2016-01-11 - 18:00
Siyasi partilerin grup başkanvekilleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği'ni ziyaret etti.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "AK PARTİ başkanlığı isterken, Uzlaşma Komisyonunda bunun altını doldurmak, süreç içerisinde de ikna edici tarzda bunu dile getirmekle mükelleftir. Muhalefet de istemiyorsa veya kimler istemiyorsa, niçin başkanlığa itiraz ettikleri, tezlerinin ne olduğu konusunda rasyonel, halkı ikna edici, fikirlerini temellendirici yaklaşım sergilemeleri gerekir" dedi.
Bostancı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.
Dernek Başkanı Göksel Bozkurt ve Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılanan Bostancı, yanında getirdiği çiçeği derneğin Genel Sekreteri Tülay Ağaoğlu'na verirken, "Tülay aynı zamanda benim öğrencim. Geçmişte de bugün de her zaman, çiçek gibi gazetecilik yapan bir arkadaşımız, gününüz kutlu olsun" diye konuştu.
Bazı sosyologların 1954 tarihinde ABD'nin artık enformasyon toplumu olduğundan bahsettiklerini belirten Bostancı, "Bundan bahsederken enformasyon alanında görev alan insanların büyük bir kısmının kadınlar olduğu, erkek nüfusunu geçtikleri hususunun altını çizmişlerdi. Gerçekten de enformasyon, iletişim sektörü kadınların hem daha fazla ilgi duydukları, gösterdikleri hem de erkeklerden daha iyi oldukları iletişim becerilerine uygun olduğu için... Ben de hocalık yaparken gördüm, iletişim fakültelerinde her zaman kızların oranı erkeklerden daha fazlaydı. Bunun aynı zamanda mesleğe de yansıyor olması, son derece normal" dedi.
Göksel Bozkurt da Meclisteki kadın gazetecilerin oranının yüzde 65 olduğunu, 7 kişilik PMD yönetimindeki kadın üye sayısının da 4 olduğunu söyledi.
Bostancı, bir kadın gazetecinin, "Bu oran milletvekillerine de yansısaydı" sözlerine, "Siyasette de kadınların oranı gitgide yükseliyor. Bunun nedeni kadınların daha fazla kamusal hayatta yer almaları, görünür hale gelmeleri, iş dünyasına girmeleri. Bütün bunların neticesi siyasete yansıyor" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Çalışan Gazeteciler Günü dolayasıyla Parlamento Muhabirleri Derneği'ni (PMD) ziyaret etti. Gök'ü, PMD Başkanı Göksel Bozkurt, Başkan Yardımcısı Melda Çetiner ve Genel Sekreter Tülay Ağaoğlu karşıladı.
Levent Gök, burada yaptığı konuşmada, gazetecilerin hangi koşullarda çalıştığını, geleceğe dair kaygılarını, Türkiye'de basın üzerinde yaratılan her türlü korkuya, tehdide rağmen onurlu bir şekilde halkın haber alma hakkını nasıl sahiplendiğini ve ona saygı gösterdiğini çok yakından bilen bir kişi olarak bugünü kutladığını ifade etti.
"Gönül arzu eder ki Türkiye'de hükümlü ve tutuklu gazeteciler, basın mensupları bulunmasın. Düşündüklerinden ve yazdıklarından dolayı kimse hapislere atılmasın" diyen Gök, ancak Türkiye'nin en önemli gazetelerinden birinin Genel Yayın Yönetmeni ve Ankara Temsilcisi'nin tutuklu olduğunu hatırlattı. Gök, şöyle devam etti:
"Sayın Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutukluğunun neredeyse iki aya yaklaştığı bir süreçte bu ziyareti gerçekleştiriyor olmamız son derece üzüntü verici. Biz Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlamak için buradayız ama çalışamayan ve tutuklu bulunan gazeteci arkadaşlarımız var. Bu, çok önemli bir çelişki. Bu çelişkiyi Türkiye taşıyamaz, taşımamalıdır. Bütün gazeteciler, medya mensupları özgürce, yazdıklarını serbestçe halkıyla paylaşmalı ve iktidar da basın özgürlüğünün önünü açmalı. Medya mensupları, 'acaba ben şunu yazarsam başıma ne gelecek' endişesinden kurtulmalıdır.
Ancak şu anda Türkiye'de gelinen noktada iktidarın ağır baskısı altında herkesin kendisini bir yandan da otosansüre tabi tuttuğu bir ortamda çalışıyorsunuz. Aynı zamanda işten çıkarılan gazeteci sayısındaki olağanüstü artışlarla Türkiye tam da çalışamayan gazeteciler ortamına dönüşmüş durumda."
