2015-03-18 - 14:16
TBMM Genel Kurulu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü için özel gündemle toplandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü için özel gündemle toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında toplandı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından, TBMM Danışma Kurulu önerisi okundu. Öneride, Genel Kurul'da bugün 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü için özel oturum yapılması, gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmalar için 20'şer dakika süre verilmesi, daha sonra gündemdeki diğer konulara devam edilmesi yer aldı.
Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesinin ardından özel oturuma geçildi.
Daha sonra bir konuşma yapan Çiçek, bugün, Türk Milletinin tarihe altın harflerle yazdığı muhteşem zaferin 100. yılı olduğunu anımsatarak, milletçe tarihi bir gün yaşandığını söyledi.
Cemil Çiçek, bu zaferle; sadece Çanakkale?de Gelibolu?da, Anafartalar?da düşman gemilerinin boğazın derin sularına gömülmediğini, merhum Mehmet Akif?in "hani tauna da zuldür bu rezil istila" diye tarif ettiği rezil istilaya, müstevlilerin dehşet saçan saldırılarına karşı kahramanlık destanı yazıldığını bildirdi.
Çiçek, şunları kaydetti:
"Bu zafer gerçekten de asrın destanıdır. Aziz milletimizin, 7'den 77'ye müslim, gayrimüslüm tüm fertlerimizin, kahraman mehmetçiğin, şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yazdığı emsalsiz bir destandır. Bu zafer bize istiklalimizin ve istikbalimizin yolunu açmıştır. Bu yoldan giderek çok şükür cumhuriyete ve demokrasiye ulaştık. Bu zafer Anadolu?yu ebediyete dek bize vatan yapmıştır. Bu zafer sadece bizim için değil, tüm insanlık için derin izler bırakmış, tarihin seyrini değiştiren bir zafer olmuştur.
Bu zafer Aziz Atatürk?ün en veciz ifadesiyle, Anzaklara verdiği mesajda da ifade edildiği şekliyle, savaştan dostluk çıkaran bir anlam taşımaktadır. 1915?te Çanakkale?de Gelibolu?da sadece bir zafer kazanmadık. Milletçe yeniden dirildik, yeniden güç ve özgüven kazandık. Bu özgüven bize milli mücadeleyi ve bağımsızlığımızı kazandırdı. Tarihten silinmek istenen milletimize yeniden can verdi, yeniden hayat verdi, yeniden bir olduk, birlik olduk. Bu zafer müstevlilerin bütün planlarını bozdu. Tarih yön değiştirdi. Bu zafer hiç şüphesiz bizlerin sorumluluklarını da artırdı. Bize düşen aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin bize kanları pahasına miras bıraktığı bu mübarek vatan topraklarını korumak, mamur hale getirmek, devletimizi güçlü kılmak, onların ebedi miraslarına sahip çıkmak, birliğimizi ve dirliğimizi, kardeşliğimizi koruyarak onların ruhlarını şad etmektir. Bu vesileyle başta bu savaşın büyük komutanı ve kahramanı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi, devletimize ve milletimize büyük hizmetler vermiş değerli büyüklerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Allah'tan hepsine rahmet diliyorum, aziz ruhları şad olsun. Allah milletimizi bir daha darda ve zorda bırakmasın."
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Çanakkale Savaşı'nın, Anadolu'nun her tarafından gelmiş insanların kanı üzerine oluşturdukları kardeşlik olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla yapılan özel oturumda AK Parti Grubu adına konuşan Bostancı, 250 bini Osmanlı askeri olmak üzere yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Bostancı, "Çanakkale Savaşı bu milletin kan kardeşi olduğu, oradaki 250 bin kişinin kanı üzerinden geçmişten geleceğe ortak iradenin bir ok gibi ileriye fırlatıldığı çok önemli bir tarihsel bölümdür. O bakımdan, bu kan kardeşliğini, Anadolu'nun her tarafından gelmiş insanların hep birlikte kanı üzerine oluşturdukları bir kardeşliktir. O yüzden, Çanakkale'ye bakarken, sadece geçmişe bakmayız. Çanakkale'ye bakarken Anadolu'dan Rumeli'ye, Kafkas cephesinden Orta Doğu'ya kadar uzanan o sosyokültürel devamlılık içinde kan kardeşi olduğumuz insanlarla birlikte bir geleceğe, insanlığın ufkuna bakarız" dedi.
