2006-09-26 - 15:50
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Meclisin 9. Uyum Paketi için olağanüstü toplandığını, paket içindeki yasa tasarılarının görüşülmesine başlandığını hatırlattı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Vakıflar Yasa Tasarısı'nı değerlendirirken, ''Biz, bu düzenlemeyi AB istediği için değil, toplumsal ihtiyaçlarımız için yapıyoruz. Çizgimiz bellidir. Biz, burada asla bir tavizin içine girmeyiz'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Meclisin 9. Uyum Paketi için olağanüstü toplandığını, paket içindeki yasa tasarılarının görüşülmesine başlandığını hatırlattı. Bu küreci aynı kararlılıkla devam ettirmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, bu kapsamda; Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı, İskan Kanunu Tasarısı, Mesleki Yeterlilik Kurumu Yasa Tasarısı, Tohumculuk Yasa Tasarısı, Kamu Denetçiliği Kurumu Yasa Tasarısı, Sayıştay Kanunu'nda Değişiklik Yapan Yasa Teklifi ile Vakıflar Yasa Tasarısı'nı çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Erdoğan, ''Haberleri tabii takip ediyoruz. Geçmişi itibariyle çok farklı konumda olan siyasi ve siyasi partilerin, maşallah bayağı ciddi gelişmeler içinde olduğunu görüyoruz. Bu da bizi sevindiriyor. Tabii, bu kalıcı olursa sevincimiz daha daha kalıcı olur. Hele hele inandırıcılığı olursa, o zaman bunun tadından vazgeçilmez, doyum olmaz'' dedi.
VAKIFLAR...
Vakıflar Yasa Tasarısı ile ilgili olarak 1 hafta 10 gün önce İstanbul'da, Batı Trakyalı soydaşlarla gerek batı Trakya'da, gerek Türkiye'de, gerek dünyanın değişik ülkelerinde kurulu derneklerin temsilcileriyle bir toplantı yapıldığını anlatan Erdoğan, bu toplantıda, ''Yunanistan'daki Müslüman Türklerin vakıflar noktasındaki hakları ne ise burada çıkaracağımız kanunla aynı hakları vereceğiz. Hiçbir zaman kendilerine haksızlık yapmayız'' dediğini aktardı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, düzenlemenin bu şekilde hazırlandığını söylediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Tabii bunu farklı yere çekme gayreti içinde olanlar var. Patrikhane'nin olduğu bölgenin, Vatikan benzeri bir yapılanmanın içinde olacağını ilan etme durumuna girenler oldu. Çekin zatı kenara, sorun kendisine, 'Patrikhane nerede?' diye... Bulunduğu semti bile bilmez. Ben bu kadar açık konuşuyorum. Nerede diye sorun, bulunduğu semti bile bilmez. Şimdi öğrenecek ama... O semtin yapılanmasını bilmez. Ama bizim Mehmet Ali Şahin Bey bilir. Çünkü oranın belediye başkanlığını yaptı. Oradaki evlerin şu andaki konumu nedir bilmez. Biz orada yaşadık, hayatımız oralarda geçti. Bunlar, birileriyle bu milleti karıştırıyor. Yani, bu Müslüman Türk milleti, toprakları üzerinde böyle bir cennetin kurulmasına; o üniter yapıyı bir kenara bırakmak suretiyle 'evet' diyecek. Bu mümkün mü, böyle bir saçmalık olur mu? Böyle bir zan altına halkımızı sokmaya ve beyinleri sulandırmaya hakkınız var mı ya, bunu nasıl yaparsınız? Aç tavuk, kendini kendini buğday ambarında sanırmış. Bunlar, kendini buğday ambarında sanıyor. Yok böyle bir şey. Böyle bir şeye AK Parti iktidarının fırsat vermesi, zemin hazırlaması... Bunlar, kimsenin aklından geçmesin. Geçerse buna üzülürüz. Bu konularla ilgili olarak attığımız adımlar ortadadır. Çizgimiz bellidir. Biz burada asla bir
tavizin içine girmeyiz.''
