2013-01-31 - 15:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kamu yatırımlarıyla karşılaştığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kamu yatırımlarıyla karşılaştığını söyledi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Bingöl'ün sorunlarıyla ilgili gündemdışı konuşmasında, kentte son aylarda bine yakın korucu kadrosuyla ilgili proje yürütüldüğünü belirterek, ''Bir yandan müzakere ve diyalogla ilgili süreç başlatılırken, öte yandan binlerce insanı silahlandıran koruculuk sistemi dayatılıyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu- Koruculuk sistemiyle ilgili karar vermeniz gerekiyor'' dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da gündemdışı konuşmasında, Şanlıurfa'nın Hükümet tarafından cezalandırıldığını savunarak, ''Hem vatandaşa çocuk yapın diyorsunuz hem de 4-5 çocuğu hastanede aynı yatakta yatırıyorsunuz. Öncelikle kentte çocuk hastanesi sayısı artırılmalı. En fazla doğum oranı olan kentte doğum hastanesi de yetersiz. Kente pamuk ve hububat destekleme primleri geçmişe göre yüzde 30 azaltıldı. Türk köylüsü bitirilmek isteniyor. Ayrıca kaçak yollarla Suriye'den hayvan getirilmesi nedeniyle üretici mağdur durumdadır'' görüşünü ifade etti.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, gündemdışı konuşmalara yanıt verirken, geçmişte uzun yılların ihmaliyle bölgenin Türkiye ortalamasının altında kaldığını vurgulayarak, birçok faktörün kalkınmayı ve gelişmeyi engellediğini söyledi. AK Parti iktidarları döneminde Doğu ve Güneydoğu'ya büyük önem verildiğini anlatan Yılmaz, ''Bu bölgelerimiz kamu yatırımlarında, Cumhuriyet tarihinin hiçbir dönemine olmadığı kadar yatırımlarla karşılaştı'' dedi.

Şanlıurfa'da bir çok yatırımın gerçekleştirildiğini kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu:

''Suruç'a gitmenizi tavsiye ediyorum; 17 kilometre tünel inşa ediyoruz, Suruç Ovası'na hayat verecek. Geçmişte yanlış sulamadan dolayı Harran Ovası'nda 50 bin hektarlık alan tuzlanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Orada Tarım Reformu ile toplulaştırma çalışması yapıyoruz, eskiden yapılan yanlışı tamir ediyoruz ve 50 bin hektarlık alanı yeniden ekonomiye kazandıracağız. Yeni projelerimizde de vahşi sulama dediğimiz yönteme hiçbir şekilde izin vermiyoruz. Tarla içinde basınçlı sistemlerle tuzlanmaya yol açmayacak şekilde projelerimizi yürütüyoruz. Ceylanpınar tesislerinde yer altı imkanlarıyla 50 bin hektarı sulu hale getirdik. Şanlıurfa'da tarımsal faaliyetlerimiz yoğun şekilde devam ediyor. Şanlıurfa'ya geçmişe kıyasla 6 kattan fazla tarımsal destek söz konusudur. Kentte her yıl nüfusun hızlı arttığını görüyoruz. Eğitim ödeneklerinde kente özel önem veriyoruz. Bunların sonuçları bir yılda alınmayabilir, orta vadede daha çok alacağız. Kent, kültür turizm alanında çok önemli değerler barındırıyor. Biz bakanlık olarak cazibe merkezi programını yürütüyoruz. Burada da tarihi ve geleneksel dokuyu ortaya çıkaracak şekilde yeni yapıları yıkıyoruz. Roma döneminden çok önemli mozaikler tespit edildi, bunların değerlendirilmesi için açık hava müzesi çalışması yürütülüyor.''

