2016-04-05 - 12:47
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, vatan sevdalılarının "yüzünün soluk, bakışlarının soğuk" olduğunu ifade ederek, "vatanının darboğazda, Türk milletinin dar ve şiddetli bir terör koridorunda" olduğunu, ülkenin temellerinin çatırdadığını, altındaki sağlam zemin kaydığını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, vatan sevdalılarının "yüzünün soluk, bakışlarının soğuk" olduğunu ifade ederek, "vatanının darboğazda, Türk milletinin dar ve şiddetli bir terör koridorunda" olduğunu, ülkenin temellerinin çatırdadığını, altındaki sağlam zemin kaydığını söyledi.
Türk milletinin neşesinin olmadığını ve sevincine gölge düştüğünü savunan Bahçeli, "Milli güvenlik lekelenmiş, sınırlarımız laçkaya dönmüştür. Duyduğumuz üzüntü büyüktür. Yine de karamsar olmayacağız, yine de çözülme ve parçalanma şartlarını ihtiva eden teslim senedine 'olur' vermeyeceğiz." diye konuştu.
Hakikate sözcülük yapmaktan da geri durmayacaklarını belirten Bahçeli, "Türkiye'de vahim bir yönetim sancısının, örtülemez fiili bir iktidar boşluğunun bulunduğunu" ilerdi sürdü. Bahçeli, "Başımıza her ne geliyorsa ihmallerin sonucudur. Hangi krizi yaşıyor, hangi kaosa düşüyorsak, bunların hepsi tarihin yanlış yerinde duran, milli ve ahlaki savrulmalar yaşayan devlet ricalinin eseridir. Hiç kimse başını kuma gömmesin, Türkiye yoğun bakımda, ateş çemberindedir. Hiç kimse gözünü kapatmasın, şayet uyuyorsa doğrulsun, zira Türkiye tüm varlığıyla, tüm kaynak ve değerleriyle hedeftedir." değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, "Sürekli yutkunuyor, yumruklarımızı sıkıyoruz. İçin için ağlıyor, gencecik fidanlarımıza kahroluyoruz. Şehitler geldikçe, yavrular yetim, gelinler dul kaldıkça analar, babalar feryat ettikçe hayat bize zindan oluyor, canımızdan can gidiyor." dedi.
Polis memurları Feyyaz Yumuşak ile Okan Acar'ın, 22 Temmuz 2015'te Ceylanpınar'daki evlerinde uykudayken şehit edildiklerini anımsatan Bahçeli, "Teröristler cinayet döngüsünü böylelikle başlatmışlar, köksüz çözüm korosunu, kimliksiz müzakere kadrosunu ters köşeye yatırmışlardır." ifadesini kullandı.
Bahçeli, "Maalesef AKP'nin PKK'yla kurduğu kanunsuz ilişkilerin seyir defteri çukurlardan fışkırdı, hendeklerden çıktı, barikatların dibinde yırtılmış halde bulundu. Ceylanpınar'dan itibaren başlayan zincirleme suikast ve cinayetler serisi artık ancak savaş şartlarında verilen can kaybı sınırına vardı, buraya dayandı." görüşünü savundu.
Son bir hafta içinde şehit olan güvenlik görevlilerinin isimlerini okuyan Bahçeli, şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine ise başsağlığı diledi. Bahçeli, "Kararlı bir şekilde ve sonuna kadar ifade ediyorum ki şehitler ölmez Türk vatanı bölünemez, bölünemeyecektir." diye konuştu.
"Hükümetin, terörizmin boyutunu göremediğini, yaygınlaşan bölücülüğün, silahlı eşkıyalığın önüne geçemediğini" ileri süren Bahçeli, "Ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan teröristlerin saldırı planlarını öngöremediler, yeni vahşi yöntemlerini okuyamadılar." ifadesine yer verdi.
Terör örgütünün, rutinin dışına çıktığını ve infazlarını otomatiğe bağladığını belirten Bahçeli, "Nusaybin'e gelesiye kadar, el yapımı patlayıcıları binaların kolon diplerine yerleştiren katiller, şimdi taktik değiştirmişler ve bombaları duvarların içine yerleştirerek sıvayla kapatmışlardır. Son günlerde bu adiliğin, bu alçaklığın bedeli vatan evlatları tarafından ağır şekilde ödenmektedir." dedi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
"Teröristler bunları yapıyorken, hükümet nerede geziyor, valiler, güvenlik ve istihbarat görevlileri neyle uğraşıyordu? Yüksekova'da şarkılı türkülü el yapımı bomba hazırlayıp çaydanlıkların içine yerleştiren şerefsizleri hiç mi gören, hiç mi duyan olmadı? Bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat çuvalları elden ele gezerken hiç fark edilmemiştir. Anlaşılan odur ki ülkemiz yalnızca Allah'a emanettir. Nusaybin bombayla doldurulurken, sokak ve caddeler barikatlarla çevrelenirken, evler baştan ayağa silah yığınağı yapılırken koltuğunu ısıtmakla meşgul olan mülki amirler ne yapmıştır? Ortada çok ciddi bir güvenlik ve istihbarat zaafı vardır ve kesindir. Başka ülkeleri bu kapsamda eleştirenlerin özeleştiri yaptıklarına, gerekli tedbirleri aldıklarına henüz şahit olunmuş da değildir. Karşımızda es geçemeyeceğimiz bir namertlik bulunmaktadır. Geçtiğimiz yılın temmuz-aralık ayları arasında, güvenlik güçlerinin teröristlere yönelik defalarca dile getirdiği operasyon teklifini vali ne hakla, hangi gerekçeyle geri çevirmiştir? Sayın Başbakan, bu devrin Ali Galibi'ni ne zamana kadar görevde tutacak, daha nereye kadar sabredeceksiniz?"
