2014-01-31 - 15:39
AK PARTİLİ ÇETİN'İN BASIN TOPLANTISI?
AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Çetin, düzenlediği basın toplantısında, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Çetin: "Olaylar karşısında sessiz kalmak mümkün değil. Birçok kişi aynı yolu takip edecek, göreceksiniz. İçerideki hazımsızlığı biliyorum. Yakında patır patır dökülür"? "Herkes oynanan bu iğrenç tiyatroya karşı, adeta kör, sağır ve dilsiz bir tavır takınıyor"? "Hukuk alt üst ediliyor, adalet mekanizması hükümetin bir kolu haline getirilmek isteniyor."
AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Çetin, düzenlediği basın toplantısında partisinden istifa ettiğini açıkladı.

Muhammet Çetin, "Gün geçmiyor ki, gazete manşetlerinden, televizyon ekranlarından, bu milletin evlatlarına hakaretler, küfürler iftiralar savrulmasın. Sorumluluk sahibi olması gereken insanlar ülkeyi yönetenler, ellerinde hiçbir delil olmadan masum insanları insafsız ithamlarla karalıyorlar, gerilim ve huzursuzluk oluşturuyorlar" dedi.

17 Aralık operasyonunun bir turnusol vazifesi gördüğünü, pek çok şeyin görülmesine vesile olduğunu söyleyen Çetin, "Siyasi hayatımıza adaletin ve kalkınmanın teminatı olarak giren ve adına AK Parti diyen partimiz maalesef yolsuzlukların, rüşvetin üzerine gideceği yerde aksine onları ortaya çıkarmaya çalışan kamu görevlilerini kıyıma tabi tuttu. Kışta kıyamette eğitim döneminin ortasında binlerce insan ve ailesi hem de hiçbir somut suç gösterilmeden keyfi bir şekilde görevlerinden alınıp başka yerlere tayin edildi" şeklinde konuştu.

"Hukuk alt üst ediliyor, adalet mekanizması hükümetin bir kolu haline getirilmek isteniyor" diyen Çetin, "Bakan yakınlarının evlerinden çıkan ve izahı yapılamayan para kasaları, ayakkabı kutularından fışkıran dolarlar, ortalığa saçılan telefon görüşmeleri, kol saatleri, yeni medyanın millete küfreden metazori patronları, onları bir gazeteyi almak için zorlayan bakanlar, villa havuz konuşmaları, ne iş yaptığını tam olarak anlayamadığımız ama milyar dolarlara hükmeden hakkında ulusal ve uluslararası pek çok iddianın olduğu İran'lı karanlık işadamları, onlara kefil olan yerli yöneticiler beraber poz verenler ve daha neler neler. Bunların hiçbirine makul, inandırıcı tek bir cevap bile verilmezken masum insanlara akla hayale gelmedik isnat ve iftiralarda bulunmalar" diye konuştu.

"Hükümet medyası ve oradaki tetikçiler marifetiyle millete her gün yalanlar söyleniyor, üfürükten masallar anlatılıyor" diyen Çetin, "Devletin bekasını, partinin bekasına bağlayan anlayış her türlü yolsuzluğa, hırsızlığa ve hatta ölümlere fetva vermiş gibi görünüyor" dedi.

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a filozof muamelesi yapıldığını, Başbakan Yardımcısı'nın ise Öcalan'ı Kürtlerin lideri olarak ilan ettiğini söyleyen Çetin, "Çözüm süreci çerçevesinde bugüne kadar binlerce vatan evladını şehit eden kanlı örgüt muhatap alınıyor. Kendi kongrelerinde Türk bayrağının varlığına tahammül edemeyen örgüt elemanlarına, neredeyse barış elçisi muamelesi yapılıyor. Ülkenin bir bölümünde kanlı örgüt paralel bir yapı kurmuş, vergi topluyor, yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor, yargılıyor, sözde şehitliklerde törenler düzenliyor ve bütün bunların bir tekine bile, hükümet kanadından ne bir eleştiri ne de bir yorum geliyor. Herkes oynanan bu iğrenç tiyatroya karşı, adeta kör, sağır ve dilsiz bir tavır takınıyor" şeklinde konuştu.

