2012-11-01 - 15:31
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Kamu İhale Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı.
Gündem dışı söz alan AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi, muhalefeti eleştirerek, ''Cumhuriyet kurulalı 89 yıl oldu. Siz hala anlamadınız. Siyaha 'beyaz', beyaza 'siyah' demekle olmuyor. Cumhuriyet sahipsiz değildir. Ulu Önder Atatürk'ün arkasına sığınıp konuşmaktan vazgeçin artık'' dedi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ise ''AKP, Atatürk'ü unutturmaya çalışmakta. Ulusal bayramlarda dahi anıtlara çelenk konulmasını yasaklamaktadır. AKP, Atatürk'ten korkuyor. Korkmaya da devam etsinler. Çünkü bu ülkede laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ilkelerini hiç kimse yok edemeyecek'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, tutuklu olan CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın, Organ Bağışı ve Nakli Haftası'na ilişkin mesajını okudu. Atıcı, ''Bu konuşmayı yapmak elbette Mehmet Haberal'a yakışırdı ancak kendisi Silivri toplama kampında olduğu için bu onurlu görevi yapmak bana düştü'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, cezaevlerindeki açlık grevlerinin BDP'li siyasetçiler tarafından teşvik edildiğini belirterek, ''Kalkıp insanlıktan söz ediyorsunuz. İnsanları ölüme tahrik etmek, insanlıkla alakalı değildir. Kendi saltanatınızı sürdürebilmek için Kürt delikanlıları ölüme sürüklüyorsunuz'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, cezaevlerindeki açlık grevlerinin araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, cezaevlerindeki açlık grevlerinin 51. gününde olduğunu belirterek, ''İnsanlık, vicdan, adalet, sağduyu; bütün bunların sınavda olduğu saniyeler yaşıyoruz'' dedi. Kaplan, kamuoyunda değişik kesimlerden yapıcı diyalog çağrıları geldiğini vurgulayarak, Hükümetin ve Başbakan'ın da bu konuya daha duyarlı yaklaşması gerektiğini ifade etti.
Daha önceki yıllarda da açlık grevlerinin olduğunu ve birilerinin o dönemlerde ''bunlar gizli gizli yiyorlar'' şeklinde ithamlarda bulunduğunu iddia eden Kaplan, bugün açlık grevinde olanların talepleri karşılanmazsa yakında açlık grevi eylemcilerinin binlerle ifade edileceğini öne sürdü.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de herkesin yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak, ''Yaşam hakkının pazarlık unsuru olarak kullanılmasının da doğru olmadığını düşünüyoruz'' dedi. Siyasetin sorunları çözmek için var olduğuna dikkati çeken Öztürk, ''İnsanların temel yaşam hakkına saygı göstererek sorunların çözülmesi gerekmektedir. Cezaevlerinde bugün yaşanan bir acı gerçek vardır. Siyasi iktidarın bu sorunu çözme görevi vardır'' şeklinde konuştu.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise 2002 yılından bu yana cezaevleri koşullarında yapılan iyileştirmeleri anlattı. Tunç, terör örgütlerinin talimatlarıyla cezaevlerinde açlık grevlerinin başlatılmasının, cezaevi koşullarıyla uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını söyledi.
Konuşmasında BDP'yi eleştiren Tunç, ''Demokrasi adını parti adına ekleyenlerin terörle kucak kucağa görüntüleri hala hafızalardadır. Kandil'den ne söyleniyorsa BDP sözcüleri de aynı şeyi söylemektedirler. Halkın iradesini esas alıyorsanız, terör örgütlerinin değil halkın sesine kulak vermelisiniz. Halka ölüm emri vermek bir siyasi partiye yakışmaz. Halka açlıktan ölün talimatı verirken, Kızıltepe'deki kuzu kebabının da açıklamasını yapmak zorundasınız. Terör örgütünün bölge halkına zulmettiğini bütün dünya görmektedir'' diye konuştu.
BDP milletvekilleri, Tunç'un konuşmasına tepki gösterdi. Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk de sataşma gerekçesiyle söz istedi. Türk, Kılıztepe'deki yemeğin, 17 Temmuz'da kendi köyünde ve bizzat kendisi tarafından verildiğini ve o dönemde açlık grevlerinin olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan'ın bu yemeği gündeme getirmesini eleştiren Türk, ''Adeta ölümleri teşvik ediyor. Sayın Başbakan'ın bu ruh halini ve bu tavrını kınıyorum'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da sataşma gerekçesiyle söz alarak, Başbakan'ı eleştirirken BDP'lilerin sütten çıkmış ak kaşık gibi davrandıklarını söyledi. Elitaş, hapishanedeki gençlerin zorla, tehditle ölüm orucuna zorlandıklarını belirterek, ''Kalkıp insanlıktan söz ediyorsunuz. İnsanları ölüme tahrik etmek insanlıkla alakalı değildir. Kendi saltanatınızı sürdürebilmek için Kürt delikanlıları ölüme sürüklüyorsunuz'' diye konuştu.
BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi. TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi üzerinde görüşmeler sürüyor.
