2008-06-24 - 15:00
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''bir dönemin sonuna doğru gelindiğini'' belirterek, bunu AK Parti hakkındaki kapatma davası nedeniyle söylemediğini, izlenen politikaların sonuna gelindiğini bildirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,AK Parti
iktidarı döneminde izlenen ekonomi politikaları sonucu, ''Türkiye'nin
devleti ve milletiyle borca battığını, faiz bataklığına saplandığını''
söyledi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''bir dönemin
sonuna doğru gelindiğini'' belirterek, bunu AK Parti hakkındaki kapatma
davası nedeniyle söylemediğini, izlenen politikaların sonuna gelindiğini
bildirdi.
Geride kalan beş buçuk yıllık dönemde Türkiye'de tek başına bir
iktidarın işbaşında olduğunu hatırlatan Baykal, gelinen noktada artık bu
dönemin muhasebesini yapma koşullarının ortaya çıktığını ifade etti.
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ekonomide, diğer alanlarda izlenen politikalar ve sonuçları ortaya
çıkmıştır. Türkiye yeni bir başlangıca doğru gidiyor. Bu yeni başlangıca
giderken geride kalan dönemin muhasebesinin doğru çıkarılması büyük önem
taşımaktadır. Bugün Türkiye, ekonomik bakımdan borç, faiz, işsizlik ve
açık tablosuyla karşı karşıyadır. Türkiye borca batmıştır. Devletiyle,
milletiyle borca batmıştır, faiz bataklığına saplanmıştır.''
-''HER EVDE BİR İŞSİZ BULUNUYOR''-
Ülkede tarihi rekor düzeyde bir yoksullaşma yaşandığını savunan Baykal,
devletin tekrar açık veren bir devlet haline dönüşmeye başladığını
belirtti. AK Parti'nin Türkiye'yi 220 milyar dolar borçla
devraldığını hatırlatan Baykal, ''Bu borç 82 yılın, 58 hükümetin
borcudur. Cumhuriyet tarihinin tümünün, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin
2002 yılı sonunda ortaya koyduğu manzara 220 milyar dolar borç...'' diye
konuştu.
Beş buçuk yılda 220 milyar doların borcun 500 milyar dolara yükseldiğini
dile getiren Baykal, hükümetin izlediği politikalarla beş buçuk yılda
geçmiş 58 hükümetin yaptığı toplam borçtan daha fazla borçlanmaya yol
açtığını bildirdi.
Baykal, devletin borcunun yanı sıra tek tek vatandaşların, şirketlerin,
ticarethanelerin borcunun da artığını kaydederek, ''Türkiye, AKP
döneminde olağanüstü bir borç batağının içine getirilmiştir'' dedi.
Bu dönemde faizlerin de yükselmesinin borç yükünü daha da artırdığını
anlatan Baykal, işsizlik oranının da her geçen gün yükseldiğini, her
evde bir işsiz bulunduğunu söyledi.
Baykal, cari açığın bu dönemde bir buçuk milyar dolardan 50 milyar
dolara yükseldiğine dikkati çekerek, dış ticaret açığının da olağanüstü
arttığını savundu.
-''ÖZELLEŞTİRMEDE BALAYI DÖNEMİ BİTTİ'' -
İzlenen politikalar sonucu esnaf ve üreticinin büyük sorunlar yaşadığını
ifada eden Baykal, ''Türkiye açık pazar, gümrükler açık, sınırlar açık.
Bütün Türkiye serbest bölge, daha doğrusu sahipsiz bir ülke'' dedi.
Baykal, özelleştirme politikasına yönelik eleştirilerde de bulunarak,
özelleştirme gelirlerinin ekonominin yeniden yapılandırılması için
değil, cari açık ve faiz ödemeleri için kullanıldığını söyledi.
CHP lideri Baykal, ''Türk ekonomisinde özelleştirmenin balayı dönemi
bitmiştir. Gelinen noktada KİT'lerin zararları 2001 yılından daha
fazladır. En karlı kuruluşlar satılmış, satılan kuruluş kar etmiş ve
karını transfer etmeye başlamıştır. Transfer edildikçe Türkiye açık
vermeye başlamıştır'' diye konuştu.
-MİLLİ TAKIMA BAŞARI DİLEDİ-
Konuşmasında geçtiğimiz günlerde sevindirici ve üzüntü verici gelişmeler
yaşandığını anımsatan Baykal, Gaziantep'te meydana gelen tren kazası ve
kışlada yaşanan patlama sonucu hayatını kaybedenlerin ailelerine
başsağlığı diledi.
Milli takımın Avrupa Kupası'nda yarı finale yükselmesine de değinen
Baykal, ''Güvenimiz tazelendi, milletçe çok özlediğimiz bir başarı ve
sevinç tablosu yaşadık. Bu başarı Türkiye'ye bir ilaç gibi geldi. 70
milyon, hepimiz olağanüstü büyük bir heyecanı sevinç ve mutluluğu
yaşadık'' dedi.
Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim ve tüm futbolcuları yürekten
kutladığını kaydeden Baykal, ''Varolsunlar, sağolsunlar. Başarılarıyla
göğsümüz kabardı. Daha nice başarılar diliyorum'' diye konuştu.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'li
Fırat'ın, New York Times gazetesine verdiği, ''Türk toplumu bir travma
yaşamıştır...'' şeklindeki demecini değerlendirdi.
CHP Lideri Baykal, son günlerde, ''Türkiye'nin, hangi sorunla karşı
karşıya olduğu, yaşanan sıkıntıların temelinde ne yattığı, AK Parti'nin
neden Anayasa Mahkemesi önünde bulunduğu'' sorularının cevabını almaya
yardımcı olacak çok önemli ipuçları içeren değerlendirmeler yapıldığını
söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'nın, New York Times gazetesine çok
çarpıcı açıklamalar yaptığını ifade eden Baykal, gazetenin, ''Kökleri
tarihe dayanan acı bir kan davası'' şeklinde nitelemede bulunduğunu
söyledi.
''Kimse, Dengir Mir Mehmet Fırat'a haksızlık yapmasın, çok doğru
söylemiştir'' diyen Baykal, ''Bugün karşı karşıya bulunduğumuz,
1920'lerde ortaya atılan modernleşme projesinin yol açtığı tepkilerin
istismarı anlayışına dayanan, o tepkileri siyasette kullanma, o tepkiler
doğrultusunda geçmişle bir rövanş arayışını, o modernleşme projesine
karşı rövanş arayışını sürdürme özlemleriyle beslenen bir mücadeledir''
diye konuştu.
-''AŞMAYA ÇALIŞIYORUZ, AMA BOŞUNA SÖYLENMEDİ''-
Türkiye'nin, en önemli değişim politikalarından birisinin, 1920'lerde
yaşadığına işaret eden Baykal, çok köklü bir değişimin, Türkiye'ye
önerildiğini söyledi. Baykal, Atatürk ve arkadaşlarının, Türkiye'yi daha
ileri, çağdaş, mutlu ve özgür toplum haline dönüştüreceğine inandıkları
projeyi; engelleri kırarak, çıkar çevrelerini, tutucu zihniyetleri,
ilkel anlayışları, istismarcı yaklaşımları bertaraf ederek, ülkeyi
çağdaş toplum haline dönüştürme doğrultusunda çok büyük uygulama
yaptığını söyledi.
Baykal, bunun kolay olmadığını ve tepki çektiğini dile getirerek,
bazılarının, alışmadıkları bir tabloyla karşı karşıya kalmalarının
kızgınlığıyla olumsuz yaklaştığını dile getirdi.
Hesaplaşmanın halen sürdürülmek istendiğini ifade eden Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın bir süre önceki yadırgatıcı sözlerini, AK
Partililerin açıklamalarını unutmaya, aşmaya çalıştıklarını ancak
bunların boşuna söylenmediğini belirtti.
-''40'INI AŞMIŞ BİR İNSAN''-
Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın, ''Her 10 Kasım'da yaygara
koparıyorlar. Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek
yok'', ''Hem laik hem Müslüman olunmaz'', ''Türkiye'nin yarınında artık
Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur'',
''İktidara geldiğimizde çarşaf moda olacak'' şeklinde açıklamalarda
bulunduğunu öne sürerek, şöyle devam etti:
''Bunlar, Başbakan'ın daha dün diyebileceğimiz bir zamanda, yazdığı,
konuştuğu sözlerdir. 40'ını aşmış bir insan, bunları söyledikten sonra,
hangi siyaset anlayışı doğrultusunda, ömrünün geri kalan kısmını
götürür? Bu söylemlerle ilgili bir hesaplaşma yaşandı mı? 'Gömlek
değiştirdim' lafı, bunu izah etmeye yeter mi? Niye değiştirdin, şimdi
niye böyle düşünüyorsun, yanlış neredeydi? Bunları konuşmak gerekmez mi,
hiçbiri konuşulmadı.
Şimdi yavaş yavaş; oradan, buradan pıtrak gibi bir şeyler çıkıyor.
Birisi, 'Bize büyük travma yaşatıldı' diyor. Türkiye, büyük değişim
projesini uyguladı. O projeden en çok yararlanan, bugün işbaşında
bulunan insanlardır. O proje olduğu için sen oradasın. Boynundaki
kravatla bunu söylüyorsun, çağdaş yaşam tarzının bütün olanaklarını
sonuna kadar kullanarak...Şimdi çıkıyorsun, siyasi istismarını yapmak
için bunları söylüyorsun.''
-''SEN DE AYNI ANLAYIŞI MI BENİMSİYORSUN?''-
CHP Genel Başkanı Baykal, bütün bunların tesadüf olmadığını belirterek,
Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın açıklamalarına işaret etti.
