2010-04-12 - 20:18
BAŞBAKAN YARDIMCISI ARINÇ GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı (AKPM) ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'nu TBMM'nin ek binasındaki makamında ziyareti ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Arınç, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''Anayasa değişikliği paketinden üç maddenin çıkarılmasına'' yönelik önerisine ilişkin ''Samimiyet noktasında ben bu girişimin, iyi niyetli bir girişim olmadığını düşünüyorum'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal'ın ''Anayasa değişikliği paketinden üç maddenin çıkarılmasına''
yönelik önerisine ilişkin ''Samimiyet noktasında ben bu girişimin, iyi niyetli bir
girişim olmadığını düşünüyorum'' dedi.

Arınç, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı (AKPM) ve AK Parti
Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu'nu TBMM'nin ek binasındaki makamında
ziyaret etti.

Görüşme öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, bir
gazetecinin, ''CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliği paketindeki üç
madde dışında yardımcı olacaklarını belirtti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?''
sorusu üzerine, Baykal'ın konuşmasını dikkatle izlediğini belirtti.

''Vatandaşlarımızın kafalarının karıştırıldığını düşünüyorum'' diyen
Arınç, şunları kaydetti:

''Bir defa 30 maddelik bir anayasa değişikliği paketimiz var,
görüşülmesine de devam ediliyor. Sayın Baykal, bu işin başından bu yana anayasa
değişikliğinin fevkalade çirkin, yakışıksız, kötü bir iş olduğunu söyledi,
maddeleri birbirinden ayırmadı. 'Rejim yıkılacak' dedi, 'Cumhuriyet'in adı
değişecek' dedi, aklına gelen herşeyi söyledi. Şimdi Komisyon'da görüşülmeye
başlayınca tamamen bir manevra yaptı ve taktik değiştirdi. 27'sini çok güzel
yaptı, çok iyi, çok şirin hale getirdi, üç tanesine de 'bu referanduma gitsin'
dedi.

Ben İzmir'de bir basın toplantısında üç dört tane soru sormuştum,
bunlardan bir tanesi de şuydu; 'Sayın Baykal siz bu paketin tamamını çok yanlış
buluyordunuz. Rejimi, laikliği, Cumhuriyeti değiştirecek bir eylem gibi
görüyordunuz. Ne oldu da 27'si çok güzel hale geldi? Üçü hakkında kanaatiniz
değişti. O zaman mı doğru söylediniz, şimdi mi doğru söylediniz? O zaman
yanlıştı, şimdi mi doğru oldu?' Bunu açık yüreklilikle söylemesi gerekir.

Bir de kendisi 'biz 27 maddeye Meclis'te destek verelim, bizim
oylarımızla nasip olsun ama üç tanesi halka gitsin' diyor. Bunu şöyle anlayabilir
miyiz? Yani 'halk referandumda kabul ederse başımızın üstünde yeri var ve biz
referanduma gitme noktasına kadar hiç bir şekilde engelleyici olmayacağız'. Yani
engelleyici olmaktan şu anlaşılabilir; 'hem Meclis'teki görüşmeler sırasında hem
de eğer tümüyle veya bir kısmıyla halk oylamasına sunulacaksa bunu referanduma
götürmeden öncesinde veya sonrasında Anayasa Mahkemesi'ne götürerek bir engelleme
yapmayı düşünüyoruz'. Bugün buna cevap verdi Sayın Baykal, '27 Maddeye biz destek
veririz ama üç madde için hukuki, siyasi elimizden gelen bütün engeli çıkartırız,
bunu bilerek yapıyoruz, bunu Türkiye için yapıyoruz' dedi.