Teklif, kamu ihalesi için başvuran, ancak haklarında kamu davası açıldığı anlaşılan kişilerin, devlete gelir olarak kaydedilen teminatlarını, söz konusu kişilere iade edilmesini amaçlıyor.
Teklifin görüşmelerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, söz konusu kanunda şimdiye kadar 26 değişiklik yapıldığını, bunun 25'inin AK Parti Hükümeti'ne ait olduğun söyledi. Hamzaçebi, ''AKP'nin nedense bu kanuna merakı var. İstisna ve muafiyetleri genişletiyor'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, AK Parti'nin kamu ihaleleri ile ilgili problemlerinin bir türlü bitmediğini ifade etti. ''İhalelerdeki oyunlar rezil hal aldı'' diyen Erdoğdu, AB İlerleme Raporu'nun ağırlıklı bölümünü kamu ihalelerinin oluşturduğunu, Türkiye'nin bu konuda dünyaya rezil olduğunu ileri sürdü.
Mevcut kanuna göre hakkında kamu davası açılan firmaların kamu ihalelerine giremediğini belirten Erdoğdu, ancak getirilen teklifle, bu firmaların da artık kamu ihalelerine girmesinin önünün açılmak istendiğini söyledi.
Erdoğdu, konuşmasının bir bölümünde, ''Yediğim gazdan, sıkılan sudan dolayı ciğerlerim bitti. Konuşurken zorlanıyorum'' dedi.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Türkiye'nin en önemli meselelerinden birinin, sürekli yolsuzluk olduğunu söyledi. Tan, bir kanunun 10 yıllık iktidar tarafından 25 kez değiştiriliyorsa, bunun başka izahı olamayacağını belirtti.
Hükümet'in artık doğru bir ihale kanunu hazırlaması gerektiğini kaydeden Tan, ''25 kez değiştirmeye mecbur kalmayacağınız, hırsızlıkları, yolsuzlukları ortadan kaldıracak doğru düzgün ihale kanunu hazırlayın. Dünyada bu işi doğru düzgün yapan kimler varsa, bakalım, öğrenelim. Ya da bir kanun çıkaracaksınız ve 'biz ihaleyi istediğimize veririz' diyeceksiniz'' diye konuştu.
MHP adına söz alan Antalya Milletvekili Mehmet Günal, ''Karine sadece müteahhitler için mi geçerli olacak-'' diye sorarak, bu durumda ''Ergenekon'' davası kapsamında tutuklu olarak yargılananların da bırakılması gerektiğini söyledi. Günal, ''Arkadaşlarımın bu uyarıları dikkate almasını istiyorum. Başka tarafta başka mağduriyetlere, kamunun kaynaklarının çarçur edilmesine ve usulsüzlüklere yer vermeyelim. Aksi taktirde çok ağır şaibeler altında kalınır. Kendimizi mahkeme yerine koyuyoruz. Burası yasama. Zaten yargıyı yandaşlaştırdınız, onları rahatlatalım diye bu sefer kanun içine hüküm koyuyorsunuz'' diye konuştu.
AK Parti adına konuşan Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök de mevcut yasa metninin ihaleye katılmanın niteliğine bakmaksızın ağır yaptırımlar içerdiğini belirterek, kamu ihalelerine katılamayacak kişilerin geçici teminatlarının gelir kaydedilmesinin ayrıca bir cezalandırma olduğunu, bunun da hakkaniyetle bağdaşmadığını anlattı.
Kanun teklifinin söz konusu kişilerin teminatlarının iade edilmesi veya yasaklılıklarının kaldırılması gibi bir uygulamayı içermediğini belirten Gök, kanun değişikliğinin ancak yürürlüğe girdikten sonraki uygulamaları kapsayacağını ifade etti. Gök, teklifle uygulamada ortaya çıkan haksızlığın ve mağduriyetlerin önlenmesinden başka bir hususun amaçlanmadığını söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Kamu İhale Kanunu'nda yapılacak değişiklikle hakkında kovuşturma açılanların yine ihale dışında bırakılacağını, ancak teminatlarının kendilerine geri verileceğini söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda Kamu İhalesi Kanunu'nda değişiklik öngören teklifin geneli üzerinde görüşmeler tamamlandı.
Hükümet adına söz alan Erdoğan Bayraktar, teklifle getirilen düzenlemenin geriye dönük özelliğinin olmadığını ifade etti.
Savcılar tarafından yapılan soruşturmalarda vatandaş bakımından gizlilik esası olduğunu belirten Bayraktar, ''Vatandaşı rencide etmemek bakımından esastır. Eğer tüccar ise onun piyasadaki kredisini sarsmamak bakımından esastır. Bir çok gizli soruşturma yapılmaktadır. Bu soruşturmadan müteahhitler, firmalar ve ortakların haberleri olmamaktadır. Haberi olmadan ihaleye girdiğinde teminatı yanıyor ve ihale dışı bırakılıyor'' diye konuştu.
Bakan Bayraktar, hakkında kovuşturma açılanların yine ihale dışında bırakılacağını, ancak teminatlarının kendilerine geri verileceğini kaydetti. Bayraktar, getirdikleri yeni düzenlemeyle aslında ihalelere daha fazla şeffaflık kazandıracaklarını ve ihaleye katılımı artıracaklarını söyledi.
