2007-03-28 - 17:30
Portekiz Cumhuriyet Meclisi Başkanı Jaime Gama'nın davetlisi olarak Lizbon'a hareketinden önce gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Arınç ''Komutanların TBMM'ye bir kurum olarak gösterdikleri saygıyı, bazı siyasetçilerimiz, varlık sebepleri parlamento olduğu halde parlamentoya
göstermemiştir' diye konuştu.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''(Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda) TBMM
dışında hiçbir kurum, kendisini taraf olarak göremez ve hiçbir kurum, başkalarını
ister sokağa ister başka kurumları bu işe müdahale etme konusunda tahrik ve
teşvikte bulunamaz. Bulunursa yanlış olur'' dedi.
Arınç, Portekiz Cumhuriyet Meclisi Başkanı Jaime Gama'nın davetlisi olarak Lizbon'a
hareketinden önce, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Arınç, bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AB ile ilgili açıklamalarını
nasıl değerlendirdiği yönündeki sorusu üzerine, bu yıl Roma ve Floransa'da AB'nin
kuruluş yıl dönümü törenlerine, Türkiye gibi aday ülkelerin de davet edildiğini ve
kendisinin de bu törenlere katıldığını anlattı.
''Ne var ki, Berlin'de yapılan toplantıda Merkel'in tavrı nedeniyle Türkiye davet
edilmedi'' diyen Arınç, şunları söyledi:
''Sayın Merkel, sadece tavrı değil, sarf ettiği cümlelerle de hepimizin tepkisini çekiyor,
sadece Sayın Başbakan'ın değil... Bunlara rağmen Türkiye, AB yolunda ısrarlı ve
kararlı tavrını sürdürmelidir. AB hedefinden hiçbir zaman vazgeçmemelidir. Her
ülkenin müzakereler sırasında karşılaştığı zorluklar vardır. Türkiye için özel
zorluklar da eklenmiştir.''
''SÖZÜM RAHATLIKLA ANLAŞILABİLECEKTİR''
Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağı yönündeki açıklamalarının hatırlatılması
üzerine Arınç, şunları kaydetti:
''Rai News'de canlı yayına katıldım. Programın sunucusu bir espri yaptı, 'Şu anda
ben Türkiye'nin müstakbel Cumhurbaşkanıyla konuşuyor olabilir miyim? Böyle bir
ihtimal var mı?' dedi. Ben de 'Hayır' dedim. Herhalde bu sözüm rahatlıkla
anlaşılabilecektir. 'Peki hiç mi ihtimal yok?' deyince, '550 milletvekili var.
Şartları uyan en az 400 milletvekili vardır. 400'de bir ihtimal, herkes için
geçerlidir' dedim. Buradan 'Olacak veya olmayacak' diye işi papatya
falına dönüştürmenin hiç gereği yok. Sözlerimiz çok açık. Süreç bellidir. Bu
süreç içinde adaylar da belli olacak. TBMM başarıyla görevini tamamlayacak
ve Türkiye yeni Cumhurbaşkanına kavuşacaktır.''
''BİR TEK İNSAN BULAMAZSINIZ...''
Başbakan Erdoğan hakkında, terör örgütü elebaşına ''sayın'' dediği iddiasıyla
başlatılan incelemeye ilişkin bir soruya yanıt veren Arınç, bu tartışmaya katılmak
istemediğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti:
''Ben Sayın Başbakanı tanıdığım ve bildiğim kadarıyla ve o camiayı tanıdığım ve
bildiğim kadarıyla Öcalan'a hürmet gerektirecek biçimde 'sayın' kelimesini
kullanacak bir tek insan bulamazsınız. Ben de dahil olmak üzere, hepimiz de
dahil olmak üzere, Türkiye'ye çektirilen bu kadar acı ve ıstıraplar karşısında,
binlerce masum insanın kanının dökülmesi karşısında, Türkiye'yi maddi ve manevi
planda perişan eden terör örgütünün faaliyetleri karşısında böyle bir örgütün lideri
olarak, şu anda cezaevinde bulunan bir insana 'sayın' kelimesiyle hitap etmek,
herhalde mümkün değildir. Hepimiz bu yargı sonucunu soğukkanlılıkla,
saygıyla beklemeliyiz.
