2007-04-10 - 16:00
GENEL BAŞKAN BAYKAL: "TÜRKİYEMİZİN 7 YILLIK GELECEĞİNİ BELİRLEYECEK EN ÖNEMLİ NOKTAYA KİMİN GELECEĞİYLE İLGİLİ BİR BİLİNÇLİ SİSLEME, KAPATMA POLİTİKASI SÜRDÜRÜLÜYOR"
Partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine değinen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal adaylıkların resmen ilanına bu kadar yaklaşdığı halde, adaylıklarla ilgili hiçbir şekillenmenin ortaya çıkmamış olmasının, çok şaşırtıcı, çok garip, çok tedirginlik yaratıcı bir Cumhurbaşkanlığı arayışı içinden geçmekte olduğumuzu gösterdiğini kaydetti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Türkiyemizin 7 yıllık geleceğini belirleyecek
en önemli noktaya (Cumhurbaşkanlığı) kimin geleceğiyle ilgili bir bilinçli sisleme,
kapatma politikası sürdürülüyor'' dedi.

Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin
tarihi bir dönüm noktasında olduğunu, atılacak yanlış adımların ülkeyi çok ciddi
sıkıntılarla karşı karşıya bırakacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı seçiminin son kritik dönemecine girildiğini, 16 Nisan'da
adaylık sürecinin başlayacağını ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Adaylıkların resmen ilanına bu kadar yaklaştığımız halde, adaylıklarla
ilgili hiçbir şekillenmenin ortaya çıkmamış olması, çok şaşırtıcı, çok garip, çok
tedirginlik yaratıcı bir cumhurbaşkanlığı arayışı içinden geçmekte olduğumuzu
gösteriyor. Herkes, çok ciddi bir tedirginlik içinde bulunuyor. Türkiyemizin 7
yıllık geleceğini belirleyecek en önemli noktaya kimin geleceğiyle ilgili bir
bilinçli sisleme, kapatma politikası sürdürülüyor. Bunun altında
cumhurbaşkanlığıyla ilgili tereddütler, güvensizlikler, kuşkular yatıyor. Bu da
milletimizi çok rahatsız ediyor. 10 Nisan itibariyle, 16 Nisan'da resmen
başlayacak sürece ilişkin adaylıklar konusunda milletimiz tam bilgisizlik içinde
bulunuyor.''

''POLİSE SEVGİYLE YAKLAŞILMALI''

Deniz Baykal, 10 Nisan Polis Gününü kutlayarak, demokratik bir toplumda
barış içinde yaşamanın güvencesinin, etkili, tarafsız, yasalara sahip çıkan bir
polis teşkilatının varlığını gerektirdiğini ifade etti.

Büyük fedakarlıklar ve zor şartlarda görev yapan güvenlik teşkilatı
mensuplarına sahip çıkılmasını isteyen ve polislerin sorunlarına dikkati çeken
Baykal, polise sevgiyle yaklaşılması gerektiğini söyledi.

İstanbul'da 2 gün önce 5 kilogram C-4 yakalanan polisleri kutlayan CHP Genel
Başkanı Baykal, bunu, polislerin Türk milletine armağanı olarak değerlendirdi.

Baykal, ''Onları gerçekten Cumhuriyetimize sahip çıkan, yasalarımızı
özümsemiş, tarafsızlıkla bütün vatandaşlarımızı kucaklayarak görev yapan, mesleki
standartları en yukarı düzeye çıkmış insanlar olarak, önümüzdeki dönemde çok daha
verimli ve mutlu şekilde bu memlekete hizmet eder hale getireceğiz'' dedi.

''MEDYA, DEMOKRATİK YAŞAMIN AYRILMAZ PARÇASI''

Türkiye'de medyanın, demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline
geldiğini bildiren Baykal, siyasi yaşam ve demokrasinin, ancak sağlıklı işleyen,
etkin basın ve televizyon kuruluşlarının varlığıyla mümkün olacağına işaret etti.

Basın ve iletişim özgürlüğünün demokrasilerde olağanüstü önemli olduğunu
anlatan Baykal, bunların kağıt üstünde düzenlenmiş olmasının önem taşıyacağını,
ancak kağıt üstünde tanınmış olanakların fiilen kullanılmasına ihtiyaç olduğuna
dikkati çekti.

Demokrasinin ancak böyle işleyeceğine dikkati çeken Deniz Baykal, şöyle
devam etti:
''Demokraside sadece güçlünün fikrinin, sadece iktidarın tercihinin ifade
edilmesi, buna karşılık güçlü olmayan insanların, hakları elinden alınmış
insanların, toplumun mağdurlarının, muhalefetin tez ve düşüncelerinin gereken
ilgiyi görmemesi, demokratik sürecin işlemesini olumsuz etkiler. Maalesef
Türkiye, bu ölçülerde arzu ettiğimiz noktaya gelebilmiş değildir.''

