2009-05-12 - 18:00
Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva, Türk milletinin, yaptıklarıyla tarihin akışını değiştiren az sayıda milletten biri olduğunu söyledi.
Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva, Türk milletinin, yaptıklarıyla tarihin akışını değiştiren az sayıda milletten biri olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kuruluna hitap eden Silva, Mecliste konuşma yapmaktan onur
duyduğunu, bu daveti, Portekiz'e ve Portekizlilere bir dostluk ve saygı ifadesi
olarak değerlendirdiğini söyledi.
Türk milletinin, yaptıklarıyla tarihin akışını değiştiren az sayıda
milletten biri olduğunu belirten Silva, Türk milletinin, tarih boyunca
gerçekleştirdiği, devraldığı mirasın olağanüstü zenginliğinin ve yetiştirdiği
tarihi şahsiyetlerin hayranlık uyandırıcı oluğunu söyledi.
Türk halkının tarihinin, bütün bunların da ötesine geçen bir enginliğe
sahip olduğunu vurgulayan Silva, ''Öylesine geniş ulusal meziyet ve kararlılık
örnekleriyle doludur ki, onlar olmaksızın ne zaferler kazanılabilir ne de
düşmanlıkların üstesinden gelinebilir''dedi. Konuşmasında Silva, '' Bu halk,
tarihinin en zor zamanlarında yeniden ayağa kalkarak, bugün dünya sahnesinin en
önemli aktörleri arasında yerini alan, sözü dinlenen, saygı duyulan ve birçok
alanda örnek alınacak modern Türkiye'yi kuran insanlardan oluşmaktadır. Bu halk,
Atatürk'ün gurur duyduğu ve bu Meclisin varlık nedenini özetleyen ifadede
belirtildiği gibi, egemenliğin yegane kaynağı olarak tarif ettiği halktır''
ifadelerine yer verdi.
"EKONOMİK VE TOPLUMSAL GELİŞİM"
Büyük halklara, büyük milletlere, arzu edilen dünyanın inşasında da büyük
sorumluluklar düştüğünü kaydeden Silva, şöyle devam etti:
''Nasıl bir dünya? Ekonomik ve toplumsal gelişim için tüm insanların
ihtiyaç duyduğu barış, istikrar, güvenlik ve insanlık onuruna saygının hakim
olduğu ve tüm bireylerin 'ben de varım' diyebildikleri bir dünya...
19. yüzyıla Portekiz tarihinin büyük ismi, yazar, tarihçi, savaşçı ve
politikacı Alexandre Herculano 'istek engelleri tartar, irade yener' demiştir.
Arzu ettiğimiz dünyayı gerçeğe dönüştürmenin önüne dikilen engelleri teşhis etmek
için çok uzağa gitmeye gerek yok. Etrafımıza bakmak, yakın tarihimize damgasını
vuran olayları hatırlamak yeterli. İçinde yaşadığımız ve karşımıza çıkması
muhtemel sorunlardan çıkarabileceğimiz dersler, gördüklerimiz ve yaşadıklarımızla
karşımızdadır.
Halklar ve milletler arasındaki çatışmalar, terörist şiddet, güvenliksiz
ortam, gıda ve enerji krizleri, çevrenin tahribi ve iklim değişikliğine bağlı
felaketler, hızla salgına dönüşen hastalıklar... Kendimiz ve çocuklarımız için
daha iyi bir dünya istiyorsak, bütün bunlardan bir ders çıkarmak durumundayız.
Tabiatıyla, herkes kendi sonucunu kendisi çıkaracaktır.''
Silva, kendisinin çıkardığı sonucun, açlığın, yoksulluğun,
adaletsizliğin, kabulü mümkün olmayan suçların cezasız kalmasının, umutsuzluğun,
hoşgörüsüzlüğün; dışlanma ve aşağılanma duygusunu beslediği ve çatışmayı tahrik
ettiği yönünde olduğunu ifade etti. Silva, bu ortamın, terörizmin, kabul veya
müzakere edilmesi mümkün olmayan ölüm ve yıkım mantığını yaymak için bulduğu
müsait ortam olduğunu kaydetti.
