2007-04-26 - 15:00
TBMM Başkanı Bülent Arınç, bir gazetecinin 'yarın yapılacak Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda 367 arayacakmısınız' şeklindeki sorusuna "Birleşimi açarım, tereddüt edersem yoklama yaparım. Ne yapalım ki içtüzük bunu emrediyor. Bundan başka türlü bir şey yapmam mümkün değil. Dolayısıyla içerde 367, 567 aramam. İçerde yeterli çoğunluk gördüğüm zaman açarım." dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, bir gazetecinin 'yarın yapılacak Cumhurbaşkanı
seçiminin ilk turunda 367 arayacakmısınız?' şeklindeki sorusuna "Birleşimi
açarım, tereddüt edersem yoklama yaparım. Ne yapalım ki içtüzük bunu emrediyor.
Bundan başka türlü bir şey yapmam mümkün değil. Dolayısıyla içerde 367, 567
aramam. İçerde yeterli çoğunluk gördüğüm zaman açarım. dedi.
Meclis Başkanı Bülent Arınç TBMM Başkanlık Divanı Toplantısı sonrasında gazetecilerin
sorularını yanıtladı.
"BU BİR İFTİRADIR"
Arınç, bir gazetecinin "Yarınki oylamayla ilgili olarak Gül'ün temasları devam ediyor.
Sizin de bağımsız milletvekilleriyle görüştüğünüz yönünde haberler çıktı. Bu
haberleri nasıl yorumluyorsunuz" şeklindeki sorusuna "Bu bir yakıştırmadır, iftiradır"
dedi.
TBMM başkanı olarak bütün milletvekillerini tanıdığını ve hepsiyle dürüst
ilişkileri olduğunu belirten Arınç şöyle konuştu: "Sadece AK Parti Milletvekillerini
kastetmiyorum, CHP ve diğer bağımsız milletvekilleriyle dürüst arkadaşlık ilişkilerimiz var.
Ancak yeminle ve şerefimle, sizi temin ederek söylüyorumki hiçbir milletvekiliyle
oylamalara katılma ve kabul oyu verme konusunda bir tek konuşmam olmamıştır.
Şu an bir tek milletvekili arkadaşımız çıkıp derse ki 'benimle bu konuyu konuşmuştur'
kabul ederim. Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir tanesini arayıp ne olur
oylamaya katılın veya şu oyu verin dememedim, demem de... Bu benim görevim
değil. Meclis Başkanı olarak böyle bir işi kesinlikle yapmam. Bunu rahatlıkla
bütün Türkiye duyabilir. Bu bir yakıştırmadır, bu bir iftiradır."
Özellikle Emin Şirin'in arandığından bahsettiğini belirten Arınç "Böyle bir
şey kesinlikle mümkün değildir." dedi.
"KETENCİ KENDİSİ ARADI"
Sadece bir isimden bahsetmek istediğini ifade eden Arınç konuşmasını şöyle
sürdürdü: "Ahmet Gülyüz Ketenci arkadaşımızı ben 20. dönemden beri iyi
ilişkilerde olduğum bir arkadaş olarak bilirim. Onunla bir görüşmem oldu. Ama
telefonu O açtı ve bana bir selam vermeyi arzu etti. Bir arkadaşımız kendisiyle
telefonda konuşmuş O da 'sayın başkana selamlarımı sunmak istiyorum' demiş.
'Sayın Başkan selamlarımı sunarım' dedi ve ben de teşekkür ettim. Sayın
Ketenci dürüst bir insandır, bundan farklı bir şey söylerse onu da kabul ederim."
CUMHURBAŞKANLIĞI OYLAMASI..
Arınç "Yarın yapılacak oylamada Başkanlık kürsüsünde siz oturacaksınız, oylamayı
nasıl görüyorsunuz." şeklindeki bir soruya da Cumhurbaşkanlığı seçimini
Anayasa'nın Meclis'e verdiği bir görev olarak gördüğünü söyledi.
Bu konuda çok tartışma yapıldığına dikkat çeken Arınç "367 gerekli diyenler var,
gerekli değil diyenler var. Meclisi yönetmiş biri olarak, İçtüzüğü çok iyi bilen
biri olarak, bugüne kadar gelen başkanların da % 95'inin kabul ettiği bir uygulama
içerisinde, 82 Anayasası'nın gösterdiği usul ve esaslar içerisinde yarınki
birleşimi yöneteceğim ve gerekli olan kararlarımızı vereceğiz." diye konuştu.
Sonucu ne olursa olsun içtüzüğün kendilerine verdiği bir görevi yerine
getireceklerini ifade eden Arınç "Bunu beğenmeyenler olursa Meclis içinde
görüşlerini açıklayabilirler, Meclis dışında da gerekli mercilere müracatta
bulunabilirler. Demokratik hak arama yöntemi herkes için kutsaldır. Biz Türk
yargısına güveniriz. Bu yargı Anayasa Mahkemesi olursa onun da
emsal vereceğine hepimiz inanırız." dedi.
