2013-03-19 - 13:33
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, geçirdiği soğukalgınlığı nedeniyle geçen hafta grup toplantısını gerçekleştiremediğini, bazı programlarını iptal ettiğini anımsattı. Erdoğan, geçmiş olsun dileğinde bulunanlara şükranlarını iletti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, geçirdiği soğukalgınlığı nedeniyle geçen hafta grup toplantısını gerçekleştiremediğini, bazı programlarını iptal ettiğini anımsattı. Erdoğan, geçmiş olsun dileğinde bulunanlara şükranlarını iletti.
Bugün çok farklı ve anlamlı bir rekora ulaştıklarını belirten Erdoğan, 10 yıllık iktidarları döneminde, hemen her alanda tarihi rekorların sahibi olduklarını kaydetti.
Erdoğan, demokrasi, hükümetleri ve AK Parti adına önemli bir rekoru egale ettiklerini dile getirerek, çok partili dönemde, Adnan Menderes başbakanlığındaki Demokrat Parti'nin 10 yıl 5 gün kesintisiz iktidarda kaldığını anımsattı. Erdoğan, ''22 Mayıs 1950'de başlayan Demokrat Parti Hükümeti, 27 Mayıs 1960'da müdahale sonucunda maalesef sona ermişti. Biz bu rekoru aşıyor, 10 yıl 5 günlük o hükümet sürecini aşarak, çok partili dönemde en uzun süre ardı arkası kesilmeden iktidarda kalma rekorunu aşmış oluyoruz. Merhum Menderes ve arkadaşlarını bu vesileyle rahmetle yad ediyorum. Vatanımıza, ülkemize, millete hizmette nice yıllara hep birlikte ulaşmayı Rabbimden temenni ediyorum'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Çanakkale'de 2 gün boyunca gerçekleştirdiği programlara da yer verdi.
Biga'da, Belediye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve hayırseverlerin 40 milyon lira tutarındaki 16 eser ve yatırımın açılışını gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, İÇDAŞ'ın Biga ve Çanakkale'ye yaptığı 2 milyar 150 milyon dolar tutarındaki 9 farklı yatırımı da bakanların katılımıyla hizmete aldıklarını kaydetti. Erdoğan, böyle güçlü yatırımın, Türkiye için iftihar vesilesi olduğunu belirterek, bir çok İÇDAŞ'larla ülkeyi sıçratmaları gerektiğini kaydetti.
Erdoğan, Biga'dan Çan'a geçtiklerini, on bine aşkın Çanlı'nın kendilerini beklediğini, hasret giderdiklerini dile getirerek, ''Oraya gidene kadar, orada da eski vefalı dostlarımız vardı, -bu İstanbul'daki Vefa semti değil? beraber yola çıktığımız vefalı dostlarımızın evlerine uğradık'' dedi.
Daha sonra ar-ge merkezini açtıklarını dile getiren Erdoğan, bunun Kale Grubu'nun önemli bir ar-ge merkezi olduğunu söyledi.
Erdoğan, dün de Çanakkale Deniz Zaferi'nin 98. yıldönümünü büyük bir heyecan, coşku ve eksilmez bir iftiharla tekrar kutladıklarını ifade etti. Erdoğan, sabah saatlerinde stadyumda resmi törenlere katıldıklarını, bütün tribünlerin dolu olduğunu, farklı bir heyecan, coşku görüldüğünü belirtti.
Çanakkale'de sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, iş çevreleriyle yemekli bir istişare toplantısı yaptıklarına işaret eden Erdoğan, burada çok özel katılımcıların; şehit evlatlarının, torunlarının bulunduğunu anlattı.
Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın organizasyonunda, Çanakkale destanını, ruhunu tüm ülkeye tanıtmak amacıyla ''Biz Değil Miydik-'' projesinin başlatıldığını belirterek, bu proje kapsamında 81 ilden ve yurt dışından gelen şehit torunlarının Çanakkale'de buluştuğunu, dedelerinin mezarlarını ziyaret ettiğini kaydetti.
Gelibolu Yarımadası'na geçerek, şehitlikleri ziyaret ettiklerini dile getiren Erdoğan, ''Diyanet İşleri Başkanlığımıza şükranlarımı sunuyorum. 250 bini aşkın hatmi şerif indirmek suretiyle, şehitlerimizin ruhuna bunlar okundu. Bu bizim için çok anlamlı, duyguluydu. Hep; 'Anzaklar, bütün dini temsilcileriyle beraber geliyor, orada dualarını yapıyor, inşallah bizim de bunu en kısa zamanda gerçekleştirmemiz gerekir' derdim. Bu gerçekleştiği için de mutluyum, Diyanet İşleri Başkanlığımızın attığı bu adım çok daha dolu dolu oldu. Bundan sonra da inşallah böyle devam edecektir'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, millet olarak tarihlerinde çok önemli dönüm noktaları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Malazgirt Zaferi, İstanbul'un fethi, Niğbolu Savaşı, önümüzdeki yıl 500. yıldönümü idrak edeceğimiz Çaldıran Savaşı, Moğaç Muharebesi, tarihimizde birer dönüm noktasıdır. İşte Çanakkale Zaferi de son derece kritik anda elde edilen muhteşem bir zafer olarak, milletimizin tarihinde tartışmasız dönüm noktası teşkil etmiştir. 