2011-07-04 - 13:57
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''CHP Genel
Başkanı'nın, 'arkadaşlarımızı satmayız' sözleriyle bizi itham etmesi
içine düştüğü ölçüsüzlüğün ve kafa karışıklığının bariz deşifresi olmuştur. Bize
derme çatma siyasi delikanlılık gösterileri yapan Sayın Kılıçdaroğlu, önce aynaya
bakmalı ve kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu
orada görmelidir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''CHP Genel
Başkanı'nın, 'arkadaşlarımızı satmayız' sözleriyle bizi itham etmesi
içine düştüğü ölçüsüzlüğün ve kafa karışıklığının bariz deşifresi olmuştur. Bize
derme çatma siyasi delikanlılık gösterileri yapan Sayın Kılıçdaroğlu, önce aynaya
bakmalı ve kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu
orada görmelidir'' dedi.
MHP ilk TBMM grup toplantısını Genel Başkan Bahçeli başkanlığında
yaptı.
Toplantı, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı.
Bahçeli, yaptığı konuşmada, MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan ve
CHP'nin tutuklu milletvekillerinin durumunun ''siyasallaşan yargının hazin ve
ibretlik bir sonucu'' olduğunu savundu.
Milletin seçip Parlamento'ya gönderdiği vekilleri serbest bırakmamanın
''kasıtlı, yanlı ve başka hesapları gözeten yargının icraatından başka bir anlama
gelmeyeceğini'' ifade eden Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın 'ne yapalım
seçmeseydiniz' sözleri ise talihsiz olduğu kadar densizliğin ulaştığı seviyeyi
göstermesi bakımından manidar olmuştur. Başbakan Erdoğan'a söylemek isterim ki
bizim kimi aday gösterip göstermeyeceğimizi sana mı soracaktık? Senden icazet mi
alacaktık? Sana mı danışacaktık? Bu kendini bilmez ve utanmaz zihniyet, geçmişte
şahsını ilgilendiren kişiye özel anayasa değişikliğini pervasızca yapmıştı.
Hukukun ilkelerini fütursuzca çiğnemiş ve CHP de bu işe ortak olmuştu'' ifadesini
kullandı.
Milletinin tercihiyle seçilmiş kişileri; ''kaçma, saklanma ve delilleri
karartma'' zannıyla cezaevinde tutmanın ''adalet anlayışına yapılabilecek en
büyük kötülük ve tahribat'' olduğunu öne süren Bahçeli, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Hiçbir gerekçe, Meclis'in boykot edilmesine ve milletvekili yeminine
aykırı hareket edilmesine mazeret teşkil etmeyecektir. Bu haliyle başta CHP olmak
üzere, milletvekili yemini etmeyenlerin TBMM'nin saygınlığına fazlasıyla gölge
düşürdüklerini bilmeleri lazımdır.
Madem ortada bir yanlış vardır, o halde bir başka yanlışla bunun
giderileceğini düşünmek hezeyandır ve Gazi Meclis'in taşıdığı yüksek erdeme
hakarettir.
Üstelik CHP Genel Başkanı'nın, Meclis'i protesto ederken;
'arkadaşlarımızı satmayız' sözleriyle bizi tariz yollu itham etmesi içine düştüğü
ölçüsüzlüğün ve kafa karışıklığının bariz deşifresi olmuştur. Bize derme çatma
siyasi delikanlılık gösterileri yapan Sayın Kılıçdaroğlu, önce aynaya bakmalı ve
kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu orada
görmelidir. Bizim boş laflara karnımız toktur.
MHP, 91 yıllık mazisinde böylesine bir boykotla karşılaşmayan kutlu
Meclis'i, tartıştıracak ve itibarını zedeleyecek hiçbir niyetin ve eylemin içinde
olamaz ve olmayacaktır. Ayrıca, Anamuhalefet Partisi tarafından yaşanılan yemin
krizinin uluslararası alana taşınması da son derece acı verici ve talihsiz
olmuştur.
Bir yönüyle ülkemizi uluslararası sivil toplum kuruluşlarına ve
organizasyonlarına şikayet eden mektup, yeni CHP'nin ruh halini ve meselelere
hangi zaviyeden baktığını da göstermiştir.
Ülke içi bir meselenin konuşulacağı ve tartışılacağı yer bellidir ve
bunun da cumhuriyeti kurduğunu iddia eden parti tarafından anlaşılamaması büyük
bir sorundur.''
