2014-09-10 - 21:17
TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI BERBER, TORBA KANUN'U DEĞERLENDİRDİ
Kamuoyunda "Torba Kanun" olarak adlandırılan ve kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile birçok yasada da değişiklik öngören tasarı dün Meclis Genel Kurulu'nda sabaha kadar süren görüşmelerin ardından kabul edildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber, Torba Kanun hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Kamuoyunda " Torba Kanun" olarak adlandırılan ve kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ile birçok yasada da değişiklik öngören tasarı dün Meclis Genel Kurulu'nda sabaha kadar süren görüşmelerin ardından kabul edildi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber, Torba Kanun hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Önemli değişiklikler içeren ve toplumun değişik kesimleri tarafından beklenen Torba Kanun hakkında Berber, "Yüz günde tamamlayabildiğimiz, komisyon, alt komisyon çalışmaları çok yoğun, tartışmalı, sürekli gündem oluşturan kapsamlı bir yasadan bahsediyoruz. 44 tane ayrı kanunda değişiklik yapan bir kanun olarak geldi. Genel Kurul'daki eklemelerle beraber daha da artmış oldu" ifadelerine yer verdi.

Berber, Torba Kanun'da çalışma hayatı ile ilgili çok önemli düzenlemelerin olduğuna dikkat çekerek, işveren, işçi kesimleriyle bakanlığın iki üç yıldır yaptığı çalışmalar ve mutabakatların bir kanun tasarısı haline getirildiğini söyledi.

"Soma'daki maden faciasının etkisinden hala tam olarak kurtulabilmiş değiliz" şeklinde konuşan Berber, Torba Kanun'un madencilerle ilgili olarak getirdiği değişiklikleri şöyle açıkladı:

"Özelikle iş güvenliği noktasındaki ve yer altı maden işçilerimizle ilgili hususlarda daha neler yapılabilir, bunlar da eklenmek suretiyle bu çalışma hayatını düzenleyen maddelerde çok ciddi düzenlemeler yapıldı. Madencilik sektörü için şunu söyleyebiliriz: Bizim 99 yılı 17 Ağustos depremi neyse, ondan öncesi ve sonrasıdır çünkü, inşaat sektöründeki bütün standartlar, güvenlikler her şey tamamen değişmiştir. Bugün o tarihten sonra yapılmış bütün konutların, binaların deprem dayanıklılığı yönünden hiçbir sorun yaşamıyoruz. Aynı şekilde 13 Mayıs'taki Soma maden faciası bize madencilik sektöründe yeni bir dönemi başlatmıştır. Keşke böyle bir olay olmadan bu önlemleri ülkemiz olarak alabilsek. Bir kere madencilik sektöründe çalışan, yer altında çalışan 50 bin civarında madencimiz var. Bu çalışanların özlük hakları dâhil, emeklilik hakları dâhil, yıpranmaları dâhil, bunlarla ilgili düzenlemeler var."

Berber, yer altında çalışan madencilerin ücretleri hakkında, Türkiye'de ilk defa kanuna "genel olarak uygulanan asgari ücretin iki katından az olamaz" diye ekleme yapıldığı bilgisini verdi. Bu ücretin yaklaşık 2 bin lira olduğunu söyleyen Berber, yer altı çalışanlarında asgari ücretten vergi de alınmadığını, sadece sigorta priminin olduğunu belirtti.

Buna ek olarak, yer altı madencilerinin yer altında çalışma sürelerinin günlük 6 saat, haftalık 36 saat ile sınırlandığını kaydeden Berber, "Madencilerin her halükârda maden sahasına veya işletmeye geldiklerinde madene girmeden önce yaptıkları hazırlıklar, eğitim çalışmaları vs bunlar vardır. Bazen bu çalışmalar yarım saati, 45 dakikayı bulmaktadır. Bunu da biz çalışma süresinin içine koyduğumuz zaman yer altında geçen çalışılan süre net olarak daha da azalacağı için verimlilik tamamen düşecekti, sektör çalışamaz hale gelecekti, dolayısıyla bu konuda hem çalışanlarımız, işçilerimiz hem de işveren bu yapılan düzenlemeden son derece memnun" şeklinde konuştu.

