2011-03-08 - 12:46
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 12 Haziran'da yapılacak genel seçimlere daha fazla kadın milletvekili adayı göstererek gireceklerini söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, 12 Haziran'da yapılacak genel seçimlere daha fazla kadın milletvekili
adayı göstererek gireceklerini söyledi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşmasına, tüm dünya
kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak başladı.

AK Parti Hükümeti olarak göreve geldikleri andan itibaren kadına yönelik
ayrımcılığı, istismarı ve şiddeti sona erdirmek için yoğun bir mücadele içinde
olduklarını belirten Erdoğan, ''Kabinedeki hanım bakanlarımızla,
milletvekillerimizle, AK Parti kadın kollarının gayretli çalışmalarıyla 8 yıl
boyunca bu noktada çok önemi mesafeler kaydettik. Yasalarda önemli değişiklikler
yaptık. Anayasa değişiklikleriyle kadınların hak mücadelesine omuz verdik.
Genelgelerle, mevzuat değişikleriyle ayrımcılığın tüm izlerini silmenin gayreti
içinde olduk'' diye konuştu.

TBMM çatısı altında ilk kez Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu
kurduklarını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kadınların sosyal hayatta, ekonomik, ticari faaliyetler içinde özel
sektör ve kamuda yönetici olarak daha fazla yer almasını destekledik ve bunu
teşvik ettik. Siyasette kadının çok daha fazla görev, sorumluluk üstlenmesini
hedefledik. Bu alanda başarı da elde ettik. Yerelde il genel meclisi, belediye
meclisi üyelerimiz arasında hanım kardeşlerimiz bulunuyor ve bu sayı geçmiş
dönemlerle mukayese edilemeyecek miktara, orana çıkmıştır. TBMM'deki hanım
milletvekili oranı ise ilk kez bu dönemde yüzde 9'u aşmıştır. Bu oran hiçbir
zaman yüzde 4 seviyesini aşmamıştır. Çalışan kadınların sorunları bizim sorunumuz
oldu. Süt izninden, sigorta primlerinin yatırılmasına kadar geniş bir yelpazede
onların yanında olduk. Okula gidemeyen, okula gönderilemeyen kadınlar ve kız
çocuklarının meselesi bizim meselemiz oldu. Düzenlediğimiz kampanyalarla 350 bin
kız çocuğu ve kadını okulla buluşturduk. Eğitimli yaptık. Yoksul kadının derdi
bizim derdimiz oldu. Sosyal politikalarımızda, doğrudan sosyal yardımlarda adres
olarak kadınları gördük, kadınları gösterdik. 'Evini çekip çevirsin, özürlü
çocuğunu okutsun, evdeki tüm çocuklarını okula göndersin' diye kadınlara doğrudan
nakdi yardımlar yaptık.''

Şiddete maruz kalan her kadının derdinin de kendi dertleri olduğunu
vurgulayan Erdoğan. ''Ayrımcılığı kesin bir şekilde reddediyorsak, kadınlara,
çocuklara yönelik şiddeti de aynı şekilde reddediyor, kadınlara şiddet
uygulanmasını, silah doğrultulmasını insanlık dışı eylem olarak görüyor,
lanetliyoruz'' dedi.

Türk Ceza Kanunu'nda değişiklik yapılarak, töre cinayetlerine müebbet
hapis cezası getirildiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yayınladığımız genelgelerle kadına ve çocuklara yönelik şiddetin önüne
geçmek için ciddi tedbirler aldık. AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı, 'kadına
yönelik şiddet' konusunda biri 2010 yılında biri de geçtiğimiz hafta olmak üzere
geniş katılımlı iki çalıştay düzenlendi. Çalıştaylarda ortaya çıkan sonuçlar
başta TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olmak üzere ilgili kurumlara
iletildi. Çalıştaya katılan bu sorunun çözümünde muhatap olan tüm kurumların
koordinasyon içinde çalışarak, daha yoğun gayret göstererek, şiddetin önüne
geçmek için ne yapılması gerekiyorsa acilen uygulama planına geçirmeleri
noktasında çağrımı yapıyorum.

