2021-02-08 - 16:56
TBMM BAŞKANI ŞENTOP, ANTEP'E "GAZİ" UNVANI VERİLİŞİNİN 100. YILI DOLAYISIYLA DÜZENLENEN PROGRAMA KATILDI
TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TBMM'nin açılışının 100. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, 8 Şubat 1921'de Antep'e "Gazi" unvanı verilişinin yıl dönümü dolayısıyla Ulus'taki Birinci Meclis Binası'nda (Kurtuluş Savaşı Müzesi) düzenlenen anma programına katıldı.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, programın açılışında yaptığı konuşmada, Antep'e TBMM tarafından "Gazi" beratı verilişinin 100. yılı olduğunu anımsattı.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, "Bugün Antep'e gazilik beratı verilmesini bir tiyatro temsili ile idrak etmemizin bir sebebi de sanatın ve sanatçının, kendimizi ve tarihimizi dünyaya anlatma aracı olarak kullanma gerekliliğine olan inancımızdır." ifadesini kullandı.

TBMM Başkanı Şentop, Türk tarihine ilişkin birçok dizinin, Türk yapım şirketlerince çekilmesini, dünyaya pazarlanmasını, Türk tarihinin doğru anlatılması açısından önemli bulduğunu dile getirdi.

İnsanlık tarihinin en kaotik dönemlerinden birinin, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşandığına işaret eden Şentop, "Kurtuluş ve kuruluş yılları da diyeceğimiz dönemde mukadderatımıza sahip çıkmak ve mukaddesatımızı muhafaza etmekle imtihan edildik. Bağımsızlığımızı elde etmek için işgalcilere karşı savaştık. Şeref ve haysiyetimizi koruyup, istikbalimizi temin etmek için milletçe mücadele ettik. Birinci Dünya Savaşı sonrasında uğradığımız işgal ve istilaya karşı başlattığımız mücadeleyi bazen İstiklal Mücadelesi, bazen Kurtuluş Savaşı, bazen de Milli Mücadele diye adlandırıyoruz. Bu adlandırmaların hepsi ayrı ayrı dönemin, vakanın önemini yansıtıyor." diye konuştu.

Milli Mücadele anlatılırken, Erzincan'dan Kars'a kadar uzanan doğu vilayetlerinin, Antalya'dan Urfa'ya uzanan güney vilayetlerinin, hürriyet ve istiklal uğruna verdikleri mücadelenin önemine ayrıca atıf yapılması gerektiğini belirten Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstiklal Savaşımızın Güney Cephesi, sivil halkın sokak sokak, hane hane direnişiyle Milli Mücadele tarihimizde ayrı bir öneme sahiptir. Milli Mücadele tarihimizde Antep, Maraş, Adana, Urfa savunmaları yiğitlik, kahramanlık ve fedakarlığın ulaşılmaz şahikalarıdır. Maraş'ı 'kahraman' yapan, Urfa'ya 'şanlı' dedirten kutlu mücadele gibi Antep'e gazilik payesi verdiren destansı mücadele de onlardan biridir. Milli Mücadele'nin daha başında namusunu ve toprağını kanının son damlasına kadar savunan Antepliler, aslında Anadolu'daki milli direnişe örnek olması bakımından eşsiz bir kale olmuştur. Antep savunması hem kendini hem de Güneydoğu Anadolu'yu düşman işgalinden kurtaran sivil halkın zaferidir. Milli birliğin ve milli benliğin inanç kuvvetiyle şahlanışıdır."

Şentop, Türk milletinin, yüzlerce yıl birbirine omuz vererek ayakta kalan bir millet olduğunu vurgulayarak, toprakları işgal edilirken Anteplilerin de böyle yaptığını anlattı.

TBMM Başkanı Şentop, 35 bin Antepli'nin, imkanlarını seferber ettiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Parası olan parasıyla, altını olan altınıyla sivil dayanışmayı destekledi. Evlerdeki erzaklar ortaklaşa tüketildi. Eski askerler, emekli subaylar başta olmak üzere eli silah tutan herkes seferber oldu. Bir şehir topyekun savunmaya geçti. Daha önce İngilizler silahlarını topladığı için kendi silahlarını imkansızlık içinde kurdukları atölyelerde yaptılar. Atacak kurşunları ve yiyecek ekmeleri kalmayıncaya kadar Fransızları şehre sokmadılar. Her şeyleri bittiğinde, acı zerdali çekirdeğini bile öğütüp ekmek yaptılar. Birçok insan acı zerdali çekirdeğinden yapılan ekmek zehirlenmesinden öldü.