Gök, bugün Türkiye'de çalışamayan gazetecilerin çalışan gazetecilerin sayısından daha fazla olduğunu iddia ederek, bunun vahim bir tablo ve yaman bir çelişki olduğunu söyledi.
Türkiye'nin böyle bir tabloyu hak etmediğinin altını çizen Gök, ülkenin elbette özlenen demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü kuracağını kaydetti.
Gök, şunları ifade etti:
"Bu ağır baskılardan hep birlikte kurtulduğumuz zaman gerçek anlamıyla Çalışan Gazeteciler Günü'nü kimsenin tutuklu ve hapiste olmadığı, herkesin yazdıklarından dolayı kendini özgür hissettiği bir ortamda gerçek anlamıyla kutlayacağız. Buruk olduğunuzu biliyorum. Bizim CHP olarak tek dileğimiz, Türkiye'de medya özgürlüğünün temin edilmesi. Gazetecilerin, basın emekçilerinin özgürce yazacakları ve yayın yapacakları koşulları yaratmaktır. Bu konuda CHP olarak tüm meslektaşlarınızın yanında olduğumuzu bilmenizi isteriz. Basın önündeki engellerin kaldırılması yönünde de üzerimize düşen her türlü görevi bugüne kadar yerine getirmeye çalıştık, bundan sonra da kararlılık içinde getirmeye çalışırız.
Basın herkesi eleştirebilmelidir. CHP de buna dahildir. Yeter ki bizler birbirimizi anlayalım ve Türkiye'nin demokrasi çıtasını yukarı çıkaralım. Eleştiriden korkmayacağız. Siysetçiler zaten eleştiriden asla geri kalmamalıdır.
Karşılaştığınız tüm zorlukları biliyoruz. Ben hem burada bulunan arkadaşlar nezdinde, bulunamayan arkadaşlara da iletmeniz kaydıyla hepinizin Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyorum."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.
"Çalışan gazeteciler" olmasından memnuniyet duyduklarını dile getiren Vural, her bir basın mensubunun eksikliğinin hissedildiğini, çalışmayan, çalıştırılmayan ve çalıştıkları için hapishanede bulunan gazetecilerin de çalıştıklarını görmek istediklerini ifade etti.
Can Dündar ve Erdem Gül'ün de arasında bulunduğu bazı gazetecilerin tutuklu olduğunu belirten Vural, "Tutukluluk esas olmamalı. Daha önce milletvekilleri tutuklanırken 'Milli irade tutuklanıyor' demiştik. Bir gazeteci tutuklandığında bu, aynı zamanda gazeteci aracılığıyla halkın bilgi edinmesini kısıtlamaktır. Bu, çok istisnai olmalı. Bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları önemli. Hukuki sürecin, tutukluluk hali kaldırılarak devamını diliyoruz" görüşünü paylaştı.
Yeni anayasa çalışmaları konusundaki bazı senaryolarla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Vural, demokrasinin açık bir rejim olması gerektiğini vurguladı.
Kumpaslarla hareket eden siyasi zihniyetin Türkiye'ye faydası olmayacağına dikkati çeken Vural, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin anayasasını yapmamız gerekiyor. Mesele, hepimiz birlikte aziz milletimizin arzuladığı, milletin değerlerini, demokrasinin kazanımları ve cumhuriyetin kuruluş temellerini dikkate alarak bugünkü sorunları çözmek için anayasa yapmayı hedeflemeliyiz. Samimi olarak buna çalışmamız lazım. Aksi takdirde, kumpaslarla, tezgahlarla, planlarla hareket etmek doğru olmaz. MHP'nin kafasında hiçbir zaman bunlar olmaz. Biz samimiyetle, anayasa tartışmaları ekseninde parlamenter sistemin sıkıntılarını ortadan kaldıracak ve güçlendirecek, bundan sonra anayasa konusunda yeni siyasal tartışmaların olmaması için bu komisyonu fırsata çevirmek istiyoruz.
Bizim bu komisyondan amacımız ve hedefimiz, Türkiye'nin ihtiyacı anayasayı çıkartmak ve bunun için azami mutabakatı sağlamaktır. Bunun dışındaki tezgah, kumpas, senaryolar, bizim gündemimizde yoktur. Biz ihlasla sadece bu süreç içinde sonuç almaya odaklandık. Sonuç almayı engelleyici her türlü girişimin de vatandaş tarafından kabul görmeyeceğine inanıyoruz. AKP, daha önce kurulmuş komisyonu terk etmişti. Umarım bundan sonraki süreçte daha önceki komisyonun yaptığı çalışmaları dikkate alarak olumlu sonuçlandırır. Bu konuda da sonuç almamız gerekir."
