2014-03-01 - 16:10
"Demokratikleşme paketi" olarak bilinen Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
AK Parti, Genel Kurul'un çalışma takvimine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Kabul edilen öneriye göre, "Demokratikleşme Paketi" olarak bilinen, Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı gündemin ön sırasına alındı.
MHP'nin Adalet Bakanı Bozdağ hakkında verdiği gensoru önergesi bugün görüşülecek.
Genel Kurul, bugün demokratikleşme paketine ilişkin tasarıyı kabul ederse, 2-3-4-5-6 Mart tarihlerinde toplanmayacak.
1-8-15-22-29 Nisan salı günkü birleşimlerde 1 saat sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konuları görüşülmeyecek, gündemdeki tasarı ve teklifler görüşülecek; 2-9-16-30 Nisan çarşamba günkü birleşimlerde sözlü sorular görüşülmeyecek.
1-8-15-22-29 Nisan salı günkü birleşimlerde Genel Kurul 15.00-21.00 saatleri arasında; 2-3-9-10-16-17-24-30 Nisan çarşamba ve perşembe günkü birleşimlerde ise 14.00-21.00 saatleri arasında çalışacak.
Önergenin aleyhinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, AK Parti'nin 17 Aralık soruşturmasını kapatmaya yönelik tasarı ve teklifleri Meclis'e sunduğunu iddia etti.
Bugün görüşülecek demokratikleşme paketine ilişkin tasarının da bu tasarılardan birisi olduğunu belirten Hamzaçebi, tasarının hak ve özgürlükleri kısıtladığını savundu. HSYK'nın yapısına müdahale eden yasanın da Genel Kurul'dan geçtiğini belirten Hamzaçebi, bu tasarıyla HSYK'nın Adalet Bakanı'na bağlandığını, hukuk devletinin ortadan kaldırıldığını iddia etti.
Hamzaçebi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin yasanın arasına, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını kapatacak düzenlemeler konulduğunu iddia etti.
AK Parti grubunun önerisinin kabul edilmesinin ardından, Danışma Kurulu'nun, 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimler nedeniyle Meclis çalışmalarına 11 Mart'tan itibaren 15 gün ara vermesine ilişkin önerisi kabul edildi.
Daha sonra, MHP'nin, 17 Aralık soruşturmasında yargı üzerinde baskı kurduğu iddiasıyla Adalet Bakanı Bozdağ hakkında verdiği gensorunun gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
MHP'nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği gensorunun gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelerde MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, "Adalet Bakanlığı yargıyı bağımlı hale getirecek, delilleri yok edecek, soruşturmayı gölgeleyecek hale düşmüştür" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda Bakan Bozdağ hakkında yargı üzerinde baskı kurduğu ve 17 Aralık soruşturmasına müdahale ettiği iddiasıyla MHP tarafından verilen gensorunun gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde muhalefet milletvekilleri Bozdağ'ı eleştirdi.
MHP Konya Milletvekili Bal, AK Parti'nin demokrasiyi amacına ulaşmak için araç olarak kullandığını ve "iktidara geldiğinde gitmemek üzere kullandığını" söyledi.
Soruşturmada tutuklanan Rıza Sarraf ve bakan çocuklarının tahliyesine karar veren hakim İsmail Çiçek'in, sosyal medyada, "Allah uzun ömür versin uzun adam" diye mesaj attığını ifade eden Bal, "Yargı bu hale gelmiştir. biz de 'Allah uzun ömür versin' diyoruz ama böyle bir hakim, Başbakan'ın taraf olduğu davada reklama ihtiyaç duyuyorsa onun kararını kaygıyla, şüpheyle karşılarız" diye konuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, soruşturmadaki teknik takibin 15 Aralık 2013 tarihi itibariyle kaldırılmasını ve imhasını kolluğa talimatla bildirdiğini, iktidar tarafından "asrın yolsuzluğuna" karşı operasyon başlattığını, savcıların ve polislerin dağıtıldığını belirten Bal, Bozdağ'ın soruşturmayı yürüten savcılar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, HSYK'yı tehdit eder mahiyette açıklama yaptığını savundu.
Bozdağ'ın Adalet Bakanı olduktan sonra HSYK Birinci Dairesi'nin iki üyesinin görevden alınarak, yerlerine yeni üye getirildiğini anlatan Bal, "AKP'nin siyasallaştırdığı Birinci Daire, ertesi gün İstanbul'da operasyon yapan hakim ve savcılarla 16 ildeki hakim ve savcılarla ilgili kararname çıkardı" dedi.
Bozdağ'ın İzmir'de görevli savcıları arayarak soruşturmalara müdahale ettiğini de öne süren Bal, "Adalet Bakanlığı yargıyı bağımlı hale getirecek, delilleri yok edecek, soruşturmayı gölgeleyecek hale düşmüştür" diye konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da gensorunun konjonktürel olduğunu ve yanında olmadıklarını söyledi.
KCK davalarında çok sayıda arkadaşlarının tutuklu olduğunu ifade eden Kaplan, "Bakın, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ çarşamba gününe kadar tahliye olmazsa göreceksiniz. Bu tahliyeler bizim tarafa hiç gelmiyor" dedi.
HSYK'nın son yasal düzenlemeyle Adalet Bakanı'na bağlandığını savunan Kaplan, "Yargı artık kıskıvrak bağlandı, kıpırdayacak hali yok. Anayasa, yargı yetkisini bağımsız mahkemelerin kullanmasını emrediyor. Yargıç teminatı var mı? Bütün hakim, savcılar Bozdağ'ın insafına kalmış" diye konuştu.
