2010-05-10 - 22:46
İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) İcra Komitesi II. Olağanüstü toplantısı sonrasında ''İstanbul Deklarasyonu'' katılımcılar tarafından onaylandı.
İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) İcra Komitesi II. Olağanüstü
toplantısı sonrasında ''İstanbul Deklarasyonu'' katılımcılar tarafından onaylandı.
Conrad Otel'de gerçekleşen toplantı sonunda TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin
tarafından okunan deklarasyonda, ilgili BM kararlarına uygun olarak, başkentin
Kudüs olacağı, egemen, kendi ayakları üzerinde durabilen, komşu ve bağımsız bir
Filistin Devleti'nin kurulmasıyla, Ortadoğu'da adil, kalıcı ve kapsamlı bir
barışın sağlanmasına olan tam ve tereddütsüz bağlılık yeniden ifade edildi.
İşgal altındaki Gazze Şeridi ve Batı Şeria ile Kudüs-ü Şerif'i içine alan
Filistin topraklarının bir bütün ve bölünmez olduğu vurgulanan deklarasyonda,
daha önce düzenlenen İKÖPAB konferanslarında, özellikle de 2009 İstanbul
Deklarasyonu'nda kabul edilen ''İsrail işgaline karşı direniş ve Filistin
Devleti'nin kurulması hususlarında Filistin halkının hakkını destekleyen tüm
kararlar'' teyit edildi.
İlgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına, özellikle de Kudüs-ü Şerif şehri
ile ilgili kararlara atıfta bulunulan İstanbul Deklarasyonu'nda, ''daha önce
düzenlenen İKÖPAB konferanslarında kabul edilen İsrail işgaline karşı direniş ve
başkenti Kudus-ü Şerif olan bağımsız Filistin devletinin kurulması hususlarında
Filistin halkının hakkını destekleyen ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria'da Filistin
halkına karşı uygulanan baskıcı İsrail uygulamalarının, özellikle İsrail'in ırkçı
tecrit duvarını inşa etmeye ve en basit insani kurallara ve insani hukuka aykırı
şekilde Gazze'ye uygulamakta olduğu adaletsiz ablukaya devam etmesinin
kınanmasına ilişkin tüm kararlar teyit edildi'' denildi.
Deklarasyonda, İsrail'e, gerilimi ortadan kaldırma, ivedilikle askeri
kuvvetleri Filistin şehir ve köylerinden geri çekme, bütün yerleşim
faaliyetlerini durdurma, sivillere ve yerleşim yerlerine saldırmayı durdurma ve
Filistin topraklarından kuşatmayı kaldırma çağrısında bulunan PAB Karma
Komitesi'nin 14 Eylül 2001 tarihinde kabul ettiği kararına bir kez daha atıfta
bulunuldu.
Ayrıca deklarasyonda, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
Organizasyonu (UNESCO) Genel Konferansı'nın Kasım 1967'deki 19. Oturumu'nda kabul
edilen ve araziler ile mülkiyetlere el konulması dahil Kudüs'ün statüsünün
değiştirilmesi ile sonuçlanan ve uluslararası hukuk ihlaline yol açan İsrail
tarafından alınmış tüm yasal önlemler ile işlemlerin geçersiz ve yasa dışı
olduğunu vurgulayan 129/4 sayılı karara atıfta bulunuldu.
Deklarasyonda, Kudüs-ü Şerif konusunun Arap-İsrail ihtilafının esas
konusu ve bölgedeki istikrarsızlığın nedeni olan Filistin sorununun merkezinde
bulunduğuna dikkat çekilerek, ''Kudüs-ü Şerif şehri sorununun, İslam dünyasının
tamamı için hayati önemi, bu şehrin İslami yapısı ve çok kültürlü kimliği ile
İslamın ve Hıristiyanlığın mukaddes mekanlarının kutsallığını koruma
gerekliliği'' vurgulandı.
Deklarasyonda, ''İsrail saldırısı ve adaletsiz ablukasıyla karşı karşıya
olan Filistin halkının azmine saygı duyulduğu'' ifade edilerek, Birlik Genel
Sekreteri'nin, Kudüs komitesi ve İslami Kalkınma Bankası da dahil olmak üzere
bütün devletlerin, teşkilatların ve kurumların çabaları övüldü.