"EKONOMİK KRİZ"
''Mali ve ekonomik krizin ilk uyarıları, birçokları tarafından iflah
olmaz kuşkucuların vesveseleri olarak görülmüşse de fosil yakıtların ve gıda
maddelerinin fiyatlarının nerelere dayandığını hatırlayalım'' diyen Silva,
şunları söyledi:
''İçinde bulunduğumuz kriz elbet bir gün sona erecek. Ancak, mevcut
kaynakların bugünkü alışkanlıklarımızla yaşamaya devam etmemiz için yeterli
olmadığının ortaya çıkması durumunda ne olacak, bunu bir düşünelim. Bu yeteri
kadar endişe verici gerçeğe bir de hiç tükenmeyecek gibi baktığımız yaşamsal bir
kaynağımız olan suyla ilgili olası bir krizi de ekleyelim. Son dönemde
yaşadığımız olayları değerlendirdiğimde vardığım diğer bir sonuç da serbest pazar
ekonomisinin ekonomik ve toplumsal ilerlemenin önünü açtığıdır. Ancak, bunun
layıkıyla yaşam bulması için, devletin ve yetkili kurumların düzenleme ve
denetleme konusunda sorumluluklar üstlenmeleri, etik değer ve ilkelerin mali
piyasaların işleyişine hakim olmasını sağlamaları aynı derecede hayati
önemdedir.
Gözlemlerim bana, iklim değişikliğine bir çözüm bulamamamız halinde arzu
etiğimiz dünyayı kurma yönündeki gayretlerimizin sonuç vermeyeceğini
söylemektedir. Bilim adamlarının bizi uyardıkları senaryoların gerçekleşmesi
halinde, bazılarının bundan kazançlı çıkabileceği yönündeki düşünceler bana
tehlikeli hayaller olarak görünmektedir.''
"ULUSLARARASI EŞ GÜDÜM ARAÇLARI"
Silva, karşılaşılan sorunların, ya doğaları gereği küresel bir nitelik
taşıdığını ya da devletler arasındaki karşılıklı bağımlılık nedeniyle
küreselleştiğini vurguladı.
Sorunlar küresel olunca korumacılığın fayda getirmediğini ifade eden
Silva, ''Bir örnek vermek gerekirse, iklim değişikliğine sınırları kapatmak
mümkün müdür? Devletler arasında karşılıklı bağımlılığın bu dereceye vardığı bir
aşamada korumacılık ancak daha vahim krizlere yol açar'' dedi.
Bu nedenle, uluslararası eşgüdüm araçlarının hiçbir zaman bugünkü kadar
önemli olamadığını kaydeden Silva, şöyle devam etti:
''Uluslararası çatışmaların ortaya çıkmasını daha etkin bir şekilde
önleyecek ve bunların neden ve sonuçlarıyla mücadele edecek, terörizme karşı daha
etkili bir savunma sağlayacak, silahsızlanmayı teşvik edecek ve kitle imha
silahlarının yayılmasını önleyecek, enerji, gıda, mali ve ekonomik krizlerin
öngörülebilirliğini kolaylaştıracak ve bunların ortaya çıkması halinde daha hızlı
ve etkin müdahalede bulunabilmemizi mümkün kılacak bir uluslararası eş güdümden
söz ediyorum. Uluslararası eş güdümün etkinliği, karar yapı ve mekanizmalarında
varılacak sonuçları, herkesin içine sindirebilmesini sağlayacak şekilde günümüzün
gerçeklerini yansıtan bir temsiliyete dayanmasına bağlıdır.
Devletlerin coğrafi, tarihi ve kültürel çeşitliliğine ve bu çeşitliliğin
neden olduğu çok boyutlu çıkarlarına saygı gösteren bir eş güdüm. Uluslararası
kuruluşların giderek artan önemini gözardı etmeyen bir eş güdüm.''
