2008-04-09 - 10:18
Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Temsilciler Meclisi Avrupa İşleri Komitesi Başkan Yardımcısı Jan Bauer başkanlığındaki heyet, TBMM AB Uyum Komisyonunu ziyaret etti.
Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Temsilciler
Meclisi Avrupa İşleri Komitesi Başkan Yardımcısı Jan Bauer, Türkiye'nin
gerekli kriterleri yerine getirdiğinde AB'ye tam üye olmasını
desteklediklerini, Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy'nin ortaya
attığı Akdeniz Birliğinin bunun yerine geçemeyeceğini söyledi.
Bauer başkanlığındaki heyet, TBMM AB Uyum Komisyonunu ziyaret etti.
Heyet, Komisyon Başkanı Yaşar Yakış'ın yurt dışında olması nedeniyle,
Başkanvekili Lütfi Elvan ve Onur Öymen ile görüştü.
Heyet Başkanı Bauer, 1 Ocak 2009'de AB dönem başkanlığını
üstleneceklerine dikkati çekerek, kendi dönem başkanlığında, ''Sınırsız
AB'' konusunun gündemde olacağını, üye olan ve olmayan ülkeler
arasındaki bazıları sanal olan bariyerlerin yaratılmasına karşı
olduklarını söyledi.
Türkiye'nin gerekli kriterleri ve koşulları yerine getirmesi halinde
AB'ye tam üye olmasını desteklediklerini, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy
tarafından ortaya atılan Akdeniz Birliğinin bunun yerine geçemeyeceğini
anlatan Bauer, üyelik konusundaki deneyimlerini Türkiye ile paylaşmaya
hazır olduklarını kaydetti.
-''SORUN, KRİTERLERİ YERİNE GETİRMEK DEĞİL''-
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanvekili Onur Öymen, görüşmede yaptığı
konuşmada, Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında güçlü dostluk ve
işbirliği ilişkileri olduğunu belirtti. Çek Cumhuriyeti'ni AB
üyeliğinden dolayı kutlayan Öymen, kendilerinin deneyimlerinden
yararlanmayı istediklerini kaydetti.
Türkiye'nin uzun süreden beri tam üyelik için çalıştığına dikkati çeken
Öymen, şunları söyledi:
''Bizim için AB üyesi olup olmamak değil, ne zaman olacağımız önemlidir.
Bize hep koşulları yerine getirdiğimizde üye olacağımız söyleniyordu.
Bunun için reformlar yaptık. Aday olduktan sonra diğer adaylarla eşit
muamele göreceğimiz söylendi. Ancak, son günlerde Avrupa'da başka
rüzgarlar esiyor. Fransa Cumhurbaşkanı, 'Türkiye tüm koşulları yerine
getirse bile üye olamaz, çünkü Asya ülkesidir' dedi. Bizim Asya ülkesi
olduğumuzu yeni keşfetmişler. Almanya'da Merkel'in partisi de tam üyelik
yerine özel statü düşüncesinde...Türkiye için sorun, AB kriterlerini,
koşullarını yerine getirmek değil. Çünkü biz çok ciddi reformları
1920'lerde yaptık. Zorluk, biz bu reformları yapsak bile bizi üye yapmak
istemeyen ülkelerden kaynaklanıyor. Çünkü Türkiye, üye olduğunda en
büyük nüfusa sahip, Avrupa Parlamentosuna en çok milletvekilini sokan ve
AB bütçesinden en büyük payı alan ülke olacak.''
Türkiye'nin AB üyesi olmasını destekleyen çok sayıda ülke bulunduğunu,
Çek Cumhuriyetinin de bu ülkelerden biri olduğunu anlatan Onur Öymen,
ancak bir tek ülkenin karşı çıkması halinde bile tam üyeliğin
gerçekleşemeyeceğini kaydetti. Öymen, ''Sizden isteğimiz, bizim
üyeliğimizi istemeyen ülkelerin bu tavrını engellemektir'' dedi.