Diyorlar ki 'kadına yönelik şiddet artıyor' Hayır, kadına yönelik şiddet
artmıyor, tersine azalıyor ama geçmişte kadına yönelik şiddet bilinmediği için
biz görünür hale getirdiğimiz için şiddet artıyormuş gibi lanse ediliyor. Bizim
kararlı mücadelemiz sonucunda, geçmişte halının altına süpürülen, hasır altı
edilen, gözlerden kaçırılan bu sorunlar şimdi gün yüzüne çıkıyor, tartışılıyor,
tedbirler ve çözüm yolları geliştiriliyor. Gelişmiş ülkelerde görülen kadına
şiddet olaylarının benzerleri elbette Türkiye'de de görülebiliyor. Bu durumu
üzüntüyle karşılamanın ötesinde mücadele edilmesi gereken büyük bir sorun olarak
görüyor ve gereken adımları attık, atıyoruz. Bu noktada bu noktada istatistiğin
bizim için hiçbir önemi yok. Bin hanım kardeşimiz de şiddet uğrasa kötüdür bir
kişi şiddete uğrasa o da bizim için çok ama çok kötüdür, insanlık dışıdır. Bu
meseleyi sıfırlamak için var gücümüzle çalışacak, kadına, çocuğa yönelik şiddete
bundan sonra da sıfır tolerans göstereceğiz.''

''İnşallah 12 Haziran seçimlerine AK Parti olarak bugüne oranla daha
fazla hanım kardeşimizi aday göstererek gireceğiz'' diyen Erdoğan, bu sürecin bir
kartopu gibi büyüyeceğini söyledi.

Kadınların kendi haklarına daha fazla sahip çıkacaklarını belirten
Erdoğan, ''İnşallah, bizzat kadınlar eliyle sorunlar çözüme kavuşacak. Dün de
söyledim; kadınların sorunlarını parlamentonun kürsüsünde erkeklerin konuşmasını,
anlatmasını anlamsız buluyorum. Damdan düşen kadın, geliyor sorunu erkek
anlatıyor... Asıl sorunu konuşması, anlatması gereken kadın ama ortada yok. Niye?
Kürsüye getirilmiyor ki. Seçimde biz inşallah bu sayıyı daha da artırarak,
kalifikasyonu itibarıyla daha da yüksek arkadaşlarımızla oluşan bir kadroyla, 12
Haziran'dan sonra parlamentoda bu temsili çok daha güçlü hale getirmiş olacağız''
şeklinde konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Yargılamada asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim
dertli olduğumuz burasıdır. Bu sürecin uzamasını doğru bulmuyoruz'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''muhtar bile
olamaz'' diyen medyayla çarpışa çarpışa iktidara geldiklerini söyledi.

Siyasi güçlerini medyadan değil, sadece milletten aldıklarını belirten
Erdoğan, ''Onun için ne kimseye minnet ederiz ne kimsenin vesayeti altına gireriz
ne de bu tür yollara tenezzül eden muhalifleri susturmaya çalışırız. Böyle bir
derdimiz yok. AK Parti'nin bu tür yöntemlerle muhalif yazarları susturduğu
iddiasını kendimize asla hakaret olarak kabul etmeyiz. Çünkü yarası olan gocunur,
bizim böyle bir yaramız yok'' ifadesini kullandı.

