2012-06-20 - 13:28
TBMM KİT Komisyonu'nda, Et Balık Kurumu'nun ve Tarım İişletmeleri Genel Müdürlüğü'nün 2010 yılı hesapları ibra edildi.
TBMM KİT Komisyonu'nda, EBK'nın 2010 yılı hesapları görüşüldü. Görüşmenin başında Genel Müdür Ulubaş, kurumun faaliyetleri hakkında bilgi verdi.
EBK'nın 1952 yılında kurulduğunu, 1992 yılında özelleştirme kapsamına alındığını hatırlatan Ulubaş, 13 yıl özelleştirme kapsamında kaldıktan sonra 2005'te eski statüsüne iade edildiğini söyledi.
Özelleştirme sürecinde kuruma ait işyerlerinin bir kısmının satıldığını, kapatıldığını ve bedelsiz olarak çeşitli kurumlara devredildiğini ifade eden Ulubaş, bugün itibariyle Genel Müdürlüğün Adana, Ağrı, Bingöl, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Sakarya, Ankara, Van ve Yozgat'ta toplam 11 et kombinası ile İstanbul'da da depo müdürlüğünün bulunduğunu kaydetti.
Kuruma kırmızı et piyasasında oluşan aşırı fiyat yükselmesi ve spekülatif hareketlerden dolayı, piyasaları üreticiler ve tüketiciler açısından regüle etmek amacıyla Bakanlar Kurulu tarafından 2010 yılı Mayıs ayından itibaren canlı kasaplık sığır, taze dondurulmuş ve taze soğutulmuş karkas et ithalatı izni verildiğini belirten Ulubaş şöyle devam etti:
''2010-2011 yılında toplam 14 bin 29 baş besilik sığır ithal edilerek besicilerimize satılmış, böylece iç piyasadaki besicilik hayvan ihtiyacının bir bölümü kurumumuzca karşılanmıştır. 2011 yılında, 39 bin 488 baş canlı kasaplık sığır ithal edilmiş, yurtiçinden ise 45 bin 63 baş canlı kasaplık sığır alımı yapılmıştır. Toplamda ise 122 bin 35 baş hayvan alımı gerçekleştirilmiştir. 2011 yılında toplam 35 bin 666 ton et üretimi de gerçekleştirilmiştir, 4 milyon 284 bin 111 adet kanatlı alımı yapılarak 10 bin 543 ton beyaz et üretimi gerçekleştirilmiştir.''
Yapılan modernizasyonlarla şarküteri üretimin 701 tondan 2011 yılında bin 342 tona ulaştığına işaret eden Ulubaş, 2012 yılında gerçekleştirilen 13 bin 600 tonluk canlı kasaplık sığır alım ihalesi ile ilgili teslimatların da halen devam ettiğini bildirdi.
Geçen yıl kırmızı et piyasasındaki dalgalanmaların önüne geçmek, üretici ve tüketici nezdinde istikrarı sağlamak amacıyla tüketici nüfusunun yoğun olduğu büyük şehir statüsündeki iller bazında 100 adet franchise satış mağazası verilmesinin kararlaştırıldığını ifade eden Ulubaş, bugüne kadar büyükşehir statüsündeki illerde 75 adet franchise satış mağazasının açıldığını, kurumun kendi mağazaları ile birlikte haziran ayı itibariyle ülke genelinde toplam mağaza sayısının 92'ye ulaştığını söyledi.
Ulubaş, bu yıl sonu itibariyle toplam satış mağazası sayasının 117 adet olarak hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Ulubaş, daha sonra komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı.
Et tüketiminin artırılması yönünde ne gibi çalışmalar yapıldığının sorulması üzerine Ulubaş, protein tüketiminin artması, daha çok çok et tüketilmesi için hiç kar gözetmeden, şu anda Kurumun en düşük fiyatla kıymayı kilosu 17,95 liraya, kuşbaşını da 22,5 liraya verdiğini söyledi.
Üreticiden bir kilogram karkası 14 liraya aldıklarını ve sıcak tartı yaptıklarını anlatan Ulubaş ''Kesinlikle bize gelen bir başı da bin başı da on bin başı da şu anda geri çevirmiyoruz, getirilen tüm hayvanları alıyoruz'' dedi.
