2008-04-29 - 11:53
MHP GRUP TOPLANTISI?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çalışanların 1 Mayıs'ı kutlama talebinin polemik konusu yapılmasını eleştirerek, ''Beklentimiz, bir çatışmaya neden olmadan Taksim Meydanında toplantı ısrarının günümüzün hassasiyeti de dikkate alınarak önümüzdeki yıllara ertelenmesidir'' dedi.
MHP Grubu toplandı.

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülmekte olan terörle mücadelenin tüm şiddetiyle
sürdüğünü, elde edilen başarılı sonuçların yanı sıra maalesef şehit
verilmeye devam edildiğini söyledi.
Son bir hafta içerisindeki operasyonlar esnasında, Hakkari Şemdinli'de
3, Şırnak Uludere ve Silopi'de 4, Bingöl'ün Genç ilçesinde ise 2 olmak
üzere toplam 9 vatan evladının şehit olduğunu hatırlatan Bahçeli, ''Aziz
milletimiz, büyük bir olgunluk ve metanetle şehitlerine sahip çıkmış,
son yolculuklarına bu evlatlarımızı kucaklayarak uğurlamıştır.
Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize baş sağlığı ve
yaralılara acil şifalar diliyorum'' diye konuştu.
Bahçeli, 1 Mayısın, ''Emek ve Dayanışma Günü'' olarak kutlanacağını,
ancak milyonlarca çalışanın bu günü kutlama talebinin polemik konusu
yapıldığı ve günün gerçek anlamının görmezden gelindiği belirterek,
şöyle devam etti:
''AKP Hükümetinin dayatmacı siyasi anlayışı burada da karşımıza çıkmış,
yükselen toplumsal gerilim, beraberinde 1 Mayıs kutlamaları ile ilgili
olumsuz beklentileri de artırmıştır. Hükümet yalnızca Avrupa'dan gelen
tekliflere açık olduğu için olsa gerek, işçilerin Taksim Meydanında
toplanma taleplerine şiddetle karşı çıkmış, tartışmalar 'Taksim'e
gireriz ve giremezsiniz' ekseninde yoğunlaşmıştır. Karşılıklı sert
açıklamalar tahriklere uygun bir ortamın doğmasına yol açmıştır.
Beklentimiz, bir çatışmaya neden olmadan Taksim Meydanında toplantı
ısrarının günümüzün hassasiyeti de dikkate alınarak önümüzdeki yıllara
ertelenmesidir.
Dileğimiz kutlamaların barış ve huzur içinde gerçekleşmesi, gerilime
neden olacak inat ve dayatmaların son bulmasıdır. Hükümeti muhtemel
kışkırtmalara karşı tedbir almaya, milyonlarca işçimizin bu günün
anlamına uygun olarak bir bayram ortamında kutlamalarını sağlamaya davet
ediyorum. Bu vesileyle 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutluyor, zor
ekonomik koşullar altında alın terleriyle, göz nuruyla ekmeklerini
kazanmaya çalışan vatandaşlarımıza huzur, refah ve esenlikler
diliyorum.''

-''AYAK TANIMLAMASI...''

MHP Lideri Bahçeli, bir toplumun her bireyinin saygıdeğer ve her
mesleğinin saygın olduğu gerçeğinden habersiz bir Başbakanın, işçilere
yönelik, ''Ayak'' tanımlamasının kabul edilebilir bir durum olmadığını
ifade ederek, ''Geçmişte de çiftçisine hakaret eden, işsizini aşağılayan
bu siyasi yaklaşımın, milletten aldığı vekaleti 'Baş' olmak zannetmesi,
onun yönetim ve ahlak anlayışını göstermesi bakımından anlamlıdır'' dedi.
''Başbakan'a ''Ayak'' diye tanımladığı kahramanların, bu ülkenin
kalkınması için gösterdikleri fedakarlıkları, emeklerinin karşılığına
bakmaksızın, nasırlı elleriyle milli ekonomiye verdikleri destekleri ve
her hafta bir işçinin kaybıyla sonuçlanan ağır iş koşullarını
hatırlatmak istediğini'' dile getiren Bahçeli, ''İşçiyi küçümseyen,
çiftçiyi haşlayan, memuru dışlayan, esnafı kendi kaderine terk eden bir
Başbakan'ın hangi sınıfa hizmeti gaye edindiği, kimin refahını düşündüğü
ayrıca sorgulanmalı ve hesabı tutulmalıdır'' diye konuştu.
Denizli'de, mazot fiyatının artışından duyduğu rahatsızlığı söyleyen bir
çiftçinin ağzının kapatılıp, karga tulumba polis marifetiyle
uzaklaştırılmasının bile, Başbakan'ı ve partisini kurtaramayacağını
savunan Bahçeli, şunları söyledi:
''Türklük hasımlarının, 301. madde düzenlemesini özgürlükle eşdeğer
görerek her şeyi söylemelerine imkan tanıyan Başbakan'ın; çiftçinin,
köylünün, işçinin, memurun, emeklinin ağzını zorla kapatma çabaları
nereye kadar sürecektir? İhaneti, özgürlük ve Avrupalı olma adına hoş
gören AKP zihniyetinin, açlığını dile getiren milletimizin fertlerini
susturmaya çalışan anlayışı, demokrasinin ve ifade özgürlüğünün neresine
oturtulacaktır? Gelişmeler, AKP için artık yolun sonuna gelindiğini
göstermektedir. Vatandaşımız sonunda uyanmış ve düştüğü açmazın
sorumlusunun AKP olduğunu görmeye başlamıştır. Bu itibarla, emeklerinden
başka sermayeleri olmadan çalışan ve 'Ayak' olmakla aşağılanan
milyonlarca vatan evladı, zamanı geldiğinde gereken cevabı sandık
başında mutlaka verecektir. İnancımız bu yöndedir.''

