2016-12-22 - 15:19
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı.
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek başkanlığında toplandı.
Petek, Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık ile Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ'ı dinlemek için toplanan komisyonda, milletvekillerini gelen cevabi yazılarla ilgili bilgilendirdi.
Petek, komisyonun Muğla'daki çalışmalarına ilişkin bilgisine başvurdukları isimlerin açıklamalarından hazırlanan raporu milletvekillerine aktardı.
Marmaris ve Dalaman'daki basın mensuplarının darbe girişimi akşamı tehdit ve baskılara rağmen çalışmalarına devam ettiğini vurgulayan Petek, "Buradaki yerel basın Cumhurbaşkanımızın açıklamasını anında yayına veremiyor oradaki baskıdan dolayı. Ancak Cumhurbaşkanımızın açıklamaları yazılı olarak kısa sürede servis ediliyor. Bunun tespitini yaptık. Cumhurbaşkanımızın, olay gecesi kaldığı otelin sahibine 'buradan İstanbul'a nasıl gidebilirim, benim İstanbul'a gitmem lazım' dediği, bunun dışında kendisine kamuoyuna yansıdığı şekilde 'buradan adalara gidiliyor mu' ve benzeri şekilde soruları kesinlikle sormadığını tespit ettik." ifadesini kullandı.
CHP'li komisyon üyeleri, komisyonun, talep yazılarının ilgili kurumlara gönderilip gönderilmediğini sorması üzerine Petek, talebin kendilerine ulaştığını, ancak Ankara dışı programlar nedeniyle henüz yazılamadığını belirtti.
CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu, talep yazılarının CHP'ye yazılabildiğini ancak AK Parti'ye yazılmadığını; bunun sebebini merak ettiklerini söyledi. Petek ise bu talebin reddinin söz konusu olmadığını ancak henüz yazılamadığını belirtti. Bunun üzerine komisyonda tartışma çıktı.
Tanrıkulu'nun komisyon başkanı Petek'e yüksek ses tonu ile hitabı üzerine Petek, "Burası şov yeri değil. Şov yapıyorsunuz Sayın Tanrıkulu. Burada bir raporla ilgili bilgi veriyorum ancak dinleme ve söz isteme nezaketini gösteremiyorsunuz." dedi.
Petek'in, salondaki kameraların yeterli görüntüyü aldığını belirtip kameramanları dışarı daveti üzerine Tanrıkulu, "Siz şov yapıyorsunuz." ifadesini kullandı.
Komisyon Başkanvekili Selçuk Özdağ ise Muğla dönüşü bu konuyu uçukta dile getirdiklerini ancak komisyon üyelerinin daha konuşmanın sonunu dinlemeden bağırmasının yanlış olduğunu kaydetti.
Komisyon, Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık'ı dinledi.
Kınık, FETÖ'nün sivil toplum ve ticaret ağına yönelik faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmede bulundu.
Örgütün yardım dernekleri adı altındaki faaliyetlerinin, insanların yardım duygularını zedelediğini belirten Kınık, FETÖ'nün Türkiye içerisindeki yardım profiliyle alanı kapatmaya yönelik faaliyetlerinin de yargısal ağ ile desteklendiğini söyledi.
Darbe girişiminin akşamında Türk Kızılayı mensubu 2 arkadaşlarının şehit olduğunu ifade eden Kınık, derneğin asli görevleri arasında yer alan, toplumun olağanüstü durumlarda direncini artırmaya yönelik hizmetlerini darbe girişimi sonrasındaki süreç boyunca yerine getirdiğini aktardı.
Hain örgütün yaşamın her alanına yerleştiğini vurgulayan Kınık, şöyle konuştu:
"Paralel yapının hedefi bugün anlıyoruz ki hayatın tüm alanlarını alternatif modellerle kaplama ve yönetme. Kendilerinin bu alanlardaki faaliyetlerine alternatif olabilecek ya da engel olabilecek tüm yapıları da yok etme. Bunun her alandaki örneğini de bugün görmekteyiz. Özellikle Kimse Yok Mu Derneğine alan açmak için İHH ve Deniz Feneri Derneğine operasyonlar düzenlendi. Bu kurumlar itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Söz konusu derneklerin düzenli olarak ihtiyaçlı ailelere yapmış oldukları yardımlar bu operasyonlar sayesinde sıfıra indi."