Deklarasyonda ayrıca, İslam ve Hıristiyanlığın Kudüs-ü Şerif'te ve
çevresinde bulunan mukaddes mabetlerine karşı İsrail'in devam eden tahrikleri ile
Harem-i Şerif, El Aksa Camisi ve çevreleyen alan altında yürüttüğü kazı ve tünel
çalışmalarından duyulan derin endişe ifade edildi.
Yerleşimler ile şehrin içinde ve etrafında inşa edilen tecrit duvarı ve
Filistinlilerin kutsal mekanlarda ibadet etmeleri de dahil, hareketleri ve şehre
girişlerinin engellenmesi yoluyla geri kalan Filistin topraklarından tecrit
edilen kutsal Kudüs-ü Şerif şehrinde uygulanan bu tür yasadışı eylemlerin zararlı
sonuçlarından ayrıca rahatsızlık duyulduğu ifade edilen deklarasyonda, Filistinli
mültecilerin evlerine koşulsuz geri dönme hakkı vurgulandı.
Toplantıya katılan Meclis Başkanları ile heyet başkanlarının, Filistin
heyetinin ve İKÖPAB Genel Sekreteri'nin özellikle Kudüs-ü Şerif'te olmak üzere
Filistin topraklarındaki yerleşimler hakkında beyanlarının dikkate alındığı
deklarasyonda şunlar kaydedildi:
''İsrail'in, Kudüs-ü Şerif şehrinde ve diğer Filistin şehirlerindeki
kutsal mekanlara karşı devam eden kışkırtıcı ve kasıtlı eylemlerini, mukaddes
mabetlere karşı tecavüzlerini, özellikle İsrailli fanatik Yahudi gruplarının El
Aksa Camisi civarının kutsallığını hiçe saymaları, buralarda ibadet etmeleri ve
bitişik yapıları işgaline müsaade etmesini kınarız.
İsrail'in El-Halil'deki Harem-i İbrahim ve Beytüllahim'deki Bilal Camii
ile Kudüs'teki Eski Şehrin duvarlarını kendi ulusal miras alanları listesine
dahil eden açıklamasını reddederiz.
BM Güvenlik Konseyi, İnsan Hakları Konseyi ve UNESCO'dan aşağıdaki
konuları uygulamaya İsrail'i mecbur tutmalarını talep ederiz.
İşgal edilmiş topraklarda Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ni ve Lahey
Anlaşması'nı uygulamaya, bağımsız devletlerin egemenliğine ilişkin bütün
uluslararası hukuk kurallarının mevcut ihlalinin yanı sıra terör faaliyetlerine
son vermeye ve Filistinlilerin insan haklarına saygı duymaya, işgal
kuvvetlerinin, Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te bu şehirlere (sızdığı veya yasa dışı
ikamet ettiği) bahanesiyle Filistinlileri sınır dışı etme ve alıkoyma ile tehdit
ettiği 1649 ve 1650 sayılı askeri kararlarını ivedilikle iptal etmeye davet
ederiz.''
Deklarasyonda, dünyanın her tarafındaki Müslümanlara ve Hıristiyanlara El
Aksa Camii, özellikle Kudüs-ü Şerif şehrindeki kutsal alanlar, tarihi miras ve
mirasın korunması için birlikte çalışma çağrısında da bulunuldu.
Deklarasyonda ayrıca, İsrail'in Kudüs şehrinde Filistinli nüfusunun
azaltılması, tarihi ve medeniyete ait mahiyeti ile Arap ve İslam kimliğinin
değiştirilmesi, şehrin Filistinli çevresinden ayrılması ve şehrin etrafında
duvarların inşası, böylece Hıristiyan ve Müslümanların Kudüs-ü Şerif'te ibadet
yerlerine erişimlerinin engellenmesini hedefleyen politikaların da reddedildiği
bildirildi.
''İsrail'i, Kudüs'te yeni yerleşim yerleri açarak ısrarla uluslararası
topluma karşı koymasının ve inatçılığının bölgeyi dipsiz bir uçurumun eşiğine
getireceğine ve uluslararası barış ve güvenliği yakın ve kaçınılmaz bir tehlikeye
maruz bırakacağına dair uyarırız'' denilen deklarasyonda, şu görüşlere yer
verildi:
''Uluslararası toplumu, özellikle Birleşmiş Milletler'i, İsrail'in kutsal
Kudüs şehrinde herhangi bir coğrafi ve demografik değişikliğe yol açacak
uygulamasının engellenmesi ve konutların tahrip edilmesine, Filistinli
vatandaşların kimlik kartlarının geri alınmasına ve Kudüs şehrinin Arap
vatandaşlarından arındırılmasına bir son vermesi için İsrailli yetkilileri
uluslararası hukuk kararlarını uygulamaya zorlamaları yönünde harekete geçmeye
çağırırız.