-TEMEL GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞLAR-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son bir yıl içerisinde dünyada çok
sayıdaki temel gıda maddelerinde yüzde yüze varan fiyat artışlarının
aniden ortaya çıkmadığını, aylardan beri görülen işaretlerin, sektör
temsilcilerinin feryatları, uluslararası camianın uyarılarının beklenen
tehlikeyi açıkça haber verdiğini ve alarm zillerinin çaldığını bildirdi.
''Yaklaşan tehlikeyi umursamayan, hiçbir tedbir almayan, artan
fiyatların bahanesini stokçularda arayan AKP hükümeti, bugünkü gıda
darboğazının birinci sorumlusudur'' diyen Bahçeli, yaşanılan
olumsuzluğun temelinde, geçen hasat döneminde yanlış ürün planlaması,
düzenleyici kurum olan Toprak Mahsulleri Ofisinin piyasaya zamanında
müdahale edememesinin yattığını kaydetti.
Bahçeli, vatandaşların, hükümetin ekonomideki politika tercihlerine
karşı güvenini kaybettiğini ve gelecekten endişe etmeye başladığını öne
sürerek, ''Çarşılar, pazarlar siftah yapmadan kapanan, bir süre sonra
iflas eden iş yerleriyle doludur'' dedi.
Enflasyonu düşürdüğü iddiasını sürdüren Başbakan Erdoğan'ın,
bakliyattaki fiyat artışlarının faturasını başkalarına kesmeye
çalıştığını savunan Devlet Bahçeli, ''Pirinçteki artış sürerken bu kez
de vatandaşımızın temel gıda maddesi olan peynirin fiyatları yüzde 90
atmıştır. Bu kapsamda, 2008 yılının ilk 3 ayında beyaz peynirde kar
marjı yüzde 67, tereyağında da yüzde 50 seviyesine ulaşmıştır. Düşük bir
maliyetle üretilen çiğ sütün fiyatı yüzde 15 oranında azalmışken, peynir
ve tereyağındaki artışın izahı siyasi iktidardan beklenmektedir'' diye
konuştu.

-SABAH VE ATV'NİN SATIŞI-

Bahçeli, son günlerde bir medya grubunun 1,1 milyar dolarlık finansman
ihtiyacının nasıl karşılandığıyla ilgili çarpıcı ve düşündürücü
tartışmaların gündemi meşgul ettiğini söyledi.
Likidite sıkıntısının alabildiğine yaşandığı ekonomik konjonktürde;
sağlanan kredinin 750 milyon dolarlık bölümünün iki kamu bankasından,
125 milyon dolarının da Katar menşeli bir şirketin, bu medya kuruluşuna
ortak olmasından elde edildiğinin medyadan anlaşıldığını ifade eden
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir kamu bankasından bu kadar yüksek krediyi alan bir şirketin; bu
büyüklükte bir krediyi alabilecek mali gücü var ise, bu şirkete
verilecek kredinin geriye dönüşü ile birlikte kârlılığı da istenilen
düzeyde ise elbette bir sorun teşkil etmeyecektir.
Ancak açıklamalardan, şirkete ortak arayışında AKP hükümetinin müdahil
olduğu, sıkıntıya düşülen kredi temininde ise hükümetin kontrolündeki
kamu bankalarına telkinlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu şirketin, kredi için dünyadaki finans kuruluşlarından destek
bulamadığı ve ülkemizdeki özel bankalardan kredi alamadığı düşünülürse,
kredi sağlayan kamu bankalarının hangi sağlam ekonomik gerekçeye ve
teminata dayandığı ayrıca sorgulanmalıdır. Şayet düşündüğümüz tehlike
gerçekleşirse, kredilerin geri ödenememesi halinde, ortaya çıkacak
zarar, kamu bankaları aracılığıyla maalesef vatandaşımızın sırtına
yüklenecektir.''
AK Parti iktidarıyla birlikte yolsuzluğun hortladığını, türedi
zenginliklerin çoğaldığını, vurguncu ve bozgunculara gün doğduğunu ileri
süren Bahçeli, yerli-yabancı holdinglerin, 5 yıldır büyük karlar elde
ettiğini savundu.