"ERKEN SEÇİMİN KARAR MERCİİ TBMM'DİR"
"Özellikle muhalefetten erken seçim talepleri var bunları nasıl değerlendiriyorsunuz"
şeklindeki bir soruya ise Arınç bunun yeni bir şey olmadığını söyledi.
Erken seçimin hangi şartlarda nasıl yapılacağının Anayasa ve içtüzükte belli
olduğunu vurgulayan Arınç "Sadece sözünü yapıp girişimde bulunmayanlar da
olabilir, girişimde bulunup netice alamayacağız diye düşünenler de olabilir.
Hepiniz biliyorsunuz ki parlamento çoğunluğu bu konuda karar vermelidir.
Parlamento çoğunluğunun bu konuda ne dediği, ne diyeceği de az çok
bellidir. Siyasi parti liderlerinin erken seçim çağrılarını saygıyla karşılıyorum.
Bunun karar mercii TBMM'dir." dedi.
367 TARTIŞMALARI...
"AK Parti içerisinde de 367'yi bulma konusunda gayretler görülüyor. Yoklama
sırasında 367'yi arayabilir misiniz. Bu mahkemeye giderse, Anayasa Mahkemesi'nden
olumsuz bir karar çıkarsa ondan sonra ne olur?" şeklindeki bir soruya da
bu tür varsayımların hepsinin karşılığının Anayasa'da, içtüzükte ve uygulamalarda
olduğunu belirten Arınç "Her şartla karşılaşıldığında bunun çözümünün nasıl
olacağı gösterilmiştir. Cumhurbaşkanı seçilirse ne olur, seçilemezse ne olur...
bunların hepsinin karşılıkları var." diye konuştu.
Yarın Genel Kurul'un toplanacağını ve sonucun meydana çıkacağını belirten
Arınç "Türkiye bir 3. Dünya ülkesi, bir muz cumhuriyeti değil ki. Siyasi krizlerin
bile çözümü bulunmuştur. Kaldı ki biz sadece tartışma yapıyoruz. Şu anda herkes
her şeyi yapabilir, yeterki hukuk içerisinde kalsınlar demokrasi içerisinde
kalsınlar." dedi.
Meclisi yöneten Başkan olarak yapması gereken şeyin İçtüzüğün
57. maddesine bakmak olduğunu vurgulayan Arınç "Birleşimi açarım,
tereddüt edersem yoklama yaparım. Ne yapalım ki içtüzük bunu emrediyor.
Bundan başka türlü bir şey yapmam mümkün değil. Dolayısıyla içerde 367, 567
aramam. İçerde yeterli çoğunluk gördüğüm zaman açarım. Yeterli çoğunluğun
ne olduğu da Anayasamızda iki kere iki dört gibi yazılmış. Yine ona bağlıyım
ben. Bu konuda bir teredüt yok." diye konuştu.
GÜL'ÜN ADAYLIĞI...
Arınç, "Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı
adaylığında etkili olduğu" konusundaki bir soruya da yanıt verdi. Gül'ün
cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmesinde çok etkili olduğu, hatta bunu şantaja
dönüştürdüğü; bazı adaylar için rezerv koyduğunun söylendiğini kaydeden Arınç,
''Bunları okudukça hem güldüm, hem üzüldüm. Hiçbir zaman ağzımdan çıkmamış şeyler
bana maledildi. Kimisi beni bir dev güç, kimisi beni korkulacak bir insan haline
getirdi; kimileri de şu veya bu kişiye karşı olduğumu ifade etti. Bunların
hiçbiri doğru değildir. Bunlar ya beni tanımamaktan ya da senaryo üretmekte çok
mahir insanların yaptığı işlerdir'' dedi.
Meclis Başkanlığının yanında AK Parti milletvekili olduğunu; partinin
kuruluşunda etkin rol oynadığını hatırlatan Arınç, ''Partide bir ağırlığı var
denirse, o ağırlığı olan insanlardan biriyim. Bu ağırlığımı siyasi anlamda
avantaj olarak kullanmayı, bugüne kadar düşünmedim'' dedi.
Siyasette her noktaya seçimle geldiğini, geçmişte bulunduğu siyasi
partilerde seçim usulünün çok olmamasına karşılık kendisinin mutlaka seçim
istediğini; bunun sonucu olarak Grup Başkanvekili, MKYK üyesi, Grup Başkanı ve
Meclis Başkanı olduğunu hatırlatan Arınç, bunun, siyasette aradığı bir özellik
olduğunu vurguladı. Birilerinin elinden tutmasıyla değil, seçilerek gelmeyi
siyasetin en önemli unsuru kabul ettiğini kaydeden Arınç, ''Benim bazı
hususiyetlerim, başkalarından daha farklı olabilir'' dedi.
''3. KİŞİ ŞAHİT DEĞİL''
Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelere dikkat
çekildiğini hatırlatan Arınç, ''Bu iki görüşmeyi de biz yalnız yaptık.
Dolayısıyla bir üçüncü kişi bu konuşmalara şahit değil ki gazetelerde bu kadar
şey yazılmış olsun. Bunların hepsi yakıştırmadır, senaryodur, benzetmedir.
