2014-06-10 - 21:00
TBMM Soma'daki Maden Faciasını Araştırma Komisyonu Soma'daki ikinci gününde, eynez madenindeki kazadan sağ kurtulan madencileri dinledi. Soma incelemelerini bugünkü toplantısıyla sona erdiren komisyon, Soma'ya birkaç kez daha gidecek.
TBMM Soma'daki Maden Faciasını Araştırma Komisyonu Soma'daki ikinci gününde, eynez madenindeki kazadan sağ kurtulan madencileri dinledi. Soma incelemelerini bugünkü toplantısıyla sona erdiren komisyon, Soma'ya birkaç kez daha gidecek.
Komisyon Başkanı Alaboyun, Soma'da edindikleri bilgi ve tecrübelerinin, Türkiye'nin kömür ve yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.
Alaboyun, Soma Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi Konferans Salonu'ndaki görüşmeler öncesinde yaptığı konuşmada, TBMM tarihinde bütün partilerin oy birliğiyle 8 gün önce kurduğu komisyonun ender komisyonlardan biri olduğunu belirterek "Çünkü acı hepimizin acısı, bu mesele hepimizin meselesi" dedi.
Kaza sahasını yerinde görmek, Soma'da hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret etmek ve kazaya maruz kalmış işçileri dinlemek için burada olduklarını anlatan Alaboyun, gönüllerinin her aileyi ziyareti etmeyi, her işçiyi dinlemeyi arzu ettiğini ancak imkan ve zamanın buna müsaade etmediğini bildirdi.
Birkaç kez daha Soma'ya geleceklerini, konuşmak isteyenleri gerek burada gerekse TBMM'de dinlenebileceğini dile getiren Alaboyun, şöyle konuştu:
"Bu konuda her türlü önerilere açığız. Kısıtlama getirmeme niyetindeyiz. Kurumları dinlemeden önce işçileri dinlemek istedik. Onların bize anlatacakları, yaşadıkları tecrübe çok önemli. Allah gani gani rahmet eylesin. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Hepimiz acıyı paylaşıyoruz ama hiçbir acı o ocağa düştüğü kadar bizim yüreğimize düşemez. Onların ailelerine sabır diliyorum. Bu çerçevede maden sahasını yerinde gittik, gördük. Madenin içerisine henüz giremiyoruz. Maden iki tarafında barajlama nedeniyle kapatılmış. Bir anlamda oksijen içerde tamamen hapsedilmiş. Reaksiyonu uzun sürede tamamlansın ve karbondioksit, karbonmonoksit oranları düşsün diye ocak kapatıldı. Zaman zaman ölçümler yapılıyor. Karbonmonoksit, karbondioksit değerlerinde normalleşme görülmüş ama emin olmak için de 2-3 aylık süre öngörüyorlar. Bu süre içinde de maden açıldıktan sonra komisyon üyelerimizle birlikte kaza mahalline gideceğiz, yerinde görmek istiyoruz. Bilirkişi raporlarını inceleyecğiz. Kaza yeri açıldıktan sonra çok daha detaylı bilirkişi raporu ortaya çıkacak."
Komisyon üyelerinin hepsinin de Soma'da olduğunu, TBMM'nin fiilen burada bulunduğunu vurgulayan Alaboyun, yapacakları görüşmelerdeki konuşmaların Meclis kayıtlarına geçeceğini, o nedenle işçilerin söyleyeceklerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Türkiye'de 1980-2013 yılları arasında kömür ve linyit ocaklarında meydana gelen 4 ve üzerinde ölümlü 28 büyük kazanın meydana geldiğini ve 739 kişinin şehit olduğunu dile getiren Alaboyun, kazaların oluş nedenine bakıldığında yer altı işletmesinde grizu nedeniyle 20 olayın meydana geldiğini ve 650 kişinin hayatını kaybettiğini, göçük nedeniyle 3 kazada 26 can kaybının yaşandığını, yangın nedeniyle 2 kazanın meydana geldiğini ve 26 kişinin yaşamını yitirdiğini anlattı.
Kazalardan yüzde 98,5'una denk gelen 27'sinin yer altı kömür işletmelerinde meydana geldiğine işaret eden Alaboyun, "Burada edindiğimiz bilgiler ve tecrübelerimiz Türkiye'nin yer altı kömür ve yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Sorunun yüzde 98'i yer altı işletmeciliğinde olduğuna göre Türkiye'de artık maden kanununda, kömür ve yer altı kömür işletmeciliğine apayrı bir düzenleme yapmamız gerekiyor. İş sağlığından, güvenliğinden üretim teknolojilerine, eğitimine, sertifikalı denetimine kadar çok şey kafalarda şekillendi" diye konuştu.