-''AKP'NİN BİTİŞİ YAKIN''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Hiç kimsesin, yanlış bir hesapla bu garabet
hükümet etme döneminin bitmeyeceği aymazlığına kendini kaptırmaması
gerektiğini'' ifade ederek, ''AKP iktidarının bitişi yakındır. Bu
dönemin tüm sorumluları, devleti zarara uğratan uygulamalarından dolayı
mutlaka yargı önünde hesap verecektir. Bu itibarla kamu bankalarının
yöneticileri başta olmak üzere, tüm devlet bürokrasisi dikkatli ve
özenli olmak durumundadır. Milliyetçi Hareket, devletimizin
her türlü iş ve işlemini yakından takip etmektedir. MHP iktidarında,
yetim hakkını gasp edenlerden, devlet imkanlarını yandaşlarına peşkeş
çekenlerden hesap sorulacaktır'' dedi.

-ERMENİ İDDİALARI-

Bahçeli, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının, AK Parti iktidarı
döneminde artmasının tesadüf olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile
getirerek, şunları kaydetti:
''Hükümetin, 'Geliştirdik, saygınlığımız arttı' iddialarının aksine
bugün tüm dünyada toplam 47 ülke Parlamentosunda sözde Ermeni soykırım
iddiaları kabul görmüş ve Türk tarihini yargılayan bir anlayış
benimsenmiştir. Elbette ki sorun AKP'den önceki yıllarda başlayan ve
süre gelen bir sorundur, Ancak, bu konuda ülkeleri aleyhimize karar
çıkartmaları için cesaretlendiren, yanlış yürüttüğü diploması ile AKP
hükümeti olmuştur. Özellikle sözde Ermeni soykırımının olduğunu iddia
ettikleri 24 Nisan tarihi yaklaştıkça, bu meseleyi Türkiye'ye yönelik
politik sıkıştırma aracı olarak gören ülkeler, baskılarını uygulamayı
sürdürmektedir.
Gelişmeleri sadece seyreden Dışişleri Bakanı'nın, ikili ilişkilerin
normalleşmesi için Türkiye'nin Ermenistan ile diyaloğa hazır olduğunu
belirttiği bu dönemde, ilişkilerin bu şekilde normalleşeceğini beklemek
fazlaca saflık olacaktır. Bilinmelidir ki şanlı bayrağımız aziz
milletimizin geçmişten bugüne varlığının somutlaştığı; kutsal bir milli
değerdir... Şanlı Bayrağımızın bu şekilde sıradan bir bez parçasıymış
gibi saygısızca çiğnenmesine de sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün
değildir. Buradan hükümeti, bayrağımızı yakmaya kadar vardıran tahrik ve
saygısızlığa karşı daha kararlı durmaya, konuyu basit diplomatik
mesajlarla geçiştirmemeye davet ediyorum.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mecliste
görüşülecek olan TCK'nın 301. maddesinde yapılacak değişikliklerle
ilgili olarak, ''Referandum'' önerisinde bulundu.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a seslenerek, ''Türklük değerlerine ve şerefli
Türk tarihine hakaret edilmesini isteyip istemediğini ve 301. maddede
yapmaya çalıştığınız değişikliği içine sindirip sindirmediğini büyük
Türk milletine soralım'' dedi.
MHP lideri Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
TCK'nın 301. maddesinde yapılması öngörülen değişiklik teklifinin,
partilerinin muhalefetine rağmen, sayısal çoğunluğa sahip AKP tarafından
Meclis Genel Kuruluna getirildiğini söyledi.
MHP'nin bu konudaki düşüncesi ve duruşunun belli olduğunu belirten
Bahçeli, Meclisten çıkacak olumsuz neticenin vebali ve sorumlusunun,
''Tarihi yanlışa imza atanlar ve destek verenlerin'' olacağını bildirdi.

