücadelede çok önemli bir aşamaya geçiş
ve terörü temizlik harekatı'' olarak tanımladığı kara operasyonunun,
kamuoyunda yaratılan beklentilerin aksine çok kısa sürdüğünü belirten
Bahçeli, Irak'ın kuzeyindeki Barzani ve peşmerge gruplarının himayesinde
yuvalanan PKK'lı teröristlerin sayısının, 3 bin ile 3 bin 500 arasında
olduğunu bildirdi.
Bunların önemli bir bölümünün, Barzani'nin peşmergeleriyle iç içe
yaşadığını ifade eden Bahçeli, konuşmasında son kara harekatına ilişkin
resmi makamlara da değindi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sınır ötesi operasyonda görev alan ve
kendilerine verilen hedefler doğrultusunda görevlerini başarıyla icra
eden TSK mensuplarını kutlayarak, ''MHP; terörle top yekun mücadelede,
arkasında inandırıcı bir askeri güç ve siyasi irade olan, çok yönlü bir
caydırıcılık stratejisinin, kararlılık ve kesintisiz olarak
uygulanmasının kaçınılmaz olduğuna inanmaktadır. Ancak, AKP hükümeti son
5 yıl içinde terörle mücadelede acz ve zafiyet içinde olmuştur'' dedi.
-''AKP DÖNEMİNDEKİ İLK KARA HAREKATI...''-
Bahçeli, AKP'nin, terör örgütü PKK'nın gerçek anlamda tasfiye edilerek
bölgeden sökülüp atılması hedefinden uzaklaştığını, mevzi ve kısmi
tedbirlerle yetinmeyi yeni bir küçük hedef olarak benimsediğini savundu.
Devlet Bahçeli, AKP hükümeti döneminde icra edilen bu ilk sınır ötesi
kara harekatının, gecikmiş bir adım sayılsa bile yine de gerekli ve
önemli bir aşama olduğuna işaret ederek, terör örgütü PKK'nın tasfiyesi
hedefine ulaşılması için olmazsa olmaz 3 temel şart bulunduğunu bildirdi.
Bunlardan birincisinin, Irak'ın kuzeyindeki terör yuvalarına yönelik
kapsamlı bir temizlik ve imha harekatı yapılması ve TSK unsurlarının
bölgede geçici bir süre konuşlandırılarak bir güvenlik kuşağı
oluşturulması olduğunu dile getiren Bahçeli, ''İkinci şart ise, Barzani
ve Peşmerge güçlerinin, terör örgütü PKK'ya sağladığı açık veya örtülü
himaye ve desteği kesmesidir. ABD'nin sınırlı istihbarat paylaşımının
ötesinde, Türkiye'ye bu konuda siyasi ve askeri destek vermesi de üçüncü
şarttır. Son gelişmelere bakıldığında, bu şartların gerçekleşmediği
görülecektir'' şeklinde konuştu.
-''BARZANİ'YE TEMİNAT...''-
Konuşmasında bölgesel Kürt yönetimi lideri Mesut Barzani'nin tutumunu da
eleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, Barzani'nin, sınır ötesi
operasyonu, ''TSK'nın saldırısı'' olarak nitelendirdiğini ve bunu bahane
ederek 1997 yılından beri özel bir düzenlemeyle Irak'ın kuzeyinde
bulunan bin 200 civarındaki Türk Özel Kuvvetler unsurlarının bölgeden
çıkartılması için resmi girişim başlattığını söyledi.
Devlet Bahçeli, bu gerçek ortadayken, Başbakan'ın, ''Terörle mücadele
sürecini Irak'la istişare halinde sürdürdüklerini söylemesi ve Irak
yönetiminin sergilediği dirayetli ve işbirliğine açık tutumunu takdire
şayan'' bulmasının, en hafif tabiriyle, ''İbret verici bir siyasi
aymazlık ve körlük'' olduğunu söyledi.
-''ABD'NİN TÜRKİYE'YE VERDİĞİ DESTEK...''-
''Sayın Başbakan ne kadar inkâra yeltense de gerçekler önümüzdeki
dönemde bir bir ortaya çıkacaktır'' diyen Bahçeli, ABD'nin terörle
mücadelede Türkiye'ye verdiği desteğe değinerek, ABD'nin
terörle mücadele konusunda Türkiye'ye verdiği sınırlı desteğin niteliği
ve amacı ile bu konuda ilerletmeye çalıştığı siyasi projeye dayanan
düşüncelerinin, giderek belirgin hale geldiğini ifade etti.
