2014-04-08 - 12:32
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milletin cumhuru temsil edecek, Cumhuriyet'in anlam ve birikimlerine sadakatle bağlı kalacak, milli kimliğe saygı duyup benimseyecek, hakkında hiçbir şaibe olmayan tertemiz bir isme Cumhurbaşkanı olma şerefini vereceğini belirterek, "Siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP'li ister MHP'li isterse CHP'li olsun her vatan evladı Cumhurbaşkanı olabilir, ne varki Recep Tayyip Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milletin cumhuru temsil edecek, Cumhuriyet'in anlam ve birikimlerine sadakatle bağlı kalacak, milli kimliğe saygı duyup benimseyecek, hakkında hiçbir şaibe olmayan tertemiz bir isme Cumhurbaşkanı olma şerefini vereceğini belirterek, "Siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP'li ister MHP'li isterse CHP'li olsun her vatan evladı Cumhurbaşkanı olabilir, ne varki Recep Tayyip Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, 30 Mart yerel seçimlerini değerlendirdi, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin görüşlerini açıkladı.
Yerel seçimlerden sonra sandıklardan yayılan şaibelerin, itirazların, seçim hileleriyle ilgili yorumların çok konuşulduğunu ve konuşulmaya devam ettiğini ifade eden Bahçeli, sandık sonuçlarının tartışmalı olmasının demokrasinin özüyle ve milli iradenin temsiliyle uyumlu olmadığını söyledi.
Seçim akşamı oyların sayımı sırasında 41 ilde görülen elektrik kesintisinin herkesi kuşkulandırdığını dile getiren Bahçeli, "Hükümet üyesi bir bakanın yaşanan elektrik kesintisini trafoya giren kedilere yüklemesi milletimizin aklıyla dalga geçmek olarak tarihe geçmiştir. Herhalde kedilere dava açılması gündemdedir ve trafolar Başbakan?ın adamları tarafından kuşatılmış olsa gerektir. Allah?tan, doğadaki vahşi hayvanlar baraj sularını içip bitirmemiş, enerji nakil hatlarını kuşlar kemirmemiş, termik santrallerine meteor taşı düşmemiş, sadece paralel kediler suçlanarak vaziyet kurtarılmıştır. AKP hükümeti çok yakında yaşanan aksaklıkları, sandıklardaki şayiaları dünya dışı varlıklara ihale ederse kimse şaşırmamalı ve hayrete kapılmamalıdır" diye konuştu.
Bahçeli, seçim sandığı üzerindeki sis perdesinin acilen aralanması gerektiğini belirterek, "Çünkü sandık milletin namusudur. Namusa el uzatan, sandıklarda yolsuzluk yapan kim varsa teşhis edilip en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" dedi.
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin iç ve dış sorunlarının arttığını, Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasıyla tansiyonun zirveye çıktığını kaydederek, "Ukrayna?da yaşanan trajik ve kabul edilemez Rus zorbalığından kaynaklanan Kırım?ın perişanlığı hepimizi tedirgin etmektedir. Soydaşlarımız yaslı ve endişelidir. Kırım Türklüğü zulmün ve esaretin pençesindedir" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yerel seçim akşamı yaptığı "balkon konuşmasında" Türkiye'nin Suriye ile savaşta olduğunu söylediğini belirten Bahçeli, "Sayın Başbakan, Türkiye, Suriye ile ne zaman savaşa girmiştir? Savaş kararını alacak TBMM?nin niçin bundan haberi yoktur? Türkiye?yi kafana göre savaştırıp, canının istediğiyle dövüştürmek mi istiyorsun? Bu nasıl bir aymazlık, bu nasıl bir düşüncesizlik, bu nasıl bir sorumsuzluktur?" sorularını yöneltti.
Erdoğan'ın sözlerine açıklık getirmesini isteyen Bahçeli, Türkiye'nin Kaddafi?nin çadır devleti, Saddam ve Esad?ın Baas rejimine sahip olmadığını ifade etti.