1915'de bir millet, bitti, tükendi sanıldığı bir anda, azmi, kararlılığı, fedakarlığı ve kahramanlığıyla dünyanın en donanımlı, en modern ordularını Çanakkale önlerinde kesin yenilgiye uğrattı. Şu yönde çok anlamlı; zaman 18 Mart 1915, mekan Çanakkale, bir yandan yedi düvel, öbür yanda Mehmet, Mehmetçik. Düşman saldırıyor gülle gülle, batarya batarya. Mehmetçik saldırıyor 'Allah Allah, vatan vatan' diye. Onların, tüm orantısız güçlerine rağmen Mehmet'in imkanları belliydi ama bir şey vardı ki o aşılmazdı; o da imanıydı. İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür. Fark buydu, bununla birlikte aştı. Çanakkale Zaferi, bir zafer olmaktan, şehit kanıyla yazılmış muhteşem destan olmaktan daha öte Kurtuluş Savaşı'nın adeta girizgahı olmuştur. Çanakkale Zaferi okumasını bilenler için, görmesini bilenler için, idrak kabiliyeti olanlar için bizim millet vasfını perçinlediğimiz, adeta şehitlerin kutsal kanıyla millet tarifini yaptığımız yer olmuştur. Millet nedir sorusunu soranlara; bugüne kadar şunu söyledik: 'Millet Çanakkale ruhudur' diye cevap verdik. Bundan sonra da biz milleti böyle tanımlayacağız. 'Millet Çanakkale ruhudur' diye cevap vereceğiz. Çanakkale destanı, tek bir ırkın, tek kavmin, tek kabilenin yazdığı destan değildir. O şehitlik ziyaret edilirse orada kimler Çanakkale için buraya gelmiş, onu görürüz. Orada Makedonya, Saraybosna, Kosova, Şam, Trablus, Halep, Humus'u görürsünüz. Onlar oradan çıkıp, buraya gelip Mehmet, Mehmetçik'le beraber yedi düvele karış savaş, mücadele verdiler. Çanakkale, bizim millet tarifimizi yapan, bizi birbirimize kardeş kılan, aynı zamanda bizim yol haritamızı çizen, ufkumuzu aydınlatan, vizyonumuzu belirleyen bir zaferdir. AK Parti olarak, Çanakkale ruhuna, destanına sahip çıkmaya, o destanı 81 ile, 76 milyona tekrar tekrar anlatmaya devam edeceğiz.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan'ın Merv şehrinde bulunan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın mezarını tespit edip burada bir türbe yapılması konusunda çalışmaları başlattıklarını bildirdi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ilk gençlik yıllarından itibaren Çanakkale'nin kendileri için ibret vesikası olduğunu belirtti.
Her fırsatta hocalarının kendilerini Çanakkale'ye götürdüklerini anlatan Erdoğan, ''Ama o zaman böyle bir Kabristan yoktu ortada. Adeta bir yokluk vardı. Kim kimdir, nedir, bunları bilmiyorduk'' dedi.
Hocaların kendilerine sadece söz konusu savaşın ve içinde bulundukları alanın içeriği hakkında bazı bilgiler verdiklerini belirten Erdoğan ''Tabii bu bizde bir ukdedir. Acaba niye böyle- Bu işin aslı bu muydu- Burada daha neler var acaba, bunları bilmiyorduk. Allah lütfetti, bu ülkenin yönetimine geldik ve hep birlikte orada bir çalışmayı başlattık. Gelibolu Yarımadası'nda yol yoktu, kabristan, şehitlik yoktu. Çorak bir yapı, her tarafı yıkılmış'' diye konuştu.
Projeler yapılıp adımlar atıldığını ve şu andaki yapıya gelindiğini ifade eden Erdoğan, daha eksikler olduğunu, simülasyon merkezi, tanıtım merkezinin yapıldığını, ayrıca İstanbul'daki Panorama 1453 gibi Panorama 1915'in burada yapılacağını bildirdi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazı engelleri artık bu süreçte inşallah süratle aşacağız. Attığımız bu adımlarda Çanakkale Valiliği bu işi daha sıkı tutacak. Gelibolu, Eceabat, bu tarafta da oteller tesis etmek suretiyle oraya ziyarete gidenlerin günü birlik gidiş dönüşleri değil, gittikleri zaman orada bir iki gün kalmalarına fırsat verecek yatırımları yapmak istiyoruz.
Şehitler Abidesi yıkılıyordu, anıt yıkılıyordu. Bu anıtı ele almak suretiyle yaptığımız tamiratla, tadilatla, destek planıyla o projeyle orayı güçlendirdik. İnşallah çevrede yeni bazı yatırımlar var. Onlar da süratle bitirilecek.
Şehitler Abidesi'ni, Namazgah Tabyası'nı, Yahya Çavuş Şehitliği'ni, Ertuğrul Tabyası'nı, Rumeli Mecidiye Tabyası'nı hep bu süreçte restore ettik. Gelibolu'da 35 ayrı şehitlik tespit ettik. Hepsiyle ilgili düzenlemelere başladık. Bunlardan 14 tanesinde isim belirleme çalışmaları tamamlandı, diğerlerinde de çalışmalar devam ediyor.
Geçen yıl 18 Mart törenlerine katılamamıştık. Haziran ayında Çanakkale'ye gittik hem toplu açılışlar yaptık hem de Gelibolu'da 80 milyon TL'lik bir yatırımla tamamladığımız Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi'nin açılışını yaptık. Çanakkale'yi göreve geldiğimizde yılda 200-250 bin kişi ziyaret ediyordu. Şu anda 2,5 milyonun altına düşmüyor. Nereden nereye geldik. Bundan 10 yıl önce şehitliklere gidenler düşman askerlerinin mezarlığının bakımlı, bizim şehitliklerimizin ise harabe içinde olduğunu görüyor, bir zafer duygusunu değil büyük bir burukluk yaşıyordu. Şu anda Çanakkale o muhteşem zafere, destana, aziz şehitlerin hatırasına yaraşır şekilde baştan sona düzenlendi ve ziyaretçileri gururlandıran bir çehreye kavuştu.