Bahçeli, ''Son kara harekatının, süre, bölge ve askeri hedefler
bakımından ABD'nin izin verdiği ölçüde yapıldığını gösteren işaretler,
ABD'nin harekatın ilk günlerinden başlayarak ortaya koyduğu tutum, bu
konudaki niyetlerini göstermek açısından esef ve endişe verici
gelişmeler olmuştur'' değerlendirmesinde bulundu.
MHP lideri Bahçeli, terör örgütü PKK'yı, Türkiye ve ABD'nin ortak
düşmanı ilan eden Başkan Bush'un son zamanlarda yaptığı açıklamalara da
işaret ederek, ''Bu aşağılayıcı tebligatlar, ABD'nin kafasının
gerisindeki düşünce ve niyetleri, tereddüte mahal bırakmayacak biçimde
ortaya koymuştur. ABD'nin Kuzey Irak'ın istikrarının etkilenmemesi
bahanesiyle terörle mücadelede Türkiye'nin önünü kesecek kırmızı
çizgiler çıkarması, bu konuda, 'Tavşana kaç, tazıya tut' siyaseti
izlediklerini bir kere daha göstermiştir '' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hedefi Kandil''
manşetlerinin atıldığı, ''Hakurk ve Haftanin kamplarına girilmek
üzere olunduğu'' şeklinde yayınların yapıldığı bir ortamda, böyle bir
ani çekilmenin, Türk kamuoyunda haklı olarak doğurduğu bu duyguların,
yadırganmasının hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığını kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, oynanan
sinsi oyunun iyi okunması gerektiğini belirterek, ''ABD, 'Türkiye'ye
ölümü göstererek sıtmaya razı etmeye' çalışmaktadır'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geri
çekilmenin ABD Dışişleri Bakanının Hindistan'dan verdiği ihtardan hemen
sonra başladığını ve konuk Bakanın ABD'ye dönüş yolundayken
tamamlandığının anlaşıldığını söyledi.
Türk kamuoyunun, çekilmenin başladığını ve tamamlandığını ilk defa
Barzani sözcülerinin açıklamalarından öğrendiğini belirten Bahçeli,
''AKP hükümetinin, terörle mücadeleden beklenen siyasi amaçları,
böylesine dar bir çerçevede belirlediği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin de
buna uygun olarak sınırlı hedeflere kısa süreli bir harekat icra ettiği
anlaşılmaktadır. Eğer durum böyleyse, bu gerçeklerin açıkça ortaya
konulması herkes için sorumluluk icabı olarak görülmelidir'' diye
konuştu.
-''TÜRK KAMUOYU TATMİN OLMADI''-
Bahçeli, Türk kamuoyunun geri çekilme konusunda ''Salt güvenlik''
nedenleriyle yapılan açıklamaları tatmin edici bulmadığını bildirdi.
Operasyonla ilgili olarak yapılan basın açıklamalarında etkisiz hale
getirilen hedeflere ilişkin olarak, ''PKK terör örgütünü gerilla
statüsüne sokacak'' uluslararası savaş hukukunda bu yönde karşılığı olan
terim ve sıfatlara yer verildiğini öne süren Devlet Bahçeli, ''Bu
çerçevede, komuta merkezi, muhabere ve lojistik tesisi ve mürettebatı
olan uçaksavar mevzii gibi terimlerin, teröristlere savaş hukuku
kapsamında savaşan taraf statüsü atfedecek nitelikte olduğunu
düşünmekteyiz. Düzenli bir muharip güç için kullanılması
doğal olan bu nitelendirme ve atıfların, terör örgütünün hak etmediği
bir imaj ve prestij kazanmasına ve kendisine büyük bir güç
vehmedilmesine hizmet edebileceğinin bu kapsamda hatırda tutulması da
yerinde olacaktır'' ifadesini kullandı.
Bahçeli, ABD'nin, Türkiye'ye sınırlı bir çerçevede istihbarat desteği
verdiğini ancak terörün temizlenmesi için gerekli çapta kara harekatının
önüne set çektiğini dile getirdi.
-''TESADÜF OLARAK GÖRÜLEMEZ...''-
''ABD'nin, sorunun çözümünü Barzani'nin istediği yönde Türkiye içinde
başlatılacak siyasi çözüm süreçlerine yönlendirme çabası içinde olduğu
bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır'' diyen Bahçeli şöyle devam etti:
''Herkes artık bu gerçekleri görmeli ve oynanan sinsi oyunun adını doğru
koymalıdır. ABD, bu anlamda 'Türkiye'ye ölümü göstererek sıtmaya razı
etmeye' çalışmaktadır. Türkiye ile ABD arasındaki
ilişkilerde ve terörle mücadelede bir milat olduğu söylenen 5 Kasım 2007
Beyaz Saray görüşmesi, aslında Türkiye'nin siyasi çözüm sürecine
çekilmesi yönünde bir dönüm noktası olarak kabul edilmelidir.''