MHP Bursa milletvekili Necati Özensoy'un et fiyatlarının yüksek olduğu yönündeki eleştirisi üzerine, Ulubaş, şunları kaydetti:
''EBK olarak, eğer özelleştirmeden çıkmamış olsaydık, piyasanın et fiyatlarının dengesi şu andaki gibi olmazdı. Çünkü bize görev verildiği zaman hem karkas et fiyatları, hem de reyonlarda et fiyatları çok yüksekti. Biz, İstanbul ve Ankara ve diğer büyük şehirlerde mağaza açmaya başlayınca fiyatlar bize göre şekillendi. Biz kıymayı 17,95 liraya verirken şu anda diğerleri de 20-21 lira civarında fiyatları aşağıya indirdiler, kuşbaşı ve diğerlerinde de hakeza öyle. Yani, Et ve Balık Kurumu iyi ki özelleştirmeden çıkartılmış diyorum. Şu anda tüketici lehine piyasayı regüle etti, Üretici lehine de bize verilen görev olarak sürekli garanti, düzenli pazarız''
Hayvan ithalatına ilişkin eleştirilere yönelik kurumun müsaade edilen kadar ithalat yaptığını belirten Ulubaş, şu bilgileri verdi:
''2010 yılında yüzde 24 yerli hayvan alımı yaptık, 2011 yılında yerli hayvan alımını yüzde 59'a çıkarttık, bu sene için yüzde 73,8'e çıkardık. Piyasayı regüle edebilmek için dışarıdan çok az miktarda hayvan getiriyoruz ama büyük bir çoğunluğu besicimizden aldık.
Bu sene ilk 5 ayda 32 bin 9 adet yerli hayvan alımı yaptık, bunun karşılığında 11 bin adet ithalatımız var.''
Ulubaş, EBK'nin neden Elazığ ve Trakya'da kombinasının bulunmadığını sorulması üzerine de de özelleştirme sürecinde kapatılan kombinalara üzüldüğünü, Elazığ'daki kombinanın da 1995'de kapatıldığını söyledi.
Trakya'da kombina kurulmasının Sayıştay raporunda da tavsiye edildiğini belirten Ulubaş, çalışmaların yapıldığını, müsaade edilmesi ve yer bulunması durumunda kombina kurulmasının kendilerinin de arzuları olduğunu ifade etti.
Konuşmaların ardından EBK'nın 2010 yılı hesapları ibra edildi.
TBMM Kit Komisyonu'nda Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) 2010 yılı hesapları görüşüldü.
TİGEM Genel Müdürü Bilden, kurumun faaliyetlerine ilişkin komisyon üyelerine bilgi verdi.
Kurumlarının Türk tarımına öncülük yaparak tarımsal üretimin temel girdilerden olan sertifikalı tohumluk ve damızlık gibi ana materyalleri çiftçilerin kullanımına sunduğunu belirten Bilden, TİGEM'in ülkenin çeşitli bölgelerine dağılmış 36 işletmesi ve 3 milyon 720 bin 448 dekar arazi varlığı olduğunu ifade etti.
Toplam arazinin sadece yüzde 7'sini teşkil eden 15 işletmenin, bir tanesi kısmi olmak üzere yakın geçmişte kiraya verildiğini hatırlatan Bilden, 6 işletmenin daha özel sektör yatırımlarına açılmasının hedeflendiğini ve alınan Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı doğrultusunda ilana çıkılarak sürecin başlatıldığını bildirdi.
TİGEM'in sahip olduğu gen kaynakları, arazi bütünlüğü, deneyimi ve teknolojisi ile Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu hububat tohumu üretiminde söz sahibi bir kurum olmayı hedeflediğini vurgulayan Bilden, özel sektörün henüz girmediği ya da piyasa oluşturucu ölçüde büyüyemediği alanın, hububat ve yem bitkileri tohumluğu olduğuna dikkati çekti.
Bilden, özellikle buğday gibi temel tarımsal üretim alanlarında stratejik önem taşıyan ürünlerin tohumculuğunun gelişmesi ve kullanımının yaygınlaştırılmasının TİGEM'in yakın dönemde daha çok yoğunlaşmayı hedef aldığı alanların başında geldiğini söyledi.