Tuttuğu yerler olabilir, tutmadığı yerler olabilir'' diye konuştu.
Arınç, Gül ve Erdoğan ile yaptığı görüşme ve cumhurbaşkanı adaylığı için adı
geçen kişilerle ilgili, şu değerlendirmede bulundu:
''Sayın Gül ile konuşmamız, bire bir yapılmıştır. Ben onu tanırım, o beni
tanır. Ben ona düşüncelerimi açıkladım, o da bana düşüncelerini açıkladı. Erdoğan
ile baş başa konuştuğumuzda da kendisi bana düşüncesini ifade etti, ben kendisine
düşüncelerimi ifade ettim. Hiçbir aday üzerinde 'şu iyidir, bu kötüdür, bu
eksiktir, bu fazladır' diye bir değerlendirme yapmadık. Bunu yapmak, bana
yakışmaz. AK Parti'nin milletvekillerini tek tek tanıyan biriyim. Hepsiyle bire
bir ilişkim var.
İsimleri çok geçtiği için söylüyorum; Sayın Vecdi Gönül'ü İzmir Valiliğinden
beri tanırım. Birikimi; Sayıştay Başkanı, Müsteşarlık, YÖK üyeliği, Valilik ve
diğer görevlerinde hep başarılı olmuş bir insandır. Bugün cumhurbaşkanı olacaksa
en uygun adaylardan bir tanesidir. Bunu, gönül ferahlığıyla söyleyebilirim; yaşı,
tecrübesi, bulunduğu mevki ve makamlar, Sayın Gönül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığı
için yeterlidir ve elverişlidir. Beşir Atalay söyleniyorsa kendisi üniversiteden
arkadaşımdır. Sonrasında ilişkimizi sürdürdük. Hiçbir eksiği yoktur cumhurbaşkanı
adayı olma noktasında... Sayın Çubukçu konuşuluyorsa kendisini kuruculuktan
tanırım. Bakanlık dönemi başarılı geçmiş bir bayan arkadaşımızdır. Adaylık
noktasında elbette olabilirdi.''
'İŞİN TABİATI İCABI MÜMKÜN DEĞİLDİR'''
Adayın kim olacağı noktasında sadece görüşü alınan bir kişi olduğuna işaret
eden Arınç, şunları kaydetti:
''Bir partinin genel başkanı, yüzlerce insanla görüşmüş, binlerce anket
yapılmış. Kendi ifadesiyle 30 bin kişinin görüşüne müracaat edilmiş. Bu işi
oluşturan odur. Benim ona söyleyeceğim sözün aday belirlemeden 10 saat önce
etkili olması, bir kere işin tabiatı icabı mümkün değildir. Ben Bülent Arınç
olarak, fikrimi söyledim. Bu fikrim taraf bulmuşsa rağbet görmüşse bu, benim
kabahatim değildir. Hiçbir arkadaşımızın eksikliği de değildir. Aday olan
arkadaşımızın da diğerlerinden aday olarak fazlalığı da değildir. Ama Sayın
Gül'ün adaylığı çok büyük bir tasvip görmüş, sevinçle karşılanmıştır. Her
bakımdan bu işe uygun olduğuna hem milletvekili arkadaşlarımız, hem de
Türkiye'den ve dış dünyadan alınan intiba da isabetli olduğunu göstermiştir. Bu,
Sayın Gül'ün her şeye sahip olduğunu, aday olamayan arkadaşlarımızın da hiçbir
şeye sahip olamadığını göstermez. Onlar da değerlidir, bizim açımızdan çok
kıymetlidir ama aday olarak ismi geçmiştir.''
"MİLLETVEKİLLERİNİN ELİNİ TUTAN BİRŞEY Mİ VAR!''
Başkalarının adaylığının imkansız olmadığını vurgulayan Arınç, Ankara
Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın aday olduğunu hatırlattı. Geçmişte Meclis
başkanlığı seçimlerinde Önder Sav ve Serpil Yıldız'ın kendisine karşı aday
olduğunu hatırlatan Arınç, 2000 yılındaki cumhurbaşkanı seçimlerinde ise her
partinin aday gösterdiğini ve 7 adayın yarıştığını ifade etti.
Arınç, ''Şimdi niye diğer partiler aday göstermiyor? Bence göstermeleri
lazım. Partiler aday göstermez, milletvekillerinin elini tutan bir şey mi var. 10
tane oy bile alsa, 'ben cumhurbaşkanı seçiminde aday olmuştum' diye demokratik
tavır gösteren adaylar olabilirdi. Bu kapı, dün gece 24.00'e kadar açıktı ama bu
kapıdan kimse girmedi. Niye girmediğini onlara sormanız lazım'' diye konuştu.
Gül'ün adaylığının partili milletvekillerinden çok büyük onay almasının,
kendisi üzerinde tasvip olduğu anlamına geldiğine işaret eden Arınç, çok adaylı
bir yarış olmasını arzu ettiğini vurguladı. Çok adaylı yarışların içinde
bulunduğunu bildiren Arınç, ''Bu, rekabet ve yarışmadır. İkinci turdan sonra
isteyen çekilir, istemeyen çekilmezdi. Her şey çok normal, çok rayında, yolunda
gidiyor. Bu Meclis, yaptığı bunca Anayasal hizmet içinde, en son 11.