Zaferlerin önemli olduğunu ancak yenilgileri de bilmek ve dersler çıkarmak gerektiğini vurgulayan Bostancı, şöyle konuştu:
"Hayatın bir tarafı zafer, bir tarafı yenilgidir; bir tarafı hayat, bir tarafı ölümdür. Kahramanlık anlatılarının bir tarafında da kanın ve dehşetin olduğunu unutmayalım. Çanakkale'ye ilişkin hatıraları dinlerken, insanların gündelik hayatı içerisinde olağan bir şekilde yaşam parçalarının bize anlatıldığı hatıralar olmadığını biliriz; şarapneller uçar, toplar atılır, insanlar parçalanır, bir mahşer yeridir. Bir tarafıyla insani dramlar, bir tarafıyla insani soyluluk, asalet, kahramanlık vardır. Ama kahramanlığın bir tarafı acıdır, dramdır. 250 bin kişinin hayatını yitirdiği bir savaştan bahsediyoruz. O savaşa gelinceye kadar yaşanmış kimi kayıplardan, yenilgilerden, mağlubiyetlerden bahsediyoruz. Balkan Savaşı, hemen Çanakkale'nin önünde kolektif hafızamıza mıh gibi çakılmış bir savaştır. Altı tane Balkan ülkesi birleşti, kendilerinden kat ve kat üstün Osmanlı kuvvetlerine karşı bir savaş kazandı. Biz, şan ve şerefle gittiğimiz Balkanlardan yenik, mahzun, perişan şekilde geri döndük. Mağlubiyetlerden de çıkartmamız gereken dersler var. Ama herhalde millet o dersi çıkarttığı için olsa gerek, iki sene sonra yedi düvelin yığmış olduğu kuvvete karşı, kendisinin altıda biri kadar olan kuvvetine yenilen Osmanlı İmparatorluğu, yedi düvele kafa tuttu, yedi cephede kafa tuttu ve bir çok yerde zaferler kazandı. Demek ki ders çıkartmak da mühim."
Bostancı, Atatürk'ün tarihte çok büyük işler yaptığını belirterek, tarihi kendi gerçekliği içinde her yönüyle görmek gerektiğini, zaferin kazanılmasında Atatürk, generaller ve Mehmetçiğin başarısının olduğunu vurguladı. Bostancı, "Bu kahramanlık hepsinindir ve hepsinin hatırası olarak bizlere intikal etmiştir" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes de Çanakkale'de ölüm kalım savaşı verildiğini ifade ederek, "Atatürk'süz Çanakkale savaşı tarihi yazılamaz. Çanakkale Zaferi önce Yüce Allah'ın, sonra ulu önder Atatürk ve nice isimsiz kahramanların eseridir. Çanakkale'de, Atatürk'ün oynadığı askeri rolü unutmamamız gerekir. Atatürk isteseydi pekala kanlı Çanakkale Savaşı sırasında Sofya Ataşemileterliğine devam edebilirdi. Gerçek kahramanlık ve vatanseverlik bu olsa gerek, bilerek ve isteyerek ölümün kucağına atlamak.... Atatürk'ün sadece bu davranışı bile onun nasıl bir kahraman ve vatansever olduğunu anlatmaya yeter de artar bile. Atatürk'ün Çanakkale'de verdiği kararlarla savaşın kazanılmasında önemli roller üstlenmiştir" diye konuştu.
Mehmet Akif Ersoy'un "Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlıydı" dizesinde benzetme ve incelik bulunduğunu belirten Özkes, "Hz. Muhammed 'eğer 313 kişi burada yok olursa, sana kulluk yapacak tek bir insan kalmayacak' diyerek Allah'a yalvarıyordu Bedir Savaşı'nda. Bugün yeryüzünde Türk kalmayacak ve dolayısıyla müstemlliler emellerini gerçekleştirmiş olacaktı Çanakkale'de. O şanlı zaferin komutanı Çanakkale'deki askerimize 'ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum' diyerek bir tarih yazıyordu. Kendisi yaralanıyor ama bunu kimseye haber vermiyordu" dedi.
Çanakakle Savaşı ve İstiklal Harbi'nin, milletin, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi ile birlik ve beraberlik içinde olması nedeniyle kazanıldığını vurgulayan Özkes, "Çanakkale Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ön sözüdür. Çanakkale'yi geçilmez kılan, Çanakkale'de yatan şehitlerdir. Çanakkale'yi geçilmez kılan, Çanakkale'nin o deha, o zeki, o askeri bilgesi Ulu Önder Atatürk'tür" diye konuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, "Çanakkale Savaşları'nın tartışmasız en önemli sonucu, bu toprakları hepimiz ama hepimiz için bir ebedi vatan yapmasıdır" dedi.
İslam, TBMM Genel Kurulu'nun, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi?nin 100. yıl dönümü nedeniyle gerçekleştirilen özel oturumda hükümet adına söz aldı.
20. yüzyılın dünya savaşlarının yüzyılı olduğuna işaret eden İslam, Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun o dönemdeki durumuna değindi.
Çanakkale Savaşı'na gelinen süreci anlatan İslam, 100 yıl önce bugün Çanakkale'nin geçilemez olduğunun görüldüğünü söyledi. 250 bin şehit verilen Çanakkale Savaşı'nın eşine daha rastlanmamış bir mücadele olduğunu vurgulayan İslam, şöyle devam etti:
"Çanakkale Savaşları'nın tartışmasız en önemli sonucu, bu toprakları hepimiz ama hepimiz için bir ebedi vatan yapmasıdır. Çanakkale, Osmanlı coğrafyasının bir manzumesidir. Osmanlı topraklarının dört bir tarafından gelen genç, yaşlı, kadın, erkek yüz binlerce insan, yaşadıkları coğrafyaya sahip çıktılar. Gerçek manasıyla yedi düvele karşı, muazzam bir direnç göstererek Çanakkale ruhunu ortaya çıkardılar.