DAĞINIK MEVZUAT
Vakıflar mevzuatının 10 ayrı yasada düzenleme yaptığını, bunları şimdi tek yasa içine aldıklarını anlatan Erdoğan, ''Esas mesele, vakıflarımıza sahip çıkmamamız lazım. Çünkü biz bir vakıf medeniyetinden geliyoruz. Ama tam olarak sahip çıkabiliyor muyuz? Hayır, sadece bir tabela vakfı... Ama bu bir yaşam biçimidir, bunu yakalamamız, buna başarmamız lazım. Onun için tarihimizde 'vakıf insanlar' türemiştir. Şimdi de bazı yerlerde vakıf insanları var. 'Allah razı olsun' karşılığında bu dünyada hiç bir makam, mevki beklemeden, gece gündüz
çalışıyorlar'' dedi.
Tasarıyla ilgili kamuoyu gündemine taşınan bazı mülahazaları da değerlendiren Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu tasarı, her ne kadar AB ile uyum yasaları üst başlığıyla gelmiş olsa da bunun hazırlığı çok daha önceden hükümetimizin gündemindeydi. Kaldı ki bu sorun, bizim hükümetimizden önce Sayın Bülent Ecevit tarafından kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde de gündeme geldi. Bugün yasaya yapılan en büyük eleştirilerden biri olan azınlık cemaat vakıflarının mülk edinme hakkı, Ecevit hükümetinin 3 Ağustos 2002'de çıkardığı 4771 sayılı yasayla tanınmıştır. 2002'deki yasal düzenlemeden sonra azınlık cemaati vakıfları, 364 gayrimenkulu kendi üzerlerine tescil ettirmiştir.''
Erdoğan, halen 41 bin 550 mazbut, 350 mülhak, 161 tane de cemaat vakfı bulunduğunu hatırlatarak, Cumhuriyet döneminde kurulan vakıf sayısının ise 4450 olduğunu bildirdi.
Erdoğan, yeni düzenleme talebinin yeni vakıflardan geldiğini, mevzuattaki karışıklık ve güçlüklerin, yeni düzenlemeyi zorunlu kıldığını anlattı.
Başbakan Erdoğan, tasarının içeriğiyle ilgili bilgi verdi. Tasarıyla yeni vakıf kurmanın ve vakıf yönetici olma şartlarının kolaylaştırıldığını, vakıf yönetici olamayacakların kriterlerinin net olarak belirlendiğini, yükümlülüklerini yerine getiremeyen yöneticileri doğrudan görevden almak yerine idari para cezası, daha sonra mahkemece görevden alma şeklinde kademelendirme getirildiğini belirten Erdoğan, ayrıca, vakıfların dağılması ve yok olmasının
önüne geçildiğini söyledi.
Düzenlemenin, cemaat vakıflarıyla doğrudan ilgisi olmadığını ifade eden Erdoğan, sadece cemaat mensuplarının yönetici olabileceğini, vakıflar için yeni denetim mekanizması öngörüldüğünü, iç organlarınca ve bağımsız denetim kurumlarınca da denetleneceğini kaydetti. Düzenlemelerin, iddiaların aksine vakıflar üzerindeki denetimi azaltmadığını, daha sıkı ve rasyonel bir denetim imkanı sağladığını belirten Erdoğan, yasalaştıktan sonra vakıflara ait hayrat taşınmazların haczedilemeyeceğini, rehin alınımayacağını ve kamulaştırılmayacağını söyledi. Erdoğan, ''Vakıf malları her ne suretle olursa olsun vakıflar adına tescil edilecek. Vakıflara ait eski eserlerin yaşatılması için kişiler tarafından yapılacak yardım ve bağışlar vergiden muaf tutulacak. Vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödemek zorunda olduğu yüzde 5'lik denetim payı kaldırılıyor. Vakıflar mali açıdan güçlendiriliyor'' diye konuştu.