Cumhurbaşkanını da rahatlıkla seçmeli ve 16 Mayısta ant içerek görevi
başlamalıdır'' dedi.
USTANIN 40'INCI OYUNU...
Arınç, ''Gül dışında bir aday çıksaydı aday olur muydunuz?'' sorusuna
karşılık, bunun, kendisinin kişisel tavrı olduğunu söyledi. Arınç, ''İster buna
siyaset deyin, isterseniz adaylığı kafasından geçirmiş bir insan deyin, bakın
daha saat 24.00'e kadar her milletvekilinin aday olma imkanı vardı. Her
milletvekili, bu rezervi kendisi için kullanabilirdi. Bu milletvekilinin hakkı
olan bir şey'' dedi.
Eskiden pehlivanların çırak yetiştirdiğini, bunların günlerce haftalarca
eğitim aldığını belirten Arınç, şöyle devam etti:
''Eskiden yağlı güreşte de çok önemli oyunlar vardı. Seyretmesini bilirim
ama kendim güreş yapmadım. Şöyle bir fıkra anlatırlar; Çırak bütün örnekleri,
güzel hareketleri öğrenir. Usta der ki 'sana her şeyi öğrettim.' O da kendisinin
çok iyi yetiştiğini zanneder. Sıkılmadan der ki 'usta hadi bir güreş tutalım.'
Usta onun bütün oyunlarına karşılık verir, çırak biraz daha ileriye gider. Usta
ona ders olsun diye en sona sakladığı bir oyunu oynar ve küt diye sırtını yere
getirir. Bak der 'sana 39 tanesini öğretmiştim, bir tanesini de bugüne
saklamıştım. Haddini bil, küt sırtın yere geldi.' İsterseniz böyle de
anlayabilirsiniz. Şeffaf bir siyasetçiyim, bunun 10 tane izah tarzı var biri de
bu olabilir. Biz bugünleri, bu olayları ilk kez yaşamıyoruz. Siyasetin
çemberinden geçtik, geldik. Türkiye'de kendilerini bu konuda çok iyi yetişmiş
zannedenlere, bir 40. oyunumuz varmış diye de göstermeyi arzu etmiş olabiliriz.
Güzel günler geliyor, güneş daha parlak doğacak bundan sonra. Hayırlı olsun.
TBMM, milletin aldığı yetki ve sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirecek.''
''YÜKSEK GERİLİM OLDUĞU KANAATİNDE DEĞİLİM''
Arınç, ''Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde başlayan ve tırmanan gerilimin
yumuşatılması ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'e yönelik saldırı''
konusundaki soru üzerine, saldırıya fevkalade üzüldüğünü söyledi. Bunu, hem
Teziç'in şahsına hem de ülkenin huzur ve sükunetine, güvenlik ve istikrarına
yönelik eylem olarak gördüklerini ifade eden Arınç, saldırganın elindeki
silahıyla yakalandığı müjdesini dün akşam aldıklarını kaydetti.
Benzer olayların, geçmişte uzun süre faili meçhul olarak kaldığını ve sonra
dosyanın kapatıldığını belirten Arınç, ''Şimdi bundan önceki olaylarda da
faillerin 24 saat içinde yakalandığını görüyoruz. Bu kişi ise 3 saat içinde
yakalandı. Eminim ki ciddi bir soruşturmayla saldırganın kimliği, neden yapmak
istediği, amacı ve varsa bağlantıları ortaya çıkarılacaktır'' dedi.
Teziç'in saldırıdan kurtulmasından büyük memnuniyet duyduğunu, bu sabah
arayarak geçmiş olsun dileğini ilettiğini kaydeden Arınç, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin huzuru bozulmak istenebilir. Bir takım senaryolar içinde, bir
takım zavallılar rol oynayabilirler. Ama güvenlik güçlerimiz olaya hakimdir.
Hamdolsun ki Türkiye'nin sükunetini bozmaya, kimsenin gücü yetmeyecektir. Gerilim
psikolojisi veya gerilim stratejisi bazıları için belki kaçınılmaz bir strateji
olabilir. Gerilimden fayda, medet bekleyenler olabilir. Ben, bunun uygun
olmadığını düşünüyorum. Herkesin gerilimi düşürme, normalleşme, Anayasal
kuralların uygulanması yönünde talepleri ve istekleri olabilir. Siyasetçilere,
düşünen insanlara, basınımıza büyük görev düşüyor. Yüksek bir gerilim olduğu
kanaatinde değilim. Siyasi partiler, liderleri, milletvekillerimiz zaman zaman
bazı şeyler söyleyebilir. Bunlar bize bir gerilim gibi gelebilir. Ama her şey
mecrasında oluyor. Gereken duyarlılığın gösterildiği kanaatindeyim. Gösteriler
yapılabilir, kanuna uygun her türlü eylemler yapılabilir. Bunları, demokratik hak
olarak görüyorum. Herkes meydanlara çıkabilir, düşüncesini ifade edebilir.