Terörle mücadeleye açık çek ve destek verdiklerini vurgulayan Bahçeli, devletin ve güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarını belirtti. Bahçeli, "Ancak biz, işbirlikçiliğe ortak değiliz, hiçbir zaman da olmayacağız. Devletimizin tarihi hak ve menfaatleriyle ilgili değerlendirmeleri, milletimizin beka ve güvenliğiyle ilgili yaklaşımları siyasetin önünde ve üstünde görürüz." görüşünü dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:
"Sayın Başbakan, farkındayım, serokluğu çok sevdin, Allah var ya bu isim sana tam oturdu, sende iyi tuttu, seninle üne ve şöhrete kavuştu. İmara açılan, acil kamulaştırmaya alınan Sur'a yerleşmeyi bile düşünüyorsun, Allah tamamına erdirsin, gözümüz yok, hayrını görürsün, mutlu mesut olursun inşallah. Konyalıydın, şimdi oldun Diyarbakırlı. Dilerim talihin açık olsun. Tarihi Türk şehri Diyarbakır'daki konuşmanda hitap ettiğin meydanı yakından incelediğimde, gördüm ki gururla sallanan tek bir Türk bayrağı yoktu. Görünürde bunu mesele etmedin, eminim ki sen de bundan şikayet etmişsindir. Başka türlüsünü zaten kabullenmek imkansızdır. Fakat gel bu Nusaybin'e biraz kafa yoralım, gel şu teröristlerin Türk vatanına nasıl mevzilendiğini, bombalarla nasıl demirlediklerini düşünelim."
Dokunulmazlıkların kaldırılması konusuna da değinen Bahçeli, "Teröre destek veren, bölücülüğün peşine takılan, suç ve cinayetlerde fiilen payları bulunan PKK'nın Meclis'teki uzantılarıyla ilgili dokunulmazlıkları öncelikli olarak ve acilen kaldıralım." teklifinde bulundu.
Bahçeli, "Sayın Davutoğlu, bilesin ki zaman geçiyor, milli vicdan kanıyor. Ayak sürüme, ağırdan alma, suya yazı yazma. HDP'lilerin dokunulmazlık zırhını delelim, bu millet bunu istiyor. Kimin suçu ve günahı varsa adalet önüne çıksın, kim bu aziz millete yan gözle bakıyorsa, çatık kaş, asık suratla nifakın yanında duruyorsa Türk hukuku üzerine gitsin. Mani olmayınız, engel çıkarmayınız, sadece adaletin önünü açınız ve PKK'lıları mahkemeye çıkarınız. Buna var mısınız? Buna tamam diyor musunuz?" diye sordu.
HDP'nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu hakkında verdiği gensorulara olumsuz baktıklarını anımsatan Bahçeli, çocuk istismarıyla ilgili TBMM'de kurulması kararlaştırılan Araştırma Komisyonu henüz sonuca ulaşmamışken, planlanan siyasi ayak oyunlarına alet olmamayı tercih ettiklerini söyledi.
Bahçeli, "Bize bu konuda kimse laf yetiştirmeye çalışmasın, tabii ki ilgili bakanların sorgulanmaya ve tartışmaya açık faaliyet ve sözleri olduğunu biliyoruz. Buna rağmen MHP, bu aşamada flu baktığı HDP'yle aynı kareye giremez, girmeyecektir. Doğu ve Güneydoğu'da silahlı bölücülerin Meclis ayağıyla bir ve ortak hareket edemeyiz. Biz sorumluluk ve milli şuur sahibi bir partiyiz." değerlendirmesinde bulundu.
"KCK davasında mahkum olmuş teröristlerin, özgürlüklerine kavuşur kavuşmaz soluğu silah başında, bomba düzeneklerinin dibinde aldıklarını" aktaran Bahçeli, "Aynı hatalar tekrarlanmasın, aynı gaflet kuyusuna bir daha düşülmesin. Bu defa durum kritiktir, artık bu anlaşılsın." dedi.
Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Başbakan size tavsiyem şudur: Nusaybin ve diğer operasyon yapılan il ve ilçelerde yaşayan vatandaşlarımıza çağrıda bulunun. Onlara 3 gün mühlet verin ve şehirleri tahliye etmelerini sağlayarak herkesi emniyetli yerlere alın. Arkasından da Nusaybin'de taş üstünde taş, baş üstünde baş koymayın. Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayın. Sur'u yeniden yapmak için kolları sıvamışken, Nusaybin'de tekrar inşa edilir, Şırnak, Yüksekova da yeni baştan ve Türk-İslam mimarisine uygun olarak hayat bulur. Şehadetlerin önü kesilmezse, hemen her ile giden kara haberler bitmezse, uyarıyorum, Türkiye iç savaşa sürüklenecek, Allah muhafaza Suriye'ye benzeyecektir. Gidişat bu yöndedir. Sayın Başbakan, hiç düşündün mü, vatan gittikten, Türkiye çözüldükten sonra siyaseti ne yapalım, iktidara gelsek bile buna nasıl sevinelim? Dikkat ediniz, devletin çarkını uyum içinde döndürünüz. Askerimizin, polisimizin neye ihtiyacı varsa gideriniz. Gerekirse ekmeğimizi bölelim, gerekirse aç yatıp, aç uyanalım, gerekirse sarayın masraflarından kısıp, bütçeden kaynak ayıralım ama kahramanlarımız ne talep ediyorsa son kuruşuna kadar karşılayalım."
