2013-01-30 - 14:37
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'da değişiklik yapan teklifi ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Disiplin Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.

Gündemdışı söz alan CHP'li Küçük, ülke insanlarının, polisten dayak yemeden, biber gazına maruz kalmadan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından; yargılanma konusu olmaksızın düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinden protesto hakkından sonuna kadar yararlanması gerektiğini dile getirdi. Küçük, şunları söyledi:

''Başbakan'dan atama isteyen öğretmenin polisler tarafından yaka paça alandan çıkarılmasının amacı gözdağı vermektir. Bu yalnızca atama isteyen o öğretmenin başına gelmemiştir. Yoldan geçerken gözaltına alınan ve 2 ayı aşkın süredir tutuklu bulunan İstanbul Üniversitesi öğrencisinin başına da gelmiştir, tıpkı Pınar Selek'in başına geldiği gibi... Binlerce insanın başına geldiği gibi. AK Parti iktidarının insan hakları ihlali konusundaki sicili her geçen gün kabarmaktadır. Her muhaliften, terör suçlusu yaratmayı başaran kolluk ve yargı sistemimiz mevcut.''

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, yerel gazete ve televizyon çalışanlarının sorunlarıyla ilgili, AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç da Kazım Karabekir'in hayatıyla ilgili gündemdışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2-B arazilerinin satışına ilişkin kanun teklifinin 1. maddesi kabul edildi.

Kabul edilen maddeye göre, hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların bedeli, taşınmazın 400 metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde 50'si; fazlası için rayiç bedelin yüzde 70'i üzerinden hesaplanacak. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması halinde, yüzde 50 satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanacak.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ve MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır'ın ortak imzasıyla verilen ve kabul edilen önergeyle, maddeye yeni bir fıkra eklendi. Buna göre, bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi halinde yüzde 50 satış bedelinin hesaplanması, taşınmazın sadece 400 metrekaresi için ve hak sahiplerinin hisselerine oranlanarak uygulanacak.

Daha önce başvuru bedeli yatırmadan yapılan başvurular ile bundan sonra yapılacak başvurular, başvuru bedeli alınmaksızın geçerli kabul edilecek.

Önceki kanunda, 2-B arazisinin satış bedelinin tamamı rayiç bedelin yüzde 70'i üzerinden hesaplanıyordu.

Maddede verdikleri önerge üzerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Nisan ayında kanunun kabulünden bu yana geçen 9 aylık süre içinde, 500 bine yakın vatandaşın başvurduğunu ve beklediğini söyledi. Hamzaçebi, ''Fiyatları tarttınız, bu rakam fazla, şimdi düzeltme teklifi getirdiniz. Hiç şüphesiz Nisan'da kabul edilen kanuna göre adımdır ama derde deva, sorunu çözecek nitelikte değildir. Vatandaşların sorunu, bu düzenlemeye rağmen çözülmeyecektir'' dedi.

Hamzaçebi, Nisan'da kabul edilen kanun ile orman köylüsünün desteklenmesine yönelik kanunun yürürlükten kaldırıldığını anımsattı. Hamzaçebi, 2-B kanununun ilk hedefinin, orman köylüsünü desteklemek olması gerekirken, teklifte buna yönelik hiçbir şeyin bulunmadığını kaydetti. Hamzaçebi, bu arazilerin asıl hak sahibinin, orman köylüsü olduğunu ifade etti.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, devlet ile millet arasında kangrenleşen bu sorunu toptan çözecek bir düzenlemeyi birlikte çıkarma çağrısında bulundu.

Türkiye'nin İstanbul'dan, bu sorunun da Beykoz'dan ibaret olmadığını anlatan Şandır, ''Kocaeli, Sakarya, Kastamonu, Çanakkale, ülkenin her bölgesinde bu sorunun çıkmasının nedeni devlet. Bu sorunu doğru çözmüyorsunuz. 400 metrekarede fiyat indirimi yapıyorsunuz da niye 500, bin metrekarede değil-'' diye sordu.