Bunlara bir zenginlik olarak bakarız. Yeter ki yasal çerçeve içinde kalınsın.''
seçiminin ilk turunda 367 arayacakmısınız?' şeklindeki sorusuna "Birleşimi
açarım, tereddüt edersem yoklama yaparım. Ne yapalım ki içtüzük bunu emrediyor.
Bundan başka türlü bir şey yapmam mümkün değil. Dolayısıyla içerde 367, 567
aramam. İçerde yeterli çoğunluk gördüğüm zaman açarım. dedi.
Meclis Başkanı Bülent Arınç TBMM Başkanlık Divanı Toplantısı sonrasında gazetecilerin
sorularını yanıtladı.
"BU BİR İFTİRADIR"
Arınç, bir gazetecinin "Yarınki oylamayla ilgili olarak Gül'ün temasları devam ediyor.
Sizin de bağımsız milletvekilleriyle görüştüğünüz yönünde haberler çıktı. Bu
haberleri nasıl yorumluyorsunuz" şeklindeki sorusuna "Bu bir yakıştırmadır, iftiradır"
dedi.
TBMM başkanı olarak bütün milletvekillerini tanıdığını ve hepsiyle dürüst
ilişkileri olduğunu belirten Arınç şöyle konuştu: "Sadece AK Parti Milletvekillerini
kastetmiyorum, CHP ve diğer bağımsız milletvekilleriyle dürüst arkadaşlık ilişkilerimiz var.
Ancak yeminle ve şerefimle, sizi temin ederek söylüyorumki hiçbir milletvekiliyle
oylamalara katılma ve kabul oyu verme konusunda bir tek konuşmam olmamıştır.
Şu an bir tek milletvekili arkadaşımız çıkıp derse ki 'benimle bu konuyu konuşmuştur'
kabul ederim. Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir tanesini arayıp ne olur
oylamaya katılın veya şu oyu verin dememedim, demem de... Bu benim görevim
değil. Meclis Başkanı olarak böyle bir işi kesinlikle yapmam. Bunu rahatlıkla
bütün Türkiye duyabilir. Bu bir yakıştırmadır, bu bir iftiradır."
Özellikle Emin Şirin'in arandığından bahsettiğini belirten Arınç "Böyle bir
şey kesinlikle mümkün değildir." dedi.
"KETENCİ KENDİSİ ARADI"
Sadece bir isimden bahsetmek istediğini ifade eden Arınç konuşmasını şöyle
sürdürdü: "Ahmet Gülyüz Ketenci arkadaşımızı ben 20. dönemden beri iyi
ilişkilerde olduğum bir arkadaş olarak bilirim. Onunla bir görüşmem oldu. Ama
telefonu O açtı ve bana bir selam vermeyi arzu etti. Bir arkadaşımız kendisiyle
telefonda konuşmuş O da 'sayın başkana selamlarımı sunmak istiyorum' demiş.
'Sayın Başkan selamlarımı sunarım' dedi ve ben de teşekkür ettim. Sayın
Ketenci dürüst bir insandır, bundan farklı bir şey söylerse onu da kabul ederim."
CUMHURBAŞKANLIĞI OYLAMASI..
Arınç "Yarın yapılacak oylamada Başkanlık kürsüsünde siz oturacaksınız, oylamayı
nasıl görüyorsunuz." şeklindeki bir soruya da Cumhurbaşkanlığı seçimini
Anayasa'nın Meclis'e verdiği bir görev olarak gördüğünü söyledi.
Bu konuda çok tartışma yapıldığına dikkat çeken Arınç "367 gerekli diyenler var,
gerekli değil diyenler var. Meclisi yönetmiş biri olarak, İçtüzüğü çok iyi bilen
biri olarak, bugüne kadar gelen başkanların da % 95'inin kabul ettiği bir uygulama
içerisinde, 82 Anayasası'nın gösterdiği usul ve esaslar içerisinde yarınki
birleşimi yöneteceğim ve gerekli olan kararlarımızı vereceğiz." diye konuştu.
Sonucu ne olursa olsun içtüzüğün kendilerine verdiği bir görevi yerine
getireceklerini ifade eden Arınç "Bunu beğenmeyenler olursa Meclis içinde
görüşlerini açıklayabilirler, Meclis dışında da gerekli mercilere müracatta
bulunabilirler. Demokratik hak arama yöntemi herkes için kutsaldır. Biz Türk
yargısına güveniriz. Bu yargı Anayasa Mahkemesi olursa onun da
emsal vereceğine hepimiz inanırız." dedi.
"ERKEN SEÇİMİN KARAR MERCİİ TBMM'DİR"
"Özellikle muhalefetten erken seçim talepleri var bunları nasıl değerlendiriyorsunuz"
şeklindeki bir soruya ise Arınç bunun yeni bir şey olmadığını söyledi.