Türkiye'deki milyonlarca insanın, dinin baskı altında olduğuna dair en
küçük şüphe taşımadığını dile getiren Baykal, ''Türkiye'nin bu konuda
problemi yok, ama birilerinin problemi var. O problemi olanlar, şimdi bu
problemi, Türkiye'nin problemi haline dönüştürmeye çalışıyorlar. Bir
biçimde iktidara geldiler, oy aldılar, aldıkları oyu, geldikleri
iktidarı, sanki kafalarındaki bu projeyi uygulamak için verilmiş bir
görev gibi sunarak, Türkiye'yi çok ciddi krizin içine sokuyorlar'' diye
konuştu.
Vatandaşların, dini, inancı, devleti, camisiyle bir sorunu bulunmadığını
dile getiren CHP Lideri Baykal, şöyle devam etti:
''Problem bunlarda, kendi problemlerini halkın problemi haline
dönüştürmeye çalışıyorlar. Çok tehlikeli bir iş yapıyorlar. Türkiye'yi
büyük sıkıntılara sokacak, bir zorlamayı getirmeye çalışıyorlar.
Dışişleri Bakanı olarak, 'Türkiye'de Müslümanlar da baskı altındadır'
diyeceksin. Eğer Müslümanlar baskı altındaysa, senin işin ne, 6 yıldır
iktidardasın. Vatandaş, 'Vicdanım hür, inancımı yaşıyorum' diyor, sen
'Hayır sana baskı var' diyorsun. Senin kafandaki ile milletin
kafasındaki İslamiyet herhalde birbirinden farklı. Millete göre, dine
baskı yok. Ama İran, Afganistan'daki bazı kişilere, Türkiye'deki
İslamiyet'i sorun, 'İslamiyet'e baskı yapılıyor' diyeceklerdir. Sen de
aynı anlayışı mı benimsiyorsun? Tehlike bu işte.''
-''ENERJİ YATIRIMI OLMAYAN EN UZUN DÖNEM''-
AK Parti iktidarı döneminde, enerji altyapısının ihmal edildiğini, yeni
bir enerji tesisinin devreye girmediğini, iktidarın enerji
projesinin bulunmadığını savunan Baykal, Türkiye'nin enerji kriziyle
karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Deniz Baykal, enerji konusunda tam bir ihmal bulunduğunu illeri sürerek,
''Ne yeni büyük bir baraj, ne termik santral, ne enerji ünitesi, bu
dönem içinde ele alınmamıştır, yatırım yapılmamıştır. Enerji yatırımı
olmayan en uzun dönem, bu 6 yıllık dönem olmuştur'' dedi.x
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin ciddi ve tarihi bir sorunla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Atatürk dönemindeki gerçekleştirilen büyük değişim projesine karşı
direnç, onu etkisizleştirme mücadelesi verilmek istendiğini ifade eden
Baykal, bunun Türkiye'yi nereye götüreceğinin hesabının yapılmadığını
belirtti. Baykal, ''Bu mücadeleyi verenler aslında bir büyük mücadelenin
içinde piyon olarak kullanılmaktadırlar'' diyerek, bu insanların, bir
süre sonra kenara itileceklerini, çok daha iddialı projelerin Türkiye'ye
dayatılacağını savundu.
Baykal, türbanlı bir genç kızın bir süre önce ''Atatürk'ü sevmiyorum,
Humeyni'yi seviyorum'' dediğini anımsatarak, ''Bunlar tesadüf mü?''
diyerek, ''Türkiye'yi buraya getiren sürecin içinde 6 yıllık AKP
iktidarının bir katkısı yok mu?'' diye sordu. Baykal, AK Parti'nin
getirdiği anlayışın, zihniyetin, uygulamaların, Türkiye'nin bu hale
gelişine çok ciddi şekilde katkı yaptığını iddia etti.
''Türkiye, çağdaş bir dünyanın parçası olmaktan, Ortadoğu ülkesi haline,
Vahabi kültürünün egemen olduğu bir anlayışa doğru sistematik olarak
sürüklenmek isteniyor'' diyen Baykal, bunun halkın refahı, özgürlüğü,
insan hakları, kadın hak ve özgürleri açısından çok ağır sonuçları
olacağını iddia etti.Baykal, bu tabloyu dünyada birilerinin yeni yeni
fark ettiğini, ne kadar sakıncalı ve tehlikeli olabileceğini ifade
ettiklerini söyledi.
-ANAYASA TARTIŞMALARI-
CHP lideri Baykal, Türkiye'de yeni anayasa tartışması yaşandığını, AK
Parti iktidarı geldiğinden beri, ''Yeni bir anayasaya yapacağız''
dediğini anlattı. Baykal, ''Niye, bunu diyor anladınız mı? Bu işaretler
ortaya çıktıktan sonra, yeni bir anayasa talebinin altında neyin
yattığını hala anlamadınız mı?'' diye sordu.