"Haşhaşi" benzetmesini de eleştiren Çetin, "Bugüne kadar bir karıncayı bile ezmemiş, herkese ve her yere, sadece sevgi ve hoşgörü götürmüş, dünyanın dört bir yanında bayrağımızı dalgalandıran, dilimizi, kültürümüzü öğreten fedakâr insanlara, tarihin en iğrenç örgütlerinden olan, "haşhaşi" yakıştırması yapılıyor. "İnlere girmekten, ellerin kırılacağından" bahsediliyor" dedi.

Hükümetin Suriye politikasını da eleştiren Çetin, "Kapı komşumuz kardeş ülke Suriye'de kan gövdeyi götürüyor. Yüzbinlerce masum insan her gün hunharca bir zulme, katliama maruz kalıyor. Bu katliama en büyük desteği de paralarını akladığımız, milyar dolarlık yolsuzluk iddialarına konu olan komşumuz İran veriyor. Ve bu İran "kendimizi ikinci evimizde gibi hissettiğimiz" dost bir ülke oluyor. Her yerde mangalda kül bırakmayan irademiz, İran'da nedense Suriye konusunda sessizliğe bürünüyor" dedi.

Çetin, sözlerine şöyle devam etti: "En acısı da, bunca hırsızlığa, yolsuzluğa, hukuksuzluğa, yalana, talana rağmen herkes susuyor. Ülkenin pek çok din adamının bir arada bulunduğu toplantıda hayatında insanlığa hizmetten başka gayesi olmayan bir insana her türlü edep dışı iftirada bulunuluyor, ama bir tek kişi kalkıp, "Yahu bu kadarı da fazla" diyemiyor. Âlimlerin sultanı olmaktansa sultanın âlimleri olmayı tercih eden bu kişiler, yarın o güzide insanla yüz yüze geldiklerinde, ne diyeceklerdir, merak ediyorum. En büyük mahkeme Allah'ın huzurunda kurulacaktır. Orada aklar karalar belli olacaktır. Kimler haklı, kimler haksız gün yüzüne çıkacaktır. Haksızlıklara, zulümlere, iftiralara, isnatlara, hakaretlere sessiz kalanlar, mahşerde hesabı nasıl vereceklerdir? Bakanlık, vekillik, bir daha seçilme, listelere yeniden girme arzusuyla, bunca haksızlığa-hukuksuzluğa sessiz kalıp göz yumanlar, ahirette ne diyeceklerdir?"

"Bugün gelinen noktada AK Parti kararmıştır" diyen Çetin, "Yolsuzlukların örtüldüğü, hırsızların korunup kollandığı, hukuksuzluğun hukuk haline geldiği bir sürecin, mimarı olmuştur. Çalanlardan, yiyenlerden, hortumculardan bıkıp, bir ümitle, AK Parti'ye teveccüh eden temiz yürekli milletimiz, maalesef, bir kere daha hayal kırıklığına uğramıştır. Güvendiği dağlara kar yağmış, ümitle yöneldiği kapılar, insafsızca yüzüne kapanmıştır. Partinin kuruluşunda, hakikaten bir hizmet aşkıyla yer alan binlerce insan, küstürülmüş; teşkilatlarda samimane çalışan insanlar, yok sayılmış; onun yerine yeni türeyen, ne idüğü belirsiz bir kısım isimler, parti adına medyada ve sosyal mecralarda boy göstermeye başlamıştır. Daha düne kadar, parti kapansın diye yazılar yazan, dine diyanete en sert tavırları alan, partinin felsefe ve idealleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan menfaatçi yalakalar, alnı secdeli, nur yüzlü, temiz Anadolu insanının yerini almıştır. AK Parti, asli hüviyetinden ve kimliğinden süratle uzaklaşmış ve istifa eden bir bakanımızın ifadesiyle, oligarşik dar bir yapının hegemonyasına girmiştir" dedi.

