2012-04-17 - 18:05
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.

AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin de 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın ölüm yıldönümü nedeniyle gündem dışı yaptığı konuşmada, ''Turgut Özal radikal bir reformcuydu. Türkiye'yi doğalgaz ile tanıştırdı, dar gelirli onun sayesinde ev sahibi oldu. Özal, çağdaş bir dünya lideriydi'' diye konuştu.

Şahin, ''Özal'ın Kürt meselesinde çözümün şiddetle olmayacağını dile getirdiğini'' ifade ederek, ''Özal'ın her şeyine karşı çıkılıyordu. Aramızdan erken ayrıldı. Bize kanıksatmaya çalıştığı zihniyet değişimi ve yenilik yarım kaldı. O bizlere sivil olmayı olmayı öğretiyordu. Statükocuların geleneksel anlayışını reddetmişti. Özal yürekliydi'' dedi.

Hükümet adına söz alan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın ölümünün 19. yıldönümü olduğunu anımsattı.

Özal'ı, millete ve ülkeye yaptığı hizmetlerden dolayı hükümet adına saygıyla yad ettiğini belirten Arınç, ''Merhum Cumhurbaşkanımız Özal, tıpkı bugün bizler gibi bu kutsal çatının altında bu koltuklarda siyaset yaptı. Milletimizin teveccühü ile seçilerek bu kutsal göreve gelmek, bu koltuklara oturmak büyük bir şereftir. Bu koltuklar bazılarına bir şeyler katar. Bazıları da oturdukları bu koltuklara bir anlam kazandırır. Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal, işte bu ikinci guruptaki insanlardandı'' diye konuştu.

''O kişiliği, karakteri, mücadelesi, azmi, hedefleri ile oturduğu bütün koltuklara, bulunduğu bütün makamlara büyük bir değer kazandırmıştır'' ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti:

''Merhum Cumhurbaşkanımızın hayat hikayesi aslında Cumhuriyetimizin bir başarı hikayesidir. Taşrada görev yapan devlet memuru bir baba ve annenin, yokluklar ve imkansızlıklar içeresindeki hayatlarından devletin zirvesine uzanan bir yaşam hikayesi. İşte bu, Cumhuriyetin insanımıza sunmuş olduğu, benzersiz bir imkandır.

Merhum Cumhurbaşkanımız, başarılı bir öğrencilik, ardından devlet memurluğu, bürokraside üst düzey yöneticilik, siyaset ardından da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı... Bulunduğu her görevde işini büyük bir sorumluluk içerisinde, devletinin kendisine sağladığı imkanları en iyi bir şekilde milletinin menfaati ve kalkınması için kullanmıştır. Merhum Cumhurbaşkanımız, bulunduğu her ortama ve makama kendi zekasını yansıtmış, kendi rengini vermeyi başarmıştır.

Ekonominin çöktüğü, devletin 70 cente muhtaç olduğu bir dönemde ekonomi bürokrasisinin başına geçmiş, bütün imkansızlıklara rağmen iflasın eşiğindeki ekonomiyi canlandırmayı başarmıştır. Ancak onun en büyük başarısı siyasette olmuştur. Benim de kendisi ile siyaset yapma imkanı bulduğum, 1977 seçimlerinde aday olduğu İzmir ve bölgesinde günlerce seçim çalışması yaptığım Sayın Özal, çalışma azmi, insanlarla kurduğu temasla beni de derinden etkilemişti. Seçimlerde milletvekili olmayı başaramamıştı ancak 1983 yılında seçimlere girerek, hiç kimsenin hayal bile edemediği büyük bir başarıya imza atmıştı.''

Arınç, Özal'ın, Türkiye'nin yaşadığı en acımasız darbe ortamının ardından, kardeş kavgalarıyla toplumdaki kutuplaşmanın derinleştiği bir zamanda, kendi tabiriyle ''dört eğilimi'' aynı masanın etrafına oturtmayı başardığını ve ülkede hiç kimsenin tahmin bile edemeyeceği bir barış ortamını hazırladığını söyledi.