Vural, milleti yormamaları, kutuplaştırmamaları gerektiğini anlatarak, herkesin el birliği, diyalog ve uzlaşmayla ülkenin anayasasını yapması gerektiğini kaydetti.
Tarih önünde aziz millete karşı sorumlu olduklarına işaret eden Vural, "Bu sorumluluğumuzu samimiyetle yerine getirmemiz lazım. Bu konuda dayatmalardan, kendi siyasi beklenti ve ikballeri için ortamı kollamaktan vazgeçmeli ve komisyondaki herkesin samimiyetle meseleye bakması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim bu samimiyetle meseleye bakarak görüşlerimizi, düşüncelerimizi, irademizi kullanacağımızdan herkesin emin olması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Vural, gazetecilerin çalışmasının önemli olduğunu, basının halkı doğru bilgilendirmek ve politik manipülasyon aracı haline gelmeden halka karşı sorumluluk duyarak görevini yapmasını beklediklerini ifade ederek, medyanın, gücünü halktan aldığını vurguladı.
Türkiye'nin çalışan, özgür, halka karşı sorumlu medyaya ihtiyacı olduğunu belirten Vural, basının tarafsız görev yapması gerektiğini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay'ın gazetecilere mesir macunu ikram etmesi üzerine Vural, "Sayın Akçay, zamanının ruhuna uygun olabileceğini düşünerek mesir macunu getirdi. Güçlenin diye... Güçlü gazeteci olursa demokrasi güçlenir. Gazeteciler ne kadar güçlü olursa sorgulayabilir, soru sorabilir. Allah size soru sorma cesareti, düşüncelerinizi yazabilme imkanı versin" şeklinde konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği'ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Göksel Bozkurt ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan Baluken, gazetecilere karanfil verdi.
Sıkıntılı bir süreçten geçildiğini ve basının baskı altında olduğunu savunan Baluken, "Keşke basın özgürlüğünün olduğu bir ortamda bu ziyareti gerçekleştirmiş olsaydık" dedi.
Basının özgür olması gerektiğini belirten Baluken, Türkiye'de bu konuda antidemokratik uygulamalar olduğunu iddia etti. Baluken, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında son 30'da bulunduğunu, 40'a yakın gazetecinin cezaevinde olduğunu öne sürdü.
Baluken, şöyle devam etti:
"Tutuklu gazeteciler sorununun bir an önce ülke gündeminden kalkması gerektiğini düşünüyoruz. Cezaevlerinde asla bir gazetecinin bulunmaması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Kürt illerinde yaşanan çatışmalı süreçle basın üzerindeki baskılar daha fazla görünür olmaya başladı. Her birinize yönelik baskı, Türkiye'de yaşayan bütün yurttaşlara baskı olarak değerlendirilmelidir. Bugün muhalif yazı yazan birçok meslektaşınız işini kaybetmekle yüz yüze kalıyor. Metin Göktepe'nin de ölüm yıl dönümüydü. Uğur Mumcu ve Musa Anter gibi Türkiye siyasi hayatının faili aydınlatılmamış onlarca cinayeti bulunuyor. Meslek grupları içinde en yüksek işsizlik oranı gazeteciler için söz sonusu olmaya başladı.
Bütün bunlar düzeltilmelidir. Özlükle ilgili insan onuruna yaraşır koşulların hayata geçmesi gerektiğini düşünüyoruz."
Bir gazetecinin, "Naci Bey'in tutuklu gazeteciler konusunda bir açıklaması oldu ve gazetecilik faaliyeti yüzünden tutuklanmadığını söyledi. Nasıl değerlendirirsiniz?" sorusunu yanıtlayan Baluken, "Çok ayıp bir gerekçedir. Dünyada gazetecileri tutuklayan hiçbir ülke, 'Gazetecilik yaptığı için tutukluyoruz' demez. Mutlaka birtakım gerekçeler üretilir. Sayın Grup Başkanvekili'ne önerimiz de bu tarz kimsenin inanmadığı gerekçelere sığınmak yerine, bu ayıbı ülke gündeminden kurtaracak yasal düzenlemeye yoğunlaşsınlar" diye konuştu.