Baykal, anayasanın 60 maddesinin değiştiğini, hala ne ihtiyaç varsa yine
değiştirme olanağı bulunduğunu belirterek, ''(Hayır, o bizi kesmiyor).
Ne istiyorsunuz? 'Ya ne istediğimi sorma. Tümümün yenilenmesini
istiyorum.' Bu eskinin atılmasını istiyor. O eski dediği ne? 1982
Anayasası değil. 82, 61, 24, 20... O, Atatürk Cumhuriyeti'nin siyasi
temellerinin yansıtan bir anayasa. Onun atılmasını istiyor'' diye
konuştu.
Yeni anayasa talebinde bulunanların bir kısmının ''bilinçli'' olduğunu,
bir kısmının ise ''kullanıldığını'' öne süren Baykal, ''Daima zaten öyle
olur. Hep kullanılmışlardır. İran'da da kullandılar. Humeyni kullandı.
Solcuları, Marksistleri, komünistleri kullandılar. Türkiye'de
kullanılanlar var'' dedi.
-''GÜNDEMDEN DÜŞTÜ SANIYORDUK''-
Baykal, bunca olaydan sonra, yeni anayasa söylemi, gündemden düştü diye
düşündüklerini, ancak son günlerde şaşırtıcı çevrelerden yeni anayasa
talebi ortaya atıldığını ifade ederek, ''cumhuriyet değerlerini koruyan,
laikliği, yargı bağımsızlığı güvence altına alan, insan hak ve
özgürlüklerini güvence altına almış bir çağdaş anayasa özlemi ve iyi
niyetle bunu söylediklerinden kuşku olmadığını'' söyledi.
''Ama şimdi yapılacak herhangi bir anayasa değişikliğinin, böyle bir
anayasaya bizi götüreceğini zannetmek, bu hedeflere hizmet edeceğine
inanmak için insanın ne olması gerekir?'' diye soran Baykal, şöyle
konuştu:
''Bu ortamda her şey olabilir, ama sıfırdan yeni bir anayasa olmaz. Eğer
bu ortamda yeni bir anayasa yapılırsa, o yeni anayasanın Türkiye'de
laikliği çağdaş bir anlayış içinde güvenceye alacağı, yargının
bağımsızlığı güvence altına alacak, Türkiye'yi çağdaş bir toplum olma
doğrultusunda hızlandıracak bir anayasa olabileceğini umut etmek,
düşünmek hiçbir şekilde gerçekçi değildir. Bu tartışmayı açanlar da
bugün geldiğimiz noktada bunun böyle olduğunu görmüşlerdir.''
-''ÖNCE İŞİ BİTİRECEĞİZ''-
Türkiye'nin birbirine girdiğini, Atatürk-Humeyni tartışması yaşandığını,
Dışişleri Bakanı'nın, ''Türkiye'de Müslümanlar baskı altında'' dediğini,
AK Parti'nin en etkili adamlarından birisinin, ''Bir travma Türkiye'yi
bu noktalara getirdi'' diye geçmişe yönelik savaşın ilk işaretlerini
verdiğini anlatan Baykal, şöyle dedi:
''Böyle bir ortamda, Türkiye'nin demokratik, laik geleceğini güvence
altına alacak bir anayasa yapacağımızı düşüneceğiz. Böyle bir şey
olamaz. Böyle bir şey söz konusu değildir. Önce bu işi bitireceğiz.
Nasıl bir toplum olmak istiyoruz buna karar vereceğiz. Kendi tarihimizle
hesaplaşacağız. Kendi anayasamızla, hukukumuzla hesaplaşacağız. Kendi
milletimizle, siyasetimizle hesaplaşacağız. Her şey açıkça ortaya
dökülecek ve kararımızı öyle alacağız.
Türkiye, ne olmak istiyor? Çağdaş bir toplum mu olmak istiyor, yoksa
Humeyni bozuntusu bir Ortadoğu İslam devleti mi olmak istiyor? Bunun
kararını hep beraber alacağız. Biz, bu kararı Kurtuluş Savaşında
almıştık. 1920'lerde bu kararı almıştık. O kararı koruduk, sürdürdük,
arada bozmak isteyenler oldu, onlara fırsat verilmedi. Şimdi
demokrasinin olanakları kullanılarak, globalleşmenin destekleri
değerlendirilerek, aynı mücadele yeniden önümüze getiriliyor. Bir kez
daha sınav var. Sevgili milletim, vatandaşlarım, bir kez daha çağdaş bir
toplum iradesini, biz de bu iradenin olmadığını zannedenlere karşı ispat
etmek zorundayız. Türkiye'yi hiçbir şekilde kolayca teslim
alamayacaklarını bilmeleri lazım. Her yerde bunun mücadelesini
vereceğiz. Hukukta, siyasette, meydanda, seçimde, her yerde bunun
mücadelesini vereceğiz. Türkiye'yi, başı dik, onurlu, çağdaş laik bir
demokratik Cumhuriyet olarak mutlaka yaşatacağız.''
iktidarı döneminde izlenen ekonomi politikaları sonucu, ''Türkiye'nin
devleti ve milletiyle borca battığını, faiz bataklığına saplandığını''
söyledi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''bir dönemin
sonuna doğru gelindiğini'' belirterek, bunu AK Parti hakkındaki kapatma
davası nedeniyle söylemediğini, izlenen politikaların sonuna gelindiğini
bildirdi.