Özellikle madencilik sektöründekilerin talebinin daha da ileri safhada olduğunu belirten Berber, vardiya sistemi nedeniyle yer altında çalışma süresinin 7 buçuk saat yapılması, ama tatilin iki güne çıkarılması taleplerinin geldiğini söyledi. Bu konuların komisyonda müzakere edildiğini hatırlatan Berber, ileriki günlerde bu uygulamanın ne getirip ne götüreceğinin muhtemelen tartışılacağını sözlerine ekledi. Berber, uygulama izlendikten sonra belki de haftalık çalışma saatinin aynı tutulup tatili iki güne çıkarmak gibi bir seçeneğin de gündeme gelebileceğini söyledi. Berber, madencilerle ilgili değişikliklerin şu anda Avrupa'daki standartlara uygun olarak yapıldığını kaydetti.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Berber, iş güvenliği ile ilgili yapılan değişiklikler hakkında şunları söyledi:

"Madencilik konusunda Enerji Bakanlığı olsun, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, Çalışma Bakanlığı olsun, çok sıkı denetimleri zaten vardı. Ama gördük ki bu maden kazasında da güvenlik önlemlerinin çok daha sıkı denetlenmesi gerekiyor. Sadece kural koymak, yasa çıkarmak, yönetmeliklerle düzenlemek yetmiyor. Bunu sadece madencilik olarak da görmemek lazım. Eğitim önlemlerinin alınması önemli ama kuralların uygulanıp uygulanmaması çok daha önemli. Eğer siz yaptırımlarınızı ağır olarak koyarsanız, bakın, tersanelerde ciddi bir iş kazası oranı vardı, o zaman bir Meclis Araştırma Komisyonu buradaki taşeron çalışmalarını vs masaya yatırdı, düzenlemeler yapıldı ve şu anda çok aza inmiş oldu. Neredeyse yok gibi. Demek ki özellikle iş güvenliği açısından kesinlikle bu yasada getirilen ve daha önce yönetmelikle düzenlenen hususların sıkı denetimine ihtiyacımız var."

Recai Berber, yer altı çalışanlarının emeklilik yaşı ile ilgili olarak da şunları kaydetti:

"Biz yer altı çalışanlarının yıpranmalarını altı ay olarak tekrar düzenledik. Normal olarak 52 yaşında emekli olacak bir yer altı çalışanı artık şimdi 42 yaşına inebiliyor, bu yıpranmaların dikkate alınmasıyla. Böylece yer altı çalışanlarımıza 8-10 yıl daha erken emekli olma şansı getirilmiş oldu. Aynı şekilde izin süreleri arttırıldı. 16 gün olanlar 20 güne çıkarıldı, 20 gün olanlar 24 güne çıkarıldı. Dolayısıyla bizim özellikle yer altı maden işçilerimizle ilgili olarak çok ciddi düzenlemelerimiz var."

Çalışma hayatında taşeron çalışmanın çok yaygın ve sıkıntılı bir hal aldığı bir dönemde Çalışma Bakanlığı'nın iki yıllık çalışmaları sonunda ciddi düzenlemeler getirildiğini kaydeden Berber, geçmişte on yıldır taşeronda çalışan insanların çoğunun izin haklarının bile olmadığının, kıdem tazminatlarının olmadığı ya da kıdem tazminatını kimin ödeyeceğinin belli olmadığını hatırlatarak bu konudaki düzenlemeler hakkında şöyle konuştu:

"Taşeron çalışanlarının hem izin hakları, hem ücretleri, hem de kıdem tazminatlarının asıl işveren tarafından ödenmesi garanti altına alınmış oldu. Bir de kamuoyunda yanlış bir algı var, taşeronla ilgili olarak bu kadar güzel düzenlemeler yapıldığı zaman taşeronluğu yaygınlaştırıyoruz, arttırıyoruz gibi bir algı oluştu. Hâlbuki tam tersine aynı düzenlemeler taşeronluğu sınırlayıcı düzenleme de getiriyor. Diyor ki eğer asıl işverenin asli işi ise bu, orada taşeron çalıştıramaz diyor. Yani bugün Bakanlar Kurulu'na yetki veriyoruz bu konuda. Diyelim ki karayollarında çalışan işçi, eğer karayolu işinde doğrudan doğruya çalışıyorsa o işçi orada artık taşeronda çalışamayacak. Ama diyelim ki makine donanım montajı gibi işler yapıyorsa, ya da temizlik işi yapıyorsa, ya da oraya servis işi yapıyorsa, yemek işi yapıyorsa bunlar sadece hizmet olarak alınabilecek."

Bu düzenlemenin Türkiye'de taşeron sayısını sınırlayan, bundan sonra artık taşeron çalıştırmayı çok daha zorlaştıran bir noktaya getirmiş olduğunu kaydeden Berber, taşeron çalıştırmayı tamamen kaldırmanın mümkün olmadığını, çünkü güvenlik hizmeti gibi belli hizmetleri kurumların kendi elemanlarıyla yapmalarının son derece zor olduğunu söyledi.

Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden madencilerin aileleri ile ilgili olarak Berber, "Çalışma hayatı ile ilgili düzenlemelerin yanında Soma'daki yaşadığımız bu facianın, kaybettiğimiz 301 işçi kardeşimizin yakınlarının sorunları vardı. Biliyorsunuz 9 yıl çalışmayanların emeklilik hakkı yoktu, ölüm aylığı vardı sadece. Biz şimdi bu düzenleme ile bir gün dahi olsa çalışmış sigortalı olanların hepsinin, ki hepsi sigortalıydı zaten, tamamına emekli maaşı bağlanır hükmü getiriyoruz. Böylece o kardeşlerimizin ve bundan sonra çalışma hayatında beklemiyoruz, istemiyoruz ama maalesef olabiliyor hala, bu tip kazalarda vefat eden çalışanlarımızın yakınları da aynı haklardan yararlanacak" dedi.

"Ölen madencilerin ailelerine yardım noktasında bir konut yapımı konusunda bir çalışma vardı, yine bu kanun içinde yer tahsisi konusunda TOKİ'ye görev verildi. Bu kanunla beraber her aileye bir konut yapılacak" bilgisini aktaran Berber, "Bir de biliyorsunuz, AFAD tarafından açıklandı, bir hayırsever firma ayrıca kendilerinin de 301 konut yapacaklarını söyleyince o da ayrıca bu madenci ailelerine verilmiş oldu" şeklinde konuştu.

Bunların yanı sıra vefat eden madencilerin ailelerinden bir kişiyi de kamuda çalıştırma imkânının getirilmiş olduğunu kaydeden Berber, "Bu da açıkçası şimdiye kadar getirilmiş olmayan düzenlemelerden biriydi" dedi.

"Dolayısıyla bugün Soma'da halen çalışanlarla ilgili olarak da, yani sadece vefat edenlerle ilgili değil, çalışanlarla ilgili olarak da aynı ocakta çalışanlarımızın işveren tarafından maaşlarının ödenip ödenmediğine bakılmaksızın ayrıca biz işsizlik fonundan birer maaşlarını ödemeye devam ediyoruz" ifadelerine yer veren Berber, o ocak çalışırsa işçilerin oradan maaş almaya devam edeceklerini ancak çalışmazsa orası işletmeyi alıncaya kadar ücretlerin ödenmeye devam edeceğini söyledi.