Başkent Ankara vizyonundan çıkarak, küresel çekim alanına kapılan
CHP'nin, ülke içindeki siyasi ve hukuki meseleleri dünyaya afişe etmesi en az
yemin krizi kadar ciddi ve önemli bir problemdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
kurduğu partinin bu içler acısı hali, geleneği ve siyasi geçmişi bakımından
kırılma ve sapmadır. Bu nedenle CHP, partimize laf yetiştireceğine kendisine
bakmalı ve bize akıl vermekten bir an önce vazgeçmelidir.''
Boykot ve yemin krizinin taraflarını aşağılayarak ''tükürdüklerini
yalayacaklar'' demesinin bir Başbakan'a kesinlikle yakışmadığını belirten
Bahçeli, yemin ve boykot krizinin giderilmesi ve tutuklu bulunan
milletvekillerine ilişkin şu önerileri getirdi:
''Millet iradesinin heba edilmemesi ve milletimizin çekişmelerle
oyalanmaması için yemin ve boykot krizinin tarafları bu eylemlerine bir an önce
son vermeli ve Meclis'teki yerlerini almalıdırlar.
TBMM'de grubu bulunan bütün siyasi partilerden seçilecek temsilciler bir
araya gelmeli, ahlaki ve tutarlılık gereğince tutuklu bulunan milletvekillerinin
haklarını savunacak bir Meclis bildirisi için temel zemin oluşturmalıdırlar.
Millet iradesinin en büyük kefaret olacağı hatırlatılmalı ve bunda da
tavizsiz olunmalıdır.
Yürürlükteki yasal hükümler, tutuklu bulunan milletvekillerinin
salıverilmesine engel değildir.
Yalnızca kanun ve anayasa hükümlerinin objektif kriterler çerçevesinde
uygulanması ve iktidarın bu konuda ön ayak olması meseleyi kökünden çözecektir.
Bunlara rağmen de bir çözüm ortaya çıkmıyorsa, Anayasa'nın 76. maddesine,
tutukluyken seçilen milletvekillerinin durumlarını daha da netleştirecek ve
serbest kalmalarını sağlayacak bir ifade ilave edilerek içinde bulunulan krizin
ortadan kaldırılması mümkün olabilecektir.''
Bu önerilere rağmen, tutuklu bulunan milletvekilleriyle ilgili bir adım
atılmazsa, o zaman akla ''bu kişilerin başka davalara denge unsuru olarak
tutulduğu hususunun'' geleceğini dile getiren Bahçeli, ''İmralı, Silivri ve KCK
arasında denge arayışları varsa ve mesela Sayın Engin Alan bölücülere karşı rehin
olarak tutuluyorsa, er ya da geç bunun hesabını sormak bizim için namus borcu
olacaktır''' diye konuştu.
Öte yandan, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise gazetecilerin
''Şike soruşturmasıyla'' ilgili sorusu üzerine, son zamanlarda kurumlar üzerinde
çok yönlü operasyonların yapıldığını belirterek, şunları söyledi:
''Bu olaylardan sonra şu ortaya çıkıyor; kurumlar yıpranıyor, tartışılır
hale geliyor. Kurumlarla ilgili kamuoyunun duyduğu güven sarsılıyor. Bu tür
operasyonları, iddiaları, ithamları cevaplandırıp kamuoyu vicdanını rahatlatmak
gerekiyor ama bu olayın biraz daha sessiz sedasız ve zaman içerisinde yapılması
gerekiyor. İddiaların varit olup olmama durumuna göre kişilerin yıpratılmaması
gerekiyor. Son zamanlara biraz bu konuya dikkat edilmediğini üzülerek
izliyoruz.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Ne AKP'nin
yaptıklarını görmezden geleceğiz ne de partimize dönük tertiplerini yanına kar
bırakacağız. Bunun için önce hesaplaşacağız sonra da yeri gelirse helalleşmeyi
düşüneceğiz'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 12 Haziran
seçimleri öncesinde bütün hesaplar ve hedeflerin '' MHP'siz Meclis yapısı''
üzerine bina edildiğini savundu.
MHP'yi baraj altında bırakmak amacıyla iftiralar atıldığını, ithamlara ve
iğrenç tuzaklara ahlaksızca tevessül edildiğini söyleyen Bahçeli, ''Nitekim
AKP'nin karanlık mahzeninden MHP'nin itibarsızlaştırılması, etkisizleştirilmesi
ve hatta siyasi hayattan silinmesi için her türlü oyun sahnelenmek için devreye
sokulmuştur'' dedi.
İktidarın, ''MHP'yi zayıflatmak ve yok etmek için denemediği yol
kalmadığını'' öne süren Bahçeli, ''Her çirkinliğe başvurmuş, her çirkefliğe
destek vermiştir. Başbakan Erdoğan meydanlarda siyasi nezaketi ve centilmenliği
hiçe saymış ve zor durumumuzdan istifade edecek kadar küçülmüştür.