Bingöl'de de istihdamı artırmak, kalkınma sürecini hızlandırmak için çok sayıda kamu yatırımı gerçekleştirdiklerini ifade eden Yılmaz, kentin şu anda şantiye halinde olduğunu vurguladı. Hastanelerin yeniden inşa edildiğini, üniversitelere ciddi yatırımlar yapıldığını, havaalanı inşaatı yürütüldüğünü anlatan Yılmaz, ''Geçmişte hiç düşünülmeyen yatırımları gerçekleştiriyoruz. Et Balık Kurumu'nu yeniden imar ediyoruz. Hayvancılık sektörüne bunun ciddi katkısı olacak. Bingöl kavurmasını markalaştırıp topluma sunma yönünde çalışmalar yürütüyoruz'' diye konuştu.

Öte yandan, AK Parti Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl'ün TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'ndan, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden istifaları Genel Kurul'da okundu.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Türkiye'nin küresel konumda avantaj ve dezavantajları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

Öneri üzerine söz alan CHP Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş, bölgesel gerginliklerin arttığı, silahlanmanın hızlandığı bir süreç yaşandığını, küresel dengenin bozulduğunu ifade etti. Mevcut durumun tüm taraflar için riskler içerdiğini belirten Gümüş, ''Yeni bölgesel ekonomik alanlara ihtiyaç var. Türkiye için bölgeselleşme, istikrarsız ülkeler yerine istikrarlı ülkelerle yapılmalıdır'' diye konuştu.

MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, dış politikada sıfır sorunla yola çıkılan AK Parti iktidarı döneminde, Türkiye'nin komşusu kalmadığını savunarak, ''Size kala kala Barzani kaldı. AB Bakanınız da her şeyden umudu kesmiş, 'İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı olabilir miyim-' diye düşünüyor'' dedi. Oğan, bir gün mutlaka Türk birliği kurulacağını, bunun öncüsünün de Türkiye olması gerektiğini dile getirdi.

AK Parti Ankara Milletvekili Seyit Sertçelik, iktidarları döneminde Türk dış politikasında bölgesel alternatif arayışının yoğunlaştığını ve başarılı sonuçlara ulaşıldığını ifade etti. Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası alanda aktif varlığını gösterdiğini ve takdirle karşılandığını anlatan Sertçelik, ülkenin, küresel girişimlere öncülük ettiğini söyledi.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Türkiye'de en acil sorunun demokrasi olduğunu ifade etti. Tüzel, halkların barışa dayalı ortak yaşamını benimseyen yeni bir anayasanın bir an önce çıkarılması gerektiğini belirterek, ''Ama bu, Başbakan'ın, 'Ya çıkarın ya bildiğimi yaparım' tarzındaki tehditle olmaz'' dedi.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da daha sonra, AK Parti Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl'ün TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'ndan istifasıyla boşalan üyeliğe, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar seçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Diyarbakır'da ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasını öngören yasa tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Tasarı üzerinde MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Zuhal Topçu, hatalı politikalarla Milli Eğitim Bakanlığı'na duyulan güvenin zedelendiğini, eğitimin kurumsal bilgi ve tecrübe gözardı edilerek dar bir çerçevede yönetildiğini söyledi.

Topçu, MEB bünyesinde kurulan ''Alo 147'' şikayet hattının öğretmen ve yöneticileri canından bezdirdiğini, binlerce öğretmen ve yöneticinin yerli yersiz iftiralarla soruşturmaya maruz kaldığını ifade ederek, ''Öğretmenler, haklarında soruşturma açılabileceği endişesiyle gördükleri yanlışları ve hataları da dile getirmekten, inisiyatif almaktan çekindiklerini kaydetti.

Bakanlığın eğitim sisteminde yaptığı değişikliğin hızına yetişilemediğini savunan Topçu, serbest kıyafetin okullarda ciddi sıkıntılara yol açtığını, atama ve yer değiştirmelerde insani olmayan durum otaya çıktığını, sistemde keskin ve sert geçişler yapıldığını, söylem ve yanlış uygulamalarla öğretmenlerin itibar kaybına uğradığını, sınavlardaki başarı durumunun parlak olmadığını ifade etti.