Düşüncelerine güvendikleri için düşünce özgürlüğünden, inançlarına
güvendikleri için inanç özgürlüğünden korkmadıklarını ifade eden Erdoğan,
''Kendimize, düşüncemize, teşkilatımıza, en önemlisi de milletimize inanıyoruz,
milletimize güveniyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tutuklanan, gözaltına alınan gazeteciler üzerinden 'hükümetin
eleştiriye tahammülü yok' diye kampanya başlatanlara da buradan açık açık
sesleniyorum: Hangi gazeteci hükümeti eleştirdiği için bugün tutukludur? Bunu
söylesinler. Hangi gazeteci basın faaliyetinden, gazeteci faaliyetinden dolayı
tutukludur? Şu an tutuklu ve hükümlü olarak cezaevlerinde mesleği gazeteci olarak
kayda geçen 27 kişi var. Bu 27 kişiden bir tanesi bile gazetecilik faaliyetinden
dolayı cezaevinde değil. Benim milletim bunu lütfen iyi bilsin. Anayasal düzeni
zorla değiştirmeye kalkışmak, silahlı terör örgütüne üye olmak, cinsel istismar,
nitelikli yağma, ateşli silah bulundurmak, resmi belgede tahrifat... Mesleği
gazeteci olarak geçen 27 kişinin cezaevinde bulunma gerekçeleri işte bunlar. Yani
AK Parti'ye hakaret ettiğinden veya şunu bunu yaptığından değil. Bu...

Biz dünyanın en ileri standartlarına sahip basın yasalarından birini
çıkardık. Medya kuruluşlarının temsilcileriyle, yöneticileriyle beraber çıkardık.
Diğer bazı yasalardan, yasa maddelerinin yorumlanmasından kaynaklanan çeşitli
sorunlar yaşanabiliyor. Bunların da tek tek üzerine gidiyoruz. İşte şu anda
Adalet Bakanlığımız Basın Yasası'nda bazı değişiklikler yapılmasına dair bir
paketi Başbakanlığa gönderdi. Yasalardaki açıkları ortadan kaldırıyor, farklı
yorumlanabilecek maddeleri değiştiriyoruz. Bu kadar çaba, bu kadar gayret, iyi
niyet ortadayken, gazetecilik faaliyeti dışında suç isnatlarıyla gazetecilerin
tutuklanmasını hükümet aleyhine kampanyaya dönüştürmek insafsızlıktır.''

''Son tutuklamalar tamamen yargının tasarrufuyla olmuştur. Hükümetin bu
meselede hiçbir dahli olamaz'' diyen Başbakan Erdoğan, ''Olursa zaten yasalara,
Anayasa'ya, demokrasiye aykırı olur ki buna zaten bizimle ilgiliyse izin
vermeyiz'' dedi.

Aksi ispat edilene kadar herkesin masum olduğunu, yargılama bitmeden
kimsenin suçlu görülemeyeceğini, suçlu ilan edilemeyeceğini söyleyen Erdoğan,
''Yargılamada asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim dertli
olduğumuz burasıdır. Yani bu süreç uzamasın, bir an önce hemen dosyalar masaya
getirilsin, ne yapılacaksa yapılsın, karar verilsin. Bu sürecin uzamasını doğru
bulmuyoruz. Buna biz de iktidar olarak karşı olduğumuzu çok açık, net
söylüyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, yargılama sürecinde yaşanan eleştirilerden,
polemiklerden en çok kendilerinin rahatsız olduğunu dile getirerek, ''Gerilimden,
kutuplaşmadan, haksız suçlamalardan en çok biz şikayet ediyoruz ama kusura
bakmayın, kimse bizden yürütme olarak çıkıp taraf tutmamızı, sürece müdahale
etmemizi beklemesin. Ana muhalefet partisi liderinin söylediği gibi, biz bu
işlerin avukatlığını Silivri Cezaevi'nin kapısında yapanlardan değiliz. Biz
Ergenekon'un avukatlığını yapanlardan değiliz, olmayacağız. Biz o samimi
milletimizin avukatı olarak buradayız. Bundan sonra da aynı şekilde bu yola devam
edeceğiz'' dedi.

Ana muhalefet liderinin ''savcılıktan'' bahsettiğini anımsatan Erdoğan,
''O size yakışır. Benim savcılıkla falan alakam yok. Öyle bir derdim de yok.
Demokratik ülkelerde siyasi iktidarların nerede nasıl durması gerektiği
bellidir'' diye konuştu.