Yaşadıklarımıza maruz kalıpta ayakta kalacak bir siyasi partiye tesadüf etmek
emin olun ki mümkün değildir. Bırakın ülkemizi, dünyada bile eşine ve benzerine
az rastlanacak siyasi bir suikastın muhatabı olduk'' diye konuştu.
Bahçeli, MHP'nin aldığı yaklaşık yüzde 13'lük oy oranı ve 52 milletvekili
sayısıyla TBMM'de temsil imkanına kavuşmasının çok önemli ve değerli olduğunu
ifade ederek, ''Elbette aldığımız neticeyi mutlak bir başarı olarak sunmak ve
zafer diyerek sevinmek çok yerinde değildir. Ancak, geçirdiğimiz tehlikelerle
dolu sürecin bağlamında, bugünkü durumumuz ümit vericidir ve Milliyetçi Hareketin
hangi zorlukları aşarak bu noktaya ulaştığının bariz ispatıdır'' dedi.
''Yandaş medya gücünü aşarak, AKP'nin yaydığı fesadı ve seferber ettiği
kamu gücünü yararak, anket kuruluşlarının düzmece raporlarını yenerek ve küresel
çevrelerin kışkırtmalarını boşa çıkararak'' bu grup salonuna geldiklerini
belirten Bahçeli, ''Yine de herkes bilmelidir ki; ne kurulan tuzakları unutacağız
ne de faillerini affedeceğiz. Ne dedikodu çıkaranları bağışlayacağız ne de MHP'yi
yok etmeyi kafasına koymuş ihanet taraflarını aklımızdan çıkaracağız. Ne AKP'nin
yaptıklarını görmezden geleceğiz ne de partimize dönük tertiplerini yanına kar
bırakacağız. Bunun için önce hesaplaşacağız, sonra da yeri gelirse helalleşmeyi
düşüneceğiz'' diye konuştu.
AK Parti'nin ''krizin ve kaosun sıklet merkezi haline geldiğini'' savunan
Bahçeli, yaşanan ''sorunlar yumağının'' daha şimdiden karamsarlığın ve korkunun
milleti çepeçevre sardığına işaret ettiğini ileri sürdü. Bahçeli, ''Yakın
coğrafyalardaki sosyal ve siyasal dengesizlikler iyice kabarmışken, ülkemizin
istikrarsızlıklarla ve kavgalarla boğuşması vahim gelişmelerin de fitilini
ateşleyebilecektir. AKP hükümeti ise nafile diplomatik ziyaretlerle, dün kardeş
olarak ilan ettiklerini bugün Batı'nın oyun planı gereğince yüzüstü bırakarak
omurgasız bir duruş sergilemektedir'' dedi.
Böylesi bir ortamda, yenilenen Meclis çatısı altında yemin ve boykot
krizi ortaya çıktığını ve demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade
eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın balkon konuşmasındaki üslup ve yaklaşımlarıyla,
daha sonraki tutum ve söylemleri arasında ''gece ile gündüz kadar fark''
oluştuğunu söyledi.
Yemin ve boykot krizinin çözülememesi halinde ''millet iradesinin
sorgulanması ve değersizleşmesinin kaçınılmaz olacağını'' ifade eden Bahçeli,
''Tehlike bu kadar açık ve yakındır. İşin şakaya gelir tarafı, hafife alınacak
yönü kalmamıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, yemin ve boykot krizinin sorumlusunun BDP, CHP ve AK Parti
olduğunu belirterek, Hatip Dicle'nin adaylığı ile ilgili olarak, hukuken
milletvekili seçilmesi mümkün olmayan bir kişinin seçime katılması için çaba
gösteren herkesin ''ortaya çıkan kaostan birinci derecede sorumlu'' olduğunu
kaydetti.
''Şiddet diliyle barış kelimelerini yana yana getiren kandan beslenen
bölücü mihrakların, taraftarlarına sokağı işaret etmesi, silah ve dağı adres
göstermeleri tam bir kepazeliktir ve Türkiye'nin şerefiyle açıkça oynamak
anlamına gelecektir'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
'' Nitekim bağımsız milletvekillerinin Diyarbakır'da toplanıp sözde grup
toplantıları yapma kararı Türk milletine ve devletine açıkça meydan okumadır ve
büyük bir sorun olarak karşımızdadır. Meclisimizi hiçe sayarak fiili bir durum
yaratan ve bir çok anlama gelecek bu girişimin, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak
için bir ön hazırlık olduğu şüphesizdir.