Erken seçimin hangi şartlarda nasıl yapılacağının Anayasa ve içtüzükte belli
olduğunu vurgulayan Arınç "Sadece sözünü yapıp girişimde bulunmayanlar da
olabilir, girişimde bulunup netice alamayacağız diye düşünenler de olabilir.
Hepiniz biliyorsunuz ki parlamento çoğunluğu bu konuda karar vermelidir.
Parlamento çoğunluğunun bu konuda ne dediği, ne diyeceği de az çok
bellidir. Siyasi parti liderlerinin erken seçim çağrılarını saygıyla karşılıyorum.
Bunun karar mercii TBMM'dir." dedi.
367 TARTIŞMALARI...
"AK Parti içerisinde de 367'yi bulma konusunda gayretler görülüyor. Yoklama
sırasında 367'yi arayabilir misiniz. Bu mahkemeye giderse, Anayasa Mahkemesi'nden
olumsuz bir karar çıkarsa ondan sonra ne olur?" şeklindeki bir soruya da
bu tür varsayımların hepsinin karşılığının Anayasa'da, içtüzükte ve uygulamalarda
olduğunu belirten Arınç "Her şartla karşılaşıldığında bunun çözümünün nasıl
olacağı gösterilmiştir. Cumhurbaşkanı seçilirse ne olur, seçilemezse ne olur...
bunların hepsinin karşılıkları var." diye konuştu.
Yarın Genel Kurul'un toplanacağını ve sonucun meydana çıkacağını belirten
Arınç "Türkiye bir 3. Dünya ülkesi, bir muz cumhuriyeti değil ki. Siyasi krizlerin
bile çözümü bulunmuştur. Kaldı ki biz sadece tartışma yapıyoruz. Şu anda herkes
her şeyi yapabilir, yeterki hukuk içerisinde kalsınlar demokrasi içerisinde
kalsınlar." dedi.
Meclisi yöneten Başkan olarak yapması gereken şeyin İçtüzüğün
57. maddesine bakmak olduğunu vurgulayan Arınç "Birleşimi açarım,
tereddüt edersem yoklama yaparım. Ne yapalım ki içtüzük bunu emrediyor.
Bundan başka türlü bir şey yapmam mümkün değil. Dolayısıyla içerde 367, 567
aramam. İçerde yeterli çoğunluk gördüğüm zaman açarım. Yeterli çoğunluğun
ne olduğu da Anayasamızda iki kere iki dört gibi yazılmış. Yine ona bağlıyım
ben. Bu konuda bir teredüt yok." diye konuştu.
GÜL'ÜN ADAYLIĞI...
Arınç, "Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı
adaylığında etkili olduğu" konusundaki bir soruya da yanıt verdi. Gül'ün
cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmesinde çok etkili olduğu, hatta bunu şantaja
dönüştürdüğü; bazı adaylar için rezerv koyduğunun söylendiğini kaydeden Arınç,
''Bunları okudukça hem güldüm, hem üzüldüm. Hiçbir zaman ağzımdan çıkmamış şeyler
bana maledildi. Kimisi beni bir dev güç, kimisi beni korkulacak bir insan haline
getirdi; kimileri de şu veya bu kişiye karşı olduğumu ifade etti. Bunların
hiçbiri doğru değildir. Bunlar ya beni tanımamaktan ya da senaryo üretmekte çok
mahir insanların yaptığı işlerdir'' dedi.
Meclis Başkanlığının yanında AK Parti milletvekili olduğunu; partinin
kuruluşunda etkin rol oynadığını hatırlatan Arınç, ''Partide bir ağırlığı var
denirse, o ağırlığı olan insanlardan biriyim. Bu ağırlığımı siyasi anlamda
avantaj olarak kullanmayı, bugüne kadar düşünmedim'' dedi.
Siyasette her noktaya seçimle geldiğini, geçmişte bulunduğu siyasi
partilerde seçim usulünün çok olmamasına karşılık kendisinin mutlaka seçim
istediğini; bunun sonucu olarak Grup Başkanvekili, MKYK üyesi, Grup Başkanı ve
Meclis Başkanı olduğunu hatırlatan Arınç, bunun, siyasette aradığı bir özellik
olduğunu vurguladı. Birilerinin elinden tutmasıyla değil, seçilerek gelmeyi
siyasetin en önemli unsuru kabul ettiğini kaydeden Arınç, ''Benim bazı
hususiyetlerim, başkalarından daha farklı olabilir'' dedi.
''3. KİŞİ ŞAHİT DEĞİL''
Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelere dikkat
çekildiğini hatırlatan Arınç, ''Bu iki görüşmeyi de biz yalnız yaptık.
Dolayısıyla bir üçüncü kişi bu konuşmalara şahit değil ki gazetelerde bu kadar
şey yazılmış olsun. Bunların hepsi yakıştırmadır, senaryodur, benzetmedir.
Tuttuğu yerler olabilir, tutmadığı yerler olabilir'' diye konuştu.
