2014-04-17 - 14:38
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Hozat'ta fişleme iddialarına ilişkin alt komisyon raporunun sonuç bölümünün yeniden yazılmasının ardından başka bir toplantıda ele alınmasına karar verdi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Hozat'ta fişleme iddialarına ilişkin alt komisyon raporunun sonuç bölümünün yeniden yazılmasının ardından başka bir toplantıda ele alınmasına karar verdi.
Komisyon, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün başkanlığında toplanarak, Hozat'ta fişleme iddialarıyla ilgili alt komisyon raporu ile Kandıra ve Silivri Ceza İnfaz Kurumları inceleme raporlarını görüştü.
Hozat Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, eski Türkiye'de fişlemenin, hukuk sisteminde olağan olduğunu ifade etti. Hozat'ta yaptıkları incelemelerde bir takım duvarlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Metiner, Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı'nın, Hozat'daki fişleme iddialarına ilişkin dosyaları komisyondan gizlemesini içine sindiremediğini kaydetti. Metiner, "Burada da paralel bir elin devreye girdiğini söyleyebilirim. Bu benim önsezimdir, 'kanıtlayın' derseniz kanıtlayamam. Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı ile ilgili bir şeyler yapılmalı" dedi.
Sadece Hozat değil Türkiye'de bir çok yerde bu dinlemelerin, fişlemelerin yapıldığı kanaatine vardığını ifade eden Metiner, "Hozat'taki fişlemenin de paralel yapının bir faaliyeti olduğu kanaat. Ayrıca bu kişiler teknolojiyi çok iyi kullanıyorlar ve çok az iz bırakıyorlar" diye konuştu.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, 18 sayfalık raporun yetersiz olduğunu söyledi.
Bu konuda uzun bir karşı yazı yazdığını ve bunun bir kitaba dönüştüğünü belirten Aygün, raporda o dönemde görev yapan polislerle ilgili hiçbir vurgunun olmadığını söyledi.
Aygün, fişlemenin nefret suçu olduğunun rapora yazılmasını istedi.
BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, fişlemenin Hozat ile ortaya çıkmadığını, bunun "bir devlet politikası haline geldiğini" iddia etti.
Fişlemenin nefret suçu sayılması gerektiğini söyleyen Bozlak, MİT yasasından sonra fişleme olaylarının daha da kötüye gideceğini savundu.
MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, MİT yasasıyla beraber fişleme ile ilgili bir çok konunun gündeme geleceğini kaydetti. Doğru, nefret suçu sayılmasıyla ilgili görüşlere katıldığını bildirdi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, MİT'in, üniversitede katıldığı yemek boykotu dolayısıyla kendisini fişlediğinin ortaya çıktığını belirterek, kurumun "Uludere'de olayını 12 saat sonra öğrendim" diye komisyona haber gönderdiğini söyledi.
Gök, raporda sorumluların somut olarak ortaya konulmamasının büyük bir eksiklik olduğunu dile getirdi.
AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, MİT Kanunu ile "yeni silahlı güç oluşturulduğuna" ilişkin görüşlerin doğru olmadığını söyledi.
AK Parti'li Metiner, yeniden söz alarak, raporun yeniden düzenlenebileceğini söyledi. Fişlemenin nefret suçu olmasının rapora yazılabileceğini belirten Metiner, "Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı asla bizden bilgi ve belge saklayamaz. Bunun ivedilikle çözülmesi gerekiyor. TBMM'ye bu saygısızlığı yapamaz. Belki o zaman bu işin sorumluları bulunabilir ama biz kendimiz faili bulamadık, keşke sorumluları bulabilseydik ve buradan suç duyurusunda bulunabilseydik" dedi.
Komisyon Başkanı Üstün, raporda fişleme olduğunun açık şekilde belli olduğunu kaydederek, "Malatya Özel Yetkili Başsavcılığın tutumuyla ilgili durumu HSYK'ya bildirelim. HSYK'dan bu konuda gereğinin yapılmasını talep edelim. Sonuçta bir yargısal faaliyet. Bunu gönderelim, takdir etsinler. Kanuni bir eksiklik varsa o da bizim eksiğimiz olsun.