CHP Grubu adına konuşan Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, yeni Milli Eğitim Bakanı'nın işinin zor olduğunu belirterek, serbest kıyafet ve atanamayan öğretmenlerin kendisini bekleyen en önemli sorunlar olduğunu vurguladı.

Son dönemde açılan vakıf üniversitelerinde eğitim yerine para kazanmanın amaçlandığını iddia eden Baydar, yeni kurulan üniversitelerin ciddi akademisyen sıkıntısı çektiğini, üniversite bütçelerinde ar-ge'ye ayrılan paranın ''kırıntı'' düzeyinde olduğunu ileri sürdü.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Diyarbakır'ın tek üniversitesi olan Dicle Üniversitesi'nin kurulmasının üzerinden 40 yıl geçtiğini, ancak 3 yıl öncesine kadar öğrenci sayısının 12 bin olduğunu, bu yıl 24 bine çıktığını anlattı. Konya ve Eskişehir'deki üniversitelerin öğrenci sayısının 100 bin civarında olduğunu hatırlatan Tan, Dicle Üniversitesi'nin kasıtlı ve bilinçli olarak geri bırakıldığını, derin yapılanmaların gözetimi ve kontrolü altında tutulduğunu söyledi.

Dicle Üniversitesi'nin kentin sosyal ve siyasal dokusuyla ilgili hiçbir çalışmayı yapmadığını ifade eden Tan, ''Dicle Üniversitesi kentte sanki Patagonya Üniversitesi gibi... Hiçbir konuya ilgi duymaz, dini konularla ilgili çalışma yapmaz, şehrin dinamiklerine küs. Cemaatler koalisyonu olarak yönetilen üniversite, bölgedeki alt üst oluşun dışındadır. Bazı konular Bingöl ve Tunceli üniversitelerine havale edilmiştir. Mardin Artuklu Üniversitesi'nin yapmak istediği çalışmaların da önü kesiliyor. Devlet, Diyarbakır'da 100 bin kişilik bir üniversite kitlesini kendi siyasetine tehlike olarak görmektedir'' diye konuştu.

Tan, yeni üniversite bünyesinde ''Yerel Diller Enstitüsü'' kurulacağına işaret ederek, ''Yerel dil ne demek- Bunu, Kürtlere hakaret olarak görüyoruz'' dedi.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, tasarı üzerinde kişisel görüşlerini ifade ederken, Diyarbakır'da üniversite sayısının kısa sürede 4'e ulaşacağını belirterek, 3 yılda 60 bin öğrencinin kente geleceğini söyledi.

''AK Parti olarak yeni bir medeniyet inşa ediyoruz'' diyen İçten, AK Parti iktidarına kadar ''Kürtler bizimle eşit değil'' denildiğini, ancak kendilerinin ırk, din, dil ayırımı yapmadan ülkeye hizmet ettiklerini vurguladı. İçten, ''Kimsenin kimseden üstünlüğü yok. Herkes haddini, eşit olduğunu bilecek'' dedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve BDP'li Meclis üyelerinin okul ve üniversite açılmasına karşı çıktığını, bu amaçla imar planlarında değişiklik yaparak okul yerlerini konut ve ticari alan olarak değiştirdiğini ileri süren İçten, kendilerini Diyarbakır halkına şikayet ettiğini söyledi.

Daha sonra söz alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise İçten'in sözlerini eleştirerek, ''Dicle Üniversitesi'ne ilk tırpanı vuran sizsiniz. Milletvekili adayınızı oraya rektör yaptınız, sizin görüşünüzde olmayan akademisyenleri tasfiye ettiniz. Hangi okulu ve üniversiteye karşı çıktık- Osman Baydemir'in elini öpmen gerekir. Kendisi en başarılı belediye başkanı. Türkiye'nin en güzel hayvan barınağıyla dünyaya örnek olmuştur. Siz insanları idare edemiyorsunuz'' ifadelerini kullandı.