Mehmet Akif Çanakkale şehitleri için 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / Gömelim seni tarihe desem, sığmazsın' unutulmaz dizeleri yazmıştı. Sonra şunları söylüyor Akif: 'Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana / Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.' Çanakkale şehitlerine dar gelmeyecek makber kazmak, onları tarihe sığdırmak asla mümkün değil. Onların hatırası için ne yaparsak yapalım yeterli değil ama biz şu gönül rahatlığı içindeyiz; biz o şehitlerin istismarcısı olmadık, biz o şehitler üzerinden hamaset üretenlerden olmadık, o şehitler üzerinde slogan atıp onların ruhlarını muazzep edenlerden olmadık. Biz, onların hatırasını yaşatmanın, onların izinden gitmenin, onların çizdiği istikamette, onların aydınlattığı yolda ilerlemenin gayreti içinde olduk ve olacağız.
Sadece Çanakkale şehitliklerine sahip çıkmakla kalmadık; Dumlupınar'dan Sarıkamış'a kadar, her şehitliğimizi bir gülistana çevirmenin gayreti içerisinde olduk. Sadece Türkiye içindeki şehitliklerimize sahip çıkmakla da kalmadık. Myanmar'dan Kudüs'e, Zigetvar'a, Saraybosna'ya kadar, nerede şehitlerimiz varsa, şehidimiz varsa oraya ulaştık, o şehitliklere, o hatıralara sahip çıktık.''
Güzel bir müjdeyi ve önemli bir gelişmeyi paylaşmak istediğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Türkmenistan Devlet Başkanı Muhammedov'un kendi isteği üzerine, Türkmenistan'ın Merv şehrinde bulunan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın mezarını tespit edip burada bir türbe yapılması konusunda çalışmaları başlattık. Önümüzdeki günlerde inşallah bununla ilgili protokol imzalanacak, TİKA eliyle bu mezarı da tespit edecek ve Sultan Alparslan'a yaraşır bir türbeyi orada inşa edeceğiz'' diye konuştu.
Erdoğan, başta Çanakkale şehitleri olmak üzere tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Tayyip Erdoğan, ''Kalbinde millet, ülke, insan sevgisi olmayanlar, milletimizin kutsal değerlerinden nasibini alamayanlar, onların boşuna öldüğü iddiasıyla ancak kendilerini küçültürler, kendilerini alçaltırlar. Bu ülkeye şehitlerimiz sayesinde alçaklar uğramadı, Allah'ın izniyle, şehitlerimizin fedakarlığıyla, İstiklal Marşımızın en güzel şekilde ifade ettiği yüreklerdeki sarsılmaz imanla hiçbir zaman da alçaklar uğrayamayacak'' dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, geçen hafta içinde, 92 yıl önce 12 Mart 1921'de, Mehmet Akif Ersoy'un kaleme aldığı İstiklal Marşı'nın TBMM'de milli marş olarak kabul edildiğini ifade etti.
İlk Meclisin Antalya Mebusu Hamdullah Suphi Tanrıöver'in ''seçim size aittir'' diyerek İstiklal Marşı'nın tamamını dönemin mebuslarına okuduğunu anlatan Erdoğan, daha ilk mısra olan ''Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak'' mısrasının ardından Genel Kurul'da şiddetli alkış koptuğunu, her kıtasının alkışlarla kesildiğini, bazı kıtaların ardından ''inşallah'' sedalarının yükseldiğini anlattı. Erdoğan'ın ''son mısradan sonra Meclis şiiri dakikalarca ayakta alkışlamıştır'' demesi üzerine milletvekilleri ve seyirciler ayağa kalkarak alkışladı. Kendisi de alkışlayan Başbakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu anlamlı yıl dönümüne binaen burada İstiklal Marşımızın sadece son 4 kıtasını okumak istiyorum. Bu son 4 kıtayı birilerinin özellikle birilerinin özellikle anlamasını istiyorum. Geçtiğimiz günler içinde terörle mücadele eden şehitlerimiz için 'Türk askeri boşuna öldü' diyen bazı kendi bilmezlerin, bazı densizlerin bu milletin manifestosu olan, 76 milyonun ortak hissiyatını yansıtan bu dört kıtayı özellikle dinlemelerini arzu ediyorum. Zira vatanı, toprağı, namusu, şerefi, dini için toprağa düşen her Müslüman asker bizim inancımızda şehittir. Onlar peygamberlikten sonra en büyük mertebeye ulaşmış, Kuran -ı Kerim'in ifadesiyle ölü olmayan dirilerdir. Kalbinde millet, ülke, insan sevgisi olmayanlar, milletimizin kutsal değerlerinden nasibini alamayanlar, onların boşuna öldüğü iddiasıyla ancak kendilerini küçültürler, kendilerini alçaltırlar. Bu ülkeye şehitlerimiz sayesinde alçaklar uğramadı, Allah'ın izniyle, şehitlerimizin fedakarlığıyla, İstiklal Marşımızın en güzel şekilde ifade ettiği yüreklerdeki sarsılmaz imanla hiçbir zaman da alçaklar uğrayamayacaklar.''
Milletvekilleri ve dinleyiciler, İstiklal Marşı'nın son dört kıtasını okuyan Erdoğan'a ''hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal'' dizesine ayağa kalkarak eşlik etti ve kendisini uzun süre alkışladı. Erdoğan da milletvekilleriyle birlikte alkışlara katıldı.
