2007-05-02 - 14:15
ANAVATAN GENEL BAŞKANI MUMCU: "DEMOKRASİNİN BU YARAYI ALMASININ SORUMLUSU BU HÜKÜMETTİR"
Anavatan Grubu toplandı
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, ''Milleti germeyin, milleti kamplaşma oyununa sürüklemeyin, laikler-dindarlar kamplaşmasına sokmayın'' şeklindeki ifadesini anımsatarak başladı. ''Sözlerimin ne manaya geldiği son 15 günde anlaşılmıştır. Gün yüzünde olanları örtmeye çalışan iktidar ve yandaşlarının bugün tekrar ANAVATAN çizgisine gelmiş olmalarına ne demeli? Söylenecek tek söz; geç geldiniz, hoş geldiniz'' ifadelerini kullanan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın Tandoğan ve Çağlayan'da yapılan Cumhuriyet Mitingine ilişkin sözlerini de eleştirdi. Mumcu, ''Başbakan hala biz-onlar hesabında. Hala mitingdekileri muhatap almış, bir hesaplaşma içinde. Hala Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olduğu duygusuna gelmemiş'' dedi.

"KALİTE FARKLI DÜŞÜNCELERİN YARIŞINDAN ÇIKAR"

''Birbirimizden farklı düşünmemiz, 'biz ve ötekiler' şeklinde kamplaşmamızı gerektirmez'' diyen Mumcu, şöyle devam etti: ''Tabii ki farklı düşüneceğiz, bundan doğal ne var? Hangi ailede baba oğulla, karı kocayla, kardeşler birbiriyle aynı fikirde? Birbirlerine öfkelendiği, darıldığı olmuyor mu? Hayat böyle... Kalite; farklı düşüncelerin yarışından çıkar. Birileri 'farklı düşünüyor' diye gocunmanın alemi yok. Biz çiftlikte kahyayız. çiftlik sahibi halk. Bizim işimiz çiftlik sahibinin karını artırmak, çiftçi ortakları arasında kavga çıkarmak değil. İşimiz, işsize iş bulmak, milletin selametini sağlamak, insanca yaşayabilecekleri imkanları sağlamak. İşimiz herkesi kucaklamak. Siyaset yapmanın ahlaki ödev olarak getirdiği sonuçtur bu. Hala yaşanan hiçbir şeyden ibret alınmamış, biz-onlar hesabı yapılıyor.''

"BİZ BUNLARI İKİ YILDIR SÖYLÜYORUZ"

Başbakan Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesinin kararını ''Demokrasiye sıkılmış bir kurşun'' olarak değerlendirmesini eleştiren Mumcu, ''Milleti germenin alemi yok'' dedi.

Erkan Mumcu, Anayasa Mahkemesinin kararından önce ''Abdullah Gül'ün, Cumhurbaşkanı adaylığından çekilerek, demokratik süreci işletmesi gerektiğini, önemli olanın Cumhurbaşkanı seçmek değil Meclisi açık tutmak olduğunu'' söylediğini belirtti.

Bu sözlerini, belgesel şeklinde derleyerek basın mensuplarına gönderilmesi gerektiğini belirten Mumcu, ''Biz bunları 2 yıldır söylüyoruz, basın mensupları 'zaman yok' diyor. Başbakan söylüyor 'zaman var' diyorlar. Şimdi 'Erdoğan önerdi Anavatan destekledi'' deniliyor. Öyle bir şey yok. Türk siyasetinin tamamı, ANAVATAN'ın söylediği noktaya gelmiştir'' dedi.