''O MİRASI KORUMAK LAZIM''-
Vakıf kavramı ve kurumunun önemine dikkati çeken Erdoğan, ''Tarihi mirasımızla sadece övünmek bize yakışmaz. O mirası korumak lazım. Bu dönem, Cumhuriyet tarihinde vakıf ve kültürel eserlerimize sahip çıkmada en önemli sıçrama yapıldı. Bugüne kadar 1400-1500'e yakın vakıf eser restore edildi. Tarihine sahip çıkan bir AK Parti iktidarıyla bunlar oluyor, bugüne kadar bunları yapmadılar. 'Bırakın, yıkılsın gitsin' dediler. Ama biz böyle bakmadık. Bizim himayemizdeki bütün insanlarımız sebillerimizden su içmiş, kervansaraylarımızda
konaklamışlardır. Ne Hristiyan, ne Müslüman ne de Musevi ayrımı yapılmıştır. Kendimize, milletimize, milletimizin kurumlarına güvenimiz tamdır. Kimse yaptığımız düzenlemeyi, tasarının 9. maddesini göstererek milletin önüne lütfen yeni korkuluklar koymasın'' diye konuştu.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu düzenlemeyle spekülasyon konusu yapılmak istenen konuya gelince... Cemaat vakıfları kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılmayan taşınmazlarını, diğer vakıf çeşitlerinde yapılan düzenlemeyle paralel olarak Vakıflar Meclisi kararıyla gelir getirici hale yani akara dönüştürebileceklerdir. Oradaki ifadeyle kullanıyorum, namı müstear, namı mevhum... Hazine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı taşınmazlar, halen kullanan vakıflar adına tescil edilecek. Tartışma bu noktada yoğunlaşmakta, yoğunlaştığı kadarıyla da anlamsız hale gelmektedir.
Bu taşınmazlar mahdut sayıdadır. Kaldı ki bu taşınmazlar halen o vakıflarla alakasız değildir. Söylendiğinin aksine, Lozan Antlaşmasından kaynaklanan haklarımız da korunmaktadır. Zira mütekabiliyet esası getirilmektedir. Türkiye'de azınlık haklarına tanıdığımız hakların, yurt dışında yaşayan Müslüman Türk azınlığına da tanınması şart koşulmaktadır. Kimse zihnimizi bulandırmaya, kendince korkuluklar dikmeye kalkmasın.''
Erdoğan, aylardan beri hazırlığı süren düzenleme konusunda kurumlardan ve uzmanlardan görüş alındığını belirterek, ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında ahengi güçlendirmek için, ülkemizin geleceği için bir adım daha atıyoruz. Kimsenin endişesi olmasın, kılı kırk yarıyoruz, en ufak bir ihtimalı bile göz önünde tutarak adım atıyoruz. Burada aslolan milletimizin sağlam özgüvenidir. Biz, AB istediği diye değil, kendi toplumsal ihtiyacımız için
bunları yapıyoruz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'deki hükümet değişikliğiyle ilgili olarak, ''Kıbrıs konusunda ağzı olan konuşuyor, kalemi olan da yazıyor. Bizi bu işe bulaştırma gayretine girme çirkinliğini gösteriyorlar'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, hükümetleri döneminde AB sürecinde alınan mesafeye dikkati çekerek, yapılanların, Atatürk'ün ''muasır medeniyet'' hedefiyle örtüştüğünü söyledi. Erdoğan, ''Türkiye bugün, Cumhuriyet'in kuruluş ideallerine her zamankinden daha yakın'' diye konuşan Erdoğan, AB sürecindeki hedeflerinden sapmalarının söz konusu olamayacağını ifade etti.