Şandır, köylünün, ekip, biçtiği 2-B arazilerinde emeğinin olduğunu ifade ederek, bunun yok sayılarak, ''rayiç bedelden alacağım'' denilmesinin, zulüm olacağını savundu. Şandır, ''Tümünde rayiç bedeli yüzde 50'ye indirelim'' dedi.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, orman içi köylüsü ile orman alanında fabrika, golf sahası, beş yıldızlı otel yapanın aynı kefeye konulması halinde burada adaletten bahsedilemeyeceğini belirtti.

Öte yandan, bugün yapılacağı duyurulan Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu toplantısı, Genel Kurul'da 2-B teklifinin görüşülmesi dolayısıyla yarına ertelendi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 2-B kapsamında şu ana kadar 481 bin 748 kişinin başvurusu olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2-B arazilerinin satışına ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri sürüyor.

Teklifin 2. maddesi üzerinde soruları yanıtlayan Yılmaz, 75 milyonun hakkı korunarak bir kanun hazırlandığını dile getirdi.

2-B kapsamında toplam 591 bin 913 parsel bulunduğunu; 671 bin 980 kullanıcı olduğunu bildiren Yılmaz, 2-B kapsamında şu ana kadar 481 bin 748 kişinin başvurusu olduğunu söyledi.

Başvuru sayısının yüzde 70'in üzerine çıktığını belirten Yılmaz, 400 metrekare kadar rayiç bedelin yüzde 50'si üzerinden hesaplanacak olmasının, zenginleri korumak amacıyla değil, gecekonduda yaşayan fakir fukara için yapıldığını ifade etti. Yılmaz, ''Zengin adam 400 metrekarede villa yapmaz, kesmez'' dedi.

2-B arazilerinin satışında, taşınmazların 400 metrekareye kadar olan kısmı, rayiç bedelin yüzde 50'si esas alınarak hesaplanacak.

TBMM Genel Kurulu'nda, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'da değişiklik yapan teklif, kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların bedeli, taşınmazın 400 metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde 50'si; fazlası için rayiç bedelin yüzde 70'i üzerinden hesaplanacak.

Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması halinde, yüzde 50 satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanacak.

Bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi halinde yüzde 50 satış bedelinin hesaplanması, taşınmazın sadece 400 metrekaresi için ve hak sahipleri hisseleri oranlanarak uygulanacak.

Daha önce başvuru bedeli yatırmadan yapılan başvurular ile bundan sonra yapılacak başvurular, başvuru bedeli alınmaksınız geçerli kabul edilecek.

Önceki kanunda, 2-B arazisinin satış bedelinin tamamı rayiç bedelin yüzde 70'i üzerinden hesaplanıyordu.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, teklifin görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Bozdağ, ORKÖY Genel Müdürlüğü'nün kapatıldığını ancak buradaki hizmetlerin, şimdi tek elden, başarılı şekilde yürütüldüğünü söyledi. Bozdağ, 2010'da 53 milyon lira, 2011'de de 70 milyon lira desteğin bulunduğunu bildirdi.

Rayiç bedellerin yüksekliğine ilişkin eleştiriler üzerine Bozdağ, ''Rayiç bedel tespiti, Devlet İhale Kanunu uyarınca belediye, ticaret ve sanayi odaları, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden oluşturulmak suretiyle taşınmazın imar durumu, belediye hizmetlerinden yararlanma durumu gibi özellikleri dikkate alınarak, illerde defterdarlık ve ilçelerde mal müdürlüklerince ve ilgili kanun uyarınca Maliye uzmanlarınca yapılıyor. Rayiç bedelin tespiti ve buna ilişkin gerekli kontroller objektif kriterler uygulanarak yapılıyor. Türkiye'nin her yerinde rayiç bedelin olması mümkün değildir. Bu düzenleme özel değil, ülke genelinde uygulanacak genel bir düzenlemedir'' diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, TSK Disiplin Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

Tasarının tümü üzerindeki MHP Grubu adına söz alan Sakarya Milletvekili Münir Kutluata, yasaların, aradan çok kısa süre geçmesine rağmen tekrar tekrar Genel Kurul gündemine geldiğini söyledi.