Görülmekte olan bir dava hakkında kimsenin konuşmaması gerektiğini, ancak Meclis'te herkesin görüş açıkladığını dile getiren Kaplan, milletvekillerinin yeminine sadık kalmadığını söyledi. Kaplan, "Ne insan hakları ne hukuk ne adalet ne demokrasi kaldı. Adaletin olmadığı bir ülke hukuk devleti değildir. Bu ülkede hala kasetlerle seçimi almak isteyen siyasi zihniyetler var. Bu siyasi zihniyet kimse, geçen seçimlerde yaptı bunu. Bundan sonra yapılmaması, buna prim verilmemesi parlamentoda her milletvekilinin görevidir. Bu ülkede en çok konuşulan şey adalet, olmayan şey de adalettir" diye konuştu.
CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ise Bozdağ'ın, 17 Aralık soruşturmasından sonra Adalet Bakanlığı'na getirilmesiyle, "cadı avına' başladığını öne sürdü.
Soruşturmadan sonra hiçbir demokraside görülmeyecek yasa bombardımanı başladığını ifade eden Batum, internet, HSYK'nın yapısı, soruşturma usullerini değiştiren yasa, MİT yasası, dershaneler yasası ve toplu gösterileri zorlaştıracak yasanın kişi ve duruma özgü olduğunu savundu.
Batum, Ergenekon soruşturmalarında da hukuksuzluklar yapıldığını, ancak Bozdağ'ın hep sessiz kaldığını dile getirerek, "2007'den bu yana Uganda'nın bakanı mıydınız? Sıra geldi 17 Aralık'a, Bekir Bozdağ iş başına. 'Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım' denir ya Bozdağ iki mısra daha ekledi 'vicdanımı kanatırım, bakanlığı kaparım' dedi" diye konuştu.
Bozdağ'ın AK Parti Grup Başkanvekili iken tutukluluk süresini 5 yıldan 10 yıla çıkaran önerge verdiğini, bakanlar hakkındaki fezlekeleri 45 gün bekletip, 17 Aralık soruşturmasının savcıları değiştikten sonra iade ettiğini, savcıları arayıp soruşturmaya müdahale ettiğini öne süren Batum, "Bırakın Türkiye'yi, dünyada gensoruyu hak eden birkaç bakan varsa başında Bekir Bozdağ gelir" dedi.
AK Parti'nin getirdiği yasaların iptal edileceğini ve Bozdağ'ın yargılanacağını iddia eden Batum, "Birilerini 10 yıl içeri mi atmak lazım, Bozdağ orada. Adrese teslim yasa mı lazım, Bozdağ orada. RTE tipi yargıç mı lazım, Bozdağ orada. Yargı görevi yapanı etkilemek mi lazım, Bozdağ orada" diye konuştu.
BDP'li Kaplan sataşma gerekçesiyle söz alarak, CHP sıralarına, "Madem çok yerinde gensoru, siz anamuhalefet partisi olarak niye getirmediniz, niye uyudunuz?" diye seslendi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise gensoru getirmeleri halinde bundan sonuç alacaklarını belirterek, "HSYK ile ilgili yasanın oylanması sırasında BDP neredeydi? Yoktunuz. 1 'hayır' oyu bile verseniz 'BDP hayır oyu verdi' diyebilirdim" dedi.
Sataşma gerekçesiyle tekrar söz alan Kaplan ise "En etkili muhalefeti BDP yaptı. 135 kişiydiniz de niye 20'de kaldınız? Böyle muhalefet olursa bunlar daha 20 sene iktidar olur. Aşağıda iki rekat namaz da sizin için kılıyorlar, 'Allah böyle muhalefetten razı olsun' diye. Meclis'e geliyorsunuz dolduramıyorsunuz" diye konuştu.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin ise AK Parti'nin iktidara geldikten sonra demokratikleşme sürecine ivme kazandırdığını söyledi.
Gensorunun gerçeklerle ve hukuk normlarıyla bağdaşmadığını savunan Şahin, Bozdağ'a yönelik hukuki temeli olmayan soyut isnatlar yöneltildiğini belirtti.
17 Aralık soruşturmasında dinlemelerin imha edilmesine dair genelgenin söz konusu olamayacağını vurgulayan Şahin, "Aksi delil karartmaya girer ve suçtur" dedi.
Adalet Bakanlığı'na 4 bakan hakkında 32 klasörlük fezleke geldiğini anlatan Şahin, bakanlara yönelik suçlamaların görevleriyle ilgili mi, kişisel mi olduğu yönünde inceleme süresi olduğunu belirtti.
MHP'nin, 17 Aralık soruşturmasında yargı üzerinde baskı kurduğu iddiasıyla Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği gensorunun gündeme alınması, Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
Bozdağ, hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Bozdağ, bir bakan hakkında gensoru açılmasını istemenin çok ciddi bir husus olduğunu söyledi.
Yalan yanlış bilgilerle, rivayetler üzerinden veya siyasi karşıtlık üzerine gensoru verilmesi durumunda, bunun gensoru müessesesinin kıymetini azalttığını belirten Bozdağ, "Bu gensorunun her tarafı lime lime dökülmektedir. Hakkımdaki gensoru açılması istemi, esasında kötü bir rüya tabirinden ibarettir. Hani rüya tabirleri olur ya; ölü görürsünüz, diri görürsünüz, gündüz görürsünüz, karanlık görürsünüz, sonra da bunun anlamı şudur bak. Karanlık görürsen böyle, gündüz görürsen böyle, adete el yordamıyla rüya tabiri yaparak bir bakan hakkında gensoru önergesi veriliyor. Bu, gensoru müessesesinin ve verenlerin itibarını azaltır ama hakkında gensoru verilen bir bakan olarak da benim itibarımı yükseltecektir" dedi.