Devlet Bahçeli, yerel seçimlerin hemen ardından Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerin gün yüzüne çıktığını dile getirerek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ?vakit geldi? sözünün adeta işaret fişeği olarak kabullenildiğini söyledi.
AK Parti'den yapılan açıklamalara göre Çankaya Köşkü'ne en güçlü adayın Başbakan Erdoğan olduğunun anlaşıldığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin seçim takviminin başlamasına 82 gün kala ?Gül mü, Erdoğan mı? sorusuna kilitlendiğini ifade etti.
AK Parti'li bazı isimlerin Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı, Gül'ün Başbakan olacağı modeli dillendirdiğini anlatan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Gelişmelerden çıkardığımız sonuç şudur ki Cumhurbaşkanlığı seçimini yapmak bile aslında gereksiz ve zaman kaybıdır. Sayın Gül ile Başbakan Erdoğan aralarında anlaşmaları halinde her şey netleşecektir. Anlaşamadıkları takdirde Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak kişinin kurayla bile belirlenmesi ihtimal dahilindedir. Demokrasiyle yönetilen bir ülkede peşin yargılarla iki kişinin keyfine ülkeyi teslim etmek olmayacak bir şeydir. Yaklaşık 77 milyon nüfusu olan Türkiye?de, Cumhurbaşkanlığı?na iki şahsiyetin layık görülmesi milletimizin egemenlik ve tercih haklarını bir defa hiçe saymaktır. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur."
Cumhurbaşkanlığı meselesini konuşmak için daha erken olduğunu belirten Bahçeli, ittifak söylentilerini de çok çiğ ve ham değerlendirmeler olarak gördüklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin Türk demokrasisi için çok önemli bir sınav olacağının altını çizen Bahçeli, "Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi, geçmiş örneklerine benzer şekilde krize dönüşme potansiyeli de taşımaktadır. Bu konunun aylar öncesinden siyasi gündemin merkezine oturması ve yapılmakta olan siyasi ve hukuki meşruiyet tartışmaları bunun somut bir göstergesidir" dedi.
MHP olarak nasıl bir Cumhurbaşkanı istediklerini ve taşıması gereken nitelikleri kamuoyuyla paylaştıklarını anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Türk milleti kral seçmeyecek, sultan atamayacak, emir tayin etmeyecek, özgürlük ve demokrasiye mütecaviz bakan bir diktatör muavinine koltuk ihdas etmeyecektir. Cumhuru temsil edecek, Cumhuriyet?in anlam ve birikimlerine sadakatle bağlı kalacak, milli kimliğe saygı duyup benimseyecek, hakkında hiçbir şaibe olmayan tertemiz bir isme Cumhurbaşkanı olma şerefini verecektir. Devletin en tepesinde bulunan kutlu görevi sulandırmaya, ayağa düşürmeye, karanlık niyetlere tapulamaya kimsenin gücü de yetmeyecektir.
Buradan muhataplarına ilan ediyorum ki önce özerkliğe, arkasından Kuzey Kürdistan?a açık kapı bırakandan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye?yi birbirine düşürmeye azmedenden, toplumu kamplara ayırandan Cumhurbaşkanı olmaz. Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapandan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz. Vatanı bölme, milleti 36?ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz. Twitter?i engelleyen, Youtube?u kapatan, kişisel hak ve hürriyetleri budayandan Cumhurbaşkanı olmaz. Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat gerenden Cumhurbaşkanı olmaz. Villalara balya balya dolar yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki parayı sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını da sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz. TSK?ya kumpas kurandan başkomutan olmaz. Türklüğü reddeden, TC?yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkarcıdan Türkiye?ye Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz, olamayacaktır.
Kısacası iki yanlıştan bir doğru çıkmaz, tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan?dan da Cumhurbaşkanı olmaz. Siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP?li, ister MHP?li, isterse de CHP?li olsun her vatan evladı Cumhurbaşkanı olabilir, ne var ki Recep Tayyip Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez."