Teklifin zamanlamasının yanlış olduğunu savunan Kutluata, düzenlemenin şimdi gündeme getirilmesinin; TSK'nın bir ihtiyacını karşılamaktan çok, ordu üzerinde oynanan oyunların dikkatten kaçırılması, meşru gösterilmesi arzularına hizmet edeceği endişesini taşıdıklarını dile getirdi. Kutluata, şunları kaydetti:

''Türk ordusuna uygulanan yıpratma ve itibarsızlaştırma kampanyası; Türk milletinin ayrıştırılması kampanyası; terör örgütüne alan, etkili kılma, baş edilemez gibi gösterme, bölücü talepleri karşılama talepleri; Türk halkının borçlandırılması ve fakirleştirilmesi süreçleri, aşamalı ama düzenli biçimde bir arada götürülmektedir.

Bugün bir tarafta hapse atılmış bir ordu, diğer tarafta hükümetin müzakere masasına oturduğu bir terör örgütü vardır.

Türk ordusu şuursuz siyasetçilerin hakaretlerine maruz kalmaktadır.

Mesele darbe hazırlığı olanların yargılanması olsaydı, şimdiye kadar varsa cezaları alırlardı. Buna kimsenin bir diyeceği yoktur ama mesele yıpratmak olunca bugünkü tablo ortaya çıkmıştır.''

Kutluata, ''Suriye sınırındaki mayınlı alanların temizlenmesinin bir İsrail firmasına verilmesi konusunda kanun çıkarılırken, Suriye'nin başına bu işlerin geleceği biliniyor muydu-'' sorusunu yöneltti.

''Dünyanın bugününde, geleceğinde var olabilmek için millet olmak mecburiyetindesiniz'' ifadesini kullanan Kutluata, ''(İngiliz değiliz) diyen İngiltere, (Fransız değiliz) diyen Fransa, (Yunan değiliz) diyen Yunanistan olabilir mi, olamaz ama (Türk değiliz) diyen Türkiye olur, öyle mi-'' diye konuştu.

Kutluata, Türk milletinin varlığını reddetmenin, bu toprakların vatan yapılmasını reddetmek olacağını söyledi.

CHP Grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, ''AK Parti Grubunun Meclis'i çalıştırma yöntemleriyle hareket edersek biz daha çok askerlikle, 2-B ile ilgili yasa çıkarırız'' dedi. Moroğlu, şunları dile getirdi:

''Yanlış uygulamalara, operasyonlara son vermek için, bu uygulamaları yok etmek için bir düzenleme yapmazsanız, hangi düzenlemeyi yaparsanız yapın, TSK'da disiplini ve moral değerleri sağlayamazsanız.

Başbakan 'Neredeyse komuta kademesinde gönderecek subay kalmıyor' diyor. Bunu 11 yıllık Başbakan diyor. Bir ülkenin Başbakan'ı böyle diyorsa biz ne yapalım- Bu yurttaş ne yapsın, Bu AKP milletvekilleri ne yapsın-

TSK'da görev yapan, adaletli, eşitlikli, liyakate göre terfi etmeyi bekleyenler adına, yurttaşlarımız adına soruyoruz; bütün bunların sorumlusu kim- Biz miyiz- Bunları düzeltmeden konuşacağımız kanun, disiplini sağlayamaz.''

Son 10 yılda TSK'da 965 kişinin intihar ettiğini belirten Moroğlu, ''Bizce bir çoğu intihar değil. Bu intiharların sorumlusu kim- Bir çok kaybettiğimiz askerin sorumlusu PKK diyebilirsiniz- Bu ölümlerin sorumlusu kim-'' diye sordu.

BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, bedelli askerlikteki yaş sınırı ve ödenecek miktarın yüksekliğinin, bedelli askerlik yapmak isteyenleri zor durumda bıraktığını söyledi.

