2021-06-22 - 14:54
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletin iradesine her zaman saygılı olduklarını, bundan sonra da saygılı olmayı sürdüreceklerini belirterek, "83 milyon, bir kişinin iradesine teslim edilemez, egemenlik bilakayduşart milletindir." dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de hep birlikte güzel ve huzur içinde yaşamak istediklerini dile getirdi.

Kavgayı değil barışı önceleyen bir anlayışla birlikte yaşamak istediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, kimsenin kin besleme alışkanlığının, öfkenin, intikam duygusunun olmadığı bir Türkiye'de yaşamak istediklerini söyledi.

Tüm babaların Babalar Günü'nü tebrik eden Kılıçdaroğlu, babaları olmayan çocuklarına, hem babalık hem annelik yapan annelerin de Babalar Günü'nü kutladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Amasya Tamimi'nin 102. yıl dönümü olduğunu anımsatarak, "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır" sözünün, bu Tamim'de yer aldığını kaydetti. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tek bir adamın, tek bir kişinin değil, 'milletin azim ve kararı Türkiye'nin geleceğini ve istiklalini koruyacaktır' diyor. Bu aynı zamanda aslında o koşullarda demokrasiye yapılmış çok güçlü bir vurgudur. Bu anlayış 1921, 1924, daha sonraki anayasalarımızda da yer aldı; 'Egemenlik bilakayduşart milletindir' diye. Dolayısıyla bir kişinin iradesinin Osmanlı Devleti'ni nereye getirdiğini ve milletin iradesinin de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni nasıl kurduğunu bize gösteriyor. Bugün yine Türkiye'nin bir kişinin iradesine teslim edilmesinin faturasını 83 milyon olarak hepimiz ödüyoruz. Demokrasiyi, insan haklarını, adaleti, hakkı, hukuku savunuyoruz. Dolayısıyla milletin iradesine her zaman saygılı olduk, bundan sonra da saygılı olmayı sürdüreceğiz. 83 milyon, bir kişinin iradesine teslim edilemez, egemenlik bilakayduşart milletindir."

CHP lideri Kılıçdaroğlu, hafta sonu Gaziantep'i ziyaret ettiğini hatırlatarak, Milli Kurtuluş Savaşı destanının yazıldığı illerden biri olan Gaziantep'te milli kahramanların kabirlerine giderek Fatiha okuduğunu anlattı.

Onların verdikleri mücadele sırasında yaşamlarını yitirmelerinin unutulmayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu milli kahramanlardan biri olan "Karayılan"ın mezarının da abide şekline dönüştürülmesi için CHP Gaziantep İl Başkanlığına talimat verdiğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, partisinin İl Başkanlığının, Gaziantep Valiliğine söz konusu talebini ileteceğini, Valiliğin bu talebi yerine getirmemesi durumunda partisinin bunu yapacağını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz tarihimize, bu topraklar için can veren herkese, bütün gazilerimize saygılıyız. Biz, Türkiye'nin birliğini ve bütünlüğünü savunan, kökleri Kuvayımilliye'ye dayanan bir partiden geliyoruz. Gaziantep'in önemini o nedenle biliyoruz." diye konuştu.

Gaziantep'in, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarılarının yanı sıra yabancı sermaye almadan kendi iç dinamikleriyle büyüyen ve yüzbinlerce kişiye istihdam yaratan bir kent olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu şehri bir kurtuluş, sanayi, kültür, gastronomi ve tarım kenti olarak gördüklerini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Ama ziyaret ettiğim Gaziantep'in önemli insanları 'Yatırım yapacağız, önümüzü göremiyoruz. Döviz nereye gidecek onu bilmiyoruz. Endişe taşıyoruz, Türkiye'nin geleceği açısından. Bu endişelerimizi giderin' diye bize söylüyorlar. Belediye başkanlarımız bütün ilçe merkezlerini ve il merkezini gezdiler. Ben de il merkezinde kısa bir gezi yaptım. En çok duyduğum sözcük, 'Gelin ve bizi kurtarın'. Şunu söyledim: Sizin iradenizle geleceğiz, Türkiye'yi aydınlığa çıkaracağız." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, siyasi partilerin, Anayasa'da demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak tanımlandığını söyleyerek, "Siyasi partileri kapatmak, onları farklı şekillerde topluma tanıtmak veya onları terör örgütleriyle bağlantılandırmak asla doğru değil." diye konuştu.

Böyle bir durumda devletin savcısının devreye gireceğini, hakimlerin gerekli kararı vereceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Ama bu iş bir siyasi talimatla yapılırsa o doğru değil. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın, kimin için olursa olsun, haksızlığa karşı çıkmak insan olarak bizim temel görevimiz. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytansa biz şeytan değil, insan olmak, haksızlığa karşı durmak istiyoruz." ifadesini kullandı.

