2010-12-26 - 13:57
TBMM Genel Kurulunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2011 Yılı Merkezi
Yönetim bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinde son güne gelindi.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin başkanlığında toplanan Genel Kurulda,
tasarı üzerinde son konuşmalar başladı. İlk olarak CHP Grubu adına Grup
Başkanvekili Akif Hamzaçebi söz aldı.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek'in, ''Türkiye ekonomisi büyümek istiyorsa, cari açık vermek
zorunda'' dediğini belirterek, ''Bu bir şehir efsanesidir. AKP, Türkiye
ekonomisini cari açığa mahkum hale getirmiştir'' dedi.
Hamzaçebi, TBMM Genel Kurulunda, 2011 yılı bütçe tasarısı görüşmelerinin
son gününde CHP Grubunun görüşlerini dile getirdi.
Bütçelerin, hükümet politikalarının bir uygulama aracı olduğunu ifade
eden Hamzaçebi, hükümetlerin, topluma vaat ettiklerini ve yapmak istediklerini
bütçelerle hayata geçirdiklerini söyledi.
Hamzaçebi, 2011 yılı bütçesinin 312,5 milyar lira büyüklüğe sahip
olduğunu, ekonomiden 312,5 milyar lira gelir toplanacağını, bu gelirlerin,
bütçede öngörülen harcamalar yoluyla ekonomiye yeniden iade edileceğini
kaydetti.
AK Parti'nin, bütün bütçe görüşmelerinde 2002 yılını referans aldığını
ifade eden Hamzaçebi, AK Parti'nin ekonomi yönetimini devraldığı 2002'de
ekonomideki en temel sorunun, ekonominin tasarruf yapamaması olduğunu kaydetti.
Hamzaçebi, tasarruf yapılmadığı için yatırım yapılmadığını, kamu maliyesinin
bozuk, ekonominin cari açığa mahkum olduğunu, sıcak paranın gelmediği yıllarda
ekonominin krize girdiğini anlattı.
Hamzaçebi, çeşitli alanlardaki verileri tablolar eşliğinde anlattı.
Hamzaçebi, 2002-2010 yılları arasında tasarruf verilerinin yer aldığı tabloyu
Genel Kurula göstererek, Türkiye'nin 2002'de özel ve kamu sektörü tasarrufları
açısından toplam tasarrufların GSYİH'ya oranının yüzde 18,6 olduğunu belirtti.
Hamzaçebi, 2010'da bunun yüzde 12'lere düştüğünü, üçte bir oranında tasarrufların
azaldığını vurguladı.
IMF politikalarının, Türkiye'yi tasarruf etmeyen ülke haline
dönüştürdüğünü ifade eden Hamzaçebi, tasarruf yapılamazsa yatırımın da
olamayacağını dile getirdi.
Türkiye'nin sağladığı büyümeyle cari açığı gösteren tabloyu da gösteren
Hamzaçebi, büyümenin olduğu yıllarda cari açığın yükseldiğini belirtti.
Hamzaçebi, Türk ekonomisinin, yatırım yapabilmek için yurt dışından gelen sıcak
kaynağa ihtiyaç duyduğunu, sıcak para gelmediğinde ekonominin krize girdiğini
vurguladı.
Hamzaçebi, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, bütçe konuşmasında, ''Türkiye
ekonomisi büyümek istiyorsa cari açık vermek zorundadır. Cari açık vermeden
büyüyemez çünkü yurt içi tasarruflar yetersizdir'' dediğini söyledi. Hamzaçebi,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu bir şehir efsanesidir. Sayın Maliye Bakanı, burada ekonomi bilimi
yerine şehir efsanelerine dayalı konuşmasını yadırgadım. Gerçekleri yansıtmıyor.
Sayın Bakan keşke 2000 öncesi rakamlara zahmet edip biraz baksaydı. ANAP'ın 4
yıllık iktidar dönemi, 1984-1987 yıllarını örnek vereceğim. Türkiye 4 yılda
ortalama yüzde 7 büyümüş, yıllık ortalama cari açık yüzde 1,9. 1992-1997 yılı
ortalama büyüme yüzde 7,6, cari açık yüzde 1,6. Sizin, AKP'nin çıkardığı gömleğin
iktidarda olduğu dönemde, 1997'de ekonomi yüzde 8,3 büyümüş, cari açık yüzde 1,4.