Başkent Ankara'nın saygınlığına ve bağlayıcılığına başkaldırı olan bu
gelişmelerin, üniter devlet yapımıza da alçakça bir saldırı olduğu
tartışmasızdır. Buradan sormak isterim ki; Başbakan Erdoğan ve hükümeti bu isyan
provaları karşısında neden sessiz ve tepkisizdir? Yoksa verilen sözler mi vardır?
Biraz terör, biraz tavizle her sonucun alınacağı mı hesap edilmektedir? Türkiye
terör provokasyonun mihmandarlığında bulanık ve sisli bir sürece kontrolsüz bir
şekilde savrulmaktadır. İmralı'da yatan bebek katilinin serbest bırakılma
şartları gün geçtikçe olgunlaşmaktadır. Hatta var olan sorunların bitirilmesi
İmralı canisinin durumuna bağlanmıştır.
Kanlı terörün Kandil'deki elebaşıları, koşa koşa yanlarına gelen çürümüş
bazı köşe yazarlarına mülakatlar vermiş, fırsattan istifade ederek tehditler
savurmuş ve İmralı'yı iradeleri olarak ilan etmişlerdir.
Merakımız, ceviz ağacının altında sözde barışı konuştuklarını dile
getirerek terör elçiliği yapanlar, acaba hayatlarında hiç Türk bayrağının altında
şehitlerimizi ve gazilerimizi hatırlayacak bir ahde vefa örneği göstermişler
midir? Sanki düğmeye basılmış gibi, seçimler sonrasında geniş bir koalisyon
AKP'nin gözetim ve denetimi altında kamuoyu hazırlama faaliyetlerine
başlamışlardır. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan ve kalem sahibinin meşum niteliği
bizce bilinen TESEV Raporu bunlardan sadece birisidir.
Kandil ağzıyla ve İmralı'nın sözleriyle hazırlanan bu raporların, Türk
milletini ölüm döşeğine yatırmak için seferber olduğu ortadadır. Şu tesadüfe
bakın ki bir tarafta demokrasi ve barış konuştuğunu iddia eden hayasızlar vardır.
Diğer tarafta, PKK saldırılarında şehit düşüp de bayrağa sarılı olarak vatan
topraklarına emanet edilen kahramanlar bulunmaktadır. PKK militanlarına gerilla
diyerek önem atfeden kalem sahipleri acaba ağızlarına vatan, bayrak ve şehit
kelimelerini ne zaman alacaklardır.
Muhataplarını buradan uyarıyorum: Kimse yanılıp yenilip boş hayallere
kapılmasın. Bizim ne vazgeçecek insanımız ne de verecek bir çakıl taşımız
vardır.''
Yeni Anayasa kapsamında kızışan ve gerginleşen ortamı sakinleştirmenin ve
Türkiye'nin hak ve hukukuna sahip çıkmanın tarihi sorumluluğunun en başta hükümet
olmak üzere herkesin omuzlarında olduğunu belirten Bahçeli, ''2007 yılından
beridir millet olarak maruz kaldığımız anayasa gerilimi bitirilmeli, Türk
milletinin kardeşlik bağlarını tahkim edecek hukuki çerçeve bütünlük içinde
mutlaka hayata geçirilmelidir'' dedi.
Geniş bir mutabakat ölçeğinde hazırlanmasının yerinde olacağı anayasaya
hiç kimsenin şimdiden farklı anlamlar yüklememesi gerektiğini dile getiren Devlet
Bahçeli, ''Ganimet kapma telaşı içerisinde, mayınla, mermiyle ve tahriklerle
takviye edilmiş anayasal statü talepleri beyhude çırpınışlar olarak akamete
uğramaya mahkum olacaklardır'' diye konuştu.
Bahçeli, Anayasanın ilk üç maddesinden asla taviz vermeyeceklerini ve
geri adım atmayacaklarını belirterek, ''Kim ne yaparsa yapsın, bu milli
yeminlerin bizim tarafımızdan müzakere edilmesi dahi mümkün değildir. Herkes
hesabını buna göre yapmalı ve ayağını denk almalıdır. Aksi takdirde MHP Türk
milletinin hak ve menfaatlerini korumak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak için
her fedakarlığı seve seve yapmaya hazırdır'' dedi.
Öte yandan, toplantıda grup yönetimi seçimi de yapıldı.
Buna göre, grup yönetimi üyeliklerine Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk,
Kütahya Milletvekili Alim Işık, Adana Milletvekili Ali Halaman, İstanbul
Milletvekili Durmuş Ali Torlak, Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve Isparta
Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz seçildi.