Sözlerimi bundan 85 yıl önce bu kürsüden söylenen cümlelerle tamamlamak istiyorum; 'Çanakkale topraklarında bir Mehmed vardır. Dumlupınar'da bir Mehmed vardır. Sakarya'da bir Mehmed vardır. İnönü'nde bir Mehmed vardır. Tarihin içinde bir Mehmed vardır. Bu Meclis'in havasında bir Mehmed vardır... İşte bu Mehmedi isterseniz şu esnafın şahsında, isterseniz bütün memleketin şahsında bütün tarihin şahsında görürsünüz. Fakat Mehmed dediğimiz, bu günleri, bu muvaffakiyetleri bu muahedeleri getiren Mehmedin ruhudur. O kaynaktır. Ey göklerde toz olan, ey siperde toprak olan süngülü Mehmed. Ey denizlerde kaynayan su gibi eriyen Mehmed. Asker Mehmed, denizci Mehmed, zabit Mehmed, Türk tarihi Mehmed, senden sonra biz varız. Bizden sonra yine sen varsın, Mehmed vardır.' Ebediyete intikal eden bütün Mehmed'lerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize, kahramanlarımıza şükranlarımı bir kez daha ifade ediyorum. Çanakkale Deniz Zaferinin 100. yıl dönümünü ve Şehitler Gününü kutluyor, bu aziz günde, bütün milletimi saygıyla selamlıyorum."
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Çanakkale Savaşları sonucunda, Anadolu'daki her üç evin birinden şehit çıktığını, üç kadından birisinin dul kaldığını belirterek, "Darülfünun Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, öğrencileri şehit olduğu için 1915 yılında mezun verememiştir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla yapılan özel oturumda MHP Grubu adına konuşan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, tarihin tozlu raflarından çıkarılıp insanlığın önüne serilen birçok dokümanın, Çanakkale?de akıl almaz hadiselerden bahsettiğini belirterek, "Bu dokümanlara baktığımızda binlerce kilometre uzaklardan gelmiş 7 düvelin, Müslüman Türkleri Anadolu tarihinden silmek uğruna haç adına ölüm kustuklarını ortaya koyuyor" diye konuştu.
Çanakkale?nin, savaş yolu ile geçilemeyeceğinin bütün dünya tarafından görüldüğünü ve kabul edildiğini belirten Halaçoğlu, şöyle konuştu:
"O dönemin süper güçleri, İngiliz ve Fransız orduları, onların isimlendirmesi ile 'yenilmez armada' olarak bilinen orduların dahi yenilebilir olduğu bütün dünyaya ispat edilmiştir. Tarihin hemen her döneminde dünyanın dört bir tarafında problem çıkaran, baş ağrıtan, adeta çıban başı durumundaki üzerinden güneş batmayan imparatorluk, tarihindeki en büyük hezimet ve asker kaybıyla büyük bir prestij kaybına uğradı. Çanakkale geçilemeyince 1. Dünya Harbi uzadı. Sıcak denizlere inme, yıkılan Osmanlı pastasından pay alma ümidiyle savaşa katılan Çarlık Rusyası da Çanakkale?den geçip kendisine ulaşacak kuvvetlerin yardımını elde edemediği için, iç karışıklıkların üstesinden gelemeyerek Bolşevik ihtilaline boyun eğmiştir. Doğusundaki son karakolunda kardeşlerinin ölüm kalım mücadelesine seyirci kalan alem-i İslam, Türk ordusunun muzafferiyetiyle bayram yapmıştır.
Çanakkale Zaferi, dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuş, tarihin akışı üzerinde Türk Milleti belirleyici bir rol oynamış, millet olma bilincinin tohumları atılarak, Kurtuluş Savaşı?nın kazanılmasına zemin hazırlayan bir prestij ve azmin mücadelesinin adı olmuştur. Çanakkale'yi geçilmez yapan, Çanakkale Savaşı'nda şehit olan insanların torunları olan bizler, bu savaşın tarihi, siyasi, askeri ve diplomatik yönlerini iyi bilmeli, günümüze ulaşan etkilerini iyi değerlendirmeliyiz. Çanakkale Cephesi Savaşları sonucu, Anadolu'daki her üç evin birinden şehit çıkmıştır, üç kadından birisi ise dul kalmıştır. Arıburnu ve Conkbayırı'nda şehit olan üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmı Darülfünun Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencisidir. Fakülte, öğrenciler ordu hizmetine alındığı için 1915 yılında mezun verememiştir."
Halaçoğlu, Birinci Dünya Harbi öncesinin başlıca büyük devletlerden Almanya?nın, "doğuya doğru" politikası, Rusya?nın ılık denizlere ulaşma emelleri, İngiltere?nin, "denizlere egemen olan dünyaya hakim olur" teorisine dayanarak, özellikle 19. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya?nın Akdeniz?e çıkmasını engelleme siyasetinin hep Türk boğazlarında düğümlendiğini kaydetti.
İngilizler'in, Çanakkale?deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, onun yüksek manevi gücünü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düştüğünü ve sonunda, önce denizde sonra da karada hiç de beklemedikleri amansız cevabı aldıklarını kaydeden Halaçoğlu, "Böylece onlar zaferi Boğaz?da Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gittiler" dedi.
Yusuf Halaçoğlu, Çanakkale Zaferi?nin özellikle genç nesillere iyi anlatılmasının, ecdada ve şehitlere bir borç olduğu gibi geleceğin de teminatı olduğunu ifade ederek, "Nitekim kazanılan zafer hakkında devrin önemli liderleri şunları söylediler: Mesela Churchill, 'Türkler, Çanakkale?yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir' diyor. Sör Kombet ise 'Çanakkale?de her şeyimiz kusursuzdur. Fakat başarılı olmadık. Zira Türkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim' demiştir" diye konuştu.
