2006-11-28 - 12:30
Partisinin TBMM'deki Grup toplantısında bir konuşma yapan, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Müreffeh ve onurlu bir Ortadoğu istiyorsak, önce kardeş kavgasına son vermeliyiz'' dedi.
AK Parti grubu TBMM'de toplandı. Toplantıda bir konuşma yapan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu bölgesinde yaşananlara dikkati çekti. Dünyanın giderek daha kötü bir yer haline geldiğini, yoksulluk ve şiddettin birbirinden beslenerek, birbirini davet ederek hızla küreselleştiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bölgemiz, ne yazık ki her gün biraz daha fazla barış ve refahın uzağına sürükleniyor. Onun için diyorum ki müreffeh ve onurlu bir Ortadoğu istiyorsak, önce kardeş kavgasına son vermeliyiz. Önce kendisiyle ve dünya ile barışık bir Ortadoğu inşa etmeliyiz. Türkiye, medeniyetler ittifakındaki öncü rolüyle İKÖ ve AB'yi ortak değerler zemininde buluşturan özellikleriyle hem örnek bir ülkedir hem de böyle bir Ortadoğu'nun güçlü savunucularından biridir.
Özellikle içinden geçmekte olduğumuz bu dönemde, ekonomik kalkınmayla demokratik reformlarımızı birlikte gerçekleştirmiş olmamız, içeride toplumsal barışımızı, siyasi istikrarımızı güçlendirmiş olmamız, bana göre çok önemlidir. Bu, hem bölge halklarına verebileceğimiz en etkili mesaj olmuştur hem de yanı başımızda ortaya çıkan yangınlara karşı bizi daha korunaklı bir yapıya kavuşturmuştur.''
Erdoğan, savaş ve şiddetin yoksulluk, yoksulluğun da daha fazla savaş ve şiddet getirdiğini acı tecrübelerle yaşayanların, Türkiye'ye baktıklarında istikrar ve refahın nasıl karşılıklı olarak birbirini ürettiğini görmeleri gerektiğini söyledi.
MEZHEP ÇATIŞMALARI
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Biz, dünyada medeniyetler çatışmasını önlemeye çalışırken, ne yazık ki birileri hemen yanıbaşımızda, komşumuz Irak'ta mezhepler çatışması kurgulamaya çalışıyor. İşte şurada, geçen hafta içinde yaşadıklarımız gerçekten içimizi dağlıyor. Geçen hafta bir günde 225 kişinin öldürüldüğü, hemen arkasından 50'ye
yakın insanın öldürüldüğü ve bu yıl içinde ortalama 50-60 kişinin öldürüldüğü bir ülke durumuna getirildi Irak... Neyle, mezhepler çatışmasıyla... Neyle, etnik unsurlar çatışmasıyla... Adeta bir iç savaş şu anda Irak'ta yaşanır oldu. Sünni ve Şiiler arasında bir kan davası meydana çıkarmak için insanlık dışı katliamlar yapılıyor.
Yine komşumuz Lübnan'da, iç savaş senaryolarını sahnelemek isteyenler ortaya çıkıyor. Tanık olduğumuz bu son siyasi suikastın böyle kirli bir plana hizmet ettiği bana göre açık ve nettir. Kritik günlerden geçiyoruz.''
DÜNYA LİDERLERİNE ÇAĞRI
Erdoğan, bölgesel ve küresel aktörlere de seslenerek, ''Çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Açık söylüyorum; bu ateş, uzak yakın demeden hepimizi yakar'' dedi. Başbakan Erdoğan, kendileri farklı inanç sistemleri, kültürler, medeniyetler havzası arasındaki düşmanlıkları ortadan kaldırmaya çalışırken; yüzyıllardır aynı topraklarda bir arada yaşayan etnik ve mezhepsel kimlikleri çatıştırmanın, aralarına nifak sokmak için masum kanı dökmenin, en büyük insanlık suçu olduğunu kaydetti.