Geride kalan beş buçuk yıllık dönemde Türkiye'de tek başına bir
iktidarın işbaşında olduğunu hatırlatan Baykal, gelinen noktada artık bu
dönemin muhasebesini yapma koşullarının ortaya çıktığını ifade etti.
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ekonomide, diğer alanlarda izlenen politikalar ve sonuçları ortaya
çıkmıştır. Türkiye yeni bir başlangıca doğru gidiyor. Bu yeni başlangıca
giderken geride kalan dönemin muhasebesinin doğru çıkarılması büyük önem
taşımaktadır. Bugün Türkiye, ekonomik bakımdan borç, faiz, işsizlik ve
açık tablosuyla karşı karşıyadır. Türkiye borca batmıştır. Devletiyle,
milletiyle borca batmıştır, faiz bataklığına saplanmıştır.''
-''HER EVDE BİR İŞSİZ BULUNUYOR''-
Ülkede tarihi rekor düzeyde bir yoksullaşma yaşandığını savunan Baykal,
devletin tekrar açık veren bir devlet haline dönüşmeye başladığını
belirtti. AK Parti'nin Türkiye'yi 220 milyar dolar borçla
devraldığını hatırlatan Baykal, ''Bu borç 82 yılın, 58 hükümetin
borcudur. Cumhuriyet tarihinin tümünün, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin
2002 yılı sonunda ortaya koyduğu manzara 220 milyar dolar borç...'' diye
konuştu.
Beş buçuk yılda 220 milyar doların borcun 500 milyar dolara yükseldiğini
dile getiren Baykal, hükümetin izlediği politikalarla beş buçuk yılda
geçmiş 58 hükümetin yaptığı toplam borçtan daha fazla borçlanmaya yol
açtığını bildirdi.
Baykal, devletin borcunun yanı sıra tek tek vatandaşların, şirketlerin,
ticarethanelerin borcunun da artığını kaydederek, ''Türkiye, AKP
döneminde olağanüstü bir borç batağının içine getirilmiştir'' dedi.
Bu dönemde faizlerin de yükselmesinin borç yükünü daha da artırdığını
anlatan Baykal, işsizlik oranının da her geçen gün yükseldiğini, her
evde bir işsiz bulunduğunu söyledi.
Baykal, cari açığın bu dönemde bir buçuk milyar dolardan 50 milyar
dolara yükseldiğine dikkati çekerek, dış ticaret açığının da olağanüstü
arttığını savundu.
-''ÖZELLEŞTİRMEDE BALAYI DÖNEMİ BİTTİ'' -
İzlenen politikalar sonucu esnaf ve üreticinin büyük sorunlar yaşadığını
ifada eden Baykal, ''Türkiye açık pazar, gümrükler açık, sınırlar açık.
Bütün Türkiye serbest bölge, daha doğrusu sahipsiz bir ülke'' dedi.
Baykal, özelleştirme politikasına yönelik eleştirilerde de bulunarak,
özelleştirme gelirlerinin ekonominin yeniden yapılandırılması için
değil, cari açık ve faiz ödemeleri için kullanıldığını söyledi.
CHP lideri Baykal, ''Türk ekonomisinde özelleştirmenin balayı dönemi
bitmiştir. Gelinen noktada KİT'lerin zararları 2001 yılından daha
fazladır. En karlı kuruluşlar satılmış, satılan kuruluş kar etmiş ve
karını transfer etmeye başlamıştır. Transfer edildikçe Türkiye açık
vermeye başlamıştır'' diye konuştu.
-MİLLİ TAKIMA BAŞARI DİLEDİ-
Konuşmasında geçtiğimiz günlerde sevindirici ve üzüntü verici gelişmeler
yaşandığını anımsatan Baykal, Gaziantep'te meydana gelen tren kazası ve
kışlada yaşanan patlama sonucu hayatını kaybedenlerin ailelerine
başsağlığı diledi.
Milli takımın Avrupa Kupası'nda yarı finale yükselmesine de değinen
Baykal, ''Güvenimiz tazelendi, milletçe çok özlediğimiz bir başarı ve
sevinç tablosu yaşadık. Bu başarı Türkiye'ye bir ilaç gibi geldi. 70
milyon, hepimiz olağanüstü büyük bir heyecanı sevinç ve mutluluğu
yaşadık'' dedi.
Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim ve tüm futbolcuları yürekten
kutladığını kaydeden Baykal, ''Varolsunlar, sağolsunlar. Başarılarıyla
göğsümüz kabardı. Daha nice başarılar diliyorum'' diye konuştu.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'li
Fırat'ın, New York Times gazetesine verdiği, ''Türk toplumu bir travma
yaşamıştır...'' şeklindeki demecini değerlendirdi.
CHP Lideri Baykal, son günlerde, ''Türkiye'nin, hangi sorunla karşı
karşıya olduğu, yaşanan sıkıntıların temelinde ne yattığı, AK Parti'nin
neden Anayasa Mahkemesi önünde bulunduğu'' sorularının cevabını almaya
yardımcı olacak çok önemli ipuçları içeren değerlendirmeler yapıldığını
söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'nın, New York Times gazetesine çok
çarpıcı açıklamalar yaptığını ifade eden Baykal, gazetenin, ''Kökleri
tarihe dayanan acı bir kan davası'' şeklinde nitelemede bulunduğunu
söyledi.
''Kimse, Dengir Mir Mehmet Fırat'a haksızlık yapmasın, çok doğru
söylemiştir'' diyen Baykal, ''Bugün karşı karşıya bulunduğumuz,
1920'lerde ortaya atılan modernleşme projesinin yol açtığı tepkilerin
istismarı anlayışına dayanan, o tepkileri siyasette kullanma, o tepkiler
doğrultusunda geçmişle bir rövanş arayışını, o modernleşme projesine
karşı rövanş arayışını sürdürme özlemleriyle beslenen bir mücadeledir''
diye konuştu.
-''AŞMAYA ÇALIŞIYORUZ, AMA BOŞUNA SÖYLENMEDİ''-
Türkiye'nin, en önemli değişim politikalarından birisinin, 1920'lerde
yaşadığına işaret eden Baykal, çok köklü bir değişimin, Türkiye'ye
önerildiğini söyledi. Baykal, Atatürk ve arkadaşlarının, Türkiye'yi daha
ileri, çağdaş, mutlu ve özgür toplum haline dönüştüreceğine inandıkları
projeyi; engelleri kırarak, çıkar çevrelerini, tutucu zihniyetleri,
ilkel anlayışları, istismarcı yaklaşımları bertaraf ederek, ülkeyi
çağdaş toplum haline dönüştürme doğrultusunda çok büyük uygulama
yaptığını söyledi.
Baykal, bunun kolay olmadığını ve tepki çektiğini dile getirerek,
bazılarının, alışmadıkları bir tabloyla karşı karşıya kalmalarının
kızgınlığıyla olumsuz yaklaştığını dile getirdi.
Hesaplaşmanın halen sürdürülmek istendiğini ifade eden Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın bir süre önceki yadırgatıcı sözlerini, AK
Partililerin açıklamalarını unutmaya, aşmaya çalıştıklarını ancak
bunların boşuna söylenmediğini belirtti.
-''40'INI AŞMIŞ BİR İNSAN''-
Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın, ''Her 10 Kasım'da yaygara
koparıyorlar. Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek
yok'', ''Hem laik hem Müslüman olunmaz'', ''Türkiye'nin yarınında artık
Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur'',
''İktidara geldiğimizde çarşaf moda olacak'' şeklinde açıklamalarda
bulunduğunu öne sürerek, şöyle devam etti:
''Bunlar, Başbakan'ın daha dün diyebileceğimiz bir zamanda, yazdığı,
konuştuğu sözlerdir. 40'ını aşmış bir insan, bunları söyledikten sonra,
hangi siyaset anlayışı doğrultusunda, ömrünün geri kalan kısmını
götürür? Bu söylemlerle ilgili bir hesaplaşma yaşandı mı? 'Gömlek
değiştirdim' lafı, bunu izah etmeye yeter mi? Niye değiştirdin, şimdi
niye böyle düşünüyorsun, yanlış neredeydi? Bunları konuşmak gerekmez mi,
hiçbiri konuşulmadı.
Şimdi yavaş yavaş; oradan, buradan pıtrak gibi bir şeyler çıkıyor.
Birisi, 'Bize büyük travma yaşatıldı' diyor. Türkiye, büyük değişim
projesini uyguladı. O projeden en çok yararlanan, bugün işbaşında
bulunan insanlardır. O proje olduğu için sen oradasın. Boynundaki
kravatla bunu söylüyorsun, çağdaş yaşam tarzının bütün olanaklarını
sonuna kadar kullanarak...Şimdi çıkıyorsun, siyasi istismarını yapmak
için bunları söylüyorsun.''
-''SEN DE AYNI ANLAYIŞI MI BENİMSİYORSUN?''-
CHP Genel Başkanı Baykal, bütün bunların tesadüf olmadığını belirterek,
Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın açıklamalarına işaret etti.