CHP lideri Baykal, medya kuruluşlarının büyük sorunlarla karşı karşıya
olduğunu, iktidarın, medya üzerinde her türlü mali baskıyı acımasızca
sürdürdüğünü öne sürdü. Önemli bir medya kuruluşunun tamamen devletleştirilmiş
bir konumda olduğunu, seçime giden bir ülkede böyle bir medya tablosunun kabul
edilemeyeceğini ifade eden Baykal, Türkiye'de gerçek bir düşünce, basın ve
eleştiri özgürlüğünün var olduğunu iddia etmenin güçleştiğini söyledi.

AA ile ilgili bazı iddiaları dile getiren Baykal, ''Kısa süre önce Anadolu
Ajansı, cumhurbaşkanlığı seçimine giden Türkiye'de bir kamuoyu araştırması
yayınladı. Hergün yüzlerce araştırma çıkıyor. Bunların en doğru, en güvenilir
olması gerekmiyor. AA da bir araştırmayı haberine almış, kıyamet koptu...'' dedi.

Durumu skandal olarak niteleyen Baykal, ''Gün içinde haber 3-4 kez çıktı,
girdi. Bu haberi değerlendiren ajans yöneticisini derhal kızağa çektiler. Ve dün
öğreniyorum ki bu arkadaşımız görevinden ayrılmış'' diye konuştu.
''Yayınlanan haberlerin doğruluğu, tartışmaya açık olmaması ayrı bir
konudur. Böyle bir araştırma var mı? Var. O araştırmayı koyuyorsun, kamuoyu
bunlara ilgi gösteriyor. Telaş niye? O araştırmada Başbakan, cumhurbaşkanı
adayları arasında 4. olmuş. Böyle bir araştırmayı Anadolu Ajansı haber
yapamayacak mı?'' diyen Baykal, AA'nın iptal ettiği haberle ilgili olarak
''yakışıksız'' ifadesini kullandı.

Gazetelerin özgürce manşet atamadığını, 3. sayfa haberlerinin manşetlerde
dolaştığını iddia eden Baykal, '2007 yılında seçime giden Türkiye'de, medyanın bu
kadar boynu eğik olması, bu kadar korkmuş, ürkmüş bir basın noktasına Türkiye'nin
getirilmiş olmasını üzüntüyle karşılıyorum'' dedi.

İŞSİZLİK, ENFLASYON VE BÜYÜME RAKAMLARI

Açıklanan işsizlik, enflasyon ve büyüme rakamlarını da eleştiren Deniz
Baykal, şöyle konuştu:
''TÜİK'in verdiği rakamlarla ilgili; artık en iyi niyetli, en hoşgörülü, en
anlayışlı, iktidarla hiçbir siyasi problemi olmayan, mesleki standartları
korumaya çalışan iktisatçıları isyan ettirecek kadar rakamlarla oynama, rakamları
çarpıtma uygulamasının ortaya çıkmaya başladığını gördük. Çok acı bir olay.
Milletin ekonomik durumunu düzeltemiyorsun, ama o ekonomik durumu düzelmiş gibi
göstermek için rakamlarla oynamayı tercih ediyorsun... Devletin resmi kurumuna
inanmayacağız, kime inanacağız? Devletin resmi rakamlarının güvenilirliği artık
tartışmalı hale gelmeye başladı.''

''GERÇEKLER, ALLANARAK, PULLANARAK TAKDİM EDİLİYOR''

Telekom zammının enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin yapılan hesaplama
yöntemini de eleştiren CHP Genel Başkanı Baykal, şunları kaydetti:
''Kuyruklu yalan ve istatistik. Bu, Türkiye'de yaygınlaştırılıyor. Maç
başladıktan sonra, kalenin yerini değiştiriyorsunuz. Haberleşme zammı nasıl
hesaplanacak? Gelişmelere bağlı olarak, 'Milletin moralini bozmayalım, ekonomi
iyiye gidiyor izlenimi verelim, kimse telaş etmesin' Nasıl sağlarız? 'Enflasyon
iniyor' mesajını verirsek iyi olur. Nasıl indireceğiz? Gerekeni sen yapıver.
Gereken yapılıyor. Bunlar, yakışmıyor. Türkiye'de yanlış ekonomi politikası
uygulanıyor. Bunun acısını milyonlar çekiyor. Ama bu yanlış ekonomi politikası,
sadece medya desteğiyle değil, gerçekler çarpıtılarak, makyajlanarak, allanarak
pullanarak takdim ediliyor. Bu yanlıştır.''