Çanakkale Savaşı'nın aynı zamanda yaralı düşmanını savaş alanından alıp düşman siperlerine götürüp teslim edecek kadar insan olduğunu unutmayanların da savaşı olduğunu ifade etti.
Halaçoğlu, şunları kaydetti:
"Çanakkale?de sadece cesaret örneği gösterilmemiş, aynı zamanda insan onur ve haysiyetinin zirve yaptığı bir nitelik de sergilenmiştir. Sizlere Çanakkale Savaşı ile ilgili gerçek bir hikaye: Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor. Bunlardan biri Lapseki?nin Beybaş Köyü'ndendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından. 'Ölme ihtimalim çok fazla, ben bir pusula yazdım, arkadaşıma ulaştırın.' Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: 'Ben köylüm Lapsekili İbrahim onbaşıdan 1 Mecit borç aldıydım, kendisini göremedim, belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin.' 'Sen merak etme evladım' der komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşarken. Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de 'söyleyin hakkını helal etsin' olur.
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getirilmektedir. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor, şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de göz yaşlarına engel olamaz. Pusuladaki not: 'Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil'e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.' Aslında bu iman ve güçtür ki Seyit Onbaşı?ya 215 kiloluk mermiyi sırtına alıp top kundağına koyduran, Conkbayırı?nda Mustafa Kemal?in kalbi yerine şarapneli saate çarptıran, mevcudunun üçte ikisi şehit düşen 57. Alaya yenilmezlik gücünü veren."
HDP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, emperyalistlere karşı verilen mücadelede hayatını kaybedenleri bir kez daha saygı ve hürmetle andıklarını söyledi.
Kendisinden önce konuşanların; Çanakkale'de kahramanlık eserleri sergileyen, Anadolu'nun dört bir tarafından cepheye sürülenlerle ilgili, onları anan konuşmalar yaptığını belirten Tüzel, "Tarih bizim tarihimiz, o tarih de gerçekleri ile bilinmeli. Birtakım çarpıtmalar yapmadan, dersler çıkartarak, günümüzdeki ihtiyaçlara işaret ederek Çanakkale'yi anmak, bizim onlara karşı borcumuzdur ve görevimizdir" dedi.
Tüzel, İngilizve Alman emperyalistlerinin 100 yıl önceki paylaşım mücadelesinde Osmanlı Devleti'ni kullandığını ifade ederek, Osmanlı'nın da toprakları ve boğazların kaybedilmesi pahasına böyle bir savaşa girdiğini söyledi.
Çanakkale'deki törenlerde konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, bir kez daha, "vatan, onur, şeref, haysiyet" gibi kelimelere başvurarak konuşma yaptığını, Türkiye'nin IMF'ye tek kuruş borcunun kalmadığını söylediğini kaydeden Tüzel, "Bugün ekonomi ile ilgili gensoru önergesi görüşülecek. IMF'ye tek kuruş kalmamış olmasının, bugünkü durum karşısında bir önemi yok" diye konuştu.
HDP'li Tüzel, çok övünülen Çanakkale'de Türk ordusuna Almanya'nın komutanlık yaptığını belirtti.
Konuşmasında çözüm sürecine değinen Tüzel, Çanakkale'de Türklerle birlikte Ermeniler savaşırken, İstanbul'daki Ermenilerin sürgüne gönderildiğini iddia ederek, Türkiye'nin Ermeni politikasının sorgulanması gerektiğini kaydetti.
Tüzel, "Çözüm diyeceksek, şefkat ve merhamet değil, herkesin doğuştan gelen hakları vardır, bunları konuşmalıyız. (Hepimiz biraradayız, neyiniz eksik?) diyerek, sokakta konuşan vatandaşın soruna yaklaştığı gibi soruna yaklaşma tarzı bir Cumhurbaşkanı'nın tarzı olmaz. Kürtlerin neyinin eksik olduğu ortadadır. Eşit yurttaşlık ve ana dilde eğitim sorunu vardır; kaybedilmiş canlar vardır ve bir savaştan çıkılmıştır. Ülkeyi yeni Anayasa ve vatandaşlık tanımı ile yeniden inşa etmeliyiz. Savaşarak ve çatışarak değil, konuşarak, müzakere ederek ve tartışarak çözüm üretmeliyiz" dedi.
Levent Tüzel, birçok milletvekili arkadaşının Genel Kurul'da olmadığını dile getirerek, "Çünkü onlar Nevruz kutlamaları nedeniyle illerindeler. Herkesin nevruz öncesinde, barış ve çözüm süreci arayışı içinde, kulağını dikmiş Nevruz meydanında Öcalan'dan gelecek mesajı bekliyor. Gençlerin çatışmalar içinde ölmemesi, bunu güvenceye alacak çalışmaların işaret edilmesi hepimiz için önemli. Kürt sorunu, cephede Çanakkale'de savaşan bütün ecdadın torunları olan bizlerin sorunu oldu" diye konuştu.