"367 ÜZERİNDEN MAĞDURİYET ELDE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"

ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde yaşanan 367 tartışmalarına değinerek, ''367 üzerinden mağduriyet elde etmeye çalışıyorlar. Bunun sorumlusu sizsiniz'' dedi. Ekonomiden sorumlu bir bakanın ''Türkiye'nin 1 haftada 9 katrilyon bedel ödediğini'' söylediğini belirten Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Türkiye, 2 yılda ne kadar fakirleşti. Bunun sorumlusu ben miyim? 'Cumhurbaşkanı seçimi risklerinin Türkiye için bir ekonomik bedeli olacağını, bu bedelin Türk milletine ödetileceğini, bunun demokratik uzlaşmayla çözülmesi gerektiğini' söylediğimizde randevu alamıyorduk. 2 yıldır Türkiye'nin ödediği 10 milyarlarca doların, milletin cebinden çıkan paranın hesabını kim verecek? Çiftçinin mazotundan, elektriğinden, suyundan, emekliden, esnaftan, dar gelirlinin kursağından kesilen bu bedelin hesabını kim verecek? Bugün söylediklerini 2 yıl önce söyleseydiniz, bu ülke 10 milyarca dolar bedeli ödemeyecekti, demokrasi bu yarayı almayacaktı. Demokrasinin bu yarayı almasının sorumlusu bu hükümettir.''

"BİZ O TURLARA KATILMAYACAĞIZ"

Fransa'nın yaptığını, Türkiye'nin de pekala yapacağını vurgulayan Mumcu, bu konudaki itirazlara değindi. ''Bu itirazların hiçbirini değersiz görmüyorum. Bunların tartışılmasına taraftarım'' diyen Mumcu, şunları kaydetti: ''Millette bir kafa karışıklığı olduğunu görüyorum. Bir kafa karışıklığı
yaratmaya çalışılıyor. Aslında hükümette de bir kafa karışıklığı var. (Turlara devam edeceğiz) diyorlar. Bir taraftan (5 artı 5 Anayasa değişikliği yapacağız) diyorlar. Bir taraftan (Turlara devam edeceğiz) diyorlar. Bunun ne manası var, anlamış değilim. Türkiye'de 2 tane mi cumhurbaşkanı olacak. Halka seçtirmek konusunda başka niyetler mi taşıyorsunuz? Niyetinizi anlayalım. Eğer gerçekten, (Bu işin doğrusu, cumhurbaşkanını halka seçtirmektir ve Anayasa değişikliği yapılmalıdır' diyorsanız. Çekin adayınızı, milleti nafile turlarla meşgul etmeyin. Biliyoruz, 5 artı 5, yani halk seçsin konusunda AKP'nin bizim çizgimize gelmiş olmasını, sanki yarınki turlarla ilgili bir anlaşma varmış gibi değerlendirmeye çalışanlar var. Biz o turlara katılmayacağız. Çünkü o turlar, nafile turlar.''

Mumcu, Hükümetin baskın seçim yapmak istediğini, kendilerinin seçimden kaçmadığını ifade ederek, ''Gelin, Türkiye'nin potansiyel krizlerini bugün
seçelim. Demokrasi tıkır tıkır işlesin. Bundan sonraki parlamento, bu sorunlarla yüz yüze gelmesin. Bugün Türkiye'nin en önemli önceliği, TBMM'yi açık tutmaktır. TBMM'yi açık tutmak, demokrasiyi ayakta tutmaktır'' dedi.

GENELKURMAY'IN BİLDİRİSİ...

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Genelkurmay Başkanlığının yayınladığı bildiriden Hükümetin haberi olduğunu ileri sürdü. Mumcu, ''Bildiriden haberimiz olsaydı, hemen milletle paylaşır ve karşısında dururduk'' dedi. Mumcu, AK Parti hükümetinin mağduriyet edebiyatı yaptığını savundu. Meclisin yüzde 65'inin, büyükşehir belediyelerinin yüzde 99'unun, ilçe belediyelerinin tamamına yakınının iktidar partisinden olduğunu ifade eden Mumcu, ''Türkiye bütün kurumları vermiş. Hala bir mağduriyet edebiyatı. Bu millet daha neyi versin?'' dedi.

Mumcu, ''Anavatan Partisinin dindar bir kişinin cumhurbaşkanı olmasını engelledi'' yönündeki eleştirileri yanıtlayarak, sandığın milletin önüne
geldiğini, milletin istediği kişiye rey vereceğini, istemediğini seçmeyeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanlığı sürecinde bir tek prensibe göre hareket ettiklerini belirten Mumcu, ''O prensip de şudur; emaneti ehline veriniz'' dedi. Kendisinin ''şahadetle'' hareket ettiğini ifade eden Mumcu, ''Ben zanla
hareket etmiyorum. Biz bire bir, kendi gözlerimiz, kendi kulaklarımızla tanık olduğumuz gerçekler üzerinden bu kararımızı veriyoruz. Mesele şudur; tüyü bitmemiş insanların hakkı, bu insanlara emanet edilir mi, edilmez mi? Hayır edilmez. Ben bilgiyle belgeyle konuşuyorum'' dedi.