Demokrasilerde en büyük hakemin halk olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Gidersiniz, o veriyorsa mesele yok, vermiyorsa zaten tarihin çöp sepetine atılırsınız. Böyle pek çok siyasi parti var. Demokrasi konusunda hepimizin duyarlı olması lazım. Demokrasiyi yalnızca kendimiz için değil bizim gibi düşünmeyenler için de istemeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li belediye başkanlarına, "Provokasyonlara hazırlıklı olun. İzmir benzeri provokasyonlar her yerde olabilir. Sizden en büyük isteğim, kentin seçimle gelen belediye başkanı olarak halkı sükunete davet etmenizdir. Kimse provokasyonlara pabuç bırakmasın." talimatı verdiğini aktardı.

Kılıçdaroğlu, "İzmir'de cinayeti işleyen kişi silahlı saldırı yapıyor. Bir kişinin silah ruhsatı alması için önce tam teşekküllü bir hastanede psikiyatri, ortopedi, nöroloji, göz, kulak burun boğaz ve dahiliye bölümlerinden 'sağlam' raporu alması lazım. Bu kişi 2016'dan beri psikiyatride tedavi görüyor. Peki buna 'sağlam' raporunu kim verdi? Psikolojik sorunları olan bir kişinin eline silah nasıl veriyorsunuz, nasıl tutuşturuyorsunuz? Savcılar herhalde bunu da inceleyeceklerdir." görüşünü paylaştı.

Polislerin, ciddi zorluklar içinde görev yaptığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, 2021'de yaklaşık 40 polisin intihar ettiğini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, "Neden? Bir devlet memuru normalde haftada 160 saat çalışıyor. Polis memuru en az 240 saat çalışıyor. Yeri geldiğinde 400 saat çalışan polis memurları var. Bunun kim farkında? Grup başkanvekili arkadaşlarıma söylüyorum, bu konuyu da parlamentoya getirin." dedi.

Anayasaya göre angaryanın yasak olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Polis eksiğiniz varsa dünya kadar işsizimiz var, açarsınız sınavı, yeni polisleri alırsınız. 240 saat, 400 saat çalışmak ne demek? Bunların da aileleri var, bunlar da çoluk çocuk sahibi. Üstelik bu kadar çalışıyorlar, hak ettikleri ücret bu kadar değil. Birileri söz vermişti '3600 ek gösterge' diye. Onu da unuttular. Haksızlık nereden ve kimden gelirse gelsin haksızlığa karşı çıkacağız." ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de ne olursa olsun sıradan vatandaşın derdinin mutfak ve ekonomi olduğunu dile getirerek, "Günün sonunda her akşam eve dönüyor; sofraya, buzdolabına bakıyor, aldığı aylığa, pazara gidince fiyatlara, alışverişe gidince etiketlere bakıyor. Fiyatların nasıl yükseldiğinin tanığı oluyor. Sonuçta en büyük dert mutfak. Tencere kaynamıyor. Binlerce çocuğun yatağa aç girdiği, 10 milyonun üzerinde işsizin olduğu bir Türkiye'den söz ediyorum. Ülkeyi 19 yıldır yönetiyorlar, Türkiye'yi bu noktaya getirdiler." sözlerini sarf etti.

Gaziantep'te bazı vatandaşların Suriyelilerden şikayetçi olduğunu, kentte ev kiralarının bu yüzden yükseldiğini dile getirdiklerini aktaran Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te 700 bin Suriyeli'nin bulunduğuna işaret ederek, "Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, Allah'ın izni, milletin takdiriyle iktidar olduğumuzda ilk yapacağımız işlerden biri Suriyelileri Suriye'ye kardeşçe göndermek olacaktır." diye konuştu.

Irkçılık yapmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Onların evlerini, yollarını, köprülerini, hastanelerini her şeyini yapacağız. Bizim müteahhitler yapacaklar. Kim finanse edecek? Avrupa Birliğinden alacağız. O zaman 'Kardeşim, güle güle.' diyeceğiz, davulla zurnayla kendi ülkelerine göndereceğiz ve Suriye'de barışı sağlayacağız. Kavga, savaş alanı, kan dökülen alan değil, bütün Ortadoğu'yu barış havzasına dönüştüreceğiz. Sözümdür bu. Herkes bir yere not yazsın. Görecekler bunu."