TERÖRÜN TETİKLEYİCİSİ
Aşırılıkları tahrik etmenin, hiç kimsenin kazançlı çıkamayacağı bir yıkıma yol açacağı uyarısında bulunan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Terör, bir bumerang gibi önünde sonunda dönüp sahibini vurur. Bu kirli iktidar mücadelesinde kazanan olmaz, kazançlı çıkan olmaz. Kaybeden ise her şeyden önce küresel barış olur, dünya barışı olur, topyekün bütün insanlık olur. Onun için biz inanıyoruz ki Ortadoğu'da barışın tesisi, küresel barışın da anahtarı olacaktır. Eğer iyi düşünüp, iyi araştırırsak dünyada terörün tetikleyicisi inanıyorum ki İsrail-Filistin savaşlarıdır. Oraya dayanıyor. Bugün çatışmalarla gölgelenen Ortadoğu coğrafyasında, barış tesis edilmeden dünyanın huzur ve esenliğe kavuşması mümkün değildir. Bizim hassasiyetimiz budur. Bütün küresel güçlerden, bölge ülkelerinden beklediğimiz hassasiyet de bu yöndedir.'' Türkiye'nin gerek tarihi gerekse kültürel olarak bölgede sorumlulukları bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Ülkemin içinde hala bunu farkedemeyenler var. Hala bunu anlamayanlar var; anlamak istemeyenler de var. Ama zaman onların anlamasını sağlayacaktır. Biz, o güne gelmeden bunu anlamalarını istiyoruz'' dedi.
LÜBNAN VE FİLİSTİN-İSRAİL
Erdoğan, Lübnan'daki gelişmeleri de kaygı ve endişeyle izlediklerini vurguladı. Lübnan'da birlik ve beraberliğin zamanı olduğunu belirten Erdoğan, tüm ülkelerin Türkiye gibi yapıcı katkılarla bu ülkenin yanında olması gerektiğini söyledi. Son olarak Lübnan Sanayi ve Ticaret Bakanı Cemayel'in öldürülmesiyle kötü niyet taşıyanların eline bir fırsat daha geçtiğini anlatan Erdoğan, ''Lübnan'daki siyasi oyuncular, içeriden ve dışarıdan etkide bulunan aktörler, bu tuzaklara da düşmemelidir'' dedi.
Hizbullah'ın hükümetten çekilmesini tasvip etmediklerini anlatan Erdoğan, birlik ve beraberliğin her zamandan daha fazla gerekli olduğu Lübnan için bunun sıkıntı kaynağı olduğunu kaydetti. Türkiye olarak Sinyora hükümetini desteklemeye devam ettiklerini, Hizbullah'ın siyasi istikrarı bozacak tavırlardan uzak kalacağını umduklarını anlatan Erdoğan, ülkenin birlik ve beraberliği için bunda fayda gördüklerini vurguladı.
Filistin'de de iç bütünlüğü sağlamanın önemine işaret eden Erdoğan, bu kapsamda Filistin hükümetinin ateşkes kararını ve yeni hükümet kurma
çalışmalarında siyasi tarafların gösterdiği yapıcı yaklaşımı olumlu bulduklarını ve desteklediklerini ifade etti. Ortadoğu'daki gerilimlerin temelinde büyük ölçüde Filistin-İsrail ihtilafının yer aldığını belirten Erdoğan, yol haritası temelinde iki devletin adil ve kalıcı barışın sağlanması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da katkı vermeye sürdüreceklerini söyledi.
PAPA'NIN ZİYARETİ
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyaretiyle ilgili görüşlerini dile getirdi.
NATO toplantısına katılmak üzere Riga'ya gideceğini, bölgedeki son gelişmeler; Irak'taki durum, Filistin-İsrail meselesini ve Lübnan'da yaşanan kaygı verici hadiseleri başta ABD Başkanı Bush olmak üzere muhatapları ile görüşme imkanı bulacağını kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin meselelere bakışı,
hassasiyeti ve önerilerini muhataplarına anlatacağını ifade etti. Hafta sonunda da İran'a gideceğini belirten Erdoğan, bölgesel sorunları İranlı yetkililerle kapsamlı olarak ele alacağını söyledi. En kısa sürede Suriye ve Lübnan'a gideceğini bildiren Erdoğan, Türkiye'nin bölge barışı için yürüttüğü çabaların,aktif diplomasi anlayışının devam edeceğini kaydetti.