Devlet Bahçeli, 2015 yılının Haziran ayında da genel seçim yapılacağını anımsatarak, MHP'nin çalışmalarını bugünden itibaren başlattığını kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye?yi iki partili kulvara sokmak için MHP?nin erimesini bekleyen hain niyetler, 30 Mart?ta bizi tökezletmek ve yıldırmak için var güçleriyle mücadele ettiler. Bunun bir ucunda AKP, diğer ucunda süt kardeşi CHP ve içimizden devşirilenler yer almıştır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, yerel seçimler ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yerel seçimde milli iradenin tezahür ettiğini dile getiren Bahçeli, "Ağır aksak da olsa, gizli veya açık engellemeler de bulunsa, Türkiye?de demokratik mekanizmalar işlemekte, millet egemenliği varlığını sürdürmektedir" diye konuştu.
Siyasal katılımın rekor düzeyde olmasının, milletin egemenlik haklarına sahip çıktığının en açık göstergesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, demokrasinin mana ve ruhuyla bağdaşmayan kavga ve karışıklığın sonraki seçim süreçlerinde tekrarlanmamasını diledi.
Sandığın savaş meydanı, ölüm kalım arenası olmadığının altını çizen Bahçeli, "Demokratik tercihlerin düşmanlık üretmesi, ortaya çıkan neticelerin hazmedilme güçlükleri, kardeşlik ve vatandaşlık hukukunu zedeleyecek, toplumsal çatışmaları teşvik edecektir" dedi. Bahçeli, yerel seçimlerin neden olduğu siyasi ve sosyal kamplaşmanın hafiflemesini, sağduyunun hakim olmasını ve herkesin milli iradeye saygı duymasını temenni ettiğini ifade ederek, siyasi partilerin kutuplaşmayı besleyecek, ayrımcılığı cesaretlendirecek üslup ve politikalardan sakınmaları ve sakin olmalarının ülkenin hayrına olacağını kaydetti.
Milletin 30 Mart?a ayrı bir anlam yüklediğini, bugüne kadar benzerine rastlanmayan bir psikolojik ve sosyolojik atmosferde sandığa gittiğini anlatan Bahçeli, seçime 17 ve 25 Aralık operasyonlarının gölgesinin düştüğünü, yeterli ve doyurucu olmasa da tesirinin dokunduğunu ifade etti.
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 30 Mart öncesinde rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını püskürtmek amacıyla canını dişine taktığını, üslubunun ayarını kaçırdığını, siyaseti bulandırdığını" savunan Bahçeli, "Gezdiği, gittiği, konuştuğu her platformda paralelden girmiş, Pensilvanya?dan çıkmıştır. Haşhaşi, neo-ergenekon, virüs, sülük, vaiz lobisi, beddua lobisi, kan lobisi, çıkarcılar, ananasçılar, sahte peygamberler, alim müsveddeleri, telekulaklar, röntgenciler, kaset imalatçıları gibi ithamlarla önüne gelene saldırmış, karşısında kim varsa bindirmiştir. Başbakan milletimize karşı çok acımasız, çok vahşi, çok kalleş bir psikolojik harekat yürütmüştür" diye konuştu.
Bahçeli, yerel seçimden çıkan sonuçlara göre rüşvetin ve yolsuzluğun sandığa yön verdiğini söylemenin çok mümkün olmadığını dile getirerek, Erdoğan'ın rüşvet ve yolsuzluk sürecini devlete ve millete saldırı olarak saptırdığını ve bunda da muvaffak olduğunu ileri sürdü.