Bozdağ, adli kolluk yönetmeliği değişikliğinin Anayasa ve yasalara uygun olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Çünkü CMK'nın 167. maddesinin başlığı, yönetmeliktir. Adli kollukla ilgili yönetmelik, Adalet ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken tanzim edileceğini ifade ediyor. Bu yönetmelik bir kapsamda çıkarılmış bir yönetmeliktir. Polis adli kolluk görevini yaparken ne Adalet Bakanlığı'nın ne İçişleri Bakanlığı'nın emrindedir. Yasalarımız çok açık. Adli kolluk görevini yapan kolluk görevlileri görev süresince cumhuriyet savcısının emirleri ve talimatları doğrultusunda hareket eder, herhangi bir kolluk amiri - bu emniyet müdürü veya başkası olabilir - bunlara emir ve talimat veremez. Bunu ben söylemiyorum, kanun söylüyor. Adalet Bakanlığı ile adli kolluğun herhangi bir bağlantısı yoktur. Adli kolluk idari bakımdan baktığınızda İçişleri Bakanlığı ile ilgili bir husustur. Ama buna talimat verme yetkisi de ne İçişleri Bakanlığı'na ne Adalet Bakanlığı'na aittir. Benimle hiç alakası olmayan bir konuyu siz getirir, buradan, 'bakan da böyle talimat vermiştir' yorumunu yaparsanız, bu gündüz mü gece mi rüya tabirine benzer. Doğru bir şey olabilir mi? Biraz ciddiyet olsun lütfen.
Kollukta görev yapan polislerin, müdürlerin görev yerlerinin değişmesi ile tasarruflar oldu. Bunu Adalet Bakanlığı değil, İçişleri Bakanlığı yaptı. Ama doğru tasarruflar mı, doğru tasarruflar. Çünkü bu tasarrufların hepsi usule ve yasaya uygun tasarruflardır. Bir yerde il müdürü atadığınız zaman, il müdürü kendisi ile çalışacak yardımcılarını, şube müdürlerini veya hangi polislerin nerede çalışacağını, bütün ilk atamalardan sonra kendileri belirlemiştir. Sadece yeni atanan İstanbul İl Emniyet Müdürü ve diğer atanan emniyet müdürler değil, bundan önce atanmış bütün emniyet müdürleri aynısını yapmış. Hüseyin Çapkın İzmir İl Emniyet Müdürü olduğu 2008 yılında, tam 2 bin 500 kişiyle ilgili görevlendirmede değişiklik yapmış. Arkasından Ercüment Yılmaz İzmir Emniyet müdürü olmuş, 2 bin 298 polisle ilgili yer değişikliği yapmış. Her emniyet müdürü atanışında bunu yapar, beraber çalışacağı kadroyu elbette kendisi belirleyecektir. Bundan daha doğal ne olabilir. Onun için rutin olan işlemleri, 17 Aralık sürecinin cazibesine kapılanlar farklı bir değerlendirmeye tabi tutabilirler. Ama işin gereği, yeni atamalar çerçevesinde yapılan değerlendirmelerdir."
Adalet Bakanı Bozdağ, HSYK'nın dairelerinde görev yapacak üyelerin kanun, usul ve teamüle aykırı olarak belirlenmesinin de iddia edildiğini söyleyerek, "Ben merak ettim, acaba kanuna aykırı nasıl olmuş bu iş, bu konuda nasıl bir teamül var da Adalet Bakanı HSYK Başkanı olarak bu teamülü ayaklar altına alan bir iş yapmış. Arkadaşlara da sordum, 'ya ben ne yapmışım, haberim yok söyleyin bana, haberim olsun' dedim. Kanunu getirdiler, kanun açık. HSYK Kanunu'nun 8. maddesinin 2. fıkrası, birtakım esaslar koyuyor, dairelerde görev yapacak üyelerle ilgili. Altından diyor ki 'Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına seçimle karar verir.' Yapılan toplantıda ne olmuş. Genel Kurul konuyu gündemine almış, nasıl bir seçim yapmış? Yukarıdaki esaslara göre bir seçim yapmış, hangi üyenin hangi dairede görev yapacağına karar vermiş. Yapılan iş kanunun özüne, esasına uygun bir iş" dedi.
Dairelerdeki üyelerin görev yerlerinin değişmesinden böyle bir anlam çıkarıldığını belirten Bozdağ, "O zaman biz böyle bir anlam çıkarmaya kalkarsak, herkes birbirini kolaylıkla itham edebilir. Hukuk anlamlar üzerinden değil, objektif deliller üzerinden hareket eder. Hukuk rüya tabirleri üzerinden değil, somut deliller üzerinden hareket eder. Onun için de bizim yaptığımız hukuka uygun" dedi.
Bakan Bozdağ, hakim ve savcıların atanması ile ilgili de değerlendirmeler yapıldığını belirtti.
Hakim ve savcıları atamanın kurulun 1. Dairesinin görevinde olduğunu ifade eden Bozdağ, 2011 yılında 20, 2012 yılında 16, 2013 yılında 11 kararname çıktığını bildirdi. Bozdağ, bu kararnamelerin büyük bir kısmının mazeret kararnamesi olduğunu, hizmet gereği yapılan atamaların sayısının çok az olduğunu söyledi.