15 aylık zorunlu askerliğin eziyet haline getirildiğini, birçok kişinin çocuğunu askere göndermek istemediğini savunan Zenderlioğlu, askerliğin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Toplumda bazı kişilerin askerliği reddetmesinin, demokratik ve insani hak olduğunu ifade eden Zenderlioğlu, vicdani reddin kabul edilmemesinin, toplumda rahatsızlıklara neden olduğunu söyledi.

Zenderlioğlu, ''Bir insan kan dökmek, öldürmek istemiyor, düşüncelerinden dolayı emirle askerlik yapmak istemiyorsa parlamento öncelikle bu sese kulak vermelidir. Son 20 yılda kışlalarda yaşanan asker ölümleri başlı başına sorun haline gelmiştir. Kışlalardan, her gün şüpheli bir asker ölümü haberi geliyor'' dedi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, milletin en güvendiği kurumlardan biri olan TSK'nın, milletin hakkını çalacağı ve gasbedeceğinin düşünülemeyeceğini belirterek, ''Darbeyi bir çete yapar. Bu çetenin içinde basın, üniversite, işadamı, siyasetçi ve TSK içinde görev yapan kimseler vardır. Çetenin diğer unsurları, TSK içinde görev yapanları öne sürerek, milletin, darbeyi TSK'nın yaptığı zannına kapılmasını isterler'' dedi.

TSK Disiplin Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda devam ediyor.

Yılmaz, tasarının tümü üzerinde yaptığı konuşmada, TSK personeli hakkında disiplin uygulamalarının yargıya taşındığını, buradan alınan sonuçların değişik tarihlerde AİHM'e götürüldüğünü, AİHM'in de askerlere verilen oda hapsi cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu yolunda kararlar verdiğini belirti.

AİHM'de açılan dava sayısının 60 olduğunu, bunlardan 10'unun Türkiye aleyhinde sonuçlandığını bildiren Yılmaz, ''Diğerleri mahkeme gündemindedir. Tasarı yasalaşırsa, AİHM'e yapılan başvurularda, hak ihlallerin gereği de yerine getirilmiş olmaktadır'' dedi.

Bir milletvekilinin, ''Bu yasanın ne acelesi var'' dediğine işaret eden Yılmaz, ''Her gün AİHM'de mahkum olmak, Türkiye'ye ne kazandırır- Mahkumiyete yol açan hukuk kurallarını değiştirirsek, Türkiye'nin itibarı yükselmez mi- Milletvekillerinin asli görevi, Türkiye'nin itibarını yükseltmek değil mi-'' diye sordu.

Yılmaz, bu tasarının, ihtiyaçtan doğduğunu kaydetti.

Tasarı hakkında bilgi veren Yılmaz, daha önce yapılan düzenlemeyle, bedelli asker için 30 bin liranın yarısının başvuru, diğer yarısının başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde 2 taksitle ödeme imkanı getirildiğini anımsattı. Yılmaz, ancak ikinci taksitin ödeme süresini geçiren yaklaşık 2 bin 500 vatandaşın, yasa gereği bedelli askerlikten çıkarıldığını, bunun da mağduriyete yol açtığını söyledi.

Yılmaz, ''Düzenlemeyle belirlenen bedelin yarısını ödemek suretiyle başvurusu kabul edilenlerden, ikinci taksit için öngörülen 6 aylık süreyi geçirenler ve ilk taksitini geri alanlar ile şartları taşıdığı halde 15 Haziran 2012'ye kadar başvuruda bulunmayanlara, bedelli askerlik hizmetinden yararlanmak için yeni haklar tanınmıştır'' diye konuştu.

Bakan Yılmaz, TSK'daki intiharlara yönelik eleştirileri de yanıtladı.