Dün özel bir maden ocağında yer altına girdiklerini, kısa süreli de olsa işçilerle üretimde bulunduklarını aktaran Alaboyun, burada çalışanların şartlarının diğer şartlara benzemediğini, her ilerlenilen mesafede şartların değiştiğini, sürekli güncelleştirmenin yapılması gerektiğini, suyundan havasına, tavan göçmesine kadar anlık takibin sağlanması gerektiğine değindi.
Alaboyun, "Böyle bir ortamda biz komisyon olarak bunun sadece sorumluluğunu değil vebalini üstlendik. Çünkü 301 insanımızı kaybettik. Onlarca insanımız yaralı. 400'ün üzerinde yetimimiz var. 250'nin üzerinde dul eş var, yüzlerce anne baba...77 milyon bu acıyı yüreğinde hissetmiş bir millet var. Meseleye bu açıdan bakıyoruz. Keşke böyle bir kaza olmasaydı. Keşke tedbirler zamanında alınmış olsaydı. Keşke bizim komisyonumuza gerek olmasaydı" ifadelerini kullandı.
Maden faciasının meydana geldiği ocaktan sağ olarak kurtulan işçilerden biri, 12 yıldır aynı ocakta çalıştığını, taşeron sistemine karşı olduklarını, kendileri 1300 lira maaş alırken taşeronların 30-40 bin lira kazandığını söyledi. İşçi, denetlemelerine şahit olmadıklarını, kimin nereyi denetlediğini bilmediklerini, üretim alanlarının değil başka yerlerin denetlendiğini savundu.
Maden işçisi olarak emekli olduktan sonra 2009 yılında facianın yaşandığı madende tekrar işe başladığını anlatan diğer bir işçi ise 301 işçinin evlerine sağlam dönememesinin ihmalden kaynaklandığını belirtti. Maden işçisi, "Devlet kontrolünde bir ocak ama burada ihmaller var. Bu ihmallerin sonucu da 301 cana mal oldu. Bu ihmallere de araştırma komisyonumuz incelediğinde bunları görecektir" dedi.
Başka bir maden işçisi de 14 yıllık madenci olduğunu, bundan sonra geride kalan maden çalışanları adına daha emniyetli, iş güvenliği, iş sağlığına uygun çalışabilecek ocaklar istediklerini bildirdi. Denetim mekanizmalarının Ankara, İstanbul, İzmir'den değil Soma'dan yapılmasını isteyen işçi, iş güvenliği uzmanlarının da işverenden değil devletten maaş alan kişilerden oluşması gerektiğini vurguladı.
Kömür ocaklarında oksijenle kömürün buluştuğunda kısmi yangınların olduğunu, bunlara müdahale edildiğini, büyük bir olayda ise işçilerin hızla dışarıya sevk edilmelerinin gerektiğini dile getiren başka bir işçi, "Bu tecrübesizlikten meydana geldi. İşçilere böyle bir olay karşısında nasıl hareket etmelerine yönelik eğitimler verilmeli. Eğitim aldık ama çalışan arkadaşlarımın yeterince eğitim aldığını düşünmüyorum. 17 komisyon üyesi olarak elinizi vicdanınıza koyun. Bu saatten sonra bizler için madenci arkadaşlarımız için en iyi şartların oluşturulması adına bizlere eser bırakmanızı istiyoruz" ifadesini kullandı.
Başka bir maden ocağında çalışan bir maden teknikeri ise ocakların kamulaştırılmasını talep etti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan işçilerden biri, daha önce Ereğli'de çalışırken Zonguldak'ta madencilik okulunda 2 yıl eğitim aldığını, bu tür durumlarda neler yapacağını bildiğini ancak 2009'dan beri çalışmaya başladığı Soma'daki işletmede bu tür eğitimlerin olmadığını savundu.
Maden faciasında yaşadıklarını anlatan işçi, 14.45'te üretim bantlarının yandığı için durduğunu, telefonların kesildiğini, kendilerinin de işçileri toplamaya başladığını dile getirdi.
İki işçinin bantları kestiğini bu sayede alev halindeki alanın kendilerine ulaşmasına engel olduklarına işaret eden işçi, ilk anda dumandan etkilenmediklerini, 142 kişiyi bir araya getirdiklerini belirtti. Bölgede metan gazının da karbonmonoksitin de olduğunu ancak bundan saat 19.30'a kadar etkilenmediklerini, bu saatten itibaren havanın kesildiğini ve çare aramaya başladıklarını kaydeden işçi, ayaklarının altındaki suda ve demirlerde oksijen olduğunu bildiğini, herkesin demirleri ısırarak oksijen almasını sağladığını dile getirdi.
