2010-03-09 - 12:21
TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU'NDAN MEDYA RAPORU...
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyon, medyadaki ''masumiyet ihlali'' iddialarını araştırdı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
bünyesinde oluşturulan alt komisyon, medyadaki ''masumiyet ihlali'' iddialarını
araştırdı.

Komisyon raporunda, ''resmi kurumlarda gerekli birimler oluşturularak
doğru haber akışının sağlanması'' ve ''bilgilendirmeyi yapacak birimin, medya
organlarına eşit mesafede yaklaşması'' gerektiği vurgulandı.

AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam başkanlığında,
''Medyada Yer Alan Bazı Haberlerin Masumiyet Karinesini İhlal Ettiği İddialarının
Araştırılması'' amacıyla kurulan alt komisyon çalışmalarını tamamlayarak raporunu
hazırladı.

Alt komisyon çalışmaları sırasında, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni İbrahim Yıldız, NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner, SHOW TV Genel
Yayın Yönetmeni Murat Demirel, Kanal D ve CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet
Ali Birand, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Basın Konseyi
Başkanı ve Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, RTÜK Başkanı Davut Dursun,
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf
Gürsoy, Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı Hidayet Karaca, Gazi Üniversitesi
İletişim Fakültesi Dekanı Naci Bostancı'nın aralarında bulunduğu gazeteci ve
akademisyenlerin bilgi ve görüşlerine başvuruldu.

İncelemenin konusunu, ''Kamusal hizmet sorumluluk anlayışıyla görev yapan
medyaların, yayınları sonucunda meydana gelen masumiyet karinesinin ihlali''
oluşturdu.

Raporda, şu tespitlere yer verildi:

''Özellikle toplumu yakından ilgilendiren olaylarda veya hukuksal
konularda toplumu yanlış yönlendiren bilgi kirliliğinin önlenmesi ve bilgi
eksikliğinin giderilmesi amacıyla resmi kurumlarda gerekli birimlerin
oluşturularak doğru haber akışı sağlanmalıdır.

Gerekirse adliyelerde medya ve halkla ilişkiler büroları kurularak
sağlıklı iletişim kanalları oluşturulmalı ve gizlilik içermeyen belgeler medya
ile paylaşılmalıdır. Bilgilendirmeyi yapacak birimin kamu yetkisi kullandığı ve
görevinin bilgilendirme olduğu düşünüldüğünde, farklı medya organlarına eşit
mesafede yaklaşması, hem medyanın bu konuda hatalara düşmesini engelleyecek, hem
de doğru haber akışının sağlanmasına neden olacaktır.

Yargı mensuplarının basın sözcüsü sıfatıyla medyaya bilgi vermesini
engelleyen hükümler mevzuattan çıkarılmalı, bu konuda yeni bir düzenleme
yapılmalıdır.

Medyanın, adli konularda haber yapması sırasında yapılabilecek
yanlışlıkların önlenmesi amacıyla, 'Adli Haber Editörlüğü' medya kuruluşları
tarafından bir alternatif olarak düşünülmeli, yargı muhabirleri için temel hukuk
bilgilerini de kapsayan eğitim programları düzenlenmeli, yargıya ilişkin
haberlerin sunumunda 'etik ilkeler' belirlenmelidir.''

Toplumu yakından ilgilendiren olaylar ve özellikle adli soruşturmalarda,
kamu yararı, basın özgürlüğü ve bireylerin bilgilenip gerçekleri öğrenme hakları
ile kişisel hakların çatışabildiği kaydedilen raporda, şöyle denildi:

''Bu durumlarda kamu yararı öncelikle tercih edilmesi gereken bir unsur
olmalı ve yayın yasakları en son başvurulması gereken bir yöntem olmalıdır. Ancak
yapılan yayının haber vermek ve toplumu bilgilendirmek amacıyla yapıldığı da
medya tarafından gözden kaçırılmamalı, yayında; yönlendirme, karalama ve hükmetme
olmamalı, bireylerin mağduriyetine sebebiyet verilmemelidir.

Medyanın meslek standartları yükseltilmeli, mesleki birlik ve
kuruluşların periyodik olarak düzenleyecekleri seminer, panel ve kurslarla
çalışanların mesleki duyarlılıkları artırılmalı, otokontrol sistemi etkin bir
şekilde çalıştırılarak özdenetim sağlanmalıdır. Mer'i hukukun yanı sıra, mesleki
etik kurallar geliştirilmeli, bunların uygulanmamasının sadece kural ihlali yapan
yayın organlarını değil, tüm medyayı sorgulanır hale getirdiği unutulmayarak,
güven ve itibar kaybına sebebiyet veren eylemleri önleyerek yaptırım uygulayan ve
tüm camiayı içine alan mesleki bir mekanizma kurulmalıdır.''

Bireylerin haklarının, medyaya karşı daha kuvvetli bir hukuki koruma
altına alınarak ihlallerde başvuracakları hukuki yollar hakkında
bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanan Raporda, ''Medyanın gücü karşısında mağdur
pozisyonundaki bireylerin hukuken korunması medyanın daha sorumlu yayın yapmasına
sebep olacaktır'' denildi.

RTÜK'ün yapısı yeniden gözden geçirilerek, denetleme ve düzenleme
görevini daha işlevsel yapabilmesini sağlayacak yasal ve yapısal düzenlemeler
gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilen raporda, ''Sadece devlet eliyle yapılan
bir kontrol mekanizması yerine, ortak denetim sisteminin benimsenmesi, idari
otorite ve siyasi parti temsilcilerinin yanında yayıncıların, sivil toplum
örgütlerinin, izleyicilerin ve konu ile ilgili taraf ve aktörlerin de kurulda
temsili sağlanmalıdır.

Basın özgürlüğünün tam olarak sağlanabilmesi için, basının tekelleşmesini
önleyecek yasal tedbirler alınarak çok sesliliğe imkan verilmeli, basın
çalışanlarının mesleklerini daha özgürce yapabilecekleri ortamın oluşturulması
adına sendikal haklarını güvence altına alan düzenlemeler yapılmalıdır'' görüşüne
yer verildi. (12:21)