"Cumhurbaşkanı'nın geçtiğimiz günlerde basına düşen bir demeci şayet doğruysa, devlet içten kelepçelenmiş, sırtından hançerlenmiş demektir." ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Erdoğan, son günlerdeki şehit sayısındaki artış sebebinin paralel yapıya yakın polis ve askerlerden kaynaklandığını dile getirmiştir. Bu itiraf delilli ve ispatlı bir tahkikatın neticesi ise ister paralel, ister yamuk, ister küp şeklinde olsun; vatan hainlerinin, devlet düşmanlarının, Türkiye'nin karşısında yer almış muhalif cephenin alayının birden hakkından gelmek hükümetin siyasi namus borcudur. Paralelciler PKK'yı kollayacaklar, Diyarbakır Bağlar'da gerçekleştiği iddia edildiği üzere, operasyon bilgilerini sızdıracaklar, istihbarat ve güvenlik kaosu yaratacaklar, biz de buna sessiz kalacağız öyle mi? Yok öyle yağma, yok öyle bir dünya. Bunlar kim ya da kimlerse hükümet ibreti alem için isimlerini tek tek, unvanlarını bir bir açıklamalı, bu çürümüşleri, bu kansızları deşifre etmelidir. Ve de gereken her ne ise derhal yapmalı, paralelin kökünü kurutmalıdır."
Türk milletinin, tarihin en önemli sınavında olduğunu belirten Bahçeli, "Bugün yaşananlar 1990'lı yıllara taş çıkartmaktadır. Bizim vazgeçecek toprağımız, çizecek sınırımız, kaybedecek insanımız, terk edecek yurdumuz, sönecek yuvamız yoktur. Milli mukavemeti kırmak her babayiğidin harcı da olamayacaktır. Vatan namus simgesidir, millet şeref nişanesidir, devlet ebed müddet varlığımızın, egemenlik haklarımızın garantisidir. Ne namusumuzu çiğnetir, ne nişanemizi yerlerde süründürür, ne de tarihi çıkarlarımıza halel getiririz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, geçtiğimiz hafta ABD'deki Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katıldığını anımsatan Bahçeli, ancak bu ziyarette nükleer güvenlik konusunun ikinci plana düştüğünü savundu.
Bahçeli, Erdoğan'ın, ABD'ye intikali sırasında havalimanından itibaren başlayan olumsuzluklar ve nezaketsiz muamelelerin, gözlerinden kaçmadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bizim Cumhurbaşkanı'na bakışımız bellidir. Bugüne kadar aramızda geçen yoğun ve kıyasıya siyasi mücadeleler de unutulacak türden değildir. Ancak Erdoğan, ABD'de Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil etmiştir. ABD yönetiminin havalimanında Erdoğan'ı bir manga askerle karşılamaya layık bulması bir defa Türkiye'ye haksızlık ve saygısızlıktır. AKP'li Dışişleri Bakanı'nın bir avuç insandan oluşan karşılama kuyruğuna telaşla girip ön safa geçmesi ve de durumu kurtarmaya çabalaması hiçbir gerçeği değiştiremeyecektir. ABD, stratejik ve model ortaklığını kızağa almış gibidir. Anlaşılan müttefiklik hukuku da bekleme odasındadır."
Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde bazı medya kuruluşlarında yer alan haberlere değinen Bahçeli, "Özellikle İranlı şarlatanın savunulması, bu kara paracının bey olarak anılması işin bir başka tuhaf ve talihsiz yönü olmuştur. İranlı karanlık simanın farklı odak ve çevrelerle mukayesesi, gönüllü avukatların Türkiye'den müdahil olma gayretkeşliği trajikomik olduğu kadar skandaldır." diye konuştu.
Bahçeli, "En sonunda Obama ile Erdoğan Beyaz Saray'daki Kırmızı Oda'da görüşünce yandaş mahfiller muratlarına ermişler, bunu sanki ABD'nin yeniden fethi gibi sunmuşlar, derin bir nefes almışlardır." değerlendirmesinde bulundu.
"Elbette bu ikili arasında nelerin görüşüldüğüne dair bilgimiz tarafların paylaştığı kadardır. Bunun dışında yorum yapmamız isabetli olmayacaktır." diyen Bahçeli, görüşmeye ilişkin cevaplandırılmasını istediği soruları şöyle sıraladı:
"Erdoğan, Türkiye-Suriye sınırının 98 kilometrelik hattında halen IŞİD'in elinde bulunan Menbic'e yönelik YPG ilerleyişine göz kırpmış, ümit vermiş midir? Kırmızı Oda'da Erdoğan'ın PYD'ye karşı yumuşadığı, bu konuda ikna sürecine girdiği iddialarında gerçeklik payı var mıdır? YPG'nin Fırat'ın batısına geçmesi halinde vurulacağı Obama ile Erdoğan arasında konuşulmayacak bir detay olarak değerlendirildiğine göre, Nusaybin'de Mehmetçiği, polislerimizi şehit eden bu katil örgütün yayılmasına, ABD desteğiyle stratejik noktaları ele geçirmesine hükümet gözünü kapatacak mıdır? Muhtemel Menbic operasyonunda Türkiye'ye bir rol verilmiş, başkent Ankara temelli şartlar sonuna kadar savunulmuş mudur? Üçüncü olarak, İranlı kara paracının kefaretten vazgeçmesi ve hakkındaki yığınla iddialar Kırmızı Oda'da Obama tarafından gündeme getirilerek bir tehdit enstrümanı olarak kullanılmış mıdır? ABD yönetiminin YPG'yi kara gücü olarak gördüğü belli ve sabitken, Doğu ve Güneydoğu'daki terör saldırıları konusunda Obama'nın dikkati çekilmiş, tespiti yapılan ilişkiler ağı gösterilmiş midir?"
Devlet Bahçeli, Ankara'daki ABD Büyükelçiliğinin, kendi vatandaşlarından, Türkiye'deki 19 ile terör faaliyetleri gerekçesiyle gitmemelerini istediğini anımsatarak, bunun aymazlık ve bir akıl tutulması olduğunu bildirdi.