PMD Genel Başkanı Göksel Bozkurt da 2016'nın "basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların ortadan kalktığı" yıl olması temennisinde bulunarak, gazetecilerin yaşadığı sorunlardan bir tanesinin de istihdam problemi olduğunu söyledi.
Bostancı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.
Dernek Başkanı Göksel Bozkurt ve Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılanan Bostancı, yanında getirdiği çiçeği derneğin Genel Sekreteri Tülay Ağaoğlu'na verirken, "Tülay aynı zamanda benim öğrencim. Geçmişte de bugün de her zaman, çiçek gibi gazetecilik yapan bir arkadaşımız, gününüz kutlu olsun" diye konuştu.
Bazı sosyologların 1954 tarihinde ABD'nin artık enformasyon toplumu olduğundan bahsettiklerini belirten Bostancı, "Bundan bahsederken enformasyon alanında görev alan insanların büyük bir kısmının kadınlar olduğu, erkek nüfusunu geçtikleri hususunun altını çizmişlerdi. Gerçekten de enformasyon, iletişim sektörü kadınların hem daha fazla ilgi duydukları, gösterdikleri hem de erkeklerden daha iyi oldukları iletişim becerilerine uygun olduğu için... Ben de hocalık yaparken gördüm, iletişim fakültelerinde her zaman kızların oranı erkeklerden daha fazlaydı. Bunun aynı zamanda mesleğe de yansıyor olması, son derece normal" dedi.
Göksel Bozkurt da Meclisteki kadın gazetecilerin oranının yüzde 65 olduğunu, 7 kişilik PMD yönetimindeki kadın üye sayısının da 4 olduğunu söyledi.
Bostancı, bir kadın gazetecinin, "Bu oran milletvekillerine de yansısaydı" sözlerine, "Siyasette de kadınların oranı gitgide yükseliyor. Bunun nedeni kadınların daha fazla kamusal hayatta yer almaları, görünür hale gelmeleri, iş dünyasına girmeleri. Bütün bunların neticesi siyasete yansıyor" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Çalışan Gazeteciler Günü dolayasıyla Parlamento Muhabirleri Derneği'ni (PMD) ziyaret etti. Gök'ü, PMD Başkanı Göksel Bozkurt, Başkan Yardımcısı Melda Çetiner ve Genel Sekreter Tülay Ağaoğlu karşıladı.
Levent Gök, burada yaptığı konuşmada, gazetecilerin hangi koşullarda çalıştığını, geleceğe dair kaygılarını, Türkiye'de basın üzerinde yaratılan her türlü korkuya, tehdide rağmen onurlu bir şekilde halkın haber alma hakkını nasıl sahiplendiğini ve ona saygı gösterdiğini çok yakından bilen bir kişi olarak bugünü kutladığını ifade etti.
"Gönül arzu eder ki Türkiye'de hükümlü ve tutuklu gazeteciler, basın mensupları bulunmasın. Düşündüklerinden ve yazdıklarından dolayı kimse hapislere atılmasın" diyen Gök, ancak Türkiye'nin en önemli gazetelerinden birinin Genel Yayın Yönetmeni ve Ankara Temsilcisi'nin tutuklu olduğunu hatırlattı. Gök, şöyle devam etti:
"Sayın Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutukluğunun neredeyse iki aya yaklaştığı bir süreçte bu ziyareti gerçekleştiriyor olmamız son derece üzüntü verici. Biz Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlamak için buradayız ama çalışamayan ve tutuklu bulunan gazeteci arkadaşlarımız var. Bu, çok önemli bir çelişki. Bu çelişkiyi Türkiye taşıyamaz, taşımamalıdır. Bütün gazeteciler, medya mensupları özgürce, yazdıklarını serbestçe halkıyla paylaşmalı ve iktidar da basın özgürlüğünün önünü açmalı. Medya mensupları, 'acaba ben şunu yazarsam başıma ne gelecek' endişesinden kurtulmalıdır.
Ancak şu anda Türkiye'de gelinen noktada iktidarın ağır baskısı altında herkesin kendisini bir yandan da otosansüre tabi tuttuğu bir ortamda çalışıyorsunuz. Aynı zamanda işten çıkarılan gazeteci sayısındaki olağanüstü artışlarla Türkiye tam da çalışamayan gazeteciler ortamına dönüşmüş durumda."
Gök, bugün Türkiye'de çalışamayan gazetecilerin çalışan gazetecilerin sayısından daha fazla olduğunu iddia ederek, bunun vahim bir tablo ve yaman bir çelişki olduğunu söyledi.