-''TÜRKLÜKTEN ALERJİ DUYAN...''-

Devlet Bahçeli, ''Bu mihraklar, eminim ki o talihsiz günden sonra,
telafi için yapacakları nafile hamlelerle bile Türk milletinin
vicdanında asla aklanamayacaklardır. Bu kapsamda olmak üzere,
aylardır dile getirdiğimiz görüşlerimizi, henüz çok geç olmadan iktidar
partisi milletvekillerinde bir uyanışa ve kıpırdanmaya vesile olacağı
umuduyla kez daha tekrarlamak istiyorum'' diye konuştu.
Milletvekillerinin, Türklüğün ve Türk devletinin şeref ve haysiyetini
koruyacak ve kollayacak olan kişiler olduğunu vurgulayan Bahçeli, tavır,
tutum ve duruşlarıyla Türklüğe zarar verecek olan bütün gelişmeleri
önlemek, caydırmanın bu büyük millete aidiyet duyan herkesin hem görevi,
hem de ödevi olduğunu ifade etti.
Devlet Bahçeli, ''Bunun yanı sıra, Türklüğün mukaddesatına ve
Cumhuriyetimizin değerlerine ve kurumlarına yönelecek hakaretlerin,
cürümlerin ve saldırıların önünü açacak, bunu bir fırsat olarak görecek
mihrakları cesaretlendirecek adımların atılmasına engel olmak da her
Türkün vazgeçilmez namus borcudur'' dedi.
AK Parti'nin milli anlayış ve refleksten tamamen uzaklaştığını ileri
süren Bahçeli, AB dayatmaları çerçevesinde Türklüğe hakareti cezai
müeyyideye bağlayan yasa maddesinin değişmesine yönelik taleplerin,
hükümet ve Türkiye üzerinde demokratik görünmenin bir ön şartı haline
geldiğini savundu.
Bahçeli, AB sürecinde, Türkiye'nin önüne konan raporlarda da TCK'nın
301. maddesinin uygulanmasının ağır biçimde eleştirildiğini, bu konunun
yıllar içinde, Hükümetin tam teslimiyeti için bir kırılma ve başlangıç
noktası olarak görüldüğünü belirterek, ''Türklükten alerji duyan, Türk
milleti, Türk devleti ve Türk vatanı kavramlarından rahatsız olan,
Türkiyelilik gibi sakat bir kavramı gündemde tutan bir yönetimin altı
yıldır işbaşında olduğu, bütün milletimizin bildiği ve yaşadığı
gerçeklerdir'' diye konuştu.

-''SAKAT VE ÇÜRÜK MİLLET ALGISI...''-

Değiştirilmeye çalışılan 301. maddenin koruduğu kavramların da AK
Parti'nin değerler sistemi içinde bir önem ve ağırlık taşımadığının
yaşanan gelişmelerden anlaşıldığını dile getiren Devlet Bahçeli, ''Bu
itibarla, bugün 301. madde değişikliği olarak karşımıza çıkan sorunun
öncelikli kaynağı olarak yabancı dayatmaların yanı sıra, Başbakan
Erdoğan'ın sakat ve çürük millet algısı ve bu zihniyetin düştüğü kimlik
kargaşası yer almaktadır. Başbakan Erdoğan ve AKP
yönetimi Türk milletine yönelik bu özürlü yaklaşımlarıyla; Türkiye
üzerinde emelleri olan bütün çevrelerin, en büyük cesaret kaynağı ve
dayatma paketlerini sunacakları vazgeçilmez odak haline gelmiştir'' dedi.

-''KİMLİKSİZ SİYASET ANLAYIŞI''-

''Bugün AKP zihniyetinin yanlış kurguladığı uluslararası ilişkilerin her
faturası, demokratikleşme maskesi ile taviz listeleri halinde
Türkiye'nin önüne birer birer konulmaya başlanmıştır'' diyen MHP lideri
Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
''Özellikle hakkında kapatılma davası açılan AKP'nin, yurt dışından
kurtarıcı aradığı bir sırada, bu taleplerin gündeme gelmesi ile
hükümetin çaresizliği arasında bir bağ ve paralellik bulmak
kaçınılmazdır. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin altı
yıldır sürdürdüğü kimliksiz siyaset anlayışı ile Türkiye'nin şerefli
tarihinin karalanması, Türk milletini ve Türklük değerlerinin
aşağılanması bir alışkanlık haline gelmiştir. Teslimiyetçi
uygulamaları ve sessiz duruşu ile Türklük değerlerine karşı başlatılan
inkâr ve aşağılama kampanyalarına geçtiğimiz yıllardan beri öncülük eden
Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimidir. Tarihle yüzleşmek adı
altında Ermeni iddialarının sözcülüğünü yapanları himaye eden, bu
yöndeki faaliyetlerin önünü açan da AKP hükümeti olmuştur.''

