2012-03-06 - 13:40
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır'daki kazılarda insan kemiklerinin bulunmasına ilişkin, ''Kafatası ve kemiklerin bir asrı aşan mazisi vardır. Bu durum karşısında, Başbakan Erdoğan mahcubiyetten, erken konuşarak düştüğü bölücülük tuzağından sonra, nasıl bir pişmanlık emaresi gösterecek?'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısındaki konuşmasına, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, başladı.

Bugüne kadar, farklı zamanlarda gerek çocuk yetiştirme yurtlarında, gerekse de bakımevlerinde bir çok skandal olayın patlak verdiğini savunan Bahçeli, işiten herkesin kanını donduran, ciğerini parçalayan bu rezaletin, sözde ileri demokrasi altında gerçekleşmesinin meselenin bir başka kasvetli yönünü oluşturduğunu söyledi.

Bahçeli, yaşanan insanlık trajedilerinde adı geçenlerin, AK Parti'nin yetkilendirdiği ve tayin ettiği kişiler olduğunu savunarak, ''Pozantı M Tipi Çocuk ve Gençlik Cezaevinde meydana gelen ahlaksızlıklar ve utanç verici olaylar tablosu, bir bakıma iktidarın gevşek ve cesaretlendirici uygulamalarından feyiz almıştır. Ne var ki sözü edilen cezaevinde bulunan bir grup çocuğun; tacize, tecavüze ve şiddete maruz kalması hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği, göz ardı edemeyeceği ahlak faciası olarak AKP yönetiminin alnına kazınmıştır'' dedi.

''Pozantı'daki pisliğin, işlenen insanlık dramının; müfettiş soruşturmasıyla ve 200 çocuğun Ankara Sincan Çocuk Kapalı Cezaevi'ne nakledilmesiyle temizlenmesi ihtimal dahilinde değildir'' diyen Bahçeli, hükümete, cinsel nitelikli suç ve saldırıların, Sincan Cezaevi'nde vuku bulması durumunda ise ne yapacağını sordu.

Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Suç örgütlerine aman vermedik, çetelerin hakkından geldik, göz açtırmadık'' türünden beyhude sözlerine son vererek, yönetimi altında bulunan insanlık müsvettelerine vakit geç olmadan başını çevirerek, hadlerini bildirmesi gerektiğini ifade ederek, parti olarak konunun takipçisi olacaklarını bildirdi.

Adıyaman'daki bazı evlerin işaretlenmesine de değinen Bahçeli, evlerine işaret konulanların çoğunluğunu Alevilerin oluşturmasının kendilerini son derece endişelendirdiğini söyledi.

Bahçeli, Türkiye'nin yakın geçmişinde, maalesef bu kapsamda çok acı deneyimler yaşandığını anımsatarak, şöyle konuştu:

''Kime ve neye hizmet ettiği az çok belli olan; Alevi-Sünni, ilerici-gerici, laik-anti laik kutuplaşmaları ve ideolojik düşmanlıklar, hem ülke hem de millet olarak telafisinde zorluk çektiğimiz ağır sonuçlara kapı aralamıştır. Ne yazık ki sonu olmayan husumet dalgası bir dönemimizi heba etmiştir. Kışkırtmalar, tertipler, ajitasyonlar ve bir kaşık suda koparılan fırtınalar, hepimizi olumsuz etkilemiştir. Bizim anlayışımızda, Türk milletinin hiçbir ferdinin, bir diğerinden üstünlüğü ve fazlalığı yoktur.

Kökeni, kimliği, meşrebi, mezhebi ne olursa olsun; ay yıldızlı al bayrağımızın etrafında toplanan, milletimize ait olmaktan dolayı iftihar eden, vatanımıza evi gibi bakan, tarihimize toz kondurmayan herkes bizim için yeri dolmayacak bir değerdir. İster Alevi olsun, ister Sünni; ister Doğulu olsun, isterse de Batılı, biz herkesi bir gördük, eşitlik prensibi içinde beraber kabul ettik. Herkes eşittir Türkiye derken maksadımız buydu.

Bu itibarla mezhep çekişmesinin fitilini ateşlemeye, bizi kümelere dağıtmaya; zihnen, fikren ve kalben ayırmaya ve bölmeye çalışanlara şüphesiz tahammülümüz yoktur ve hiçbir şart altında da olmayacaktır.''