TOKİ ile ilgili eleştirilere yanıt veren Bayraktar, şimdiye kadar TOKİ hakkında açılmış ne bir soruşturma ne bir dava olduğunu belirtti.
Bayraktar, şöyle devam etti:
''Biz, babamızın malından bin kat daha fazla dikkat ederiz devletin malına. Devletin malı namustur. Bunu namusu gibi koruyamayanlara yazıklar olsun. Biz doğru konuşuruz, yaptığımız işi doğru yaparız. Bizim aldığımız terbiye, eğitim budur. Milletle kavga yapmayın. Biz milletin dediğini yapıyoruz. Birilerinin kutsal değerlerinin arkasına saklanıp taş atmak olmaz. Bunu çocuklar yapar. Çok iş yaptık. 200 milyar dolar yatırım yapıldı. Biz vatanımızı seviyoruz. Türkiye'yi 3 kat büyüttük, önümüzdeki süreçte 5 kat daha büyüteceğiz.''
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Yasası'nın Türkiye için elzem olduğunu vurgulayan Bayraktar, ''Biz istiyoruz ki modern ülkelerin yaptığı gibi biz de evlerimizi modern hale getirelim. Japonya, Amerika afetlerin ardından bir senede geçici konut yapamıyor. Biz 10 ayda kalıcı konut yapıyoruz. Bizi takdir edin oylarınız artar çünkü millet bizi seviyor. Bize oy veriyor. Kıskanmayın, çalışın sizin de olsun. Çalışın siz de gelin iktidara. 10 senedir iktidardayız, oylarımız artıyor. Bir 10 sene daha iktidarda olacağız. Dünyada önemli aktör olacağız'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bayraktar, yasanın yürürlük tarihinden sonra geçerlik kazanacağını, bu nedenle yasadan kimlerin istifade edip etmeyeceği şeklinde bir durumun olmadığını söyledi.
TOKİ binalarının renklerinin nasıl belirlendiğine ilişkin bir soru üzerine Bayraktar, binaların renklerinin daha çok şehir plancıları ve mimarlar tarafından yapılan çalışma sonucu belirlendiğini belirterek, ''Renk işi tartışılır. Renkler konusunda net bir şey söyleyemeyeceğim'' diye konuştu.
İhale duyurularının internet sitesinde bir saniye durup sonra kaldırıldığına ilişkin bir soru üzerine Bakan Bayraktar, bunun suç olduğunu ve böyle bir durum varsa ihbar edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu İhale Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, kamu ihalesi için başvuran, ancak haklarında kamu davası açıldığı anlaşılan kişilerin, devlete gelir olarak kaydedilen teminatları, söz konusu kişilere iade edilecek.
Teklifin görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Atatürk Orman Çiftliği'yle ilgili bir soru üzerine, bu konuda gerçekleştirilen yasal yasal düzenlemede Atatürk'ün vasiyetine uygun şekilde düzenleme yapıldığını söyledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin de Ankaralıların oylarıyla seçilen kişilerce yönetildiğini hatırlatan Bayraktar, 30 hektar alanda yapılması gereken hizmetin yeterli olmaması nedeniyle bu alanın artırıldığını ve imar verildiğini, bunun da rekreasyon imar hakkı olduğunu söyledi. Bayraktar, yapılan düzenlemenin tüm dünyadaki bilimsel uygulamalara da uygun olduğunu vurguladı.
Erzincan'da dünyada ödül alan kentsel dönüşüm yaptıklarına işaret eden Bayraktar, vatandaşın da duyarlı davranıp, evinin depreme dayanıklı olup olmadığını tespit ettirme sorumluluğu olduğunu belirterek, ''Ama bir tehlike görürsek biz resen de yaparız. Biz devlet olarak tamamından sorumluyuz. Esas itibarıyla görevimiz vatandaşa yardımcı olmaktır'' dedi.
Bakan Bayraktar, Ataşehir'deki arsalarla ilgili CHP'li milletvekillerinden gelen sorular üzerine, ''Ataşehir'deki araziler sizin babanızın olsa, siz bunları yüzde 30 ile verir misiniz-' dediler. Bakınız Ataşehir'deki arsalar bizim iktidara geldiğimizden kısa süre önce 50 milyon dolara satılmıştı. Ben de savcılığa şikayet ettim. Aldığım en ağır tehditlere karşı durdum ve onu devlete devrettim'' diye konuştu.
Arsanın değeri kaç lira ise ona göre satışa çıkardıklarını, en yüksek rakamı verene ihale ettiklerini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
''Arsa 100 lira ama 200 lira verene verdik, fakat bu yetmez, 'biz bu işin içerisindeyiz' diyoruz. Peki ne kadar hasılat toplayacaksın, 400 lira; 'ondan da bize pay vereceksin' diyoruz. Ondan sonra bize arsanın bedelini öderken, sattığı konutların bedeli de bizim kasamıza giriyor. Bu, böyle bir sistemdir. Bunu çok daha detaylı şekilde sunabilirim, anlatabilirim, bu güzel bir sistemdir. Dünyada takdir edilen bir sistemdir. Amerika, Brezilya 'bize bu sistemi öğretin' diyor. Ataşehir arsasından 3,5 katrilyondan fazla para koyduk devletin kasasına. Bunu araştırın. Hatamız varsa cezamıza razıyız. Bunlar ülkeye zarar verir, bunlar vatana zarar verir, bunları yapmayın. Bakınız oradan bir firma ihalelerden sadece müşavirlik yaptı diye yüzde 8 pay alıyordu. Ben mahkemeye gittim uğraştım. 'Devletten 1,5 katrilyon para alacaklar' dedim, gittik Anayasa Mahkemesi'nde davayı kazandık ve 1,5 katrilyon devleti koruduk.''