Vefat eden madencilerin vergi borçlarının da tamamen silindiği bilgisini veren Berber, "Soma ile ilgili olarak ne ihtiyaç varsa, ne söz verilmişse onlarla ilgili bütün düzenlemeler bu kanunun içine girmiş oldu" şeklinde konuştu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Recai Berber, Torba Kanun'da vergi ve trafik cezaları ile ilgili kamuoyunca beklenen değişiklikler ile ilgili şöyle konuştu:

"Bu kanunun amacı özellikle vergi ve sigorta borçları ile idari para cezaları ile ilgili olarak af niteliğinde olmasın diye düşündük. Bu bir yapılandırma yasası, taksitlendirme ve ödeme kolaylığı sağlayalım düşüncesi ile geldi. Bu manada da vergi asılları ve sigorta primlerinin asılları ile ilgili herhangi bir indirim yok. Ancak gecikme faizleri siliniyor. Onun yerine yurt içi TÜFE endeksi uygulanmak suretiyle enflasyona endeksli olarak bugüne getiriliyor. Ve 36 aya kadar taksitlendirme imkânı sağlanıyor. Daha önce 6111 sayılı kanunda olduğu gibi ikişer ayda bir taksit ödeme imkânı sağlıyoruz, hem vergiye hem sigortaya.

Trafik cezaları ile ilgili olarak ise 120 liranın altındaki trafik cezaları, bir takım idari para cezaları tamamen kaldırılıyor. Açıkçası komisyonda çok tartışıldı bu, neden 150 lira değil de 120 lira diye. Orada bir sınırımız vardı, o da kırmızı ışıkta geçmenin cezasıydı. Kırmızı ışıkta geçmenin cezası 150 lira. Eğer 150 liraya çıkarsaydık onlar da yararlanacaktı. Biz diyoruz ki artık kırmızı ışıkta trafik ihlali yapan birisini bu kapsam dışına çıkaralım.

Ancak motorlu taşıtlar vergisinde farklı bir uygulama vardı. Motorlu taşıtlar vergisi ve trafik muayene istasyonlarında ödenen harçlar maalesef vatandaşların ihmalleri nedeniyle yıllarca yaptırmadığı, sonra arabasını devrederken, satarken cezaya muhatap olduğunda faiz ayda yüzde bire indirilmiş oldu. Şu ana kadar trafik muayenesini yaptırmayan milyonlarca araç var, bunların önemli bir kısmının da traktör olduğunu biliyoruz, iş araçları olduğunu biliyoruz. Bu araçlar şehir trafiğine, şehirlerarası trafiğe çok fazla çıkmadığı için ihmal etmişler, yaptırmamışlar, ama yarın bir gün muayeneye gittiklerinde vergi aslından belki üç katı beş katı gecikme cezası ile muhatap oluyorlardı. Şimdi bunu kaldırmış olduk. Bu imkânı da biliyorsunuz bu yıl sonuna kadar getirmiştik, sonra muhalefetin verdiği bir önergeyle Genel Kurul'da Bakanlar Kurulu'na 2015 yılının Haziran ayına kadar altı ay daha uzatma yetkisi verildi.

Bir de birçoklarının çok gereksiz bulduğu ama maalesef yanlışlıkla ya da bir şekilde otoyollardan ücretsiz olarak geçmiş, kartsız olarak geçmiş ya da kartı teknik olarak okunamamış vs nedeniyle habire ceza kesilmiş vatandaşlarımız vardı. Özellikle nakliyeci, kamyoncu vatandaşlarımızın en büyük sıkıntılarından biriydi bu. Onu da bu kanun kapsamına koyduk ve bunun da gecikme faizleri ve cezaları tamamen kaldırılıyor."

Bağkur ve SSK primleri ile ilgili değişiklikleri de anlatan Berber, vergideki sistemin bu primlere de getirildiğini kaydederek, "Sosyal Güvenlik Kurumu'nun alacaklarında da, vatandaşlarımızın şimdiye kadar ödeyemedikleri alacaklarda da aynı şekilde gecikme cezalarını kaldırıyoruz ve enflasyon oranına güncelliyoruz" dedi.