Turgut Özal'ın, reformcu kişiliğe sahip bir misyon adamı olduğunu vurgulayan Arınç, ''O dönemde bir çok siyasetçinin rüyasını bile göremediği hedeflerden bahsediyor, icraatları gerçekleştiriyor ve yeni kavramları siyaset hayatımıza sokuyordu. 'Misyon', 'Vizyon' ve 'İcraat' kavramları Turgut Özal sayesinde siyaset literatürümüze girdi'' şeklinde konuştu.

''Çalışkandı. Onun 10 yılda yaptığı icraatların, gerçekleştirdiği reformların yarısını bile, ülkemizde 30-40 yıl siyasette kalıp da gerçekleştiremeyen siyasetçiler vardır'' diyen Arınç, Özal'ın dünyayı takip eden 'vizyoner' bir siyasetçi olduğunu ifade etti.

Özal'ın, ''21. yüzyıl Türk asrı olacaktır'' hedefini hatırlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ülkesini bu yönde hazırlıyordu. Dar kalıplar içerisine sıkıştırılan bir Türkiye yerine dünya ile rekabet etmeyi amaçlayan bir Türkiye hayali kuruyordu. 'Küçük olsun benim olsun' anlayışı yerine dünyanın dev ölçekli şirketleri ile yarışa giren bir serbest ekonomi modelinin temellerini atıyordu. Kalkınma yarışına ülkenin tüm değerlerini dahil ediyor, İstanbul'da dar bir çevrenin tekelindeki sermayeyi Anadolu'nun kılcal damarlarına yayıyordu. Bugün Anadolu sermayesinden, serbest piyasa ekonomisinden, dünyanın her köşesinde ihracat yapan Türk müteşebbislerinden bahsedilebiliyorsa, bunda Özal'ın büyük katkıları vardır.

Merhum Cumhurbaşkanımız, aynı zamanda özgürlükçü bir karaktere sahipti. Statükonun karşısında hür düşünce ve yaşamın her alanını kapsayan özgürlük anlayışı ile duruyordu. İnsanımızın her anlamda gelişmesinin önünü tıkayan yasaklar ile cesurca mücadele etmiş, ekonominin, siyasetin, düşüncenin, inançların önündeki engellerin bir çoğunu kaldırmayı başarmıştı. Onun 'üç özgürlük' ile sloganlaştırdığı 'din ve vicdan hürriyeti', 'fikir ve ifade hürriyeti' ve 'teşebbüs hürriyeti' bugünkü güçlü Türkiye'yi ayakta tutan en güçlü temel taşları olmuştur.''

Türkiye'nin en temel sorunlarını ilk kez Özal'ın cesurca dile getirdiğine dikkati çeken Arınç, bugün bir çok siyasetçinin telaffuz bile etmeye çekindiği Kürt meselesinin çözümü konusunda da ilk ciddi söylemleri Özal'ın ifade ettiğini söyledi.

Özal'ın, çok kısa sayılacak siyaset hayatında, yıktığı tabular, kaldırdığı yasaklar, çizdiği vizyon, gerçekleştirdiği reformlar ve yaptığı dev icraatları hakkında saatlerce konuşabileceğini belirten Arınç, şunları söyledi:

''Şüphesiz, onun yaşadığı dönemde olduğu gibi hala eleştirenler de olabilir. Ancak onun kendisinden önce ve sonra birçok siyasetçinin başaramadığı bir özelliği vardı; o, yaşam biçimi, sohbeti, samimiyeti ile halkının kalbine dokunmayı başarabilmiştir. Milletinin değerlerine yüzünü çevirmiş, milletiyle araya mesafe koyan ve tepeden bakan devletin sıcak, sevecen, babacan ve şefkatli bir yüzü olmuştur. O, köylüsünden, tarladaki çiftçisine, inşaattaki işçisinden, devletteki memuruna kadar bütün bir halka samimiyetle kucak açtı. Milletinin değerlerini küçümseme, yasaklama ve onlarla çatışma yerine onlara saygı duymayı, onlara sahiplenmeyi tercih etti.