TERÖRLE MÜCADELE?

''Terörün, bu iktidar döneminde tırmanmaya başlamasını, iktidarın tavrından
bağımsız düşünmemek gerektiğini'' belirten Baykal, iktidarın ilk işinin Eve Dönüş
Yasası çıkarmak olduğunu söyledi. Baykal, bu yasayla ''eve dönüş değil, dağa
çıkış'' sağlandığını ifade etti.

Terörle Mücadele Yasa Tasarısına, terör örgütü kurucusunun etkin
pişmanlıktan bir kez yararlanmasına yönelik düzenleme konulduğunu öne süren
Baykal, ''Böyle bir iktidar, siyaset, işbaşındayken Türkiye'de terörle mücadele
başarılı şekilde sonuca götürülebilir mi?'' diye sordu.

Baykal, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gayretinin, terör örgütünü
etkisiz kılmak değil, terör örgütü üzerinde etkili olacağını düşündüğü çevrelerin
onayını, desteğini almak; telkinler doğrultusunda konuşarak, terör örgütünü
tatmin etmek'' olduğunu iddia etti.

''KARARLI POLİTİKA YÜRÜTME İRADESİ YOK''

PKK'yı, Kuzey Irak'taki oluşumların desteklediğini belirten Baykal, bu
oluşumları etkisiz kılmak için ciddi çaba sergilenemediğini söyledi.

Baykal, iktidarın kafasında terörle mücadele kavramının oluşmadığını, olayın
ciddiyetini ve önemini kavrayamadığını savunarak, hükümette, bu konuda ciddi,
kararlı bir politika yürütme iradesinin olmadığını öne sürdü.

''Hükümet, kararsız ve dağınık tavrını niçin yürütüyor,elini kolunu tutan mı
var? İstiyor da mı yapamıyor, yoksa istemiyor mu, siyasi dayanakları, bu konuda
etkili bir terörle mücadele politikası uygulamasına fırsat vermiyor mu?''
sorularını yönelten Baykal, şöyle konuştu:
''Gereken yapılamıyor. Terör konusu, güler yüz, tatlı dil, sırt sıvazlamayla
sürdürülemez. Terörün arkasında bir siyasi proje var. O proje, Türkiye'nin
Anayasasını değiştirmeye, toprak bütünlüğünü, devletin yapısını ortadan
kaldırmaya, Türk milleti tarifini bozmaya yönelik bir projedir. Bu proje,
bilinçli olarak sürdürülüyor. Bu projeyi içeride ve dışarıda destekleyen pek çok
çevre var.''

''IRAK POLİTİKASININ TÜKENDİĞİNİ ORTAYA KOYUYOR''

Mesut Barzani'nin açıklamasının, bütün millette kızgınlığa yol açtığına
işaret eden Baykal, Barzani'nin söylediklerinin altında neyin yattığının
anlaşılması gerektiğini kaydetti.

Baykal, Barzani'nin söylediklerinin, iktidarın izlediği terör ve Irak
politikalarının iflas ettiğini ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Barzani'nin, ''iktidarın terör ve Irak politikalarının iflas ettiğini''
söylemesini, iktidarı destekleyenlerin, bu politikaya teşvik edenlerin,
anlamamazlıktan gelmeye, işi başka taraflara çekmeye çalıştığını belirten Baykal,
''Irak politikası, tükendi, bitti, onu ortaya koyuyor'' dedi.

''ORADAN GÜÇ ALARAK KONUŞUYOR''

Baykal, Türkiye'nin Irak politikasının, ''Irak'ın toprak bütünlüğüne saygı''
olduğunu kaydederek, bu politikanın bittiğini öne sürdü.

''Kerkük, tüm Irak'ındır, Kerkük'ün petrol zenginliği üzerinde bütün Irak
halkının hakkı vardır'' politikasının da fiilen ve hukuken ortadan kaldırıldığını
ifade eden Baykal, Kerkük'ün nüfus yapısının değiştirildiğini; Türkiye'nin de
seyrettiğini söyledi. Baykal, ''Şimdi Barzani'ye kızıyoruz. Barzani'ye ne
kızıyorsun, Barzani'nin söylediği sözlerin arkasında, senin göz yumduğun, seyirci
kaldığın bu gerçekler var. Oradan güç alarak konuşuyor'' dedi.