Silva, bu nedenle Portekiz'in, G-20'nin oluşumunun bölgesel örgütleri
görmezden gelemeyeceği düşüncesinde olduğunu ifade etti. Portekiz'in, 2011-2012
dönemi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine aday olduğunu
anımsatan Silva, Türkiye'nin bu adaylığa desteği için de şükranlarını sunduğunu
ifade etti.
"KÜRESEL VATANDAŞLIK"
İnandırıcı olabilmesi için, uluslararası eşgüdümün bazı ilke ve değerlere
dayanması gerektiğinin altını çizen Silva, Birleşmiş Milletler örneğinde, bu ilke
ve değerlerin, küresel kabul gören uluslararası anlaşmalarda ifadesini bulduğunu
dile getirdi. Silva, bunların etkin bir şekilde yaşama geçirildiğinin gözetilmesi
gerektiğine dikkati çekti.
Mali piyasalar konusunda, kamuoylarının, kararların etik kurallar
çerçevesinde alındığı yönünde ikna edilmesi gerektiğini kaydeden Silva, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Kaynakların tahsisinde, en kırılgan yapıya sahip, gelişmekte olan
ülkelerin ihtiyaçları da görmezden gelinmemelidir. Bu uluslararası eş güdüm,
halklar ve kültürler arasında köprüler kurmayı amaçlayan oluşumlara da değer
veren bir eş güdüm olmalıdır. Türkiye'nin kurucularından biri olduğu Medeniyetler
İttifakı örneğinde olduğu gibi.
Kanımca, Atatürk'ün 'Beşeriyet tek bir vücuttur ve her toplumu bu vücutta
bir uzuv gibi tanımak zarureti vardır. Dünyanın filan noktasında şayet bir
huzursuzluk varsa (bundan bize ne) dememeliyiz. Bir bedenin en küçük bir
parçasına isabet eden herhangi bir ıstırap, o bedeni baştan ayağa kadar müteessir
etmez mi?' sözlerinden ilham almalıyız. Sorun, özet olarak, küresel
vatandaşlığının gerektirdiği siyasi sonuçları üstlenmekte yatmaktadır.''
Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva, AB'nin, Türkiye'nin katılmasıyla, çok boyutlu kültürel bir mirasa sahip büyük bir
ulusun kazandıracağı zenginliğin yanı sıra; ortak geleceği için hayati önem taşıyan alanlarda çok daha büyük bir ağırlığa sahip olarak hareket edebilmesini sağlayacak stratejik anlama kavuşacağını söyledi.
Silva, uluslararası sahnede güçlü, inandırıcı ve ağırlığını koyabilen bir Avrupa bütünleşmesi istediklerini belirtti.
Avrupa bütünleşmesinin; savunduğu değerler ile toplumsal ve ekonomik
modeliyle, ister güvenlik, ister iklim değişikliği, ister ekonomik ve mali krizle
ilgili olsun, günümüzün önemli meselelerine bulunacak çözümleri şekillendirmek ve
yönlendirmek durumunda olduğunu kaydeden Silva, Avrupa'nın, bu mücadeleye
girişebilmek için Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Silva, şöyle konuştu:
''AB, Türkiye'nin katılmasıyla, çok boyutlu kültürel bir mirasa sahip
büyük bir ulusun kazandıracağı zenginliğin yanı sıra; ortak geleceği için hayati
önem taşıyan alanlarda çok daha büyük bir ağırlığa sahip olarak hareket
edebilmesini sağlayacak stratejik anlama kavuşacaktır. Sadece iki örnek
vereceğim: Enerji ve dış politika.
AB'nin ortak enerji politikasına ihtiyacı vardır. Dışarıda tedarik
kaynaklarında ve dağıtım ağlarında çeşitliliği, içeride ise şebekelerin
birbirlerine bağlanmasını temin edecek bir politikaya... Türkiye'nin bu alanda
belirleyici bir katkısı olabilir. Öte taraftan Türkiye, sahip olduğu savunma
olanakları, birliğin yanı başındaki veya birlik için yaşamsal bir stratejik önem
taşıyan bölgelerdeki nüfuzu, büyük bir Müslüman ve demokratik ulusun Avrupa
projesinin temelinde yatan değer ve ilkelerin savunmasına yapacağı katkılar
nedeniyle, AB'nin dış politikasının inandırıcılığının artmasının teminatıdır.