Bahçeli, "Yıllarca terör örgütleriyle kapalı devre irtibat kuran, canilerin Kandil'de barınmasına ortam açan ABD'nin Türkiye'yi kötülemesi ve itibarıyla oynaması ayıplı, hastalıklı bir tavırdır. ABD terörden bu kadar çekiniyor, vatandaşlarının canından endişe ediyorsa, o zaman PYD'yi, PKK'yı niçin ve hangi insanlık değeri adına silahlandırmakta, üzerimize kışkırtmaktadır?" dedi.
Bahçeli, Erdoğan'a basın özgürlüğü ve demokrasi hatırlatması yaparken oldukça asabileşen Obama'nın, sıra terör örgütlerine gelince yelkenleri indirdiğini ve gözlerini yumduğunu belirterek, "Teksaslının, Arizonalının, Newyorklunun canı candır da Yozgatlının, Manisalının, İzmirlinin, Ankaralının canı patlıcan mıdır? Kenyalı Obama'nın, Kaliforniyalı varken, Konyalı Hasan'ı düşünmesini beklemiyoruz; ama hiç olmazsa insani ve vicdani erdem ve ölçülerin yanında durmasını istiyor, bunun da hakkımız olduğunu düşünüyoruz." ifadesini kullandı.
"Erdoğan, ABD'de buz gibi bir çehreyle karşılaşmıştır. Bunun Türkiye adına bir kayıp olduğunu söylemek lazımdır." diyen Bahçeli, Erdoğan'ın ve Obama'nın, görüşme sonrasındaki açıklamalarını da anımsattı.
Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:
"Yabancı bir ülkenin devlet veya hükümet başkanının, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, hele bir de misafirse, gıyabında veya yüzüne karşı yaptığı eleştirisine sıcak ve normal bakamayız. Erdoğan'ın çok hatası vardır, kaldı ki bunu devamlı söylüyoruz. Erdoğan çok çam devirmiş, çok gönül kırmış, çok umut yıkmıştır. Bunu da biliyoruz. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı yabancı bir ülkede hiç kimsenin parmak sallamayacağını da bir o kadar biliyor ve bunu savunuyoruz. Obama giderayak terör örgütleriyle bağ ve bağlantısı konusunda durum muhasebesi yapmalı, sözünü bilip pişirmeli, ağzını derip devşirmelidir. Bizim bu duruşumuzdan istifade eden fitnenin ve tezviratın makineli yuvaları yine ileri geri birçok çarpıtma ve suçlama getireceklerdir. Ancak biz Türk milliyetçisiyiz, Obama'nın uydusu, ABD'nin sözcüsü, yanlış ve yalanın da müdafaacısı değiliz. Şunu da görmemiz ve hakkı teslim etmemiz lazımdır ki, AKP'nin imaj ve saygınlığı ile Erdoğan'ın eski popülaritesi kalmamıştır."
"Erdoğan'ın, ABD'de, bu ülkeyi kast ve ima ederek; üst aklın Türkiye'de oyun oynadığını, Türkiye'yi bölmek, parçalamak, güçleri yeterse yutmak istediğini söylemesinin, hazin ve ibret verici bir görüş olduğunu" savunan Bahçeli, "Fakat aynı Erdoğan, Türkiye açısından geçmişte olduğu gibi bugün de ABD ile ilişkilerimizin vazgeçilmezliğine vurgu yapmaktadır. Madem üst akıl tehlike saçmaktadır; o halde bugüne kadar Türkiye'nin 14 yıldır ABD yörüngesinde fırıl fırıl dönmesi, eline avucuna bakması nasıl izah edilecektir? Bunda Erdoğan'ın hiç mi suçu, hiç mi vebali yoktur? Üst akıl tarafından kurgusu yapılan, senaryosu yazılan, Türkiye'yi kapsamına alan Büyük Ortadoğu Projesi'ne bizim köylü Mehmet Ağa mı eş başkan olmuştur?" ifadesini kullandı.
"Erdoğan'ın haklı olarak eleştirdiği ve kendisine karşı öbek öbek toplanıp tepki gösteren PKK, YPG, yeniden faaliyete geçtiği anlaşılan ASALA ve paralelciler, düne kadar kimin dostluk, ortaklık ve kardeşlik çemberindeydi?" sorusunu yönelten Bahçeli, "Obama'nın eleştiri tufanı Türk milletinin hangi değerine olursa olsun, MHP iltifat ve itibar göstermeyecek, ademe mahkum etmekten de korkmayacaktır. Ve inançla haykırıyorum, iktidarın kaynağı Washington olmayıp aziz Türk milletinin yegâne sinesi ve varlığıdır. Herkes bunu bilmeli, buna göre hareket etmelidir." diye konuştu.
Ermenistan-Azerbaycan cephe hattındaki çatışmalara da değinen Bahçeli, Ermenistan'ın, Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal altında tuttuğunu hatırlatarak, bu işgalden vazgeçilmediği, Ermeni saldırıları dinmediği sürece çatışmaların sürmesinin güçlü bir ihtimal olduğunu vurguladı.
Bahçeli, "Ermenistan uluslararası hukuka uymalı, Azerbaycan'ın helali ve ecdat yadigarı topraklarından derhal çıkmalıdır. Yukarı Karabağ ihtilafı hak, hukuk ve barışçı yollardan çözülmeli, AGİT Minsk Grubu, Azerbaycan egemenliğinde olması gereken topraklarda Ermeni zulmüne son verilmesiyle ilgili duruş sergilemelidir." ifadesini kullandı.
Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne saygı ve riayet edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Sonu nereye varırsa varsın, MHP, Azerbaycanlı soydaşlarının güçlü bir şekilde yanındadır. Karabağ Kars kadar Türk'tür ve Türk'ün öz yurdudur." dedi.
Bahçeli, konuşmasının sonunda Regaip Kandili'ni kutlayarak, Üç Ayların hayır ve bereketle geçmesini diledi.
Türk milletinin neşesinin olmadığını ve sevincine gölge düştüğünü savunan Bahçeli, "Milli güvenlik lekelenmiş, sınırlarımız laçkaya dönmüştür. Duyduğumuz üzüntü büyüktür. Yine de karamsar olmayacağız, yine de çözülme ve parçalanma şartlarını ihtiva eden teslim senedine 'olur' vermeyeceğiz." diye konuştu.
Hakikate sözcülük yapmaktan da geri durmayacaklarını belirten Bahçeli, "Türkiye'de vahim bir yönetim sancısının, örtülemez fiili bir iktidar boşluğunun bulunduğunu" ilerdi sürdü. Bahçeli, "Başımıza her ne geliyorsa ihmallerin sonucudur. Hangi krizi yaşıyor, hangi kaosa düşüyorsak, bunların hepsi tarihin yanlış yerinde duran, milli ve ahlaki savrulmalar yaşayan devlet ricalinin eseridir. Hiç kimse başını kuma gömmesin, Türkiye yoğun bakımda, ateş çemberindedir. Hiç kimse gözünü kapatmasın, şayet uyuyorsa doğrulsun, zira Türkiye tüm varlığıyla, tüm kaynak ve değerleriyle hedeftedir." değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, "Sürekli yutkunuyor, yumruklarımızı sıkıyoruz. İçin için ağlıyor, gencecik fidanlarımıza kahroluyoruz. Şehitler geldikçe, yavrular yetim, gelinler dul kaldıkça analar, babalar feryat ettikçe hayat bize zindan oluyor, canımızdan can gidiyor." dedi.
Polis memurları Feyyaz Yumuşak ile Okan Acar'ın, 22 Temmuz 2015'te Ceylanpınar'daki evlerinde uykudayken şehit edildiklerini anımsatan Bahçeli, "Teröristler cinayet döngüsünü böylelikle başlatmışlar, köksüz çözüm korosunu, kimliksiz müzakere kadrosunu ters köşeye yatırmışlardır." ifadesini kullandı.
Bahçeli, "Maalesef AKP'nin PKK'yla kurduğu kanunsuz ilişkilerin seyir defteri çukurlardan fışkırdı, hendeklerden çıktı, barikatların dibinde yırtılmış halde bulundu. Ceylanpınar'dan itibaren başlayan zincirleme suikast ve cinayetler serisi artık ancak savaş şartlarında verilen can kaybı sınırına vardı, buraya dayandı." görüşünü savundu.
Son bir hafta içinde şehit olan güvenlik görevlilerinin isimlerini okuyan Bahçeli, şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine ise başsağlığı diledi. Bahçeli, "Kararlı bir şekilde ve sonuna kadar ifade ediyorum ki şehitler ölmez Türk vatanı bölünemez, bölünemeyecektir." diye konuştu.
"Hükümetin, terörizmin boyutunu göremediğini, yaygınlaşan bölücülüğün, silahlı eşkıyalığın önüne geçemediğini" ileri süren Bahçeli, "Ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan teröristlerin saldırı planlarını öngöremediler, yeni vahşi yöntemlerini okuyamadılar." ifadesine yer verdi.
Terör örgütünün, rutinin dışına çıktığını ve infazlarını otomatiğe bağladığını belirten Bahçeli, "Nusaybin'e gelesiye kadar, el yapımı patlayıcıları binaların kolon diplerine yerleştiren katiller, şimdi taktik değiştirmişler ve bombaları duvarların içine yerleştirerek sıvayla kapatmışlardır. Son günlerde bu adiliğin, bu alçaklığın bedeli vatan evlatları tarafından ağır şekilde ödenmektedir." dedi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
"Teröristler bunları yapıyorken, hükümet nerede geziyor, valiler, güvenlik ve istihbarat görevlileri neyle uğraşıyordu? Yüksekova'da şarkılı türkülü el yapımı bomba hazırlayıp çaydanlıkların içine yerleştiren şerefsizleri hiç mi gören, hiç mi duyan olmadı? Bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat çuvalları elden ele gezerken hiç fark edilmemiştir. Anlaşılan odur ki ülkemiz yalnızca Allah'a emanettir. Nusaybin bombayla doldurulurken, sokak ve caddeler barikatlarla çevrelenirken, evler baştan ayağa silah yığınağı yapılırken koltuğunu ısıtmakla meşgul olan mülki amirler ne yapmıştır? Ortada çok ciddi bir güvenlik ve istihbarat zaafı vardır ve kesindir. Başka ülkeleri bu kapsamda eleştirenlerin özeleştiri yaptıklarına, gerekli tedbirleri aldıklarına henüz şahit olunmuş da değildir. Karşımızda es geçemeyeceğimiz bir namertlik bulunmaktadır. Geçtiğimiz yılın temmuz-aralık ayları arasında, güvenlik güçlerinin teröristlere yönelik defalarca dile getirdiği operasyon teklifini vali ne hakla, hangi gerekçeyle geri çevirmiştir? Sayın Başbakan, bu devrin Ali Galibi'ni ne zamana kadar görevde tutacak, daha nereye kadar sabredeceksiniz?"