O milletini çok sevdi. Milleti de gönlünde ona bugüne kadar pek az insana nasip olacak bir yer açtı. O milletini anladı, milleti de onu. Bir siyaset bilimciden, sosyologdan, bilim adamından daha iyi analiz etti. Sözlerimi onu ebediyete uğurlarken göz yaşı döken yüz binlerden sadece bir tanesinin elinde taşıdığı pankartta yazanlar ile sona erdirmek istiyorum; 'Demokrat Cumhurbaşkanı-Sivil Cumhurbaşkanı-Dindar Cumhurbaşkanı' mekanın cennet olsun.''

Erzurum'un Aşkale ilçesindeki Karasu-2 Hidroelektrik Santrali'nin (HES)göletinde 5 işçinin hayatını kaybettiği olay hakkında gündem dışı konuşan MHP Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, söz konusu HES'te 8 aydır yasal olmayan şekilde su tutulduğunu öne sürdü.

Öztürk, santralin su bendinin havzasında 6 köy bulunduğunu, bu durumun insanları ürküttüğünü ileri sürerek, ''Bu vurdumduymazlık 5 vatandaşın hayatını kaybetmesi noktasına kadar gitmiştir'' dedi.

CHP'nin, orman köylülerinin sorunlarına ilişkin Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma kurulu toplanamadığı için orman köylülerinin sorunlarına ilişkin Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul'un gündemine getirdi.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yüzde 27'sinin ormanlarla kaplı olduğunu, 19 bin orman köyü, 7 milyonu aşkın orman köylüsü bulunduğunu söyledi.

Bugüne kadar orman köylülerinin sorunlarının yeterince ele alınmadığını savunan Özcan, orman köylüsünün en önemli sıkıntısının, Hükümet'in kendilerine bakışı olduğunu belirtti. Özcan, Hükümet'in, orman köylüsünün sorunu gibi bir derdinin dün de bugün de olmadığını ileri sürdü.

Özcan, orman köylülerine, ''AKP sizi, üç seçimdir kandırıyor, oyunuzu çuvalla AKP'ye veriyorsunuz, sanıyorsunuz ki sizden yana. AKP asla sizden yana, ezilenden yana olmadı'' diye seslendi.

AK Parti döneminde orman kooperatiflerinin, sürekli güç ve ortak kaybettiğini savunan Özcan, ''AKP, orman kooperatiflerinden rahatsız çünkü, örgütlü toplumu çağrıştırıyor. Bakan ile konuştuğumda, orman köylülerinin sorunlarını söylediğimde, 'orman köylüsünün sorunu mu var' dedi. Kapı kapı dolaşıp soralım, sorunu yoksa mazbatamı yırtıp Bolu'ya dönmeye hazırım, tersini söylerlerse Bakan'ı oradan indirecek misin-'' diye konuştu.

Öneri lehinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, konunun, toplumun yüzde 10'unu ilgilendirdiğini söyledi.

''Ne olur bir komisyon kursak, gitsek bu insanların sorunları araştırsak. Bu ormancılar kahramandırlar'' diyen Şandır, orman köylüsünün sorunlarının çok olduğunu ifade etti. Şandır, ''Sorunları çok ama bu onurlu insanlar devletlerine güvenerek, Allah'larına şükrederek, sıkıntıyı sabrederek orada yaşıyorlar. Çıkardığımız kanunlarla onlara zulmetmek doğru değil'' dedi.

AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, yasalara göre, ormanların korunması, işletilmesi, geliştirilmesi görevinin devlete ait olduğunu anımsattı. Kahveci, Türkiye'deki 34 bin köyün 21 binin orman köyü olduğunu, bu köylerde 7 milyon kişinin yaşadığını belirtti.

Kahveci, kırsal kesimde yaşayanların, milli gelirden en az payı aldığını, en fakir kesimin orman köylüsü olduğunu kaydetti.

Geliştirilen yeni ormancılık teknikleriyle ormanlardan üretilen orman ürünlerinde, son yıllarda yüzde 100'e varan artış yaşandığını dile getiren Kahveci, orman köylüsüne daha fazla iş, aş verilmesinin sağlandığını anlattı.