Ancak şunun da altını çizmeme izin veriniz ki; arzu ettiğimiz AB,
Türkiye'ye ne kadar ihtiyaç duyuyorsa, Türkiye'nin de Avrupa'ya o kadar ihtiyacı
vardır. Kendi ülkemin tecrübesinden hareketle şu inancımı gönül rahatlığıyla
söyleyebilirim ki; Avrupa'yla tam bütünleşme, Türkiye'nin kalkınma ve modernleşme
sürecini perçinleyecek ve uluslararası etkinliğini artıracaktır. Uluslararası
muhataplarımızın bizimle münferit bir devlet olarak konuşmalarıyla, uluslararası
bir örgütün karar mekanizmaları üzerinde etkisi olan bir üyesi olarak konuşmaları
arasında, çok büyük bir fark olduğunu şahsen çok iyi biliyorum.''
Cumhurbaşkanı Silva, kendilerini dünyanın dört bir tarafına savuran
tarihin sonucu olarak, Portekiz'in Portekizce konuşan ülkelerle çok yakın
ilişkileri olduğunu belirtti.
Bu ilişkilere dayanarak, uluslararası sahnede her gün kendini daha fazla
ispatlayan Portekizce Konuşan Ülkeler Topluluğunu kurduklarını dile getiren
Silva, ''Ancak hiçbir şüphemiz yok ki, bize bu kadar yakın ülkelerle mevcut
diyaloğumuzda dahi, ağırlığımız AB üyesi olmamız sayesinde çok daha fazla
olmaktadır'' dedi.
''HATIRALARIM GÖZÜMDE CANLANDI''
Silva, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden söz ederken, kendi ülkesinin
katılımına ilişkin hatıraların gözünde canlandığını söyledi.
Portekiz'in AB'ye katılım sürecinin, birçok engellerle karşılaşılan, uzun
ve karmaşık bir süreç olduğuna işaret eden Silva, üyeliklerine karşı olanların,
kalkınmışlık seviyelerindeki farklılığın neden olacağı mali külfet konusunu öne
sürdüklerini bildirdi. Cumhurbaşkanı Silva, ''Kimileri bizden daha müreffeh üye
ülkeler için oluşturacağımız göç tehdidine dikkat çektiler. Bazıları Portekiz'in
kendine özgü dış politika yönelim ve geleneklerine işaret ederek, sadakatimizin
Avrupa'dan ziyade Atlantik hassasiyetlere ve eski sömürgelerimize yöneleceğini
iddia ettiler. Tabii hepsi bu kadarla da kalmadı...'' diye konuştu.
Konuk Cumhurbaşkanı Silva, şunları kaydetti:
''Fakat, Alexandre Herculano'nun 'istek engelleri tartar, irade yener'
sözüne geri dönmeme izin verirseniz; ne arzumuz eksikti, ne irademiz. Yerimizin
Avrupa'da olduğunu biliyorduk, ulusal çıkarlarımızın orada yattığını, Avrupa
bütünleşmesinin dışında kalamayacağımızı...
Yerine getirilmesi imkansız gibi görünen zor katılım kriterlerine uymak
zorundaydık. Bunlar bizi yeni yapılanmalar benimsemeye, muazzam bir topluluk
müktesebatını ulusal mevzuatımıza ithal etmeye, ciddi anayasal ve yasal
değişiklikler gerektiren geniş çaplı reformları hayata geçirmeye zorluyordu.
Ülkemizin dünyada sahip olmasını dilediğimiz yeri nasıl gördüğümüzü bir kez daha
ve iyi düşünmeye zorlanmıştık.