İki işçiyi yedek maske vererek toprak üstüne çıkarttıklarını ve saat 21.00'den sonra ters havanın verilmeye başlandığını kaydeden işçi, temiz havanın gelmesiyle toparlandıklarını ve toprak üstüne çıkmayı başardıklarını söyledi.
Bir başka işçi ise eğitimlerinin yeterli olmadığını belirtti.
Milletvekillerinin işçiler arasında Suriyeli çalışan olup olmadığı ve betona gömülen işçinin olup olmadığı yönelik bir soruya işçilerden biri, "Suriyeli çalışan yok, betona gömülen işçi de yok" diye yanıt verdi.
Siyasi mitinglere işçilerin toplu olarak götürülüp götürülmediği yönündeki soruya işçilerden biri, otobüsle götürüldüklerini ve 30 lira yevmiye aldıklarını, hafta tatilinde olanların dahi götürüldüğünü iddia ederek mecbur bırakıldıklarını savundu.
İşçi, benzinli aracıyla mitinglere gidenlere 150, LPG'li araç sahiplerine 100 lira yakıt ücreti ile yedikleri yemeklerin fişlerinin bedellerinin de ödendiğini ileri sürdü.
Madende ısı artışı ve yanık kokusu olduğuna yönelik duyumları üzerine işçilerden biri, S panosunda ısınmadan dolayı yarım saatte çıkılacak yolu 40-50 dakikada çıkabildiklerine işaret ederek, "Isınma 2 ay önce de vardı. Yarım saatte çizmemiz dolacak kadar terliyorduk. Bu ısınmayı biliyorlardı. İş güvenliği tedbiri burada sıfır. Bir köle olarak kullanılıyoruz. Sadece üretim üretim üretimibaşka bir şey yoktu" dedi.
Araştırma Komisyonu üyelerinden CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye'deki hiçbir madenin güvenli olmadığını savunarak, "Hızla dünya, Avrupa standartlarına göre düzenlemeler yapılmalı ve ona göre yeni denetimler yapılmalı" dedi.
Özel, komisyonun maden işçilerini dinlediği Soma Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, komisyonun çalışmalarına ön yargısız başladığını, gerekli görüşmeleri yaptığını bugün de işçilerin dinlendiğini anlattı.
Şu ana kadar bir sıkıntının yaşanmadığını, dün komisyon üyelerinin başka bir madende yer altına girdiğini dile getiren Özel, milletvekillerinin madencilerin çalıştığı ortamı görmesi adına bu ziyareti gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Ne ideal bir madeni gezdiklerini ne de gittikleri yeri denetlediklerini ifade eden Özel, şöyle konuştu:
"Gittiğimiz madenle ilgili her şeyi görebileceğimiz bir güzergâh üzerinden girdik ve çıktık. Girdiğimiz madenin güvenli olduğu anlamına gelmez. Ama buradaki tanığım Taner Yıldız'dır. Yıldız, geçen Temmuz'da buranın Türkiye'deki en güvenli madenlerden birisi olduğunu söylemişti. Şu anda patlamış olan Eynez'i söyledi. Ne dün gezdiğimiz ne diğer madenler bu mevzuata göre güvenli değil. Bakan diyor ki 'En güvenlisi Eynez', Eynez'de 301 can kaybettik. Hiçbir maden güvenli değil. Hızla dünya, Avrupa standartlarına göre düzenlemeler yapılmalı ve ona göre yeni denetimler yapılmalı. Bugün tüm madenlerde patlamadan bir gün önceki Eynez'de ne risk varsa aynı riski sırtımıza almış durumdayız."
Bir gazetecinin komisyonun dinlediği madencilerden birinin işçilerin mitinge götürüldüğüne yönelik sözlerini anımsatması üzerine Özel, bunu Soma'daki herkesin bildiğini savundu.
Özel, şöyle devam etti:
"Soru cevap sonrasında bütün Soma'nın konuştuğu bir şey ortaya çıktı. İşçilere 'araba bulursanız 150 lira mazotunuzu, 100 lira gazınızı, yemeğinizi vereceğiz, hatta bir yevmiye daha alacaksınız' deniliyor. Bunlar bütün Soma'nın bildiği şeyler."