Erdoğan, ''Mehmet Akif Ersoy'u, böyle muhteşem mısralar yazdığı, bu aziz millete böyle muhteşem bir marş miras bıraktığı için tekrar rahmetle, minnetle yad ediyorum. Bu marşı kabul eden, bu marşın hissiyatını yüreğinde hisseden, bu marşı coşkusuyla Kurtuluş Savaşı'nı sevk ve idare ederek zaferle buluşturan TBMM heyetini de rahmetle ve minnetle yad ediyorum. Allah bu ülkeye, bu millete inşallah tekrar, Akif'in ifadesiyle İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diye dua ediyorum. Gerek ilk Meclis'teki, gerek Kurtuluş Savaşı ruhuna milletçe sahip çıkarak ülkemizi, Türkiye'yi büyüterek inşallah 2023'te ilk 10 ülke arasına sokarak Marşımızı da istiklalimizi de istikbalimizi de son nefesimize kadar koruyacağımıza bir kez de burada milletin huzurunda söz veriyoruz'' ifadelerini kullandı.
14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve doktorlarla buluşacağı programa rahatsızlığı sebebiyle katılamadığını belirten Erdoğan, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun toplantıya katılarak plan ve yol haritasının orada devam ettiğini kaydetti.
Tüm ağlık çalışanlarının Tıp Bayramı'nı kutlayan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Tıp Camiamızdaki üniversite hocalarımızı çok yakından ilgilendiren bir düzenlemeyi burada hem sağlık camiamızla hem aziz milletimizle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi son iki yılda tam gün mesai uygulamasını kararlılıkla sürdürüyoruz. Gerek halkımız gerek sağlık çalışanlarımız bu uygulamayı büyük oranda benimsemiş, uyum sağlamış durumdadır. Süreç içinde ortaya çıkan ihtiyaçları,aksamaları tespit ettik. Bu ihtiyaçları karşılamak, bu aksaklıkları gidermek için de bazı adımları attık, atıyoruz. Yine bazı aksamalar olabilir bunları da şüphesiz ki süreç içinde gidereceğiz. Yapacağımız yasal bir düzenlemeyle üniversite hocalarımız mesailerinin bitiminde makul bir bedelle vatandaşlarımıza hizmet verebilecekler. Hocalarımıza muayene olmaları durumunda vatandaşlarımız, Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki bedel kadar bir ücret ödeyecekler. Örneğin üniversitede muayene fiyatı 55 lira, mesai sonrası öğretim üyesine muayene olan vatandaşımız üniversite hesabına 55 lira ödeyecek. Bu ücretin bir kısmı hastayı tedavi eden öğretim üyesinin, bir kısmı da kurumun hesabına aktarılabilecek. Bu düzenlemenin de öğretim üyelerimize, vatandaşlarımıza, üniversitelerimize hayırlı olmasını diliyorum''
Erdoğan, geçen hafta içinde biri Almanya biri de Ankara'da olmak üzere iki acı haber aldıklarını hatırlatarak, Almanya'da şehrinde Türklerin yaşadığı bir binada çıkan yangın sonucu bir anne ve 7 çocuğun yaşamını yitirdiğini ifade etti.
İlk andan itibaren Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun görevlendirmek suretiyle Almanya'daki törenlere katıldığın anlatan Erdoğan, tahsis edilen uçakla cenazelerin önce İstanbul'a, daha sonra yine özel uçakla Afyonkarahisar'a nakledildiğini kaydetti.
Ankara'da Altındağ ilçesinde çıkan yangınla 700'e yakın esnafın bulunduğu Yunus Emre Halk Çarşısı'nın kullanılamaz hale geldiğini hatırlatan Erdoğan, ''Can kaybının olmaması tesellimiz. Yunus Emre Halk Çarşısı esnafına da gerek Altındağ, gerek Büyükşehir, valimizin koordinesinde yaptığı çalışmalarla süratle adımlar atıldı ve yeni süreçte yapılması gereken neyse bunu da hükümetimiz yerine getirecek ve atılması gereken adımlar atılacaktır'' dedi.
İnsanlık tarihine kara leke olarak kazılan Halepçe katliamının 25. yıl dönümünün Türkiye ve Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinde anıldığını vurgulayan Erdoğan, ''25 yıl önce Halepçe kasabasına yapılan kimyasal saldırı neticesinde binlerce masum sivil, özellikle de masum kadınlar, masum çocuklar insanlık dışı şekilde katledildi. 25. yıl dönümünde Halepçe katliamında şehit edilen binlerce kardeşimizi de rahmetle anıyorum, insanlığa yönelik bu saldırıyı asla unutmayacağımızı, buna benzer insanlık dışı saldırıların yaşanmaması için her zaman mücadele edeceğimizi de hatırlatmak istiyorum'' diye konuştu.
Ortadoğu'nun, Kerbela faciasından itibaren sık sık bu tür katliamların yaşandığı acılar coğrafyası olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kerbela'dan ders çıkarılması gerekirken Kerbela'daki acı ibret olması gerekirken yüzyıllar boyunca bu acı tekrar tekrar yaşandı. Sadeci son 30-35 yılda Sabra ve Şatilla'da, Hama'da, Halepçe'de, Altınköprü'de arkasında binlerce masum cansız bırakan büyük katliamlara şahit olduk. Tıpkı Kerbela gibi ne yazık ki son dönemde yaşadığımız bu katliamlardan da ibret alınmadı. Art arda yaşanan bu katliamlar BM başta olmak üzere uluslararası çevrelerin dikkatlerini ne yazık ki celbetmedi. Şu anda yine bu bölgede benzeri bir katliam yaşanıyor. 3 gün önce 15 Mart'ta komşumuz Suriye'deki olaylar iki yılını doldurdu. İki yıllık süreçte Suriye'de 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yaklaşık 250 bin kişinin tutuklu ya da kayıp olmak suretiyle akıbetleri bilinmiyor. İşkencede ölenlerin sayısı binlerle ifade edeliyor. Yine bu süreçte 280 bini ülkemizde olmak üzere yaklaşık bin milyon kişi ülkesini terk ederek komşu ülkelere sığındı. Ülke içinde yer değiştirenlerle birlikte evlerinden, yerlerinden olanların sayısı 2 milyonu çok ama çok aştı.''