Terörle mücadeleye açık çek ve destek verdiklerini vurgulayan Bahçeli, devletin ve güvenlik güçlerinin sonuna kadar yanında olduklarını belirtti. Bahçeli, "Ancak biz, işbirlikçiliğe ortak değiliz, hiçbir zaman da olmayacağız. Devletimizin tarihi hak ve menfaatleriyle ilgili değerlendirmeleri, milletimizin beka ve güvenliğiyle ilgili yaklaşımları siyasetin önünde ve üstünde görürüz." görüşünü dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:
"Sayın Başbakan, farkındayım, serokluğu çok sevdin, Allah var ya bu isim sana tam oturdu, sende iyi tuttu, seninle üne ve şöhrete kavuştu. İmara açılan, acil kamulaştırmaya alınan Sur'a yerleşmeyi bile düşünüyorsun, Allah tamamına erdirsin, gözümüz yok, hayrını görürsün, mutlu mesut olursun inşallah. Konyalıydın, şimdi oldun Diyarbakırlı. Dilerim talihin açık olsun. Tarihi Türk şehri Diyarbakır'daki konuşmanda hitap ettiğin meydanı yakından incelediğimde, gördüm ki gururla sallanan tek bir Türk bayrağı yoktu. Görünürde bunu mesele etmedin, eminim ki sen de bundan şikayet etmişsindir. Başka türlüsünü zaten kabullenmek imkansızdır. Fakat gel bu Nusaybin'e biraz kafa yoralım, gel şu teröristlerin Türk vatanına nasıl mevzilendiğini, bombalarla nasıl demirlediklerini düşünelim."
Dokunulmazlıkların kaldırılması konusuna da değinen Bahçeli, "Teröre destek veren, bölücülüğün peşine takılan, suç ve cinayetlerde fiilen payları bulunan PKK'nın Meclis'teki uzantılarıyla ilgili dokunulmazlıkları öncelikli olarak ve acilen kaldıralım." teklifinde bulundu.
Bahçeli, "Sayın Davutoğlu, bilesin ki zaman geçiyor, milli vicdan kanıyor. Ayak sürüme, ağırdan alma, suya yazı yazma. HDP'lilerin dokunulmazlık zırhını delelim, bu millet bunu istiyor. Kimin suçu ve günahı varsa adalet önüne çıksın, kim bu aziz millete yan gözle bakıyorsa, çatık kaş, asık suratla nifakın yanında duruyorsa Türk hukuku üzerine gitsin. Mani olmayınız, engel çıkarmayınız, sadece adaletin önünü açınız ve PKK'lıları mahkemeye çıkarınız. Buna var mısınız? Buna tamam diyor musunuz?" diye sordu.
HDP'nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu hakkında verdiği gensorulara olumsuz baktıklarını anımsatan Bahçeli, çocuk istismarıyla ilgili TBMM'de kurulması kararlaştırılan Araştırma Komisyonu henüz sonuca ulaşmamışken, planlanan siyasi ayak oyunlarına alet olmamayı tercih ettiklerini söyledi.
Bahçeli, "Bize bu konuda kimse laf yetiştirmeye çalışmasın, tabii ki ilgili bakanların sorgulanmaya ve tartışmaya açık faaliyet ve sözleri olduğunu biliyoruz. Buna rağmen MHP, bu aşamada flu baktığı HDP'yle aynı kareye giremez, girmeyecektir. Doğu ve Güneydoğu'da silahlı bölücülerin Meclis ayağıyla bir ve ortak hareket edemeyiz. Biz sorumluluk ve milli şuur sahibi bir partiyiz." değerlendirmesinde bulundu.
"KCK davasında mahkum olmuş teröristlerin, özgürlüklerine kavuşur kavuşmaz soluğu silah başında, bomba düzeneklerinin dibinde aldıklarını" aktaran Bahçeli, "Aynı hatalar tekrarlanmasın, aynı gaflet kuyusuna bir daha düşülmesin. Bu defa durum kritiktir, artık bu anlaşılsın." dedi.
Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Başbakan size tavsiyem şudur: Nusaybin ve diğer operasyon yapılan il ve ilçelerde yaşayan vatandaşlarımıza çağrıda bulunun. Onlara 3 gün mühlet verin ve şehirleri tahliye etmelerini sağlayarak herkesi emniyetli yerlere alın. Arkasından da Nusaybin'de taş üstünde taş, baş üstünde baş koymayın. Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayın. Sur'u yeniden yapmak için kolları sıvamışken, Nusaybin'de tekrar inşa edilir, Şırnak, Yüksekova da yeni baştan ve Türk-İslam mimarisine uygun olarak hayat bulur. Şehadetlerin önü kesilmezse, hemen her ile giden kara haberler bitmezse, uyarıyorum, Türkiye iç savaşa sürüklenecek, Allah muhafaza Suriye'ye benzeyecektir. Gidişat bu yöndedir. Sayın Başbakan, hiç düşündün mü, vatan gittikten, Türkiye çözüldükten sonra siyaseti ne yapalım, iktidara gelsek bile buna nasıl sevinelim? Dikkat ediniz, devletin çarkını uyum içinde döndürünüz. Askerimizin, polisimizin neye ihtiyacı varsa gideriniz. Gerekirse ekmeğimizi bölelim, gerekirse aç yatıp, aç uyanalım, gerekirse sarayın masraflarından kısıp, bütçeden kaynak ayıralım ama kahramanlarımız ne talep ediyorsa son kuruşuna kadar karşılayalım."