Bekir Bozdağ, "Adalet Bakanı olarak, hiç bir cumhuriyet başsavcısına veya cumhuriyet savcısına 'soruşturmaların üzerini örtün, soruşturmaları durdurun, bu işi kapatın' demedim. Kim ki bunu dediğimi iddia ediyorsa, bunu ispat etmesi lazım. Ben bunu söylemedim, daha önce de Genel Kurul'da ifade ettim: Bunu yapan namussuzdur, şerefsizdir ama bunu yaptığımı birileri iddia edip de ispat etmiyorsa onlar da namussuzdur, şerefsizdir. İnsanların haysiyetiyle böylesine kolayca hiç kimse oynamamalıdır. Soruşturmalar ve kovuşturmalar elbette usul çerçevesinde yürütülmelidir" diye konuştu.
Soruşturmanın gizliliğinin nedeninin; insanların hukukunu, onurunu, masumiyetini lekelememe hakkını korumak olduğunu belirten Bozdağ, şunları kaydetti:
"Siz soruşturmayı açtınız, belki ilerletmeden dosyayı işlemden kaldıracaksınız. Televizyonların önünde evleri, üstleri aranırsa, birtakım şeyler yapılırsa, soruşturmanın gizliliğine rağmen dosyada olduğu iddia edilen evrak televizyonlarda, gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanırsa, bu savcılardan herhangi birisi hangi kararı verirse versin, toplumun bir kesimi onu itham edecektir. Onun için de soruşturmanın gizliliği konusunda hepimizin hassas olması lazım, lekelenmeme hakkı çok önemli. Geçmişte bu ülkede, soruşturmanın gizliliğinin ihlali nedeniyle nice yargısal infazlar yapıldı daha yargılama bitmeden. İnsanlar şüpheli olmadan sanık, sanık olmadan mahkum ilan edildiler.
Dün birileri farklı değerlendirmiş olabilir, biz de yapmış olabiliriz, geçmişte de böyledir. Ama bakın siyaset kurumunun bir şeyi düzeltmesi lazım. Soruşturmanın muhatabı değiştikçe, savcıları, yargılama yapanları kutsamaya veya yerin dibine geçirmeye başlayan tavırları biz sürdürürsek, o zaman hukukun dışına çıkanları hukukun içinde tutmayı asla başaramayız. İnsanların onurunun ve haysiyetinin lekelenmesinin önüne geçemeyiz. Bazı soruşturmalar nedeniyle insanların içeride bulunmasını değerlendirirken, insanları suçlayacaksınız, delilleri sahte diyeceksiniz, mahkeme kararlarını yok sayacaksınız ama öte yandan insanlar hakkında henüz iddianame tanzim edilmeden, soruşturmanın seyrinin ne olacağı belli olmadan mahkummuş gibi konuşacaksınız, ondan sonra da 'Biz biz hukuk devletiyiz' diyeceksiniz. Böyle bir şey olmaz. Dün AK Parti Grubu bugün CHP, MHP, BDP; hangi grup olursa olsun hukukun dışına çıkan, insan onurunu ve haysiyetini ihlal eden ne tür uygulama varsa, siyasal rekabeti bir tarafa bırakıp, onun karşısında bu parlamento bir olmadıkça, dik durmadıkça bunların önüne geçemeyiz. Gelin beraber olalım."
Bozdağ, savcının Adana'da yürüyen MİT'e yönelik soruşturma ile ilgili yazdığı müzekkerede, "Suriye tarafına geçin, orada şu şu adli işlemleri yapın' dediğini belirterek, savcıların yetkisinin nerede başladığı ve bittiğinin belli olduğunu kaydetti. Bozdağ, savcı Türkiye dışında işlem yapılması talimatını verince, hukuku pervasızca çiğneyenler bu gücü hukuktan almıyorlarsa nereden alıyorlar diye sorulması gerektiğini kaydetti.
Kendisinin Bakanlığa gelen fezlekeleri beklettiği, incelediği iddialarının doğru olmadığını belirten Bozdağ, "Fezlekeler Adalet Bakanlığına 3 Ocak 2014'te geldi, iadesi 29 Ocak 2014'tür. 26 gündür. Ama herkes '45 gün Adalet Bakanı bunu tuttu' diyor. Ben fezlekeyi geldiği gün iade etseydim, 'jet hızıyla bakan geldiği gibi gönderecekti' denilecekti. Bizim fezlekeleri inceleme ve içeriğine girme yetkimiz yok. Ama sanki incelenmiş gibi takdimler yapılıyor. Bunlar gerçek dışıdır, ağzı açılmadan gitmiştir" dedi.
Bozdağ, ilgili genelgenin bu fezlekelerin bakanlığa değil, Meclis'e gönderilmesini söylediğini kaydederek, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendisi ile ilgili Meclis'e gönderdiği fezlekeye, devam eden soruşturma ile alakalı 32 klasörü de eklemesinin yanlış olduğunu söyledi.
Yapılan görüşmelerin ardından, Genel Kurul'da Bakan Bozdağ hakkındaki gensorunun gündeme alınması reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında, 17 Aralık soruşturmasında yargıya baskı kurduğu ve soruşturmaya müdahale ettiği iddiasıyla verdiği gensorunun gündeme alınmasının reddedilmesinin ardından, Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Tasarı, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim, genel ve yerel seçimlerde farklı dil ve lehçede propaganda yapılabilmesi, siyasi partilerin eş genel başkanlık sistemi uygulaması, nefret suçu gibi düzenlemeleri içeriyor.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti, Genel Kurul'un çalışma takvimine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Kabul edilen öneriye göre, "Demokratikleşme Paketi" olarak bilinen, Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı gündemin ön sırasına alındı.