"Yerel seçimden çıkan sonuç ne olursa olsun, AK Parti hükümetinin Türkiye?nin imajını bozduğunu ve itibarını sarstığını, Türkiye'nin saygınlığıyla oynadığını, helal kazancının peşinde olan milyonların hakkını yediğini, demokrasiye ket vurduğunu, milletin hazinesini hortumladığını, hainlerle işbirliği yaptığını" iddia eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Milli ekonomimizi sömüren, devleti söğüşleyen, millete küfreden intikam tugayları, yağma ve talana bel bağlayan çevreler 30 Mart?ta soluklanmış, rahat nefes almıştır. Ama bu uzun sürmeyecektir. Başbakan Erdoğan ve partisi değil yüzde 43, yüzde 99 alsa da, yolsuzluğun hesabını verecektir. Sandık pisliğin temizleneceği bir yer değildir. Sandık hukukun teslim olduğu, adaletin bozguna uğradığı, hırsızın, uğursuzun, arsızın meşruiyet elde ettiği aklama, paklama yeri de olmayacaktır. Gün ola harman ola, şunu kararlı şekilde ifade etmek isterim ki, rüşvet alıp verenler yargı önüne mutlaka çıkarılacaktır. Hezimeti hizmet, ihaneti iffet, hırsızlığı hayır işi, rüşveti bağış, kaçakçılığı ihracat, melaneti marifet sayanlar eninde sonunda yakayı ele vereceklerdir."
Yerel seçimlerin kesin olmayan sonuçlarının bazı sorunlara ve kafa karışıklıklarına rağmen belli olduğunu söyleyen Bahçeli, "Kararlı bir şekilde söylemek isterim ki bu seçimlerin galibi gerçekte MHP'dir" dedi.
Bahçeli, 12 Haziran 2011 genel seçimine göre oyunu artıran tek partinin MHP olduğunu savunarak, partisinin oy sayısının 2011 seçimlerine kıyasla yaklaşık 2 milyon 200 bin artış göstererek, 7 milyon 700 bin civarına ulaştığını ve bunun MHP tarihinde rekor olduğunu vurguladı.
MHP'nin başarısını çekemeyenlerin, seçimde aldıkları desteğe kulp takmaya çalışmasının, tartışma ve hizip çıkarma arayışlarının boş çaba olduğunu ifade eden Bahçeli, ittifak söylentilerine de tepki gösterdi. Bahçeli, "Bazı sözde aydın, kiralık yazar ve omurgasını kaybetmiş isime göre MHP ile CHP 30 Mart?ta ittifak yapmıştır. Bu hayasız ithamın tutacak ve ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. MHP ittifakı yalnızca büyük Türk milletiyle yapar ve yapmıştır. Bunun dışındaki her söz, her beyan, her açıklama tezvirattır, bühtandır ve terbiyesizliktir" diye konuştu.
MHP'yi kimi zaman AK Parti ile kimi zaman CHP ile bir tutanların sabırlarını zorladığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
"CHP?nin teknesine binip de hala etrafımızda dönen, akıl çelici kampanyalarla dava arkadaşlarımız üzerinde siyaset manevraları yapan fırıldaklara kanacak kimseler de kalmamıştır. 30 Mart?ta özellikle Ankara ve İstanbul?da MHP?nin zayıflaması üzerine kurulan siyaset denklemini, tarafları gün gibi açık olan bayat projeyi etraflıca gördük ve şahit olduk. Türkiye?yi iki partili kulvara sokmak için MHP?nin erimesini bekleyen hain niyetler, 30 Mart?ta bizi tökezletmek ve yıldırmak için var güçleriyle mücadele ettiler. Bunun bir ucunda AKP, diğer ucunda süt kardeşi CHP ve içimizden devşirilenler yer almıştır. Biz bunları çok yakından takip ettik. İçimize kadar sokulmuş olanları da elbette tespit ettik, ediyoruz. Bizi AKP-CHP arasına sıkıştırmaya görevli olanlara tavsiyem, akıllarını başlarına almaları ve etrafımızda fazla dolaşmamalarıdır."
AK Parti'nin oy sayısında 2011 seçimlerine göre 2 milyon 100 bini bulan azalma olduğunu anlatan Bahçeli, AK Parti'den kopmaların hızlanacağına ve MHP?ye yönelim olacağına inandığını söyledi.