Kendisi hakkında ihaleler nedeniyle bir dava açılmışsa istifa edeceğini belirten Bayraktar, ''Benim hakkımda bir dava açılmışsa, yaptığım 35 bin ihaleden soruşturma açılmışsa ben burada bir dakikada istifa edeceğim, milletvekilliğinden de bakanlıktan da istifa edeceğim. TOKİ'deki 35 bin ihaleden bir soruşturma, bir dava varsa bugün istifa ediyorum'' diye konuştu.
CHP sıralarından gelen sataşmalar üzerine Bayraktar, CHP'lilere dönerek, ''Varsa getir. İstifa etmezsem şerefsizim, siz kendinize ne diyorsunuz. Getir. Yazıklar olsun'' ifadesini kullandı.
CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu, kürsüye gelerek, Bakana hitaben, ''Ben 'sizin hakkınızda dava var' demedim. Ben kurumlar hakkında açılmış yolsuzluk davalarından bahsettim'' dedi.
AK Parti sıralarından gelen sataşmalar üzerine Erdoğdu, ''550 kişi gelseniz, kellemi kesseniz yolsuzlukla mücadeledeki kararlılığımdan dönmem. Benim iddialarım ortada. Çıkalım konuşalım. Eğer iddialarımı belgeleyemezsem milletvekilliği görevinden istifa edeceğim, bir daha Meclis'in önünden geçmeyeceğim'' diye konuştu. Erdoğdu, TOKİ hakkında açılan bir davanın örneğini gösterdi.
Bakan Bayraktar ise kurum hakkında yolsuzluk davası açılamayacağını, ancak şahıslar hakkında açılabileceğini belirterek, TOKİ hakkında davaların açıldığını, TOKİ'nin de dava açtığını, ancak kendisiyle ilgili herhangi bir soruşturma ya da dava bulunmadığını ifade etti. Bayraktar, ''Siz yolsuzluktan bahsettiniz. Yolsuzluk davası kurum adına açılmaz. Dolayısıyla ben de kendim ve benden sonra TOKİ'deki yönetici arkadaşlarım hakkında bir dava ve soruşturma açılmadığını söyledim'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Bakan Bayraktar'ın TOKİ hakkında açılan dava olmadığını söylediğini, Erdoğdu'nun da dava açıldığını ispatladığını belirterek, Bayraktar'ın özür dilemesi gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine Bayraktar, ''Bazıları uyur, onları uyandırırsınız. Bazıları da uyku numarası yapar ona ne yapsanız uyanmaz. Ben orada TOKİ kelimesini kullandım ama maksat şahıslardı. Çünkü şahıslar hakkında dava açılır'' diye konuştu.
Türkiye'nin ekonomisini önemli bir yere getirdiklerini belirten Bayraktar, 2002 yılı sonunda Hazine'de 27 milyar dolar olan paranın şimdi 115 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bayraktar, ''O paraya göz dikmeyin. 'Acaba biz nasıl yeriz de çarparız' onun peşindesiniz'' dedi.
Bu sırada Bakan Bayraktar ile Erdoğdu arasında tartışma çıktı. Bayraktar ve Erdoğdu birbirlerine karşı ''Yalan konuşuyorsun'' ifadesini kullandı. Tartışmanın büyümesi üzerine her iki partinin milletvekilleri Bakan Bayraktar'ın oturduğu komisyon sırasının önünde birbirlerinin üzerine yürüdü. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, birleşime ara verdi. Tartışma, verilen arada da devam etti.
Aradan sonra söz alan CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, ''Din, iman, İslam, dindarlık, muhafazakarlık, manevi değerler gibi kavramları AKP Hükümeti kadar kendisiyle özdeşleştirmeye, kendine ait kavramlarmış gibi sahiplenmeye çalışan başka bir iktidar görmedim. Ama aslında ortada zannedildiği gibi dini değerleri referans alan iktidar yok. Dünyevi bir iktidar var. Dini, iktidarı için kullanan bir Hükümet vardır. Böyle bir Hükümet anlayışıyla getirilen yasayı görüşüyoruz'' diye konuştu.
Bu arada, BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, ''Teklifin ne getirdiğini siz bile bilmiyorsunuz. 51. gününde insanlar açlık grevinde ölmek üzereyken, bu durumu protesto ediyor ve sizi ihale teklifinizle baş başa bırakıyoruz'' diyerek grubuyla Genel Kurul salonunu terk etti.
