2016-04-15 - 18:45
TBMM İDARE AMİRİ GÜNDOĞDU SUDAN'LI HEYETİ KABUL ETTİ
TBMM İdare Amiri Ahmet Gündoğdu, Sudan Uluslararası İşbirliği Bakanı Dr. Kemal Hasan Ali ile beraberindeki belediye başkanlarından ve üst düzey yöneticilerden oluşan heyeti kabul etti.
TBMM İdare Amiri Ahmet Gündoğdu, Sudan Uluslararası İşbirliği Bakanı Dr. Kemal Hasan Ali ile beraberindeki belediye başkanlarından ve üst düzey yöneticilerden oluşan heyeti kabul etti.

TBMM İdare Amiri Ahmet Gündoğdu, kabulde yaptığı konuşmada, "Bizi kardeş kılan Cenabı Hakk'ın arzında bu kardeşlik buluşmasını önemsiyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve TBMM Başkanı Kahraman'ın ve bütün kurum ve kişileriyle Türkiye'nin dünyada yaşanan insan hakları sorunlarından ciddi derecede rahatsız olduğuna vurgu yapan Gündoğdu, İstanbul'daki İslam İşbirliği Teşkilatı'nın buluşmasına değinerek "Hem Cumhurbaşkanımızın, hem Başbakanımızın orada İslam ülkeleri liderleriyle paylaştığı konunun özü, 1,7 milyarlık İslam âleminin dağınıklığının bu sorunların artmasına sebebiyet vermesi" ifadelerine yer verdi.

Gündoğdu şunları kaydetti:

"Bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenmemizi emreden Resulullah (SAV)'ın mirasını ümmet olarak yeterince koruyamadığımız anlaşılıyor. Bütünleşmemiz gerekiyorken hala içimizdeki sıkıntıları giderememek ve dışarıdan içimize müdahaleleri engelleyemememiz sonucunda Peygamberine layık olamayan bir ümmet görüntüsü çiziyoruz."

Güney Sudan'ın ayrılmasına ve petrol gelirlerindeki kayba değinen Gündoğdu şöyle konuştu:

"Hâlbuki Kutlu Doğum Haftası'nı idrak ettiğimiz bugünlerde Resulullah'ın Hira mağarasına bir kişi olarak girdiğini ama bu mağaradan tevhid ile çıktığını çok iyi anlamamız lazım. Tevhid'in inancımızdaki birinci aşaması, Allah'tan başka her şeye hayır demektir. 'La ilahe illallah' demektir. Bu, Allah'ın haricinde her şeyi yok sayan, sadece Allah'ı kabul eden tevhid anlayışı, Hira mağarasından Mekke'ye dönüşte vahdeti beraberinde getirmiştir, birliği beraberinde getirmiştir, ittifakı beraberinde getirmiştir, kardeşliği beraberinde getirmiştir. Her namazda okuduğumuz Fatiha suresinde yer alan 'iyyakenabüdü ve iyyake nestain'; 'ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz' sözü, Müslümanların her açıdan, sosyal, içtimai, siyasi kenetlenme mecburiyetini beraberinde getirmiştir.

Tevhidi iyi kavrayan 1,7 milyarlık İslam âlemi, vahdette doğuştan gelen, mal emniyeti, can emniyeti, din emniyeti, nesil emniyeti, akıl emniyeti gibi Müslüman ya da gayrimüslim, bu evrensel insanlık medeniyetinde vahdet sağlamalı, birliktelik sağlamalıdır"

Bugün dünyada yaşananların insanlık savaşı olduğuna vurgu yapan Gündoğdu, "Bu savaş içerisinde adı Müslüman olan ama yaptığı iş İslam'a uymayan, zalimlik içeren sözde Müslümanlar da var, katil Esed gibi, katil Sisi gibi" dedi. Gündoğdu şunları kaydetti:

"Bunların yanında Amerika'dan Gazze'ye gelip Gazzeli çocuklarımıza sahip çıkan gayrimüslim Rachel gibi, Mavi Marmara gemisinde yer alan Hıristiyan, Yahudi, ateist aktivistler gibi insanın, insanlığın, insanlık medeniyetinin yanında yer alan başkaca dinin mensubu insanlar var.
Onun için Türkiye'nin dünyada ümmet bilinci ve mazlumların yanında yer alan bu duruşunun Davos'ta 'one minute' olarak yansıması, Birleşmiş Milletler'de de 5'in dünyadan büyük olmadığını haykıran bu metafor tüm mazlumların kurtuluşunu sağlayacak bir reçeteyi beraberinde getirmektedir. Onun için bizim Türkiye olarak duruşumuz hangi uluslararası şer odakları DAEŞ ya da PKK hangi terör örgütünü kurarsa kursun, hiçbir terör örgütüyle İslam'ın asla bir araya gelemeyeceği, İslam'ın 'slm' kökünden gelen barış dini olduğu gerçeğinin unutulmaması gerektiğidir. Şiddet uygarlığının batılı yöneticileri ve temsilcileri, İslam ülkelerinin dağınıklığından, geri kalmışlığından zevk duyar çünkü onlar ikinci, üçüncü dünya ülkelerini sömürerek ayakta kalmaya alışmış kapitalist ülkelerdir.

Sudan'lı siyasetçilerimizden sadece TİKA yoluyla, Yunus Emre Enstitüsü aracılığıyla, diğer resmi kuruluşlarımız aracılığıyla Sudan'da belli bölgelerde, sivil toplum örgütleriyle oralardaki kardeşlik adına yaptığı yaklaşımlarla Türkiye'yi hatırlamaları değil, Türkiye'nin mazlumun yanında, zalimin karşısında duruşunu da bulunduğunuz yerde hayata geçirmenizi bekleyen bir yanımız var, bunu arzu ediyoruz. Kardeşlik bunu gerektirir. Müslümanlara da yakışan budur."

Sudan'lı Bakan Dr. Kemal Hasan Ali ise Türkiye'de bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. "Sudan'la Türkiye arasında olan tarihi ve kardeşlik bağları içerisinde yoğurulmuş bu irtibatımızdan çok çok memnunuz" ifadesine yer veren Ali, Türkiye'yi ziyaret ettiklerinde, kendilerini, kendi vatanlarında hissettiklerini belirtti. Ali şunları kaydetti:

"Bu ziyaretimiz inşallah iktisadi noktadan halkımıza, siyasi yapımıza, genel olarak Sudan devlet yapısına çok ciddi katkı sağlayacaktır. Biz Hartum eyaleti olarak yönetimde bir ıslah çalışmasına gidiyoruz. Bu ıslah çalışması sahada bizzat tecrübe ederek yapılan çalışmalara dayalı. Bu noktada hem Sudan halkı olarak hem yönetici grup olarak hepimiz bu çalışmadan istifade edeceğiz. Ben bu çalışmaların Sudan'daki başkanlığını yapıyorum. Bu siyasi noktada da, yönetim kadrolarında da gerekse hükümet adına olsun, bu hepsine şamil bir kurumdur. İnşallah bu noktada yaptığımız onarım çalışmasında bu yönetimini yaptığım kurum çok ciddi manada katkı sağlayacaktır.

Biz Türkiye'nin şu anki gelişimini ve kat ettiği süreci yakından takip ediyoruz. Hiç şüphesiz Türkiye'nin bu gelişimi bizim için çok ciddi bir ilham vesilesi olacaktır. Siyasi, iktisadi ve ekonomik noktada Tayyip Erdoğan'ın kat ettiği yol ve Türkiye'ye kazandırdıkları sadece bize değil, dünyaya ilham kaynağı olduğuna inanıyoruz. İnşallah bu ziyaretlerimizle Türkiye'nin bu kazanımlarını tamamen bütün alanlarda ortak işbirliği yapmak suretiyle Sudan'a aktarmak istiyoruz."

Güney Sudan'ın kendilerinden ayrılmasıyla kaynaklarının yüzde 75 oranında azaldığı bilgisini veren Sudan'lı Bakan Ali, bu kaybın içinde en büyük kaybı petrolün oluşturduğuna dikkat çekti. Bu kaybın yanı sıra ABD'nin kendilerine uyguladığı ambargodan da bahseden Ali, Türkiye'ye bu noktada yakın olmak istediklerini belirterek, BM'den ve ABD'den bu gibi yasakların kalkması ve kendilerinin de rahat bir nefes almaları açısından Türkiye ile ilişkilerinin çok önemli olduğuna vurgu yaptı.