Başbakan Erdoğan, sürecin rasyonel yönetilmesinin önemine dikkati çekerek, ''Hükümet, AB konusunda işi gevşek tutuyor, varacağı noktaya vardı, artık Başbakan koşuşturmuyor, Başmüzakereci gerekli ilgiyi göstermiyor, başka işlerinin arasından AB'ye vakit ayırıyor'' şeklindeki eleştiri yöneltenler bulunduğu hatırlatarak, AB süreciyle ilgili hiçbir çalışmanın aksamadığını bildirdi. Süreçle ilgili çalışmaların bir takvim içine ciddiyetle sürdürüldüğünü anlatan Erdoğan, tarama sürecinin devam ettiğini ve 13 Ekimde biteceğini bildirdi.
Başmüzakereci Devlet Bakanı Ali Babacan'ın her ay bir AB ülkesine gitmesinin planlandığını belirten Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de 5-6 Ekim'de Türkiye'ye resmi ziyarette bulunacağını söyledi.
AB sürecini gayet iyi takip ettiklerini belirten Erdoğan, 9. Uyum Paketi'nin Meclis'e getirilmesinin de bu sürecin bir sonucu olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'de bazı siyasetçilerin AB konusunda ''sabah başka, akşam başka'' konuştuklarını ifade ederek, AB ile ilgili yasalara imza koyanların, iktidardan düşünce ''AB'ye düşman olduklarını'' söyledi. Siyasetin dürüstlük ve sabır istediğini anlatan Erdoğan, ''Kopenhag ve Maastricht kriterleri dışında istenenlere AK Parti iktidarı hiçbir zaman 'evet' demez'' diye konuştu.
''HER GEÇEN GÜN KKTC MESAFE ALIYOR''
AB konusunda gerekli adımları attıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Kıbrıs konusunu önümüze getireceklermiş... Kusura bakmasınlar ama biz Kıbrıs konusunda söyleyeceklerimizi 24 Nisan 2004 zirvesinde söyledik. Bugün de aynı noktadayız. 24 Nisanda AB'nin söylemesini istediklerini söyleyecek olan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'dir. Onlardan, söylenmesini istediklerini beklesinler... BM'nin çözüm planının desteklenmesini istediler. Biz destek verdik, Kıbrıs Türk halkı da kabul etti. Ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bunu yapmadı. Ama onlar taltif edildi, soydaşlarımız ise izolasyona tabi tutuldu. Bunun karşısında tavrımızı koyduk. Her geçen gün KKTC mesafe alıyor. Tüm bunlara rağmen ağzı olan konuşuyor, kalemi olan yazıyor... 'Kıbrıs peşkeş çekildi'' diyor...
KKTC daha önce İKÖ'de bir toplum, cemaat olarak yer alırdı. KKTC bizim dönemimizde İKÖ'de Annan Planı'ndaki ifadeyle, 'Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' olarak yer alıyor. KKTC şu anda İKÖ içinde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Olarak gözlemci üye statüsünde bulunuyor. Değişik ülkelerden değişik gruplar KKTC'ye doğrudan gelmeye başladı. Kısa bir süre önce Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı resmen davet etti. KKTC'nin tarihinde görülmemiş yatırımlar yapılmaktadır.''
''SİZİ NİYE ARAYAYIM?''
Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'deki hükümet değişikliğini hatırlatarak, ''Bizi bu işe bulaştırma gayretine girme çirkinliğini gösteriyorlar. Ne dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcım bu işlerin içinde yer alır ne de biz yer alırız'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak KKTC'ye yapmamız gerekeni yaparız. Kendileriyle ilgili kararı, yine kendileri verirler. Bizim müdahale etmemiz mümkün değil.
Bir konu daha var ona da değinmeliyim; 'Başbakan beni aramadı'... Seni niye arayayım... Varsa bir sıkıntınız, siz bizi ararsınız. Uluslararası diplomasi açısından da uygun değildir. Biz başbakan olarak açar, o ülkenin başbakanı ile görüşürüz. Siz bizi ararsınız veya alt kademeden birini arayacaksanız, Türkiye'deki muhatabı aranır. Bizi arar yardım isterseniz, biz de elimizden gelen desteği veririz. Bu yöndeki iddialar, AK Parti ve iktidarımızı yıpratmaktan başka bir şey değildir. Türkiye ile KKTC arasındaki o kuvvetli bağları zayıflatacak yollara kimse girmesin. Biz KKTC'ye elimizden gelen her türlü desteği veririz.''