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Bugün çok farklı ve anlamlı bir rekora ulaştıklarını belirten Erdoğan, 10 yıllık iktidarları döneminde, hemen her alanda tarihi rekorların sahibi olduklarını kaydetti.
Erdoğan, demokrasi, hükümetleri ve AK Parti adına önemli bir rekoru egale ettiklerini dile getirerek, çok partili dönemde, Adnan Menderes başbakanlığındaki Demokrat Parti'nin 10 yıl 5 gün kesintisiz iktidarda kaldığını anımsattı. Erdoğan, ''22 Mayıs 1950'de başlayan Demokrat Parti Hükümeti, 27 Mayıs 1960'da müdahale sonucunda maalesef sona ermişti. Biz bu rekoru aşıyor, 10 yıl 5 günlük o hükümet sürecini aşarak, çok partili dönemde en uzun süre ardı arkası kesilmeden iktidarda kalma rekorunu aşmış oluyoruz. Merhum Menderes ve arkadaşlarını bu vesileyle rahmetle yad ediyorum. Vatanımıza, ülkemize, millete hizmette nice yıllara hep birlikte ulaşmayı Rabbimden temenni ediyorum'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Çanakkale'de 2 gün boyunca gerçekleştirdiği programlara da yer verdi.
Biga'da, Belediye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve hayırseverlerin 40 milyon lira tutarındaki 16 eser ve yatırımın açılışını gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, İÇDAŞ'ın Biga ve Çanakkale'ye yaptığı 2 milyar 150 milyon dolar tutarındaki 9 farklı yatırımı da bakanların katılımıyla hizmete aldıklarını kaydetti. Erdoğan, böyle güçlü yatırımın, Türkiye için iftihar vesilesi olduğunu belirterek, bir çok İÇDAŞ'larla ülkeyi sıçratmaları gerektiğini kaydetti.
Erdoğan, Biga'dan Çan'a geçtiklerini, on bine aşkın Çanlı'nın kendilerini beklediğini, hasret giderdiklerini dile getirerek, ''Oraya gidene kadar, orada da eski vefalı dostlarımız vardı, -bu İstanbul'daki Vefa semti değil? beraber yola çıktığımız vefalı dostlarımızın evlerine uğradık'' dedi.
Daha sonra ar-ge merkezini açtıklarını dile getiren Erdoğan, bunun Kale Grubu'nun önemli bir ar-ge merkezi olduğunu söyledi.
Erdoğan, dün de Çanakkale Deniz Zaferi'nin 98. yıldönümünü büyük bir heyecan, coşku ve eksilmez bir iftiharla tekrar kutladıklarını ifade etti. Erdoğan, sabah saatlerinde stadyumda resmi törenlere katıldıklarını, bütün tribünlerin dolu olduğunu, farklı bir heyecan, coşku görüldüğünü belirtti.
Çanakkale'de sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, iş çevreleriyle yemekli bir istişare toplantısı yaptıklarına işaret eden Erdoğan, burada çok özel katılımcıların; şehit evlatlarının, torunlarının bulunduğunu anlattı.
Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın organizasyonunda, Çanakkale destanını, ruhunu tüm ülkeye tanıtmak amacıyla ''Biz Değil Miydik-'' projesinin başlatıldığını belirterek, bu proje kapsamında 81 ilden ve yurt dışından gelen şehit torunlarının Çanakkale'de buluştuğunu, dedelerinin mezarlarını ziyaret ettiğini kaydetti.
Gelibolu Yarımadası'na geçerek, şehitlikleri ziyaret ettiklerini dile getiren Erdoğan, ''Diyanet İşleri Başkanlığımıza şükranlarımı sunuyorum. 250 bini aşkın hatmi şerif indirmek suretiyle, şehitlerimizin ruhuna bunlar okundu. Bu bizim için çok anlamlı, duyguluydu. Hep; 'Anzaklar, bütün dini temsilcileriyle beraber geliyor, orada dualarını yapıyor, inşallah bizim de bunu en kısa zamanda gerçekleştirmemiz gerekir' derdim. Bu gerçekleştiği için de mutluyum, Diyanet İşleri Başkanlığımızın attığı bu adım çok daha dolu dolu oldu. Bundan sonra da inşallah böyle devam edecektir'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, millet olarak tarihlerinde çok önemli dönüm noktaları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Malazgirt Zaferi, İstanbul'un fethi, Niğbolu Savaşı, önümüzdeki yıl 500. yıldönümü idrak edeceğimiz Çaldıran Savaşı, Moğaç Muharebesi, tarihimizde birer dönüm noktasıdır. İşte Çanakkale Zaferi de son derece kritik anda elde edilen muhteşem bir zafer olarak, milletimizin tarihinde tartışmasız dönüm noktası teşkil etmiştir. 