Türkiye, 1980-1990'larda cari açık vermeden büyüyebilmiş, cari açığa mahkum
değil. Ama IMF politikalarını aynen uygulayan AKP, Türkiye ekonomisini cari açığa
mahkum hale getirmiştir.''
Hamzaçebi, işsiz sayısındaki artışa işaret ederek, işsizliğin sadece
istatistik olarak görüldüğünü ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bütçe konuşmasında, kendi dönemlerindeki
çimento ve ham çelik üretiminin arttığını söylediğini belirten Hamzaçebi,
''Güzel, elinize sağlık... Şüphesiz her hükümet bir şeyler yapıyor bu ekonomide''
dedi.
Hamzaçebi, Şimşek'in, öğrencilerden rol çalarak, bütçe konuşmasında
asgari ücretle alınan yumurta örneği verdiğini ifade etti. Hamzaçebi, Şimşek'in
asgari ücretle 2002'de ve şimdi ne kadar benzin, mazot alındığını anlattığını
belirterek, asgari ücretlinin benzin, mazot alacak arabasının olmadığını
kaydetti.
Asgari ücretle 2002'de 50 kilogram beyaz peynir alınırken, bugün 44
kilogram alındığını ifade eden Hamzaçebi, 2009'da 27 kilogram dana etine
karşılık, bugün 23 kilogram et alınabildiğini söyledi. Hamzaçebi, ''Ama Sayın
Bakan, 'vatandaş et yemesin ot yesin, sebze yesin' diyebilir. Sebzelerde durum
vahim. Asgari ücretle 2008'de 366 kilogram domates alınırken şimdi 217, 248
kilogram fasulye alınırken şimdi 204 kilo alınıyor, ıspanak 346 kilogram
alınıyordu 294 kilograma düştü'' diye konuştu.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın, çeşitli ürünlere ilişkin büyüme rakamları
verdiğini, ancak bunlar büyürken işsizliğin de büyüdüğünü belirterek, ''Bütün
bunlar büyürken, Türkiye'de hayaller küçülüyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Ben polisimi öğrenciye ezdirmem'' dediğini ifade
eden Hamzaçebi, ''Sayın Başbakan, polisi gıda fiyatları karşısında ezdirmeyin,
maaşlarını yükseltin'' diye konuştu.
Erdoğan'ın, 2007'de grup toplantısında 38 milyar dolarlık gelir kaybına
yol açan bir akaryakıt yolsuzluğunu gündeme getirdiğini belirten Hamzaçebi, ''Ne
oldu bu yolsuzluk? Ne işlem yaptınız?'' diye sordu.
Hamzaçebi, tarım sektöründeki gelişmelere de yer verdiği konuşmasında,
Adnan Menderes'in tarım sektörüne gösterdiği ilgiyi, Erdoğan'ın, iş bütçeye
gelince göstermediğini savundu.
Ciddi bir vergi reformunun yapılması gerektiğini, vergi reformu yapmadan
Türkiye'nin hiçbir yere gidemeyeceğini dile getiren Hamzaçebi, sözlerini şöyle
tamamladı:
''Vergi reformu iki aşamalı olmalı, mevcut vergi oranları aşağı
düşürülmeli, özellikle istihdam üzerindeki vergi yükü inmek zorundadır. Türkiye,
hem vergi oranlarını düşürmek gibi bir iddiaya sahip olmalı hem de bu iddiasını
ortaya koyarken toplam hasılatını da artırması gerekir. Ancak Hükümet bu iddiayı
ortaya koyabilme imkanı, perspektifi ve vizyonuna sahip değil. Bu vizyona sahip
olmadığı için Türkiye dar bir alanda, mevcut gelirle çarkı döndürmeye çalışıyor.
Türkiye, tasarruflarını, özel sektör tasarruflarını artırmak zorundadır. Bireysel
tasarrufları teşvik eden bir model uygulamak zorundadır. Sanayileşmede, teknoloji
yoğun sektörlere ağırlık vermek zorundadır.''
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Tekirdağ
Milletvekili Fak Öztrak, 2011 yılı bütçesinin milletin derdine derman
olmayacağını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2001 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı
görüşmelerinin son gününde CHP Grubu adına konuşan Öztrak, son 8 yılda dünya
ekonomisinde hem bolluk, hem de en ciddi ekonomik krizlerden birinin yaşandığını
ifade etti.