MHP'nin Adalet Bakanı Bozdağ hakkında verdiği gensoru önergesi bugün görüşülecek.
Genel Kurul, bugün demokratikleşme paketine ilişkin tasarıyı kabul ederse, 2-3-4-5-6 Mart tarihlerinde toplanmayacak.
1-8-15-22-29 Nisan salı günkü birleşimlerde 1 saat sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konuları görüşülmeyecek, gündemdeki tasarı ve teklifler görüşülecek; 2-9-16-30 Nisan çarşamba günkü birleşimlerde sözlü sorular görüşülmeyecek.
1-8-15-22-29 Nisan salı günkü birleşimlerde Genel Kurul 15.00-21.00 saatleri arasında; 2-3-9-10-16-17-24-30 Nisan çarşamba ve perşembe günkü birleşimlerde ise 14.00-21.00 saatleri arasında çalışacak.
Önergenin aleyhinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, AK Parti'nin 17 Aralık soruşturmasını kapatmaya yönelik tasarı ve teklifleri Meclis'e sunduğunu iddia etti.
Bugün görüşülecek demokratikleşme paketine ilişkin tasarının da bu tasarılardan birisi olduğunu belirten Hamzaçebi, tasarının hak ve özgürlükleri kısıtladığını savundu. HSYK'nın yapısına müdahale eden yasanın da Genel Kurul'dan geçtiğini belirten Hamzaçebi, bu tasarıyla HSYK'nın Adalet Bakanı'na bağlandığını, hukuk devletinin ortadan kaldırıldığını iddia etti.
Hamzaçebi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin yasanın arasına, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını kapatacak düzenlemeler konulduğunu iddia etti.
AK Parti grubunun önerisinin kabul edilmesinin ardından, Danışma Kurulu'nun, 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimler nedeniyle Meclis çalışmalarına 11 Mart'tan itibaren 15 gün ara vermesine ilişkin önerisi kabul edildi.
Daha sonra, MHP'nin, 17 Aralık soruşturmasında yargı üzerinde baskı kurduğu iddiasıyla Adalet Bakanı Bozdağ hakkında verdiği gensorunun gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelere geçildi.
MHP'nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği gensorunun gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelerde MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, "Adalet Bakanlığı yargıyı bağımlı hale getirecek, delilleri yok edecek, soruşturmayı gölgeleyecek hale düşmüştür" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda Bakan Bozdağ hakkında yargı üzerinde baskı kurduğu ve 17 Aralık soruşturmasına müdahale ettiği iddiasıyla MHP tarafından verilen gensorunun gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde muhalefet milletvekilleri Bozdağ'ı eleştirdi.
MHP Konya Milletvekili Bal, AK Parti'nin demokrasiyi amacına ulaşmak için araç olarak kullandığını ve "iktidara geldiğinde gitmemek üzere kullandığını" söyledi.
Soruşturmada tutuklanan Rıza Sarraf ve bakan çocuklarının tahliyesine karar veren hakim İsmail Çiçek'in, sosyal medyada, "Allah uzun ömür versin uzun adam" diye mesaj attığını ifade eden Bal, "Yargı bu hale gelmiştir. biz de 'Allah uzun ömür versin' diyoruz ama böyle bir hakim, Başbakan'ın taraf olduğu davada reklama ihtiyaç duyuyorsa onun kararını kaygıyla, şüpheyle karşılarız" diye konuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, soruşturmadaki teknik takibin 15 Aralık 2013 tarihi itibariyle kaldırılmasını ve imhasını kolluğa talimatla bildirdiğini, iktidar tarafından "asrın yolsuzluğuna" karşı operasyon başlattığını, savcıların ve polislerin dağıtıldığını belirten Bal, Bozdağ'ın soruşturmayı yürüten savcılar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, HSYK'yı tehdit eder mahiyette açıklama yaptığını savundu.
Bozdağ'ın Adalet Bakanı olduktan sonra HSYK Birinci Dairesi'nin iki üyesinin görevden alınarak, yerlerine yeni üye getirildiğini anlatan Bal, "AKP'nin siyasallaştırdığı Birinci Daire, ertesi gün İstanbul'da operasyon yapan hakim ve savcılarla 16 ildeki hakim ve savcılarla ilgili kararname çıkardı" dedi.
Bozdağ'ın İzmir'de görevli savcıları arayarak soruşturmalara müdahale ettiğini de öne süren Bal, "Adalet Bakanlığı yargıyı bağımlı hale getirecek, delilleri yok edecek, soruşturmayı gölgeleyecek hale düşmüştür" diye konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da gensorunun konjonktürel olduğunu ve yanında olmadıklarını söyledi.
KCK davalarında çok sayıda arkadaşlarının tutuklu olduğunu ifade eden Kaplan, "Bakın, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ çarşamba gününe kadar tahliye olmazsa göreceksiniz. Bu tahliyeler bizim tarafa hiç gelmiyor" dedi.
HSYK'nın son yasal düzenlemeyle Adalet Bakanı'na bağlandığını savunan Kaplan, "Yargı artık kıskıvrak bağlandı, kıpırdayacak hali yok. Anayasa, yargı yetkisini bağımsız mahkemelerin kullanmasını emrediyor. Yargıç teminatı var mı? Bütün hakim, savcılar Bozdağ'ın insafına kalmış" diye konuştu.