Özellikle Kudüs'te bulunan tarihi mirası muhafaza etmek ve İsrail'in
uygulamalarını denetlemek amacıyla gerekli adımları atması için UNESCO'yu da
göreve çağırırız.
İKÖ üyesi ülkelerden, Kudüs'ün İslami, tarihi ve kültürel yapısının
muhafaza edilmesi ve kutsal şehrin nüfus yapısını değiştirecek girişimlere karşı
konması için ilgili uluslararası ve bölgesel teşkilatlarla koordinasyon
içerisinde hareketle, güçlerini birleştirerek çalışmalarını talep ederiz.''
Deklarasyonda, Filistinli gruplara da çağrıda bulunularak,
farklılıklarını bir kenara bırakmaları, bölünmüşlük haline bir son vermeleri ve
Filistin'in ulusal birliğinin gerçekleşmesinin sağlanabilmesi için ulusal
diyaloğu devam ettirmeleri, Filistin halkının yüce menfaatlerine hizmet etmeleri
ve vazgeçilmez haklarını yeniden kazanmak için adil ve meşru direnişlerine devam
etme kabiliyetlerini güçlendirmeleri istendi.
Gazze Şeridi'ne kara geçişlerinin yanı sıra, deniz ve hava çıkışlarının
da açılması için çağrıda bulunulan deklarasyonda, ''Gazze Şeridi'nde kuşatma
altındaki Filistin halkının azmini takdir eder, Gazze Şeridi'ndeki adaletsiz
ablukanın kaldırılması yönünde harcanan bütün çabaları destekleriz'' ifadesine
yer verildi.
''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın açılış
oturumunda yaptığı değerli konuşmanın bütün içeriğini destekler ve bu konuşmayı
da toplantıda alınan kararlar ve tavsiyelerle birlikte temel belge olarak kabul
ederiz'' denilen deklarasyonda, tüm katılımcılara ve ev sahipliği yapan Türk
Halkı'na teşekkür edildi. (22.46)
toplantısı sonrasında ''İstanbul Deklarasyonu'' katılımcılar tarafından onaylandı.
Conrad Otel'de gerçekleşen toplantı sonunda TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin
tarafından okunan deklarasyonda, ilgili BM kararlarına uygun olarak, başkentin
Kudüs olacağı, egemen, kendi ayakları üzerinde durabilen, komşu ve bağımsız bir
Filistin Devleti'nin kurulmasıyla, Ortadoğu'da adil, kalıcı ve kapsamlı bir
barışın sağlanmasına olan tam ve tereddütsüz bağlılık yeniden ifade edildi.
İşgal altındaki Gazze Şeridi ve Batı Şeria ile Kudüs-ü Şerif'i içine alan
Filistin topraklarının bir bütün ve bölünmez olduğu vurgulanan deklarasyonda,
daha önce düzenlenen İKÖPAB konferanslarında, özellikle de 2009 İstanbul
Deklarasyonu'nda kabul edilen ''İsrail işgaline karşı direniş ve Filistin
Devleti'nin kurulması hususlarında Filistin halkının hakkını destekleyen tüm
kararlar'' teyit edildi.
İlgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına, özellikle de Kudüs-ü Şerif şehri
ile ilgili kararlara atıfta bulunulan İstanbul Deklarasyonu'nda, ''daha önce
düzenlenen İKÖPAB konferanslarında kabul edilen İsrail işgaline karşı direniş ve
başkenti Kudus-ü Şerif olan bağımsız Filistin devletinin kurulması hususlarında
Filistin halkının hakkını destekleyen ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria'da Filistin
halkına karşı uygulanan baskıcı İsrail uygulamalarının, özellikle İsrail'in ırkçı
tecrit duvarını inşa etmeye ve en basit insani kurallara ve insani hukuka aykırı
şekilde Gazze'ye uygulamakta olduğu adaletsiz ablukaya devam etmesinin
kınanmasına ilişkin tüm kararlar teyit edildi'' denildi.