Papa 16. Benediktus'un, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in davetlisi olarak Türkiye'ye ziyarette bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, Riga'ya hareketinden önce havaalanında kendisiyle görüşme imkanı bulacağını kaydetti. ''Kuşkusuz millet ve ülke olarak, kendilerine Türkiye'ye yaraşır bir evsahipliği ve konukseverlik göstereceğiz'' diyen Erdoğan, önem verdikleri bu ziyaretin medeniyetler ittifakı ve küresel barış arayışlarına katkı sağlaması dileğinde bulunarak, şunları söyledi: ''Bir gerçeği özellikle vurgulamak istiyorum; o da şu ana kadar marjinal, spesifik veyahut da böyle dar bir görüş sergileyen grupların bu konularda birçok tavırları oldu. Bunlar, bir defa bizim medeniyetimizde yer almayan şeyler... Bu konularla ilgili görüşlerimizi açıklamıştım. Bizler, öyle bir inancın mensuplarıyız ki bizim dinimizde peygamberlerin tümüne iman vardır. Biz böyle bir dinin mensubuyuz. Herhangi bir ayırım söz konusu değildir. Peygamberimizi sevdiğimiz gibi diğer peygamberleri de sever, tanır, onlara da iman ederiz.
Başkaları ne der o bizi ilgilendirmiyor. Biz inancımızın gereğini yaparız. Bizim medeniyetimizde, tarihimizden gelen uygulamalara baktığımız zaman bunlarda da konukseverliğimiz her zaman bellidir. Onun çerçevesi bellidir. O çerçeve içinde de biz bunu aynen devam ettiririz. Bir başka yönü, bizim kendi peygamberimizden aldığımız terbiye, ahlak anlayışı da bellidir. Bizler buna yakışır şekilde gereken neyse onu yaparız. Bunu, kimsenin de speküle etmeye hakkı yoktur. Ülkemizde içeriden bazılarının spekülatif bazı gayretlerin içine girmesi, hatta bunu basit hesaplarla siyasi ranta dönüştürme gayretleri boştur. Bunların ülkemize ne getireceği, ne kaybettireceğini dünya ve insanlık genelinde düşünmeye mecburuz. Biz siyasetçiler başka olmak üzere kanaat önderleri ve dini liderlerin her sözü, her mesajı barışın, adaletin, hoşgörünün yaygınlaşması için çok büyük önem taşıyor. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada...''
Erdoğan'a, konuşmasını tamamladıktan sonra bir grup stajyer avukat çiçek vererek, halen TBMM Genel Kurul gündeminde bulunan yasa teklifi için teşekkür etti. Başbakan Erdoğan, Meclisten ayrılırken, TBMM Şeref Holü'nde açılan ''Türkiye Resimleniyor'' adlı resim sergisini gezdi. Devlet Bakanı Beşir Atalay, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, AK Parti Grup Başkanvekili Salih Kapusuz ile Eyüp Fatsa da Erdoğan'a eşlik etti.
Özellikle içinden geçmekte olduğumuz bu dönemde, ekonomik kalkınmayla demokratik reformlarımızı birlikte gerçekleştirmiş olmamız, içeride toplumsal barışımızı, siyasi istikrarımızı güçlendirmiş olmamız, bana göre çok önemlidir. Bu, hem bölge halklarına verebileceğimiz en etkili mesaj olmuştur hem de yanı başımızda ortaya çıkan yangınlara karşı bizi daha korunaklı bir yapıya kavuşturmuştur.''
Erdoğan, savaş ve şiddetin yoksulluk, yoksulluğun da daha fazla savaş ve şiddet getirdiğini acı tecrübelerle yaşayanların, Türkiye'ye baktıklarında istikrar ve refahın nasıl karşılıklı olarak birbirini ürettiğini görmeleri gerektiğini söyledi.
MEZHEP ÇATIŞMALARI
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Biz, dünyada medeniyetler çatışmasını önlemeye çalışırken, ne yazık ki birileri hemen yanıbaşımızda, komşumuz Irak'ta mezhepler çatışması kurgulamaya çalışıyor. İşte şurada, geçen hafta içinde yaşadıklarımız gerçekten içimizi dağlıyor. Geçen hafta bir günde 225 kişinin öldürüldüğü, hemen arkasından 50'ye
yakın insanın öldürüldüğü ve bu yıl içinde ortalama 50-60 kişinin öldürüldüğü bir ülke durumuna getirildi Irak... Neyle, mezhepler çatışmasıyla... Neyle, etnik unsurlar çatışmasıyla... Adeta bir iç savaş şu anda Irak'ta yaşanır oldu. Sünni ve Şiiler arasında bir kan davası meydana çıkarmak için insanlık dışı katliamlar yapılıyor.