Bu arada, Çanakkale Zaferi?nin 100. yıl dönümü nedeniyle özel olarak hazırlanan logo, Meclis TV ekranında sol üstte yer aldı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında toplandı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından, TBMM Danışma Kurulu önerisi okundu. Öneride, Genel Kurul'da bugün 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü için özel oturum yapılması, gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmalar için 20'şer dakika süre verilmesi, daha sonra gündemdeki diğer konulara devam edilmesi yer aldı.
Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesinin ardından özel oturuma geçildi.
Daha sonra bir konuşma yapan Çiçek, bugün, Türk Milletinin tarihe altın harflerle yazdığı muhteşem zaferin 100. yılı olduğunu anımsatarak, milletçe tarihi bir gün yaşandığını söyledi.
Cemil Çiçek, bu zaferle; sadece Çanakkale?de Gelibolu?da, Anafartalar?da düşman gemilerinin boğazın derin sularına gömülmediğini, merhum Mehmet Akif?in "hani tauna da zuldür bu rezil istila" diye tarif ettiği rezil istilaya, müstevlilerin dehşet saçan saldırılarına karşı kahramanlık destanı yazıldığını bildirdi.
Çiçek, şunları kaydetti:
"Bu zafer gerçekten de asrın destanıdır. Aziz milletimizin, 7'den 77'ye müslim, gayrimüslüm tüm fertlerimizin, kahraman mehmetçiğin, şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yazdığı emsalsiz bir destandır. Bu zafer bize istiklalimizin ve istikbalimizin yolunu açmıştır. Bu yoldan giderek çok şükür cumhuriyete ve demokrasiye ulaştık. Bu zafer Anadolu?yu ebediyete dek bize vatan yapmıştır. Bu zafer sadece bizim için değil, tüm insanlık için derin izler bırakmış, tarihin seyrini değiştiren bir zafer olmuştur.
Bu zafer Aziz Atatürk?ün en veciz ifadesiyle, Anzaklara verdiği mesajda da ifade edildiği şekliyle, savaştan dostluk çıkaran bir anlam taşımaktadır. 1915?te Çanakkale?de Gelibolu?da sadece bir zafer kazanmadık. Milletçe yeniden dirildik, yeniden güç ve özgüven kazandık. Bu özgüven bize milli mücadeleyi ve bağımsızlığımızı kazandırdı. Tarihten silinmek istenen milletimize yeniden can verdi, yeniden hayat verdi, yeniden bir olduk, birlik olduk. Bu zafer müstevlilerin bütün planlarını bozdu. Tarih yön değiştirdi. Bu zafer hiç şüphesiz bizlerin sorumluluklarını da artırdı. Bize düşen aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin bize kanları pahasına miras bıraktığı bu mübarek vatan topraklarını korumak, mamur hale getirmek, devletimizi güçlü kılmak, onların ebedi miraslarına sahip çıkmak, birliğimizi ve dirliğimizi, kardeşliğimizi koruyarak onların ruhlarını şad etmektir. Bu vesileyle başta bu savaşın büyük komutanı ve kahramanı Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi, devletimize ve milletimize büyük hizmetler vermiş değerli büyüklerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Allah'tan hepsine rahmet diliyorum, aziz ruhları şad olsun. Allah milletimizi bir daha darda ve zorda bırakmasın."
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Çanakkale Savaşı'nın, Anadolu'nun her tarafından gelmiş insanların kanı üzerine oluşturdukları kardeşlik olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla yapılan özel oturumda AK Parti Grubu adına konuşan Bostancı, 250 bini Osmanlı askeri olmak üzere yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Bostancı, "Çanakkale Savaşı bu milletin kan kardeşi olduğu, oradaki 250 bin kişinin kanı üzerinden geçmişten geleceğe ortak iradenin bir ok gibi ileriye fırlatıldığı çok önemli bir tarihsel bölümdür. O bakımdan, bu kan kardeşliğini, Anadolu'nun her tarafından gelmiş insanların hep birlikte kanı üzerine oluşturdukları bir kardeşliktir. O yüzden, Çanakkale'ye bakarken, sadece geçmişe bakmayız. Çanakkale'ye bakarken Anadolu'dan Rumeli'ye, Kafkas cephesinden Orta Doğu'ya kadar uzanan o sosyokültürel devamlılık içinde kan kardeşi olduğumuz insanlarla birlikte bir geleceğe, insanlığın ufkuna bakarız" dedi.
Zaferlerin önemli olduğunu ancak yenilgileri de bilmek ve dersler çıkarmak gerektiğini vurgulayan Bostancı, şöyle konuştu:
"Hayatın bir tarafı zafer, bir tarafı yenilgidir; bir tarafı hayat, bir tarafı ölümdür. Kahramanlık anlatılarının bir tarafında da kanın ve dehşetin olduğunu unutmayalım. Çanakkale'ye ilişkin hatıraları dinlerken, insanların gündelik hayatı içerisinde olağan bir şekilde yaşam parçalarının bize anlatıldığı hatıralar olmadığını biliriz; şarapneller uçar, toplar atılır, insanlar parçalanır, bir mahşer yeridir. Bir tarafıyla insani dramlar, bir tarafıyla insani soyluluk, asalet, kahramanlık vardır. Ama kahramanlığın bir tarafı acıdır, dramdır. 250 bin kişinin hayatını yitirdiği bir savaştan bahsediyoruz. O savaşa gelinceye kadar yaşanmış kimi kayıplardan, yenilgilerden, mağlubiyetlerden bahsediyoruz. Balkan Savaşı, hemen Çanakkale'nin önünde kolektif hafızamıza mıh gibi çakılmış bir savaştır. Altı tane Balkan ülkesi birleşti, kendilerinden kat ve kat üstün Osmanlı kuvvetlerine karşı bir savaş kazandı. Biz, şan ve şerefle gittiğimiz Balkanlardan yenik, mahzun, perişan şekilde geri döndük. Mağlubiyetlerden de çıkartmamız gereken dersler var. Ama herhalde millet o dersi çıkarttığı için olsa gerek, iki sene sonra yedi düvelin yığmış olduğu kuvvete karşı, kendisinin altıda biri kadar olan kuvvetine yenilen Osmanlı İmparatorluğu, yedi düvele kafa tuttu, yedi cephede kafa tuttu ve bir çok yerde zaferler kazandı. Demek ki ders çıkartmak da mühim."