TİGEM tarafından dağıtılan sertifikalı hububat tohumluğu miktarının son 9 yılda 2 kattan fazla artırılarak 2010 ve 2011 yıllarında 175 bin tona kadar çıkarıldığına işaret eden Bilden, bu artışta etkin tanıtım, uygun fiyat politikaları, sertifikalı tohumluğun desteklenmesi ve bayilik sistemi ile Türkiye'nin en ücra köşelerine tohumlukların ulaştırılmasının önemli faktörler olarak göze çarptığını belirtti.
Stratejik öneme sahip bir diğer görev alanlarının da büyük ve küçükbaş damızlıkların ıslahı ve üretimi olduğunu anlatan Bilden, TİGEM'in sığırcılık ihtisas alanı olarak belirlediği 14 işletmesinde sürdürdüğü sığırcılık faaliyetleri sonucunda elde ettiği üstün vasıflı sığırlardan 2010 yılında 4 bin 623 baş ve 2011 yılında 2 bin 159 baş damızlık dağıtımının gerçekleştirdiğini kaydetti.
TİGEM'in arazi varlığının yüzde 51'ni oluşturan Ceylanpınar Tarım işletmesinde tarihinin en büyük sulama ve mekanizasyon projesinin 2009 yılında başlatıldığını hatırlatan Bilden, yapılan çalışmalar sonucunda toplam 610 bin dekar arazinin sulanır hale geldiğini söyledi. Bilden, şöyle devam etti:
''Yaşadığımız yüzyılda tarım, başlı başına stratejik önem taşıyan bir sektör haline gelmiştir. TİGEM, bu farkındalığın verdiği sorumluluk duygusuyla son yıllarda yapmış olduğu atılımlarla, damızlık üretimi ve dağıtımı noktasında önceki yıllara göre 3 kata varan artışlar sağlanmış, 70 yılda yapılan sulama yatırımlarının 3 katını son 3 yılda gerçekleştirmiş, mekanizasyonun tamamına yakınını yenilemiş, tarımda yüksek teknoloji kullanımını tohumluk ve damızlık üretiminin her alanda yaygınlaştırmıştır. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 850 milyon liralık bir yatırımla bu süreci hızlı bir şekilde devam ettirmeyi hedeflemiştir.''
Bilden daha sonra KİT Komisyonu üyelerinin sorularını yanıtladı.
Söz alan bazı milletvekilleri, TİGEM'in Ceylanpınar Tarım İşletmesi arazisinde yaşayan göçerlerin durumuna değinerek, bu sorunun yıllardır gündeme getirilmesine rağmen halen çözülemediğini, bunun için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladılar.
Bilden, bölgede hayvancılık faaliyeti ile uğraşan 668 hanede 4338 göçer olduğunu vurgulayarak, bu sorunun çözümü için işletme dışında belirlenen bir alana yerleştirilmelerinin karara bağlandığı ve Şanlıurfa Valiliği'nin çalışmalara başladığını ancak Valiliğin 2007 tarihli yazısı ile yapılan tespitler sonucu göçerlerin işletme arazileri dışında başka bir yere yerleştirilmelerinin mümkün olmadığının belirttiğini anlattı.
Göçer sorununa ilişkin bugüne kadar gereken tüm yazışmaların yapıldığını ifade eden Bilden bu konuyu bir sorun olarak gördüklerini, bunun çözülmesi noktasında siyasi iradenin gerekeni yapmasını beklediklerini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun özel sektöre kiralanan işletmelerin bir anlamda özelleştirme işlemi olduğunu savunarak, bu işlemlerin yasal dayanağında eksiklikler ve hukuki altyapısında sıkıntılar olduğunu ifade etmesi üzerine Bilden, işletmeleri 30 yıllığına kiraya yönetim kurulu kararı doğrultusunda değil, YPK kararı doğrultusunda verdiklerini söyledi.
Bu işletmelerin neden özel sektöre devredildiğinin sorulması üzerine de Bilden, özel sektörün elinde yatırım yapacak bu büyüklükte toplu arazi olmadığını, ilana çıkılan 6 işletme ile özel sektöre açılan işletme sayısının 22'yi bulacağını ve bu zamana kadar devredilen arazinin de toplam arazinin sadece yüzde 7'sini temsil ettiğini bildirdi.
Bu şekilde zarar eden işletmelerin kara geçtiğini, kurumun kira geliri elde ettiğini anlatan Bilden, ayrıca özel sektörün bu işletmelere önemli yatırımlar yaparak, istihdam sağladığını ifade etti.