Konuşmaların ardından Kamu İhale Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Genel Kurul'da, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ GÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Gündem dışı söz alan AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi, muhalefeti eleştirerek, ''Cumhuriyet kurulalı 89 yıl oldu. Siz hala anlamadınız. Siyaha 'beyaz', beyaza 'siyah' demekle olmuyor. Cumhuriyet sahipsiz değildir. Ulu Önder Atatürk'ün arkasına sığınıp konuşmaktan vazgeçin artık'' dedi.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ise ''AKP, Atatürk'ü unutturmaya çalışmakta. Ulusal bayramlarda dahi anıtlara çelenk konulmasını yasaklamaktadır. AKP, Atatürk'ten korkuyor. Korkmaya da devam etsinler. Çünkü bu ülkede laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ilkelerini hiç kimse yok edemeyecek'' diye konuştu.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, tutuklu olan CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın, Organ Bağışı ve Nakli Haftası'na ilişkin mesajını okudu. Atıcı, ''Bu konuşmayı yapmak elbette Mehmet Haberal'a yakışırdı ancak kendisi Silivri toplama kampında olduğu için bu onurlu görevi yapmak bana düştü'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, cezaevlerindeki açlık grevlerinin BDP'li siyasetçiler tarafından teşvik edildiğini belirterek, ''Kalkıp insanlıktan söz ediyorsunuz. İnsanları ölüme tahrik etmek, insanlıkla alakalı değildir. Kendi saltanatınızı sürdürebilmek için Kürt delikanlıları ölüme sürüklüyorsunuz'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, cezaevlerindeki açlık grevlerinin araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, cezaevlerindeki açlık grevlerinin 51. gününde olduğunu belirterek, ''İnsanlık, vicdan, adalet, sağduyu; bütün bunların sınavda olduğu saniyeler yaşıyoruz'' dedi. Kaplan, kamuoyunda değişik kesimlerden yapıcı diyalog çağrıları geldiğini vurgulayarak, Hükümetin ve Başbakan'ın da bu konuya daha duyarlı yaklaşması gerektiğini ifade etti.
Daha önceki yıllarda da açlık grevlerinin olduğunu ve birilerinin o dönemlerde ''bunlar gizli gizli yiyorlar'' şeklinde ithamlarda bulunduğunu iddia eden Kaplan, bugün açlık grevinde olanların talepleri karşılanmazsa yakında açlık grevi eylemcilerinin binlerle ifade edileceğini öne sürdü.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de herkesin yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak, ''Yaşam hakkının pazarlık unsuru olarak kullanılmasının da doğru olmadığını düşünüyoruz'' dedi. Siyasetin sorunları çözmek için var olduğuna dikkati çeken Öztürk, ''İnsanların temel yaşam hakkına saygı göstererek sorunların çözülmesi gerekmektedir. Cezaevlerinde bugün yaşanan bir acı gerçek vardır. Siyasi iktidarın bu sorunu çözme görevi vardır'' şeklinde konuştu.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise 2002 yılından bu yana cezaevleri koşullarında yapılan iyileştirmeleri anlattı. Tunç, terör örgütlerinin talimatlarıyla cezaevlerinde açlık grevlerinin başlatılmasının, cezaevi koşullarıyla uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını söyledi.
Konuşmasında BDP'yi eleştiren Tunç, ''Demokrasi adını parti adına ekleyenlerin terörle kucak kucağa görüntüleri hala hafızalardadır. Kandil'den ne söyleniyorsa BDP sözcüleri de aynı şeyi söylemektedirler. Halkın iradesini esas alıyorsanız, terör örgütlerinin değil halkın sesine kulak vermelisiniz. Halka ölüm emri vermek bir siyasi partiye yakışmaz. Halka açlıktan ölün talimatı verirken, Kızıltepe'deki kuzu kebabının da açıklamasını yapmak zorundasınız. Terör örgütünün bölge halkına zulmettiğini bütün dünya görmektedir'' diye konuştu.
BDP milletvekilleri, Tunç'un konuşmasına tepki gösterdi. Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk de sataşma gerekçesiyle söz istedi. Türk, Kılıztepe'deki yemeğin, 17 Temmuz'da kendi köyünde ve bizzat kendisi tarafından verildiğini ve o dönemde açlık grevlerinin olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan'ın bu yemeği gündeme getirmesini eleştiren Türk, ''Adeta ölümleri teşvik ediyor. Sayın Başbakan'ın bu ruh halini ve bu tavrını kınıyorum'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da sataşma gerekçesiyle söz alarak, Başbakan'ı eleştirirken BDP'lilerin sütten çıkmış ak kaşık gibi davrandıklarını söyledi. Elitaş, hapishanedeki gençlerin zorla, tehditle ölüm orucuna zorlandıklarını belirterek, ''Kalkıp insanlıktan söz ediyorsunuz. İnsanları ölüme tahrik etmek insanlıkla alakalı değildir. Kendi saltanatınızı sürdürebilmek için Kürt delikanlıları ölüme sürüklüyorsunuz'' diye konuştu.
BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi. TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu İhale Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi üzerinde görüşmeler sürüyor.