Maden faciasında yer altında olan işçilerden biri, saat 21.00'e kadar kurtarılmayı beklediklerini, artık dua etmeye başladıklarını, içerdeki karbonmonoksit gazından dolayı ayakta yürümekte zorlandıklarını anlattı. İçeride iletişimin kesilmesinin herkesi endişelendirdiğini dile getiren işçi, megafon sisteminin olması halinde çoğu kişinin kurtulabileceğini belirtti.
Işıklar'daki madende çalışan bir başka işçi, 301 kişinin ihmal sonucu öldüğünü savundu. İşçilerin sıkıntılarını dile getirdiği zaman işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını, üretimin durdurulmasının söz konusu olmadığını, ihmaller yüzünden kendisinin de elektrik akımına kapıldığını anlatan işçi, "Hakkımızı arayamıyorduk. Bunun yanında yer altında ölen kişiye yer üstünde ya da yolda öldüğü yönünde rapor veriliyor" dedi.
Facianın yaşandığı ocakta hem yer altında çalıştığını hem dinamitçilik yaptığını hem de tahlisiye ekibinde görev aldığını ifade eden diğer bir işçi, sadece görevlerinin tahlisiye olması halinde bu kadar can kaybının yaşanmayacağını savundu.
Hayatını kaybeden madencilerin can havliyle kaçtığını ancak dumandan bir yeri göremedikleri için kimisinin kafasını duvara çarptığını kimisinin gözüne ağaç parçasının battığını belirten işçi, "Kaçarken büyük mücadele etmişler. Dumandan dolayı iki karış ötemizi bile göremiyorduk. Tahlisiye ekipleri olarak hazır kıta gibi bekletilsek başka iş yapmasak 145'ten fazla kişi kurtarırdık. Aynı zamanda tahlisiye ekibinden olan ama yeraltında da çalışan 25-30 tane arkadaşımız da öldü. Yer altında çalışmayıp hazır ekibimiz olsaydı bu kadar kayıp olmazdı" diye konuştu.
Aynı işçi, evlerine işe gelmeleri yönünde ihbarname geldiğini, 5-6 bin çalışanın mağdur olduğunu kaydetti.
Yer altında elektrikli kepçe operatörü olarak çalışan başka bir işçi ise olayın ardından bölgeden kaçtığını ancak bir süre sonra kendisinin de bilincini kaybettiğini, nasıl kurtarıldığını hatırlamadığını anlattı.
İşçi, AFAD'ın maden faciasında kurtulanlar arasında isminin yer almadığını ileri sürdü. Facianın yaşandığı bölgede aşırı ısınma yaşandığını, bölgede 3,5-4 metre taban alırken göçüğün yaşandığını dile getiren işçi, o bölgeye kül basıldığının söylendiğini ancak bunun doğru olup olmadığını bilmediğini kaydetti.
Kardeşi faciada hayatını kaybeden kendisi de olay sırasında madende olan başka bir işçi de facianın yaşandığı bölgeye emniyetsiz dinamit atıldığını, bir hafta önce buranın tavanında sıcaklık yaşandığını, birçok eksikliğin bulunduğunu anlattı.
İşçi, "Sürekli üretim, üretim, üretim diyorlardı. Canım yanıyor. Bunun sebebi sizsiniz. Denetimlerde aşağı banta inilmiyordu" dedi.
Maden işçilerinden bir başkası da "Denetleme yapan insanlar sadece ana yola kadar gelmeselerdi, oraya gelen insanlar hiç 'bu çalışanlar nerede' diye sormadılar mı? İllaki 301 kişinin ölmesi mi lazımdı kirli çarşafların ortaya çıkması için. Hepimizin psikolojisi bozuk" ifadelerini kullandı.
Milletvekillerinin soruları da yanıtlayan işçiler, dinamit atılmaması gereken yere dinamit atıldığı yönündeki bir soru üzerine bölgede gazın var olduğunun bilinmesi halinde denetimsiz dinamit atıldığını belirtti.
İşçiler, komisyona taleplerini de ilettiler.
Manisa Baro Başkanı Zeynel Balkız da komisyona Soma'daki maden faciasıyla ilgili hazırladıkları ve tespitler ile tekliflerin yer aldığı dosyayı verdi.
Balkız, madende elektrikçi olarak çalışan işçinin de komisyonca özellikle dinlenmesini istedi.
Balkız, kazanın meydana gelmesinde Soma Kömür İşletmeleri AŞ ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü'nün kurumsal olarak yüzde yüz sorumlu olduğunu, TKİ/ELİ Bölge Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan teftiş yapan müfettiş ve kontrol elemanlarının iş güvenliği ve denetim raporlarının tamamıyla incelenmesi, sorumlular hakkında adli soruşturma başlatılması gerektiğini savundu.