Türkiye'deki milyonlarca insanın, dinin baskı altında olduğuna dair en
küçük şüphe taşımadığını dile getiren Baykal, ''Türkiye'nin bu konuda
problemi yok, ama birilerinin problemi var. O problemi olanlar, şimdi bu
problemi, Türkiye'nin problemi haline dönüştürmeye çalışıyorlar. Bir
biçimde iktidara geldiler, oy aldılar, aldıkları oyu, geldikleri
iktidarı, sanki kafalarındaki bu projeyi uygulamak için verilmiş bir
görev gibi sunarak, Türkiye'yi çok ciddi krizin içine sokuyorlar'' diye
konuştu.
Vatandaşların, dini, inancı, devleti, camisiyle bir sorunu bulunmadığını
dile getiren CHP Lideri Baykal, şöyle devam etti:
''Problem bunlarda, kendi problemlerini halkın problemi haline
dönüştürmeye çalışıyorlar. Çok tehlikeli bir iş yapıyorlar. Türkiye'yi
büyük sıkıntılara sokacak, bir zorlamayı getirmeye çalışıyorlar.
Dışişleri Bakanı olarak, 'Türkiye'de Müslümanlar da baskı altındadır'
diyeceksin. Eğer Müslümanlar baskı altındaysa, senin işin ne, 6 yıldır
iktidardasın. Vatandaş, 'Vicdanım hür, inancımı yaşıyorum' diyor, sen
'Hayır sana baskı var' diyorsun. Senin kafandaki ile milletin
kafasındaki İslamiyet herhalde birbirinden farklı. Millete göre, dine
baskı yok. Ama İran, Afganistan'daki bazı kişilere, Türkiye'deki
İslamiyet'i sorun, 'İslamiyet'e baskı yapılıyor' diyeceklerdir. Sen de
aynı anlayışı mı benimsiyorsun? Tehlike bu işte.''
-''ENERJİ YATIRIMI OLMAYAN EN UZUN DÖNEM''-
AK Parti iktidarı döneminde, enerji altyapısının ihmal edildiğini, yeni
bir enerji tesisinin devreye girmediğini, iktidarın enerji
projesinin bulunmadığını savunan Baykal, Türkiye'nin enerji kriziyle
karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Deniz Baykal, enerji konusunda tam bir ihmal bulunduğunu illeri sürerek,
''Ne yeni büyük bir baraj, ne termik santral, ne enerji ünitesi, bu
dönem içinde ele alınmamıştır, yatırım yapılmamıştır. Enerji yatırımı
olmayan en uzun dönem, bu 6 yıllık dönem olmuştur'' dedi.x
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin ciddi ve tarihi bir sorunla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Atatürk dönemindeki gerçekleştirilen büyük değişim projesine karşı
direnç, onu etkisizleştirme mücadelesi verilmek istendiğini ifade eden
Baykal, bunun Türkiye'yi nereye götüreceğinin hesabının yapılmadığını
belirtti. Baykal, ''Bu mücadeleyi verenler aslında bir büyük mücadelenin
içinde piyon olarak kullanılmaktadırlar'' diyerek, bu insanların, bir
süre sonra kenara itileceklerini, çok daha iddialı projelerin Türkiye'ye
dayatılacağını savundu.
Baykal, türbanlı bir genç kızın bir süre önce ''Atatürk'ü sevmiyorum,
Humeyni'yi seviyorum'' dediğini anımsatarak, ''Bunlar tesadüf mü?''
diyerek, ''Türkiye'yi buraya getiren sürecin içinde 6 yıllık AKP
iktidarının bir katkısı yok mu?'' diye sordu. Baykal, AK Parti'nin
getirdiği anlayışın, zihniyetin, uygulamaların, Türkiye'nin bu hale
gelişine çok ciddi şekilde katkı yaptığını iddia etti.
''Türkiye, çağdaş bir dünyanın parçası olmaktan, Ortadoğu ülkesi haline,
Vahabi kültürünün egemen olduğu bir anlayışa doğru sistematik olarak
sürüklenmek isteniyor'' diyen Baykal, bunun halkın refahı, özgürlüğü,
insan hakları, kadın hak ve özgürleri açısından çok ağır sonuçları
olacağını iddia etti.Baykal, bu tabloyu dünyada birilerinin yeni yeni
fark ettiğini, ne kadar sakıncalı ve tehlikeli olabileceğini ifade
ettiklerini söyledi.
-ANAYASA TARTIŞMALARI-
CHP lideri Baykal, Türkiye'de yeni anayasa tartışması yaşandığını, AK
Parti iktidarı geldiğinden beri, ''Yeni bir anayasaya yapacağız''
dediğini anlattı. Baykal, ''Niye, bunu diyor anladınız mı? Bu işaretler
ortaya çıktıktan sonra, yeni bir anayasa talebinin altında neyin
yattığını hala anlamadınız mı?'' diye sordu.
Baykal, anayasanın 60 maddesinin değiştiğini, hala ne ihtiyaç varsa yine
değiştirme olanağı bulunduğunu belirterek, ''(Hayır, o bizi kesmiyor).