Kılıçdaroğlu, 2019'da artan borç stokunun 261 milyar lira olduğunu hatırlatarak, "Bunun 197 milyar lirası dolar karşılığı yeniden borçlanma. Kur artışından milletin sırtına gelen yük 67 milyar lira yani yüzde 26'sı. 67 milyar lirayı durup dururken vatandaşın sırtına yıkıyorsunuz. 2020'de 205 milyar liraya çıkıyor. 2021'in ilk üç ayında 24 milyar lira yeni borçlanma yapıyorlar ama kur artışının getirdiği maliyet 113 milyar lira. Sormak istiyorum, bu ülkede Türk Lirası yok mu? Kendi vatandaşından niye dolar üzerinden borçlanıyorsun? Çünkü vatandaş sana güvenmiyor." değerlendirmesinde bulundu.

İktidarın, her şeyi satarak bugüne kadar idare ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fabrikaları, arazileri, Türk Telekom'u sattılar. Her şeyi satarak bugüne geldiler. Satacak çok az şey kaldı. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nu (MKEK) satmaya kalkacaklar. Tank Palet, Milli Savunma Bakanlığına bağlıydı, dolayısıyla bir kamu kuruluşuydu. İçinde çalışanlar da kamu elemanıydı ama bir düzenleme yaptılar, burayı birilerine peşkeş çekecekler. Sağlık Bakanlığını, Maliye Bakanlığını çekemiyorsunuz, çünkü anonim şirket değil. 'O zaman biz bunu anonim şirkete dönüştürürsek istediğimiz gibi satarız.' Tank Paleti yaptılar ve Katar Ordusu'na peşkeş çektiler. 'Şimdi MKEK'yi de anonim şirkete dönüştürelim, yeri zamanı gelince, Hazine'de para kalmadı, o zaman bunu da birilerine pazarlayalım.' Bu arayış içindeler."

Silah ve mühimmat üreten MKEK'nin, Anadolu'nun ortasında kurulan ilk entegre silah sanayisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"MKEK, Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan ve bugüne kadar gelişmesini sağlayan bir kurum. MKEK'yi hangi gerekçeyle anonim şirkete dönüştürüyorsun? Bana bir tek mantıklı gerekçe söylesinler, biz de 'Haklı, bunlar da anonim şirkete dönüşsün.' diyelim. Bu tayfa, bu Erdoğan tayfası Cumhuriyetten intikam almak istiyor. Silah fabrikalarını da birilerine pazarlamak istiyorlar. Paraya, dolarlara doymadınız mı? Kırıkkalelilere de seslenmek istiyorum; her seçimde gittiniz, oylarınızı verdiniz. Taşeron işçilere kadro verilecekti, vermediler, sözlerinde durmadılar ama yine oy verdiniz. 10 bin kişi çalışıyordu; çoğunu işten attılar, emekli ettiler, yerine yeni işçi almadılar. Yine oy verdiniz. O fabrikayı alacaklar, satacaklar, şimdi diyorsunuz ki 'anonim şirkete dönmesin.' Kırıkkaleli kardeşime sesleniyorum, eğer 'dönmesin' istiyorsan bir tek adresi var, o da CHP. Gideceksin, oyunu vereceksin. Sadece onu yapacağız? Hayır. MKEK'nin Ankara'daki Genel Müdürlüğünü de Kırıkkale'ye taşıyacağız. Fabrika orada. Bunu da Kırıkkaleliler bir yere not etsinler. 'Kılıçdaroğlu bu sözü verdi' desinler. İktidar olduğumuzda bu sözlerin bir bir nasıl yerine getirildiğini görecekler."

Kemal Kılıçdaroğlu, Ocak-Nisan döneminde 195 bin 904 kişinin bankalara olan tüketici kredisini, 148 bin 629 kişinin ise kredi kartı borcunu ödeyemediğini kaydederek, "Bankalar bunların tamamını icraya verdiler. İcra dairelerine 1 Ocak-11 Haziran arasında gelen yeni dosya sayısı 3 milyon 264 bin. 'Kredi kartı borcunu ödemedi' diye şahin kesilip icraya veriyorlar. 'Çiftçi borcunu ödemedi' diye traktörüne, tarladaki ürününe haciz koyup gereğini yapıyorlar. 'Borcunu niye ödemedin' diye esnafa da çöküyorlar. Devletin bankasından 750 milyon dolar kredi çekeceksin, yeri gelince ödemeyeceksin, saraylarda ağırlanacaksın, bir tek icra memuru bile etrafında gezemeyecek. Böyle bir adaletsizlik dünyanın neresinde görülmüş?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yurt dışı gezilerine davet edilen gazetecilerin, 84 milyonun merak ettiği soruyu soramadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Gazetecilik yapamıyorlar. Kalemini, düşüncesini satan adamdan gazeteci olmaz. Aynı soruyu sorabilirlerdi. Siz gitmeden önce '24 Nisan'ı soracağım' dediniz, neden sormadınız ve neden böyle bir cevap verdiniz, 'Hamdolsun, hiç gündeme gelmedi' diye? Şimdi ben soruyorum, 10 bin doları da soruyorum; çık, adam gibi cevap ver. Adam gibi cevap vermezsen adam değilsin. Biliyorum feministler kızacaklar ama ne yapayım? Bulunduğu pozisyon itibarıyla yolsuzluklarla mücadele etmesi, Türkiye'nin çıkarlarını savunması lazım. Bulunduğu makam itibarıyla yolsuzluklarla mücadele etmiyor ve üstünü örtüyorsa, yolsuzluklardan besleniyorsa ve Türkiye'nin çıkarlarını savunmuyorsa oradan ayrılması lazım."