Rapor, olayı fişleme olarak kabul ediyor ve işin üzerini örtmüyor. Fotoğrafı net olarak ortaya koyuyor" dedi.
Üstün, ortaya çıkan görüşler doğrultusunda, raporun sonuç bildirgesinin yeniden yazılarak raporun başka bir toplantıda ele alınmasını önererek, "Kimseye haksızlık etmeden ve olayın kapanmasına da imkan vermeden bir suç duyurusunda bulunalım" dedi.
Daha sonra Silivri ve Kocaeli Kandıra Cezaevi alt komisyon raporu ele alındı.
AK Parti Ağrı Milletvekili Kerim Yıldız, Silivri'de siyasi mahkumların en çok şikayetine konu olan özel yetkili mahkemelerin kapatıldığını, dolayısıyla bu konunun şikayet konusu olmaktan çıktığını söyledi.
Hasta mahkum ve tutukluların durumlarıyla ilgili çalışmanın bulunduğunu ancak bu çalışmanın sonuç vermesi gerektiğini ifade eden Yıldız, "Burada kronik hastalar ve terminal dönemde olan hastalar var. Ağır hasta ve tutuklular, terminal dönemde olanlar için mutlaka bir şeyler yapılması lazım. Adli Tıp Kurumu, rapor işlemlerini hızlandırmalı" dedi.
Yıldız, infaz koruma memurlarının özlük haklarıyla ilgili şikayetlerinin de önemsenmesi gerektiğini kaydetti.
Komisyon Başkanı Üstün de Adli Tıp Kurumu'na yazı yazdıklarını, işleyişin çok yavaş olduğunu, yapılacak bir çok işlemin bu raporlara bağlı olduğunu söyledi.
Komisyon olarak Adli Tıp Kurumu ile görüşme yapacaklarını belirten Üstün, "Bu işlerin biraz daha düzeltilmesi gerekir" dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu da cezaevlerinde yaptıkları incelemelere ilişkin izlenimlerini aktardı.
Komisyon, cezaevleriyle ilgili raporları kabul etti.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu'nun Silivri ve Kandıra cezaevleri inceleme raporunda, "Silivri Ceza İnfaz Kurumları'nda kapasite fazlası mahpusun barındırılmıyor olması memnuniyetle karşılanmıştır" değerlendirmesine yer verildi.
Silivri ve Kandıra cezaevleri inceleme raporları, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda kabul edildi.
Cezaevleri Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu başkanlığında gerçekleştirilen incelemede, Silivri'de incelemede göze çarpan temel fiziki sorunun koğuşların akustik sorunu olduğu belirtildi.
Bu sorunun mahpusların kulak sağlığını ve psikolojilerini olumsuz şekilde etkileyebileceği belirtilerek, sesin yalıtımı için gerekli çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi.
Kampüste sağlık sorunlarına ilişkin iletilen başlıca sorunun diş tedavilerine ilişkin olduğu ifade edilerek, mevzuat gereği koğuşlarda çamaşır makinesi bulundurulamamasının sorun yarattığı belirtildi.
Komisyonun önceki raporunda ifade edilen hususların çözüme kavuşturulduğu görüldüğü ifade edilerek, infaz koruma memurlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin de vurgu yapıldı. Raporda, şu tespitlere yer verildi:
"Silivri Ceza İnfaz Kurumları'nda kapasite fazlası mahpusun barındırılmıyor olması memnuniyetle karşılanmıştır.
Ziyaret edilen hiçbir kurumda infaz koruma memurlarının kötü muamelede bulunduğu iddialarına yer verilmemesi mahpusların genel olarak idareden memnun olunduğu şeklinde değerlendirilmiştir.
Koğuşlarda sesin yoğun şekilde yankılanmasının mahpusların sağlığını olumsuz yönde etkilediği görüldüğünden yankının önlenmesine dönük tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Ceza infaz kurumlarındaki tüm oda ve koğuşlara 24 saat süreyle soğuk ve sıcak su verilmesi memnuniyetle karşılanmıştır. Alınan tedbirlerin diğer ceza infaz kurumlarında da uygulamaya geçirilmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.