Türkiye'nin böyle bir tabloyu hak etmediğinin altını çizen Gök, ülkenin elbette özlenen demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü kuracağını kaydetti.
Gök, şunları ifade etti:
"Bu ağır baskılardan hep birlikte kurtulduğumuz zaman gerçek anlamıyla Çalışan Gazeteciler Günü'nü kimsenin tutuklu ve hapiste olmadığı, herkesin yazdıklarından dolayı kendini özgür hissettiği bir ortamda gerçek anlamıyla kutlayacağız. Buruk olduğunuzu biliyorum. Bizim CHP olarak tek dileğimiz, Türkiye'de medya özgürlüğünün temin edilmesi. Gazetecilerin, basın emekçilerinin özgürce yazacakları ve yayın yapacakları koşulları yaratmaktır. Bu konuda CHP olarak tüm meslektaşlarınızın yanında olduğumuzu bilmenizi isteriz. Basın önündeki engellerin kaldırılması yönünde de üzerimize düşen her türlü görevi bugüne kadar yerine getirmeye çalıştık, bundan sonra da kararlılık içinde getirmeye çalışırız.
Basın herkesi eleştirebilmelidir. CHP de buna dahildir. Yeter ki bizler birbirimizi anlayalım ve Türkiye'nin demokrasi çıtasını yukarı çıkaralım. Eleştiriden korkmayacağız. Siysetçiler zaten eleştiriden asla geri kalmamalıdır.
Karşılaştığınız tüm zorlukları biliyoruz. Ben hem burada bulunan arkadaşlar nezdinde, bulunamayan arkadaşlara da iletmeniz kaydıyla hepinizin Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyorum."
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.
"Çalışan gazeteciler" olmasından memnuniyet duyduklarını dile getiren Vural, her bir basın mensubunun eksikliğinin hissedildiğini, çalışmayan, çalıştırılmayan ve çalıştıkları için hapishanede bulunan gazetecilerin de çalıştıklarını görmek istediklerini ifade etti.
Can Dündar ve Erdem Gül'ün de arasında bulunduğu bazı gazetecilerin tutuklu olduğunu belirten Vural, "Tutukluluk esas olmamalı. Daha önce milletvekilleri tutuklanırken 'Milli irade tutuklanıyor' demiştik. Bir gazeteci tutuklandığında bu, aynı zamanda gazeteci aracılığıyla halkın bilgi edinmesini kısıtlamaktır. Bu, çok istisnai olmalı. Bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları önemli. Hukuki sürecin, tutukluluk hali kaldırılarak devamını diliyoruz" görüşünü paylaştı.
Yeni anayasa çalışmaları konusundaki bazı senaryolarla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Vural, demokrasinin açık bir rejim olması gerektiğini vurguladı.
Kumpaslarla hareket eden siyasi zihniyetin Türkiye'ye faydası olmayacağına dikkati çeken Vural, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin anayasasını yapmamız gerekiyor. Mesele, hepimiz birlikte aziz milletimizin arzuladığı, milletin değerlerini, demokrasinin kazanımları ve cumhuriyetin kuruluş temellerini dikkate alarak bugünkü sorunları çözmek için anayasa yapmayı hedeflemeliyiz. Samimi olarak buna çalışmamız lazım. Aksi takdirde, kumpaslarla, tezgahlarla, planlarla hareket etmek doğru olmaz. MHP'nin kafasında hiçbir zaman bunlar olmaz. Biz samimiyetle, anayasa tartışmaları ekseninde parlamenter sistemin sıkıntılarını ortadan kaldıracak ve güçlendirecek, bundan sonra anayasa konusunda yeni siyasal tartışmaların olmaması için bu komisyonu fırsata çevirmek istiyoruz.
Bizim bu komisyondan amacımız ve hedefimiz, Türkiye'nin ihtiyacı anayasayı çıkartmak ve bunun için azami mutabakatı sağlamaktır. Bunun dışındaki tezgah, kumpas, senaryolar, bizim gündemimizde yoktur. Biz ihlasla sadece bu süreç içinde sonuç almaya odaklandık. Sonuç almayı engelleyici her türlü girişimin de vatandaş tarafından kabul görmeyeceğine inanıyoruz. AKP, daha önce kurulmuş komisyonu terk etmişti. Umarım bundan sonraki süreçte daha önceki komisyonun yaptığı çalışmaları dikkate alarak olumlu sonuçlandırır. Bu konuda da sonuç almamız gerekir."