Bilden bir soru üzerine de, özel sektöre kiraya verilen arazilerin tarım dışı bir faaliyette kullanılmasının kesinlikle söz konusu olmadığını vurguladı.
Konuşmaların ardından TİGEM'in 2010 yılı hesapları ibra edildi.
EBK'nın 1952 yılında kurulduğunu, 1992 yılında özelleştirme kapsamına alındığını hatırlatan Ulubaş, 13 yıl özelleştirme kapsamında kaldıktan sonra 2005'te eski statüsüne iade edildiğini söyledi.
Özelleştirme sürecinde kuruma ait işyerlerinin bir kısmının satıldığını, kapatıldığını ve bedelsiz olarak çeşitli kurumlara devredildiğini ifade eden Ulubaş, bugün itibariyle Genel Müdürlüğün Adana, Ağrı, Bingöl, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Sakarya, Ankara, Van ve Yozgat'ta toplam 11 et kombinası ile İstanbul'da da depo müdürlüğünün bulunduğunu kaydetti.
Kuruma kırmızı et piyasasında oluşan aşırı fiyat yükselmesi ve spekülatif hareketlerden dolayı, piyasaları üreticiler ve tüketiciler açısından regüle etmek amacıyla Bakanlar Kurulu tarafından 2010 yılı Mayıs ayından itibaren canlı kasaplık sığır, taze dondurulmuş ve taze soğutulmuş karkas et ithalatı izni verildiğini belirten Ulubaş şöyle devam etti:
''2010-2011 yılında toplam 14 bin 29 baş besilik sığır ithal edilerek besicilerimize satılmış, böylece iç piyasadaki besicilik hayvan ihtiyacının bir bölümü kurumumuzca karşılanmıştır. 2011 yılında, 39 bin 488 baş canlı kasaplık sığır ithal edilmiş, yurtiçinden ise 45 bin 63 baş canlı kasaplık sığır alımı yapılmıştır. Toplamda ise 122 bin 35 baş hayvan alımı gerçekleştirilmiştir. 2011 yılında toplam 35 bin 666 ton et üretimi de gerçekleştirilmiştir, 4 milyon 284 bin 111 adet kanatlı alımı yapılarak 10 bin 543 ton beyaz et üretimi gerçekleştirilmiştir.''
Yapılan modernizasyonlarla şarküteri üretimin 701 tondan 2011 yılında bin 342 tona ulaştığına işaret eden Ulubaş, 2012 yılında gerçekleştirilen 13 bin 600 tonluk canlı kasaplık sığır alım ihalesi ile ilgili teslimatların da halen devam ettiğini bildirdi.
Geçen yıl kırmızı et piyasasındaki dalgalanmaların önüne geçmek, üretici ve tüketici nezdinde istikrarı sağlamak amacıyla tüketici nüfusunun yoğun olduğu büyük şehir statüsündeki iller bazında 100 adet franchise satış mağazası verilmesinin kararlaştırıldığını ifade eden Ulubaş, bugüne kadar büyükşehir statüsündeki illerde 75 adet franchise satış mağazasının açıldığını, kurumun kendi mağazaları ile birlikte haziran ayı itibariyle ülke genelinde toplam mağaza sayısının 92'ye ulaştığını söyledi.
Ulubaş, bu yıl sonu itibariyle toplam satış mağazası sayasının 117 adet olarak hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Ulubaş, daha sonra komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı.
Et tüketiminin artırılması yönünde ne gibi çalışmalar yapıldığının sorulması üzerine Ulubaş, protein tüketiminin artması, daha çok çok et tüketilmesi için hiç kar gözetmeden, şu anda Kurumun en düşük fiyatla kıymayı kilosu 17,95 liraya, kuşbaşını da 22,5 liraya verdiğini söyledi.
Üreticiden bir kilogram karkası 14 liraya aldıklarını ve sıcak tartı yaptıklarını anlatan Ulubaş ''Kesinlikle bize gelen bir başı da bin başı da on bin başı da şu anda geri çevirmiyoruz, getirilen tüm hayvanları alıyoruz'' dedi.
