2007-03-13 - 15:40
CHP GRUP TOPLANTISI..
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabul edilişinin 86. yıldönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''İhale ve rant, bu iktidarın temel ilgi konusudur'' dedi.
Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın
kabul edilişinin 86. yıldönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.
Milli mücadelenin, alışılmış, sıradan milli kurtuluş mücadelesi olmadığını
belirten Baykal, bu mücadelenin bir boyutunda milli devlet ve istiklal özlemi,
öteki yanında da Batı medeniyetinin kültürünü dayatma girişimine karşı bir inanç
ve maneviyat mücadelesi olduğunu söyledi.
Milli istiklal ve dini kimliğin ayakta tutulması ihtiyacının birlikte
olduğunu, Mehmet Akif Ersoy'un bu iki duyguyu, kendi kimliğinde taşıyan bir insan
olarak, İstiklal Marşına taşıdığını belirten Baykal, istiklal mücadelesinin bütün
aşamalarında bu iki duygunun birlikte olduğunu görmenin de mümkün olmadığını
kaydetti. Baykal, yabancı güçlerin, pek çok din adamını kendi hedeflerine destek
için kullanmayı başardıklarını söyledi.
Dış güçlerin, bir ülkede belli amaçlara ulaşmak için çoğu kere o ülkenin
ulusal kimliğine, dini inançlarını kullanarak sızma ve etkileme yaklaşımı içine
girdiklerini anlatan Baykal, bu duruma örnek olarak Osmanlı İmparatorluğu
döneminde İngilizlerin yaptığı girişimleri gösterdi.

-''ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ''-

CHP lideri Baykal, şöyle konuştu:
''(Gerçek milliyetçilik nedir?) konusuna, bazıları sadece din penceresinden
bakarak cevap verirler, bazıları onunla birlikte milli çıkar penceresinden
bakarak değerlendirmelerini öyle yaparlar. Bazen, din penceresinden bakanlar
milli çıkara ters düşen uygulamalar içine girerler, milli çıkarlara tam karşı
çıkan bir anlayışı, dini anlayışın kisvesi altında götürürler ve bunu
milliyetçilik diye kabul ettirmeye kalkarlar. İşte bu zihin kargaşasından
Türkiyemizi kurtarmak lazımdır. Son zamanlarda bazı araştırmalara yansıyan garip
sonuçların altında yatan budur. Bu ölçülerde baktığınız zaman, hiçbir zaman
milliyetçi sıfatına layık göremeyeceğiniz siyasi hareketlerin, milliyetçi gibi
kabul edildiğine tanık olursunuz. İstiklal savaşımızın ilk yıllarında kendini
göstermiş olan o yanılgı, aradan 90 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki halen devam
etmektedir. Kendini göstermektedir.''
Türkiye'nin bu oyunlara bir daha düşmemesi gerektiğini ifade eden Baykal,
Türkiye'de ırkçı milliyetçilik olamayacağını, milliyetçilik anlayışlarının
Atatürk milliyetçiliği olduğunu söyledi.

-İSTANBUL'UN SORUNLARI-

Son günlerde İstanbul'da yaşanan olayları da değerlendiren Deniz Baykal, bu
olayların, Türkiye'de ortaya çıkan çürümeyi, çözülmeyi, can ve mal güvenliğinin
bulunmadığını, çağdaş bir toplumsal yaşamın bütün temellerinin yavaş yavaş
ortadan kalktığını gösterdiğini kaydetti.
Baykal, İstanbul'un, 15 yıldır AK Parti zihniyeti tarafından yönetildiğini,
altyapı ve trafik sorunlarının çözülemediğini ve bu ortaya çıkan tablodan AK
Parti'nin sorumlu olduğunu savunarak, İstanbul'un hızla yaşanmaz bir hale
dönüştüğünü kaydetti.
Baykal, şöyle konuştu:
''İstanbul, hukukun etkisini kaybettiği, kimsenin kimseye hiçbir sorumluluk
duymadan her şeyi yapma hakkına sahip olabildiği, hırsızlığın, kapkaçın,
yaralamanın, öldürmenin artık sıradan olaylar haline dönüştüğü bir garip metropol
haline dönüşmeye başlamıştır. Bu kabul edilebilir tablo değildir. Bir çürüme, bir
yozlaşma yaşanıyor.''
Bu yozlaşmanın altında, izlenen ekonomik ve sosyal politikalar ile
içeriksiz, kültürsüz ve ideolojisiz siyaset anlayışının çok önemli yer tuttuğunu
belirten Baykal, ''Böyle bir manzara sürdürülemez. AKP, Türkiye'yi perişan
ediyor. İstanbul'u perişan etti. Bundan sonra daha büyük sıkıntılarla karşı karşı
kalacağız. Bu, bütün Türkiye'yi de bekleyen gelecek modeli olarak önümüzde
duruyor. Buna karşı hep beraber ciddi bir tepki göstermek zorundayız'' dedi.