"Varlık sebebini yitirmiş bu partide daha fazla kalmak, günahlarına ortak olmak anlamına gelmektir" diyen Çetin, AK Parti'den istifa ettiğini açıkladı.

Toplantı sonrası soruları cevaplayan Çetin "Bu zamana kadar neden beklediniz" sorusuna karşılık, "Konuşmamamız istendiği için itaat etmiştik. Ama artık olaylar karşısında sessiz kalmak mümkün değil. Bir çok kişi aynı yolu takip edecek göreceksiniz" dedi.

Çetin, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır ile AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık'ın kendisi hakkındaki iddialara yanıt verdi.

"Koskaca bir camiaya tırpan sallanırken artık hızını alamayınca kendisine de saplıyor dönüp gelip tırpanın ucu, benimki de öyleydi" diyen Çetin, "Toplantıda o malum arkadaşa, 'sen aklını mı yedin, yürütülmekte olan bir soruşturmanın savcısına, 'senin sonun da öldürülen ya da intihar ettiği denilen savcının sonu gibi olacak' diyorsun. Orada 20-30 kişi vardı. O da ayağa kalkarak, "savcı, hakim benim 15 senelik arkadaşım, liman hadisesi başlayınca kimler tutuklanacak, dosyayı bana versene dedim. Savcı olmaz deyince senin gibi hakimin"... diyor ve kızarak o tweeti attığını söylüyor. Bunu duyan yan taraftaki goygoycular, başka bir hadise ile birleştiriyorlar, ayakkabı esprisi. Benim ayaklarım 44 numara, önüne koyduğumda 88 ediyor. Bir ay boyunca, 'istifa etme, yemek yedirelim' muamelesine maruz kaldım" diye konuştu.

Çetin, "İçerideki hazımsızlığı biliyorum. Çoğu kimse rahatsız, bunlar içeride hep konuşulur, yakında da bu insanlar patır patır dökülür" dedi.

Kaç kişinin istifa edeceği ile ilgili soruya, Çetin, "250 yeter mi, sizi memnun eder mi ben ne bileyim, benim tanıdığım insanlar var" yanıtını verdi.

Muhammed Çetin, bazı milletvekillerinin evlerinde kayıt yaptığı yönünde iddialar olduğunun söylenmesi üzerine, "Bunu işletmek istiyorlarsa, AK Parti ve o vekiller... Ta Başbakanımızın da bundan haberi var, içindeki muhtevayı duyarlarsa AK Parti'ye çok büyük zarar verir. Benim amacım üzüm yemek bağcıyı dövmek değil, benim amacım belli insanları sokağa çıkarmak falan değil, onlar açıklamadıkça ben açıklamayacağım" dedi.

"Bunca hırsızlığı ne zaman keşfettiniz?" sorusuna Çetin, "Medyada dökülünce keşfediyorsunuz. Seçim bölgemde de millet bize söyleyince biz de partiye iletiyoruz. Bölgemizde şahsen tanıklık ettiğimiz birtakım şeyler oldu, onu o zaman partiye ifade ettik. İstanbul'dan bir vekilimizin ifadesiyle, 'böyle köftelik işlerle alakam olmadığını' söyledim, 'beni bulaştırmayın' dedim" ifadesini kullandı.

Çetin, bir soru üzerine, cemaat kontenjanından milletvekili seçilmediğini söyledi.

Muhammed Çetin, Fethullah Gülen'in istifa etmesi konusunda bir telkinde bulunup bulunmadığı yönünde bir soruyu ise şu sözlerle cevapladı: "Kendisiyle istifa etmeyle ilgili konuşmadık. Hocaefendi kimseye istifa et demez. İstikrarsızlık olmasın, fitneye alet olmayın deniliyordu. Bugüne kadar kalmama vesile olan hocaefendidir."

Çetin, başka bir partiye geçmeyi düşünüp düşünmediğine ilişkin ise, hiçbir parti ile görüşmesi olmadığını, bağımsız olarak yoluna devam edeceğini söyledi.