İkiyüzlülük ortaya çıktığını ifade eden Baykal, artık Kuzey Irak'ın, PKK
konusunda Türkiye'nin beklediği tavrı takınmasının söz konusu olmadığını
vurguladı. Baykal, PKK ile mücadelede Irak ve Kuzey Irak'ın, Türkiye ile el ele
vermesi beklentisinin gerçekçi olmadığını dile getirdi.

''TÜRKİYE'Yİ UYUTMA''

Erdoğan'ın, geçen hafta Celal Talabani ile buluşup, anlaştığını, müjdeler
verildiğini ifade eden Baykal, ''O bir türlü, öbürü bir türlü. Bunların hepsi,
Türkiye'yi uyutma, idare etme, bu arada da kendi amacına, hedefine dönük olarak,
gerekenleri adım adım kararlılıkla takip etme politikasıdır. Şimdi bu
uygulanıyor. Türkiye susturuluyor, etkisizleştiriliyor'' dedi.

ABD eski Genelkurmay Başkanı Myers'in, Barzani'nin açıklamalarından iki gün
önce, ''Türkiye, Irak'a girerse ABD askeriyle karşı karşıya gelir'' yönündeki
açıklamalarına işaret eden Baykal, bu açıklamayla bir mesaj verilmek
istenildiğini vurguladı.

''IRAK'I BAŞBAKAN MI BÖLÜYOR''

Baykal, şöyle konuştu:
''Ne oldu, o özel temsilciler, hani PKK'yı etkisizleştirecektik. Geldiğimiz
nokta şudur: 'PKK'yı etkisizleştirmek gerekir ama biz etkisizleştirmeyeceğiz,
sizin etkisizleştirmenize de izin vermeyeceğiz.' Bunun anlamı çok açık. Bu mesaj,
sadece Irak'ın bölünmesine yönelik, Irak'ın bölünmesini Türkiye'ye kabul
ettirmeye yönelik mesaj değildir, Türkiye'yi bölmeye yönelik hareketleri de
himaye altına almaya yönelik bir mesajdır.''

Başbakan Erdoğan'ın, ''Türkiye, Kuzey Irak'ın sınırındadır, komşumuz Kuzey
Irak'tır'' dediğini ifade eden Baykal, ''Komşumuz, Irak mı Kuzey Irak mı? Irak'ı
Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı mı bölüyor?'' diye sordu.

''TALABANİ İLE DOSTLUK, BARZANİ İLE YAKINLIK''

Barzani'nin konuşmalarının arkasında, çok ciddi uluslararası destekler
olduğunu belirten Baykal, Türkiye'nin bu konuyu, güler yüz, tatlı dil, ona buna
yaranarak, sempati dağıtarak halletmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Baykal, ''Haddini aşar'' şeklinde, vatandaşın hissiyatını kontrol etmeye
çalışan sözlerle bu işin yönlendirilemeyeceğini dile getirerek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Talabani ile dostluk, Barzani ile yakınlık... Başbakan, kısa bir süre önce
MİT Müsteşarı'nı Barzani'ye göndermiş, Barzani'ye 'sevgili kardeşim' diye yazmış.
Al kardeşinin söylediklerini... Barzani'ye kardeşim diyor, anamuhalefetle kanlı
düşman, 'konuşmam, görüşmem...' Dışarıda her türlü haksızlığı, ülkeyi rencide
edecek durumu içine sindirip, diyalog kurma çabası ama içerde doğruları söyleyen,
Anayasaya, hukuka sahip çıkan, kendi gerçeklerini ortaya koyanlar karşısında
tahammülsüz bir siyaset anlayışı.''

CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ

Halkın ezici çoğunluğunun, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını istemediğini
savunan Baykal, Anayasaya baktıklarında Başbakan'ın, cumhurbaşkanı görüntüsü
vermediğini ileri sürdü.

Cumhurbaşkanının, Anayasaya sahip çıkması gerektiğini ifade eden Baykal,
''Başbakan'da Anayasaya sahip çıkma anlayışı görüyor musunuz? 80 yıldır
bildiğimiz laik demokratik Cumhuriyeti hala 'tartışmak lazım' diyen bir
cumhurbaşkanı olur mu? Kurumlarla kavga etmek üzere cumhurbaşkanı olur mu?''
sorularını yöneltti.

Baykal, hiçbir kişisel iktidar hırsının, Türkiye'nin dokusuyla bu kadar
oynamayı mazur göstermeye yetmeyeceğini ifade etti.

Deniz Baykal, ''Cumhurbaşkanı seçimi noktasına geldiğimizde Başbakan'ın aday
olmayacağını kamuoyuna ilan edeceğini, bir büyük müjde vereceğini düşünüyorum ve
bekliyorum'' dedi.