-KENT TRAJEDİLERİ-

Yaşanan olayların büyük kent trajedileri olduğunu ifade eden Baykal, CHP
İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel'in de İstanbul'daki kapkaç olaylarından
payını aldığını anımsattı. Baykal, sorunların kişisel değil, toplumsal boyutu
olduğuna dikkati çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 10 milyar dolarlık bütçesi olduğunu, ancak
metro dahil altyapı sorunlarının çözülemediğini ifade eden CHP Genel Başkanı
Baykal, bütçenin ihale yapılarak harcandığını öne sürdü. Baykal, ''İhale ve rant,
bu iktidarın temel ilgi konusudur. Bu iktidarın, ne İstanbul yönetiminin ne
Başbakanın, gasp, talanla, ölen çocuklarla bir ciddi ilgisi yoktur. Ama rantla,
ihale ile birebir ilişkisi vardır'' diye konuştu.
Dilara Dumrul'un ölümünden sonra, MVM şirketinin patronu ile İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın buluştuğu ve avukatlarının aynı kişi
olduğunun anlaşıldığını anlatan Baykal, işleri ortak avukatın götürdüğünü öne
sürdü.

-''6 TRİLYONUN HESABINI KİM VERECEK?''-

Şirketin ortağının Alman değil Arap olduğunun ortaya çıktığını ifade eden
Baykal, şunları söyledi:
''Çok açık bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye başkanına şu sorular
soruluyor: 12 trilyon liraya alınan bir ihale, onu alan firma tarafından 6
trilyon liraya taşeron firmaya veriliyor mu verilmiyor mu? Taşeron firma, 6
trilyona yapıyorsa, sen nasıl oluyor da 12 trilyon liraya veriyorsun? Senin 12
trilyona verilen bir iş, 6 trilyona yapılabiliyorsa, bunun seni ilgilendiren bir
tarafı yok mu? 12 trilyona verdiğin ihale, niçin o firmaya veriliyor? Nedir o
firmanın özelliği? Başbakanın, bakanların üyesi olduğu bir vakfın üyesi olan bir
kişinin firması, bunu gerçekte yapılabileceği kanıtlanmış olan bedelinin 2 katına
alabiliyor... Şimdi sen, bana bunun hak ettiği için 12 trilyona o firmaya
verildiğini kabul ettirebilir misin? 6 trilyonun hesabını kim verecek? 'Para yok,
metroyu yapamıyorum' diyorsun. Parayı ne carcur ediyorsun eşe dosta? AKP'nin
dostlarına eşlerine...''

-YENİ İDDİALAR-

CHP Genel Başkanı Baykal, Ömerli-Dudullu Çelik Boru hattındaki ihalenin de
12 trilyon liraya Kalyon İnşaata verildiği, Kalyon inşaatın da işi 9.6 trilyon
liraya başka bir şirkete devrettiği öne sürdü. Baykal, bu olayda İstanbul
halkının hakkı olan 2.5 trilyon liranın gittiğini ileri sürdü.
Deniz Baykal, Asya Bölgesi 1. Kısım Su Kanalı İnşaatının da 12 trilyon
liraya Gürgen İnşaata verildiğini, Gürgen inşaatın da 6 trilyona taşeron firmaya
devrettiği ifade ederek, bunların İstanbul'un günlük gerçekleri olduğunu
kaydetti.
Baykal, ''Başbakanın haberi yok mu bunlardan?'' diye sordu.

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanı
seçimini değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı adaylarının 1 ay içinde ilan edilmesi gerekirken, bu konuda
niyet taşıdığını bildikleri kişilerin tavır belirlemediğini ifade eden Baykal, AK
Partililere, bakanlara konu sorulduğunda, ''Başbakan ne derse onu yapacağız''
dediklerini kaydetti.
Türkiye'nin etrafında çok ciddi sorun ve tehlikelerin bulunduğunu, ateş
çemberiyle kuşatıldığını ifade eden Baykal, Türkiye'ye içeriden, dışarıdan, önüne
gelenin meydan okuduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanının kim olacağı konusunda, 70 milyonun bir fikrinin
bulunmadığını kaydeden Baykal, ''Kapalı devre bir cumhurbaşkanlığı adaylığı
süreci yaşıyoruz. Niçin açıklama yapılamıyor? Çünkü olup olamayacağını, olmayı
isteyenler henüz bilemiyorlar'' dedi.

-''ALTINDA GÜVENSİZLİK YATIYOR''-

Baykal, Türkiye Cumhuriyeti'ne cumhurbaşkanlığı seçiminin, AK Parti
mutfağının iç işi değil, Türkiye'nin işi olduğunu vurguladı.
''Siz karışmayın, biz sizin için hazırlarız, pişiririz, önünüze koyarız''
denildiğini belirten Baykal, cumhurbaşkanlığının önlerine konulacak bir tabldot
olmadığını söyledi. Baykal, ''Biz bilmek, görmek istiyoruz. Bir boyunu göstersin,
görelim'' dedi.
Baykal, bunun altında, eziklik, güvensizlik, kaygı, suçluluk duygusu ve
tereddütün bulunduğunu, emrivaki çabası olduğunu savunarak, neden çekinildiğini
sordu.
CHP Genel Başkanı Baykal, bunun dayatılması halinde seçimden önce ve sonra
sıkıntı olacağı uyarısında bulundu.