Zeynel Balkız, Maden Kanunu'nun rödovans hakkıyla ilgili maddede değişikliğe gidilmesini istedi.
Soma'da iki günlük çalışmalarını tamamlayan komisyon üyeleri, ilçeden ayrıldı.
Komisyon Başkanı Alaboyun, Soma'da edindikleri bilgi ve tecrübelerinin, Türkiye'nin kömür ve yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.
Alaboyun, Soma Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi Konferans Salonu'ndaki görüşmeler öncesinde yaptığı konuşmada, TBMM tarihinde bütün partilerin oy birliğiyle 8 gün önce kurduğu komisyonun ender komisyonlardan biri olduğunu belirterek "Çünkü acı hepimizin acısı, bu mesele hepimizin meselesi" dedi.
Kaza sahasını yerinde görmek, Soma'da hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret etmek ve kazaya maruz kalmış işçileri dinlemek için burada olduklarını anlatan Alaboyun, gönüllerinin her aileyi ziyareti etmeyi, her işçiyi dinlemeyi arzu ettiğini ancak imkan ve zamanın buna müsaade etmediğini bildirdi.
Birkaç kez daha Soma'ya geleceklerini, konuşmak isteyenleri gerek burada gerekse TBMM'de dinlenebileceğini dile getiren Alaboyun, şöyle konuştu:
"Bu konuda her türlü önerilere açığız. Kısıtlama getirmeme niyetindeyiz. Kurumları dinlemeden önce işçileri dinlemek istedik. Onların bize anlatacakları, yaşadıkları tecrübe çok önemli. Allah gani gani rahmet eylesin. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Hepimiz acıyı paylaşıyoruz ama hiçbir acı o ocağa düştüğü kadar bizim yüreğimize düşemez. Onların ailelerine sabır diliyorum. Bu çerçevede maden sahasını yerinde gittik, gördük. Madenin içerisine henüz giremiyoruz. Maden iki tarafında barajlama nedeniyle kapatılmış. Bir anlamda oksijen içerde tamamen hapsedilmiş. Reaksiyonu uzun sürede tamamlansın ve karbondioksit, karbonmonoksit oranları düşsün diye ocak kapatıldı. Zaman zaman ölçümler yapılıyor. Karbonmonoksit, karbondioksit değerlerinde normalleşme görülmüş ama emin olmak için de 2-3 aylık süre öngörüyorlar. Bu süre içinde de maden açıldıktan sonra komisyon üyelerimizle birlikte kaza mahalline gideceğiz, yerinde görmek istiyoruz. Bilirkişi raporlarını inceleyecğiz. Kaza yeri açıldıktan sonra çok daha detaylı bilirkişi raporu ortaya çıkacak."
Komisyon üyelerinin hepsinin de Soma'da olduğunu, TBMM'nin fiilen burada bulunduğunu vurgulayan Alaboyun, yapacakları görüşmelerdeki konuşmaların Meclis kayıtlarına geçeceğini, o nedenle işçilerin söyleyeceklerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Türkiye'de 1980-2013 yılları arasında kömür ve linyit ocaklarında meydana gelen 4 ve üzerinde ölümlü 28 büyük kazanın meydana geldiğini ve 739 kişinin şehit olduğunu dile getiren Alaboyun, kazaların oluş nedenine bakıldığında yer altı işletmesinde grizu nedeniyle 20 olayın meydana geldiğini ve 650 kişinin hayatını kaybettiğini, göçük nedeniyle 3 kazada 26 can kaybının yaşandığını, yangın nedeniyle 2 kazanın meydana geldiğini ve 26 kişinin yaşamını yitirdiğini anlattı.
Kazalardan yüzde 98,5'una denk gelen 27'sinin yer altı kömür işletmelerinde meydana geldiğine işaret eden Alaboyun, "Burada edindiğimiz bilgiler ve tecrübelerimiz Türkiye'nin yer altı kömür ve yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Sorunun yüzde 98'i yer altı işletmeciliğinde olduğuna göre Türkiye'de artık maden kanununda, kömür ve yer altı kömür işletmeciliğine apayrı bir düzenleme yapmamız gerekiyor. İş sağlığından, güvenliğinden üretim teknolojilerine, eğitimine, sertifikalı denetimine kadar çok şey kafalarda şekillendi" diye konuştu.