1915'de bir millet, bitti, tükendi sanıldığı bir anda, azmi, kararlılığı, fedakarlığı ve kahramanlığıyla dünyanın en donanımlı, en modern ordularını Çanakkale önlerinde kesin yenilgiye uğrattı. Şu yönde çok anlamlı; zaman 18 Mart 1915, mekan Çanakkale, bir yandan yedi düvel, öbür yanda Mehmet, Mehmetçik. Düşman saldırıyor gülle gülle, batarya batarya. Mehmetçik saldırıyor 'Allah Allah, vatan vatan' diye. Onların, tüm orantısız güçlerine rağmen Mehmet'in imkanları belliydi ama bir şey vardı ki o aşılmazdı; o da imanıydı. İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür. Fark buydu, bununla birlikte aştı. Çanakkale Zaferi, bir zafer olmaktan, şehit kanıyla yazılmış muhteşem destan olmaktan daha öte Kurtuluş Savaşı'nın adeta girizgahı olmuştur. Çanakkale Zaferi okumasını bilenler için, görmesini bilenler için, idrak kabiliyeti olanlar için bizim millet vasfını perçinlediğimiz, adeta şehitlerin kutsal kanıyla millet tarifini yaptığımız yer olmuştur. Millet nedir sorusunu soranlara; bugüne kadar şunu söyledik: 'Millet Çanakkale ruhudur' diye cevap verdik. Bundan sonra da biz milleti böyle tanımlayacağız. 'Millet Çanakkale ruhudur' diye cevap vereceğiz. Çanakkale destanı, tek bir ırkın, tek kavmin, tek kabilenin yazdığı destan değildir. O şehitlik ziyaret edilirse orada kimler Çanakkale için buraya gelmiş, onu görürüz. Orada Makedonya, Saraybosna, Kosova, Şam, Trablus, Halep, Humus'u görürsünüz. Onlar oradan çıkıp, buraya gelip Mehmet, Mehmetçik'le beraber yedi düvele karış savaş, mücadele verdiler. Çanakkale, bizim millet tarifimizi yapan, bizi birbirimize kardeş kılan, aynı zamanda bizim yol haritamızı çizen, ufkumuzu aydınlatan, vizyonumuzu belirleyen bir zaferdir. AK Parti olarak, Çanakkale ruhuna, destanına sahip çıkmaya, o destanı 81 ile, 76 milyona tekrar tekrar anlatmaya devam edeceğiz.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan'ın Merv şehrinde bulunan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın mezarını tespit edip burada bir türbe yapılması konusunda çalışmaları başlattıklarını bildirdi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ilk gençlik yıllarından itibaren Çanakkale'nin kendileri için ibret vesikası olduğunu belirtti.
Her fırsatta hocalarının kendilerini Çanakkale'ye götürdüklerini anlatan Erdoğan, ''Ama o zaman böyle bir Kabristan yoktu ortada. Adeta bir yokluk vardı. Kim kimdir, nedir, bunları bilmiyorduk'' dedi.
Hocaların kendilerine sadece söz konusu savaşın ve içinde bulundukları alanın içeriği hakkında bazı bilgiler verdiklerini belirten Erdoğan ''Tabii bu bizde bir ukdedir. Acaba niye böyle- Bu işin aslı bu muydu- Burada daha neler var acaba, bunları bilmiyorduk. Allah lütfetti, bu ülkenin yönetimine geldik ve hep birlikte orada bir çalışmayı başlattık. Gelibolu Yarımadası'nda yol yoktu, kabristan, şehitlik yoktu. Çorak bir yapı, her tarafı yıkılmış'' diye konuştu.
Projeler yapılıp adımlar atıldığını ve şu andaki yapıya gelindiğini ifade eden Erdoğan, daha eksikler olduğunu, simülasyon merkezi, tanıtım merkezinin yapıldığını, ayrıca İstanbul'daki Panorama 1453 gibi Panorama 1915'in burada yapılacağını bildirdi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bazı engelleri artık bu süreçte inşallah süratle aşacağız. Attığımız bu adımlarda Çanakkale Valiliği bu işi daha sıkı tutacak. Gelibolu, Eceabat, bu tarafta da oteller tesis etmek suretiyle oraya ziyarete gidenlerin günü birlik gidiş dönüşleri değil, gittikleri zaman orada bir iki gün kalmalarına fırsat verecek yatırımları yapmak istiyoruz.
Şehitler Abidesi yıkılıyordu, anıt yıkılıyordu. Bu anıtı ele almak suretiyle yaptığımız tamiratla, tadilatla, destek planıyla o projeyle orayı güçlendirdik. İnşallah çevrede yeni bazı yatırımlar var. Onlar da süratle bitirilecek.
Şehitler Abidesi'ni, Namazgah Tabyası'nı, Yahya Çavuş Şehitliği'ni, Ertuğrul Tabyası'nı, Rumeli Mecidiye Tabyası'nı hep bu süreçte restore ettik. Gelibolu'da 35 ayrı şehitlik tespit ettik. Hepsiyle ilgili düzenlemelere başladık. Bunlardan 14 tanesinde isim belirleme çalışmaları tamamlandı, diğerlerinde de çalışmalar devam ediyor.
Geçen yıl 18 Mart törenlerine katılamamıştık. Haziran ayında Çanakkale'ye gittik hem toplu açılışlar yaptık hem de Gelibolu'da 80 milyon TL'lik bir yatırımla tamamladığımız Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi'nin açılışını yaptık. Çanakkale'yi göreve geldiğimizde yılda 200-250 bin kişi ziyaret ediyordu. Şu anda 2,5 milyonun altına düşmüyor. Nereden nereye geldik. Bundan 10 yıl önce şehitliklere gidenler düşman askerlerinin mezarlığının bakımlı, bizim şehitliklerimizin ise harabe içinde olduğunu görüyor, bir zafer duygusunu değil büyük bir burukluk yaşıyordu. Şu anda Çanakkale o muhteşem zafere, destana, aziz şehitlerin hatırasına yaraşır şekilde baştan sona düzenlendi ve ziyaretçileri gururlandıran bir çehreye kavuştu.