Konuyla ilgili olarak özellikle esnaflara çok büyük bir imkân geldiğini belirten Berber, "Borcu kapanmadığı halde, borcu yapılandırmayla devam ettiği halde bu yapılandırmaya başvurduğu andan itibaren sağlık hizmetlerinden yararlanabilir hale geliyorlar" ifadelerine yer verdi.

Komisyon Başkanı Berber, tüp bebek konusundaki iyileştirmelere de değindi:

"Teknolojideki gelişmelerle ve maliyetlerin de düşmesiyle beraber vatandaşlarımızın, sigortalıların bu taleplerini karşılamak üzere deneme sayısı ikiden üçe çıkarıldı. Üç deneme ücretsiz olarak SGK tarafından karşılanmak suretiyle tüp bebek tedavisinden yararlanmak isteyen vatandaşlarımıza böyle bir imkân sağlamış oluyoruz. Birçok aileyi mutlu bir şekilde evlatlarına kavuşturmuş oluyoruz. Bu önemli bir destek aslında, inşallah beşe kadar da çıkabilir bu tabi, ileride imkânlarımız arttıkça."

Üç çocuk ve kadınların erken emekliliği konusunda bazı yanlış anlaşılmalar olduğuna dikkat çeken Berber şunları kaydetti:

"Çalışma hayatları daha sonra başlayan, yani çocukları olmuş, onlarla ilgilenmiş büyütmüş, o zamana kadar hiç çalışmamış ve daha sonra çalışma hayatına giren kadınlarımızın 'ben niye yararlanamıyorum' diye talepleri var. Onlar bu kapsama girmiyor, onu belirtelim. Daha önce emekli sandığı ya da bağkurlu olarak çalışmaya başlamış ve çalışma hayatına doğum nedeniyle ara vermiş olanların o dönemdeki sigortalılıklarına borçlanma imkânı getiren bir şey, iki yıl. Yani ara vermiş, beş yıl çalışmamış, üç yıl çalışmamış ama biz orada diyoruz ki iki yılını geriye dönük borçlanın, prim borçlarını ödeyerek emekliliğine bunları saydırabilirsiniz.

Emekliliğine saydırmak demek emeklilik yaşının o kadar erkene gelmesi anlamına da gelmiyor. Yanlış anlamalardan bir tanesi de bu. Emeklilik yaşını düzeltmiyor bu, emeklilik yaşınız neyse yine o."

Recai Berber, Torba Kanun'da yer alan ev hizmetlerinde çalıştırılanlarla ilgili olarak da şunları kaydetti:

"Hem ev hizmetlerinde işçi çalıştıranlar açısından hem de bu işlerde çalışan özellikle bayanlar açısından gerçekten bu kanayan bir yaraydı. Kangren olmuştu tabiri caizse. Aslında bu sigortalılık şartı var ama normal bir işverenin, bir şirketin eleman istihdamı gibiydi. Yani sizin yanınızda çalışacak birisini evinizde çalışacak olan birisini aynı gün sigorta ettirmek gibi bir yükümlülüğünüz vardı. Dolayısıyla kimse buna uyamıyordu. Ama uyulmadığı zaman yarın herhangi bir sorun olsa sigortasız işçi çalıştırmaktan asgari ücretin iki katı cezası var, bu cezaların hepsi ev sahibine, çalıştıran kişiye yükleniyordu. Doğru bu işin yaptırımı olsun ama sigortalılığı kolaylaştıran bir sistem getirmemiz lazım dedik ve Çalışma Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı çok güzel bir çalışma yaptı. Ayın değişik günlerinde on günden az çalışıyorsa onlarla ilgili olarak kendilerinin sadece ferdi kaza sigortası yaptırma imkânı getirildi."