Dün özel bir maden ocağında yer altına girdiklerini, kısa süreli de olsa işçilerle üretimde bulunduklarını aktaran Alaboyun, burada çalışanların şartlarının diğer şartlara benzemediğini, her ilerlenilen mesafede şartların değiştiğini, sürekli güncelleştirmenin yapılması gerektiğini, suyundan havasına, tavan göçmesine kadar anlık takibin sağlanması gerektiğine değindi.
Alaboyun, "Böyle bir ortamda biz komisyon olarak bunun sadece sorumluluğunu değil vebalini üstlendik. Çünkü 301 insanımızı kaybettik. Onlarca insanımız yaralı. 400'ün üzerinde yetimimiz var. 250'nin üzerinde dul eş var, yüzlerce anne baba...77 milyon bu acıyı yüreğinde hissetmiş bir millet var. Meseleye bu açıdan bakıyoruz. Keşke böyle bir kaza olmasaydı. Keşke tedbirler zamanında alınmış olsaydı. Keşke bizim komisyonumuza gerek olmasaydı" ifadelerini kullandı.
Maden faciasının meydana geldiği ocaktan sağ olarak kurtulan işçilerden biri, 12 yıldır aynı ocakta çalıştığını, taşeron sistemine karşı olduklarını, kendileri 1300 lira maaş alırken taşeronların 30-40 bin lira kazandığını söyledi. İşçi, denetlemelerine şahit olmadıklarını, kimin nereyi denetlediğini bilmediklerini, üretim alanlarının değil başka yerlerin denetlendiğini savundu.
Maden işçisi olarak emekli olduktan sonra 2009 yılında facianın yaşandığı madende tekrar işe başladığını anlatan diğer bir işçi ise 301 işçinin evlerine sağlam dönememesinin ihmalden kaynaklandığını belirtti. Maden işçisi, "Devlet kontrolünde bir ocak ama burada ihmaller var. Bu ihmallerin sonucu da 301 cana mal oldu. Bu ihmallere de araştırma komisyonumuz incelediğinde bunları görecektir" dedi.
Başka bir maden işçisi de 14 yıllık madenci olduğunu, bundan sonra geride kalan maden çalışanları adına daha emniyetli, iş güvenliği, iş sağlığına uygun çalışabilecek ocaklar istediklerini bildirdi. Denetim mekanizmalarının Ankara, İstanbul, İzmir'den değil Soma'dan yapılmasını isteyen işçi, iş güvenliği uzmanlarının da işverenden değil devletten maaş alan kişilerden oluşması gerektiğini vurguladı.
Kömür ocaklarında oksijenle kömürün buluştuğunda kısmi yangınların olduğunu, bunlara müdahale edildiğini, büyük bir olayda ise işçilerin hızla dışarıya sevk edilmelerinin gerektiğini dile getiren başka bir işçi, "Bu tecrübesizlikten meydana geldi. İşçilere böyle bir olay karşısında nasıl hareket etmelerine yönelik eğitimler verilmeli. Eğitim aldık ama çalışan arkadaşlarımın yeterince eğitim aldığını düşünmüyorum. 17 komisyon üyesi olarak elinizi vicdanınıza koyun. Bu saatten sonra bizler için madenci arkadaşlarımız için en iyi şartların oluşturulması adına bizlere eser bırakmanızı istiyoruz" ifadesini kullandı.
Başka bir maden ocağında çalışan bir maden teknikeri ise ocakların kamulaştırılmasını talep etti.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan işçilerden biri, daha önce Ereğli'de çalışırken Zonguldak'ta madencilik okulunda 2 yıl eğitim aldığını, bu tür durumlarda neler yapacağını bildiğini ancak 2009'dan beri çalışmaya başladığı Soma'daki işletmede bu tür eğitimlerin olmadığını savundu.
Maden faciasında yaşadıklarını anlatan işçi, 14.45'te üretim bantlarının yandığı için durduğunu, telefonların kesildiğini, kendilerinin de işçileri toplamaya başladığını dile getirdi.
İki işçinin bantları kestiğini bu sayede alev halindeki alanın kendilerine ulaşmasına engel olduklarına işaret eden işçi, ilk anda dumandan etkilenmediklerini, 142 kişiyi bir araya getirdiklerini belirtti. Bölgede metan gazının da karbonmonoksitin de olduğunu ancak bundan saat 19.30'a kadar etkilenmediklerini, bu saatten itibaren havanın kesildiğini ve çare aramaya başladıklarını kaydeden işçi, ayaklarının altındaki suda ve demirlerde oksijen olduğunu bildiğini, herkesin demirleri ısırarak oksijen almasını sağladığını dile getirdi.