Grup denetçiliklerine Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve
Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen getirilirken, Manisa Milletvekili Erkan Akçay,
Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Kastamonu Milletvekili Emin Çınar, Hatay
Milletvekili Adnan Şefik Çirkin ile Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise Grup
Disiplin Kurulu üyesi seçildi.
(13.57)
Başkanı'nın, 'arkadaşlarımızı satmayız' sözleriyle bizi itham etmesi
içine düştüğü ölçüsüzlüğün ve kafa karışıklığının bariz deşifresi olmuştur. Bize
derme çatma siyasi delikanlılık gösterileri yapan Sayın Kılıçdaroğlu, önce aynaya
bakmalı ve kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu
orada görmelidir'' dedi.
MHP ilk TBMM grup toplantısını Genel Başkan Bahçeli başkanlığında
yaptı.
Toplantı, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başladı.
Bahçeli, yaptığı konuşmada, MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan ve
CHP'nin tutuklu milletvekillerinin durumunun ''siyasallaşan yargının hazin ve
ibretlik bir sonucu'' olduğunu savundu.
Milletin seçip Parlamento'ya gönderdiği vekilleri serbest bırakmamanın
''kasıtlı, yanlı ve başka hesapları gözeten yargının icraatından başka bir anlama
gelmeyeceğini'' ifade eden Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın 'ne yapalım
seçmeseydiniz' sözleri ise talihsiz olduğu kadar densizliğin ulaştığı seviyeyi
göstermesi bakımından manidar olmuştur. Başbakan Erdoğan'a söylemek isterim ki
bizim kimi aday gösterip göstermeyeceğimizi sana mı soracaktık? Senden icazet mi
alacaktık? Sana mı danışacaktık? Bu kendini bilmez ve utanmaz zihniyet, geçmişte
şahsını ilgilendiren kişiye özel anayasa değişikliğini pervasızca yapmıştı.
Hukukun ilkelerini fütursuzca çiğnemiş ve CHP de bu işe ortak olmuştu'' ifadesini
kullandı.
Milletinin tercihiyle seçilmiş kişileri; ''kaçma, saklanma ve delilleri
karartma'' zannıyla cezaevinde tutmanın ''adalet anlayışına yapılabilecek en
büyük kötülük ve tahribat'' olduğunu öne süren Bahçeli, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Hiçbir gerekçe, Meclis'in boykot edilmesine ve milletvekili yeminine
aykırı hareket edilmesine mazeret teşkil etmeyecektir. Bu haliyle başta CHP olmak
üzere, milletvekili yemini etmeyenlerin TBMM'nin saygınlığına fazlasıyla gölge
düşürdüklerini bilmeleri lazımdır.
Madem ortada bir yanlış vardır, o halde bir başka yanlışla bunun
giderileceğini düşünmek hezeyandır ve Gazi Meclis'in taşıdığı yüksek erdeme
hakarettir.
Üstelik CHP Genel Başkanı'nın, Meclis'i protesto ederken;
'arkadaşlarımızı satmayız' sözleriyle bizi tariz yollu itham etmesi içine düştüğü
ölçüsüzlüğün ve kafa karışıklığının bariz deşifresi olmuştur. Bize derme çatma
siyasi delikanlılık gösterileri yapan Sayın Kılıçdaroğlu, önce aynaya bakmalı ve
kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu orada
görmelidir. Bizim boş laflara karnımız toktur.
MHP, 91 yıllık mazisinde böylesine bir boykotla karşılaşmayan kutlu
Meclis'i, tartıştıracak ve itibarını zedeleyecek hiçbir niyetin ve eylemin içinde
olamaz ve olmayacaktır. Ayrıca, Anamuhalefet Partisi tarafından yaşanılan yemin
krizinin uluslararası alana taşınması da son derece acı verici ve talihsiz
olmuştur.
Bir yönüyle ülkemizi uluslararası sivil toplum kuruluşlarına ve
organizasyonlarına şikayet eden mektup, yeni CHP'nin ruh halini ve meselelere
hangi zaviyeden baktığını da göstermiştir.
Ülke içi bir meselenin konuşulacağı ve tartışılacağı yer bellidir ve
bunun da cumhuriyeti kurduğunu iddia eden parti tarafından anlaşılamaması büyük
bir sorundur.''
Başkent Ankara vizyonundan çıkarak, küresel çekim alanına kapılan
CHP'nin, ülke içindeki siyasi ve hukuki meseleleri dünyaya afişe etmesi en az
yemin krizi kadar ciddi ve önemli bir problemdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
kurduğu partinin bu içler acısı hali, geleneği ve siyasi geçmişi bakımından
kırılma ve sapmadır. Bu nedenle CHP, partimize laf yetiştireceğine kendisine
bakmalı ve bize akıl vermekten bir an önce vazgeçmelidir.''