Görülmekte olan bir dava hakkında kimsenin konuşmaması gerektiğini, ancak Meclis'te herkesin görüş açıkladığını dile getiren Kaplan, milletvekillerinin yeminine sadık kalmadığını söyledi. Kaplan, "Ne insan hakları ne hukuk ne adalet ne demokrasi kaldı. Adaletin olmadığı bir ülke hukuk devleti değildir. Bu ülkede hala kasetlerle seçimi almak isteyen siyasi zihniyetler var. Bu siyasi zihniyet kimse, geçen seçimlerde yaptı bunu. Bundan sonra yapılmaması, buna prim verilmemesi parlamentoda her milletvekilinin görevidir. Bu ülkede en çok konuşulan şey adalet, olmayan şey de adalettir" diye konuştu.
CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ise Bozdağ'ın, 17 Aralık soruşturmasından sonra Adalet Bakanlığı'na getirilmesiyle, "cadı avına' başladığını öne sürdü.
Soruşturmadan sonra hiçbir demokraside görülmeyecek yasa bombardımanı başladığını ifade eden Batum, internet, HSYK'nın yapısı, soruşturma usullerini değiştiren yasa, MİT yasası, dershaneler yasası ve toplu gösterileri zorlaştıracak yasanın kişi ve duruma özgü olduğunu savundu.
Batum, Ergenekon soruşturmalarında da hukuksuzluklar yapıldığını, ancak Bozdağ'ın hep sessiz kaldığını dile getirerek, "2007'den bu yana Uganda'nın bakanı mıydınız? Sıra geldi 17 Aralık'a, Bekir Bozdağ iş başına. 'Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım' denir ya Bozdağ iki mısra daha ekledi 'vicdanımı kanatırım, bakanlığı kaparım' dedi" diye konuştu.
Bozdağ'ın AK Parti Grup Başkanvekili iken tutukluluk süresini 5 yıldan 10 yıla çıkaran önerge verdiğini, bakanlar hakkındaki fezlekeleri 45 gün bekletip, 17 Aralık soruşturmasının savcıları değiştikten sonra iade ettiğini, savcıları arayıp soruşturmaya müdahale ettiğini öne süren Batum, "Bırakın Türkiye'yi, dünyada gensoruyu hak eden birkaç bakan varsa başında Bekir Bozdağ gelir" dedi.
AK Parti'nin getirdiği yasaların iptal edileceğini ve Bozdağ'ın yargılanacağını iddia eden Batum, "Birilerini 10 yıl içeri mi atmak lazım, Bozdağ orada. Adrese teslim yasa mı lazım, Bozdağ orada. RTE tipi yargıç mı lazım, Bozdağ orada. Yargı görevi yapanı etkilemek mi lazım, Bozdağ orada" diye konuştu.
BDP'li Kaplan sataşma gerekçesiyle söz alarak, CHP sıralarına, "Madem çok yerinde gensoru, siz anamuhalefet partisi olarak niye getirmediniz, niye uyudunuz?" diye seslendi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise gensoru getirmeleri halinde bundan sonuç alacaklarını belirterek, "HSYK ile ilgili yasanın oylanması sırasında BDP neredeydi? Yoktunuz. 1 'hayır' oyu bile verseniz 'BDP hayır oyu verdi' diyebilirdim" dedi.
Sataşma gerekçesiyle tekrar söz alan Kaplan ise "En etkili muhalefeti BDP yaptı. 135 kişiydiniz de niye 20'de kaldınız? Böyle muhalefet olursa bunlar daha 20 sene iktidar olur. Aşağıda iki rekat namaz da sizin için kılıyorlar, 'Allah böyle muhalefetten razı olsun' diye. Meclis'e geliyorsunuz dolduramıyorsunuz" diye konuştu.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin ise AK Parti'nin iktidara geldikten sonra demokratikleşme sürecine ivme kazandırdığını söyledi.
Gensorunun gerçeklerle ve hukuk normlarıyla bağdaşmadığını savunan Şahin, Bozdağ'a yönelik hukuki temeli olmayan soyut isnatlar yöneltildiğini belirtti.
17 Aralık soruşturmasında dinlemelerin imha edilmesine dair genelgenin söz konusu olamayacağını vurgulayan Şahin, "Aksi delil karartmaya girer ve suçtur" dedi.
Adalet Bakanlığı'na 4 bakan hakkında 32 klasörlük fezleke geldiğini anlatan Şahin, bakanlara yönelik suçlamaların görevleriyle ilgili mi, kişisel mi olduğu yönünde inceleme süresi olduğunu belirtti.
MHP'nin, 17 Aralık soruşturmasında yargı üzerinde baskı kurduğu iddiasıyla Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği gensorunun gündeme alınması, Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
Bozdağ, hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Bozdağ, bir bakan hakkında gensoru açılmasını istemenin çok ciddi bir husus olduğunu söyledi.
Yalan yanlış bilgilerle, rivayetler üzerinden veya siyasi karşıtlık üzerine gensoru verilmesi durumunda, bunun gensoru müessesesinin kıymetini azalttığını belirten Bozdağ, "Bu gensorunun her tarafı lime lime dökülmektedir. Hakkımdaki gensoru açılması istemi, esasında kötü bir rüya tabirinden ibarettir. Hani rüya tabirleri olur ya; ölü görürsünüz, diri görürsünüz, gündüz görürsünüz, karanlık görürsünüz, sonra da bunun anlamı şudur bak. Karanlık görürsen böyle, gündüz görürsen böyle, adete el yordamıyla rüya tabiri yaparak bir bakan hakkında gensoru önergesi veriliyor. Bu, gensoru müessesesinin ve verenlerin itibarını azaltır ama hakkında gensoru verilen bir bakan olarak da benim itibarımı yükseltecektir" dedi.