İki işçiyi yedek maske vererek toprak üstüne çıkarttıklarını ve saat 21.00'den sonra ters havanın verilmeye başlandığını kaydeden işçi, temiz havanın gelmesiyle toparlandıklarını ve toprak üstüne çıkmayı başardıklarını söyledi.
Bir başka işçi ise eğitimlerinin yeterli olmadığını belirtti.
Milletvekillerinin işçiler arasında Suriyeli çalışan olup olmadığı ve betona gömülen işçinin olup olmadığı yönelik bir soruya işçilerden biri, "Suriyeli çalışan yok, betona gömülen işçi de yok" diye yanıt verdi.
Siyasi mitinglere işçilerin toplu olarak götürülüp götürülmediği yönündeki soruya işçilerden biri, otobüsle götürüldüklerini ve 30 lira yevmiye aldıklarını, hafta tatilinde olanların dahi götürüldüğünü iddia ederek mecbur bırakıldıklarını savundu.
İşçi, benzinli aracıyla mitinglere gidenlere 150, LPG'li araç sahiplerine 100 lira yakıt ücreti ile yedikleri yemeklerin fişlerinin bedellerinin de ödendiğini ileri sürdü.
Madende ısı artışı ve yanık kokusu olduğuna yönelik duyumları üzerine işçilerden biri, S panosunda ısınmadan dolayı yarım saatte çıkılacak yolu 40-50 dakikada çıkabildiklerine işaret ederek, "Isınma 2 ay önce de vardı. Yarım saatte çizmemiz dolacak kadar terliyorduk. Bu ısınmayı biliyorlardı. İş güvenliği tedbiri burada sıfır. Bir köle olarak kullanılıyoruz. Sadece üretim üretim üretimibaşka bir şey yoktu" dedi.
Araştırma Komisyonu üyelerinden CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye'deki hiçbir madenin güvenli olmadığını savunarak, "Hızla dünya, Avrupa standartlarına göre düzenlemeler yapılmalı ve ona göre yeni denetimler yapılmalı" dedi.
Özel, komisyonun maden işçilerini dinlediği Soma Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, komisyonun çalışmalarına ön yargısız başladığını, gerekli görüşmeleri yaptığını bugün de işçilerin dinlendiğini anlattı.
Şu ana kadar bir sıkıntının yaşanmadığını, dün komisyon üyelerinin başka bir madende yer altına girdiğini dile getiren Özel, milletvekillerinin madencilerin çalıştığı ortamı görmesi adına bu ziyareti gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Ne ideal bir madeni gezdiklerini ne de gittikleri yeri denetlediklerini ifade eden Özel, şöyle konuştu:
"Gittiğimiz madenle ilgili her şeyi görebileceğimiz bir güzergâh üzerinden girdik ve çıktık. Girdiğimiz madenin güvenli olduğu anlamına gelmez. Ama buradaki tanığım Taner Yıldız'dır. Yıldız, geçen Temmuz'da buranın Türkiye'deki en güvenli madenlerden birisi olduğunu söylemişti. Şu anda patlamış olan Eynez'i söyledi. Ne dün gezdiğimiz ne diğer madenler bu mevzuata göre güvenli değil. Bakan diyor ki 'En güvenlisi Eynez', Eynez'de 301 can kaybettik. Hiçbir maden güvenli değil. Hızla dünya, Avrupa standartlarına göre düzenlemeler yapılmalı ve ona göre yeni denetimler yapılmalı. Bugün tüm madenlerde patlamadan bir gün önceki Eynez'de ne risk varsa aynı riski sırtımıza almış durumdayız."
Bir gazetecinin komisyonun dinlediği madencilerden birinin işçilerin mitinge götürüldüğüne yönelik sözlerini anımsatması üzerine Özel, bunu Soma'daki herkesin bildiğini savundu.
Özel, şöyle devam etti:
"Soru cevap sonrasında bütün Soma'nın konuştuğu bir şey ortaya çıktı. İşçilere 'araba bulursanız 150 lira mazotunuzu, 100 lira gazınızı, yemeğinizi vereceğiz, hatta bir yevmiye daha alacaksınız' deniliyor. Bunlar bütün Soma'nın bildiği şeyler."
Maden faciasında yer altında olan işçilerden biri, saat 21.00'e kadar kurtarılmayı beklediklerini, artık dua etmeye başladıklarını, içerdeki karbonmonoksit gazından dolayı ayakta yürümekte zorlandıklarını anlattı. İçeride iletişimin kesilmesinin herkesi endişelendirdiğini dile getiren işçi, megafon sisteminin olması halinde çoğu kişinin kurtulabileceğini belirtti.