Bahçeli, "MHP iktidarın yegane alternatifi olduğunu 30 Mart seçimlerinde tescil ettirmiştir" diyerek, eksikliklerini kararlı bir şekilde gözden geçireceklerini belirtti.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, 30 Mart yerel seçimlerini değerlendirdi, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin görüşlerini açıkladı.
Yerel seçimlerden sonra sandıklardan yayılan şaibelerin, itirazların, seçim hileleriyle ilgili yorumların çok konuşulduğunu ve konuşulmaya devam ettiğini ifade eden Bahçeli, sandık sonuçlarının tartışmalı olmasının demokrasinin özüyle ve milli iradenin temsiliyle uyumlu olmadığını söyledi.
Seçim akşamı oyların sayımı sırasında 41 ilde görülen elektrik kesintisinin herkesi kuşkulandırdığını dile getiren Bahçeli, "Hükümet üyesi bir bakanın yaşanan elektrik kesintisini trafoya giren kedilere yüklemesi milletimizin aklıyla dalga geçmek olarak tarihe geçmiştir. Herhalde kedilere dava açılması gündemdedir ve trafolar Başbakan?ın adamları tarafından kuşatılmış olsa gerektir. Allah?tan, doğadaki vahşi hayvanlar baraj sularını içip bitirmemiş, enerji nakil hatlarını kuşlar kemirmemiş, termik santrallerine meteor taşı düşmemiş, sadece paralel kediler suçlanarak vaziyet kurtarılmıştır. AKP hükümeti çok yakında yaşanan aksaklıkları, sandıklardaki şayiaları dünya dışı varlıklara ihale ederse kimse şaşırmamalı ve hayrete kapılmamalıdır" diye konuştu.
Bahçeli, seçim sandığı üzerindeki sis perdesinin acilen aralanması gerektiğini belirterek, "Çünkü sandık milletin namusudur. Namusa el uzatan, sandıklarda yolsuzluk yapan kim varsa teşhis edilip en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" dedi.
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin iç ve dış sorunlarının arttığını, Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasıyla tansiyonun zirveye çıktığını kaydederek, "Ukrayna?da yaşanan trajik ve kabul edilemez Rus zorbalığından kaynaklanan Kırım?ın perişanlığı hepimizi tedirgin etmektedir. Soydaşlarımız yaslı ve endişelidir. Kırım Türklüğü zulmün ve esaretin pençesindedir" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yerel seçim akşamı yaptığı "balkon konuşmasında" Türkiye'nin Suriye ile savaşta olduğunu söylediğini belirten Bahçeli, "Sayın Başbakan, Türkiye, Suriye ile ne zaman savaşa girmiştir? Savaş kararını alacak TBMM?nin niçin bundan haberi yoktur? Türkiye?yi kafana göre savaştırıp, canının istediğiyle dövüştürmek mi istiyorsun? Bu nasıl bir aymazlık, bu nasıl bir düşüncesizlik, bu nasıl bir sorumsuzluktur?" sorularını yöneltti.
Erdoğan'ın sözlerine açıklık getirmesini isteyen Bahçeli, Türkiye'nin Kaddafi?nin çadır devleti, Saddam ve Esad?ın Baas rejimine sahip olmadığını ifade etti.
Devlet Bahçeli, yerel seçimlerin hemen ardından Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerin gün yüzüne çıktığını dile getirerek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ?vakit geldi? sözünün adeta işaret fişeği olarak kabullenildiğini söyledi.
AK Parti'den yapılan açıklamalara göre Çankaya Köşkü'ne en güçlü adayın Başbakan Erdoğan olduğunun anlaşıldığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin seçim takviminin başlamasına 82 gün kala ?Gül mü, Erdoğan mı? sorusuna kilitlendiğini ifade etti.