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bizim görevimiz yargının işini kolaylaştırmaktır. Hukuk düzeninin
güvenliğini sağlamaktır. Devam eden davalarla, operasyonlarla ilgili toplumda
farklı görüşlerin farklı hassasiyetlerin olması doğaldır. Toplum adalet ister,
adalet çağrısı yapar. Toplumdaki duyarlılığı, hassasiyetleri gözardı etmek mümkün
değildir. Yasama ve yürütme nasıl toplumsal duyarlılıktan etkileniyorsa yargı da
toplumun adalet çağrısına duyarsız kalamaz. Biz yürütme olarak yargının çok daha
hızlı çalışabilmesi için elimizden gelen tüm yatırımları yaptık, yapıyoruz.
Fiziki tüm şartlarını kolaylaştırdık, kolaylaştırıyoruz. Bir an önce bunlar
neticeye kavuşsun diye. Ancak yargı toplumdan gelen eleştirilerle değil elindeki
bilgi ve delillerle hareket eder. Gazete manşetleriyle değil dava dosyasıyla
karar verir. Toplumsal duyarlılığın yüksek olduğu, siyasi atmosferi ciddi şekilde
etkileyen davalarda yargının özenle olduğu kadar ivedilikle de hareket etmesi
önem taşımaktadır.

Herkesi bir kez daha sorumlu davranmaya, yargıyı rahat bırakmaya,
yargının çalışmasını kolaylaştırmaya çağırıyorum. Burada önemli olan adaletin
olabilecek en hızlı şekilde tecelli etmesi, yargının hükmünü vermesidir. Yargıdan
beklentimiz budur. Herkesi de bu sorumluluk çerçevesinde, süreci hızlandırmaya
yardımcı olacak şekilde hareket etmeye ben de özellike davet ediyorum.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Sayın Kılıçdaroğlu siz korsanlığa göz yumabilirsiniz, Gazze karşısında
susabilirsiniz, ilişkiler bozulmasın diye çıtınızı çıkarmayabilirsiniz. Ama biz
haksızlık karşısında haykırmaya, vatandaşımızın hakkını hukukunu korumaya,
dünyanın her yerinde mazlumlara yardım elimizi uzatmaya devam edeceğiz'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, İngiltere'nin ''Daily
Telegraph'' gazetesindeke bir haberde ''İran'ın AK Parti'ye bağış yapmayı kabul
ettiği'' iddiasına yer verildiğini, bunun kısa sürede İsrail'in Haaretz
Gazetesi'nin internet sitesinde de kullanıldığını anlattı.

''Paslaşmaya dikkat edin'' diyen Erdoğan, bu haberin hemen ardından
açıklamalar başladığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

''Açıklamaların ilki nereden geliyor. Her zaman olduğu gibi CHP'li bir
milletvekili. İsmini vermeyeceğim, bizde mahfuz, şöhret yapmaya gerek yok.
Haberin aslını araştırma gereği duymadan soru önergesi veriyor. Peşinen şahsımı
suçlayarak, 'gereğini yapacak mısınız' diye soruyor. Bir başka CHP milletvekili
basına açıklama yapıyor 'buna inanıyorum'. YARSAV Başkanı açıklama yapıyor 'bu
haberin kapatma konusu olacağını söylüyor' Psikolojik harekat başladı... CHP
genel başkan yardımcısı çıkıyor 'bunun kapatma nedeni olduğunu' söylüyor. Sorsam
'hukukta bu nedir' diye bilmez, öyle de birisi... Yine bir CHP milletvekili, güya
hukukçu 'ben bu iddianın doğru olduğu kanaatindeyim' diyor. Müddei iddiasını
ispatla mükellef, nasıl sen doğru olduğuna inanırsın. Güya hukukçu, böyle
geçiniyorlar.