Bostancı, Atatürk'ün tarihte çok büyük işler yaptığını belirterek, tarihi kendi gerçekliği içinde her yönüyle görmek gerektiğini, zaferin kazanılmasında Atatürk, generaller ve Mehmetçiğin başarısının olduğunu vurguladı. Bostancı, "Bu kahramanlık hepsinindir ve hepsinin hatırası olarak bizlere intikal etmiştir" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes de Çanakkale'de ölüm kalım savaşı verildiğini ifade ederek, "Atatürk'süz Çanakkale savaşı tarihi yazılamaz. Çanakkale Zaferi önce Yüce Allah'ın, sonra ulu önder Atatürk ve nice isimsiz kahramanların eseridir. Çanakkale'de, Atatürk'ün oynadığı askeri rolü unutmamamız gerekir. Atatürk isteseydi pekala kanlı Çanakkale Savaşı sırasında Sofya Ataşemileterliğine devam edebilirdi. Gerçek kahramanlık ve vatanseverlik bu olsa gerek, bilerek ve isteyerek ölümün kucağına atlamak.... Atatürk'ün sadece bu davranışı bile onun nasıl bir kahraman ve vatansever olduğunu anlatmaya yeter de artar bile. Atatürk'ün Çanakkale'de verdiği kararlarla savaşın kazanılmasında önemli roller üstlenmiştir" diye konuştu.
Mehmet Akif Ersoy'un "Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlıydı" dizesinde benzetme ve incelik bulunduğunu belirten Özkes, "Hz. Muhammed 'eğer 313 kişi burada yok olursa, sana kulluk yapacak tek bir insan kalmayacak' diyerek Allah'a yalvarıyordu Bedir Savaşı'nda. Bugün yeryüzünde Türk kalmayacak ve dolayısıyla müstemlliler emellerini gerçekleştirmiş olacaktı Çanakkale'de. O şanlı zaferin komutanı Çanakkale'deki askerimize 'ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum' diyerek bir tarih yazıyordu. Kendisi yaralanıyor ama bunu kimseye haber vermiyordu" dedi.
Çanakakle Savaşı ve İstiklal Harbi'nin, milletin, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi ile birlik ve beraberlik içinde olması nedeniyle kazanıldığını vurgulayan Özkes, "Çanakkale Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ön sözüdür. Çanakkale'yi geçilmez kılan, Çanakkale'de yatan şehitlerdir. Çanakkale'yi geçilmez kılan, Çanakkale'nin o deha, o zeki, o askeri bilgesi Ulu Önder Atatürk'tür" diye konuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, "Çanakkale Savaşları'nın tartışmasız en önemli sonucu, bu toprakları hepimiz ama hepimiz için bir ebedi vatan yapmasıdır" dedi.
İslam, TBMM Genel Kurulu'nun, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi?nin 100. yıl dönümü nedeniyle gerçekleştirilen özel oturumda hükümet adına söz aldı.
20. yüzyılın dünya savaşlarının yüzyılı olduğuna işaret eden İslam, Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun o dönemdeki durumuna değindi.
Çanakkale Savaşı'na gelinen süreci anlatan İslam, 100 yıl önce bugün Çanakkale'nin geçilemez olduğunun görüldüğünü söyledi. 250 bin şehit verilen Çanakkale Savaşı'nın eşine daha rastlanmamış bir mücadele olduğunu vurgulayan İslam, şöyle devam etti:
"Çanakkale Savaşları'nın tartışmasız en önemli sonucu, bu toprakları hepimiz ama hepimiz için bir ebedi vatan yapmasıdır. Çanakkale, Osmanlı coğrafyasının bir manzumesidir. Osmanlı topraklarının dört bir tarafından gelen genç, yaşlı, kadın, erkek yüz binlerce insan, yaşadıkları coğrafyaya sahip çıktılar. Gerçek manasıyla yedi düvele karşı, muazzam bir direnç göstererek Çanakkale ruhunu ortaya çıkardılar.