Mehmet Akif Çanakkale şehitleri için 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / Gömelim seni tarihe desem, sığmazsın' unutulmaz dizeleri yazmıştı. Sonra şunları söylüyor Akif: 'Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana / Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.' Çanakkale şehitlerine dar gelmeyecek makber kazmak, onları tarihe sığdırmak asla mümkün değil. Onların hatırası için ne yaparsak yapalım yeterli değil ama biz şu gönül rahatlığı içindeyiz; biz o şehitlerin istismarcısı olmadık, biz o şehitler üzerinden hamaset üretenlerden olmadık, o şehitler üzerinde slogan atıp onların ruhlarını muazzep edenlerden olmadık. Biz, onların hatırasını yaşatmanın, onların izinden gitmenin, onların çizdiği istikamette, onların aydınlattığı yolda ilerlemenin gayreti içinde olduk ve olacağız.
Sadece Çanakkale şehitliklerine sahip çıkmakla kalmadık; Dumlupınar'dan Sarıkamış'a kadar, her şehitliğimizi bir gülistana çevirmenin gayreti içerisinde olduk. Sadece Türkiye içindeki şehitliklerimize sahip çıkmakla da kalmadık. Myanmar'dan Kudüs'e, Zigetvar'a, Saraybosna'ya kadar, nerede şehitlerimiz varsa, şehidimiz varsa oraya ulaştık, o şehitliklere, o hatıralara sahip çıktık.''
Güzel bir müjdeyi ve önemli bir gelişmeyi paylaşmak istediğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Türkmenistan Devlet Başkanı Muhammedov'un kendi isteği üzerine, Türkmenistan'ın Merv şehrinde bulunan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın mezarını tespit edip burada bir türbe yapılması konusunda çalışmaları başlattık. Önümüzdeki günlerde inşallah bununla ilgili protokol imzalanacak, TİKA eliyle bu mezarı da tespit edecek ve Sultan Alparslan'a yaraşır bir türbeyi orada inşa edeceğiz'' diye konuştu.
Erdoğan, başta Çanakkale şehitleri olmak üzere tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Tayyip Erdoğan, ''Kalbinde millet, ülke, insan sevgisi olmayanlar, milletimizin kutsal değerlerinden nasibini alamayanlar, onların boşuna öldüğü iddiasıyla ancak kendilerini küçültürler, kendilerini alçaltırlar. Bu ülkeye şehitlerimiz sayesinde alçaklar uğramadı, Allah'ın izniyle, şehitlerimizin fedakarlığıyla, İstiklal Marşımızın en güzel şekilde ifade ettiği yüreklerdeki sarsılmaz imanla hiçbir zaman da alçaklar uğrayamayacak'' dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, geçen hafta içinde, 92 yıl önce 12 Mart 1921'de, Mehmet Akif Ersoy'un kaleme aldığı İstiklal Marşı'nın TBMM'de milli marş olarak kabul edildiğini ifade etti.
İlk Meclisin Antalya Mebusu Hamdullah Suphi Tanrıöver'in ''seçim size aittir'' diyerek İstiklal Marşı'nın tamamını dönemin mebuslarına okuduğunu anlatan Erdoğan, daha ilk mısra olan ''Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak'' mısrasının ardından Genel Kurul'da şiddetli alkış koptuğunu, her kıtasının alkışlarla kesildiğini, bazı kıtaların ardından ''inşallah'' sedalarının yükseldiğini anlattı. Erdoğan'ın ''son mısradan sonra Meclis şiiri dakikalarca ayakta alkışlamıştır'' demesi üzerine milletvekilleri ve seyirciler ayağa kalkarak alkışladı. Kendisi de alkışlayan Başbakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu anlamlı yıl dönümüne binaen burada İstiklal Marşımızın sadece son 4 kıtasını okumak istiyorum. Bu son 4 kıtayı birilerinin özellikle birilerinin özellikle anlamasını istiyorum. Geçtiğimiz günler içinde terörle mücadele eden şehitlerimiz için 'Türk askeri boşuna öldü' diyen bazı kendi bilmezlerin, bazı densizlerin bu milletin manifestosu olan, 76 milyonun ortak hissiyatını yansıtan bu dört kıtayı özellikle dinlemelerini arzu ediyorum. Zira vatanı, toprağı, namusu, şerefi, dini için toprağa düşen her Müslüman asker bizim inancımızda şehittir. Onlar peygamberlikten sonra en büyük mertebeye ulaşmış, Kuran -ı Kerim'in ifadesiyle ölü olmayan dirilerdir. Kalbinde millet, ülke, insan sevgisi olmayanlar, milletimizin kutsal değerlerinden nasibini alamayanlar, onların boşuna öldüğü iddiasıyla ancak kendilerini küçültürler, kendilerini alçaltırlar. Bu ülkeye şehitlerimiz sayesinde alçaklar uğramadı, Allah'ın izniyle, şehitlerimizin fedakarlığıyla, İstiklal Marşımızın en güzel şekilde ifade ettiği yüreklerdeki sarsılmaz imanla hiçbir zaman da alçaklar uğrayamayacaklar.''
Milletvekilleri ve dinleyiciler, İstiklal Marşı'nın son dört kıtasını okuyan Erdoğan'a ''hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal'' dizesine ayağa kalkarak eşlik etti ve kendisini uzun süre alkışladı. Erdoğan da milletvekilleriyle birlikte alkışlara katıldı.
Erdoğan, ''Mehmet Akif Ersoy'u, böyle muhteşem mısralar yazdığı, bu aziz millete böyle muhteşem bir marş miras bıraktığı için tekrar rahmetle, minnetle yad ediyorum. Bu marşı kabul eden, bu marşın hissiyatını yüreğinde hisseden, bu marşı coşkusuyla Kurtuluş Savaşı'nı sevk ve idare ederek zaferle buluşturan TBMM heyetini de rahmetle ve minnetle yad ediyorum. Allah bu ülkeye, bu millete inşallah tekrar, Akif'in ifadesiyle İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diye dua ediyorum. Gerek ilk Meclis'teki, gerek Kurtuluş Savaşı ruhuna milletçe sahip çıkarak ülkemizi, Türkiye'yi büyüterek inşallah 2023'te ilk 10 ülke arasına sokarak Marşımızı da istiklalimizi de istikbalimizi de son nefesimize kadar koruyacağımıza bir kez de burada milletin huzurunda söz veriyoruz'' ifadelerini kullandı.