1 Nisan 1920'de başlayan savunma, 7 Şubat 1921'e kadar devam etti. 11 ay boyunca insanlar adeta açlıkla imtihan edildi. Şehrin üzerine 300 binden fazla mermi ve top güllesi düştü. 27 mahallede 8 bine yakın ev, iş yeri harap oldu. Buna rağmen Antepliler zulme rıza göstermediler, zalime boyun eğmediler. Zillete düşürülmeyi hiçbir şekilde kabul etmediler. Sarsılmaz bir imanla direnerek devrin en muazzam ordusuna karşı ordu-millet bir olduğumuzu gösterdiler."

Şentop, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Gaziantep'in milli mücadeledeki rolünü ve önemini, "Ben Gazianteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki, onlar yalnız Antep'i değil bütün Türkiye'yi kurtardılar." veciz sözüyle ifade ettiğini anımsattı.

Verilen mücadelenin büyüklüğünün, Ankara'da anbean takip edildiğini, vatanını, milletini, izzetini, iffetini korumak için 6 bin 317 vatan evladının şehit olduğunu dile getiren Şentop, "Mehmet Kamil gibi, analarımızın, bacılarımızın namusuna el uzattırmamak için düşmanı taşlayan evlatlarımız da Şahin Bey gibi yiğit komutanlar da Karayılan gibi cengaverler de şehadet şerbetini içenlerdendi. Allah onlardan razı olsun. Hepsini rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun." diye konuştu.

Şentop, vatanın her karışında Türk bayrağının dalgalanması, minarelerden ezan seslerinin yükselmesi için verilen mücadelenin her safhasının, ciltlerce kitaba konu olacak kadar değerli olduğunu vurguladı.

Güneydeki şehirlerin kurtuluşunun da bu safhada ayrı bir önemi haiz olduğuna işaret eden Şentop, çünkü güney şehirlerinin kurtuluşunda ordu-millet dayanışmasıyla oluşturulan sivil teşkilatların çok etkili şekilde mücadele ettiklerini anlattı.

Antep'in "Gazi" unvanını alıp, "Gaziantep" olarak anılmasının da Milli Mücadele'nin en sıcak safhasında olduğuna dikkati çeken Şentop, Antepliler'in gösterdiği üstün müdafaadan dolayı TBMM'ye, Milli Savunma Bakanı Fevzi Çakmak'ın, 6 Şubat 1921'de Antep adının Gaziantep olarak değiştirilmesi konusunda bir önerge verdiğini hatırlattı.

Şentop, bu tarihte yapılan TBMM'nin 147. toplantısının ilk celsesinde, Antep'e "Gazi" unvanının verilmesinin oy birliğiyle kabul edildiğini ve 93 sayılı kanunla Antep'in adının Gaziantep olduğunu, kanunun, 100 yıl önce bugün, 8 Şubat 1921'de, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini söyledi.

Gaziliğin, alemi bekada şehitlikten sonra gelen en ulvi makam olduğunun altını çizen Şentop, "Antepliler kadın erkek, yaşlı genç ayrımı gözetilmeden bu ulvi payeye değer görülmüşlerdir. Antep de bu unvanıyla yeryüzünde eşi bulunmayan bir şehirdir. Bu sebeple Antep'i ve Anteplileri bir kez daha tebrik ediyorum. Gaziantep'in ebediyete kadar aziz vatanımızın bir parçası olarak hür ve bağımsız bir şekilde yaşamasını diliyorum. Bu cennet vatan uğruna kendilerini feda eden tüm şehitlerimize ve gazilerimize Cenabı Hak'tan rahmet diliyor, saygı, sevgi ve minnetle anıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ise yaptığı konuşmada, Milli Mücadele sırasında Antep halkının tarihi bir direniş gösterdiğini, "Ya istiklal ya ölüm" diyerek esarete boyun eğmediğini hatırlatarak, bu destansı direnişin kısa zamanda Anadolu'nun dört bir yanına yayıldığını ve kurtuluş mücadelesinin meşalesini yaktığını ifade etti.