Vural, milleti yormamaları, kutuplaştırmamaları gerektiğini anlatarak, herkesin el birliği, diyalog ve uzlaşmayla ülkenin anayasasını yapması gerektiğini kaydetti.
Tarih önünde aziz millete karşı sorumlu olduklarına işaret eden Vural, "Bu sorumluluğumuzu samimiyetle yerine getirmemiz lazım. Bu konuda dayatmalardan, kendi siyasi beklenti ve ikballeri için ortamı kollamaktan vazgeçmeli ve komisyondaki herkesin samimiyetle meseleye bakması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim bu samimiyetle meseleye bakarak görüşlerimizi, düşüncelerimizi, irademizi kullanacağımızdan herkesin emin olması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Vural, gazetecilerin çalışmasının önemli olduğunu, basının halkı doğru bilgilendirmek ve politik manipülasyon aracı haline gelmeden halka karşı sorumluluk duyarak görevini yapmasını beklediklerini ifade ederek, medyanın, gücünü halktan aldığını vurguladı.
Türkiye'nin çalışan, özgür, halka karşı sorumlu medyaya ihtiyacı olduğunu belirten Vural, basının tarafsız görev yapması gerektiğini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay'ın gazetecilere mesir macunu ikram etmesi üzerine Vural, "Sayın Akçay, zamanının ruhuna uygun olabileceğini düşünerek mesir macunu getirdi. Güçlenin diye... Güçlü gazeteci olursa demokrasi güçlenir. Gazeteciler ne kadar güçlü olursa sorgulayabilir, soru sorabilir. Allah size soru sorma cesareti, düşüncelerinizi yazabilme imkanı versin" şeklinde konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği'ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Göksel Bozkurt ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan Baluken, gazetecilere karanfil verdi.
Sıkıntılı bir süreçten geçildiğini ve basının baskı altında olduğunu savunan Baluken, "Keşke basın özgürlüğünün olduğu bir ortamda bu ziyareti gerçekleştirmiş olsaydık" dedi.
Basının özgür olması gerektiğini belirten Baluken, Türkiye'de bu konuda antidemokratik uygulamalar olduğunu iddia etti. Baluken, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında son 30'da bulunduğunu, 40'a yakın gazetecinin cezaevinde olduğunu öne sürdü.
Baluken, şöyle devam etti:
"Tutuklu gazeteciler sorununun bir an önce ülke gündeminden kalkması gerektiğini düşünüyoruz. Cezaevlerinde asla bir gazetecinin bulunmaması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Kürt illerinde yaşanan çatışmalı süreçle basın üzerindeki baskılar daha fazla görünür olmaya başladı. Her birinize yönelik baskı, Türkiye'de yaşayan bütün yurttaşlara baskı olarak değerlendirilmelidir. Bugün muhalif yazı yazan birçok meslektaşınız işini kaybetmekle yüz yüze kalıyor. Metin Göktepe'nin de ölüm yıl dönümüydü. Uğur Mumcu ve Musa Anter gibi Türkiye siyasi hayatının faili aydınlatılmamış onlarca cinayeti bulunuyor. Meslek grupları içinde en yüksek işsizlik oranı gazeteciler için söz sonusu olmaya başladı.
Bütün bunlar düzeltilmelidir. Özlükle ilgili insan onuruna yaraşır koşulların hayata geçmesi gerektiğini düşünüyoruz."
Bir gazetecinin, "Naci Bey'in tutuklu gazeteciler konusunda bir açıklaması oldu ve gazetecilik faaliyeti yüzünden tutuklanmadığını söyledi. Nasıl değerlendirirsiniz?" sorusunu yanıtlayan Baluken, "Çok ayıp bir gerekçedir. Dünyada gazetecileri tutuklayan hiçbir ülke, 'Gazetecilik yaptığı için tutukluyoruz' demez. Mutlaka birtakım gerekçeler üretilir. Sayın Grup Başkanvekili'ne önerimiz de bu tarz kimsenin inanmadığı gerekçelere sığınmak yerine, bu ayıbı ülke gündeminden kurtaracak yasal düzenlemeye yoğunlaşsınlar" diye konuştu.
PMD Genel Başkanı Göksel Bozkurt da 2016'nın "basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların ortadan kalktığı" yıl olması temennisinde bulunarak, gazetecilerin yaşadığı sorunlardan bir tanesinin de istihdam problemi olduğunu söyledi.