Kahveci, orman köylüsünün, enflasyona ezdirilmediğini, orman köylülerinin yol, içme suyu gibi altyapı ihtiyaçlarının KÖYDES kapsamında yenilendiğini, büyük çoğunluğunun yolunun asfaltlandığını söyledi. Kahveci, ''Politikamız şehirde yaşayan halkımızın sahip olduğu tüm sosyal imkanlara, kırsal alanda yaşayanların da sahip olmasını sağlamaktır. Önceliğimiz orman köylülerimizdir. Orman köylüsü ile devlet, dünden daha barışık şekilde, geleceğe birlikte, umutla bakıyor'' diye konuştu.

AK Parti Kastamonu Milletvekili Mustafa Gökhan Gülşen, önergede iddia edildiği gibi orman köylülerinin durumunun, dünden daha kötü olmadığını söyledi.

Gülşen, KÖYDES Projesi kapsamında alt yapı çalışmalarının yapıldığını, bununla ilgili sıkıntıların giderildiğini dile getirdi. Gülşen, 2B arazilerinin satışından elde edilecek gelirin bir kısmının da orman köylülerinin kalkındırılmasında kullanılacağını anımsattı.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelere başlandı.

Önerge sahipleri adına, ilk sözü BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt aldı.

BDP, ''Nevruz kutlamaları ile KESK'in eğitim yasasını protesto etkinliklerinin genelgeyle yasaklandığı, Şahin'in talimatları sonucu güvenlik güçlerinin bir çok ilde aşırı şiddet kullandığı, olaylar sonucu 2 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı, bini aşkın kişinin de gözaltına alındığı'' iddiasıyla İçişleri Bakanı Şahin hakkında gensoru önergesi vermişti.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler devam ediyor.

Önerge üzerinde imza sahipleri adına söz alan BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, ''İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in en büyük incisinin gaz bombası ile ilgili olduğunu'' söyledi.

Şahin'in, ''gaz bombasının ölüme sebebiyet vermediğini'' söylediğini anımsatan Kurt, gaz bombası nedeniyle yaşamını yitirdiğini ileri sürdüğü vatandaşların fotoğraflarını gösterdi, adlarını okudu.

''İçişleri Bakanı Şahin, toplumu ayrıştırıcı, kışkırtıcı ve nefret suçu niteliğinde konuşmalarıyla bu dönemde siyaset tarihine geçmiş bir bakandır'' ifadesini kullanan Kurt, şöyle devam etti:

''Bu Bakan, Türkiye'ye yakışmıyor. Bu üslup bir kabine üyesine yakışmıyor. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman gibi gören bir tutum. Erzurum'a ölen işçiler için gidiyor kendini davul zurna ile karşılatıyor. Ölümü araştırmaya davul zurna ile gidiyor, vatandaşa takla attırıyor. AKP'li arkadaşlar, bu önergeye ret vermeniz bir işe yaramaz, bakana yaranamazsınız ancak takla atarsanız olur.''

BDP Muş milletvekili Sırrı Sakık, grubu adına yaptığı konuşmada, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün halen sır perdesi arkasında kaldığını savunarak, ''Biz arkasını bırakmayacağız. Araştırma önergesi vermeye devam edeceğiz'' dedi.

''Bu ülkenin tüm muhaliflerine karşı acımasız bir devlet terörü vardır'' diyen Sakık, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu terörün başında da İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin vardır. Bizim ülkemizde muhalefete karşı bir keyfiyet, bir despotizm vardır. Sayın Bakan, 'bakıyorum Kürt sorunu falan bulamıyorum' diyorsunuz. Eğer siz halen bu ülkede Kürt sorununu arayıp bulamıyorsanız, arayan belasını da Mevlasını da bulur. Dünyadan haberiniz yok sizin. Nevruzları yasakladın Sayın Bakan. Oysa AKP iktidarı, Nevruzlara yasak koymuyordu, kutlanıyordu.

Siz bizim İçişleri Bakanımız değilsiniz. Bizleri temsil etmiyorsunuz. Siz Çiller'in ruh haliyle hareket ediyorsunuz.''