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in konuyla ilgili açıklamalarının, kendilerini tatmin etmediğini vurgulayan Bahçeli, ''AKP'li bu bakana göre, evlere konulan işaretler, ancak çocukların yapabileceği yüksekliktedir ve üç Alevi olmayan vatandaşımızın evi de işaretlenmiştir. Ancak bu sığ ve basit izahat ve tevil gayreti bizim açımızdan doyurucu ve teskin edici değildir. İşaretlemeler çocukça bir iş olsa bile, yine de konunun üzerine gidilmeli, varsa arkasındaki azmettirici unsurlar, kavga bekleyen mihraklar ortaya çıkarılmalı ve katiyen hafife alınmamalıdır.'' diye konuştu.

Bahçeli, eline tutuşturulan suç aletleriyle sokakları, caddeleri savaş alanına çeviren, polisi taşlayan çocukların arkalarında kimlerin durduğunu herkesin bildiğine dikkati çekti.

''Temenni ederiz ki Adıyaman'daki ev işaretlemeleri bir çocuk işi olsun ve yalnızca oyundan ibaret kalsın'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Ev işaretlemeleriyle ilgili sürecin seyri ve ilerleyişi ne olursa olsun; Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz şunu bilsinler ki can bildiklerimizi, canımız olarak gördüklerimizi; biz kendimizden ayrı tutmayız, kendimizden farklı değerlendirmeyiz.

Hiçbir zaman endişeye, korkuya kapılmalarını istemeyiz, çünkü biz Alevi kardeşlerimizin hakkını her şart altında savunuruz, sahipleniriz ve Alevileri bağrımıza basarız.

Gelin canlar bir olalım, iri olalım, iyi kalalım ve ilelebet birlikte diri duralım.

Etnik ve mezhep huzursuzluğundan ganimet uman küstahlara, birbirimize düşmemizi gözleyen hıyanet simalarına el ele, gönül gönüle vererek Türk milletinin kudretini birlikte gösterelim.''

Öte yandan, grup toplantısı öncesinde salonda bulunan kadınlara, 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla kırmızı gül dağıtıldı.

Bahçeli, partisinin, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Diyarbakır'daki arkeolojik kazılarda rastlantı eseri ortaya çıkan kemik ve kafataslarının, AK Parti ile birlikte ''yapışık ikizi'' olarak nitelediği BDP'ye altın tepsi içinde istismar ve kara çalma fırsatı verdiğini savundu.

Bulunan kemikler üzerinden siyasi ve ideolojik rant kapısı oluşturulmaya gayret edildiğini ileri süren Bahçeli, manşetler yoluyla, sanki Diyarbakır'da toplu kıyım olmuş gibi yayın yapıldığını ve yalan haberlerle iktidarın ekmeğine yağ sürüldüğünü ifade etti.

Bahçeli, tüm bu ihanet seferberliğinin, kazılarda bulunan kemiklerin en az yüz yıllık olduğunu gizleyemediğine işaret ederek, şöyle konuştu:

''Madem bulunan kafatası ve kemiklerin bir asrı aşan mazisi vardır, bu durum karşısında, Başbakan Erdoğan mahcubiyetten, erken konuşarak düştüğü bölücülük tuzağından sonra, nasıl bir pişmanlık emaresi gösterecek- Bu kapsamda Başbakan Erdoğan özür dileyecek midir? Yoksa başka faili meçhul kazı işine girerek; elinde kürek, sırtında kazma, arkasında iftiracı ve yaygaracı yandaşlarıyla birlikte, her karışında şehit olan vatan topraklarını kazmaya devam edecek midir-

Sayın Başbakan kemikler çıktı, kafatasları bulundu, seni tebrik ediyoruz. Ama bu kemikler senin umduğun, düşündüğün, propaganda malzemesi yaptığın ve beklediğin kemikler değildir. Bütün bunlara rağmen, izleyen süreçte sen kemiğin derdinde ol, biz doğruların ve gerçeklerin peşinde olalım. Sen inanç tacirliği yaptığın gibi kemik tüccarlığına da soyun, biz ise milletimizin birliğini ve kardeşliğini savunmayı sürdürelim. Ve sen kemik bulmaya çok meraklıysan, çok değil, Afyonkarahisar'ın Kocatepe'sine kadar toprağı kaz ve altında sere serpe yatan kahramanları gör ve haklarını teslim et.

Aklından bir an olsun çıkarma ki sen Türk milletini toprak altı etmeden, bu büyük millet; zihniyetini ve hükümetini gün gelecek inşallah sandık altı yapacaktır.''