Deklarasyonda, İsrail'e, gerilimi ortadan kaldırma, ivedilikle askeri
kuvvetleri Filistin şehir ve köylerinden geri çekme, bütün yerleşim
faaliyetlerini durdurma, sivillere ve yerleşim yerlerine saldırmayı durdurma ve
Filistin topraklarından kuşatmayı kaldırma çağrısında bulunan PAB Karma
Komitesi'nin 14 Eylül 2001 tarihinde kabul ettiği kararına bir kez daha atıfta
bulunuldu.
Ayrıca deklarasyonda, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
Organizasyonu (UNESCO) Genel Konferansı'nın Kasım 1967'deki 19. Oturumu'nda kabul
edilen ve araziler ile mülkiyetlere el konulması dahil Kudüs'ün statüsünün
değiştirilmesi ile sonuçlanan ve uluslararası hukuk ihlaline yol açan İsrail
tarafından alınmış tüm yasal önlemler ile işlemlerin geçersiz ve yasa dışı
olduğunu vurgulayan 129/4 sayılı karara atıfta bulunuldu.
Deklarasyonda, Kudüs-ü Şerif konusunun Arap-İsrail ihtilafının esas
konusu ve bölgedeki istikrarsızlığın nedeni olan Filistin sorununun merkezinde
bulunduğuna dikkat çekilerek, ''Kudüs-ü Şerif şehri sorununun, İslam dünyasının
tamamı için hayati önemi, bu şehrin İslami yapısı ve çok kültürlü kimliği ile
İslamın ve Hıristiyanlığın mukaddes mekanlarının kutsallığını koruma
gerekliliği'' vurgulandı.
Deklarasyonda, ''İsrail saldırısı ve adaletsiz ablukasıyla karşı karşıya
olan Filistin halkının azmine saygı duyulduğu'' ifade edilerek, Birlik Genel
Sekreteri'nin, Kudüs komitesi ve İslami Kalkınma Bankası da dahil olmak üzere
bütün devletlerin, teşkilatların ve kurumların çabaları övüldü.
Deklarasyonda ayrıca, İslam ve Hıristiyanlığın Kudüs-ü Şerif'te ve
çevresinde bulunan mukaddes mabetlerine karşı İsrail'in devam eden tahrikleri ile
Harem-i Şerif, El Aksa Camisi ve çevreleyen alan altında yürüttüğü kazı ve tünel
çalışmalarından duyulan derin endişe ifade edildi.
Yerleşimler ile şehrin içinde ve etrafında inşa edilen tecrit duvarı ve
Filistinlilerin kutsal mekanlarda ibadet etmeleri de dahil, hareketleri ve şehre
girişlerinin engellenmesi yoluyla geri kalan Filistin topraklarından tecrit
edilen kutsal Kudüs-ü Şerif şehrinde uygulanan bu tür yasadışı eylemlerin zararlı
sonuçlarından ayrıca rahatsızlık duyulduğu ifade edilen deklarasyonda, Filistinli
mültecilerin evlerine koşulsuz geri dönme hakkı vurgulandı.
Toplantıya katılan Meclis Başkanları ile heyet başkanlarının, Filistin
heyetinin ve İKÖPAB Genel Sekreteri'nin özellikle Kudüs-ü Şerif'te olmak üzere
Filistin topraklarındaki yerleşimler hakkında beyanlarının dikkate alındığı
deklarasyonda şunlar kaydedildi:
''İsrail'in, Kudüs-ü Şerif şehrinde ve diğer Filistin şehirlerindeki
kutsal mekanlara karşı devam eden kışkırtıcı ve kasıtlı eylemlerini, mukaddes
mabetlere karşı tecavüzlerini, özellikle İsrailli fanatik Yahudi gruplarının El
Aksa Camisi civarının kutsallığını hiçe saymaları, buralarda ibadet etmeleri ve
bitişik yapıları işgaline müsaade etmesini kınarız.
İsrail'in El-Halil'deki Harem-i İbrahim ve Beytüllahim'deki Bilal Camii
ile Kudüs'teki Eski Şehrin duvarlarını kendi ulusal miras alanları listesine
dahil eden açıklamasını reddederiz.
BM Güvenlik Konseyi, İnsan Hakları Konseyi ve UNESCO'dan aşağıdaki
konuları uygulamaya İsrail'i mecbur tutmalarını talep ederiz.