TSK'nın, bu milletin ordusu olduğunu, bu milletin içinden çıktığını dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türk toplumunun içinde ne gibi bir hastalık varsa bilin ki aynı hastalık TSK içinde de vardır. Çünkü milletinin bir parçası. TÜİK'in Türkiye geneline ilişkin yayınladığı intihar istatistikleri incelendiğinde, ülke genelindeki intihar eğilimi ve davranışlarının, yaş grubu, eğitim seviyesi, coğrafi bölge, il dağılımı gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ayrılmaz bir parçası olan TSK'ya da taşındığı görülmektedir. İntihar davranışı açısından TSK personelinde, benzer yaş ve cinsiyet grupları açısından sivil örneklerden daha farklı bir epidemilojik veri bulunmamaktadır. Türkiye genelinde intihar eden 20-24 yaş aralığı, en fazla intiharın meydana geldiği yaş aralıklarından biri olduğu, askerlik hizmetinin de bu yaş grubunda yapılması nedeniyle intihar davranışının askeri ortama taşınabileceği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda yıllara bağlı olarak son 10 yılda intihar oranlarında yüz binde 32'den yüz binde 15'e azalma söz konusudur.

Alınan tüm önlemlere rağmen birliklerde vefatla sonuçlanan herhangi bir kaza, olay meydana geldiğinde vefat eden personelin ailesine garnizon komutanlıkları vasıtasıyla bilgi verilmekte, ailenin talebi halinde kazanın oluş şeklinin, ilk ağızdan dinlemeleri sağlanmakta, mümkün olduğunca zihinlerde bir şüphe kalmamasına çalışılmaktadır. Ölümle sonuçlanan tüm olaylarda, adli soruşturmanın yanı sıra idari soruşturma da yapılmakta, her olay kayıt altına alınmaktadır. Ayrıca ailenin verilen bilgiler dışında belge talep etmesi halinde, bu belgelerin adli makamlardan talep edilmesi konusunda bilgilendirme yapılmaktadır. Bugüne kadar kayıtlarımızda inceleme yapılmayan, şüpheli durumda bırakılan herhangi bir olay bulunmamaktadır.

Bulaşıcı olduğu bilimsel olarak kanıtlanan intiharların, günümüzdeki iletişim ve haberleşme imkanları göz önünde alındığında toplumun diğer kesimleri tarafından süratle öğrenilmesi, etkilenmesi söz konusudur. Bu durum, TSK'yı olduğu kadar ülke geneli için de intihar bulaşıcılığı riskini artırmaktadır. İntihar bulaşıcılığını engel olmak amacıyla intihar ve intihar olaylarının medyada yer alması konusunda dikkatli olunması gerektiği değerlendirilmektedir.''

Milli Savunma Bakanı Yılmaz, TSK'nın darbe ve açılan davalarla ilgili suçlandığına işaret etti.

Yılmaz, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu raporunda da yer aldığı gibi darbenin, milletin vermediği yönetim hakkının, milleten çalınması ve gasbedilmesi olduğunu kaydetti.

Milletin en güvendiği kurumlardan biri olan TSK'nın, milletin hakkını çalacağı ve gasbedeceğinin düşünülemeyeceğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

''Darbeyi bir çete yapar. Bu çetenin içinde basın, üniversite, işadamı, siyasetçi vardır ve TSK içinde görev yapan kimseler de vardır. Çetenin diğer unsurları, TSK içinde görev yapanları öne sürerek, milletin, darbeyi TSK yaptığı zannına kapılmasını isterler. Ancak millet, basiretli sağduyusunu her zaman gösterdi ki bu yapılan doğru değildir. Cuntaya destek veren siyasetçilere yönetim, iktidar hakkını hiçbir zaman vermedi. 1960'da da günümüzde de 'şartlar tamam olursa, ihtilal meşru olur' diyenler ile 'Darbeler, baskıların arttığı dönemlerde ortaya çıkıyor' diyen zihniyetin arasında hiçbir fark yoktur. Biz Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'yle Türkiye'yi güçlendirmek istiyoruz.''

AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, tasarının getirdiği yenilikler hakkında bilgi verdi. Ünal, disiplin mevzuatının tek bir kanunda toplandığını, sivil memurların kapsam dışı tutulduğunu, disiplin cezası vermede subay ve astsubay arasında ayrımın kaldırıldığını, disiplin mahkemesi ibaresinin disiplin kurulu olarak değiştirildiği, disiplin kurulunun vereceği cezaların yeniden belirlendiğini anlattı.

**** HABERİN DEVAMINI " İLGİLİ DÖKÜMANLAR " BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****