-''OLMASIN, OLDURMAYIN''-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini savunan
Baykal, şöyle konuştu:
''Çünkü ortaya koyduğu siyaset çizgisi, cumhurbaşkanlığı görev sorumluluğunu
yerine getirmeye elverişli değildir. Türkiye'nin uzlaşma, dayanışmaya ihtiyaç
var. Anayasal kurumlara teker teker savaş açıp, her birine haddini bildirme
kararında bir cumhurbaşkanının, Türkiye'ye yarar getirmesi mümkün değildir.
Başbakan, yargıyla üniversitelerle kavgalı bir cumhurbaşkanı, alt-üst kimlik
tartışmaları açmış bir cumhurbaşkanı, Türk milletinin bir parçası olduğunu
iftiharla söyleyemeyen bir cumhurbaşkanı, Hikmetyar'ın önünde diz çökmüş, süklüm
püklüm bir cumhurbaşkanı, Yasin El Kadı'ya kefil olan bir cumhurbaşkanı, 'millet
isterse laik de değişir', 'Türkiye eyalet sistemiyle yönetilir' diyen bir
cumhurbaşkanı... Olmaz, olmasın, oldurmayın. Oldurmak isteyenlere meydanı
bırakmayın. Türkiye'ye, Anayasa'ya, Cumhuriyet'in ilkelerine sahip çıkın.''

-SAHTE DİPLOMALI GENEL MÜDÜR YARDIMCISI-

Vakıfbank'ın İstanbul'daki bir şube müdürünün, 1994'te İstanbul Büyükşehir
Belediyesinin tüm malvarlığını, bu şubede topladığını ifade eden Baykal, İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı'nın da tüm hesaplarına bu şube müdürünün baktığını
söyledi.
Baykal, şube müdürünün, daha sonra Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı olduğunu
ancak, diplomasının sahte olduğunun ortaya çıktığını belirtti.
Baykal, İstanbul Valisi'nin 9 Nisan 1999'da Başbakanlığa, çok gizli ibareli,
''Her ay yaklaşık 3-4 trilyona yakın paranın, partiye yakın firmalar tarafından
havuz hesaplarına aktarıldığı, bu hesaplardan da adı geçen partinin kuryeleri
vasıtasıyla partiye ve Recep Tayyip Erdoğan'a gittiği...'' ve ''Paraların
Vakıfbank'ta açılan bir hesapta toplandığı, buradan da denetimi imkansız kılmak
için bir çok hesapta dolaştırıldıktan sonra, partiye yakın firma ve şahıslara
aktarıldığı, Akit, Yeni Şafak ve Kanal 7'ye devamlı kaynak aktarıldığı, büyük
miktarlarda naylon fatura keserek, karşılıksız trilyonlarca lirayı parti ve
Büyükşehir Belediye Başkanlığının mutemet şahıslarına verdiği duyumları
alınmıştır...'' yönünde yazı gönderdiğini kaydetti.

-ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİN BAŞINDAKİ KİŞİ-

Bu şubenin hesaplarının denetlenmediğini ifade eden Baykal, ''Sayın Başbakan
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken, belediyenin paralarını off-shore
hesaplara yatırmış mıdır? Bir kamu kuruluşu olan belediye, niçin off-shore hesabı
açmıştır'' sorularını yöneltti.
Bu kişinin sahte resmi belge düzenlemekten yargılandığını ve 2 yıl ağır
hapis cezası aldığını ancak, daha sonra aftan yararlandığını bildiren Baykal,
''Bu kişi, şimdi Erdoğan başbakan olduktan sonra, bütün mali sırlarına vakıf bir
kişi olarak, Başbakanlıkta örtülü ödeneğin başına getirilmiştir. Başkanlıkta
örtülü ödenekten sorumlu kişi, mahkeme kararıyla kesinleşen 2 yıllık ağır hapis
cezası bulunan bir kişidir'' diye konuştu.

-KONUŞMASI 1 SAAT SÜRDÜ-

Bu arada, Meclis Başkanlığının, grup toplantılarının Meclis TV'den yayınının
1 saati aşmaması yönündeki kararının uygulanması, toplantıya yansıdı. Grup
toplantılarında genellikle 2 saat konuşan Baykal, bu kez 13.40'da başladığı
konuşmasını 14.40'da tamamladı.
CHP Genel Başkanı Baykal, Eriklibaba Dergahı Cemevi Başkanı Metin Tarhan'ın
sunduğu plaketi de kürsüde değil, yerinde aldı.
Baykal, SHP'den istifa ederek CHP'ye katılan, Adıyaman'ın Yaylakonak
Belediye Başkanı Hasan Karakaya'ya parti rozetini, grup toplantısından sonra
taktı.