Boykot ve yemin krizinin taraflarını aşağılayarak ''tükürdüklerini
yalayacaklar'' demesinin bir Başbakan'a kesinlikle yakışmadığını belirten
Bahçeli, yemin ve boykot krizinin giderilmesi ve tutuklu bulunan
milletvekillerine ilişkin şu önerileri getirdi:
''Millet iradesinin heba edilmemesi ve milletimizin çekişmelerle
oyalanmaması için yemin ve boykot krizinin tarafları bu eylemlerine bir an önce
son vermeli ve Meclis'teki yerlerini almalıdırlar.
TBMM'de grubu bulunan bütün siyasi partilerden seçilecek temsilciler bir
araya gelmeli, ahlaki ve tutarlılık gereğince tutuklu bulunan milletvekillerinin
haklarını savunacak bir Meclis bildirisi için temel zemin oluşturmalıdırlar.
Millet iradesinin en büyük kefaret olacağı hatırlatılmalı ve bunda da
tavizsiz olunmalıdır.
Yürürlükteki yasal hükümler, tutuklu bulunan milletvekillerinin
salıverilmesine engel değildir.
Yalnızca kanun ve anayasa hükümlerinin objektif kriterler çerçevesinde
uygulanması ve iktidarın bu konuda ön ayak olması meseleyi kökünden çözecektir.
Bunlara rağmen de bir çözüm ortaya çıkmıyorsa, Anayasa'nın 76. maddesine,
tutukluyken seçilen milletvekillerinin durumlarını daha da netleştirecek ve
serbest kalmalarını sağlayacak bir ifade ilave edilerek içinde bulunulan krizin
ortadan kaldırılması mümkün olabilecektir.''
Bu önerilere rağmen, tutuklu bulunan milletvekilleriyle ilgili bir adım
atılmazsa, o zaman akla ''bu kişilerin başka davalara denge unsuru olarak
tutulduğu hususunun'' geleceğini dile getiren Bahçeli, ''İmralı, Silivri ve KCK
arasında denge arayışları varsa ve mesela Sayın Engin Alan bölücülere karşı rehin
olarak tutuluyorsa, er ya da geç bunun hesabını sormak bizim için namus borcu
olacaktır''' diye konuştu.
Öte yandan, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise gazetecilerin
''Şike soruşturmasıyla'' ilgili sorusu üzerine, son zamanlarda kurumlar üzerinde
çok yönlü operasyonların yapıldığını belirterek, şunları söyledi:
''Bu olaylardan sonra şu ortaya çıkıyor; kurumlar yıpranıyor, tartışılır
hale geliyor. Kurumlarla ilgili kamuoyunun duyduğu güven sarsılıyor. Bu tür
operasyonları, iddiaları, ithamları cevaplandırıp kamuoyu vicdanını rahatlatmak
gerekiyor ama bu olayın biraz daha sessiz sedasız ve zaman içerisinde yapılması
gerekiyor. İddiaların varit olup olmama durumuna göre kişilerin yıpratılmaması
gerekiyor. Son zamanlara biraz bu konuya dikkat edilmediğini üzülerek
izliyoruz.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Ne AKP'nin
yaptıklarını görmezden geleceğiz ne de partimize dönük tertiplerini yanına kar
bırakacağız. Bunun için önce hesaplaşacağız sonra da yeri gelirse helalleşmeyi
düşüneceğiz'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 12 Haziran
seçimleri öncesinde bütün hesaplar ve hedeflerin '' MHP'siz Meclis yapısı''
üzerine bina edildiğini savundu.
MHP'yi baraj altında bırakmak amacıyla iftiralar atıldığını, ithamlara ve
iğrenç tuzaklara ahlaksızca tevessül edildiğini söyleyen Bahçeli, ''Nitekim
AKP'nin karanlık mahzeninden MHP'nin itibarsızlaştırılması, etkisizleştirilmesi
ve hatta siyasi hayattan silinmesi için her türlü oyun sahnelenmek için devreye
sokulmuştur'' dedi.
İktidarın, ''MHP'yi zayıflatmak ve yok etmek için denemediği yol
kalmadığını'' öne süren Bahçeli, ''Her çirkinliğe başvurmuş, her çirkefliğe
destek vermiştir. Başbakan Erdoğan meydanlarda siyasi nezaketi ve centilmenliği
hiçe saymış ve zor durumumuzdan istifade edecek kadar küçülmüştür.
Yaşadıklarımıza maruz kalıpta ayakta kalacak bir siyasi partiye tesadüf etmek
emin olun ki mümkün değildir. Bırakın ülkemizi, dünyada bile eşine ve benzerine
az rastlanacak siyasi bir suikastın muhatabı olduk'' diye konuştu.