Mahpusların ailelerinin ikamet yeri ve çevresinde barındırılmayı talep ettiği görülmüştür. Bu talebin son derece insani olduğu ve yeni yapılan ceza infaz kurumlarına gerçekleştirilecek nakillerde, öncelikli olarak, cezalarını ailelerinden uzakta infaz edilenlerin durumunun dikkate alınmasının gerektiği düşünülmektedir.
Mahpusların kişisel eşyalarının çamaşır makinesi vasıtasıyla yıkanmasını temin edecek düzenlemelerin özellikle kalabalık koğuşlarda temizlik şartlarının sağlanması ve kendi elbiselerini yıkamada güçlük çeken mahpuslar açısından isabetli olacağı değerlendirilmektedir.
Dilekçelerin takibine imkan tanıyacak sorgu numarasının kendilerine verilmediği kimi mahpuslarca dile getirilmiştir. Dilekçe hakkının Anayasa tarafından güvenceye alındığı hatırlanarak, bu hakkın korunmasına ilişkin tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Ceza infaz kurumlarının çalışma şartlarının zorluğu ve çalışmak için son tercih edilen kurumlar arasında bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle zor çalışma şartlarının gereği olarak ve nitelikli personel istihdamını artıracağı düşüncesiyle personel özlük haklarında yapılacak iyileştirmeler memnuniyetle karşılanacaktır."
Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü inceleme raporunda da, avukat görüşme odasının koridordan şeffaf camla ayrılıyor olmasından kaynaklı şikayetin, soyut iddialar üzerine kurulduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
Diğer taraftan uygulamanın bazı kurumlarda yeni olması sebebiyle, uygulamadan kaynaklı somut ve detaylı unsurlar barındıran hak ihlali iddialarının Komisyona intikali durumunda, somut olay üzerinden konunun yeniden değerlendirilmesinin her zaman için mümkün olduğu ifade edildi.
Raporda, "Ayrıca kendi yaşamsal ihtiyaçlarını gideremeyecek derecede ağır hasta oldukları düşünülen mahpusların durumları hakkında Cezaevi idaresinden bilgi alındıktan sonra bu mahpusların durumları ve kendileri hakkında yapılan işlemlere yönelik Adli Tıp Kurumu başkanlığı nezdinde işlemlerinin hızlandırılması noktasında girişimlerde bulunulmuştur" bilgisi verildi.
Komisyon, AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün başkanlığında toplanarak, Hozat'ta fişleme iddialarıyla ilgili alt komisyon raporu ile Kandıra ve Silivri Ceza İnfaz Kurumları inceleme raporlarını görüştü.
Hozat Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, eski Türkiye'de fişlemenin, hukuk sisteminde olağan olduğunu ifade etti. Hozat'ta yaptıkları incelemelerde bir takım duvarlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Metiner, Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı'nın, Hozat'daki fişleme iddialarına ilişkin dosyaları komisyondan gizlemesini içine sindiremediğini kaydetti. Metiner, "Burada da paralel bir elin devreye girdiğini söyleyebilirim. Bu benim önsezimdir, 'kanıtlayın' derseniz kanıtlayamam. Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı ile ilgili bir şeyler yapılmalı" dedi.
Sadece Hozat değil Türkiye'de bir çok yerde bu dinlemelerin, fişlemelerin yapıldığı kanaatine vardığını ifade eden Metiner, "Hozat'taki fişlemenin de paralel yapının bir faaliyeti olduğu kanaat. Ayrıca bu kişiler teknolojiyi çok iyi kullanıyorlar ve çok az iz bırakıyorlar" diye konuştu.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, 18 sayfalık raporun yetersiz olduğunu söyledi.
Bu konuda uzun bir karşı yazı yazdığını ve bunun bir kitaba dönüştüğünü belirten Aygün, raporda o dönemde görev yapan polislerle ilgili hiçbir vurgunun olmadığını söyledi.
Aygün, fişlemenin nefret suçu olduğunun rapora yazılmasını istedi.
BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, fişlemenin Hozat ile ortaya çıkmadığını, bunun "bir devlet politikası haline geldiğini" iddia etti.
Fişlemenin nefret suçu sayılması gerektiğini söyleyen Bozlak, MİT yasasından sonra fişleme olaylarının daha da kötüye gideceğini savundu.
MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, MİT yasasıyla beraber fişleme ile ilgili bir çok konunun gündeme geleceğini kaydetti. Doğru, nefret suçu sayılmasıyla ilgili görüşlere katıldığını bildirdi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, MİT'in, üniversitede katıldığı yemek boykotu dolayısıyla kendisini fişlediğinin ortaya çıktığını belirterek, kurumun "Uludere'de olayını 12 saat sonra öğrendim" diye komisyona haber gönderdiğini söyledi.
Gök, raporda sorumluların somut olarak ortaya konulmamasının büyük bir eksiklik olduğunu dile getirdi.
AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, MİT Kanunu ile "yeni silahlı güç oluşturulduğuna" ilişkin görüşlerin doğru olmadığını söyledi.
AK Parti'li Metiner, yeniden söz alarak, raporun yeniden düzenlenebileceğini söyledi. Fişlemenin nefret suçu olmasının rapora yazılabileceğini belirten Metiner, "Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı asla bizden bilgi ve belge saklayamaz. Bunun ivedilikle çözülmesi gerekiyor. TBMM'ye bu saygısızlığı yapamaz. Belki o zaman bu işin sorumluları bulunabilir ama biz kendimiz faili bulamadık, keşke sorumluları bulabilseydik ve buradan suç duyurusunda bulunabilseydik" dedi.
Komisyon Başkanı Üstün, raporda fişleme olduğunun açık şekilde belli olduğunu kaydederek, "Malatya Özel Yetkili Başsavcılığın tutumuyla ilgili durumu HSYK'ya bildirelim. HSYK'dan bu konuda gereğinin yapılmasını talep edelim. Sonuçta bir yargısal faaliyet. Bunu gönderelim, takdir etsinler. Kanuni bir eksiklik varsa o da bizim eksiğimiz olsun.
Rapor, olayı fişleme olarak kabul ediyor ve işin üzerini örtmüyor. Fotoğrafı net olarak ortaya koyuyor" dedi.
Üstün, ortaya çıkan görüşler doğrultusunda, raporun sonuç bildirgesinin yeniden yazılarak raporun başka bir toplantıda ele alınmasını önererek, "Kimseye haksızlık etmeden ve olayın kapanmasına da imkan vermeden bir suç duyurusunda bulunalım" dedi.
Daha sonra Silivri ve Kocaeli Kandıra Cezaevi alt komisyon raporu ele alındı.
AK Parti Ağrı Milletvekili Kerim Yıldız, Silivri'de siyasi mahkumların en çok şikayetine konu olan özel yetkili mahkemelerin kapatıldığını, dolayısıyla bu konunun şikayet konusu olmaktan çıktığını söyledi.
Hasta mahkum ve tutukluların durumlarıyla ilgili çalışmanın bulunduğunu ancak bu çalışmanın sonuç vermesi gerektiğini ifade eden Yıldız, "Burada kronik hastalar ve terminal dönemde olan hastalar var. Ağır hasta ve tutuklular, terminal dönemde olanlar için mutlaka bir şeyler yapılması lazım. Adli Tıp Kurumu, rapor işlemlerini hızlandırmalı" dedi.
Yıldız, infaz koruma memurlarının özlük haklarıyla ilgili şikayetlerinin de önemsenmesi gerektiğini kaydetti.
Komisyon Başkanı Üstün de Adli Tıp Kurumu'na yazı yazdıklarını, işleyişin çok yavaş olduğunu, yapılacak bir çok işlemin bu raporlara bağlı olduğunu söyledi.
Komisyon olarak Adli Tıp Kurumu ile görüşme yapacaklarını belirten Üstün, "Bu işlerin biraz daha düzeltilmesi gerekir" dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu da cezaevlerinde yaptıkları incelemelere ilişkin izlenimlerini aktardı.
Komisyon, cezaevleriyle ilgili raporları kabul etti.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu'nun Silivri ve Kandıra cezaevleri inceleme raporunda, "Silivri Ceza İnfaz Kurumları'nda kapasite fazlası mahpusun barındırılmıyor olması memnuniyetle karşılanmıştır" değerlendirmesine yer verildi.