Şehit Kamil, Karayılan ve Şahin Bey'in öncülük ettiği direniş ruhunun bütün Anadolu'yu yaktığını, istiklal ve istikbal meşalesinin, vatan aşkının o günden bugüne elden ele dolaştığını, bütün sınamalarda her zaman milletin yolunu aydınlattığını belirten Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstiklal ve istikbal meşalesi 14 yaşındaki Şehit Kamil'den 15 Temmuz gecesi şehit düşen 15 yaşındaki Halil İbrahim'e, babasıyla birlikte şehit düşen Abdullah Tayyip'e geçmiştir, devrolmuştur. İstiklal ve istikbal meşalesi kıyamete kadar asla yere düşmeyecektir. Zira milletimiz, vatanımız ve mukaddesatımız için canını vermeye hazırdır."

Bakan Gül, Antep'teki bu fedakarlığın diğer şehirlere de ilham ve örnek olduğunu belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Ben Anteplilerin gözlerinden nasıl öpmem, onlar Antep'i kurtardıkları gibi Türkiye'yi de kurtardılar." sözünü anımsattı.

Antep'e 100 yıl önce verilen "Gazilik" unvanını her zaman taşıyacaklarına ve tarihe yön veren değerler üzerinde bu mücadeleyi sürdüreceklerine dikkati çeken Gül, bu değerler uğruna canlarını feda eden tüm şehitleri rahmetle, minnetle yad ettiklerini ifade etti.

Bakan Gül, emperyalizme karşı kazanılan İstiklal Harbi sonrasında tarihte yeni bir sayfa açıldığını ve Birinci Meclis binasında tam 100 yıl önce 1921 Anayasası'nın kabul edildiğini hatırlatarak şunları kaydetti:

"İşte ilk Anayasamız, bu toprakların tapusunun kimde olduğunu gösteren bir mühürdür ve bu mührün sahibi de aziz milletimizin ta kendisidir. Tam da Gaziantep'e Gazilik unvanının verildiği kanunun çıktığı günden birkaç gün önce, 10 gün öncesinde bu Anayasa, bu ulvi çatı altında kabul edilmiştir. 1921 Anayasası ile Teşkilat-ı Esasiye ile özgürlüğüne aşık bir milletin tarih sahnesinden silinemeyeceğini, Anayasa'sı ile devletiyle, milletiyle birlikte dimdik durduğunu tüm dünyaya bir kez daha ilan etmişti.

Bugün 1921 Anayasası'nın ruhuyla, yine cumhuriyetimiz ikinci yüzyılına girerken yeni bir toplumsal sözleşmeyi yine Gazi Meclisimizin, milletimizin iradesiyle yeni Anayasa ile taçlanacağına olan inancımız tamdır. 1921 Anayasası, Türkiye'de yaşayan herkesin her düşüncenin, her inancın, her anlayışın yansıdığı bir toplumsal sözleşme metnidir. Yine aynı anlayışla, 100 yıl sonra aynı ruhla bunun yine gerçekleşeceğine, 83 milyonu kuşatan, insan onurunu koruyan, hak ve özgürlükleri teminat altına alan yeni Anayasa'nın yapılacağına olan inancımız tamdır."

Cumhuriyeti, demokrasiyi daha da yüceltmeye ve güçlendirmeye çalışacaklarını belirten Gül, "Bu mirası, bu aziz vatanı bize emanet eden şehitlerimize mahcup olmadan, kıyamete kadar ay yıldızlı bayrağımızı özgürce, bağımsız bir şekilde sürdüreceğimize hiç kimsenin şüphesi olmasın. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, şehrimizin ve ülkemizin refahı, kalkınması ve istikrarı için, müreffeh bir Türkiye için hiç durmadan, yorulmadan, gayretle çalışacağız." dedi.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, "Ayıntap, Evliya Çelebi'nin 'Şehr-i Ayıntab-ı Cihan' yani dünyanın göz bebeği dediği şehir. Bu şehri anlatmaya ne kalem ne de kelam yeter." ifadesini kullandı.

"Bu şehir, 'ya istiklal ya ölüm' diyenlerin şehri. Bu şehir, 'Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.' diyenlerin şehri." şeklinde konuşan Şahin, geçmişi yad etmek ve daha iyi anlamak için bir araya geldiklerini söyledi.

"Zerdali çekirdeğinden aç kalarak direnen şehir bugün dünyanın lezzet başkenti oldu." diyen Şahin, şartlar ve zaman değişse bile vazifelerinin hep aynı olduğunu belirtti.