Örgütün, Türk Kızılayı'na yönelik de ilgilerinin, sızma girişiminin olduğunu ifade eden Kınık, Nisan ayında gerçekleşen genel kurulda iki listenin yarıştığını, karşı listede yer alan ismin FETÖ suçlaması nedeniyle kapatılan bir şubenin başkanı olduğunu dile getirdi.
Kınık, Kızılay'a sızma girişimlerinin başarısız olmasındaki sebebin ise derneğin geleneklerine bağlı olmasından kaynaklı olduğunu belirterek, "Kızılay'ın geçmişten gelen bir geleneği var. Bizim 700 civarındaki şubemizin 560'ın da 3 dönemden fazladır başkanlık yapan isimler var. Onlar iktidarı bu kişilere vermemişler ve iyi de etmişler." ifadelerini kullandı.
Kerem Kınık, yaptıkları araştırma kapsamında FETÖ'nün şubeler bazında Türk Kızılayı ile temasının olduğunu ancak genel merkez bazında herhangi bir temasa rastlamadıklarını belirterek, "Bu örgütle teması olan şubelerin yönetici ya da çalışanlarını görevden aldık. Türk Hava Kurumunu bile ele geçirdiklerini düşündüğümüzde Kızılay'a sıra gelmemiş olabilir diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Kınık, Türkiye'nin Afet Müdahale Planında ülkenin işgaline yönelik bir senaryosunun bulunmadığını, bunun da kendisine göre bir zaaf olduğunu söyledi.
Geçmişinde her 10 senede bir darbe yaşamış bir ülkede bu riski hesaplamamanın büyük bir zaaf olduğunun altını çizen Kınık, "Bunu 15 Temmuz'da gördük. 15 Temmuz gecesi, vatandaş kendi göğsünü siper ederek bu riski bertaraf etti." dedi.
Askeri darbe ve benzeri durumlardaki toplumsal dayanıklılığın artırılmasına yönelik bir sistemin hayata geçirilmesini önerdiklerine işaret eden Kınık, şöyle devam etti:
"Sistem ile insanlara olağanüstü durumlarda ne yapacağını önceden öğreterek dayanıklılık artırılabilir. Cumhurbaşkanımız Facetime'a çıkıp bunu televizyonlardan birisinin aracılığıyla yayınlatmak zorunda kalmaz. Ya yayınlatamasaydı... Olağanüstü durumlar karşısında önemli isimlerin elinde bulunacak şifreler sayesinde yüklenecek video Türkiye'deki bütün mobil telefon kullanıcılarına anında ulaştırılabilir. Televizyonlara falan ihtiyaç duymadan bu afet senaryolarının çalışılması lazım. Buna benzeyen çok sayıda tedbir alınması lazım."
Komisyonu, daha sonra Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ'ı dinledi.
Karadağ, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Borsa İstanbul'un işgale uğrayan tek finans kurumu olduğunu söyledi.
Olay günü Borsa İstanbul'un binasına gelen askerlerin bomba ihbarı üzerine içeriye girdiklerini, sonrasında ise güvenlikten sorumluları etkisiz hale getirdiklerini aktaran Karadağ, "Borsada çatışmalar sabaha kadar devam etti. 2 şehit, 40'ın üzerinde yaralımız var. Hedef gözeterek ateş edildi. Ölen ve yaralanan insanların borsa ile de hiçbir bağı yok. Duyarlı vatandaşların müdahalesi ile sabaha karşı borsa kurtarıldı." ifadelerini kullandı.
Himmet Karadağ, FETÖ'nün, prestij şirketlerin listesini elinde bulundurmak amacıyla Borsa İstanbul'da konuşlandığına dikkati çekerek, "Örgütün çıkarları doğrultusunda ekonomik gücü kullanmışlar. Kendileriyle işbirliğine gitmeyen himmet veya haraç adına her ne denirse bunları yerine getirmeyen şirketlere ters yönlü kuvvet uygulamışlar." dedi.
Nisan ayından itibaren FETÖ ile aktif mücadeleye başladıklarını belirten Karadağ, şunları kaydetti:
"İdari yapılanmada yer alan FETÖ linkli unsurları temizlemeye başlamıştık. Darbe girişimi sonrasında ise şüpheli gördüğümüz tüm isimleri işten çıkardık. İstihbarata dayalı isimlerin tamamını işten attık. Darbe gecesi bize TRT ve diğer yayın kuruluşlarından çok daha fazla kuvvet ayırmışlar. Burayı borsa üst yönetimindeki birçok ismin yakın dönemde işten atılması önemli kılmış olabilir diye düşünüyorum. Bunun dışında başka makul bir sebep bulamıyorum.