Bahçeli, MHP'nin aldığı yaklaşık yüzde 13'lük oy oranı ve 52 milletvekili
sayısıyla TBMM'de temsil imkanına kavuşmasının çok önemli ve değerli olduğunu
ifade ederek, ''Elbette aldığımız neticeyi mutlak bir başarı olarak sunmak ve
zafer diyerek sevinmek çok yerinde değildir. Ancak, geçirdiğimiz tehlikelerle
dolu sürecin bağlamında, bugünkü durumumuz ümit vericidir ve Milliyetçi Hareketin
hangi zorlukları aşarak bu noktaya ulaştığının bariz ispatıdır'' dedi.
''Yandaş medya gücünü aşarak, AKP'nin yaydığı fesadı ve seferber ettiği
kamu gücünü yararak, anket kuruluşlarının düzmece raporlarını yenerek ve küresel
çevrelerin kışkırtmalarını boşa çıkararak'' bu grup salonuna geldiklerini
belirten Bahçeli, ''Yine de herkes bilmelidir ki; ne kurulan tuzakları unutacağız
ne de faillerini affedeceğiz. Ne dedikodu çıkaranları bağışlayacağız ne de MHP'yi
yok etmeyi kafasına koymuş ihanet taraflarını aklımızdan çıkaracağız. Ne AKP'nin
yaptıklarını görmezden geleceğiz ne de partimize dönük tertiplerini yanına kar
bırakacağız. Bunun için önce hesaplaşacağız, sonra da yeri gelirse helalleşmeyi
düşüneceğiz'' diye konuştu.
AK Parti'nin ''krizin ve kaosun sıklet merkezi haline geldiğini'' savunan
Bahçeli, yaşanan ''sorunlar yumağının'' daha şimdiden karamsarlığın ve korkunun
milleti çepeçevre sardığına işaret ettiğini ileri sürdü. Bahçeli, ''Yakın
coğrafyalardaki sosyal ve siyasal dengesizlikler iyice kabarmışken, ülkemizin
istikrarsızlıklarla ve kavgalarla boğuşması vahim gelişmelerin de fitilini
ateşleyebilecektir. AKP hükümeti ise nafile diplomatik ziyaretlerle, dün kardeş
olarak ilan ettiklerini bugün Batı'nın oyun planı gereğince yüzüstü bırakarak
omurgasız bir duruş sergilemektedir'' dedi.
Böylesi bir ortamda, yenilenen Meclis çatısı altında yemin ve boykot
krizi ortaya çıktığını ve demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade
eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın balkon konuşmasındaki üslup ve yaklaşımlarıyla,
daha sonraki tutum ve söylemleri arasında ''gece ile gündüz kadar fark''
oluştuğunu söyledi.
Yemin ve boykot krizinin çözülememesi halinde ''millet iradesinin
sorgulanması ve değersizleşmesinin kaçınılmaz olacağını'' ifade eden Bahçeli,
''Tehlike bu kadar açık ve yakındır. İşin şakaya gelir tarafı, hafife alınacak
yönü kalmamıştır'' diye konuştu.
Bahçeli, yemin ve boykot krizinin sorumlusunun BDP, CHP ve AK Parti
olduğunu belirterek, Hatip Dicle'nin adaylığı ile ilgili olarak, hukuken
milletvekili seçilmesi mümkün olmayan bir kişinin seçime katılması için çaba
gösteren herkesin ''ortaya çıkan kaostan birinci derecede sorumlu'' olduğunu
kaydetti.
''Şiddet diliyle barış kelimelerini yana yana getiren kandan beslenen
bölücü mihrakların, taraftarlarına sokağı işaret etmesi, silah ve dağı adres
göstermeleri tam bir kepazeliktir ve Türkiye'nin şerefiyle açıkça oynamak
anlamına gelecektir'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
'' Nitekim bağımsız milletvekillerinin Diyarbakır'da toplanıp sözde grup
toplantıları yapma kararı Türk milletine ve devletine açıkça meydan okumadır ve
büyük bir sorun olarak karşımızdadır. Meclisimizi hiçe sayarak fiili bir durum
yaratan ve bir çok anlama gelecek bu girişimin, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak
için bir ön hazırlık olduğu şüphesizdir.
Başkent Ankara'nın saygınlığına ve bağlayıcılığına başkaldırı olan bu
gelişmelerin, üniter devlet yapımıza da alçakça bir saldırı olduğu
tartışmasızdır. Buradan sormak isterim ki; Başbakan Erdoğan ve hükümeti bu isyan
provaları karşısında neden sessiz ve tepkisizdir? Yoksa verilen sözler mi vardır?