Şahin, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çizdiği yolda, çağdaş uygarlık seviyesinde dünyanın 10. ekonomisi olmaya söz veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Gaziantep Valisi Davut Gül de tarihi bir ana tanıklık edildiğini söyledi.

2020 ve 2021'in, Antep'in kurtuluşunun 100. yılı olduğunu anımsatan Gül, "Bugün de Antep'e 'gazi' unvanı verilmesinin 100. yılı. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde bu 2 yıl içinde kimi zaman tarihi olayları anarak kimi zaman da kutlayarak şehirdeki bütün paydaşlarla, kamu kurum ve kuruluşlarıyla bu etkinlikleri yapıyoruz. Bugün de Sayın Meclis Başkanımızın himayelerinde bu tarihi anı canlandırıyoruz." dedi.

Gül, Gaziantep'in, hiçbir destek almadan 11 aylık mücadelesiyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, diğerlerine örnek gösterdiği bir şehir olduğunu hatırlatarak, başta Atatürk olmak üzere Antep'e "gazi" unvanı verenlere Allah'tan rahmet diledi.

TBMM İdare Amiri ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ise "Kolay olmadı. Değirmenci Hacı Bekri, Abdurrahman'ın Kerimesi Esma, Bakırcı Mehmet, Bakkal Abidin Oğlu Ali, Ekmekçi Abdullah'ın Zevcesi Fatıma, Kalaycı Kör Mahmut, Kasap Hacı Abuşoğlu Tahir... Esnafı, hamalı, asilzadesi, kadını erkeği, genci yaşlısıyla bu şüheda isimleri 6 bin 317 sayısına kadar uzayıp gitti." ifadelerini kullandı.

Şahin, "100 yıl aradan sonra Birinci Meclisin mücehhez koridor ve salonunda yeniden aksiseda bulan bu esma-i şühedanın, bugünkü gazi şehrin sebebi hikmetleri ve manevi mimarları" olduğunu belirterek, "Ayıntap'ın sevdi mi cennet, kızdı mı cehennem kesilen bu mümin ve mütevekkil evlatları, iman dolu göğüslerini hayasız bir Fransız işgal girişimine siper ederek yalnızca Ayıntap'ın değil, bütün Anadolu'nun istiklal ve istikbalini de kurtardılar." vurgusunda bulundu.

Ayıntap'ın, yalnızca canlarını değil cananlarını da istiklalleri uğruna feda edenlerin beldesi olduğunu dile getiren Şahin, şunları kaydetti:

"Ayıntap; Şahin Bey'i, Karayılan'ı ile bir şehri direniş, henüz 14 yaşında şehadete koşan Şehit Kamil'i ile bir şehri şühedadır. Kendi küllerinden savrulup ve yoğrulup yeniden doğan bir şehri diriliştir Ayıntap. Ayıntap, bir serhat ve maneviyat şehridir. Ayıntap direnişi bir şehrin silahsız, mühimmatsız, aç biilaç, sırf müstakim ve müstahkem bir imanla nasıl savunulduğunu göstermesi açısından sadece şanlı tarihimiz için değil, dünya savaş tarihi için de eşsiz bir direniş ve savunma timsalidir. Ayıntap direnişi, emperyal güçlerin bütün bir Anadolu için kurguladıkları sinsi işgal ve bölme planlarını, bir paçavra gibi buruşturup çöpe atmıştır. Bu emsalsiz direniş, o gün Anadolu coğrafyası ve ehline kölelik kaderi yazmaya çalışan zavallılar için bugün de yaşayan çok diri ve manidar bir mesajdır."

Eski bakanlardan Vehbi Dinçerler, protokol konuşmalarının, "Anteplilik ruhunu en güzel şekilde yaşattığını" söyledi.

Konunun diplomasi ayağına dikkati çekmek istediğini anlatan Dinçerler, şöyle devam etti:

"İngilizler geldiler, teslim olmadık. Beyaz bayrağı kaleye çekmedik. Fransızlar geldi, ısrar ettiler, mücadele verdik. Teslim olmadık. Şehit Kamil, annesini peçesini açtırmak isteyen Fransız'a karşı koydu, isyan etti, yiğitliğini gösterdi ve şehit oldu. Fakat üçüncü bir konu daha vardı. Antep'te ervah-ı habise. Ne demek? Kötü ruhlar, mandacılar. Bu da vardı. Bunu inkar etmemek lazım ve tespit etmek gerekiyor. Çünkü bu işin günümüze yansımaları var.