"Cumhurbaşkanı'nın geçtiğimiz günlerde basına düşen bir demeci şayet doğruysa, devlet içten kelepçelenmiş, sırtından hançerlenmiş demektir." ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Erdoğan, son günlerdeki şehit sayısındaki artış sebebinin paralel yapıya yakın polis ve askerlerden kaynaklandığını dile getirmiştir. Bu itiraf delilli ve ispatlı bir tahkikatın neticesi ise ister paralel, ister yamuk, ister küp şeklinde olsun; vatan hainlerinin, devlet düşmanlarının, Türkiye'nin karşısında yer almış muhalif cephenin alayının birden hakkından gelmek hükümetin siyasi namus borcudur. Paralelciler PKK'yı kollayacaklar, Diyarbakır Bağlar'da gerçekleştiği iddia edildiği üzere, operasyon bilgilerini sızdıracaklar, istihbarat ve güvenlik kaosu yaratacaklar, biz de buna sessiz kalacağız öyle mi? Yok öyle yağma, yok öyle bir dünya. Bunlar kim ya da kimlerse hükümet ibreti alem için isimlerini tek tek, unvanlarını bir bir açıklamalı, bu çürümüşleri, bu kansızları deşifre etmelidir. Ve de gereken her ne ise derhal yapmalı, paralelin kökünü kurutmalıdır."
Türk milletinin, tarihin en önemli sınavında olduğunu belirten Bahçeli, "Bugün yaşananlar 1990'lı yıllara taş çıkartmaktadır. Bizim vazgeçecek toprağımız, çizecek sınırımız, kaybedecek insanımız, terk edecek yurdumuz, sönecek yuvamız yoktur. Milli mukavemeti kırmak her babayiğidin harcı da olamayacaktır. Vatan namus simgesidir, millet şeref nişanesidir, devlet ebed müddet varlığımızın, egemenlik haklarımızın garantisidir. Ne namusumuzu çiğnetir, ne nişanemizi yerlerde süründürür, ne de tarihi çıkarlarımıza halel getiririz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, geçtiğimiz hafta ABD'deki Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katıldığını anımsatan Bahçeli, ancak bu ziyarette nükleer güvenlik konusunun ikinci plana düştüğünü savundu.
Bahçeli, Erdoğan'ın, ABD'ye intikali sırasında havalimanından itibaren başlayan olumsuzluklar ve nezaketsiz muamelelerin, gözlerinden kaçmadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bizim Cumhurbaşkanı'na bakışımız bellidir. Bugüne kadar aramızda geçen yoğun ve kıyasıya siyasi mücadeleler de unutulacak türden değildir. Ancak Erdoğan, ABD'de Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil etmiştir. ABD yönetiminin havalimanında Erdoğan'ı bir manga askerle karşılamaya layık bulması bir defa Türkiye'ye haksızlık ve saygısızlıktır. AKP'li Dışişleri Bakanı'nın bir avuç insandan oluşan karşılama kuyruğuna telaşla girip ön safa geçmesi ve de durumu kurtarmaya çabalaması hiçbir gerçeği değiştiremeyecektir. ABD, stratejik ve model ortaklığını kızağa almış gibidir. Anlaşılan müttefiklik hukuku da bekleme odasındadır."
Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesinde bazı medya kuruluşlarında yer alan haberlere değinen Bahçeli, "Özellikle İranlı şarlatanın savunulması, bu kara paracının bey olarak anılması işin bir başka tuhaf ve talihsiz yönü olmuştur. İranlı karanlık simanın farklı odak ve çevrelerle mukayesesi, gönüllü avukatların Türkiye'den müdahil olma gayretkeşliği trajikomik olduğu kadar skandaldır." diye konuştu.
Bahçeli, "En sonunda Obama ile Erdoğan Beyaz Saray'daki Kırmızı Oda'da görüşünce yandaş mahfiller muratlarına ermişler, bunu sanki ABD'nin yeniden fethi gibi sunmuşlar, derin bir nefes almışlardır." değerlendirmesinde bulundu.
"Elbette bu ikili arasında nelerin görüşüldüğüne dair bilgimiz tarafların paylaştığı kadardır. Bunun dışında yorum yapmamız isabetli olmayacaktır." diyen Bahçeli, görüşmeye ilişkin cevaplandırılmasını istediği soruları şöyle sıraladı:
"Erdoğan, Türkiye-Suriye sınırının 98 kilometrelik hattında halen IŞİD'in elinde bulunan Menbic'e yönelik YPG ilerleyişine göz kırpmış, ümit vermiş midir? Kırmızı Oda'da Erdoğan'ın PYD'ye karşı yumuşadığı, bu konuda ikna sürecine girdiği iddialarında gerçeklik payı var mıdır? YPG'nin Fırat'ın batısına geçmesi halinde vurulacağı Obama ile Erdoğan arasında konuşulmayacak bir detay olarak değerlendirildiğine göre, Nusaybin'de Mehmetçiği, polislerimizi şehit eden bu katil örgütün yayılmasına, ABD desteğiyle stratejik noktaları ele geçirmesine hükümet gözünü kapatacak mıdır? Muhtemel Menbic operasyonunda Türkiye'ye bir rol verilmiş, başkent Ankara temelli şartlar sonuna kadar savunulmuş mudur? Üçüncü olarak, İranlı kara paracının kefaretten vazgeçmesi ve hakkındaki yığınla iddialar Kırmızı Oda'da Obama tarafından gündeme getirilerek bir tehdit enstrümanı olarak kullanılmış mıdır? ABD yönetiminin YPG'yi kara gücü olarak gördüğü belli ve sabitken, Doğu ve Güneydoğu'daki terör saldırıları konusunda Obama'nın dikkati çekilmiş, tespiti yapılan ilişkiler ağı gösterilmiş midir?"
Devlet Bahçeli, Ankara'daki ABD Büyükelçiliğinin, kendi vatandaşlarından, Türkiye'deki 19 ile terör faaliyetleri gerekçesiyle gitmemelerini istediğini anımsatarak, bunun aymazlık ve bir akıl tutulması olduğunu bildirdi.