Bozdağ, adli kolluk yönetmeliği değişikliğinin Anayasa ve yasalara uygun olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Çünkü CMK'nın 167. maddesinin başlığı, yönetmeliktir. Adli kollukla ilgili yönetmelik, Adalet ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken tanzim edileceğini ifade ediyor. Bu yönetmelik bir kapsamda çıkarılmış bir yönetmeliktir. Polis adli kolluk görevini yaparken ne Adalet Bakanlığı'nın ne İçişleri Bakanlığı'nın emrindedir. Yasalarımız çok açık. Adli kolluk görevini yapan kolluk görevlileri görev süresince cumhuriyet savcısının emirleri ve talimatları doğrultusunda hareket eder, herhangi bir kolluk amiri - bu emniyet müdürü veya başkası olabilir - bunlara emir ve talimat veremez. Bunu ben söylemiyorum, kanun söylüyor. Adalet Bakanlığı ile adli kolluğun herhangi bir bağlantısı yoktur. Adli kolluk idari bakımdan baktığınızda İçişleri Bakanlığı ile ilgili bir husustur. Ama buna talimat verme yetkisi de ne İçişleri Bakanlığı'na ne Adalet Bakanlığı'na aittir. Benimle hiç alakası olmayan bir konuyu siz getirir, buradan, 'bakan da böyle talimat vermiştir' yorumunu yaparsanız, bu gündüz mü gece mi rüya tabirine benzer. Doğru bir şey olabilir mi? Biraz ciddiyet olsun lütfen.
Kollukta görev yapan polislerin, müdürlerin görev yerlerinin değişmesi ile tasarruflar oldu. Bunu Adalet Bakanlığı değil, İçişleri Bakanlığı yaptı. Ama doğru tasarruflar mı, doğru tasarruflar. Çünkü bu tasarrufların hepsi usule ve yasaya uygun tasarruflardır. Bir yerde il müdürü atadığınız zaman, il müdürü kendisi ile çalışacak yardımcılarını, şube müdürlerini veya hangi polislerin nerede çalışacağını, bütün ilk atamalardan sonra kendileri belirlemiştir. Sadece yeni atanan İstanbul İl Emniyet Müdürü ve diğer atanan emniyet müdürler değil, bundan önce atanmış bütün emniyet müdürleri aynısını yapmış. Hüseyin Çapkın İzmir İl Emniyet Müdürü olduğu 2008 yılında, tam 2 bin 500 kişiyle ilgili görevlendirmede değişiklik yapmış. Arkasından Ercüment Yılmaz İzmir Emniyet müdürü olmuş, 2 bin 298 polisle ilgili yer değişikliği yapmış. Her emniyet müdürü atanışında bunu yapar, beraber çalışacağı kadroyu elbette kendisi belirleyecektir. Bundan daha doğal ne olabilir. Onun için rutin olan işlemleri, 17 Aralık sürecinin cazibesine kapılanlar farklı bir değerlendirmeye tabi tutabilirler. Ama işin gereği, yeni atamalar çerçevesinde yapılan değerlendirmelerdir."
Adalet Bakanı Bozdağ, HSYK'nın dairelerinde görev yapacak üyelerin kanun, usul ve teamüle aykırı olarak belirlenmesinin de iddia edildiğini söyleyerek, "Ben merak ettim, acaba kanuna aykırı nasıl olmuş bu iş, bu konuda nasıl bir teamül var da Adalet Bakanı HSYK Başkanı olarak bu teamülü ayaklar altına alan bir iş yapmış. Arkadaşlara da sordum, 'ya ben ne yapmışım, haberim yok söyleyin bana, haberim olsun' dedim. Kanunu getirdiler, kanun açık. HSYK Kanunu'nun 8. maddesinin 2. fıkrası, birtakım esaslar koyuyor, dairelerde görev yapacak üyelerle ilgili. Altından diyor ki 'Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına seçimle karar verir.' Yapılan toplantıda ne olmuş. Genel Kurul konuyu gündemine almış, nasıl bir seçim yapmış? Yukarıdaki esaslara göre bir seçim yapmış, hangi üyenin hangi dairede görev yapacağına karar vermiş. Yapılan iş kanunun özüne, esasına uygun bir iş" dedi.
Dairelerdeki üyelerin görev yerlerinin değişmesinden böyle bir anlam çıkarıldığını belirten Bozdağ, "O zaman biz böyle bir anlam çıkarmaya kalkarsak, herkes birbirini kolaylıkla itham edebilir. Hukuk anlamlar üzerinden değil, objektif deliller üzerinden hareket eder. Hukuk rüya tabirleri üzerinden değil, somut deliller üzerinden hareket eder. Onun için de bizim yaptığımız hukuka uygun" dedi.
Bakan Bozdağ, hakim ve savcıların atanması ile ilgili de değerlendirmeler yapıldığını belirtti.
Hakim ve savcıları atamanın kurulun 1. Dairesinin görevinde olduğunu ifade eden Bozdağ, 2011 yılında 20, 2012 yılında 16, 2013 yılında 11 kararname çıktığını bildirdi. Bozdağ, bu kararnamelerin büyük bir kısmının mazeret kararnamesi olduğunu, hizmet gereği yapılan atamaların sayısının çok az olduğunu söyledi.