AK Parti'li bazı isimlerin Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı, Gül'ün Başbakan olacağı modeli dillendirdiğini anlatan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Gelişmelerden çıkardığımız sonuç şudur ki Cumhurbaşkanlığı seçimini yapmak bile aslında gereksiz ve zaman kaybıdır. Sayın Gül ile Başbakan Erdoğan aralarında anlaşmaları halinde her şey netleşecektir. Anlaşamadıkları takdirde Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak kişinin kurayla bile belirlenmesi ihtimal dahilindedir. Demokrasiyle yönetilen bir ülkede peşin yargılarla iki kişinin keyfine ülkeyi teslim etmek olmayacak bir şeydir. Yaklaşık 77 milyon nüfusu olan Türkiye?de, Cumhurbaşkanlığı?na iki şahsiyetin layık görülmesi milletimizin egemenlik ve tercih haklarını bir defa hiçe saymaktır. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur."
Cumhurbaşkanlığı meselesini konuşmak için daha erken olduğunu belirten Bahçeli, ittifak söylentilerini de çok çiğ ve ham değerlendirmeler olarak gördüklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin Türk demokrasisi için çok önemli bir sınav olacağının altını çizen Bahçeli, "Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi, geçmiş örneklerine benzer şekilde krize dönüşme potansiyeli de taşımaktadır. Bu konunun aylar öncesinden siyasi gündemin merkezine oturması ve yapılmakta olan siyasi ve hukuki meşruiyet tartışmaları bunun somut bir göstergesidir" dedi.
MHP olarak nasıl bir Cumhurbaşkanı istediklerini ve taşıması gereken nitelikleri kamuoyuyla paylaştıklarını anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Türk milleti kral seçmeyecek, sultan atamayacak, emir tayin etmeyecek, özgürlük ve demokrasiye mütecaviz bakan bir diktatör muavinine koltuk ihdas etmeyecektir. Cumhuru temsil edecek, Cumhuriyet?in anlam ve birikimlerine sadakatle bağlı kalacak, milli kimliğe saygı duyup benimseyecek, hakkında hiçbir şaibe olmayan tertemiz bir isme Cumhurbaşkanı olma şerefini verecektir. Devletin en tepesinde bulunan kutlu görevi sulandırmaya, ayağa düşürmeye, karanlık niyetlere tapulamaya kimsenin gücü de yetmeyecektir.
Buradan muhataplarına ilan ediyorum ki önce özerkliğe, arkasından Kuzey Kürdistan?a açık kapı bırakandan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye?yi birbirine düşürmeye azmedenden, toplumu kamplara ayırandan Cumhurbaşkanı olmaz. Şehitlerin vebalini ve kanını taşıyan bebek katiliyle müzakere yapandan, teröristlere kucak açandan Cumhurbaşkanı olmaz. Vatanı bölme, milleti 36?ya ayırma hedefinde olandan Cumhurbaşkanı olmaz. Twitter?i engelleyen, Youtube?u kapatan, kişisel hak ve hürriyetleri budayandan Cumhurbaşkanı olmaz. Hukuka saldırandan, adaletten kaçandan, rüşvetçilere ve hırsızlara kol kanat gerenden Cumhurbaşkanı olmaz. Villalara balya balya dolar yığandan, kamu arazilerini zimmetine geçirenden, evdeki parayı sıfırlarken haysiyet ve inandırıcılığını da sıfıra düşürenden Cumhurbaşkanı olmaz. TSK?ya kumpas kurandan başkomutan olmaz. Türklüğü reddeden, TC?yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkarcıdan Türkiye?ye Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz, olamayacaktır.
Kısacası iki yanlıştan bir doğru çıkmaz, tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan?dan da Cumhurbaşkanı olmaz. Siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP?li, ister MHP?li, isterse de CHP?li olsun her vatan evladı Cumhurbaşkanı olabilir, ne var ki Recep Tayyip Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez."