Ne istiyorsunuz? 'Ya ne istediğimi sorma. Tümümün yenilenmesini
istiyorum.' Bu eskinin atılmasını istiyor. O eski dediği ne? 1982
Anayasası değil. 82, 61, 24, 20... O, Atatürk Cumhuriyeti'nin siyasi
temellerinin yansıtan bir anayasa. Onun atılmasını istiyor'' diye
konuştu.
Yeni anayasa talebinde bulunanların bir kısmının ''bilinçli'' olduğunu,
bir kısmının ise ''kullanıldığını'' öne süren Baykal, ''Daima zaten öyle
olur. Hep kullanılmışlardır. İran'da da kullandılar. Humeyni kullandı.
Solcuları, Marksistleri, komünistleri kullandılar. Türkiye'de
kullanılanlar var'' dedi.
-''GÜNDEMDEN DÜŞTÜ SANIYORDUK''-
Baykal, bunca olaydan sonra, yeni anayasa söylemi, gündemden düştü diye
düşündüklerini, ancak son günlerde şaşırtıcı çevrelerden yeni anayasa
talebi ortaya atıldığını ifade ederek, ''cumhuriyet değerlerini koruyan,
laikliği, yargı bağımsızlığı güvence altına alan, insan hak ve
özgürlüklerini güvence altına almış bir çağdaş anayasa özlemi ve iyi
niyetle bunu söylediklerinden kuşku olmadığını'' söyledi.
''Ama şimdi yapılacak herhangi bir anayasa değişikliğinin, böyle bir
anayasaya bizi götüreceğini zannetmek, bu hedeflere hizmet edeceğine
inanmak için insanın ne olması gerekir?'' diye soran Baykal, şöyle
konuştu:
''Bu ortamda her şey olabilir, ama sıfırdan yeni bir anayasa olmaz. Eğer
bu ortamda yeni bir anayasa yapılırsa, o yeni anayasanın Türkiye'de
laikliği çağdaş bir anlayış içinde güvenceye alacağı, yargının
bağımsızlığı güvence altına alacak, Türkiye'yi çağdaş bir toplum olma
doğrultusunda hızlandıracak bir anayasa olabileceğini umut etmek,
düşünmek hiçbir şekilde gerçekçi değildir. Bu tartışmayı açanlar da
bugün geldiğimiz noktada bunun böyle olduğunu görmüşlerdir.''
-''ÖNCE İŞİ BİTİRECEĞİZ''-
Türkiye'nin birbirine girdiğini, Atatürk-Humeyni tartışması yaşandığını,
Dışişleri Bakanı'nın, ''Türkiye'de Müslümanlar baskı altında'' dediğini,
AK Parti'nin en etkili adamlarından birisinin, ''Bir travma Türkiye'yi
bu noktalara getirdi'' diye geçmişe yönelik savaşın ilk işaretlerini
verdiğini anlatan Baykal, şöyle dedi:
''Böyle bir ortamda, Türkiye'nin demokratik, laik geleceğini güvence
altına alacak bir anayasa yapacağımızı düşüneceğiz. Böyle bir şey
olamaz. Böyle bir şey söz konusu değildir. Önce bu işi bitireceğiz.
Nasıl bir toplum olmak istiyoruz buna karar vereceğiz. Kendi tarihimizle
hesaplaşacağız. Kendi anayasamızla, hukukumuzla hesaplaşacağız. Kendi
milletimizle, siyasetimizle hesaplaşacağız. Her şey açıkça ortaya
dökülecek ve kararımızı öyle alacağız.
Türkiye, ne olmak istiyor? Çağdaş bir toplum mu olmak istiyor, yoksa
Humeyni bozuntusu bir Ortadoğu İslam devleti mi olmak istiyor? Bunun
kararını hep beraber alacağız. Biz, bu kararı Kurtuluş Savaşında
almıştık. 1920'lerde bu kararı almıştık. O kararı koruduk, sürdürdük,
arada bozmak isteyenler oldu, onlara fırsat verilmedi. Şimdi
demokrasinin olanakları kullanılarak, globalleşmenin destekleri
değerlendirilerek, aynı mücadele yeniden önümüze getiriliyor. Bir kez
daha sınav var. Sevgili milletim, vatandaşlarım, bir kez daha çağdaş bir
toplum iradesini, biz de bu iradenin olmadığını zannedenlere karşı ispat
etmek zorundayız. Türkiye'yi hiçbir şekilde kolayca teslim
alamayacaklarını bilmeleri lazım. Her yerde bunun mücadelesini
vereceğiz. Hukukta, siyasette, meydanda, seçimde, her yerde bunun
mücadelesini vereceğiz. Türkiye'yi, başı dik, onurlu, çağdaş laik bir
demokratik Cumhuriyet olarak mutlaka yaşatacağız.''