-''REFORMLAR KONUSUNDA KARARLIYIZ''-
Komisyon Başkanvekili Lütfi Elvan da müzakerelerde en büyük konulardan
birinin Kıbrıs olduğuna işaret ederek, 8 faslın açılması için de kriter
olduğunu söyledi. Elvan, Kıbrıs konusunda son 4-5 yılda ilk adımı atan
tarafın Türkiye olduğunu, ancak buna karşılık alamadığını kaydederek,
Kıbrıs Rum Kesiminin, ''Ben AB üyesiyim, istediğimi kabul etmek
zorundalar'' yaklaşımı içinde olmasının yanlış olduğunu vurguladı.
Elvan, ''Sizin gibi dostlarımız, Rum kesimi üzerindeki baskılarını
artırmalıdır'' dedi.
AK Parti olarak reformların yürütülmesi konusunda kararlı olduklarına
işaret eden Elvan, başta TCK'nın 301. maddesi olmak üzere reformların
gerçekleşmesi için çabalarının süreceğini kaydetti.
Elvan, Bauer'in, AK Parti'ye açılan kapatma davasıyla ilgili bilgi
istemesi üzerine, ''Dava, Anayasa Mahkemesinin önünde...Bu nedenle çok
fazla bir şey söylemek istemiyorum. Türkiye'deki demokratik sürecin
devamı etmesini istiyoruz. Parti olarak üzerimize düşeni yapmaya gayret
ediyoruz'' dedi.
Görüşmede bulunan AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran da konuyla
ilgili olarak, davanın hukuk çerçevesinde yürüyeceğine inancını dile
getirerek, ''Anayasa Mahkemesi, aklıselimle, anayasa ve hukuk
çerçevesinde karar verecektir. Ancak Türkiye'nin AK Parti ile yakaladığı
ekonomik, demokratik, politik istikrarın kesintiye uğramasına, ne her
iki kişiden birinin oyunu alan AK Parti'nin ne de dünyanın tahammülü
var'' görüşünü savundu.
Meclisi Avrupa İşleri Komitesi Başkan Yardımcısı Jan Bauer, Türkiye'nin
gerekli kriterleri yerine getirdiğinde AB'ye tam üye olmasını
desteklediklerini, Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy'nin ortaya
attığı Akdeniz Birliğinin bunun yerine geçemeyeceğini söyledi.
Bauer başkanlığındaki heyet, TBMM AB Uyum Komisyonunu ziyaret etti.
Heyet, Komisyon Başkanı Yaşar Yakış'ın yurt dışında olması nedeniyle,
Başkanvekili Lütfi Elvan ve Onur Öymen ile görüştü.
Heyet Başkanı Bauer, 1 Ocak 2009'de AB dönem başkanlığını
üstleneceklerine dikkati çekerek, kendi dönem başkanlığında, ''Sınırsız
AB'' konusunun gündemde olacağını, üye olan ve olmayan ülkeler
arasındaki bazıları sanal olan bariyerlerin yaratılmasına karşı
olduklarını söyledi.
Türkiye'nin gerekli kriterleri ve koşulları yerine getirmesi halinde
AB'ye tam üye olmasını desteklediklerini, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy
tarafından ortaya atılan Akdeniz Birliğinin bunun yerine geçemeyeceğini
anlatan Bauer, üyelik konusundaki deneyimlerini Türkiye ile paylaşmaya
hazır olduklarını kaydetti.
-''SORUN, KRİTERLERİ YERİNE GETİRMEK DEĞİL''-
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanvekili Onur Öymen, görüşmede yaptığı
konuşmada, Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında güçlü dostluk ve
işbirliği ilişkileri olduğunu belirtti. Çek Cumhuriyeti'ni AB
üyeliğinden dolayı kutlayan Öymen, kendilerinin deneyimlerinden
yararlanmayı istediklerini kaydetti.