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geldiği hale bakılmasını istedi.

"Mafya ile siyasi ilişkileri götüren" bir televizyon yorumcusunun yaptığı açıklamaya şaşırdığını anlatan Kılıçdaroğlu, bu açıklamaları okurken, "Acaba doğru mu?" dediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "(Bir daha siz bakın. Böyle bir şey söylemiş mi söylememiş mi) diye. 'İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya, masum olduğuna inandığım binlerce kişinin dosyasını götürdüm. Dedim ki; bu insanlar eğer masum çıkmazsa hesabını benden sorun. Araştırmalar yapıldı. Hepsinin bir iftiraya kurban gittiği ortaya çıktı, hepsi görevlerine iade edildi...' Savcı mısın hakim misin avukat mısın? Nereden biliyorsun bunların mağdur olduğunu? Binlerce dosya hangi dosyalar?" diye sordu.

"FETÖ borsası" denilen şeyin de bu olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hakim var mı bu işin içinde; yok. Savcı var mı; yok. Avukat var mı; yok. Bir kişi var o da bütün kara işlere, siyasetçilerle yeraltı dünyası arasındaki ilişkileri kuran birisi. Parasız hiçbir iş yapmaz. 'Binlerce dosyayı aldım, Süleyman Soylu'ya götürdüm.' Hepsini kurtardı Süleyman Soylu. Bedava mı yaptı? Biz sizin ne kadar aç olduğunuzu bilmiyor muyuz? Sizin ne kadar açgözlü olduğunuzu bilmiyor muyuz? Yargının bu kadar kirlendiğini, bu kadar devre dışı bırakıldığını hiç görmemiştim. Bir de OHAL İnceleme Komisyonu var sözde. Niye kurdunuz ki? Bu adamı getirin onun başına. Hepsini zaten serbest bırakacak. Hepsini bırakır. Gariban olan, parası olmayan insanların hepsi hapiste. Harp Okulu öğrencilerinin ne günahı var? Paraları yok, aileleri fakir. Paraları olsa onlar da götürecekler dosyayı, verecekler, onlar da fazla değil, üç gün içinde hepsi çıkar."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kabine toplantısı sonrası yaptığı müzikle ilgili açıklamalarına tepki gösteren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Erdoğan müzikten rahatsız olmuş. Çifter çifter maaş alan beslemelerin var. Bundan rahatsız olmuyorsun da müzikten rahatsız oluyorsun. Devleti soyanlardan rahatsız olmuyorsun ama müzikten rahatsız oluyorsun. Her ay 10 bin dolar rüşvet alan siyasetçiden rahatsız olmuyorsun ama müzikten rahatsız oluyorsun. Akıl alacak şey değil.

Sanatçılara görev düşüyor. Müzik sanatçılarına ve onların örgütlerine. Çıkıp konuşmaları lazım. Eğer onların örgütleri konuşmuyor da korkuya teslim oluyorlarsa onlar zaten sanatçı değil. Sanatçı dediğiniz kişi korkuya teslim olmayan kişidir, yiğit kişidir. Sözünün arkasında duran kişidir, sanatçı budur. Sanattan, sanatçıdan ve müzikten rahatsız olan Erdoğan'ı gençlere teslim ediyorum. Önümüze sandık gelecek. Gençler gereğini yapacaklar. Yürekten inanıyorum. Bu ülkenin gençleri, bu ülkenin umudu, bu ülkenin özgürlüğünü savunan, rahat yaşamayı ilke edinen gençleri bu hortumculara, bu zalimlere gerekli dersi verecektir. Yürekten inanıyorum."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, kendisi hakkındaki konuşmasına karşılık veren Kılıçdaroğlu, "Bahçeli'yi çoğu zaman muhatap almayı doğru bulmam. Çünkü o kendisini bir yere adamış kişi." dedi. Kılıçdaroğlu, Bahçeli'nin bugünkü konuşmasında, "Kılıçdaroğlu elini vicdanına koyup söylesin" diye hitap ettiğini ve "vicdan" sözcüğünden yola çıkarak muhatap aldığını vurguladı.