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal da ''Nevruz nasıl oluyor da böyle bir kavga ortamına dönüşüyor- Bu güzel bayramı kirletmeye çalışanlar belli yerlerden cesaret alıyorlar. Kendisini tehdit ettiren bir devlet, hükümet anlayışı olur mu-'' sorusunu yöneltti.

Devletin, ''bahar geliyor şunları yapacağız, bunları yapacağız'' şeklinde tehdit edildiğini öne süren Günal, ''Hükümet bu tehditlere nasıl ses çıkarmaz- Bu duruma gelinmesinin sorumlusu iktidarın kendisidir. Açılım zırvasıyla başlayan süreç bugünlere getirdi'' diye konuştu.

CHP Grubu adına önerge üzerinde söz alan CHP Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın ise ''Sadece 9 ay 4 günlük bir bakan hakkında verilmiş ikinci gensoru bu galiba. Başbakan'a millet sitem etmektedir; 'böylesine değerli bir şahsiyeti neden bizden sakladınız' diye'' sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Bakan Şahin'in, ''AKP Genel Sekreterliği dönemindeki uzun suskunluk döneminin rövanşını almak istediğini'' ileri süren Günaydın, ''Sayın Bakan, kendini tanıtma konusunda bu 9 ay 4 günü çok iyi değerlendirmiştir'' ifadesini kullandı.

''Erzurum Aşkale'de insanlar, HES göletinde çırpına çırpına ölürken bir helikopter ile kurtarılamaz mıydı-'' sorusunu yönelten Günaydın, şunları söyledi:

''Taziye ziyaretine gidiyorsunuz. Orada 60 yaşında bir yurttaş, 'Sayın Bakan, sizi gördüğüme çok sevindim' diyor. Böyle bir kibir dünyanın neresinde vardır- Hangi diktatöryal ülkede vatandaşa karşı 'takla at da göreyim' denilir- Bu bir söz dizimi yanlışı değildir. Bu yurttaşa karşı duyulan derin kibrin saklanamadığının göstergesidir.''

AK Parti Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut, gensorunun, muhalefetin en önemli denetim mekanizmalarından biri olduğunu ancak zamanında ve yerinde kullanılması gerektiğini söyledi. Akbulut, ''Meyveli ağaç taşlanır, Sayın Bakan demek ki gerçekten icraat yapıyor. İcraat yapan insan eleştirilir'' dedi.

Bireysel özgürlükler olmadan, toplumsal özgürlüklerin olamayacağını savunan bir parti olduklarını belirten Akbulut, AK Parti iktidarlarından önce yıllarca Nevruz kutlamalarına izin verilmediğini anımsattı. Akbulut, yaklaşık on yıldan beri Nevruz'un çok rahat şekilde, alınan güvenlik önlemleri altında kutlanırken neden bu yıl istenmeyen olayların olduğunun sorgulanması gerektiğini belirtti. Akbulut, bütün dünyada kabul gören Nevruz gününün 21 Mart olduğunu anımsatarak, sorunun, ''Hayır bugün kutlamayacağım, daha önce kutlayacağım'' dayatmasından kaynaklandığını ifade etti.

Akbulut, ''Yaşanan olaylar karşısında polis, İçişleri Bakanlığı ne yapacak- Bu olaylar karşısında polis orantılı güç kullanmasaydı, çok daha vahim sonuçlar çıkabilirdi'' dedi

Son yıllarda Türkiye'nin iç asayişinde çok önemli düzenlemelerin olduğunu, bazı suçlarda azalmaların sağlandığını, terörle mücadelede başarılı sonuçlar elde edildiğini belirten Akbulut, ''Sayın Bakan, yasaların kendisine verdiği yetkileri kullanmıştır. 'Yasayı tanımıyorum, istediğim zaman toplantı, gösteri yürüyüşü yaparım, her zaman izin verilir' anlayışına kimse kapılmamalı. Bakan, ilgili yasaya uyulması konusunda genelge yayınlıyorsa buna saygı duyulması lazım'' diye konuştu. (18.05)


**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****