O zaman şunu anlayabiliriz, 27 maddeye, Anayasa değişikliğine evet oyu
verecekler muhtemelen 367'inin üzerinde bir oy çıkacak ve bunlar referanduma
gitmeyecek. Üç madde için 330-367 oy arasında oy çıkacak. Çünkü CHP desteğini
esirgeyecek. O zaman da bu maddeler referanduma giderken Sayın Baykal, 110 tane
oyu veya milletvekili imzası toplayacak, Anayasa Mahkemesi'ne gidecek ve
referanduma gitmeyi engelleyecek. Onu engelleyemezse Sayın Kanadoğlu, Sayın Sezer
ve benzerlerinin yaptığı telkinlerle referandum sonucu ne olursa olsun tekrar
Anayasa Mahkemesi'ne gidecek ve bunu iptal ettirmeye çalışacak.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Baykal'ın konuşmasında
'elimizden gelen her türlü engeli yapacağız' dediğini belirterek, ''O zaman
samimiyet noktasında ben bu girişimin, iyi niyetli bir girişim olmadığını
düşünüyorum. Çünkü bu üç madde de fevkalade önemli hususlar içermektedir ve
halkımızın bir anayasa oylamasında evet oyunu çok daha fazla da vereceğine ben
inanıyorum, sanıyorum siyasetçiler de inanıyorlar'' diye konuştu.

Bülent Arınç, şöyle devam etti:

''Yani 'referanduma götürülmesini engelleyerek üç maddenin paketten
çıkarılmasını düşünmek, diğer maddelerin de evet oyu vermek suretiyle getireceği
ranta sahip olmak' gibi bir düşünceye sahip. Sayın Baykal şunu söyleseydi bir
anlam ifade ederdi; '27 maddeyi Meclis'te çıkaralım, üç maddeyi de halk nasıl
isterse öyle karar versin. Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyeceğim, 110 imzayı
toplamayacağım ve halkın bu konudaki kararına saygı duyacağım' deseydi, inanın
yarınki görüşmeler farklı şekilde cereyan ederdi. Ama 'üç maddeyi engellemek için
elimizden geleni yapacağız' diyorsa o elinden gelene başkalarının da katkısı
mutlaka olacaktır ve üç madde referandum yoluyla halka sunulmayacak bir noktaya
gelebilir. Bunu bizim kabul etmemiz mümkün değil.''

Bir gazetecinin, ''Kapatılan DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk'e yapılan
saldırıya'' ilişkin sorusu üzerine de Arınç, Türk'e yapılan saldırıyla ilgili bir
açıklama yaptığını anımsattı.

Arınç, ''Sayın Ahmet Türk'e Samsun'da vuku bulan menfur saldırıyı
şiddetle lanetliyorum. Bir siyasetçi arkadaşımıza, bir vatandaşımıza, bir
yurttaşımıza, bir eski milletvekili arkadaşımıza sorumsuzca birisi veya bir kaç
kişi tarafından gerçekleştirilen bu çirkin saldırıyı nefretle takbih ediyorum''
diye konuştu.

Saldırıdan büyük bir üzüntü duyduğunu dile getiren Arınç, hangi amaçla
yapılırsa yapılsın bu saldırıyı 'fevkalade kötü bir iş' olarak nitelendirdi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Özellikle, anayasa
değişikliklerinin yapılmaya çalışıldığı bir günde, Türkiye'de toplumun huzurunu
bozmak için provokatif bir eylem olarak düşünülmüşse bu çok daha kötü bir
olaydır. Sayın İçişleri Bakanımız açıklama yaptı, hükümet olarak meseleyi çok
yönlü olarak araştıracağız ve bu olaydan dolayı sorumluları mutlaka tespit edip
yargı önüne çıkaracağız. Sayın Ahmet Türk'e gönülden geçmiş olsun dileklerimi
iletiyorum. Bu üzücü olay sebebiyle de bütün arkadaşlarına ve siyasi camiaya
geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu çok çirkin, çok yakışıksız, provokatif
bir eylem görüntüsünde çirkin bir olaydır. Bunu şiddetle lanetliyorum''
değerlendirmesinde bulundu. (20.18)