Bahçeli'nin, "Kimin yanındadır. Bölücülüğü mü destekliyor, yoksa Türkiye'nin yanında mı yer alıyor?" sorusuna işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Önemli bir soru. Cevabını vereyim. Ben ve arkadaşlarım ve bütün dostlarımız, Türkiye'nin birliğinden ve bütünlüğünden yanayız. Biz, şanlı ordumuzun Tank Palet Fabrikası Katar ordusuna peşkeş çekilirken itiraz eden kişileriz. Sen ise Katar ordusuna peşkeş çekilirken alkışlayan kişiydin. Şimdi söyle bakalım. Vatanın birliğinden ve bütünlüğünden kim yana? Şanlı ordumuzdan kim yana? Biz, kendi vatan topraklarını ve o topraklarda yatan Süleyman Şah Türbesi'ni ve o topraklarda dalgalanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bayrağını indirip, kaçıp toprağı düşmana teslim edenlerden yana değiliz. Biz oraya bir hafta içinde şanlı bayrağımızı dikmekten yanayız. Bunun sözünü verdik. Bir hafta içinde milletin takdiriyle, Allah'ın izniyle iktidar olduğumuzda o bayrağı da o türbeyi de vatan topraklarına götüreceğiz. Peki sen ne yaptın? Kaçanları alkışladın, bayrağı indirenleri alkışladın, onların yanında yer aldın. Şimdi söyle bakalım, kim bölücü, kim milliyetçi, kim ülkücü?"

Devleti yöneten bir kişinin mal varlığı dolayısıyla tehdit edilmesini, ayrıca onun sessiz kalmasını da içlerine sindiremeyeceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Devletin en tepesindeki kişi, bütün sırlarına vakıf bir kişi mal varlığı dolayısıyla tehdit ediliyor ve sesini çıkarmıyorsa o kişi artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir milli güvenlik sorunudur, sen o sorunun yanındasın. Biz ve dostlarımız adaletten, kul hakkından yanayız, haramdan, yolsuzluklardan yana değiliz." dedi.

Bahçeli'nin, her ay 10 bin dolar rüşvet alan siyasetçiyi hiç merak edip etmediğini soran Kılıçdaroğlu, "Bir esnafın, bir garibanın derdini dinledin mi Sayın Bahçeli, bir çiftçiye gidip de 'nasılsın' dedin mi Sayın Bahçeli? Ama biz, eli yağlı olan tornacı ustasının 'elini uzat kardeşim, senin elini sıkmak benim için şereftir' diyen bir gelenekten geliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Vatanın birliğini ve bütünlüğünü sen mi savunuyorsun ben mi savunuyorum?" sorusunu yönelten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Hiç düşündün mü Sayın Bahçeli; 83 milyon kişi Londra'daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale getirildi. Türkiye'nin mali bağımsızlığını hiç düşündün mü? Düyun-u Umumiye İdaresi gibi Borçlar Genel Müdürlüğü kuruldu. Sen bunu biliyor musun? Bilemezsin. Beslemelere alkış tutanlar, bayrağı indirip kaçanlar, egemen güçlere teslim olanlar Türkiye'nin özgürlüğünden, bağımsızlığından söz edemezler. O sözü biz söyleriz, o mücadeleyi biz yaparız, o kavgayı biz yaparız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, yabancı uyuşturucu kaçakçılarına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verildiğini iddia ederek, Bahçeli'ye, bunu bilip bilmediğini de sordu.

Kendisinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının saygınlığını koruduğunu ancak Bahçeli'nin o saygınlığı yok etmek isteyenlerin yanında durduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, konuşmasını, "Hangi devlet 250 bin dolara vatandaşlarını pazarlar. 250 bin dolara vatandaş oluyorsun Türkiye'de. Ne olursan ol. Bu mudur milliyetçilik, yeni bir milliyetçilik tanımı yapıldı da bizim mi haberimiz yok? Yeni bir vatanseverlik tanımı yapıldı da bizim mi haberimiz yok? Bayrağı indirip kaçacaksın, alkışlayacaksın, dönüp bana soracaksın, 'sen milliyetçi misin, sen bayraktan, vatandan yana mısın?' Hadi canım, hadi canım. Siz geçiniz bunları." sözleriyle tamamladı.