Teklif, kamu ihalesi için başvuran, ancak haklarında kamu davası açıldığı anlaşılan kişilerin, devlete gelir olarak kaydedilen teminatlarını, söz konusu kişilere iade edilmesini amaçlıyor.
Teklifin görüşmelerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, söz konusu kanunda şimdiye kadar 26 değişiklik yapıldığını, bunun 25'inin AK Parti Hükümeti'ne ait olduğun söyledi. Hamzaçebi, ''AKP'nin nedense bu kanuna merakı var. İstisna ve muafiyetleri genişletiyor'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, AK Parti'nin kamu ihaleleri ile ilgili problemlerinin bir türlü bitmediğini ifade etti. ''İhalelerdeki oyunlar rezil hal aldı'' diyen Erdoğdu, AB İlerleme Raporu'nun ağırlıklı bölümünü kamu ihalelerinin oluşturduğunu, Türkiye'nin bu konuda dünyaya rezil olduğunu ileri sürdü.
Mevcut kanuna göre hakkında kamu davası açılan firmaların kamu ihalelerine giremediğini belirten Erdoğdu, ancak getirilen teklifle, bu firmaların da artık kamu ihalelerine girmesinin önünün açılmak istendiğini söyledi.
Erdoğdu, konuşmasının bir bölümünde, ''Yediğim gazdan, sıkılan sudan dolayı ciğerlerim bitti. Konuşurken zorlanıyorum'' dedi.
BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Türkiye'nin en önemli meselelerinden birinin, sürekli yolsuzluk olduğunu söyledi. Tan, bir kanunun 10 yıllık iktidar tarafından 25 kez değiştiriliyorsa, bunun başka izahı olamayacağını belirtti.
Hükümet'in artık doğru bir ihale kanunu hazırlaması gerektiğini kaydeden Tan, ''25 kez değiştirmeye mecbur kalmayacağınız, hırsızlıkları, yolsuzlukları ortadan kaldıracak doğru düzgün ihale kanunu hazırlayın. Dünyada bu işi doğru düzgün yapan kimler varsa, bakalım, öğrenelim. Ya da bir kanun çıkaracaksınız ve 'biz ihaleyi istediğimize veririz' diyeceksiniz'' diye konuştu.
MHP adına söz alan Antalya Milletvekili Mehmet Günal, ''Karine sadece müteahhitler için mi geçerli olacak-'' diye sorarak, bu durumda ''Ergenekon'' davası kapsamında tutuklu olarak yargılananların da bırakılması gerektiğini söyledi. Günal, ''Arkadaşlarımın bu uyarıları dikkate almasını istiyorum. Başka tarafta başka mağduriyetlere, kamunun kaynaklarının çarçur edilmesine ve usulsüzlüklere yer vermeyelim. Aksi taktirde çok ağır şaibeler altında kalınır. Kendimizi mahkeme yerine koyuyoruz. Burası yasama. Zaten yargıyı yandaşlaştırdınız, onları rahatlatalım diye bu sefer kanun içine hüküm koyuyorsunuz'' diye konuştu.
AK Parti adına konuşan Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök de mevcut yasa metninin ihaleye katılmanın niteliğine bakmaksızın ağır yaptırımlar içerdiğini belirterek, kamu ihalelerine katılamayacak kişilerin geçici teminatlarının gelir kaydedilmesinin ayrıca bir cezalandırma olduğunu, bunun da hakkaniyetle bağdaşmadığını anlattı.
Kanun teklifinin söz konusu kişilerin teminatlarının iade edilmesi veya yasaklılıklarının kaldırılması gibi bir uygulamayı içermediğini belirten Gök, kanun değişikliğinin ancak yürürlüğe girdikten sonraki uygulamaları kapsayacağını ifade etti. Gök, teklifle uygulamada ortaya çıkan haksızlığın ve mağduriyetlerin önlenmesinden başka bir hususun amaçlanmadığını söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Kamu İhale Kanunu'nda yapılacak değişiklikle hakkında kovuşturma açılanların yine ihale dışında bırakılacağını, ancak teminatlarının kendilerine geri verileceğini söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda Kamu İhalesi Kanunu'nda değişiklik öngören teklifin geneli üzerinde görüşmeler tamamlandı.
Hükümet adına söz alan Erdoğan Bayraktar, teklifle getirilen düzenlemenin geriye dönük özelliğinin olmadığını ifade etti.
Savcılar tarafından yapılan soruşturmalarda vatandaş bakımından gizlilik esası olduğunu belirten Bayraktar, ''Vatandaşı rencide etmemek bakımından esastır. Eğer tüccar ise onun piyasadaki kredisini sarsmamak bakımından esastır. Bir çok gizli soruşturma yapılmaktadır. Bu soruşturmadan müteahhitler, firmalar ve ortakların haberleri olmamaktadır. Haberi olmadan ihaleye girdiğinde teminatı yanıyor ve ihale dışı bırakılıyor'' diye konuştu.
Bakan Bayraktar, hakkında kovuşturma açılanların yine ihale dışında bırakılacağını, ancak teminatlarının kendilerine geri verileceğini kaydetti. Bayraktar, getirdikleri yeni düzenlemeyle aslında ihalelere daha fazla şeffaflık kazandıracaklarını ve ihaleye katılımı artıracaklarını söyledi.