Mumcu, iki hafta önce Antalya Havalimanında Türkiye'nin 1.5 milyar dolarının buharlaştığını savunarak, ''Ondan sonra birileri kalkmış, bana (Dindar bir adamın cumhurbaşkanı seçilmesine engel oldunuz) diyor. Benim dinden anladığım, kul hakkı yememektir, güzel ahlaktır. Herkesin dini kendine. Burası bir demokratik cumhuriyet, demokratik, sosyal, hukuk devletidir'' dedi.

"MADEM KENDİNE BAĞLI BİRİMDİR..."

Her milletin, layık olduğu gibi idare edileceğini anlatan Mumcu, ''Milli iradeye saygı, Meclise girip onları cumhurbaşkanı seçtirince oluyor,
seçtirmezseniz milli iradeye saygısızlık etmiş oluyorsunuz, öyle mi?. Herkes işine geleni hatırlamaya ve hatırlatmaya çalışıyor'' diye konuştu.

Mumcu, Hükümet yandaşı gibi görünen bazı kalemlerin asılsız iftiralarla partisine karşı kampanya açtığını iddia eden Mumcu, şunları kaydetti: ''Öyle bir sürece gelindi ki demokrasi karşısında kim samimidir ve demokrasinin korunması, Meclisin korunması, Meclisin açık tutulması için kim yüreklice ayakta duracak, kim durmayacaktır? Bunu görerek bugüne gelindi. Bundan sonra hep beraber göreceğiz. Demokrasi sınavında kim kaldı, kim geçti. Defalarca söyledim ki bildiğim bir şey olsaydı milletle paylaşırdım. 'Efendim, Anavatan Partisinin bildiriden haberi vardı' Bizim, bildiriye karşı tavrımız, açık, seçik, net olarak konmuştur. Bizim koyduğumuz tavrı, bu hükümet koyabildi mi? Bununla demokrasi üzerine bir vesayet gölgesinin düştüğünü söyleyecek kadar cesur davranabildiler mi?

Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı, kendi emrindeki Genelkurmay Başkanına 8 saat sonra telefonla ulaşabiliyor ve bunu Türkiye'ye, 'faydalı ve ılımlı bir görüşme oldu' diye sunarak, kendince bir şey yapıyor. Şimdi tramvay demokratlarına bir daha soruyorum; Artık gerçeklerle yüzleşmenin zamanı geldi. Bildiriden haberimiz olsaydı, hemen milletle paylaşır ve karşısında dururduk. Bundan sonra da demokrasinin yanında durmakta bir saniye tereddüt etmeyeceğim. Ama kimlerin saklandıklarını, öne başkalarını sürüp, arkadan kendi ikbal oyunlarının peşine düştüklerini hep beraber göreceğiz. Gün, demokrasinin hakiki imtihan günüdür. Gün, kimin gerçekten delikanlı, kimin gerçekten kolpacı olduğunu anlama günüdür.

Ben de kamuoyuyla bir duyumumu paylaşacağım; Bu bildiriden Hükümetin haberi vardı. Bu bildiriden, en azından Hükümetin bazı üyelerinin haberi vardı, mademki kendi söyledikleri gibi kendilerine bağlı birimdir. Kendileri mademki iktidardadır. Halk onlara iktidar kudretini onlara emanet etmiştir. Hadi bakalım iktidar gücünü kullansınlar da göreyim. Tramvay demokratları, size sesleniyorum, görelim sizin hakiki demokratlığınızı. Hadi görelim sizin demokrasi karşısında dimdik duruşunuzu... Saklanacak yer arayacaksınız. Çünkü utanacak çok işiniz var. Bu utançla milletin karşısına çıkamazsınız.''

(Devam Edecek)