Devlet Bahçeli, 2015 yılının Haziran ayında da genel seçim yapılacağını anımsatarak, MHP'nin çalışmalarını bugünden itibaren başlattığını kaydetti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye?yi iki partili kulvara sokmak için MHP?nin erimesini bekleyen hain niyetler, 30 Mart?ta bizi tökezletmek ve yıldırmak için var güçleriyle mücadele ettiler. Bunun bir ucunda AKP, diğer ucunda süt kardeşi CHP ve içimizden devşirilenler yer almıştır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, yerel seçimler ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yerel seçimde milli iradenin tezahür ettiğini dile getiren Bahçeli, "Ağır aksak da olsa, gizli veya açık engellemeler de bulunsa, Türkiye?de demokratik mekanizmalar işlemekte, millet egemenliği varlığını sürdürmektedir" diye konuştu.
Siyasal katılımın rekor düzeyde olmasının, milletin egemenlik haklarına sahip çıktığının en açık göstergesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, demokrasinin mana ve ruhuyla bağdaşmayan kavga ve karışıklığın sonraki seçim süreçlerinde tekrarlanmamasını diledi.
Sandığın savaş meydanı, ölüm kalım arenası olmadığının altını çizen Bahçeli, "Demokratik tercihlerin düşmanlık üretmesi, ortaya çıkan neticelerin hazmedilme güçlükleri, kardeşlik ve vatandaşlık hukukunu zedeleyecek, toplumsal çatışmaları teşvik edecektir" dedi. Bahçeli, yerel seçimlerin neden olduğu siyasi ve sosyal kamplaşmanın hafiflemesini, sağduyunun hakim olmasını ve herkesin milli iradeye saygı duymasını temenni ettiğini ifade ederek, siyasi partilerin kutuplaşmayı besleyecek, ayrımcılığı cesaretlendirecek üslup ve politikalardan sakınmaları ve sakin olmalarının ülkenin hayrına olacağını kaydetti.
Milletin 30 Mart?a ayrı bir anlam yüklediğini, bugüne kadar benzerine rastlanmayan bir psikolojik ve sosyolojik atmosferde sandığa gittiğini anlatan Bahçeli, seçime 17 ve 25 Aralık operasyonlarının gölgesinin düştüğünü, yeterli ve doyurucu olmasa da tesirinin dokunduğunu ifade etti.
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 30 Mart öncesinde rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını püskürtmek amacıyla canını dişine taktığını, üslubunun ayarını kaçırdığını, siyaseti bulandırdığını" savunan Bahçeli, "Gezdiği, gittiği, konuştuğu her platformda paralelden girmiş, Pensilvanya?dan çıkmıştır. Haşhaşi, neo-ergenekon, virüs, sülük, vaiz lobisi, beddua lobisi, kan lobisi, çıkarcılar, ananasçılar, sahte peygamberler, alim müsveddeleri, telekulaklar, röntgenciler, kaset imalatçıları gibi ithamlarla önüne gelene saldırmış, karşısında kim varsa bindirmiştir. Başbakan milletimize karşı çok acımasız, çok vahşi, çok kalleş bir psikolojik harekat yürütmüştür" diye konuştu.
Bahçeli, yerel seçimden çıkan sonuçlara göre rüşvetin ve yolsuzluğun sandığa yön verdiğini söylemenin çok mümkün olmadığını dile getirerek, Erdoğan'ın rüşvet ve yolsuzluk sürecini devlete ve millete saldırı olarak saptırdığını ve bunda da muvaffak olduğunu ileri sürdü.