İşgal edilmiş topraklarda Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ni ve Lahey
Anlaşması'nı uygulamaya, bağımsız devletlerin egemenliğine ilişkin bütün
uluslararası hukuk kurallarının mevcut ihlalinin yanı sıra terör faaliyetlerine
son vermeye ve Filistinlilerin insan haklarına saygı duymaya, işgal
kuvvetlerinin, Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te bu şehirlere (sızdığı veya yasa dışı
ikamet ettiği) bahanesiyle Filistinlileri sınır dışı etme ve alıkoyma ile tehdit
ettiği 1649 ve 1650 sayılı askeri kararlarını ivedilikle iptal etmeye davet
ederiz.''
Deklarasyonda, dünyanın her tarafındaki Müslümanlara ve Hıristiyanlara El
Aksa Camii, özellikle Kudüs-ü Şerif şehrindeki kutsal alanlar, tarihi miras ve
mirasın korunması için birlikte çalışma çağrısında da bulunuldu.
Deklarasyonda ayrıca, İsrail'in Kudüs şehrinde Filistinli nüfusunun
azaltılması, tarihi ve medeniyete ait mahiyeti ile Arap ve İslam kimliğinin
değiştirilmesi, şehrin Filistinli çevresinden ayrılması ve şehrin etrafında
duvarların inşası, böylece Hıristiyan ve Müslümanların Kudüs-ü Şerif'te ibadet
yerlerine erişimlerinin engellenmesini hedefleyen politikaların da reddedildiği
bildirildi.
''İsrail'i, Kudüs'te yeni yerleşim yerleri açarak ısrarla uluslararası
topluma karşı koymasının ve inatçılığının bölgeyi dipsiz bir uçurumun eşiğine
getireceğine ve uluslararası barış ve güvenliği yakın ve kaçınılmaz bir tehlikeye
maruz bırakacağına dair uyarırız'' denilen deklarasyonda, şu görüşlere yer
verildi:
''Uluslararası toplumu, özellikle Birleşmiş Milletler'i, İsrail'in kutsal
Kudüs şehrinde herhangi bir coğrafi ve demografik değişikliğe yol açacak
uygulamasının engellenmesi ve konutların tahrip edilmesine, Filistinli
vatandaşların kimlik kartlarının geri alınmasına ve Kudüs şehrinin Arap
vatandaşlarından arındırılmasına bir son vermesi için İsrailli yetkilileri
uluslararası hukuk kararlarını uygulamaya zorlamaları yönünde harekete geçmeye
çağırırız.
Özellikle Kudüs'te bulunan tarihi mirası muhafaza etmek ve İsrail'in
uygulamalarını denetlemek amacıyla gerekli adımları atması için UNESCO'yu da
göreve çağırırız.
İKÖ üyesi ülkelerden, Kudüs'ün İslami, tarihi ve kültürel yapısının
muhafaza edilmesi ve kutsal şehrin nüfus yapısını değiştirecek girişimlere karşı
konması için ilgili uluslararası ve bölgesel teşkilatlarla koordinasyon
içerisinde hareketle, güçlerini birleştirerek çalışmalarını talep ederiz.''
Deklarasyonda, Filistinli gruplara da çağrıda bulunularak,
farklılıklarını bir kenara bırakmaları, bölünmüşlük haline bir son vermeleri ve
Filistin'in ulusal birliğinin gerçekleşmesinin sağlanabilmesi için ulusal
diyaloğu devam ettirmeleri, Filistin halkının yüce menfaatlerine hizmet etmeleri
ve vazgeçilmez haklarını yeniden kazanmak için adil ve meşru direnişlerine devam
etme kabiliyetlerini güçlendirmeleri istendi.
Gazze Şeridi'ne kara geçişlerinin yanı sıra, deniz ve hava çıkışlarının
da açılması için çağrıda bulunulan deklarasyonda, ''Gazze Şeridi'nde kuşatma
altındaki Filistin halkının azmini takdir eder, Gazze Şeridi'ndeki adaletsiz
ablukanın kaldırılması yönünde harcanan bütün çabaları destekleriz'' ifadesine
yer verildi.
''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın açılış
oturumunda yaptığı değerli konuşmanın bütün içeriğini destekler ve bu konuşmayı
da toplantıda alınan kararlar ve tavsiyelerle birlikte temel belge olarak kabul
ederiz'' denilen deklarasyonda, tüm katılımcılara ve ev sahipliği yapan Türk
Halkı'na teşekkür edildi. (22.46)
