2012-07-23 - 13:15
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ TARHAN'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 24. Yasama Dönemi 1. ve 2. Yasama Yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 24. Yasama Dönemi 1. ve 2. Yasama Yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, "Sansürcü bir anlayışla bu yıl ilk kez Meclis TV kapatıldı. Parlamento çalışmaları bu suretle halktan kaçırıldı. Bununla da yetinilmedi içtüzük marifetiyle muhalefetin susturulması için her yol denendi." dedi

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, sözlerinde şunları kaydetti:

"Meclis 24. Dönem çalışmaları aslında demokrasimiz adına umut vermemiştir. Çünkü şunu gördük; gücün tek kişide toplandığı, yasamanın iktidar milletvekillerini bile inciten bir anlayışla, tek kişinin iradesine tabii kılındığı talihsiz bir yasamam dönemi olarak görüyorum.

Geleneklerinden uzaklaşan ve sadece başbakanın talimatlarına kulak kabartan TBMM alabildiğine bu yıl itibarsızlaştırılmıştır. Tek parti faşizmini meşrulaştıran bir ortama dönüştürülmeye çalıştırıldı. Buna karşı çıkması gereken TBMM Başkanı ne yazık ki iktidarın çizdiği sınırların dışına çıkamadı. Başta tutuklu milletvekilleri olmak üzere hiçbir konuda özgür irade sergileyemedi. Aslında bu makamın gidebileceği daha geri bir nokta kalmadığını bizlere gösterdi.

Sansürcü bir anlayışla bu yıl ilk kez Meclis TV kapatıldı. Parlamento çalışmaları bu suretle halktan kaçırıldı. Bununla da yetinilmedi içtüzük marifetiyle muhalefet in susturulması için her yol denendi. İlk defa 24. Dönem parlamentosunda kaba güç kullanılarak tekme ve tokat adeta bir yasama enstrümanına dönüştürüldü.

Temel yasa ve torba yasa dayatmaları devam etti. Genel Kurulun 24 saati aşan çalışma sürelerinde özellikle en kritik ve yasa değişiklik önergelerinden haberi olmayan milletvekilleri yasamaya katılımı el kaldırmakla sınırlı görevliler haline dönüştürüldü. Bu yıl başka bir iş yapmayan iktidar milletvekillerinin elleri indirmekten ve kaldırmaktan yorulmuştur diye düşünüyorum.

Başka yeni yeni özel yetkili mahkemeler kurmak gibi son derece kritik ve toplumu ilgilendiren temel konular halktan gizlenerek gece yarısı önergeleri ile yasalaştırıldı. Özellikle toplum vicdanının zedeleyen örtülü aflar kişiye özel düzenlemelerde de aynı metot kullanılarak yapıldı.

Biz CHP olarak halkın sorunlarını Meclise taşıyan ve çözüm önerilerini ortaya koyan bir muhalefet anlayışı sergiledik. Milletvekillerimiz tamamı insana ve çözüme odaklı toplam 480 yasa önerisi verdi bu yıl. Bu önerilerden 2b, bedelli askerlik ve intibak gibi bazı öneriler aynen değil eksik ve hatalıda olmak üzere iktidarca sahiplenildi ve yasalaştırıldı. Yine 484 Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin önerge verdik. Ancak ne yazık ki 4 Araştırma Komisyonu kurulabildi. Bunlardan Darbeleri Araştırma Komisyonunun gündeme gelişi ve işleyişi iktidarın Araştırma Komisyonunu sadece bir oyalama taktiği olarak kullandığını da açıkça ortaya koydu.

01.07.2012 tarihi itibarı ile 4219 yazılı ve 833 sözlü olmak üzere 5052 soru önergesi vermişiz. Bunların yaklaşık %20'si yanıtlanmamış. Yanıtların çoğu ise soruyu karşılamadığı için açıkça halkın bilgi edinme hakkı gasp edilmiştir. Milletvekillerimizce terör, Kürecikteki radar üssü, Fransa ile ilişkiler ve Suriye konularında genel görüşme önerileri verilmiştir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay hakkında bildiğiniz gerekçelerle gensoru açılmasına ilişkin önergeler verilmiş ancak AK Parti oylarıyla ret edilmiştir. 30'u kanun hükmünde kararname olmak üzere Anayasa Mahkemesine 38 başvuruda bulunmuşuz. Grev yasağından tutun özelleştirmeleri yargı denetiminden çıkararak peşkeşe dönüştüren düzenleme, 4+4+4, Mit Müsteşarını yargıdan kaçırma kanunu, Tarım arazileri dâhil yabancılara toprak satışını öngören düzenleme ile Cumhurbaşkanlığı seçim yasası gibi daha pek çok yasayı Anayasa Mahkemesine taşıdık.

Milletvekillerimiz hep halkın yanında yer aldılar. Halkın sorunlarını hep yerinde inceleyerek meclis gündemine taşıdılar. Bütün antidemokratik uygulamaları karşı çıktık. Cezaevlerinin iyileştirilmesine, tutuklu ve hükümlülerin insafsızca yaşam haklarının gasp edilmesine karşı çıktık. Esnafın sorunlarına ilişkin hallerde yerinde incelemeler yapıldı ve buda raporlaştırıldı.

Kadın haklarının çiğnenmesine, kadının gerici zihniyetin elinde toplumsal yaşamdan uzaklaştırılmasına karşı çıktık. Önerilerimizi de sunduk ancak yine dinlemedikleri için gene aynı noktadayız. Yine kadınlar aynı hızda öldürülmeye devam ediliyor.

Van'da depremzedelerin daha ilk günden yanlarında hep biz vardık ve onları hiçbir zaman yalnız bırakmadık. İşten çıkartılan THY personelinin de yanındaydık. Kritik her davada duruşma salonlarındaydık. Haksızlık neredeyse biz oradaydık. Halkımızın yargı yoluyla hizaya getirilme girişimlerine tüm benliğimizle karşı çıktık.

Yoksulların, ezilenlerin ve hakkı hukuku çiğnenenlerin hep yanında durduk. Emperyalizme uşaklık edenlere karşı kürecikteydik. Suriye olaylarının ekonomik yansımalarını ve sonuçlarını yerinde irdeledik. Savaş çığırtkanlığına karşı durduk. Komşusundaki katliamları alkışlayanlara karşı durduk. Kendi bahçelerini düzenlemekten acizlerin komşu bahçesini düzenleme hırsı ile fidanlarımızı kurutmalarına karşı durduk ve durmaya devam edeceğiz.

Yıllardır şaibe altındaki KPSS VE LYS yani ÖSYM'nin yaptığı tüm sınavlarda bu yılda aynı klasiğin yaşanması gençlerin geleceğini karartanlarla mücadeleye devam edeceğiz. ÖSYM bu yılda bütün yıllarda olduğu gibi tüm seviye tespit sınavlarından kalmıştır. İçinde adalet geçen bir partinin bunca adaletsizliğe ve şaibeye kayıtsız kalması ÖSYM ile suç ortağı olduğu anlamına gelir.

Bu olanlar aslında tüm sistemle ve kurumlarla oynamanın domino etkisidir. İstifa bir erdemdir, ama böylesine bir skandalı istifa dahi temizleyemez. Çocuklarımıza hesap vermelerini istiyoruz. Biz bundan sonrada her zaman haklının ve mağdurun yanında olarak mücadelemize devam edeceğiz. Savaşa karşı çıkmaya, ülkemizin bölünmesine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Sanal değil, gerçek demokrasi için mücadeleye devam edeceğiz." (13:15)