Türkiye'nin uzun süreden beri tam üyelik için çalıştığına dikkati çeken
Öymen, şunları söyledi:
''Bizim için AB üyesi olup olmamak değil, ne zaman olacağımız önemlidir.
Bize hep koşulları yerine getirdiğimizde üye olacağımız söyleniyordu.
Bunun için reformlar yaptık. Aday olduktan sonra diğer adaylarla eşit
muamele göreceğimiz söylendi. Ancak, son günlerde Avrupa'da başka
rüzgarlar esiyor. Fransa Cumhurbaşkanı, 'Türkiye tüm koşulları yerine
getirse bile üye olamaz, çünkü Asya ülkesidir' dedi. Bizim Asya ülkesi
olduğumuzu yeni keşfetmişler. Almanya'da Merkel'in partisi de tam üyelik
yerine özel statü düşüncesinde...Türkiye için sorun, AB kriterlerini,
koşullarını yerine getirmek değil. Çünkü biz çok ciddi reformları
1920'lerde yaptık. Zorluk, biz bu reformları yapsak bile bizi üye yapmak
istemeyen ülkelerden kaynaklanıyor. Çünkü Türkiye, üye olduğunda en
büyük nüfusa sahip, Avrupa Parlamentosuna en çok milletvekilini sokan ve
AB bütçesinden en büyük payı alan ülke olacak.''
Türkiye'nin AB üyesi olmasını destekleyen çok sayıda ülke bulunduğunu,
Çek Cumhuriyetinin de bu ülkelerden biri olduğunu anlatan Onur Öymen,
ancak bir tek ülkenin karşı çıkması halinde bile tam üyeliğin
gerçekleşemeyeceğini kaydetti. Öymen, ''Sizden isteğimiz, bizim
üyeliğimizi istemeyen ülkelerin bu tavrını engellemektir'' dedi.
-''REFORMLAR KONUSUNDA KARARLIYIZ''-
Komisyon Başkanvekili Lütfi Elvan da müzakerelerde en büyük konulardan
birinin Kıbrıs olduğuna işaret ederek, 8 faslın açılması için de kriter
olduğunu söyledi. Elvan, Kıbrıs konusunda son 4-5 yılda ilk adımı atan
tarafın Türkiye olduğunu, ancak buna karşılık alamadığını kaydederek,
Kıbrıs Rum Kesiminin, ''Ben AB üyesiyim, istediğimi kabul etmek
zorundalar'' yaklaşımı içinde olmasının yanlış olduğunu vurguladı.
Elvan, ''Sizin gibi dostlarımız, Rum kesimi üzerindeki baskılarını
artırmalıdır'' dedi.
AK Parti olarak reformların yürütülmesi konusunda kararlı olduklarına
işaret eden Elvan, başta TCK'nın 301. maddesi olmak üzere reformların
gerçekleşmesi için çabalarının süreceğini kaydetti.
Elvan, Bauer'in, AK Parti'ye açılan kapatma davasıyla ilgili bilgi
istemesi üzerine, ''Dava, Anayasa Mahkemesinin önünde...Bu nedenle çok
fazla bir şey söylemek istemiyorum. Türkiye'deki demokratik sürecin
devamı etmesini istiyoruz. Parti olarak üzerimize düşeni yapmaya gayret
ediyoruz'' dedi.
Görüşmede bulunan AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran da konuyla
ilgili olarak, davanın hukuk çerçevesinde yürüyeceğine inancını dile
getirerek, ''Anayasa Mahkemesi, aklıselimle, anayasa ve hukuk
çerçevesinde karar verecektir. Ancak Türkiye'nin AK Parti ile yakaladığı
ekonomik, demokratik, politik istikrarın kesintiye uğramasına, ne her
iki kişiden birinin oyunu alan AK Parti'nin ne de dünyanın tahammülü
var'' görüşünü savundu.