Türk Lirası'nın yeni sembolü konusuna da değinen Bahçeli, paranın başına ucube bir rumuz iliştirildiğini ileri sürdü.

Bahçeli, belirlenen simgenin, güvenin ve paranın artan değerinin sembolü olarak takdim edildiğini dile getirerek, şunları söyledi:

''Yeni para simgemizin hiçbir estetik yanı, hızlı algılanabilir ve göze hoş gelen bir tarafı ve kolayca benimsenecek bir içeriği yoktur. Milli kimliğimizle, kültürümüzle, bizi biz yapan değerlerle bu remizin uzaktan yakından bir bağı bulunmamaktadır. Hepsinden önemlisi paranın gücü ve itibarı simgelerle değil, güçlü ve üreten ekonomik yapıyla birebir bağlantılıdır.

Şayet Türk lirasıyla dünyanın her köşesinde alışveriş yapılıyorsa, rezerv ve değer saklama aracı olarak görülüyorsa, bu takdirde mesele yoktur ve paramız hak ettiği yere gelmiş olacaktır. Ancak Merkez Bankasında yabancı para biriktirmekle övünen AKP hükümeti, bu hedefin yanından bile geçememiştir.

Ayrıca duyurulan simgenin hangi yandaş mahzeninde projelendirildiği, bunun karşılığında nelerin vaat edildiği, bu işten kimlerin menfaat elde ettiği soruları da belirsizliğini korumuştur.''

Bulunan para simgesinin, maliyet ve yeni masraf kapıları ve tedavüldeki paraların çekilmesinin getireceği yeni sorunlar anlamına geldiğini belirten Bahçeli, ''Konyalının, Giresunlunun, Sinoplunun, Manisalının, Şırnaklının ve Mersinlinin kaybetmesi anlamına gelmektedir. AKP yandaşlarının ise kazanması ve bunun üzerinden banka hesaplarını daha da kabartmaları mümkün olacaktır. Simge olarak tayin edilen çıpa yolsuzluğa demir atmak, usulsüzlüğe kılıf hazırlamak ve AKP'ye yeni gemi almaktır. Üstü örtülemeyecek kadar açık bir gerçektir ki paranın başına simge getirmek, milletimizin başına çorap geçirmekten farksızdır. Fakat bunun da hesabı bir gün sorulacak, simgenin ışığıyla gözleri kamaşanlar, millet iradesinin ateşiyle ayılacaklardır'' diye konuştu.

Devlet Bahçeli, geçen hafta İstanbul'da polis midibüsüne yapılan saldırı ile Yargıtay binasının önünde patlatılan bombada can kaybı yaşanmamasının en büyük tesellileri olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan'ın İmralı canisiyle müzakere edip, Kandil'e haberleşme hatları inşa ederken eşkıyaların şehirleri bombalarla doldurduklarını iddia eden Bahçeli, kanlı ellerin, hükümete bombayla mesaj verdiğini, ihanet tekliflerinin kabul edilmesini istediğini savundu.

Bahçeli, son günlerde yaşanan saldırıların, sivil ve masum insanların birinci dereceden ve direkt terör tehdidinin yörüngesine girdiğinin göstergesi olduğunu anlattı.

Demokratik Toplum Kongresinin geçen hafta Diyarbakır'da düzenlenen bir toplantısında, kepazelik olarak nitelediği ''sözde Kürt marşı'' okunmasına değinen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Huşu içinde bölücülüğün mısralarını seslendirenler, Türk milletine açıkça meydan okumuşlardır. Yine Diyarbakır'da, düzenlenen bir konferans esnasında, salona Türk bayrağı asılmamış, bunun yerine sözde Peşmerge paçavrası açılmıştır.

Başbakan Erdoğan, eğer biraz milli gururu ve irfanı varsa, bu sefil bölücü bataklığını kurutmak amacıyla aldığı millet yetkisinin gereğini yerine getirmelidir.

Bu aziz ülkede; millet tektir, devlet tektir, vatan tektir, dil tektir ve bayrak tektir ve o da ilhamını şehit kanından almış, uğruna her fedakarlık yapılmış Türk bayrağıdır. Ülkü birdir, tarih birdir, marş birdir ve bu da bağımsızlığımızın mısralarını barındıran milli seslenişimizdir. Vatanımızın şafaklarında dalgalanan al sancağımız, dillerde arşa uzanan istiklalimizin dizeleri, Allah'ın izniyle, en son ocağımız tütene kadar baki kalacaktır.''
(13:40)