Işıklar'daki madende çalışan bir başka işçi, 301 kişinin ihmal sonucu öldüğünü savundu. İşçilerin sıkıntılarını dile getirdiği zaman işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını, üretimin durdurulmasının söz konusu olmadığını, ihmaller yüzünden kendisinin de elektrik akımına kapıldığını anlatan işçi, "Hakkımızı arayamıyorduk. Bunun yanında yer altında ölen kişiye yer üstünde ya da yolda öldüğü yönünde rapor veriliyor" dedi.
Facianın yaşandığı ocakta hem yer altında çalıştığını hem dinamitçilik yaptığını hem de tahlisiye ekibinde görev aldığını ifade eden diğer bir işçi, sadece görevlerinin tahlisiye olması halinde bu kadar can kaybının yaşanmayacağını savundu.
Hayatını kaybeden madencilerin can havliyle kaçtığını ancak dumandan bir yeri göremedikleri için kimisinin kafasını duvara çarptığını kimisinin gözüne ağaç parçasının battığını belirten işçi, "Kaçarken büyük mücadele etmişler. Dumandan dolayı iki karış ötemizi bile göremiyorduk. Tahlisiye ekipleri olarak hazır kıta gibi bekletilsek başka iş yapmasak 145'ten fazla kişi kurtarırdık. Aynı zamanda tahlisiye ekibinden olan ama yeraltında da çalışan 25-30 tane arkadaşımız da öldü. Yer altında çalışmayıp hazır ekibimiz olsaydı bu kadar kayıp olmazdı" diye konuştu.
Aynı işçi, evlerine işe gelmeleri yönünde ihbarname geldiğini, 5-6 bin çalışanın mağdur olduğunu kaydetti.
Yer altında elektrikli kepçe operatörü olarak çalışan başka bir işçi ise olayın ardından bölgeden kaçtığını ancak bir süre sonra kendisinin de bilincini kaybettiğini, nasıl kurtarıldığını hatırlamadığını anlattı.
İşçi, AFAD'ın maden faciasında kurtulanlar arasında isminin yer almadığını ileri sürdü. Facianın yaşandığı bölgede aşırı ısınma yaşandığını, bölgede 3,5-4 metre taban alırken göçüğün yaşandığını dile getiren işçi, o bölgeye kül basıldığının söylendiğini ancak bunun doğru olup olmadığını bilmediğini kaydetti.
Kardeşi faciada hayatını kaybeden kendisi de olay sırasında madende olan başka bir işçi de facianın yaşandığı bölgeye emniyetsiz dinamit atıldığını, bir hafta önce buranın tavanında sıcaklık yaşandığını, birçok eksikliğin bulunduğunu anlattı.
İşçi, "Sürekli üretim, üretim, üretim diyorlardı. Canım yanıyor. Bunun sebebi sizsiniz. Denetimlerde aşağı banta inilmiyordu" dedi.
Maden işçilerinden bir başkası da "Denetleme yapan insanlar sadece ana yola kadar gelmeselerdi, oraya gelen insanlar hiç 'bu çalışanlar nerede' diye sormadılar mı? İllaki 301 kişinin ölmesi mi lazımdı kirli çarşafların ortaya çıkması için. Hepimizin psikolojisi bozuk" ifadelerini kullandı.
Milletvekillerinin soruları da yanıtlayan işçiler, dinamit atılmaması gereken yere dinamit atıldığı yönündeki bir soru üzerine bölgede gazın var olduğunun bilinmesi halinde denetimsiz dinamit atıldığını belirtti.
İşçiler, komisyona taleplerini de ilettiler.
Manisa Baro Başkanı Zeynel Balkız da komisyona Soma'daki maden faciasıyla ilgili hazırladıkları ve tespitler ile tekliflerin yer aldığı dosyayı verdi.
Balkız, madende elektrikçi olarak çalışan işçinin de komisyonca özellikle dinlenmesini istedi.
Balkız, kazanın meydana gelmesinde Soma Kömür İşletmeleri AŞ ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü'nün kurumsal olarak yüzde yüz sorumlu olduğunu, TKİ/ELİ Bölge Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan teftiş yapan müfettiş ve kontrol elemanlarının iş güvenliği ve denetim raporlarının tamamıyla incelenmesi, sorumlular hakkında adli soruşturma başlatılması gerektiğini savundu.
Zeynel Balkız, Maden Kanunu'nun rödovans hakkıyla ilgili maddede değişikliğe gidilmesini istedi.
Soma'da iki günlük çalışmalarını tamamlayan komisyon üyeleri, ilçeden ayrıldı.