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Meclisin 9. Uyum Paketi için olağanüstü toplandığını, paket içindeki yasa tasarılarının görüşülmesine başlandığını hatırlattı. Bu küreci aynı kararlılıkla devam ettirmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, bu kapsamda; Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı, İskan Kanunu Tasarısı, Mesleki Yeterlilik Kurumu Yasa Tasarısı, Tohumculuk Yasa Tasarısı, Kamu Denetçiliği Kurumu Yasa Tasarısı, Sayıştay Kanunu'nda Değişiklik Yapan Yasa Teklifi ile Vakıflar Yasa Tasarısı'nı çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Erdoğan, ''Haberleri tabii takip ediyoruz. Geçmişi itibariyle çok farklı konumda olan siyasi ve siyasi partilerin, maşallah bayağı ciddi gelişmeler içinde olduğunu görüyoruz. Bu da bizi sevindiriyor. Tabii, bu kalıcı olursa sevincimiz daha daha kalıcı olur. Hele hele inandırıcılığı olursa, o zaman bunun tadından vazgeçilmez, doyum olmaz'' dedi.
VAKIFLAR...
Vakıflar Yasa Tasarısı ile ilgili olarak 1 hafta 10 gün önce İstanbul'da, Batı Trakyalı soydaşlarla gerek batı Trakya'da, gerek Türkiye'de, gerek dünyanın değişik ülkelerinde kurulu derneklerin temsilcileriyle bir toplantı yapıldığını anlatan Erdoğan, bu toplantıda, ''Yunanistan'daki Müslüman Türklerin vakıflar noktasındaki hakları ne ise burada çıkaracağımız kanunla aynı hakları vereceğiz. Hiçbir zaman kendilerine haksızlık yapmayız'' dediğini aktardı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, düzenlemenin bu şekilde hazırlandığını söylediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Tabii bunu farklı yere çekme gayreti içinde olanlar var. Patrikhane'nin olduğu bölgenin, Vatikan benzeri bir yapılanmanın içinde olacağını ilan etme durumuna girenler oldu. Çekin zatı kenara, sorun kendisine, 'Patrikhane nerede?' diye... Bulunduğu semti bile bilmez. Ben bu kadar açık konuşuyorum. Nerede diye sorun, bulunduğu semti bile bilmez. Şimdi öğrenecek ama... O semtin yapılanmasını bilmez. Ama bizim Mehmet Ali Şahin Bey bilir. Çünkü oranın belediye başkanlığını yaptı. Oradaki evlerin şu andaki konumu nedir bilmez. Biz orada yaşadık, hayatımız oralarda geçti. Bunlar, birileriyle bu milleti karıştırıyor. Yani, bu Müslüman Türk milleti, toprakları üzerinde böyle bir cennetin kurulmasına; o üniter yapıyı bir kenara bırakmak suretiyle 'evet' diyecek. Bu mümkün mü, böyle bir saçmalık olur mu? Böyle bir zan altına halkımızı sokmaya ve beyinleri sulandırmaya hakkınız var mı ya, bunu nasıl yaparsınız? Aç tavuk, kendini kendini buğday ambarında sanırmış. Bunlar, kendini buğday ambarında sanıyor. Yok böyle bir şey. Böyle bir şeye AK Parti iktidarının fırsat vermesi, zemin hazırlaması... Bunlar, kimsenin aklından geçmesin. Geçerse buna üzülürüz. Bu konularla ilgili olarak attığımız adımlar ortadadır. Çizgimiz bellidir. Biz burada asla bir
tavizin içine girmeyiz.''