MHP Bursa milletvekili Necati Özensoy'un et fiyatlarının yüksek olduğu yönündeki eleştirisi üzerine, Ulubaş, şunları kaydetti:
''EBK olarak, eğer özelleştirmeden çıkmamış olsaydık, piyasanın et fiyatlarının dengesi şu andaki gibi olmazdı. Çünkü bize görev verildiği zaman hem karkas et fiyatları, hem de reyonlarda et fiyatları çok yüksekti. Biz, İstanbul ve Ankara ve diğer büyük şehirlerde mağaza açmaya başlayınca fiyatlar bize göre şekillendi. Biz kıymayı 17,95 liraya verirken şu anda diğerleri de 20-21 lira civarında fiyatları aşağıya indirdiler, kuşbaşı ve diğerlerinde de hakeza öyle. Yani, Et ve Balık Kurumu iyi ki özelleştirmeden çıkartılmış diyorum. Şu anda tüketici lehine piyasayı regüle etti, Üretici lehine de bize verilen görev olarak sürekli garanti, düzenli pazarız''
Hayvan ithalatına ilişkin eleştirilere yönelik kurumun müsaade edilen kadar ithalat yaptığını belirten Ulubaş, şu bilgileri verdi:
''2010 yılında yüzde 24 yerli hayvan alımı yaptık, 2011 yılında yerli hayvan alımını yüzde 59'a çıkarttık, bu sene için yüzde 73,8'e çıkardık. Piyasayı regüle edebilmek için dışarıdan çok az miktarda hayvan getiriyoruz ama büyük bir çoğunluğu besicimizden aldık.
Bu sene ilk 5 ayda 32 bin 9 adet yerli hayvan alımı yaptık, bunun karşılığında 11 bin adet ithalatımız var.''
Ulubaş, EBK'nin neden Elazığ ve Trakya'da kombinasının bulunmadığını sorulması üzerine de de özelleştirme sürecinde kapatılan kombinalara üzüldüğünü, Elazığ'daki kombinanın da 1995'de kapatıldığını söyledi.
Trakya'da kombina kurulmasının Sayıştay raporunda da tavsiye edildiğini belirten Ulubaş, çalışmaların yapıldığını, müsaade edilmesi ve yer bulunması durumunda kombina kurulmasının kendilerinin de arzuları olduğunu ifade etti.
Konuşmaların ardından EBK'nın 2010 yılı hesapları ibra edildi.
TBMM Kit Komisyonu'nda Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) 2010 yılı hesapları görüşüldü.
TİGEM Genel Müdürü Bilden, kurumun faaliyetlerine ilişkin komisyon üyelerine bilgi verdi.
Kurumlarının Türk tarımına öncülük yaparak tarımsal üretimin temel girdilerden olan sertifikalı tohumluk ve damızlık gibi ana materyalleri çiftçilerin kullanımına sunduğunu belirten Bilden, TİGEM'in ülkenin çeşitli bölgelerine dağılmış 36 işletmesi ve 3 milyon 720 bin 448 dekar arazi varlığı olduğunu ifade etti.
Toplam arazinin sadece yüzde 7'sini teşkil eden 15 işletmenin, bir tanesi kısmi olmak üzere yakın geçmişte kiraya verildiğini hatırlatan Bilden, 6 işletmenin daha özel sektör yatırımlarına açılmasının hedeflendiğini ve alınan Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı doğrultusunda ilana çıkılarak sürecin başlatıldığını bildirdi.
TİGEM'in sahip olduğu gen kaynakları, arazi bütünlüğü, deneyimi ve teknolojisi ile Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu hububat tohumu üretiminde söz sahibi bir kurum olmayı hedeflediğini vurgulayan Bilden, özel sektörün henüz girmediği ya da piyasa oluşturucu ölçüde büyüyemediği alanın, hububat ve yem bitkileri tohumluğu olduğuna dikkati çekti.
Bilden, özellikle buğday gibi temel tarımsal üretim alanlarında stratejik önem taşıyan ürünlerin tohumculuğunun gelişmesi ve kullanımının yaygınlaştırılmasının TİGEM'in yakın dönemde daha çok yoğunlaşmayı hedef aldığı alanların başında geldiğini söyledi.
TİGEM tarafından dağıtılan sertifikalı hububat tohumluğu miktarının son 9 yılda 2 kattan fazla artırılarak 2010 ve 2011 yıllarında 175 bin tona kadar çıkarıldığına işaret eden Bilden, bu artışta etkin tanıtım, uygun fiyat politikaları, sertifikalı tohumluğun desteklenmesi ve bayilik sistemi ile Türkiye'nin en ücra köşelerine tohumlukların ulaştırılmasının önemli faktörler olarak göze çarptığını belirtti.