Yerli ve yabancıların piyasaya güveni darbe girişimi sonrası devam etti. Yaşanan hareketlenmeleri de doğal karşılamak gerekiyor. Yabancı yatırımcı konusunda ciddi bir puan kaybı yaşanmadı. Ekonomiye yönelik darbe teşebbüslerin olabileceğini düşünüyoruz ancak bunun başarılı olmayacağı kanaatindeyiz. Darbe teşebbüsleri döneminde bile endeks yüzde 10'lu rakamlarda hareket ediyor. Darbelerin ve savaşların ekonomik yansımaları sürekli oluyor."
Himmet Karadağ, Borsa İstanbul'u FETÖ üst yönetiminin aktif şekilde istihdam edildiği bir kurum olarak değerlendirdiğini söyledi.
Üst yönetimde yer alan isimleri işten çıkardıkça kendisine yönelik saldırıların da arttığını ifade eden Karadağ, "Kişisel kanaatim işten attığımız isimler Fetullah Gülen'e doğrudan ulaşabilen adamlar. Çünkü belirli bir düzeyin üzerindeki isimleri işten çıkardığımızda hemen Fuatavni üzerinden saldırıyorlardı. Belirli düzeyin altındaki isimleri işten attığınızda ses çıkmıyor ama üst düzeye çıktıkça saldırılar başlıyordu." değerlendirmesinde bulundu.
FETÖ'nün mobil teknolojileri aktif şekilde kullandığını değerlendirdiğini vurgulayan Karadağ, "Bunlar namuslu insan olmadığı için doğrusu yanlışı yok. Fetullah Gülen ne emrettiyse o doğru, neyi yasakladıysa o yanlış. Dolayısıyla böyle bir örgütte kullanılamayacak bir yöntem yok. Namazında niyazındaki insanlar talimat gelince tetikçiye dönüşüyor. Doğruları olmadığı için manipülasyon bile yapıyorlar. Raporda bu var, mutlaka komisyona da gelecektir. Hakim ortaklar, yani bunların abi takımı Bank Asya hisselerinde manipülasyon yapmış. Millete o gariban insanlara 'para yatırın, hisse alın' dedikleri dönemde kendileri çıkıyorlar. İsim isim raporda var." diye konuştu.
Petek, Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık ile Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ'ı dinlemek için toplanan komisyonda, milletvekillerini gelen cevabi yazılarla ilgili bilgilendirdi.
Petek, komisyonun Muğla'daki çalışmalarına ilişkin bilgisine başvurdukları isimlerin açıklamalarından hazırlanan raporu milletvekillerine aktardı.
Marmaris ve Dalaman'daki basın mensuplarının darbe girişimi akşamı tehdit ve baskılara rağmen çalışmalarına devam ettiğini vurgulayan Petek, "Buradaki yerel basın Cumhurbaşkanımızın açıklamasını anında yayına veremiyor oradaki baskıdan dolayı. Ancak Cumhurbaşkanımızın açıklamaları yazılı olarak kısa sürede servis ediliyor. Bunun tespitini yaptık. Cumhurbaşkanımızın, olay gecesi kaldığı otelin sahibine 'buradan İstanbul'a nasıl gidebilirim, benim İstanbul'a gitmem lazım' dediği, bunun dışında kendisine kamuoyuna yansıdığı şekilde 'buradan adalara gidiliyor mu' ve benzeri şekilde soruları kesinlikle sormadığını tespit ettik." ifadesini kullandı.
CHP'li komisyon üyeleri, komisyonun, talep yazılarının ilgili kurumlara gönderilip gönderilmediğini sorması üzerine Petek, talebin kendilerine ulaştığını, ancak Ankara dışı programlar nedeniyle henüz yazılamadığını belirtti.
CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu, talep yazılarının CHP'ye yazılabildiğini ancak AK Parti'ye yazılmadığını; bunun sebebini merak ettiklerini söyledi. Petek ise bu talebin reddinin söz konusu olmadığını ancak henüz yazılamadığını belirtti. Bunun üzerine komisyonda tartışma çıktı.
Tanrıkulu'nun komisyon başkanı Petek'e yüksek ses tonu ile hitabı üzerine Petek, "Burası şov yeri değil. Şov yapıyorsunuz Sayın Tanrıkulu. Burada bir raporla ilgili bilgi veriyorum ancak dinleme ve söz isteme nezaketini gösteremiyorsunuz." dedi.