Antepliler, bir taraftan Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, o kongrelerin ruhaniyeti Antep'in ve Anteplilerin üzerine sinmiş. Antep gerçekten yiğit bir şehir, yiğit insanların şehir. Belki samimi düşüncelerle de olsa hesabi bir akılla, bir kısım insanlarımız 'Teslim olalım, kurtulalım.' demişler. Antepli onlarla mücadele etti. Sonunda ittihadı sağlamak bakımından Karatarla Camisi'nde, 13 Ağustos'ta büyük bir toplantı yaptı. Bu toplantı, Sivas ve Erzurum kongrelerinin küçük misaliydi. Uzun süren toplantının sonunda, Taşcızade Ahmet Efendi, 'Harp edeceğiz. Öleceğiz ama teslim olmayacağız.' dedi. Ervah-ı Habise denen ruhla da katıldılar. Antep'in alicenaplığına bakın, bugün halen onların kimler olduğu konuşulmaz, söylenmez. Defter kapandı, iş bitti. Birlikte mücadele edildi."

Türkiye'nin bütünü ve bugününü ilgilendiren bir noktaya değinmek istediğini dile getiren Dinçerler, 103 yıl önce yayınlanan Wilson prensiplerini hatırlattı. Dinçerler, şunları kaydetti:

"14 küçücük madde gibi görünüyor. Ama bu maddeler, Wilson prensipleri kavrayışının, hesaplarının yalnızca buzdağının görünen parçası. İşte o Wilson prensiplerinde Osmanlı'nın yıkılması mukadder olarak yazılmış. 'Osmanlı topraklarında kendi kaderini tayin prensibine uygun olarak yeni devletler kurulacaktır.' diyor. O dönem, Osmanlı topraklarında bulunan, ayrılıkçı ve bölücü düşüncelere sahip olan çeşitli ırklar, Wilson'ın kapısındalar. O gün Osmanlı mağlup, mağluplar tarafındayız. Ne derlerse kabul ediliyor. Çünkü mecalimiz yok. Bu şartlar altında İstanbul'da kurulan Wilson Prensipleri Derneğinin çok meşhur adamları var...

Mustafa Kemal Paşa çok net olarak diyor ki 'Bunlar hayal peşindeler, olmayacak.' Antepliler de zerdali çekirdeği yiyerek, mağaralarda onların tahakkümüne, hegemonyasına 'hayır' dedi. Dün Wilson'ın kapısında bekleyenlerin bir kısmı bugün halen Biden'ın kapısındalar. Ama bugün o gün değil. Dün mağluptuk, bugün Allah'a şükür galiplerdeniz."

Dinçerler, TBMM'nin "kültür madalyası" vermesini talep ettikleri Gaziantep'te hem Arkeoloji Vakfı hem de Arkeoloji Enstitüsü kurulmasını istediklerini bildirdi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından başlayan programda, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçıları sahneye gelerek, Kurtuluş Savaşı yıllarını ve 100 yıl önce gerçekleştirilen oturumu canlandırdı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Antep sokaklarını yansıtan sanatçılar, şehit düşenlerin isimlerini tek tek anarak, milli mücadele yıllarını anlatan türküler söyledi.

Programa, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, TBMM Başkanvekilleri Celal Adan ile Nimetullah Erdoğmuş, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, eski bakanlardan Hüseyin Çelik, Kürşad Tüzmen, Vehbi Dinçerler, Gaziantep Valisi Davut Gül, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep milletvekilleri ile diğer yetkililer katıldı.

Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Şentop, günün anısına Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürü İpek Gezener'e hediye verdi.

Daha sonra Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin de Şentop'a, kurtuluş mücadelesini temsil eden tabloyu sundu.

Gaziantep Valisi Gül, TBMM Başkanı Şentop'a "gazilik beratı" verdi.

Şentop ve beraberindekiler daha sonra Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Şahinbey Belediyesi ve Şehitkamil Belediyesi Kültür, Sanat Yayınları'nın hazırladığı standı ziyaret etti, Kurtuluş Savaşı Müzesi balkonunda hatıra fotoğrafı çektirdi.