14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve doktorlarla buluşacağı programa rahatsızlığı sebebiyle katılamadığını belirten Erdoğan, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun toplantıya katılarak plan ve yol haritasının orada devam ettiğini kaydetti.
Tüm ağlık çalışanlarının Tıp Bayramı'nı kutlayan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Tıp Camiamızdaki üniversite hocalarımızı çok yakından ilgilendiren bir düzenlemeyi burada hem sağlık camiamızla hem aziz milletimizle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi son iki yılda tam gün mesai uygulamasını kararlılıkla sürdürüyoruz. Gerek halkımız gerek sağlık çalışanlarımız bu uygulamayı büyük oranda benimsemiş, uyum sağlamış durumdadır. Süreç içinde ortaya çıkan ihtiyaçları,aksamaları tespit ettik. Bu ihtiyaçları karşılamak, bu aksaklıkları gidermek için de bazı adımları attık, atıyoruz. Yine bazı aksamalar olabilir bunları da şüphesiz ki süreç içinde gidereceğiz. Yapacağımız yasal bir düzenlemeyle üniversite hocalarımız mesailerinin bitiminde makul bir bedelle vatandaşlarımıza hizmet verebilecekler. Hocalarımıza muayene olmaları durumunda vatandaşlarımız, Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki bedel kadar bir ücret ödeyecekler. Örneğin üniversitede muayene fiyatı 55 lira, mesai sonrası öğretim üyesine muayene olan vatandaşımız üniversite hesabına 55 lira ödeyecek. Bu ücretin bir kısmı hastayı tedavi eden öğretim üyesinin, bir kısmı da kurumun hesabına aktarılabilecek. Bu düzenlemenin de öğretim üyelerimize, vatandaşlarımıza, üniversitelerimize hayırlı olmasını diliyorum''
Erdoğan, geçen hafta içinde biri Almanya biri de Ankara'da olmak üzere iki acı haber aldıklarını hatırlatarak, Almanya'da şehrinde Türklerin yaşadığı bir binada çıkan yangın sonucu bir anne ve 7 çocuğun yaşamını yitirdiğini ifade etti.
İlk andan itibaren Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun görevlendirmek suretiyle Almanya'daki törenlere katıldığın anlatan Erdoğan, tahsis edilen uçakla cenazelerin önce İstanbul'a, daha sonra yine özel uçakla Afyonkarahisar'a nakledildiğini kaydetti.
Ankara'da Altındağ ilçesinde çıkan yangınla 700'e yakın esnafın bulunduğu Yunus Emre Halk Çarşısı'nın kullanılamaz hale geldiğini hatırlatan Erdoğan, ''Can kaybının olmaması tesellimiz. Yunus Emre Halk Çarşısı esnafına da gerek Altındağ, gerek Büyükşehir, valimizin koordinesinde yaptığı çalışmalarla süratle adımlar atıldı ve yeni süreçte yapılması gereken neyse bunu da hükümetimiz yerine getirecek ve atılması gereken adımlar atılacaktır'' dedi.
İnsanlık tarihine kara leke olarak kazılan Halepçe katliamının 25. yıl dönümünün Türkiye ve Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinde anıldığını vurgulayan Erdoğan, ''25 yıl önce Halepçe kasabasına yapılan kimyasal saldırı neticesinde binlerce masum sivil, özellikle de masum kadınlar, masum çocuklar insanlık dışı şekilde katledildi. 25. yıl dönümünde Halepçe katliamında şehit edilen binlerce kardeşimizi de rahmetle anıyorum, insanlığa yönelik bu saldırıyı asla unutmayacağımızı, buna benzer insanlık dışı saldırıların yaşanmaması için her zaman mücadele edeceğimizi de hatırlatmak istiyorum'' diye konuştu.
Ortadoğu'nun, Kerbela faciasından itibaren sık sık bu tür katliamların yaşandığı acılar coğrafyası olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Kerbela'dan ders çıkarılması gerekirken Kerbela'daki acı ibret olması gerekirken yüzyıllar boyunca bu acı tekrar tekrar yaşandı. Sadeci son 30-35 yılda Sabra ve Şatilla'da, Hama'da, Halepçe'de, Altınköprü'de arkasında binlerce masum cansız bırakan büyük katliamlara şahit olduk. Tıpkı Kerbela gibi ne yazık ki son dönemde yaşadığımız bu katliamlardan da ibret alınmadı. Art arda yaşanan bu katliamlar BM başta olmak üzere uluslararası çevrelerin dikkatlerini ne yazık ki celbetmedi. Şu anda yine bu bölgede benzeri bir katliam yaşanıyor. 3 gün önce 15 Mart'ta komşumuz Suriye'deki olaylar iki yılını doldurdu. İki yıllık süreçte Suriye'de 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yaklaşık 250 bin kişinin tutuklu ya da kayıp olmak suretiyle akıbetleri bilinmiyor. İşkencede ölenlerin sayısı binlerle ifade edeliyor. Yine bu süreçte 280 bini ülkemizde olmak üzere yaklaşık bin milyon kişi ülkesini terk ederek komşu ülkelere sığındı. Ülke içinde yer değiştirenlerle birlikte evlerinden, yerlerinden olanların sayısı 2 milyonu çok ama çok aştı.''
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