Yine şehitlerimiz için kullanılan aşağılayıcı sözleri benim bildiğim ve tanıdığım
kadarıyla bugüne kadarki çizgisi, duruşu, inancı itibarıyla Recep Tayyip Erdoğan'ın
bu kelimeleri kullandığını düşünmüyorum. Yine şehitlerimiz için kullanılan kelimelerin
de o cümleler içerisinde konuşmanın tamamı ele alındığında aşağılayıcı bir ifade
olarak söylendiğini tahmin etmiyorum ve buna inanmıyorum.''
''TAHRİK EDİCİ DAVRANIŞAR ÜLKEYE ZARAR VERİR''
Arınç, bir gazetecinin, ''CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Cumhurbaşkanlığı
seçimine ilişkin açıklamaları ve komutanların kendisini ziyareti sırasında
Cumhurbaşkanlığı seçiminin gündeme gelip gelmediğine'' ilişkin sorusu üzerine,
şunları söyledi:
''TBMM bu konuda taraftır. Cumhurbaşkanı'nı biz seçeceğiz, Meclisimiz seçecek.
Türkiye, 16 Mayıs günü çok iyi bir Cumhurbaşkanı'na kavuşacak. Anayasa'da
belirlenen özelliklere sahip bir insan, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olacak. TBMM
dışında hiçbir kurum bu konuda kendisini taraf olarak göremez ve hiçbir kurum
başkalarını ister sokağa, ister başka kurumları bu işe müdahale etme konusunda
tahrik ve teşvikte bulunamaz. Bulunursa yanlış olur. Kim yaparsa yapsın, 'Siz de
devreye girin, siz de şöyle yapın, siz de öyle yapın' şeklindeki konuşmaların,
tahrik edici davranışların ülkeye çok büyük zarar vereceğine inanıyorum. Buna
benzer söz ve davranışlardan kaçınmak gerekir.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bu konudaki demokratik tavrını tamamen muhafaza
etmektedir ve takdir edilecek bir davranış içindedir. Bu ziyareti olağanüstü
anlamlara çekerek gerginlik yaratmak, hiç kimseye fayda getirmeyecek.''
Arınç, TSK'yı temsil eden komuta kademesiyle görüşmeleri sırasında
Cumhurbaşkanlığı seçiminin öncesi ve arkasıyla ilgili herhangi bir konunun
gündeme gelmediğini de ifade etti.
''HİÇBİR GÜN SAYGIDAN UZAK KALMAMIŞTIR''
Emekli Subaylar Derneği'nin, TSK'ya ''Siz niye müdahale etmiyorsunuz?'' diye
bir mektup yazdığını, bu mektupla ilgili olarak kendisinin komuta kademesiyle
görüştüğünü anlatan Arınç, komuta kademesinin, ''kendisine böyle bir mektup
gelmediğini, geldiği takdirde de tavırlarının ne olacağının iyi bilindiğini
söylediğini'' ifade etti.
Arınç, Türkiye'nin normalleştiğini, demokratikleştiğini, özgürleştiğini ve her
şeyin yerli yerine oturduğunu kaydederek, ''TSK ve onun başındaki komutanlar,
benim Meclis Başkanlığım süresince hiçbir gün saygıdan uzak kalmamıştır'' dedi.
Arınç, ''Komutanların TBMM'ye bir kurum olarak gösterdikleri saygıyı, bazı
siyasetçilerimiz, varlık sebepleri parlamento olduğu halde parlamentoya
göstermemiştir'' diye konuştu.