DAĞINIK MEVZUAT
Vakıflar mevzuatının 10 ayrı yasada düzenleme yaptığını, bunları şimdi tek yasa içine aldıklarını anlatan Erdoğan, ''Esas mesele, vakıflarımıza sahip çıkmamamız lazım. Çünkü biz bir vakıf medeniyetinden geliyoruz. Ama tam olarak sahip çıkabiliyor muyuz? Hayır, sadece bir tabela vakfı... Ama bu bir yaşam biçimidir, bunu yakalamamız, buna başarmamız lazım. Onun için tarihimizde 'vakıf insanlar' türemiştir. Şimdi de bazı yerlerde vakıf insanları var. 'Allah razı olsun' karşılığında bu dünyada hiç bir makam, mevki beklemeden, gece gündüz
çalışıyorlar'' dedi.
Tasarıyla ilgili kamuoyu gündemine taşınan bazı mülahazaları da değerlendiren Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu tasarı, her ne kadar AB ile uyum yasaları üst başlığıyla gelmiş olsa da bunun hazırlığı çok daha önceden hükümetimizin gündemindeydi. Kaldı ki bu sorun, bizim hükümetimizden önce Sayın Bülent Ecevit tarafından kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde de gündeme geldi. Bugün yasaya yapılan en büyük eleştirilerden biri olan azınlık cemaat vakıflarının mülk edinme hakkı, Ecevit hükümetinin 3 Ağustos 2002'de çıkardığı 4771 sayılı yasayla tanınmıştır. 2002'deki yasal düzenlemeden sonra azınlık cemaati vakıfları, 364 gayrimenkulu kendi üzerlerine tescil ettirmiştir.''
Erdoğan, halen 41 bin 550 mazbut, 350 mülhak, 161 tane de cemaat vakfı bulunduğunu hatırlatarak, Cumhuriyet döneminde kurulan vakıf sayısının ise 4450 olduğunu bildirdi.
Erdoğan, yeni düzenleme talebinin yeni vakıflardan geldiğini, mevzuattaki karışıklık ve güçlüklerin, yeni düzenlemeyi zorunlu kıldığını anlattı.
Başbakan Erdoğan, tasarının içeriğiyle ilgili bilgi verdi. Tasarıyla yeni vakıf kurmanın ve vakıf yönetici olma şartlarının kolaylaştırıldığını, vakıf yönetici olamayacakların kriterlerinin net olarak belirlendiğini, yükümlülüklerini yerine getiremeyen yöneticileri doğrudan görevden almak yerine idari para cezası, daha sonra mahkemece görevden alma şeklinde kademelendirme getirildiğini belirten Erdoğan, ayrıca, vakıfların dağılması ve yok olmasının
önüne geçildiğini söyledi.
Düzenlemenin, cemaat vakıflarıyla doğrudan ilgisi olmadığını ifade eden Erdoğan, sadece cemaat mensuplarının yönetici olabileceğini, vakıflar için yeni denetim mekanizması öngörüldüğünü, iç organlarınca ve bağımsız denetim kurumlarınca da denetleneceğini kaydetti. Düzenlemelerin, iddiaların aksine vakıflar üzerindeki denetimi azaltmadığını, daha sıkı ve rasyonel bir denetim imkanı sağladığını belirten Erdoğan, yasalaştıktan sonra vakıflara ait hayrat taşınmazların haczedilemeyeceğini, rehin alınımayacağını ve kamulaştırılmayacağını söyledi. Erdoğan, ''Vakıf malları her ne suretle olursa olsun vakıflar adına tescil edilecek. Vakıflara ait eski eserlerin yaşatılması için kişiler tarafından yapılacak yardım ve bağışlar vergiden muaf tutulacak. Vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödemek zorunda olduğu yüzde 5'lik denetim payı kaldırılıyor. Vakıflar mali açıdan güçlendiriliyor'' diye konuştu.