Sataşma gerekçesiyle söz alan İçten ise ''Ancak çok güzel bir hayvan barınağı yapar, başka bir şey yapmaz. Diyarbakır'ı pislik götürüyor. Önce sokakları temizleyeceksiniz. Kimlerin plan tadilatı yaptığını belgelerle ortaya koyarız. Okulları yaptırmayan sizlersiniz'' dedi.

Kaplan ile İçten'in yerlerinden birbirine laf atmayı sürdürmesi üzerine Başkanvekili Güldal Mumcu, milletvekillerini uyararak tartışmayı sona erdirdi.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.

Öte yandan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Genel Kurul'da ilk kez bir tasarının görüşmelerine katıldı. Çok sayıda milletvekili, Avcı'nın yanına giderek kendisini tebrik etti.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Şubat ayında açıktan atama yapılmayacağını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Diyarbakır'da ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasını öngören yasa tasarısı görüşülüyor.

Görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Avcı, eğitimde 4+4+4 sistemine geçildikten sonra, ilkokul birinci sınıfta okutulan bazı kitapların iade edildiğine ilişkin bilginin doğru olmadığını ifade etti.

Avcı, ''Şubat ayında açıktan atama yapılacak mı?'' sorusuna, ''Bu soruya 'evet' demeyi çok isterdim. Maalesef Şubat ayında böyle bir atama söz konusu olmayacak. Daha önce ilan edilen Ağustos programına sadık kalınacak. Bu sene sınavlar aynı zamanda alan bilgilerini de içerecek. Şubat ayında yapılacak her atama, alan sorularını da içeren sınavlara girecek olan gençlerin kontenjanından düşüleceği anlamına gelir. Bu da kendi içinde haksız uygulama olabilir'' diye konuştu.

Avcı, başka bir soruyu yanıtlarken, Türkiye'de hiçbir üniversiteye herhangi bir ayrımcılık uygulanmadığını kaydetti. Bakan Avcı, üniversitelerin, alt yapılarını gereği gibi kullanma, çevre ve bölgeleriyle işbirliği konusunda bir zafiyetlerinin söz konusu olduğunu belirterek, ''Bunları çok iyi yapan üniversitelerimiz de var. Ama bazı üniversiteler ya da bazı bölümler, bir tür 'fil dişi kule' havası içinde çalışmalarını sürdürüyorlar'' dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, isim bazındaki değişikliklerin, milli eğitim politikasının temel çizgisinde değişiklik olduğu anlamına gelmediğini söyledi.

Avcı, TBMM Genel Kurulu'nda, Diyarbakır'da ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla yeni bir vakıf üniversitesi kurulmasını öngören Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Yasası'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa Tasarısı görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Dershanelerle ilgili ne yapılacağı sorusuna Avcı, dershanelerin adeta bir paralel eğitim sistemi oluşturmasının Türk eğitim sisteminin bütünlüğü bakamından sakıncalı olduğu düşüncesiyle başlatılan çalışmalarının belli noktaya gelmek üzere olduğunu kaydetti.

Avcı, ''Dershanelerin bugünkü düzen içinde işlemesi uzun vadede söz konusu olmayacağı, büyük bölümünün özel eğitim kurumlarına dönüştürülmesi için özel okul koşullarında değişiklikler yapmak, teşvik edici olabilir. Konunun ayrıntılarını çalışmalar sonuçlandıktan sonra paylaşabilirim'' dedi.

Yurt yapılması konusundaki soruya karşılık Avcı, konunun YÖK ile ilgili yeni düzenleme içinde ele alınabileceğini belirterek, çeşitli formüllerle vakıf üniversitelerinin yurt yapımının teşvik edilebileceğini kaydetti.