TOKİ ile ilgili eleştirilere yanıt veren Bayraktar, şimdiye kadar TOKİ hakkında açılmış ne bir soruşturma ne bir dava olduğunu belirtti.
Bayraktar, şöyle devam etti:
''Biz, babamızın malından bin kat daha fazla dikkat ederiz devletin malına. Devletin malı namustur. Bunu namusu gibi koruyamayanlara yazıklar olsun. Biz doğru konuşuruz, yaptığımız işi doğru yaparız. Bizim aldığımız terbiye, eğitim budur. Milletle kavga yapmayın. Biz milletin dediğini yapıyoruz. Birilerinin kutsal değerlerinin arkasına saklanıp taş atmak olmaz. Bunu çocuklar yapar. Çok iş yaptık. 200 milyar dolar yatırım yapıldı. Biz vatanımızı seviyoruz. Türkiye'yi 3 kat büyüttük, önümüzdeki süreçte 5 kat daha büyüteceğiz.''
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Yasası'nın Türkiye için elzem olduğunu vurgulayan Bayraktar, ''Biz istiyoruz ki modern ülkelerin yaptığı gibi biz de evlerimizi modern hale getirelim. Japonya, Amerika afetlerin ardından bir senede geçici konut yapamıyor. Biz 10 ayda kalıcı konut yapıyoruz. Bizi takdir edin oylarınız artar çünkü millet bizi seviyor. Bize oy veriyor. Kıskanmayın, çalışın sizin de olsun. Çalışın siz de gelin iktidara. 10 senedir iktidardayız, oylarımız artıyor. Bir 10 sene daha iktidarda olacağız. Dünyada önemli aktör olacağız'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bayraktar, yasanın yürürlük tarihinden sonra geçerlik kazanacağını, bu nedenle yasadan kimlerin istifade edip etmeyeceği şeklinde bir durumun olmadığını söyledi.
TOKİ binalarının renklerinin nasıl belirlendiğine ilişkin bir soru üzerine Bayraktar, binaların renklerinin daha çok şehir plancıları ve mimarlar tarafından yapılan çalışma sonucu belirlendiğini belirterek, ''Renk işi tartışılır. Renkler konusunda net bir şey söyleyemeyeceğim'' diye konuştu.
İhale duyurularının internet sitesinde bir saniye durup sonra kaldırıldığına ilişkin bir soru üzerine Bakan Bayraktar, bunun suç olduğunu ve böyle bir durum varsa ihbar edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu İhale Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, kamu ihalesi için başvuran, ancak haklarında kamu davası açıldığı anlaşılan kişilerin, devlete gelir olarak kaydedilen teminatları, söz konusu kişilere iade edilecek.
Teklifin görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Atatürk Orman Çiftliği'yle ilgili bir soru üzerine, bu konuda gerçekleştirilen yasal yasal düzenlemede Atatürk'ün vasiyetine uygun şekilde düzenleme yapıldığını söyledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin de Ankaralıların oylarıyla seçilen kişilerce yönetildiğini hatırlatan Bayraktar, 30 hektar alanda yapılması gereken hizmetin yeterli olmaması nedeniyle bu alanın artırıldığını ve imar verildiğini, bunun da rekreasyon imar hakkı olduğunu söyledi. Bayraktar, yapılan düzenlemenin tüm dünyadaki bilimsel uygulamalara da uygun olduğunu vurguladı.
Erzincan'da dünyada ödül alan kentsel dönüşüm yaptıklarına işaret eden Bayraktar, vatandaşın da duyarlı davranıp, evinin depreme dayanıklı olup olmadığını tespit ettirme sorumluluğu olduğunu belirterek, ''Ama bir tehlike görürsek biz resen de yaparız. Biz devlet olarak tamamından sorumluyuz. Esas itibarıyla görevimiz vatandaşa yardımcı olmaktır'' dedi.
Bakan Bayraktar, Ataşehir'deki arsalarla ilgili CHP'li milletvekillerinden gelen sorular üzerine, ''Ataşehir'deki araziler sizin babanızın olsa, siz bunları yüzde 30 ile verir misiniz-' dediler. Bakınız Ataşehir'deki arsalar bizim iktidara geldiğimizden kısa süre önce 50 milyon dolara satılmıştı. Ben de savcılığa şikayet ettim. Aldığım en ağır tehditlere karşı durdum ve onu devlete devrettim'' diye konuştu.
Arsanın değeri kaç lira ise ona göre satışa çıkardıklarını, en yüksek rakamı verene ihale ettiklerini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
''Arsa 100 lira ama 200 lira verene verdik, fakat bu yetmez, 'biz bu işin içerisindeyiz' diyoruz. Peki ne kadar hasılat toplayacaksın, 400 lira; 'ondan da bize pay vereceksin' diyoruz. Ondan sonra bize arsanın bedelini öderken, sattığı konutların bedeli de bizim kasamıza giriyor. Bu, böyle bir sistemdir. Bunu çok daha detaylı şekilde sunabilirim, anlatabilirim, bu güzel bir sistemdir. Dünyada takdir edilen bir sistemdir. Amerika, Brezilya 'bize bu sistemi öğretin' diyor. Ataşehir arsasından 3,5 katrilyondan fazla para koyduk devletin kasasına. Bunu araştırın. Hatamız varsa cezamıza razıyız. Bunlar ülkeye zarar verir, bunlar vatana zarar verir, bunları yapmayın. Bakınız oradan bir firma ihalelerden sadece müşavirlik yaptı diye yüzde 8 pay alıyordu. Ben mahkemeye gittim uğraştım. 'Devletten 1,5 katrilyon para alacaklar' dedim, gittik Anayasa Mahkemesi'nde davayı kazandık ve 1,5 katrilyon devleti koruduk.''