''O MİRASI KORUMAK LAZIM''-
Vakıf kavramı ve kurumunun önemine dikkati çeken Erdoğan, ''Tarihi mirasımızla sadece övünmek bize yakışmaz. O mirası korumak lazım. Bu dönem, Cumhuriyet tarihinde vakıf ve kültürel eserlerimize sahip çıkmada en önemli sıçrama yapıldı. Bugüne kadar 1400-1500'e yakın vakıf eser restore edildi. Tarihine sahip çıkan bir AK Parti iktidarıyla bunlar oluyor, bugüne kadar bunları yapmadılar. 'Bırakın, yıkılsın gitsin' dediler. Ama biz böyle bakmadık. Bizim himayemizdeki bütün insanlarımız sebillerimizden su içmiş, kervansaraylarımızda
konaklamışlardır. Ne Hristiyan, ne Müslüman ne de Musevi ayrımı yapılmıştır. Kendimize, milletimize, milletimizin kurumlarına güvenimiz tamdır. Kimse yaptığımız düzenlemeyi, tasarının 9. maddesini göstererek milletin önüne lütfen yeni korkuluklar koymasın'' diye konuştu.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu düzenlemeyle spekülasyon konusu yapılmak istenen konuya gelince... Cemaat vakıfları kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılmayan taşınmazlarını, diğer vakıf çeşitlerinde yapılan düzenlemeyle paralel olarak Vakıflar Meclisi kararıyla gelir getirici hale yani akara dönüştürebileceklerdir. Oradaki ifadeyle kullanıyorum, namı müstear, namı mevhum... Hazine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı taşınmazlar, halen kullanan vakıflar adına tescil edilecek. Tartışma bu noktada yoğunlaşmakta, yoğunlaştığı kadarıyla da anlamsız hale gelmektedir.
Bu taşınmazlar mahdut sayıdadır. Kaldı ki bu taşınmazlar halen o vakıflarla alakasız değildir. Söylendiğinin aksine, Lozan Antlaşmasından kaynaklanan haklarımız da korunmaktadır. Zira mütekabiliyet esası getirilmektedir. Türkiye'de azınlık haklarına tanıdığımız hakların, yurt dışında yaşayan Müslüman Türk azınlığına da tanınması şart koşulmaktadır. Kimse zihnimizi bulandırmaya, kendince korkuluklar dikmeye kalkmasın.''
Erdoğan, aylardan beri hazırlığı süren düzenleme konusunda kurumlardan ve uzmanlardan görüş alındığını belirterek, ''Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında ahengi güçlendirmek için, ülkemizin geleceği için bir adım daha atıyoruz. Kimsenin endişesi olmasın, kılı kırk yarıyoruz, en ufak bir ihtimalı bile göz önünde tutarak adım atıyoruz. Burada aslolan milletimizin sağlam özgüvenidir. Biz, AB istediği diye değil, kendi toplumsal ihtiyacımız için
bunları yapıyoruz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'deki hükümet değişikliğiyle ilgili olarak, ''Kıbrıs konusunda ağzı olan konuşuyor, kalemi olan da yazıyor. Bizi bu işe bulaştırma gayretine girme çirkinliğini gösteriyorlar'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, hükümetleri döneminde AB sürecinde alınan mesafeye dikkati çekerek, yapılanların, Atatürk'ün ''muasır medeniyet'' hedefiyle örtüştüğünü söyledi. Erdoğan, ''Türkiye bugün, Cumhuriyet'in kuruluş ideallerine her zamankinden daha yakın'' diye konuşan Erdoğan, AB sürecindeki hedeflerinden sapmalarının söz konusu olamayacağını ifade etti.
Başbakan Erdoğan, sürecin rasyonel yönetilmesinin önemine dikkati çekerek, ''Hükümet, AB konusunda işi gevşek tutuyor, varacağı noktaya vardı, artık Başbakan koşuşturmuyor, Başmüzakereci gerekli ilgiyi göstermiyor, başka işlerinin arasından AB'ye vakit ayırıyor'' şeklindeki eleştiri yöneltenler bulunduğu hatırlatarak, AB süreciyle ilgili hiçbir çalışmanın aksamadığını bildirdi. Süreçle ilgili çalışmaların bir takvim içine ciddiyetle sürdürüldüğünü anlatan Erdoğan, tarama sürecinin devam ettiğini ve 13 Ekimde biteceğini bildirdi.