"Yerel seçimden çıkan sonuç ne olursa olsun, AK Parti hükümetinin Türkiye?nin imajını bozduğunu ve itibarını sarstığını, Türkiye'nin saygınlığıyla oynadığını, helal kazancının peşinde olan milyonların hakkını yediğini, demokrasiye ket vurduğunu, milletin hazinesini hortumladığını, hainlerle işbirliği yaptığını" iddia eden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Milli ekonomimizi sömüren, devleti söğüşleyen, millete küfreden intikam tugayları, yağma ve talana bel bağlayan çevreler 30 Mart?ta soluklanmış, rahat nefes almıştır. Ama bu uzun sürmeyecektir. Başbakan Erdoğan ve partisi değil yüzde 43, yüzde 99 alsa da, yolsuzluğun hesabını verecektir. Sandık pisliğin temizleneceği bir yer değildir. Sandık hukukun teslim olduğu, adaletin bozguna uğradığı, hırsızın, uğursuzun, arsızın meşruiyet elde ettiği aklama, paklama yeri de olmayacaktır. Gün ola harman ola, şunu kararlı şekilde ifade etmek isterim ki, rüşvet alıp verenler yargı önüne mutlaka çıkarılacaktır. Hezimeti hizmet, ihaneti iffet, hırsızlığı hayır işi, rüşveti bağış, kaçakçılığı ihracat, melaneti marifet sayanlar eninde sonunda yakayı ele vereceklerdir."
Yerel seçimlerin kesin olmayan sonuçlarının bazı sorunlara ve kafa karışıklıklarına rağmen belli olduğunu söyleyen Bahçeli, "Kararlı bir şekilde söylemek isterim ki bu seçimlerin galibi gerçekte MHP'dir" dedi.
Bahçeli, 12 Haziran 2011 genel seçimine göre oyunu artıran tek partinin MHP olduğunu savunarak, partisinin oy sayısının 2011 seçimlerine kıyasla yaklaşık 2 milyon 200 bin artış göstererek, 7 milyon 700 bin civarına ulaştığını ve bunun MHP tarihinde rekor olduğunu vurguladı.
MHP'nin başarısını çekemeyenlerin, seçimde aldıkları desteğe kulp takmaya çalışmasının, tartışma ve hizip çıkarma arayışlarının boş çaba olduğunu ifade eden Bahçeli, ittifak söylentilerine de tepki gösterdi. Bahçeli, "Bazı sözde aydın, kiralık yazar ve omurgasını kaybetmiş isime göre MHP ile CHP 30 Mart?ta ittifak yapmıştır. Bu hayasız ithamın tutacak ve ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. MHP ittifakı yalnızca büyük Türk milletiyle yapar ve yapmıştır. Bunun dışındaki her söz, her beyan, her açıklama tezvirattır, bühtandır ve terbiyesizliktir" diye konuştu.
MHP'yi kimi zaman AK Parti ile kimi zaman CHP ile bir tutanların sabırlarını zorladığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
"CHP?nin teknesine binip de hala etrafımızda dönen, akıl çelici kampanyalarla dava arkadaşlarımız üzerinde siyaset manevraları yapan fırıldaklara kanacak kimseler de kalmamıştır. 30 Mart?ta özellikle Ankara ve İstanbul?da MHP?nin zayıflaması üzerine kurulan siyaset denklemini, tarafları gün gibi açık olan bayat projeyi etraflıca gördük ve şahit olduk. Türkiye?yi iki partili kulvara sokmak için MHP?nin erimesini bekleyen hain niyetler, 30 Mart?ta bizi tökezletmek ve yıldırmak için var güçleriyle mücadele ettiler. Bunun bir ucunda AKP, diğer ucunda süt kardeşi CHP ve içimizden devşirilenler yer almıştır. Biz bunları çok yakından takip ettik. İçimize kadar sokulmuş olanları da elbette tespit ettik, ediyoruz. Bizi AKP-CHP arasına sıkıştırmaya görevli olanlara tavsiyem, akıllarını başlarına almaları ve etrafımızda fazla dolaşmamalarıdır."
AK Parti'nin oy sayısında 2011 seçimlerine göre 2 milyon 100 bini bulan azalma olduğunu anlatan Bahçeli, AK Parti'den kopmaların hızlanacağına ve MHP?ye yönelim olacağına inandığını söyledi.
Bahçeli, "MHP iktidarın yegane alternatifi olduğunu 30 Mart seçimlerinde tescil ettirmiştir" diyerek, eksikliklerini kararlı bir şekilde gözden geçireceklerini belirtti.
