2008-07-15 - 13:10
DTP GRUP TOPLANTISI...
DTP Grup Başkanı ve Mardin Milletvekili Emine Ayna, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Ergenekon'' davasının Türkiye'nin uzun süre gündeminde kalmaya aday, tarihi davalarından biri olacağını söyledi.
DTP Meclis Grubu toplandı.

DTP Grup Başkanı ve Mardin Milletvekili Emine Ayna,
partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, parti
kongreleri öncesi son konuşmasını yaptığını anımsattı.
''Ergenekon'' davasının Türkiye'nin uzun süre gündeminde kalmaya aday,
tarihi davalarından biri olacağını belirten Ayna, kamuoyunun ve kendi
beklentilerinin; ''şeffaf bir yargılanmanın yapılması, devlet ve hukuk
adına hukuk dışı örgütlenmelerin ve bunların yürüttüğü faaliyetlerin
bütün boyutlarıyla açığa çıkartılması, sorumluların yargılanması''
olduğunu söyledi.
Ayna, ''Ucu nereye dayanırsa dayansın, boyutları nereye uzanırsa uzansın
sonuna kadar üzerine gidilmeli ve kamuoyunun beklentilerini
karşılamalıyız. Bu nedenle davayı geçmişle yüzleşme adına Türkiye'nin
önündeki tarihi fırsatlardan biri olarak görüyoruz. DTP olarak, bu
sürecin takipçisi olacağımızın ve karanlıkların aydınlığa çıkartılması
için yoğun bir çaba sergileyeceğiz'' diye konuştu.
İddianamedeki suçlamaların Türkiye'nin içinde bulunduğu gerçekliği
ortaya koyması açısından çok ciddi boyutta olduğunu ifade eden Ayna,
''İddianamedeki 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümeti
ve devletini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs
etmek, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı halkı silahlı isyana tahrik etmek',
suçlamalar arasında yer alıyor. Buradaki tanımlama eksiktir. Tüm bu
hukuk dışı uygulamaların tümünün devlet eliyle ve kararıyla olduğu
özellikle belirtilmelidir. Yapılanlar devlet adına yapılmıştır ve asıl
tehlikeli olan da budur'' şeklinde konuştu.

-''ERGENEKON'UN İZİ ŞEMDİNLİ'DEDİR''-

Demokratik rejimlerde halkın iradesiyle seçilen bir hükümetin yine
halkın iradesi tarafından düşürülebileceğini kaydeden Ayna, ''Halkın
oylarını almış bir partiyi sistem değil, halk kapatmalı. Demokratik
rejimin, demokratik düzenin gereği budur'' dedi.
Yargılamanın suçlamalarla orantılı olması, suçlamaların zamanla
buharlaşıp sıradan bir vakaya dönüştürülmemesinin önem taşıdığını ifade
eden Ayna, Şemdinli sanıklarının da devletin birliğini ve ülke
bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde bulunmakla suçlandığını, ancak
mahkumiyetle sonuçlanan davanın gönderildiği askeri mahkemede sanıkların
serbest bırakıldığını anlattı.
Ayna, şunları söyledi:
''Çünkü Ergenekon'un izi Şemdinli'dedir. DTP olarak bizler, demokratik
kitle örgütleri, insan hakları savunucuları ve duyarlı kamuoyu o
günlerde hükümete 'Bu olayın üzerine gidin; Susurluk gibi karanlıkta
kalmasın' dedik. Mecliste göstermelik bir araştırma komisyonu kuruldu,
tanıklar dinlendi, üstelik önemli bilgi ve belgeler de komisyonu
sunuldu. Ancak, Hükümet, Cumhurbaşkanlığı seçimi, iktidarda kalma gibi
ince hesapları nedeniyle uzlaşmayı tercih etti ve gide gide bir
savcıyla, bir Emniyet istihbarat şefinin üzerine gitti. Araştırma
komisyonunun raporu ise tozlu raflarda bekliyor, tıpkı Susurluk raporu
gibi.
Bugün Ergenekon çetesinin hükümeti kuşatacağı o dönem ortaya çıkmıştı ve
plan adım adım işletildi. Bütün bu acı tecrübeler nedeniyle yargılamanın
suçlamalarla orantılı yürütülmesi gerektiğini ve iddia sahiplerinin
iddiasının arkasında durması gerektiğini söylüyoruz. Ergenekon'un
akıbetinin de Şemdinli gibi olmasını istemiyoruz. Şemdinli'de kaçırılan
trenin Ergenekon'da yakalanması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle
tarihi bir fırsattır diyoruz.''

-''BU ÜLKE, BU ANAYASAYLA YÖNETİLDİKÇE...''-

Ergenekon örgütünün eylemlerinin sadece Hükümete dönük boyutlarıyla ele
alınmaması gerektiğini söyleyen Ayna, Ergenekon'u Doğu ve Güneydoğu'daki
faili meçhul cinayetlerin de faili olarak gördüklerini belirtti.
Demokratik süreçten yana olduklarını vurgulayan Ayna, ''Çetelerin, hukuk
dışı yapılanmaların üzerine gidilmesi ve Gladio tipi örgütlenmelerin
tümüyle tasfiye edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Şu iyi bilinmelidir ki
bu ülke bu anayasa ile yönetildikçe ve Kürtlerin hak ve özgürlük
talepleri bölücülük olarak değerlendirildikçe demokrasinin hayat bulması
imkansızdır. Bu iktidar savaşını kazananların yeni Ergenekonları olmaya
devam edecektir'' diye konuştu.
1990'larda Hizbullah'ın bir kontrgerilla gücü olarak kullanıldığını
iddia eden Ayna, ''Bu cinayet şebekesi devletin gözetiminde, emrinde
binlerce cinayet işledi. Sokak ortasında insanları kurşunladılar. Yıllar
sonra devleti tehdit etmeye başladılar ve tasfiye edildiler.
Ergenekon'un gelişim süreci ve sonu da benzerdir'' dedi.
Ayna, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde önceden yaşanan cinayetleri saydıktan
sonra, ''Başbakana sormak istiyoruz; Temiz Eller Operasyonu için bu
kadar karanlık cinayet yeterli değil mi? Fırat'ın Doğusu'ndaki bu
Ergenekon'la ne zaman yüzleşeceksiniz?'' diye sordu.