Sözlerimi bundan 85 yıl önce bu kürsüden söylenen cümlelerle tamamlamak istiyorum; 'Çanakkale topraklarında bir Mehmed vardır. Dumlupınar'da bir Mehmed vardır. Sakarya'da bir Mehmed vardır. İnönü'nde bir Mehmed vardır. Tarihin içinde bir Mehmed vardır. Bu Meclis'in havasında bir Mehmed vardır... İşte bu Mehmedi isterseniz şu esnafın şahsında, isterseniz bütün memleketin şahsında bütün tarihin şahsında görürsünüz. Fakat Mehmed dediğimiz, bu günleri, bu muvaffakiyetleri bu muahedeleri getiren Mehmedin ruhudur. O kaynaktır. Ey göklerde toz olan, ey siperde toprak olan süngülü Mehmed. Ey denizlerde kaynayan su gibi eriyen Mehmed. Asker Mehmed, denizci Mehmed, zabit Mehmed, Türk tarihi Mehmed, senden sonra biz varız. Bizden sonra yine sen varsın, Mehmed vardır.' Ebediyete intikal eden bütün Mehmed'lerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize, kahramanlarımıza şükranlarımı bir kez daha ifade ediyorum. Çanakkale Deniz Zaferinin 100. yıl dönümünü ve Şehitler Gününü kutluyor, bu aziz günde, bütün milletimi saygıyla selamlıyorum."
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Çanakkale Savaşları sonucunda, Anadolu'daki her üç evin birinden şehit çıktığını, üç kadından birisinin dul kaldığını belirterek, "Darülfünun Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, öğrencileri şehit olduğu için 1915 yılında mezun verememiştir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla yapılan özel oturumda MHP Grubu adına konuşan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, tarihin tozlu raflarından çıkarılıp insanlığın önüne serilen birçok dokümanın, Çanakkale?de akıl almaz hadiselerden bahsettiğini belirterek, "Bu dokümanlara baktığımızda binlerce kilometre uzaklardan gelmiş 7 düvelin, Müslüman Türkleri Anadolu tarihinden silmek uğruna haç adına ölüm kustuklarını ortaya koyuyor" diye konuştu.
Çanakkale?nin, savaş yolu ile geçilemeyeceğinin bütün dünya tarafından görüldüğünü ve kabul edildiğini belirten Halaçoğlu, şöyle konuştu:
"O dönemin süper güçleri, İngiliz ve Fransız orduları, onların isimlendirmesi ile 'yenilmez armada' olarak bilinen orduların dahi yenilebilir olduğu bütün dünyaya ispat edilmiştir. Tarihin hemen her döneminde dünyanın dört bir tarafında problem çıkaran, baş ağrıtan, adeta çıban başı durumundaki üzerinden güneş batmayan imparatorluk, tarihindeki en büyük hezimet ve asker kaybıyla büyük bir prestij kaybına uğradı. Çanakkale geçilemeyince 1. Dünya Harbi uzadı. Sıcak denizlere inme, yıkılan Osmanlı pastasından pay alma ümidiyle savaşa katılan Çarlık Rusyası da Çanakkale?den geçip kendisine ulaşacak kuvvetlerin yardımını elde edemediği için, iç karışıklıkların üstesinden gelemeyerek Bolşevik ihtilaline boyun eğmiştir. Doğusundaki son karakolunda kardeşlerinin ölüm kalım mücadelesine seyirci kalan alem-i İslam, Türk ordusunun muzafferiyetiyle bayram yapmıştır.
Çanakkale Zaferi, dünya tarihinde bir dönüm noktası olmuş, tarihin akışı üzerinde Türk Milleti belirleyici bir rol oynamış, millet olma bilincinin tohumları atılarak, Kurtuluş Savaşı?nın kazanılmasına zemin hazırlayan bir prestij ve azmin mücadelesinin adı olmuştur. Çanakkale'yi geçilmez yapan, Çanakkale Savaşı'nda şehit olan insanların torunları olan bizler, bu savaşın tarihi, siyasi, askeri ve diplomatik yönlerini iyi bilmeli, günümüze ulaşan etkilerini iyi değerlendirmeliyiz. Çanakkale Cephesi Savaşları sonucu, Anadolu'daki her üç evin birinden şehit çıkmıştır, üç kadından birisi ise dul kalmıştır. Arıburnu ve Conkbayırı'nda şehit olan üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmı Darülfünun Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencisidir. Fakülte, öğrenciler ordu hizmetine alındığı için 1915 yılında mezun verememiştir."
Halaçoğlu, Birinci Dünya Harbi öncesinin başlıca büyük devletlerden Almanya?nın, "doğuya doğru" politikası, Rusya?nın ılık denizlere ulaşma emelleri, İngiltere?nin, "denizlere egemen olan dünyaya hakim olur" teorisine dayanarak, özellikle 19. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya?nın Akdeniz?e çıkmasını engelleme siyasetinin hep Türk boğazlarında düğümlendiğini kaydetti.
İngilizler'in, Çanakkale?deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, onun yüksek manevi gücünü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düştüğünü ve sonunda, önce denizde sonra da karada hiç de beklemedikleri amansız cevabı aldıklarını kaydeden Halaçoğlu, "Böylece onlar zaferi Boğaz?da Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gittiler" dedi.
Yusuf Halaçoğlu, Çanakkale Zaferi?nin özellikle genç nesillere iyi anlatılmasının, ecdada ve şehitlere bir borç olduğu gibi geleceğin de teminatı olduğunu ifade ederek, "Nitekim kazanılan zafer hakkında devrin önemli liderleri şunları söylediler: Mesela Churchill, 'Türkler, Çanakkale?yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir' diyor. Sör Kombet ise 'Çanakkale?de her şeyimiz kusursuzdur. Fakat başarılı olmadık. Zira Türkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim' demiştir" diye konuştu.