Petek'in, salondaki kameraların yeterli görüntüyü aldığını belirtip kameramanları dışarı daveti üzerine Tanrıkulu, "Siz şov yapıyorsunuz." ifadesini kullandı.
Komisyon Başkanvekili Selçuk Özdağ ise Muğla dönüşü bu konuyu uçukta dile getirdiklerini ancak komisyon üyelerinin daha konuşmanın sonunu dinlemeden bağırmasının yanlış olduğunu kaydetti.
Komisyon, Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık'ı dinledi.
Kınık, FETÖ'nün sivil toplum ve ticaret ağına yönelik faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmede bulundu.
Örgütün yardım dernekleri adı altındaki faaliyetlerinin, insanların yardım duygularını zedelediğini belirten Kınık, FETÖ'nün Türkiye içerisindeki yardım profiliyle alanı kapatmaya yönelik faaliyetlerinin de yargısal ağ ile desteklendiğini söyledi.
Darbe girişiminin akşamında Türk Kızılayı mensubu 2 arkadaşlarının şehit olduğunu ifade eden Kınık, derneğin asli görevleri arasında yer alan, toplumun olağanüstü durumlarda direncini artırmaya yönelik hizmetlerini darbe girişimi sonrasındaki süreç boyunca yerine getirdiğini aktardı.
Hain örgütün yaşamın her alanına yerleştiğini vurgulayan Kınık, şöyle konuştu:
"Paralel yapının hedefi bugün anlıyoruz ki hayatın tüm alanlarını alternatif modellerle kaplama ve yönetme. Kendilerinin bu alanlardaki faaliyetlerine alternatif olabilecek ya da engel olabilecek tüm yapıları da yok etme. Bunun her alandaki örneğini de bugün görmekteyiz. Özellikle Kimse Yok Mu Derneğine alan açmak için İHH ve Deniz Feneri Derneğine operasyonlar düzenlendi. Bu kurumlar itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Söz konusu derneklerin düzenli olarak ihtiyaçlı ailelere yapmış oldukları yardımlar bu operasyonlar sayesinde sıfıra indi."
Örgütün, Türk Kızılayı'na yönelik de ilgilerinin, sızma girişiminin olduğunu ifade eden Kınık, Nisan ayında gerçekleşen genel kurulda iki listenin yarıştığını, karşı listede yer alan ismin FETÖ suçlaması nedeniyle kapatılan bir şubenin başkanı olduğunu dile getirdi.
Kınık, Kızılay'a sızma girişimlerinin başarısız olmasındaki sebebin ise derneğin geleneklerine bağlı olmasından kaynaklı olduğunu belirterek, "Kızılay'ın geçmişten gelen bir geleneği var. Bizim 700 civarındaki şubemizin 560'ın da 3 dönemden fazladır başkanlık yapan isimler var. Onlar iktidarı bu kişilere vermemişler ve iyi de etmişler." ifadelerini kullandı.
Kerem Kınık, yaptıkları araştırma kapsamında FETÖ'nün şubeler bazında Türk Kızılayı ile temasının olduğunu ancak genel merkez bazında herhangi bir temasa rastlamadıklarını belirterek, "Bu örgütle teması olan şubelerin yönetici ya da çalışanlarını görevden aldık. Türk Hava Kurumunu bile ele geçirdiklerini düşündüğümüzde Kızılay'a sıra gelmemiş olabilir diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Kınık, Türkiye'nin Afet Müdahale Planında ülkenin işgaline yönelik bir senaryosunun bulunmadığını, bunun da kendisine göre bir zaaf olduğunu söyledi.
Geçmişinde her 10 senede bir darbe yaşamış bir ülkede bu riski hesaplamamanın büyük bir zaaf olduğunun altını çizen Kınık, "Bunu 15 Temmuz'da gördük. 15 Temmuz gecesi, vatandaş kendi göğsünü siper ederek bu riski bertaraf etti." dedi.
Askeri darbe ve benzeri durumlardaki toplumsal dayanıklılığın artırılmasına yönelik bir sistemin hayata geçirilmesini önerdiklerine işaret eden Kınık, şöyle devam etti:
"Sistem ile insanlara olağanüstü durumlarda ne yapacağını önceden öğreterek dayanıklılık artırılabilir. Cumhurbaşkanımız Facetime'a çıkıp bunu televizyonlardan birisinin aracılığıyla yayınlatmak zorunda kalmaz. Ya yayınlatamasaydı... Olağanüstü durumlar karşısında önemli isimlerin elinde bulunacak şifreler sayesinde yüklenecek video Türkiye'deki bütün mobil telefon kullanıcılarına anında ulaştırılabilir. Televizyonlara falan ihtiyaç duymadan bu afet senaryolarının çalışılması lazım. Buna benzeyen çok sayıda tedbir alınması lazım."