Bahçeli, "Yıllarca terör örgütleriyle kapalı devre irtibat kuran, canilerin Kandil'de barınmasına ortam açan ABD'nin Türkiye'yi kötülemesi ve itibarıyla oynaması ayıplı, hastalıklı bir tavırdır. ABD terörden bu kadar çekiniyor, vatandaşlarının canından endişe ediyorsa, o zaman PYD'yi, PKK'yı niçin ve hangi insanlık değeri adına silahlandırmakta, üzerimize kışkırtmaktadır?" dedi.
Bahçeli, Erdoğan'a basın özgürlüğü ve demokrasi hatırlatması yaparken oldukça asabileşen Obama'nın, sıra terör örgütlerine gelince yelkenleri indirdiğini ve gözlerini yumduğunu belirterek, "Teksaslının, Arizonalının, Newyorklunun canı candır da Yozgatlının, Manisalının, İzmirlinin, Ankaralının canı patlıcan mıdır? Kenyalı Obama'nın, Kaliforniyalı varken, Konyalı Hasan'ı düşünmesini beklemiyoruz; ama hiç olmazsa insani ve vicdani erdem ve ölçülerin yanında durmasını istiyor, bunun da hakkımız olduğunu düşünüyoruz." ifadesini kullandı.
"Erdoğan, ABD'de buz gibi bir çehreyle karşılaşmıştır. Bunun Türkiye adına bir kayıp olduğunu söylemek lazımdır." diyen Bahçeli, Erdoğan'ın ve Obama'nın, görüşme sonrasındaki açıklamalarını da anımsattı.
Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:
"Yabancı bir ülkenin devlet veya hükümet başkanının, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, hele bir de misafirse, gıyabında veya yüzüne karşı yaptığı eleştirisine sıcak ve normal bakamayız. Erdoğan'ın çok hatası vardır, kaldı ki bunu devamlı söylüyoruz. Erdoğan çok çam devirmiş, çok gönül kırmış, çok umut yıkmıştır. Bunu da biliyoruz. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı yabancı bir ülkede hiç kimsenin parmak sallamayacağını da bir o kadar biliyor ve bunu savunuyoruz. Obama giderayak terör örgütleriyle bağ ve bağlantısı konusunda durum muhasebesi yapmalı, sözünü bilip pişirmeli, ağzını derip devşirmelidir. Bizim bu duruşumuzdan istifade eden fitnenin ve tezviratın makineli yuvaları yine ileri geri birçok çarpıtma ve suçlama getireceklerdir. Ancak biz Türk milliyetçisiyiz, Obama'nın uydusu, ABD'nin sözcüsü, yanlış ve yalanın da müdafaacısı değiliz. Şunu da görmemiz ve hakkı teslim etmemiz lazımdır ki, AKP'nin imaj ve saygınlığı ile Erdoğan'ın eski popülaritesi kalmamıştır."
"Erdoğan'ın, ABD'de, bu ülkeyi kast ve ima ederek; üst aklın Türkiye'de oyun oynadığını, Türkiye'yi bölmek, parçalamak, güçleri yeterse yutmak istediğini söylemesinin, hazin ve ibret verici bir görüş olduğunu" savunan Bahçeli, "Fakat aynı Erdoğan, Türkiye açısından geçmişte olduğu gibi bugün de ABD ile ilişkilerimizin vazgeçilmezliğine vurgu yapmaktadır. Madem üst akıl tehlike saçmaktadır; o halde bugüne kadar Türkiye'nin 14 yıldır ABD yörüngesinde fırıl fırıl dönmesi, eline avucuna bakması nasıl izah edilecektir? Bunda Erdoğan'ın hiç mi suçu, hiç mi vebali yoktur? Üst akıl tarafından kurgusu yapılan, senaryosu yazılan, Türkiye'yi kapsamına alan Büyük Ortadoğu Projesi'ne bizim köylü Mehmet Ağa mı eş başkan olmuştur?" ifadesini kullandı.
"Erdoğan'ın haklı olarak eleştirdiği ve kendisine karşı öbek öbek toplanıp tepki gösteren PKK, YPG, yeniden faaliyete geçtiği anlaşılan ASALA ve paralelciler, düne kadar kimin dostluk, ortaklık ve kardeşlik çemberindeydi?" sorusunu yönelten Bahçeli, "Obama'nın eleştiri tufanı Türk milletinin hangi değerine olursa olsun, MHP iltifat ve itibar göstermeyecek, ademe mahkum etmekten de korkmayacaktır. Ve inançla haykırıyorum, iktidarın kaynağı Washington olmayıp aziz Türk milletinin yegâne sinesi ve varlığıdır. Herkes bunu bilmeli, buna göre hareket etmelidir." diye konuştu.
Ermenistan-Azerbaycan cephe hattındaki çatışmalara da değinen Bahçeli, Ermenistan'ın, Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal altında tuttuğunu hatırlatarak, bu işgalden vazgeçilmediği, Ermeni saldırıları dinmediği sürece çatışmaların sürmesinin güçlü bir ihtimal olduğunu vurguladı.
Bahçeli, "Ermenistan uluslararası hukuka uymalı, Azerbaycan'ın helali ve ecdat yadigarı topraklarından derhal çıkmalıdır. Yukarı Karabağ ihtilafı hak, hukuk ve barışçı yollardan çözülmeli, AGİT Minsk Grubu, Azerbaycan egemenliğinde olması gereken topraklarda Ermeni zulmüne son verilmesiyle ilgili duruş sergilemelidir." ifadesini kullandı.
Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne saygı ve riayet edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Sonu nereye varırsa varsın, MHP, Azerbaycanlı soydaşlarının güçlü bir şekilde yanındadır. Karabağ Kars kadar Türk'tür ve Türk'ün öz yurdudur." dedi.
Bahçeli, konuşmasının sonunda Regaip Kandili'ni kutlayarak, Üç Ayların hayır ve bereketle geçmesini diledi.