Yine komşumuz Lübnan'da, iç savaş senaryolarını sahnelemek isteyenler ortaya çıkıyor. Tanık olduğumuz bu son siyasi suikastın böyle kirli bir plana hizmet ettiği bana göre açık ve nettir. Kritik günlerden geçiyoruz.''
DÜNYA LİDERLERİNE ÇAĞRI
Erdoğan, bölgesel ve küresel aktörlere de seslenerek, ''Çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Açık söylüyorum; bu ateş, uzak yakın demeden hepimizi yakar'' dedi. Başbakan Erdoğan, kendileri farklı inanç sistemleri, kültürler, medeniyetler havzası arasındaki düşmanlıkları ortadan kaldırmaya çalışırken; yüzyıllardır aynı topraklarda bir arada yaşayan etnik ve mezhepsel kimlikleri çatıştırmanın, aralarına nifak sokmak için masum kanı dökmenin, en büyük insanlık suçu olduğunu kaydetti.
TERÖRÜN TETİKLEYİCİSİ
Aşırılıkları tahrik etmenin, hiç kimsenin kazançlı çıkamayacağı bir yıkıma yol açacağı uyarısında bulunan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Terör, bir bumerang gibi önünde sonunda dönüp sahibini vurur. Bu kirli iktidar mücadelesinde kazanan olmaz, kazançlı çıkan olmaz. Kaybeden ise her şeyden önce küresel barış olur, dünya barışı olur, topyekün bütün insanlık olur. Onun için biz inanıyoruz ki Ortadoğu'da barışın tesisi, küresel barışın da anahtarı olacaktır. Eğer iyi düşünüp, iyi araştırırsak dünyada terörün tetikleyicisi inanıyorum ki İsrail-Filistin savaşlarıdır. Oraya dayanıyor. Bugün çatışmalarla gölgelenen Ortadoğu coğrafyasında, barış tesis edilmeden dünyanın huzur ve esenliğe kavuşması mümkün değildir. Bizim hassasiyetimiz budur. Bütün küresel güçlerden, bölge ülkelerinden beklediğimiz hassasiyet de bu yöndedir.'' Türkiye'nin gerek tarihi gerekse kültürel olarak bölgede sorumlulukları bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Ülkemin içinde hala bunu farkedemeyenler var. Hala bunu anlamayanlar var; anlamak istemeyenler de var. Ama zaman onların anlamasını sağlayacaktır. Biz, o güne gelmeden bunu anlamalarını istiyoruz'' dedi.
LÜBNAN VE FİLİSTİN-İSRAİL
Erdoğan, Lübnan'daki gelişmeleri de kaygı ve endişeyle izlediklerini vurguladı. Lübnan'da birlik ve beraberliğin zamanı olduğunu belirten Erdoğan, tüm ülkelerin Türkiye gibi yapıcı katkılarla bu ülkenin yanında olması gerektiğini söyledi. Son olarak Lübnan Sanayi ve Ticaret Bakanı Cemayel'in öldürülmesiyle kötü niyet taşıyanların eline bir fırsat daha geçtiğini anlatan Erdoğan, ''Lübnan'daki siyasi oyuncular, içeriden ve dışarıdan etkide bulunan aktörler, bu tuzaklara da düşmemelidir'' dedi.
Hizbullah'ın hükümetten çekilmesini tasvip etmediklerini anlatan Erdoğan, birlik ve beraberliğin her zamandan daha fazla gerekli olduğu Lübnan için bunun sıkıntı kaynağı olduğunu kaydetti. Türkiye olarak Sinyora hükümetini desteklemeye devam ettiklerini, Hizbullah'ın siyasi istikrarı bozacak tavırlardan uzak kalacağını umduklarını anlatan Erdoğan, ülkenin birlik ve beraberliği için bunda fayda gördüklerini vurguladı.
