2012-11-01 - 13:20
BDP GRUP BAŞKANVEKİLLERİ BULDAN VE BALUKEN'İN BASIN TOPLANTISI?
Pervin Buldan: "Açlık grevindekileri görmezden gelmek vicdansızlık, ahlaksızlıktır. Cezaevlerinden tabut çıkarsa Başbakan buna nasıl cevap verecek? Kendisine insan diyen herkes bu çığlığa ses vermelidir"? İdris Baluken: "Cezaevlerinde sürdürülen açlık grevi, kritik eşik olan 40 günü geçmiştir. Tıbbi olarak ölüm orucudur."
BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken düzenledikleri basın toplantısında, 12 Eylül'de başlayan açlık grevlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da katıldı.

Açlık grevlerinin 51. günü olduğunu belirten Pervin Buldan, siyasal iradenin açlık grevlerine yaklaşımının; grevleri boşa çıkarma, görmezden gelme ve gündeminden saptırma yönünde olduğunu savundu. Açlık grevindeki tutuklularının sağlık sorunlarının giderek daha da ciddi boyutlara ulaştığını belirten Buldan, Başbakan'ın "sadece 1 kişi ölüm orucunda" sözlerini de eleştirdi. Buldan, "Ölüm orucuna giren iki kişi Gümüşhane cezaevinde. Ancak bunların yanında 663 kişi süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde. Bunları yok saymak tam bir vicdansızlıktır. Bu insanların iki talebi var: birincisi anadilde yaşam ve savunma hakkı, diğeri ise Öcalan'a yönelik İmralı'da sürdürülen tecride son verilmesidir" dedi.

Açlık grevlerinin bitirildiği yönündeki haberlerin de asılsız olduğunu söyleyen Buldan, grevdekiler ve bulundukları cezaevlerini basın mensuplarıyla paylaştı.

"Açlık grevindekileri görmezden gelmek vicdansızlık, ahlaksızlıktır. Cezaevlerinden tabut çıkarsa Başbakan buna nasıl cevap verecek?" diyen Buldan, "Kendisine insan diyen herkes bu çığlığa ses vermelidir. Kuzu edebiyatı, yemek edebiyatı ile açlık grevini sabote etmek, görmezden gelmek bir Başbakan'a yakışmıyor. Bu olay tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Başbakan da bu ülkenin en vicdansız Başbakan'ı olarak akıllarda yer alacaktır "şeklinde konuştu.

Buldan iki çocuğun da açlık grevine katıldığını, kendilerini ikna etmek için cezaevini ziyaret talebini Adalet Bakanlığı'na ilettiğini ancak talebine cevap gelmediğini sözlerine ekledi.

"Cezaevlerinde sürdürülen açlık grevi kritik eşik olan 40 günü geçmiştir. Tıbbi olarak ölüm orucudur" diyen İdris Baluken ise şunları söyledi: "Açlık grevlerinde cezaevlerinde olması gerektiği gibi, B1 vitamini ve tuz, limon, şeker temin edilmemiştir. Bir sağlıkçı olarak söyleyebilirim ki; açlık grevinden 40 gün sonra vücut dışarıdan gelen her türlü gıda ve sıvıyı reddetmektedir. Dolayısıyla sürdürülen grevlerin ölüm orucundan bir farkı yoktur. Başbakan'ın sözleri bilimsellikten uzak cehalet örneğidir. Kendisinin insanlıktan, ahlak ve vicdandan yoksun olduğunu söylüyoruz."

Başbakan'ın açlık grevlerine müdahaleden bahsettiğini, bu konuda uyulması gereken evrensel ilke ve ölçütler olduğunu belirten Baluken, olası bir müdahalenin ülkenin her yerinde infiale neden olacağını öne sürdü. Başbakan'ın dilini değiştirmesi gerektiğini belirten Baluken çözüme yönelik halen bir adım atılmadığını da sözlerine ekledi.

BDP'li vekiller için hazırlanan fezlekelerin Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine ilişkin soruyu da cevaplayan Baluken, "BDPolarak dokunulmazlık gündemimiz yok. Hakkımızda hazırlanan 740 fezleke var ve Meclise gelecek 10 fezleke de bunların devamıdır. Talimatla fezleke hazırlayan bir zihniyet vardır. Bu zihniyet açlık grevi gündemini değiştirmek isteyen bir zihniyettir" dedi.

BDP'li vekillerin kebap yeme görüntüleri ile ilgili soruya cevap veren Pervin Buldan ise "Yenilen yemek 3,5 ay önce 17 Temmuz'da Mardin'de yediğimiz yemek görüntüleridir. Kuzu edebiyatı zihniyeti budur. Başbakan'ın aklından ve mantığından şüphe duyuyoruz" dedi.

Açlık grevlerinin şov olarak değerlendirilmesini de eleştiren Buldan, "Kimse bedenlerini ölüme yatırarak, açlıkla şov yapmaz. Esas şovu yapanlar, Başbakan ve Bakanlardır. Başbakan şovu Kürtleri görmezden gelerek, üzerlerine gaz sıkarak yapıyor. Eşiyle birlikte yurtdışına kolkola giderek şov yapıyor, Başbakan önce kendini sorgulamalı" diye konuştu.(13:20)