Çanakkale Savaşı'nın aynı zamanda yaralı düşmanını savaş alanından alıp düşman siperlerine götürüp teslim edecek kadar insan olduğunu unutmayanların da savaşı olduğunu ifade etti.
Halaçoğlu, şunları kaydetti:
"Çanakkale?de sadece cesaret örneği gösterilmemiş, aynı zamanda insan onur ve haysiyetinin zirve yaptığı bir nitelik de sergilenmiştir. Sizlere Çanakkale Savaşı ile ilgili gerçek bir hikaye: Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor. Bunlardan biri Lapseki?nin Beybaş Köyü'ndendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından. 'Ölme ihtimalim çok fazla, ben bir pusula yazdım, arkadaşıma ulaştırın.' Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: 'Ben köylüm Lapsekili İbrahim onbaşıdan 1 Mecit borç aldıydım, kendisini göremedim, belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin.' 'Sen merak etme evladım' der komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşarken. Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de 'söyleyin hakkını helal etsin' olur.
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getirilmektedir. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor, şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de göz yaşlarına engel olamaz. Pusuladaki not: 'Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil'e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.' Aslında bu iman ve güçtür ki Seyit Onbaşı?ya 215 kiloluk mermiyi sırtına alıp top kundağına koyduran, Conkbayırı?nda Mustafa Kemal?in kalbi yerine şarapneli saate çarptıran, mevcudunun üçte ikisi şehit düşen 57. Alaya yenilmezlik gücünü veren."
HDP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, emperyalistlere karşı verilen mücadelede hayatını kaybedenleri bir kez daha saygı ve hürmetle andıklarını söyledi.
Kendisinden önce konuşanların; Çanakkale'de kahramanlık eserleri sergileyen, Anadolu'nun dört bir tarafından cepheye sürülenlerle ilgili, onları anan konuşmalar yaptığını belirten Tüzel, "Tarih bizim tarihimiz, o tarih de gerçekleri ile bilinmeli. Birtakım çarpıtmalar yapmadan, dersler çıkartarak, günümüzdeki ihtiyaçlara işaret ederek Çanakkale'yi anmak, bizim onlara karşı borcumuzdur ve görevimizdir" dedi.
Tüzel, İngilizve Alman emperyalistlerinin 100 yıl önceki paylaşım mücadelesinde Osmanlı Devleti'ni kullandığını ifade ederek, Osmanlı'nın da toprakları ve boğazların kaybedilmesi pahasına böyle bir savaşa girdiğini söyledi.
Çanakkale'deki törenlerde konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, bir kez daha, "vatan, onur, şeref, haysiyet" gibi kelimelere başvurarak konuşma yaptığını, Türkiye'nin IMF'ye tek kuruş borcunun kalmadığını söylediğini kaydeden Tüzel, "Bugün ekonomi ile ilgili gensoru önergesi görüşülecek. IMF'ye tek kuruş kalmamış olmasının, bugünkü durum karşısında bir önemi yok" diye konuştu.
HDP'li Tüzel, çok övünülen Çanakkale'de Türk ordusuna Almanya'nın komutanlık yaptığını belirtti.
Konuşmasında çözüm sürecine değinen Tüzel, Çanakkale'de Türklerle birlikte Ermeniler savaşırken, İstanbul'daki Ermenilerin sürgüne gönderildiğini iddia ederek, Türkiye'nin Ermeni politikasının sorgulanması gerektiğini kaydetti.
Tüzel, "Çözüm diyeceksek, şefkat ve merhamet değil, herkesin doğuştan gelen hakları vardır, bunları konuşmalıyız. (Hepimiz biraradayız, neyiniz eksik?) diyerek, sokakta konuşan vatandaşın soruna yaklaştığı gibi soruna yaklaşma tarzı bir Cumhurbaşkanı'nın tarzı olmaz. Kürtlerin neyinin eksik olduğu ortadadır. Eşit yurttaşlık ve ana dilde eğitim sorunu vardır; kaybedilmiş canlar vardır ve bir savaştan çıkılmıştır. Ülkeyi yeni Anayasa ve vatandaşlık tanımı ile yeniden inşa etmeliyiz. Savaşarak ve çatışarak değil, konuşarak, müzakere ederek ve tartışarak çözüm üretmeliyiz" dedi.
Levent Tüzel, birçok milletvekili arkadaşının Genel Kurul'da olmadığını dile getirerek, "Çünkü onlar Nevruz kutlamaları nedeniyle illerindeler. Herkesin nevruz öncesinde, barış ve çözüm süreci arayışı içinde, kulağını dikmiş Nevruz meydanında Öcalan'dan gelecek mesajı bekliyor. Gençlerin çatışmalar içinde ölmemesi, bunu güvenceye alacak çalışmaların işaret edilmesi hepimiz için önemli. Kürt sorunu, cephede Çanakkale'de savaşan bütün ecdadın torunları olan bizlerin sorunu oldu" diye konuştu.
Bu arada, Çanakkale Zaferi?nin 100. yıl dönümü nedeniyle özel olarak hazırlanan logo, Meclis TV ekranında sol üstte yer aldı.