Bekir Bozdağ, "Adalet Bakanı olarak, hiç bir cumhuriyet başsavcısına veya cumhuriyet savcısına 'soruşturmaların üzerini örtün, soruşturmaları durdurun, bu işi kapatın' demedim. Kim ki bunu dediğimi iddia ediyorsa, bunu ispat etmesi lazım. Ben bunu söylemedim, daha önce de Genel Kurul'da ifade ettim: Bunu yapan namussuzdur, şerefsizdir ama bunu yaptığımı birileri iddia edip de ispat etmiyorsa onlar da namussuzdur, şerefsizdir. İnsanların haysiyetiyle böylesine kolayca hiç kimse oynamamalıdır. Soruşturmalar ve kovuşturmalar elbette usul çerçevesinde yürütülmelidir" diye konuştu.
Soruşturmanın gizliliğinin nedeninin; insanların hukukunu, onurunu, masumiyetini lekelememe hakkını korumak olduğunu belirten Bozdağ, şunları kaydetti:
"Siz soruşturmayı açtınız, belki ilerletmeden dosyayı işlemden kaldıracaksınız. Televizyonların önünde evleri, üstleri aranırsa, birtakım şeyler yapılırsa, soruşturmanın gizliliğine rağmen dosyada olduğu iddia edilen evrak televizyonlarda, gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanırsa, bu savcılardan herhangi birisi hangi kararı verirse versin, toplumun bir kesimi onu itham edecektir. Onun için de soruşturmanın gizliliği konusunda hepimizin hassas olması lazım, lekelenmeme hakkı çok önemli. Geçmişte bu ülkede, soruşturmanın gizliliğinin ihlali nedeniyle nice yargısal infazlar yapıldı daha yargılama bitmeden. İnsanlar şüpheli olmadan sanık, sanık olmadan mahkum ilan edildiler.
Dün birileri farklı değerlendirmiş olabilir, biz de yapmış olabiliriz, geçmişte de böyledir. Ama bakın siyaset kurumunun bir şeyi düzeltmesi lazım. Soruşturmanın muhatabı değiştikçe, savcıları, yargılama yapanları kutsamaya veya yerin dibine geçirmeye başlayan tavırları biz sürdürürsek, o zaman hukukun dışına çıkanları hukukun içinde tutmayı asla başaramayız. İnsanların onurunun ve haysiyetinin lekelenmesinin önüne geçemeyiz. Bazı soruşturmalar nedeniyle insanların içeride bulunmasını değerlendirirken, insanları suçlayacaksınız, delilleri sahte diyeceksiniz, mahkeme kararlarını yok sayacaksınız ama öte yandan insanlar hakkında henüz iddianame tanzim edilmeden, soruşturmanın seyrinin ne olacağı belli olmadan mahkummuş gibi konuşacaksınız, ondan sonra da 'Biz biz hukuk devletiyiz' diyeceksiniz. Böyle bir şey olmaz. Dün AK Parti Grubu bugün CHP, MHP, BDP; hangi grup olursa olsun hukukun dışına çıkan, insan onurunu ve haysiyetini ihlal eden ne tür uygulama varsa, siyasal rekabeti bir tarafa bırakıp, onun karşısında bu parlamento bir olmadıkça, dik durmadıkça bunların önüne geçemeyiz. Gelin beraber olalım."
Bozdağ, savcının Adana'da yürüyen MİT'e yönelik soruşturma ile ilgili yazdığı müzekkerede, "Suriye tarafına geçin, orada şu şu adli işlemleri yapın' dediğini belirterek, savcıların yetkisinin nerede başladığı ve bittiğinin belli olduğunu kaydetti. Bozdağ, savcı Türkiye dışında işlem yapılması talimatını verince, hukuku pervasızca çiğneyenler bu gücü hukuktan almıyorlarsa nereden alıyorlar diye sorulması gerektiğini kaydetti.
Kendisinin Bakanlığa gelen fezlekeleri beklettiği, incelediği iddialarının doğru olmadığını belirten Bozdağ, "Fezlekeler Adalet Bakanlığına 3 Ocak 2014'te geldi, iadesi 29 Ocak 2014'tür. 26 gündür. Ama herkes '45 gün Adalet Bakanı bunu tuttu' diyor. Ben fezlekeyi geldiği gün iade etseydim, 'jet hızıyla bakan geldiği gibi gönderecekti' denilecekti. Bizim fezlekeleri inceleme ve içeriğine girme yetkimiz yok. Ama sanki incelenmiş gibi takdimler yapılıyor. Bunlar gerçek dışıdır, ağzı açılmadan gitmiştir" dedi.
Bozdağ, ilgili genelgenin bu fezlekelerin bakanlığa değil, Meclis'e gönderilmesini söylediğini kaydederek, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendisi ile ilgili Meclis'e gönderdiği fezlekeye, devam eden soruşturma ile alakalı 32 klasörü de eklemesinin yanlış olduğunu söyledi.
Yapılan görüşmelerin ardından, Genel Kurul'da Bakan Bozdağ hakkındaki gensorunun gündeme alınması reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında, 17 Aralık soruşturmasında yargıya baskı kurduğu ve soruşturmaya müdahale ettiği iddiasıyla verdiği gensorunun gündeme alınmasının reddedilmesinin ardından, Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Tasarı, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim, genel ve yerel seçimlerde farklı dil ve lehçede propaganda yapılabilmesi, siyasi partilerin eş genel başkanlık sistemi uygulaması, nefret suçu gibi düzenlemeleri içeriyor.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