-''301'DEN KİMLER Mİ RAHATSIZ?''-

Devlet Bahçeli, TCK'nın Türklüğü, Cumhuriyeti ve kurumları koruyan 301.
maddesinin; AK Parti'nin başı çektiği bazı mihraklarca şu şekilde
savunulduğunu dile getirdi:
''Ödül alan ünlü yazarların haksızca suçlanma gerekçesi, öldürülen
gazetecilerin suça azmettiricisi, Avrupalı olmamızın önündeki tek engel,
milletimizi demokrasiden uzaklaştıran her kötülüğün kaynağı, düşünce
özgürlüğünün önündeki en büyük tehdit, Türklerin tarihle yüzleşmesini
önleyen bahane, olarak ilan edilmiştir.''
Gelişmelerden ve bu yasadan kimlerin rahatsız olduğunun da ortaya
çıktığını belirten Bahçeli, ''Bir tarafta aziz milletimizin
mukaddesatına saygı duyulmasını isteyen milliyetçiler vardır. Diğer
tarafta ise bu yasadan ve Türklük değerlerinden rahatsızlık duyanlar
bulunmaktadır. Kimler mi rahatsızdır? Türkleri soykırımcı ilan
etmek isteyen lobiler rahatsızdır. Bin yıllık kardeşliğimizi bozmaya
çalışan işbirlikçiler rahatsızdır. Türklüğe hakarete görevli sözde
aydınlar rahatsızdır. İlkesiz ve teslimiyetçi iktidar zihniyeti
rahatsızdır'' dedi.
Bahçeli, 301'in yasalaşması halinde, TBMM'deki AK Parti çoğunluğunun
AB'nin dayatmalarını karşılamak için sipariş kanun hazırlayan bir
mekanizma haline geleceğini savundu.
Bahçeli, ''Bilinmelidir ki Türklük değerlerine hakareti suç olmaktan
çıkartmak için TCK'nın 301. maddesini değiştirmeye hazırlananların
bundan sonra, vatan sevgisinden ve milli değerlere saygıdan bahsetmeye
hakları olmayacak ve buna inanan da kalmayacaktır'' diye konuştu.

-''SAYIN BAŞBAKAN EĞER CESARET SAHİBİ İSENİZ...''-

Konuşmasında, ''Buradan Sayın Başbakan'a seslenmek ve bir öneride
bulunmak istiyorum'' diyen Bahçeli şunları kaydetti:
''Sayın Başbakan, eğer cesaret sahibi iseniz ve milletin iradesine
gerçek anlamda inanıyorsanız, halk oylamasına ilişkin bir yasal
düzenlemeyi Meclis olarak yapalım. Türklük değerlerine ve
şerefli Türk tarihine hakaret edilmesini isteyip istemediğini ve 301.
maddede yapmaya çalıştığınız değişikliği içine sindirip sindirmediğini
büyük Türk milletine soralım. Eğer buna
yanaşmayacaksanız, son bir kere daha çağrıda bulunuyorum ki yaptığınız
yanlıştan dönünüz. Türklüğün değerlerine hakaretin önünü açmayınız.
'Değişiklikte fazla bir anlam farkı yok' diyenlere aldırmayınız. Soyunu
sopunu bu madde görüşülürken hatırlayanlara kanmayınız. Atacağınız
yanlış adımın büyük bir kırılma noktası olduğunu anlayınız. Şayet bu
çağrımıza kulak vermeyip milletimize ihaneti tercih ederseniz, biliniz
ki AKP bir gün siyasetten silinip gidecektir. Ancak aziz
milletimize reva gördüğünüz bu zillet, alnınıza çalınmış bir kara leke
olarak nesillerinizden bile çıkmayacaktır ve Türk milliyetçileri
yapılanları asla unutmayacaktır. Her zaman ve her yerde bu alçaklık,
yapanların yüzlerine çarpılacaktır.''