Son zamanlarda; ABD yetkililerinin sürekli olarak, askeri operasyonların
terörü bitirmek için yeterli olmayacağına, bu konuda Türkiye'nin siyasi
adımlar atması gerektiğine vurgu yapmalarının ''Tesadüf olarak
görülemeyeceğine'' dikkati çeken MHP lideri Bahçeli, ABD Savunma
Bakanının da son ziyaretinde siyasi programla desteklenen siyasi
açılımlara ihtiyaç bulunduğunu özel olarak ön plana çıkardığını söyledi.
MHP lideri Bahçeli şöyle dedi:
''Türkiye'ye gelmeden Irak'tan bir an önce çıkılması için tebligatta
bulunan Savunma Bakanı, Türkiye'de yetkililerle yaptığı görüşmelerin
sonuçlarını, dönüş yolculuğunda Amerikalı basın mensuplarına şu sözlerle
aktarmıştır:
'Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan, askeri olmayan alanlardaki bazı
girişimlerini özel olarak bana aktardılar. Kaygıları, askeri
operasyonlardan taviz vermeden, bu girişimlerin ne kadarını Türk
kamuoyuna açıklayacaklarına ilişkin dengeyi bulmaktır. Türk yetkilileri
Iraklılarla da temas kurdular. Başbakan'ın özel temsilcisi Bağdat'a
gitti. Bu durumda sürecin o kısmına da başladıklarını düşünüyorum' Amerikalı
Bakanın Türk basınına da yansıyan bu sözlerinin anlamı açıktır: Türk
hükümeti terör ve etnik bölücülük sorunu için iç ve dış boyutları olan
bir sürece angaje olmuştur ve bunu ABD ile görüşmektedir.
Bu çerçevede Türkiye, bazı siyasi açılımlarda bulunmaya hazırlanmakta ve
bunu hayata geçirmek için uygun bir ortamın oluşmasını beklemektedir. Türkiye'nin
içindeki siyasi çözüm sürecinin yanı sıra, Barzani ile yeni bir siyasi
pazarlık süreci başlatılması için ilk adımlar da atılmıştır.''
-BEYAZ SARAY ZİRVESİ-
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Kasımda Beyaz Saray'da yapılan
zirvenin hangi anlamda milat olduğunun şimdi daha iyi anlaşıldığını ve
taşların yerine oturduğunu belirterek, ''ABD ile siyasi çözüm konusunda
pazarlık yapılmadığını bugüne kadar sürekli iddia eden, bu konuda bir
onur polemiği başlatan ve son olarak 'Sağır duymaz, uydurur' gibi hafif
sözlerin arkasına sığınarak kendini aklamaya çalışan Başbakan Erdoğan'ın
bu beyanlar karşısında ne söyleyeceğini Türk milleti merak etmektedir. AKP'nin
mumu bu konuda da yassıya kadar yanmış, Başbakan Erdoğan'ın maskesi bir
kere daha düşmüştür. Sayın Başbakan ve
hükümeti, terörden beslenen etnik bölücülük sorununun iç boyutunun
çözümünü, PKK'nın siyasi talepleri doğrultusunda siyasi bir süreç
başlatılmasına bağlamıştır'' dedi.
-''ANLAŞILMAZ GARABET, AFFEDİLMEZ GAFLET''-
''Türkiye'nin terörle mücadelede askeri yollarla sonuç alamayacağının
tecrübeyle sabit olduğunu'' iddia eden bazı çevrelerin bulunduğuna
dikkati çeken Bahçeli, şunları söyledi:
''Bu çevrelerin, askeri operasyonların kısa sürede bitirilerek siyasi
operasyon aşamasına geçilmesini savunmalarındaki amaçlarının,
Türkiye'nin milli kimliği, milli birliği ve üniter devlet yapısı
üzerinde operasyon yapılması olduğu artık anlaşılmalıdır. Askeri
operasyonların devamına ve PKK ile silahlı mücadeleye karşı çıkarak,
siyasi çözüm çığırtkanlığı yapanlarla, üniversitelerde başörtüsü
yasağının kalkmasına karşı çıkan ve bunun Türkiye'nin önemli bir sorunu
olmadığını söyleyenlerin büyük ölçüde aynı çevreler olması, üzerinde
ayrıca düşünülmesi gereken bir ibret vesilesidir.