Kendisi hakkında ihaleler nedeniyle bir dava açılmışsa istifa edeceğini belirten Bayraktar, ''Benim hakkımda bir dava açılmışsa, yaptığım 35 bin ihaleden soruşturma açılmışsa ben burada bir dakikada istifa edeceğim, milletvekilliğinden de bakanlıktan da istifa edeceğim. TOKİ'deki 35 bin ihaleden bir soruşturma, bir dava varsa bugün istifa ediyorum'' diye konuştu.
CHP sıralarından gelen sataşmalar üzerine Bayraktar, CHP'lilere dönerek, ''Varsa getir. İstifa etmezsem şerefsizim, siz kendinize ne diyorsunuz. Getir. Yazıklar olsun'' ifadesini kullandı.
CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu, kürsüye gelerek, Bakana hitaben, ''Ben 'sizin hakkınızda dava var' demedim. Ben kurumlar hakkında açılmış yolsuzluk davalarından bahsettim'' dedi.
AK Parti sıralarından gelen sataşmalar üzerine Erdoğdu, ''550 kişi gelseniz, kellemi kesseniz yolsuzlukla mücadeledeki kararlılığımdan dönmem. Benim iddialarım ortada. Çıkalım konuşalım. Eğer iddialarımı belgeleyemezsem milletvekilliği görevinden istifa edeceğim, bir daha Meclis'in önünden geçmeyeceğim'' diye konuştu. Erdoğdu, TOKİ hakkında açılan bir davanın örneğini gösterdi.
Bakan Bayraktar ise kurum hakkında yolsuzluk davası açılamayacağını, ancak şahıslar hakkında açılabileceğini belirterek, TOKİ hakkında davaların açıldığını, TOKİ'nin de dava açtığını, ancak kendisiyle ilgili herhangi bir soruşturma ya da dava bulunmadığını ifade etti. Bayraktar, ''Siz yolsuzluktan bahsettiniz. Yolsuzluk davası kurum adına açılmaz. Dolayısıyla ben de kendim ve benden sonra TOKİ'deki yönetici arkadaşlarım hakkında bir dava ve soruşturma açılmadığını söyledim'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Bakan Bayraktar'ın TOKİ hakkında açılan dava olmadığını söylediğini, Erdoğdu'nun da dava açıldığını ispatladığını belirterek, Bayraktar'ın özür dilemesi gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine Bayraktar, ''Bazıları uyur, onları uyandırırsınız. Bazıları da uyku numarası yapar ona ne yapsanız uyanmaz. Ben orada TOKİ kelimesini kullandım ama maksat şahıslardı. Çünkü şahıslar hakkında dava açılır'' diye konuştu.
Türkiye'nin ekonomisini önemli bir yere getirdiklerini belirten Bayraktar, 2002 yılı sonunda Hazine'de 27 milyar dolar olan paranın şimdi 115 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bayraktar, ''O paraya göz dikmeyin. 'Acaba biz nasıl yeriz de çarparız' onun peşindesiniz'' dedi.
Bu sırada Bakan Bayraktar ile Erdoğdu arasında tartışma çıktı. Bayraktar ve Erdoğdu birbirlerine karşı ''Yalan konuşuyorsun'' ifadesini kullandı. Tartışmanın büyümesi üzerine her iki partinin milletvekilleri Bakan Bayraktar'ın oturduğu komisyon sırasının önünde birbirlerinin üzerine yürüdü. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, birleşime ara verdi. Tartışma, verilen arada da devam etti.
Aradan sonra söz alan CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, ''Din, iman, İslam, dindarlık, muhafazakarlık, manevi değerler gibi kavramları AKP Hükümeti kadar kendisiyle özdeşleştirmeye, kendine ait kavramlarmış gibi sahiplenmeye çalışan başka bir iktidar görmedim. Ama aslında ortada zannedildiği gibi dini değerleri referans alan iktidar yok. Dünyevi bir iktidar var. Dini, iktidarı için kullanan bir Hükümet vardır. Böyle bir Hükümet anlayışıyla getirilen yasayı görüşüyoruz'' diye konuştu.
Bu arada, BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, ''Teklifin ne getirdiğini siz bile bilmiyorsunuz. 51. gününde insanlar açlık grevinde ölmek üzereyken, bu durumu protesto ediyor ve sizi ihale teklifinizle baş başa bırakıyoruz'' diyerek grubuyla Genel Kurul salonunu terk etti.
Konuşmaların ardından Kamu İhale Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Genel Kurul'da, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ GÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