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda üç gün boyunca tartışılan, Genel Kurul'da da gergin geçen sendikalar hakkındaki madde ile ilgili görüşlerini de paylaşan Berber, bu düzenlemenin Daire başkanı seviyesinde ve üstünde çalışan ve sendikalı olmayan 5 bin beş yüz kişiyi ilgilendirdiğini söyledi. Berber şunları söyledi:

"Sendikalı olmayan kamu personeli ve sendika üyeliği olmayan emniyet teşkilatında, güvenlik personeli ile ilgili olarak, onlarla ilgili herhangi bir üst görev sınırlaması yok, ama diğer tüm kamu görevlilerinde sadece daire başkanı ve üzerindekilerle ilgili daha çok siyasi otoritenin, idarenin, hükümetlerin kendileri ile beraber çalıştıkları ve programlarını uygulayacakları kişilerin görev değişikliklerinde inisiyatif kullanmalarını sağlamak. Yani benim uygulamak istediğim programa uymayan bir yönetici olursa ben onu başka bir göreve tayin ettiğimde mahkeme burada haksız tayin yaptınız bunu yerine tekrar geri vereceksiniz dediği zaman ben iki yıl bunu uygulamama imkânı getiriyorum.

Bu madde çok eleştirildi, özellikle Anayasa'ya aykırılık yönünden. Açıkçası bizim daha köklü bir değişiklik yapmamız lazım bu konuda. Dememiz lazım ki Anayasa'da da ve ilgili yasalarda da özellikle hükümetlerin programlarını uygularken üst düzey yöneticiler onların bir nevi parti programlarını, hükümet programlarını hayata geçirmek için en önemli görev alanlarıdır. Bunu kendileri yapmayacak, kamu görevlileri vasıtasıyla yapacak. Bu kamu görevlileri hükümetlerle beraber gelip gitme imkânına kavuştu. Nasıl bakanlar geldiğinde müsteşarlarını, bakan yardımcılarını değiştirebiliyorlarsa aynı şekilde. Geleneksel olarak zaten üst düzey bürokratlarda böyle bir teamül vardır."

Berber, mahkemelerin verdiği kararı iki yıla kadar uygulamayan yöneticilerin cezai sorumluluğunu da değişikliğin tamamlayıcı olarak gerçekleştirildiğini söyledi.

Komisyon Başkanı Berber, Telekominikasyon İletişim Başkanlığı ile ilgili Torba Kanun'da bulunan değişiklikler ile ilgili de bilgi verdi:

"Mahkeme kararı oluşması ile ilgili olarak zaman söz konusu olacaksa burada TİB o sitenin kapatılmasını ilgili kurumdan isteyecek. Burada resen kapatmıyor. Ancak buna rağmen ilgili kurum web sitesini kapatmadığı takdirde bunu kapatma yetkisi alıyor ama yine mahkeme ile oluyor bu. Mahkemeden belli bir süre içinde onay alması gerekiyor. Onay almazsa yine onu açmak durumunda. Dolayısıyla bu düzenleme sadece TİB açısından değil özellikle elektronik iletişim açısından dünyanın gelişmiş ülkelerinde nasıl bir düzenleme varsa ya da basılı yayın organlarında, medyada nasıl kurallar ve düzenlemeler varsa aynı düzenlemenin elektronik ortamda da olması kaçınılmaz. Aksi takdirde burada özellikle kamu güvenliği açısından olmazsa olmaz bir şey."

Recai Berber, İstanbul Ataşehir ve Ümraniye ilçelerinin sınırları hakkındaki değişiklikle ilgili olarak, komisyonda iki ilçenin belediyelerinin farklı partilerde olmasına bağlı olarak itiraz ettiklerini belirterek bunun siyasi değil idari bir düzenleme olduğunu söyledi. Büyükşehir yasasında E-5 karayolunun sınır olarak belirlendiğini ancak Mustafa Kemal Mahallesi'nin bütün olarak Ataşehir'e dâhil edildiğini ancak mahallenin bir kısmının E-5'in üstünde olduğunu kaydeden Berber, bu sebeple orada bir ihtilaf olduğunu düzenlemenin de bu sorunları ortadan kaldırmak için yapıldığını kaydetti.