Avcı, bir yandan öğretmenlerin istedikleri zaman istedikleri yerlere gitmesini isterken, bir yandan da boşalttıkları sınıflara da yeni öğretmenlerin gitmesinin önemli olduğuna işaret ederek, ''Milli eğitim camiası gibi yüzbinlerce öğretmen ve milyonlarca öğrencinin olduğu hareketli bir alanda, bire bir ayarlamaları yapmak ve tüm değişkenleri aynı anda optimum düzeyde buluşturmak, dünyanın hiçbir yerinde mümkün değil. İyi bir modelleme ve uzun vadeli planlamayla asgari düzeyde sorunlara yol açacak şekilde, arz ile talep dengesini kuracağımızı ümit ediyorum'' diye konuştu.

2023 perspektifiyle Türkiye'nin öğretmen ihtiyacıyla ilgili proje grubunun 3-4 yıldan beri çalıştığına işaret eden Avcı, dün konuyla ilgili toplantıya katıldığını anlattı. Avcı, öğrencilerin eğitim fakültelerine belli bölümlerine taleplerinin radikal biçimde değiştiğine işaret ederek, bazı bölümlerin daha çok tercih edilirken, bazı bölümlerde ciddi talep düşüşü olduğunu söyledi.

Öğretmen işgücü piyasasının gerekli bilimsel verilerle desteklenmesi halinde değişime uyum gösterebileceğini belirten Avcı, ''Öğretmenleri öğrencisiz, öğrencileri de öğretmensiz bırakmamak için daha insani yöntemlerle çerçeve sunmak mümkün olacak'' dedi.

Avcı, AK Parti döneminde bakanlıkta ciddi değişiklikler olduğunu ifade ederek ''İsim bazındaki değişiklikler, milli eğitim politikasının temel çizgisinde değişiklik olduğu anlamına gelmiyor. Her 4 bakan üzerine yeni değerler koyacağımız zemin bıraktı. Kendilerine teşekkür ediyorum. Sayın Ömer Dinçer'e özellikle teşekkür ediyorum. Bakanlığın yılların birikmiş sorunlarını, yönetim ve teşkilat yapısını ciddi manada gözden geçiren, düzelten ve bize üzerinde daha rahat çalışabileceğimiz, icraat yapacağımız bakanlık devretti. Ben onun şahsında tüm eski milli eğitim bakanlarına teşekkür ediyorum'' diye konuştu.

Tasarının 2. maddesi kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti, CHP ve BDP milletvekilleri arasında ırkçılık tartışması yaşandı.

Diyarbakır'da ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasını öngören yasa tasarısı üzerinde söz alan CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner, ''Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için varız. Türk, Kürt ikizdir'' dedi.

Bu sırada AK Parti sıralarından, ''Birgül Ayman Güler öyle demiyor'' şeklinde söz atıldı. Öner ise ''Birgül Ayman Güler de çok doğru söyledi. Türk ulusu ile Kürt milliyeti bir değildir. Türk ulusuyla Türk milliyeti de bir değildir. Türk, Kürt ikizdir. Cumhuriyeti kuranlar kardeştir'' diye konuştu.

Önerin, ''Birgül Ayman Güler de doğru söylüyor'' sözlerine, AK Parti ve BDP sıralarından tepki geldi.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Öner'e yönelik, ''Kaç sefer Diyarbakır'a geldin kardeşim. Sen Diyarbakır'ı biliyor musun- Sen Kürt müsün- Diyarbakır'da niye yoksun- Tabela partisisin. Oy bile alamazsınız. Sizler, bizleri 1925'lerde de 37'lerde de 57'lerde de terk ettiniz. O günden beri Diyarbakır'a giremezsiniz. Girebilmek için abdest alman lazım senin. Biz seninle eşit değiliz, elhamdülillah. Zaten ben seninle eşit olmak istemem. Biz bu ülkenin sahibiyiz'' dedi.