2003 ve 2010 verilerine ilişkin rakamsal değerlendirmeler yapan Öztrak,
''Bizlere başarı hikayeleri anlatıyorlar ancak uluslararası karşılaştırmalar
övünülecek bir başarının olmadığını açıkça gösteriyor. Sayın Başbakan, ikide bir
muhalefeti üç koyunu güdememekle eleştiriyor. Rakamlar, ekonomiyi yönetmekle
koyun gütmek arasında hiçbir ilişki olmadığını ortaya koyuyor. Ekonomiye sadece
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin pencerelerinden bakmaya devam edenlerin
anlattıkları başarı hikayelerinin aslı budur'' diye konuştu.
''Kaptanın ustalığı, dalgalı denizde ortaya çıkar'' diyen Öztrak,
Türkiye'nin 2008-2009 döneminde kendine benzeyen 150 ekonomi arasında en fazla
daralan 14'üncü, işsizliği en fazla artan 6'ncı ülke olduğunu ifade etti.
Gençlerin krizde adeta ezildiğini belirten Öztrak, genç işsizliğinin
dünyanın 5 katı arttığını dile getirdi. Tarımın bitirildiğini, ithal kurban
kesildiğini, dünyanın en pahalı akaryakıtının tüketildiğini ifade eden Öztrak,
akaryakıtta alınan vergide Türkiye'nin ''Avrupa şampiyonu'' olduğunu söyledi.
Öztrak, vatandaşın ayakta kalabilmek için ''borca yüklendiğini'' ve
milletin kazancıyla değil borçla yaşar hale geldiğini belirtti. Hükümetin önce
küçümsediği muhalefet önerilerini geç kalarak uyguladığını ifade eden Öztrak,
''Kendi ligimizde en daralan ve işsizliği en fazla artan ekonomilerden biri
olduk'' dedi.
Faik Öztrak, başından beri yanlış büyüme stratejisi uygulandığını, cari
açığa seyirci kalındığını savunarak şunları söyledi:
''Küresel ekonomide kırılganlık sürüyor. Hatta Avrupa'da artıyor. Aynı
bölgede bulunduğumuz için bize bulaşma riskini artırıyor. ABD, yüz milyarlarca
dolar basarak dünyayı likiditeye boğmaya devam ediyor. Bu dolarlar bize benzeyen
ülkelere akıyor. Dolar karşısında değerlenen yerli paralar, rekabet gücünü hızla
aşındırıyor. Gelişmiş ekonomiler adeta krizin bedelini bize ödetiyorlar.
İktidar şimdiye kadar bu oyuna ve cari açığın hızla artmasına seyirci
kaldı. Cari açığın finansman kalitesi hızla bozuluyor. Sıcak paranın payı
ödemeler dengesi finansmanı içinde hızla artıyor. Özellikle Avrupa'da
kırılganlıkların arttığı bir dönemde ülkeye krizde en büyük bedeli ödeten
politikalara yeniden geri dönülmesi son derece riskli. Hükümet, sıcak para
sonununu anlamakta ve tanımakta zorlanıyor. Bu çerçevede Merkez Bankasının aldığı
son kararları ilgiyle izliyoruz. Bu yeni arayış yerindedir ancak geç
kalınmıştır.''
Bütçe rakamlarının hiçbir şey ifade etmediğini öne süren Öztrak, ''Bu
bütçeyi AKP'nin ne kadar uygulayacağı belli değildir. Harcama disiplini diye bir
şey kalmamıştır. Dış açığı Merkez Bankasına emanet edelim bu disiplinsizliği
sürdürelim derseniz cari açığı çözmek, istikrarı korumak ve vatandaşın aldığı
borçları geri ödeyebilmesini sağlamak mümkün olamayacaktır. Bu kaptanın ikinci
bir fırtınada gemiyi batıracağı açık seçik görünmektedir'' dedi.
Türkiye'nin seçim ortamına girdiğini, CHP'nin ortaya koyduğu projelerin
''AKP'yi telaşlandırdığını'' ifade eden Öztrak, ''CHP, halkın mutluluğu ve
refahını her şeyin önünde görür, hesabı kitabı da bir tarafa bırakmaz. CHP'de
hesap kitap büyük önem taşımaktadır. Gerçekleştirmeyi vaat ettiğimiz her projenin
arkasında hem vatandaşı rahatlatmak, hem de büyümeyi kalıcı kılmak vardır'' diye
konuştu.
2001 yılı bütçesinin, ne işsizliği, ne de cari açık sorununu çözerek
milletin derdine derman olmasının mümkün olmadığını ileri süren Öztrak, ''Neyse
ki bu AKP iktidarının hazırladığı son bütçedir'' diyerek sözlerini tamamladı.