Başmüzakereci Devlet Bakanı Ali Babacan'ın her ay bir AB ülkesine gitmesinin planlandığını belirten Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de 5-6 Ekim'de Türkiye'ye resmi ziyarette bulunacağını söyledi.
AB sürecini gayet iyi takip ettiklerini belirten Erdoğan, 9. Uyum Paketi'nin Meclis'e getirilmesinin de bu sürecin bir sonucu olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'de bazı siyasetçilerin AB konusunda ''sabah başka, akşam başka'' konuştuklarını ifade ederek, AB ile ilgili yasalara imza koyanların, iktidardan düşünce ''AB'ye düşman olduklarını'' söyledi. Siyasetin dürüstlük ve sabır istediğini anlatan Erdoğan, ''Kopenhag ve Maastricht kriterleri dışında istenenlere AK Parti iktidarı hiçbir zaman 'evet' demez'' diye konuştu.
''HER GEÇEN GÜN KKTC MESAFE ALIYOR''
AB konusunda gerekli adımları attıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Kıbrıs konusunu önümüze getireceklermiş... Kusura bakmasınlar ama biz Kıbrıs konusunda söyleyeceklerimizi 24 Nisan 2004 zirvesinde söyledik. Bugün de aynı noktadayız. 24 Nisanda AB'nin söylemesini istediklerini söyleyecek olan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'dir. Onlardan, söylenmesini istediklerini beklesinler... BM'nin çözüm planının desteklenmesini istediler. Biz destek verdik, Kıbrıs Türk halkı da kabul etti. Ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bunu yapmadı. Ama onlar taltif edildi, soydaşlarımız ise izolasyona tabi tutuldu. Bunun karşısında tavrımızı koyduk. Her geçen gün KKTC mesafe alıyor. Tüm bunlara rağmen ağzı olan konuşuyor, kalemi olan yazıyor... 'Kıbrıs peşkeş çekildi'' diyor...
KKTC daha önce İKÖ'de bir toplum, cemaat olarak yer alırdı. KKTC bizim dönemimizde İKÖ'de Annan Planı'ndaki ifadeyle, 'Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' olarak yer alıyor. KKTC şu anda İKÖ içinde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Olarak gözlemci üye statüsünde bulunuyor. Değişik ülkelerden değişik gruplar KKTC'ye doğrudan gelmeye başladı. Kısa bir süre önce Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı resmen davet etti. KKTC'nin tarihinde görülmemiş yatırımlar yapılmaktadır.''
''SİZİ NİYE ARAYAYIM?''
Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'deki hükümet değişikliğini hatırlatarak, ''Bizi bu işe bulaştırma gayretine girme çirkinliğini gösteriyorlar. Ne dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcım bu işlerin içinde yer alır ne de biz yer alırız'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak KKTC'ye yapmamız gerekeni yaparız. Kendileriyle ilgili kararı, yine kendileri verirler. Bizim müdahale etmemiz mümkün değil.
Bir konu daha var ona da değinmeliyim; 'Başbakan beni aramadı'... Seni niye arayayım... Varsa bir sıkıntınız, siz bizi ararsınız. Uluslararası diplomasi açısından da uygun değildir. Biz başbakan olarak açar, o ülkenin başbakanı ile görüşürüz. Siz bizi ararsınız veya alt kademeden birini arayacaksanız, Türkiye'deki muhatabı aranır. Bizi arar yardım isterseniz, biz de elimizden gelen desteği veririz. Bu yöndeki iddialar, AK Parti ve iktidarımızı yıpratmaktan başka bir şey değildir. Türkiye ile KKTC arasındaki o kuvvetli bağları zayıflatacak yollara kimse girmesin. Biz KKTC'ye elimizden gelen her türlü desteği veririz.''