Yeniden söz alan CHP'li Öner, kendisinin Gercüş Kaymakamlığı yaptığını, Diyarbakır'a gittiğini ifade etti. Öner, İçten'e yönelik, ''Diyarbakır'a çok gittim. Diyarbakır senin babanın malı mı- Diyarbakır, Tunceli, İzmir, Ankara hepimizin'' dedi.

Öner, görevleri sırasında hiç kimseye haksızlık yapmadığını ve yaptırmadığını belirterek, ''Ben bir silah tüccarı değilim. Silah tüccarları hangi yasa önerilerini bu Meclis'e sundular, onu iyi biliyoruz. Onlardan birinin adı da Sayın Cuma İçten'dir'' dedi.

Tartışmaların devam etmesi üzerine, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, oturuma ara verdi. Genel Kurul'daki tartışma, aradan sonra da devam etti.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, CHP'yi ırkçılık yapmakla suçladı. İsmet İnönü'nün 1925 yılında yaptığı bir konuşmadan da örnek veren Sakık, şunları söyledi.

''Siz Cumhuriyetin kuruluşunda bugüne kadar ırkçısınız, milliyetçi ve tekçisiniz. Halka zulmeden bir gelenekten geliyorsunuz. Her gün burada, atalarınızın söylediklerini sizin yüzünüze vuracağız. Ya geçmişte yapılanlardan dolayı Kürt halkından, diğer halklardan özür dileyeceksiniz ya da her gün bizi karşınızda göreceksiniz.

Çanakkale'ye bakın. Orada sadece sizin atalarınız savaşmadı. Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edenler, Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler, siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz. Oradan gelip, hele dağdan gelip bağcıyı kovma hakkına sahip değilsiniz. Hiç kimsenin bir tek halka hakaret etme hakkı yoktur.''

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise Sakık'ın konuşmasını eleştirirken, ''Meclis kürsüsüsün böylesine iğrenç, utanmaz, ahlaksızca ifadelerle işgal edilmesini kınıyorum'' dedi. Tarhan, şöyle devam etti:

''Bir tek doğru şey söyledi. 'Hiç kimsenin bir halka hakaret etme hakkı yok' dedi. Çok doğru bir söz ama Anadolu coğrafyasına dünyanın her yerinde kopup gelmiş, bir arada olmak ve kaynaşmak için gelmiş sayısız halka hakaret ettiniz. 'Kafkaslardan gelenler, uzaklardan gelenler' dediniz. Ben de suyun öte yanından gelmiş birisiyim. Belki beni de kastettiniz. Çok inciticiydiniz. Yapılan hataları tekrar ettiniz. Siz bir bir halka, halklara hakaret ettiniz. Döktünüz, saçtınız. Nasıl toparlarsınız bilmiyorum.

Sizin az önce kendinizi tanımladığınız o kafatasçı anlayıştan biz uzağız aslında. O anlayışın ulusal düzeyde aşılması gerektiğini düşünüyoruz. Sizin gibi kafatasçı değiliz. Kafkaslardan, dışarıdan gelenleri ya da burada olanları tek tek sayıp sizin gibi küçümsemeyiz. Biz buyuz, peki siz kimsiniz- Her gün etnik kimlik dışında başka bir şey konuşmuyorsunuz. Yeni düşmanlıklar yaratmaya çalışıyorsunuz. Irkçılığın alasını her gün yapıyorsunuz.''

Diyarbakır'da ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.

Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Diyarbakır'da İlahiyat Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı tarafından ''Selahaddin Eyyubi Üniversitesi'' adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasını öngörüyor.

Üniversite; iktisadi ve idari bilimler, mühendislik ve mimarlık, ilahiyat ve sağlık bilimleri fakülteleri, sosyal bilimler, fen bilimleri ve sağlık bilimleri enstitüleri ile meslek yüksekokulundan oluşacak. Üniversite bünyesinde bir de ''Yerel Diller Enstitüsü'' kurulacak.

Başkanvekili Güldal Mumcu, tasarının yasalaşmasının ardından birleşimi 5 Şubat Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.