Yine CHP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın çok sevdiği ''çark etmek, tornistan'' sözcüklerine bir
kaç örnek vermek istediğini söyledi. İnce, Erdoğan'ın, 223 gün önce, Zonguldak
Karadon'da madenciler göçük altında kalınca ''Madencilerimiz buradan
çıkarılıncaya kadar çalışma ve enerji bakanlarımız burayı terk etmeyecek''
dediğini ancak bakanların madenciler bulunmadan ayrıldıklarını ifade etti.
Füze kalkanı gündeme geldiğinde, önce ''düğme bizde'', sonra ''düğme
NATO'da olacak'' denildiğini belirten İnce, ''Bu da tornistana ikinci bir
örnektir'' dedi.
İnce, Erdoğan'ın, Kocaeli mitinginde ''İşsizliği yüzde 10'un altına
düşüreceğiz'' dediğini, ancak bütçede bunun yüzde 12 olarak öngörüldüğünü
kaydetti.
Erdoğan'ın, 4 Aralık 2007'deki bütçe konuşmasında ''IMF'ye borcumuz 23,5
milyar dolardı'' dediğini, 13 Aralık 2010'da ise borcun 26,5 milyar dolar olarak
alındığını söylediğini belirten İnce, ''Kendisine haksızlık etmeyeyim, Nobel
ekonomi ödülüne aday gösterilmelidir bence. Milli gelir hesaplama yöntemlerini,
bir gecede değiştirerek her Türk vatandaşına 2 bin 354 dolar para kazandıran bir
Başbakan, yalnızca bizde vardır'' görüşünü savundu.
İnce, Nevşehir'in Kozaklı ilçesi Akpınar köyünün suyunun, 8 aydır
elektrik borcu yüzünden akmadığını, Şırnak'ta öğrencilerin mum ışığında KPSS'ye
girdiğini, Ardahan'da öğrencilerin at arabasıyla taşımalı eğitim gördüğünü,
Kocaeli'nde engelli çocuğuna saçını süpürge eden annenin, önce yılın annesi
seçildiğini, sonra sendika değiştirmediği gerekçesiyle 10 kez sürgün edildiğini
ifade etti.
Başbakan Erdoğan'ın, 16 yaşında idam edilen Erdal Eren için gözyaşı
döktüğünü ancak AK Parti'li Esenyurt Belediyesi'nin, Eren'i anma gecesi için
salon vermediğini dile getiren İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:
''(Kenan Evren'i yargılayacağız) dediniz ama maaşına zam yaptırmakta hiç
tereddüt etmediniz. 'Özürlülere pozitif ayrımcılık' dediniz ama Başbakanlık
müşaviri bir kişi, yanında yardımcısı olmadığı gerekçesiyle uçağa binemedi.
Yozgat'ta '30 günden fazla rapor aldı' diye sözleşmeli öğretmen Metin Kurtçu'yu
ölüme terk ettiniz. 'Doktor sayımız yetersiz, dışarıdan doktor getireceğiz' diyen
bir Sağlık Bakanı, 'hayvan sayımız yetersiz, dışarıdan hayvan getireceğiz' diyen
bir Tarım Bakanı, 1.5 yılda 44 ülkeye 71 ziyaret yapmakla övünen bir Devlet
Bakanı, eğitimin farklı iki tanımını dahi yapamayan bir Milli Eğitim Bakanı,
yumurta atan öğrenciden, siyah ceketinin sol omuzu kirlendiği için davacı olan
Vakko bayisi Devlet Bakanı. Geçmişte düğünlerde 'amcasından bilezik, halasından
tencere' diye hediyeler dağıtılırken, artık Bursa'daki seçimlerde 'Bakanımdan bir
greyder' tartışmalarına gerdik. 'Sıfır sorun yapacağız' deyip, elde var sıfır
yapan hayalci Dışışleri Bakanı.