Arınç, Gül ve Erdoğan ile yaptığı görüşme ve cumhurbaşkanı adaylığı için adı
geçen kişilerle ilgili, şu değerlendirmede bulundu:
''Sayın Gül ile konuşmamız, bire bir yapılmıştır. Ben onu tanırım, o beni
tanır. Ben ona düşüncelerimi açıkladım, o da bana düşüncelerini açıkladı. Erdoğan
ile baş başa konuştuğumuzda da kendisi bana düşüncesini ifade etti, ben kendisine
düşüncelerimi ifade ettim. Hiçbir aday üzerinde 'şu iyidir, bu kötüdür, bu
eksiktir, bu fazladır' diye bir değerlendirme yapmadık. Bunu yapmak, bana
yakışmaz. AK Parti'nin milletvekillerini tek tek tanıyan biriyim. Hepsiyle bire
bir ilişkim var.
İsimleri çok geçtiği için söylüyorum; Sayın Vecdi Gönül'ü İzmir Valiliğinden
beri tanırım. Birikimi; Sayıştay Başkanı, Müsteşarlık, YÖK üyeliği, Valilik ve
diğer görevlerinde hep başarılı olmuş bir insandır. Bugün cumhurbaşkanı olacaksa
en uygun adaylardan bir tanesidir. Bunu, gönül ferahlığıyla söyleyebilirim; yaşı,
tecrübesi, bulunduğu mevki ve makamlar, Sayın Gönül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığı
için yeterlidir ve elverişlidir. Beşir Atalay söyleniyorsa kendisi üniversiteden
arkadaşımdır. Sonrasında ilişkimizi sürdürdük. Hiçbir eksiği yoktur cumhurbaşkanı
adayı olma noktasında... Sayın Çubukçu konuşuluyorsa kendisini kuruculuktan
tanırım. Bakanlık dönemi başarılı geçmiş bir bayan arkadaşımızdır. Adaylık
noktasında elbette olabilirdi.''
'İŞİN TABİATI İCABI MÜMKÜN DEĞİLDİR'''
Adayın kim olacağı noktasında sadece görüşü alınan bir kişi olduğuna işaret
eden Arınç, şunları kaydetti:
''Bir partinin genel başkanı, yüzlerce insanla görüşmüş, binlerce anket
yapılmış. Kendi ifadesiyle 30 bin kişinin görüşüne müracaat edilmiş. Bu işi
oluşturan odur. Benim ona söyleyeceğim sözün aday belirlemeden 10 saat önce
etkili olması, bir kere işin tabiatı icabı mümkün değildir. Ben Bülent Arınç
olarak, fikrimi söyledim. Bu fikrim taraf bulmuşsa rağbet görmüşse bu, benim
kabahatim değildir. Hiçbir arkadaşımızın eksikliği de değildir. Aday olan
arkadaşımızın da diğerlerinden aday olarak fazlalığı da değildir. Ama Sayın
Gül'ün adaylığı çok büyük bir tasvip görmüş, sevinçle karşılanmıştır. Her
bakımdan bu işe uygun olduğuna hem milletvekili arkadaşlarımız, hem de
Türkiye'den ve dış dünyadan alınan intiba da isabetli olduğunu göstermiştir. Bu,
Sayın Gül'ün her şeye sahip olduğunu, aday olamayan arkadaşlarımızın da hiçbir
şeye sahip olamadığını göstermez. Onlar da değerlidir, bizim açımızdan çok
kıymetlidir ama aday olarak ismi geçmiştir.''
"MİLLETVEKİLLERİNİN ELİNİ TUTAN BİRŞEY Mİ VAR!''
Başkalarının adaylığının imkansız olmadığını vurgulayan Arınç, Ankara
Milletvekili Ersönmez Yarbay'ın aday olduğunu hatırlattı. Geçmişte Meclis
başkanlığı seçimlerinde Önder Sav ve Serpil Yıldız'ın kendisine karşı aday
olduğunu hatırlatan Arınç, 2000 yılındaki cumhurbaşkanı seçimlerinde ise her
partinin aday gösterdiğini ve 7 adayın yarıştığını ifade etti.
Arınç, ''Şimdi niye diğer partiler aday göstermiyor? Bence göstermeleri
lazım. Partiler aday göstermez, milletvekillerinin elini tutan bir şey mi var. 10
tane oy bile alsa, 'ben cumhurbaşkanı seçiminde aday olmuştum' diye demokratik
tavır gösteren adaylar olabilirdi. Bu kapı, dün gece 24.00'e kadar açıktı ama bu
kapıdan kimse girmedi. Niye girmediğini onlara sormanız lazım'' diye konuştu.
Gül'ün adaylığının partili milletvekillerinden çok büyük onay almasının,
kendisi üzerinde tasvip olduğu anlamına geldiğine işaret eden Arınç, çok adaylı
bir yarış olmasını arzu ettiğini vurguladı. Çok adaylı yarışların içinde
bulunduğunu bildiren Arınç, ''Bu, rekabet ve yarışmadır. İkinci turdan sonra
isteyen çekilir, istemeyen çekilmezdi. Her şey çok normal, çok rayında, yolunda
gidiyor. Bu Meclis, yaptığı bunca Anayasal hizmet içinde, en son 11.