Biz bu iddiaya karşı çok sert tepki verdik. İngiltere yargı makamları
nezdinde hemen hukuksal süreci başlattık. Genel başkan yardımcım Ömer Çelik beyi
bununla görevlendirdim. Bu adımın takipçisi olduk. Nihayet yargı kararını verdi.
Gerçek açığa çıktı. Söz konusu gazete, 28 Şubat'ta bir düzeltme ve özür
açıklaması yaptı. Aynı zamanda da tabii manevi tazminata mahkum etti. ''

Erdoğan, dün bazı gazetelerde, ''İngiliz gazetesinde yayınlanan haberin
istihbarat örgütlerinin talimatıyla yazıldığı' iddiasının ortaya atıldığına
dikkati çekerek, ''Bunu biz söylemiyoruz, onlar söylüyor. İki gün önce, bir başka
İngiliz gazetesi İndependent, Con Coughlin hakkında bir haber yayınladı. Haberde
AK Parti'yle ilgili haberin yüz kızartıcı olduğunu ifade ederek, bu yazarın Irak
operasyonu sırasında olduğu gibi, bu haberde de istihbarat örgütlerinden talimat
aldığı belirtilerek özeleştiri çağrısında bulunuldu'' dedi.

Erdoğan, ''Türkiye'de de Con Coughlin'lerin bulunduğunu'' belirterek,
konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bizde de Con Coughlin'ler var kardeşim. Bir tane değil daha çok var.
Bunlar 'büyük gazeteciler' diye de takdim edilirler, böyle anlatılırlar, böyle
tanınırlar. Dünyanın birçok ülkesinde, gazeteciler, bilerek ya da bilmeyerek,
isteyerek ya da istemeyerek belli çevreler tarafından kullanılabiliyor. Ya da
gazetecilik faaliyetinin dışına çıkarak belli çevrelere hizmet verebiliyor.

İngiliz gazetesi onurlu davranmış ve çıkmış bu yalan haberden dolayı
dobra dobra özür dilemiştir. Ancak iki haftadır tüm çağrılarımıza rağmen, bu
haberi evire çevire kullanan, bu haber üzerinden fırsat avcılığı yapan, bu haberi
AK Parti'nin kapatılmasına adres gösterenler acaba aynı onurlu davranışı
gösterebilecekler mi? Özür dileme nezaketinde bulunabilecekler mi? CHP Genel
Başkan Yardımcısına, milletvekillerine, YARSAV'a tıpkı o İngiliz gazetesi gibi
yüzlerinin kızarıp kızarmadığını, özür dileyip dilemeyeceklerini buradan bir kez
daha sormak istiyorum; hiçbir belge ve bilgi olmadan İngiltere'de yayımlanan bir
haber üzerinden AK Parti'yi hedef alanların artık bir özeleştiri yapıp
yapmayacaklarını doğrusu öğrenmek istiyorum. Siyasi ahlak özeleştiriyi, özür
dilemeyi gerektirir. CHP ve milletvekillerinin buradan bir kez daha siyasi ahlaka
davet ediyorum.''

''Yabancı bir gazetecinin veya yabancı bir gazetenin, kalkıp da yalanına
inanıp bizi töhmet altında bırakan CHP'nin Genel Başkanı sonra da gidiyor
İngiltere'de ülkesini şikayet ediyor'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''(Türkiye'de basın özgürlüğü tehdit altında) diyor CHP Genel Başkanı,
bununla da kalmıyor. İngiltere'den İsrail'e mesaj gönderiyor. Ne diyor biliyor
musunuz? 'CHP iktidar olsaydı Mavi Marmara'ya izin vermezdik. İsrail ile
ilişkilerin bozulmasına izin vermezdik' diyor.

Bunu da Mavi Marmara şehitlerine, Filistinlilere, Gazze halkına yapılmış
çok ağır bir haksızlık olarak gördüğümüzü burada ifade ediyorum. Bunu CHP'ye
gönül vermiş kardeşlerimize özellikle hatırlatmak istiyorum. Lütfen başlarını iki
ellerinin arasına alsınlar. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu hadisesi, aslında bu
millete sahip çıkmak değildir. Sayın Kılıçdaroğlu siz korsanlığa göz
yumabilirsiniz, siz Gazze karşısında susabilirsiniz, siz ilişkiler bozulmasın
diye çıtınızı çıkarmayabilirsiniz. Ama biz haksızlık karşısında haykırmaya,kendi
vatandaşımızın hakkını hukukunu korumaya, kendi vatandaşlarımızla birlikte
dünyanın her yerinde mazlumlara yardım elimizi uzatmaya devam edeceğiz.''

*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
(12.46)