Milleti gelişmişlikte 83. kendisi 2. olan bir Başbakan. Lübnan'da katile
'katil' deyip, Bağdat'ta dili tutulan bir Başbakan. Dünyanın en pahalı benzinini
tükettiren bir Başbakan. 'Sesimizi sadece millet keser' deyip, milletin sesini,
polis copuyla kesen bir Başbakan. Telekom'u Lübanlı'ya sattıktan sonra sultan
gibi karşılanan bir Başbakan. İngiliz viski şirketlerinin 500 milyon dolarlık
borcunu affedip, Çayyolu'nda içkili mekan bastıran Başbakan. Bir yakasında
Kaddafi'nin insan hakları ödülü, öbür yakasında Yahudi cesaret ödülü, boynunda
İslam'a hizmet ödülünü taşıyan bir Başbakan. 'Yargıç devletine son' deyip, kadı
devletini kuran bir Başbakan. Taksimetrede bile gece tarifesi yokken, sağlıkta
gece tarifesi başlatan bir Başbakan. 167 ülke arasında, ülkesini demokrasi
liginde 89. sıraya gerileten bir Başbakan. Ardahan'da çiftçinin tezeğine icra
gelmesini seyreden bir Başbakan. DGM'leri kaldırıp, acımasız yargılama
usullerini, özel yetkili mahkemeler eliyle sürdüren bir Başbakan. Hak
arayanların, TEKEL işçilerinin, öğrencilerin, öğretmenlerin seyahat özgürlüğünü
engelleyen bir Başbakan. Yumurtadan Ergenekon çıkaran bir Başbakan.
Dumansız hava sahasında bir numara, yalansız hava sahasında son numara
bir Başbakan. Kendi yurttaşlarını ABD ilaç şirketlerine kobay olarak kullandırtan
bir Başbakan. Cari açıkta, borç stokunda, protestolu senet ve karşılıksız çek
sayısında, bütçe açığında rekor kıran bir Başbakan. Benden taraf olmayanı
bertaraf ederim diyen bir Başbakan. Polis copunu hükümet etme biçimi haline
getiren bir Başbakan. İsrail ormanları için yangın söndürme uçağı bulup,
Haydarpaşa garı için bulamayan bir Başbakan. Camdan konuşunca kültürlü, candan
konuşunca küfürlü bir Başbakan. Polis imdat hattını kaldırıp, imdat polis hattını
kuran bir başbakan.''
Benzin istasyonlarının vergi istasyonuna dönüştürülüğünü öne süren İnce,
devletin kodları ile oynandığını iddia etti.
Devlet adamı kavramının yerle bir edildiğini savunan İnce, ''Devletin
valilerini kamyonun şoför mahalline oturtup kömürcü yaptınız. Görevden alınan
valiler de 'bunlar her genç kızın başına gelebilir' dedi. Devletin geleneklerini
yok ettiniz, devlet adamlığı ciddiyetini ortadan kaldırdınız. İmralı'ya gündem
belirleten, tarikatlarla koalisyon kurup Bakanlar Kurulu paylaştıran bir hükümet
oldunuz'' dedi.
''Kabe'de tavaf ederken, Mecliste oy kullananlar arasında ismi bulunan''
milletvekilleri olduğunu belirten İnce, 8 yılda ülkenin hiçbir temel sorununun
çözülmediğini ifade etti.
İnce, ''(Ergenekon) dediniz her yere kondunuz, bir tek Deniz Feneri'ne
konamadınız. Devleti ele geçirebilir, yasaları değiştirebilir, hak arayanların
sırtına cop indirebilir, kendine hizmet edecek HSYK ve Anayasa Mahkemesi
kurabilirsiniz ama Türkiye'in tek kalesi CHP'yi susturamayacaksınız. Bu kürsüden
diyorum ki; ey halkım, hastalık yayılıyor, pas demiri yiyor, yüreklerin kulakları
sağır, hava kurşun gibi ağır, bağır bağır bağırıyorum, sizi AKP'den hesap sormaya
çağırıyorum'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın muhalefeti ''3 koyun gütmemekle'' eleştirdiğini
anımsatan İnce, ''Koyun gütmek kolaydır, keçi gütmek marifettir. Memlekette
güdülecek koyun mu kaldı? Koyunlar Uruguay, Paraguay'dan geliyor. Sayın Başbakan,
önce koyun ve keçi gütmek arasındaki farkı öğrensin, sonra da güdülecek koyun
kaldı mı bir baksın'' görüşünü dile getirdi. (13:57)
TBMM Genel Kurulunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanunu Tasarısı kabul edildi.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in yönettiği Genel Kurul'da, 2011 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap
Kanunu Tasarısı üzerinde son konuşmalar yapıldı ve tasarılar açık oya sunuldu.
2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki oylamaya 450
milletvekili katıldı ve bütçe 118'e karşı 332 oyla kabul edildi. 2009 Yılı
Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın oylamasına ise 441 milletvekili
katıldı; oylamada 333 kabul, 108 ret oyu kullanıldı. (19.51)
NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