Emekli Albay Erdal Sarızeybek'in anılarında, ''irticai faaliyette bulunan bir
vakfın adresinin Arınç'ın annesine ait olduğu yönünde'' bir iddianın yer
aldığının hatırlatılması üzerine ise Arınç, şunları söyledi:
''Evet bu olay doğrudur. Ama bu olayı önüyle, arkasıyla değerlendirmem
lazım. İnşallah 16 Mayıstan sonra daha rahat yaparız. Söyleyecek çok lafım
var. Bunun üzerine Sayın Uygur'a da, o albayımıza da, olayla ilgili olan pek
çok kişiye de söyleyecek lafım var.''
dışında hiçbir kurum, kendisini taraf olarak göremez ve hiçbir kurum, başkalarını
ister sokağa ister başka kurumları bu işe müdahale etme konusunda tahrik ve
teşvikte bulunamaz. Bulunursa yanlış olur'' dedi.
Arınç, Portekiz Cumhuriyet Meclisi Başkanı Jaime Gama'nın davetlisi olarak Lizbon'a
hareketinden önce, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Arınç, bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AB ile ilgili açıklamalarını
nasıl değerlendirdiği yönündeki sorusu üzerine, bu yıl Roma ve Floransa'da AB'nin
kuruluş yıl dönümü törenlerine, Türkiye gibi aday ülkelerin de davet edildiğini ve
kendisinin de bu törenlere katıldığını anlattı.
''Ne var ki, Berlin'de yapılan toplantıda Merkel'in tavrı nedeniyle Türkiye davet
edilmedi'' diyen Arınç, şunları söyledi:
''Sayın Merkel, sadece tavrı değil, sarf ettiği cümlelerle de hepimizin tepkisini çekiyor,
sadece Sayın Başbakan'ın değil... Bunlara rağmen Türkiye, AB yolunda ısrarlı ve
kararlı tavrını sürdürmelidir. AB hedefinden hiçbir zaman vazgeçmemelidir. Her
ülkenin müzakereler sırasında karşılaştığı zorluklar vardır. Türkiye için özel
zorluklar da eklenmiştir.''
''SÖZÜM RAHATLIKLA ANLAŞILABİLECEKTİR''
Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağı yönündeki açıklamalarının hatırlatılması
üzerine Arınç, şunları kaydetti:
''Rai News'de canlı yayına katıldım. Programın sunucusu bir espri yaptı, 'Şu anda
ben Türkiye'nin müstakbel Cumhurbaşkanıyla konuşuyor olabilir miyim? Böyle bir
ihtimal var mı?' dedi. Ben de 'Hayır' dedim. Herhalde bu sözüm rahatlıkla
anlaşılabilecektir. 'Peki hiç mi ihtimal yok?' deyince, '550 milletvekili var.
Şartları uyan en az 400 milletvekili vardır. 400'de bir ihtimal, herkes için
geçerlidir' dedim. Buradan 'Olacak veya olmayacak' diye işi papatya
falına dönüştürmenin hiç gereği yok. Sözlerimiz çok açık. Süreç bellidir. Bu
süreç içinde adaylar da belli olacak. TBMM başarıyla görevini tamamlayacak
ve Türkiye yeni Cumhurbaşkanına kavuşacaktır.''
''BİR TEK İNSAN BULAMAZSINIZ...''
Başbakan Erdoğan hakkında, terör örgütü elebaşına ''sayın'' dediği iddiasıyla
başlatılan incelemeye ilişkin bir soruya yanıt veren Arınç, bu tartışmaya katılmak
istemediğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti:
''Ben Sayın Başbakanı tanıdığım ve bildiğim kadarıyla ve o camiayı tanıdığım ve
bildiğim kadarıyla Öcalan'a hürmet gerektirecek biçimde 'sayın' kelimesini
kullanacak bir tek insan bulamazsınız. Ben de dahil olmak üzere, hepimiz de
dahil olmak üzere, Türkiye'ye çektirilen bu kadar acı ve ıstıraplar karşısında,
binlerce masum insanın kanının dökülmesi karşısında, Türkiye'yi maddi ve manevi
planda perişan eden terör örgütünün faaliyetleri karşısında böyle bir örgütün lideri
olarak, şu anda cezaevinde bulunan bir insana 'sayın' kelimesiyle hitap etmek,
herhalde mümkün değildir. Hepimiz bu yargı sonucunu soğukkanlılıkla,
saygıyla beklemeliyiz.