Filistin'de de iç bütünlüğü sağlamanın önemine işaret eden Erdoğan, bu kapsamda Filistin hükümetinin ateşkes kararını ve yeni hükümet kurma
çalışmalarında siyasi tarafların gösterdiği yapıcı yaklaşımı olumlu bulduklarını ve desteklediklerini ifade etti. Ortadoğu'daki gerilimlerin temelinde büyük ölçüde Filistin-İsrail ihtilafının yer aldığını belirten Erdoğan, yol haritası temelinde iki devletin adil ve kalıcı barışın sağlanması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da katkı vermeye sürdüreceklerini söyledi.
PAPA'NIN ZİYARETİ
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyaretiyle ilgili görüşlerini dile getirdi.
NATO toplantısına katılmak üzere Riga'ya gideceğini, bölgedeki son gelişmeler; Irak'taki durum, Filistin-İsrail meselesini ve Lübnan'da yaşanan kaygı verici hadiseleri başta ABD Başkanı Bush olmak üzere muhatapları ile görüşme imkanı bulacağını kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin meselelere bakışı,
hassasiyeti ve önerilerini muhataplarına anlatacağını ifade etti. Hafta sonunda da İran'a gideceğini belirten Erdoğan, bölgesel sorunları İranlı yetkililerle kapsamlı olarak ele alacağını söyledi. En kısa sürede Suriye ve Lübnan'a gideceğini bildiren Erdoğan, Türkiye'nin bölge barışı için yürüttüğü çabaların,aktif diplomasi anlayışının devam edeceğini kaydetti.
Papa 16. Benediktus'un, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in davetlisi olarak Türkiye'ye ziyarette bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, Riga'ya hareketinden önce havaalanında kendisiyle görüşme imkanı bulacağını kaydetti. ''Kuşkusuz millet ve ülke olarak, kendilerine Türkiye'ye yaraşır bir evsahipliği ve konukseverlik göstereceğiz'' diyen Erdoğan, önem verdikleri bu ziyaretin medeniyetler ittifakı ve küresel barış arayışlarına katkı sağlaması dileğinde bulunarak, şunları söyledi: ''Bir gerçeği özellikle vurgulamak istiyorum; o da şu ana kadar marjinal, spesifik veyahut da böyle dar bir görüş sergileyen grupların bu konularda birçok tavırları oldu. Bunlar, bir defa bizim medeniyetimizde yer almayan şeyler... Bu konularla ilgili görüşlerimizi açıklamıştım. Bizler, öyle bir inancın mensuplarıyız ki bizim dinimizde peygamberlerin tümüne iman vardır. Biz böyle bir dinin mensubuyuz. Herhangi bir ayırım söz konusu değildir. Peygamberimizi sevdiğimiz gibi diğer peygamberleri de sever, tanır, onlara da iman ederiz.
Başkaları ne der o bizi ilgilendirmiyor. Biz inancımızın gereğini yaparız. Bizim medeniyetimizde, tarihimizden gelen uygulamalara baktığımız zaman bunlarda da konukseverliğimiz her zaman bellidir. Onun çerçevesi bellidir. O çerçeve içinde de biz bunu aynen devam ettiririz. Bir başka yönü, bizim kendi peygamberimizden aldığımız terbiye, ahlak anlayışı da bellidir. Bizler buna yakışır şekilde gereken neyse onu yaparız. Bunu, kimsenin de speküle etmeye hakkı yoktur. Ülkemizde içeriden bazılarının spekülatif bazı gayretlerin içine girmesi, hatta bunu basit hesaplarla siyasi ranta dönüştürme gayretleri boştur. Bunların ülkemize ne getireceği, ne kaybettireceğini dünya ve insanlık genelinde düşünmeye mecburuz. Biz siyasetçiler başka olmak üzere kanaat önderleri ve dini liderlerin her sözü, her mesajı barışın, adaletin, hoşgörünün yaygınlaşması için çok büyük önem taşıyor. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada...''
Erdoğan'a, konuşmasını tamamladıktan sonra bir grup stajyer avukat çiçek vererek, halen TBMM Genel Kurul gündeminde bulunan yasa teklifi için teşekkür etti. Başbakan Erdoğan, Meclisten ayrılırken, TBMM Şeref Holü'nde açılan ''Türkiye Resimleniyor'' adlı resim sergisini gezdi. Devlet Bakanı Beşir Atalay, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, AK Parti Grup Başkanvekili Salih Kapusuz ile Eyüp Fatsa da Erdoğan'a eşlik etti.