Stratejik öneme sahip bir diğer görev alanlarının da büyük ve küçükbaş damızlıkların ıslahı ve üretimi olduğunu anlatan Bilden, TİGEM'in sığırcılık ihtisas alanı olarak belirlediği 14 işletmesinde sürdürdüğü sığırcılık faaliyetleri sonucunda elde ettiği üstün vasıflı sığırlardan 2010 yılında 4 bin 623 baş ve 2011 yılında 2 bin 159 baş damızlık dağıtımının gerçekleştirdiğini kaydetti.
TİGEM'in arazi varlığının yüzde 51'ni oluşturan Ceylanpınar Tarım işletmesinde tarihinin en büyük sulama ve mekanizasyon projesinin 2009 yılında başlatıldığını hatırlatan Bilden, yapılan çalışmalar sonucunda toplam 610 bin dekar arazinin sulanır hale geldiğini söyledi. Bilden, şöyle devam etti:
''Yaşadığımız yüzyılda tarım, başlı başına stratejik önem taşıyan bir sektör haline gelmiştir. TİGEM, bu farkındalığın verdiği sorumluluk duygusuyla son yıllarda yapmış olduğu atılımlarla, damızlık üretimi ve dağıtımı noktasında önceki yıllara göre 3 kata varan artışlar sağlanmış, 70 yılda yapılan sulama yatırımlarının 3 katını son 3 yılda gerçekleştirmiş, mekanizasyonun tamamına yakınını yenilemiş, tarımda yüksek teknoloji kullanımını tohumluk ve damızlık üretiminin her alanda yaygınlaştırmıştır. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 850 milyon liralık bir yatırımla bu süreci hızlı bir şekilde devam ettirmeyi hedeflemiştir.''
Bilden daha sonra KİT Komisyonu üyelerinin sorularını yanıtladı.
Söz alan bazı milletvekilleri, TİGEM'in Ceylanpınar Tarım İşletmesi arazisinde yaşayan göçerlerin durumuna değinerek, bu sorunun yıllardır gündeme getirilmesine rağmen halen çözülemediğini, bunun için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladılar.
Bilden, bölgede hayvancılık faaliyeti ile uğraşan 668 hanede 4338 göçer olduğunu vurgulayarak, bu sorunun çözümü için işletme dışında belirlenen bir alana yerleştirilmelerinin karara bağlandığı ve Şanlıurfa Valiliği'nin çalışmalara başladığını ancak Valiliğin 2007 tarihli yazısı ile yapılan tespitler sonucu göçerlerin işletme arazileri dışında başka bir yere yerleştirilmelerinin mümkün olmadığının belirttiğini anlattı.
Göçer sorununa ilişkin bugüne kadar gereken tüm yazışmaların yapıldığını ifade eden Bilden bu konuyu bir sorun olarak gördüklerini, bunun çözülmesi noktasında siyasi iradenin gerekeni yapmasını beklediklerini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun özel sektöre kiralanan işletmelerin bir anlamda özelleştirme işlemi olduğunu savunarak, bu işlemlerin yasal dayanağında eksiklikler ve hukuki altyapısında sıkıntılar olduğunu ifade etmesi üzerine Bilden, işletmeleri 30 yıllığına kiraya yönetim kurulu kararı doğrultusunda değil, YPK kararı doğrultusunda verdiklerini söyledi.
Bu işletmelerin neden özel sektöre devredildiğinin sorulması üzerine de Bilden, özel sektörün elinde yatırım yapacak bu büyüklükte toplu arazi olmadığını, ilana çıkılan 6 işletme ile özel sektöre açılan işletme sayısının 22'yi bulacağını ve bu zamana kadar devredilen arazinin de toplam arazinin sadece yüzde 7'sini temsil ettiğini bildirdi.
Bu şekilde zarar eden işletmelerin kara geçtiğini, kurumun kira geliri elde ettiğini anlatan Bilden, ayrıca özel sektörün bu işletmelere önemli yatırımlar yaparak, istihdam sağladığını ifade etti.
Bilden bir soru üzerine de, özel sektöre kiraya verilen arazilerin tarım dışı bir faaliyette kullanılmasının kesinlikle söz konusu olmadığını vurguladı.
Konuşmaların ardından TİGEM'in 2010 yılı hesapları ibra edildi.