Yine şehitlerimiz için kullanılan aşağılayıcı sözleri benim bildiğim ve tanıdığım
kadarıyla bugüne kadarki çizgisi, duruşu, inancı itibarıyla Recep Tayyip Erdoğan'ın
bu kelimeleri kullandığını düşünmüyorum. Yine şehitlerimiz için kullanılan kelimelerin
de o cümleler içerisinde konuşmanın tamamı ele alındığında aşağılayıcı bir ifade
olarak söylendiğini tahmin etmiyorum ve buna inanmıyorum.''
''TAHRİK EDİCİ DAVRANIŞAR ÜLKEYE ZARAR VERİR''
Arınç, bir gazetecinin, ''CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Cumhurbaşkanlığı
seçimine ilişkin açıklamaları ve komutanların kendisini ziyareti sırasında
Cumhurbaşkanlığı seçiminin gündeme gelip gelmediğine'' ilişkin sorusu üzerine,
şunları söyledi:
''TBMM bu konuda taraftır. Cumhurbaşkanı'nı biz seçeceğiz, Meclisimiz seçecek.
Türkiye, 16 Mayıs günü çok iyi bir Cumhurbaşkanı'na kavuşacak. Anayasa'da
belirlenen özelliklere sahip bir insan, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olacak. TBMM
dışında hiçbir kurum bu konuda kendisini taraf olarak göremez ve hiçbir kurum
başkalarını ister sokağa, ister başka kurumları bu işe müdahale etme konusunda
tahrik ve teşvikte bulunamaz. Bulunursa yanlış olur. Kim yaparsa yapsın, 'Siz de
devreye girin, siz de şöyle yapın, siz de öyle yapın' şeklindeki konuşmaların,
tahrik edici davranışların ülkeye çok büyük zarar vereceğine inanıyorum. Buna
benzer söz ve davranışlardan kaçınmak gerekir.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bu konudaki demokratik tavrını tamamen muhafaza
etmektedir ve takdir edilecek bir davranış içindedir. Bu ziyareti olağanüstü
anlamlara çekerek gerginlik yaratmak, hiç kimseye fayda getirmeyecek.''
Arınç, TSK'yı temsil eden komuta kademesiyle görüşmeleri sırasında
Cumhurbaşkanlığı seçiminin öncesi ve arkasıyla ilgili herhangi bir konunun
gündeme gelmediğini de ifade etti.
''HİÇBİR GÜN SAYGIDAN UZAK KALMAMIŞTIR''
Emekli Subaylar Derneği'nin, TSK'ya ''Siz niye müdahale etmiyorsunuz?'' diye
bir mektup yazdığını, bu mektupla ilgili olarak kendisinin komuta kademesiyle
görüştüğünü anlatan Arınç, komuta kademesinin, ''kendisine böyle bir mektup
gelmediğini, geldiği takdirde de tavırlarının ne olacağının iyi bilindiğini
söylediğini'' ifade etti.
Arınç, Türkiye'nin normalleştiğini, demokratikleştiğini, özgürleştiğini ve her
şeyin yerli yerine oturduğunu kaydederek, ''TSK ve onun başındaki komutanlar,
benim Meclis Başkanlığım süresince hiçbir gün saygıdan uzak kalmamıştır'' dedi.
Arınç, ''Komutanların TBMM'ye bir kurum olarak gösterdikleri saygıyı, bazı
siyasetçilerimiz, varlık sebepleri parlamento olduğu halde parlamentoya
göstermemiştir'' diye konuştu.
Emekli Albay Erdal Sarızeybek'in anılarında, ''irticai faaliyette bulunan bir
vakfın adresinin Arınç'ın annesine ait olduğu yönünde'' bir iddianın yer
aldığının hatırlatılması üzerine ise Arınç, şunları söyledi:
''Evet bu olay doğrudur. Ama bu olayı önüyle, arkasıyla değerlendirmem
lazım. İnşallah 16 Mayıstan sonra daha rahat yaparız. Söyleyecek çok lafım
var. Bunun üzerine Sayın Uygur'a da, o albayımıza da, olayla ilgili olan pek
çok kişiye de söyleyecek lafım var.''