Bugün, içimde en ufak bir tereddüt olmaksızın 'bütün bunlara değdi'
diyebiliyorum. Tabii ki her ülke ayrı bir gerçektir. Türkiye, Portekiz olmadığı
gibi, Portekiz de Türkiye değildir. Bu nedenledir ki; bizim kendi deneyimlerimize
ilişkin anılarımı yersiz ders taslamalar olarak değil, sizi Avrupa'nın karar
alınan masalarında oturur görmek isteyen bir dostun sözleri olarak kabul etmenizi
diliyorum.''
''OLABİLECEĞİN ÇOK ALTINDA SEYREDEN İLİŞKİLER''
Cumhurbaşkanı Silva, ziyaretinin, yıllarca NATO'da müttefik ve Avrupa
Konseyi'nde ortak olan Türkiye ve Portekiz arasındaki ilişkileri güçlendirmeye
katkı amacını taşıdığını söyledi.
İki ülke arasında, siyasi alanda mükemmel, ancak diğer alanlarda
olabileceğin çok altında seyreden ilişkileri değiştirmenin zamanı geldiğini ifade
eden Silva, beraberinde Portekiz ekonomisinin en dinamik sektörlerini temsil eden
önemli iş adamlarını getirdiğini kaydetti. Silva, son dönemde yüksek teknoloji
üreticisi ve ihracatçısı olan, yenilenebilir enerji, altyapı projeleri, turizm ve
telekomünikasyon gibi Türkiye için de önem taşıyan alanlarda haklı bir
uluslararası üne sahip olan bir ekonomiden söz ettiğini belirtti.
Portekiz Cumhurbaşkanı Silva, Portekizce konuşan Afrika ülkeleri ve
Brezilya gibi, özel tecrübesi olduğu pazarlarda iş yapan, dünyaya açık bir
ekonomiden, aynı zamanda, Türkiye'nin de etkili bir konuma sahip olduğu pazarlara
ulaşmaya hevesli bir ekonomiden bahsettiğini söyledi.
Bu ziyaretin programının, ülkesindeki girişimcilerin Türk karşıtlarıyla
ilişkilerini ilerletme hedefi gözetilerek hazırlandığını vurgulayan Silva, iki
ülke iş dünyasının, yeni iş ve ortaklık imkanları bulacaklarına inandığını
kaydetti.
''TÜRKİYE'DE KENDİMİ HEP EVİMDE HİSSETTİM''
Silva, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ancak aramızdaki ilişkilerin bilim, kültür, akademik dünya ve turizm
konusunda da yoğunlaşmasına önem atfetmekteyim. Türk makamlarının değerli
katkılarıyla hazırlanan ziyaret programımın çeşitli bileşenlerinin, bütün bu
alanlarda da temas ve iş birliğimizin güçlenmesine katkıda bulunacağına inancım
tamdır. Halklarımızın birbirlerini daha iyi tanıması gereklidir.
Özel olarak gerçekleştirdiklerim dahil, Türkiye'ye yaptığım ziyaretlerde,
ülkenizin tarihi mirasının zenginliği, halkınızın kararlılığı ve modern
Türkiye'nin başarıları karşısında her zaman büyük hayranlık duymuşumdur. Ancak
beni özellikle duygulandıran şey, gerçekten de ülkemin dışında olup olmadığım
konusunda, beni şüpheye düşüren benzerliklerimiz olmuştur. Bir Avrupalı ve bir
Portekizli olarak, Türkiye'de kendimi hep evimde hissettim. Bugün huzurlarınızda
ve Türk demokrasisinin bu abidesinde beni saran duygular işte bunlardır.''
Silva, sözlerini, Türkçe ''Teşekkür ederim'' diyerek tamamladı.
Portekiz Cumhurbaşkanı Silva'nın eşi Maria Cavaco Silva'ya eşlik eden
Köksal Toptan'ın eşi Saime Toptan, Genel Kurulda birlikte oturdular.
Silva'nın konuşmasını, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DTP Genel
Başkanı Ahmet Türk ile yabancı misyon şefleri de dinledi.