Başörtüsü sorununun çözüm süreci için TBMM'nin ortaya çıkan iradesini
'Siyasi kaosa davetiye çıkartmak' olarak değerlendiren bu odakların,
Türkiye'nin bölünmesi süreçlerinin başlatılmasının iç çatışma daveti
olacağını hala anlayamamaları, bunu demokratikleşme ve Batı medeniyeti
ölçüsü olarak görmeleri, nereden bakılırsa bakılsın anlaşılmaz bir
garabet ve affedilmez bir gaflettir.''
Devlet Bahçeli, Türk milleti ve milli kimlik kavramlarının yeniden
tanımlanarak farklı etnik kimliklerin kurucu kimlikler olarak Anayasa
teminatı altına alınması; Kürtçe'nin eğitim ve siyasi iletişim dili
olarak resmen kabulü ve Türkiye'nin üniter siyasi yapısının, özerk
bölge-eyalet sistemi temelinde yıkımının alt yapısının hazırlanması
yönündeki çalışmaların sürdürüldüğüne dikkati çekti.
-''ÜZERİNİZDEKİ ŞAİBEYİ KALDIRMIŞ OLACAKSINIZ''-
''Bu şablon, Türkiye'deki Brüksel ve Erbil lobilerinin, İmralı
canisinin, PKK'nın ve TBMM'deki maşalarının Türkiye'ye dayatmak
istedikleri siyasi çözüm reçetesidir'' diyen Devlet Bahçeli konuşmasını
şöyle sürdürdü:
''Başbakan Erdoğan'ın dalgalı siyasi geçmişi, bu konulardaki beyanları
ve son olarak hazırlattığı yeni Anayasa taslağında yer alan bu yöndeki
hükümler, AKP'nin siyasi perspektifinin de bu amaçlarla örtüşen bir
çizgide geliştiğini göstermektedir. 'PKK'nın ve etnik bölücülerin bu
yöndeki taleplerinin hiçbir şart altında gerçekleşmeyeceğini, buna
tamamıyla karşı bulunduklarını' bugüne kadar kesin ifadelerle
açıklamayan Sayın Başbakan, bu tutumuyla bu odakların ümit ve cesaret
kaynağını olmuştur.
Şimdi buradan Sayın Başbakan'a seslenmek ve çok samimi bir çağrıda
bulunmak istiyorum: Sayın Başbakan, bu ülke hepimizindir. Türkiye'nin
milli birliğini, milli devlet niteliğini ve üniter siyasi yapısını
korumak ve güçlendirmek hepimizin ortak görevi ve sorumluluğudur. Zaman
zaman tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak kavramlarını klişe
sloganlar olarak dile getiriyorsunuz. Ancak, gelin bu kavramların somut
içeriğinin ve bunların vazgeçilmez gereklerinin ne olduğunu, sık sık
tekrarladığınız terörle mücadelenin siyasi boyutundan ne anladığınızı
açık ve dürüst olarak ortaya koyun. Türk milletinin karşısına çıkarak
PKK'nın ve etnik bölücülerin bu taleplerine karşı olduğunuzu ve bu
emellere hiçbir şart altında geçit verilmeyeceğini açıkça ilan edin.
Eğer bunu yaparsanız üzerinizdeki büyük bir şaibeyi ortadan kaldırmış
olacaksınız.''
-İSRAİL'İN GAZZE OPERASYONU-
MHP lideri Bahçeli, konuşmasında İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği
operasyonlara da değinerek, burada ''İnsanlık trajedisi'' yaşandığını
ifade etti.
İsrail'in Gazze şeridindeki yönetimi, ''Düşman bölge'' olarak
tanımladığını ve son altı aydır buraya karşı çok ağır bir ambargo ve
tecrit politikası uyguladığını anlatan Bahçeli şunları kaydetti:
''Bunun sonucunda 1.5 milyon mülteci çok uzun bir süredir muhasara
altında yaşam savaşı vermekte, bölgeye acil insani yardım ve tıbbi
malzeme ulaştırılmasında bile çok ciddi sorun ve engellemeler
yaşanmaktadır.
İsrail'in insanlık dışı bu ablukasına ilaveten, son dönemde İsrail'e
füze saldırılarının artması gerekçesiyle başlatılan askeri harekat toplu
sivil katliam boyutlar kazanmış, son günlerde 100'den fazla Filistinli
kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. İsrail, bu
saldırgan tutumu ile çoluk-çocuk-yaşlı, masum sivil halkı da hedef alan
insanlık suçu işlemekte ve Ortadoğu barış çabalarını bir kere daha
dinamitlemektedir.
MHP, İsrail'i şiddetle kınamakta ve karşılıklı saldırıların bir an önce
son bulmasını ümit etmektedir.''