Cumhurbaşkanını da rahatlıkla seçmeli ve 16 Mayısta ant içerek görevi
başlamalıdır'' dedi.
USTANIN 40'INCI OYUNU...
Arınç, ''Gül dışında bir aday çıksaydı aday olur muydunuz?'' sorusuna
karşılık, bunun, kendisinin kişisel tavrı olduğunu söyledi. Arınç, ''İster buna
siyaset deyin, isterseniz adaylığı kafasından geçirmiş bir insan deyin, bakın
daha saat 24.00'e kadar her milletvekilinin aday olma imkanı vardı. Her
milletvekili, bu rezervi kendisi için kullanabilirdi. Bu milletvekilinin hakkı
olan bir şey'' dedi.
Eskiden pehlivanların çırak yetiştirdiğini, bunların günlerce haftalarca
eğitim aldığını belirten Arınç, şöyle devam etti:
''Eskiden yağlı güreşte de çok önemli oyunlar vardı. Seyretmesini bilirim
ama kendim güreş yapmadım. Şöyle bir fıkra anlatırlar; Çırak bütün örnekleri,
güzel hareketleri öğrenir. Usta der ki 'sana her şeyi öğrettim.' O da kendisinin
çok iyi yetiştiğini zanneder. Sıkılmadan der ki 'usta hadi bir güreş tutalım.'
Usta onun bütün oyunlarına karşılık verir, çırak biraz daha ileriye gider. Usta
ona ders olsun diye en sona sakladığı bir oyunu oynar ve küt diye sırtını yere
getirir. Bak der 'sana 39 tanesini öğretmiştim, bir tanesini de bugüne
saklamıştım. Haddini bil, küt sırtın yere geldi.' İsterseniz böyle de
anlayabilirsiniz. Şeffaf bir siyasetçiyim, bunun 10 tane izah tarzı var biri de
bu olabilir. Biz bugünleri, bu olayları ilk kez yaşamıyoruz. Siyasetin
çemberinden geçtik, geldik. Türkiye'de kendilerini bu konuda çok iyi yetişmiş
zannedenlere, bir 40. oyunumuz varmış diye de göstermeyi arzu etmiş olabiliriz.
Güzel günler geliyor, güneş daha parlak doğacak bundan sonra. Hayırlı olsun.
TBMM, milletin aldığı yetki ve sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirecek.''
''YÜKSEK GERİLİM OLDUĞU KANAATİNDE DEĞİLİM''
Arınç, ''Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde başlayan ve tırmanan gerilimin
yumuşatılması ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'e yönelik saldırı''
konusundaki soru üzerine, saldırıya fevkalade üzüldüğünü söyledi. Bunu, hem
Teziç'in şahsına hem de ülkenin huzur ve sükunetine, güvenlik ve istikrarına
yönelik eylem olarak gördüklerini ifade eden Arınç, saldırganın elindeki
silahıyla yakalandığı müjdesini dün akşam aldıklarını kaydetti.
Benzer olayların, geçmişte uzun süre faili meçhul olarak kaldığını ve sonra
dosyanın kapatıldığını belirten Arınç, ''Şimdi bundan önceki olaylarda da
faillerin 24 saat içinde yakalandığını görüyoruz. Bu kişi ise 3 saat içinde
yakalandı. Eminim ki ciddi bir soruşturmayla saldırganın kimliği, neden yapmak
istediği, amacı ve varsa bağlantıları ortaya çıkarılacaktır'' dedi.
Teziç'in saldırıdan kurtulmasından büyük memnuniyet duyduğunu, bu sabah
arayarak geçmiş olsun dileğini ilettiğini kaydeden Arınç, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin huzuru bozulmak istenebilir. Bir takım senaryolar içinde, bir
takım zavallılar rol oynayabilirler. Ama güvenlik güçlerimiz olaya hakimdir.
Hamdolsun ki Türkiye'nin sükunetini bozmaya, kimsenin gücü yetmeyecektir. Gerilim
psikolojisi veya gerilim stratejisi bazıları için belki kaçınılmaz bir strateji
olabilir. Gerilimden fayda, medet bekleyenler olabilir. Ben, bunun uygun
olmadığını düşünüyorum. Herkesin gerilimi düşürme, normalleşme, Anayasal
kuralların uygulanması yönünde talepleri ve istekleri olabilir. Siyasetçilere,
düşünen insanlara, basınımıza büyük görev düşüyor. Yüksek bir gerilim olduğu
kanaatinde değilim. Siyasi partiler, liderleri, milletvekillerimiz zaman zaman
bazı şeyler söyleyebilir. Bunlar bize bir gerilim gibi gelebilir. Ama her şey
mecrasında oluyor. Gereken duyarlılığın gösterildiği kanaatindeyim. Gösteriler
yapılabilir, kanuna uygun her türlü eylemler yapılabilir. Bunları, demokratik hak
olarak görüyorum. Herkes meydanlara çıkabilir, düşüncesini ifade edebilir.
Bunlara bir zenginlik olarak bakarız. Yeter ki yasal çerçeve içinde kalınsın.''