Silivri ve Kandıra cezaevleri inceleme raporları, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda kabul edildi.
Cezaevleri Alt Komisyon Başkanı, AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu başkanlığında gerçekleştirilen incelemede, Silivri'de incelemede göze çarpan temel fiziki sorunun koğuşların akustik sorunu olduğu belirtildi.
Bu sorunun mahpusların kulak sağlığını ve psikolojilerini olumsuz şekilde etkileyebileceği belirtilerek, sesin yalıtımı için gerekli çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi.
Kampüste sağlık sorunlarına ilişkin iletilen başlıca sorunun diş tedavilerine ilişkin olduğu ifade edilerek, mevzuat gereği koğuşlarda çamaşır makinesi bulundurulamamasının sorun yarattığı belirtildi.
Komisyonun önceki raporunda ifade edilen hususların çözüme kavuşturulduğu görüldüğü ifade edilerek, infaz koruma memurlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin de vurgu yapıldı. Raporda, şu tespitlere yer verildi:
"Silivri Ceza İnfaz Kurumları'nda kapasite fazlası mahpusun barındırılmıyor olması memnuniyetle karşılanmıştır.
Ziyaret edilen hiçbir kurumda infaz koruma memurlarının kötü muamelede bulunduğu iddialarına yer verilmemesi mahpusların genel olarak idareden memnun olunduğu şeklinde değerlendirilmiştir.
Koğuşlarda sesin yoğun şekilde yankılanmasının mahpusların sağlığını olumsuz yönde etkilediği görüldüğünden yankının önlenmesine dönük tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Ceza infaz kurumlarındaki tüm oda ve koğuşlara 24 saat süreyle soğuk ve sıcak su verilmesi memnuniyetle karşılanmıştır. Alınan tedbirlerin diğer ceza infaz kurumlarında da uygulamaya geçirilmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.
Mahpusların ailelerinin ikamet yeri ve çevresinde barındırılmayı talep ettiği görülmüştür. Bu talebin son derece insani olduğu ve yeni yapılan ceza infaz kurumlarına gerçekleştirilecek nakillerde, öncelikli olarak, cezalarını ailelerinden uzakta infaz edilenlerin durumunun dikkate alınmasının gerektiği düşünülmektedir.
Mahpusların kişisel eşyalarının çamaşır makinesi vasıtasıyla yıkanmasını temin edecek düzenlemelerin özellikle kalabalık koğuşlarda temizlik şartlarının sağlanması ve kendi elbiselerini yıkamada güçlük çeken mahpuslar açısından isabetli olacağı değerlendirilmektedir.
Dilekçelerin takibine imkan tanıyacak sorgu numarasının kendilerine verilmediği kimi mahpuslarca dile getirilmiştir. Dilekçe hakkının Anayasa tarafından güvenceye alındığı hatırlanarak, bu hakkın korunmasına ilişkin tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Ceza infaz kurumlarının çalışma şartlarının zorluğu ve çalışmak için son tercih edilen kurumlar arasında bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle zor çalışma şartlarının gereği olarak ve nitelikli personel istihdamını artıracağı düşüncesiyle personel özlük haklarında yapılacak iyileştirmeler memnuniyetle karşılanacaktır."
Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü inceleme raporunda da, avukat görüşme odasının koridordan şeffaf camla ayrılıyor olmasından kaynaklı şikayetin, soyut iddialar üzerine kurulduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
Diğer taraftan uygulamanın bazı kurumlarda yeni olması sebebiyle, uygulamadan kaynaklı somut ve detaylı unsurlar barındıran hak ihlali iddialarının Komisyona intikali durumunda, somut olay üzerinden konunun yeniden değerlendirilmesinin her zaman için mümkün olduğu ifade edildi.
Raporda, "Ayrıca kendi yaşamsal ihtiyaçlarını gideremeyecek derecede ağır hasta oldukları düşünülen mahpusların durumları hakkında Cezaevi idaresinden bilgi alındıktan sonra bu mahpusların durumları ve kendileri hakkında yapılan işlemlere yönelik Adli Tıp Kurumu başkanlığı nezdinde işlemlerinin hızlandırılması noktasında girişimlerde bulunulmuştur" bilgisi verildi.