Komisyonu, daha sonra Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ'ı dinledi.
Karadağ, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Borsa İstanbul'un işgale uğrayan tek finans kurumu olduğunu söyledi.
Olay günü Borsa İstanbul'un binasına gelen askerlerin bomba ihbarı üzerine içeriye girdiklerini, sonrasında ise güvenlikten sorumluları etkisiz hale getirdiklerini aktaran Karadağ, "Borsada çatışmalar sabaha kadar devam etti. 2 şehit, 40'ın üzerinde yaralımız var. Hedef gözeterek ateş edildi. Ölen ve yaralanan insanların borsa ile de hiçbir bağı yok. Duyarlı vatandaşların müdahalesi ile sabaha karşı borsa kurtarıldı." ifadelerini kullandı.
Himmet Karadağ, FETÖ'nün, prestij şirketlerin listesini elinde bulundurmak amacıyla Borsa İstanbul'da konuşlandığına dikkati çekerek, "Örgütün çıkarları doğrultusunda ekonomik gücü kullanmışlar. Kendileriyle işbirliğine gitmeyen himmet veya haraç adına her ne denirse bunları yerine getirmeyen şirketlere ters yönlü kuvvet uygulamışlar." dedi.
Nisan ayından itibaren FETÖ ile aktif mücadeleye başladıklarını belirten Karadağ, şunları kaydetti:
"İdari yapılanmada yer alan FETÖ linkli unsurları temizlemeye başlamıştık. Darbe girişimi sonrasında ise şüpheli gördüğümüz tüm isimleri işten çıkardık. İstihbarata dayalı isimlerin tamamını işten attık. Darbe gecesi bize TRT ve diğer yayın kuruluşlarından çok daha fazla kuvvet ayırmışlar. Burayı borsa üst yönetimindeki birçok ismin yakın dönemde işten atılması önemli kılmış olabilir diye düşünüyorum. Bunun dışında başka makul bir sebep bulamıyorum.
Yerli ve yabancıların piyasaya güveni darbe girişimi sonrası devam etti. Yaşanan hareketlenmeleri de doğal karşılamak gerekiyor. Yabancı yatırımcı konusunda ciddi bir puan kaybı yaşanmadı. Ekonomiye yönelik darbe teşebbüslerin olabileceğini düşünüyoruz ancak bunun başarılı olmayacağı kanaatindeyiz. Darbe teşebbüsleri döneminde bile endeks yüzde 10'lu rakamlarda hareket ediyor. Darbelerin ve savaşların ekonomik yansımaları sürekli oluyor."
Himmet Karadağ, Borsa İstanbul'u FETÖ üst yönetiminin aktif şekilde istihdam edildiği bir kurum olarak değerlendirdiğini söyledi.
Üst yönetimde yer alan isimleri işten çıkardıkça kendisine yönelik saldırıların da arttığını ifade eden Karadağ, "Kişisel kanaatim işten attığımız isimler Fetullah Gülen'e doğrudan ulaşabilen adamlar. Çünkü belirli bir düzeyin üzerindeki isimleri işten çıkardığımızda hemen Fuatavni üzerinden saldırıyorlardı. Belirli düzeyin altındaki isimleri işten attığınızda ses çıkmıyor ama üst düzeye çıktıkça saldırılar başlıyordu." değerlendirmesinde bulundu.
FETÖ'nün mobil teknolojileri aktif şekilde kullandığını değerlendirdiğini vurgulayan Karadağ, "Bunlar namuslu insan olmadığı için doğrusu yanlışı yok. Fetullah Gülen ne emrettiyse o doğru, neyi yasakladıysa o yanlış. Dolayısıyla böyle bir örgütte kullanılamayacak bir yöntem yok. Namazında niyazındaki insanlar talimat gelince tetikçiye dönüşüyor. Doğruları olmadığı için manipülasyon bile yapıyorlar. Raporda bu var, mutlaka komisyona da gelecektir. Hakim ortaklar, yani bunların abi takımı Bank Asya hisselerinde manipülasyon yapmış. Millete o gariban insanlara 'para yatırın, hisse alın' dedikleri dönemde kendileri çıkıyorlar. İsim isim raporda var." diye konuştu.