Biraz terör, biraz tavizle her sonucun alınacağı mı hesap edilmektedir? Türkiye
terör provokasyonun mihmandarlığında bulanık ve sisli bir sürece kontrolsüz bir
şekilde savrulmaktadır. İmralı'da yatan bebek katilinin serbest bırakılma
şartları gün geçtikçe olgunlaşmaktadır. Hatta var olan sorunların bitirilmesi
İmralı canisinin durumuna bağlanmıştır.
Kanlı terörün Kandil'deki elebaşıları, koşa koşa yanlarına gelen çürümüş
bazı köşe yazarlarına mülakatlar vermiş, fırsattan istifade ederek tehditler
savurmuş ve İmralı'yı iradeleri olarak ilan etmişlerdir.
Merakımız, ceviz ağacının altında sözde barışı konuştuklarını dile
getirerek terör elçiliği yapanlar, acaba hayatlarında hiç Türk bayrağının altında
şehitlerimizi ve gazilerimizi hatırlayacak bir ahde vefa örneği göstermişler
midir? Sanki düğmeye basılmış gibi, seçimler sonrasında geniş bir koalisyon
AKP'nin gözetim ve denetimi altında kamuoyu hazırlama faaliyetlerine
başlamışlardır. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan ve kalem sahibinin meşum niteliği
bizce bilinen TESEV Raporu bunlardan sadece birisidir.
Kandil ağzıyla ve İmralı'nın sözleriyle hazırlanan bu raporların, Türk
milletini ölüm döşeğine yatırmak için seferber olduğu ortadadır. Şu tesadüfe
bakın ki bir tarafta demokrasi ve barış konuştuğunu iddia eden hayasızlar vardır.
Diğer tarafta, PKK saldırılarında şehit düşüp de bayrağa sarılı olarak vatan
topraklarına emanet edilen kahramanlar bulunmaktadır. PKK militanlarına gerilla
diyerek önem atfeden kalem sahipleri acaba ağızlarına vatan, bayrak ve şehit
kelimelerini ne zaman alacaklardır.
Muhataplarını buradan uyarıyorum: Kimse yanılıp yenilip boş hayallere
kapılmasın. Bizim ne vazgeçecek insanımız ne de verecek bir çakıl taşımız
vardır.''
Yeni Anayasa kapsamında kızışan ve gerginleşen ortamı sakinleştirmenin ve
Türkiye'nin hak ve hukukuna sahip çıkmanın tarihi sorumluluğunun en başta hükümet
olmak üzere herkesin omuzlarında olduğunu belirten Bahçeli, ''2007 yılından
beridir millet olarak maruz kaldığımız anayasa gerilimi bitirilmeli, Türk
milletinin kardeşlik bağlarını tahkim edecek hukuki çerçeve bütünlük içinde
mutlaka hayata geçirilmelidir'' dedi.
Geniş bir mutabakat ölçeğinde hazırlanmasının yerinde olacağı anayasaya
hiç kimsenin şimdiden farklı anlamlar yüklememesi gerektiğini dile getiren Devlet
Bahçeli, ''Ganimet kapma telaşı içerisinde, mayınla, mermiyle ve tahriklerle
takviye edilmiş anayasal statü talepleri beyhude çırpınışlar olarak akamete
uğramaya mahkum olacaklardır'' diye konuştu.
Bahçeli, Anayasanın ilk üç maddesinden asla taviz vermeyeceklerini ve
geri adım atmayacaklarını belirterek, ''Kim ne yaparsa yapsın, bu milli
yeminlerin bizim tarafımızdan müzakere edilmesi dahi mümkün değildir. Herkes
hesabını buna göre yapmalı ve ayağını denk almalıdır. Aksi takdirde MHP Türk
milletinin hak ve menfaatlerini korumak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak için
her fedakarlığı seve seve yapmaya hazırdır'' dedi.
Öte yandan, toplantıda grup yönetimi seçimi de yapıldı.
Buna göre, grup yönetimi üyeliklerine Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk,
Kütahya Milletvekili Alim Işık, Adana Milletvekili Ali Halaman, İstanbul
Milletvekili Durmuş Ali Torlak, Bursa Milletvekili Necati Özensoy ve Isparta
Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz seçildi.
Grup denetçiliklerine Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve
Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen getirilirken, Manisa Milletvekili Erkan Akçay,
Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Kastamonu Milletvekili Emin Çınar, Hatay
Milletvekili Adnan Şefik Çirkin ile Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise Grup
Disiplin Kurulu üyesi seçildi.
(13.57)
