2025-12-21 - 23:02
2026 YILI BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE SON GÜN
TBMM Genel Kurulu, 2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.

Kurtulmuş, birleşimi açtıktan sonra yaptığı konuşmada, bütçe görüşmelerinin Genel Kurul'da 8 Aralık'ta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın sunumuyla başladığını hatırlattı.

Bugün sona erecek bütçe görüşmeleri kapsamında 13 birleşim ve 35 oturumda yaklaşık 154 saat mesai yapıldığını anlatan Kurtulmuş, 1206 sayfalık tutanak tutulduğunu belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Bu görüşmeler kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcımız, 17 bakanımız ve 457 milletvekilimiz olmak üzere toplam 1208 söz hakkı talebi karşılanmıştır." dedi.

Genel Kurul'da daha sonra bütçenin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi ve ilk sözü MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı aldı.

Görüşmeleri AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da izliyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, görüşmeler öncesinde MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin yanına giderek tokalaştı. AK Parti Genel Başkanvekili Ala da Bahçeli, Dervişoğlu ve Bakırhan ile selamlaştı.

CHP Genel Başkanı Özel, Genel Kurul Salonu'na girdikten sonra genel başkanlarla ve AK Parti Grubu ile de tokalaştı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz da genel başkanlarla selamlaştı.

2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde MHP Genel Başkan Yardımcıları Mustafa Kalaycı ve İsmail Faruk Aksu, bütçenin tümü üzerinde MHP adına söz aldı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile siyasi istikrara ve öz güvene kavuştuğunu söyledi.

Türkiye'nin, yeni yönetim sistemiyle diplomasiden ekonomiye, enerjiden savunma sanayisine, sağlıktan kültüre, terörle mücadeleden egemenlik çıkarlarını müdafaaya kadar her alanda göz doldurduğunu dile getiren Kalaycı, çok yönlü ve insani dış politika anlayışıyla bölgesel gelişmelerin belirleyicisi ve küresel düzeyde etkili aktör konumuna geldiğini belirtti.

Türkiye'nin, Filistin halkının haklarını korumak, İsrail'in soykırım saldırılarını durdurmak ve uluslararası camianın harekete geçmesini sağlamak için aktif diplomatik çaba gösterdiğine dikkati çeken Kalaycı, "Türk askerinin Gazze'de oluşturulacak barış gücü içinde yer alma önerisi İsrail'i korkutmuş, Filistinlilerde büyük umut ve heyecan oluşturmuştur. Türk beklenendir, Türk özlenendir, Türk adalet, merhamet ve barışın timsalidir." dedi.

Esnaf ve sanatkarların toplumun ve ekonominin istikrar unsuru ve orta direği olduğunu dile getiren Kalaycı, esnafı korumak ve rekabet gücünü artırmak için perakende sektörüne yönelik düzenlemenin yapılmasını, AVM ve büyük market zincirlerinin şehir merkezinde şube açmalarının kurallara bağlanmasını ve pazar günleri kapalı olmalarının sağlanmasını istedi.

Kalaycı, esnafın vergi ve prim borçlarının yapılandırılmasına dair taleplerinin de dikkate alınmasını istedi.

- "Organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalı"

Ahlaki kirlilik ve yozlaşmanın yaygınlık kazandığını ifade eden Kalaycı, Türkiye'de "yolsuzluk ve rüşvet iddialarının ayyuka çıktığını" söyledi.

Kalaycı, "Yolsuzluk bataklığını kurutmak, mutlak bir zorunluluktur. Herkes, ahlaki sorumlulukla elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin helal rızkını çalan hortumculardan, organize yolsuzluk şebekelerinden mutlaka hesap sorulmalıdır. Yolsuzluk cezaları ağırlaştırılmalı, caydırıcılığı sağlanmalıdır." diye konuştu.

Siyasi partilerin ve siyasetçilerin gelir kaynaklarının, seçim harcamalarının etkin biçimde denetlenmesini ve kamuoyunun bilgisine sunulmasını isteyen Kalaycı, milletvekillerinin yapamayacakları işlerin kapsamının genişletilmesini, milletvekilliği dışında elde edilen gelirlerin beyan edilmesini istedi.

Kalaycı, milletvekili dokunulmazlığının, kamu vicdanının onaylayacağı makul esaslara bağlanmasını da talep etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin doğasına uygun, ihtiyaç duyulan anayasal ve yasal değişikliklerin yapılması gerektiğini ifade eden Kalaycı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Demokratik standartların yükseltilmesi amacıyla hak ve özgürlükleri öne çıkaran, demokratik, kapsayıcı, mutabakata dayalı, milletimizin beklentilerine uygun yeni bir anayasayla Türkiye'yi ayak bağlarından tümüyle kurtarmalıyız. Meclis İçtüzüğü, yenilikçi bir anlayışla düzenlenmeli, Meclisin ve siyasetin itibarına da zarar veren kısır tartışmalara ve zaman kayıplarına artık son verilmeli, yasama kalitesi sağlanmalıdır. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarını yeniden düzenlemeli ve siyasi etik kanununu çıkarmalıyız."

- "Moral ve motivasyon kaybına uğradıklarını dile getirmek zorundayız"

Kalaycı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen önergeyle 2026 yılı bütçe kanunu teklifine 375 sayılı KHK'ye ekli ilgili cetvelde yer alan kariyer meslek kadrolarında bulunanlar ve mali hakları mevzuatı uyarınca ilgili cetvelde yer alan kadrolar esas veya emsal alınarak belirlenenler ile bazı yöneticilerin mali haklarına yönelik düzenlemenin eklendiğini fakat bu hükmün Genel Kurulda önergeyle geri çekildiğini hatırlattı.

Kariyer personelinin büyük hayal kırıklığı yaşadığını, moral ve motivasyon kaybına uğradığını dile getiren Kalaycı, "Zaten özlük haklarındaki ciddi gerilemeye bağlı olarak mesleki itibarlarını önemli ölçüde kaybeden kariyer uzman ve denetim elemanlarının kamudan ayrılmaları nedeniyle birçok bakanlık ve kurumumuz büyük sıkıntı çekmektedir. Bu sıkıntının daha da büyüyeceği mutlaka görülmelidir. MHP olarak tüm kariyer meslek mensupları özlük haklarının zaman geçirilmeden iyileştirilmesi gerektiği görüşündeyiz. Kariyer personelinin merkez-taşra diye ayrılmasını da doğru bulmuyoruz." ifadelerini kullandı.

Kamu çalışanlarının aylıklarına ocak ayında yapılacak artışta bütçe imkanları çerçevesinde ilave refah payı verilmesinin uygun olacağını vurgulayan Kalaycı, ayrıca birinci dereceye gelen memurlara 3600 ek gösterge verileceğine inandıklarını söyledi.

Asgari ücrete değinen Kalaycı,"MHP olarak 2026 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenmesinde çalışanların geçim şartlarının göz önünde bulundurulacağına inanıyoruz." dedi.

Mustafa Kalaycı, emekli aylığı bağlama sisteminde kişilerin daha çok istihdamda kalmasını da teşvik edecek şekilde aylık bağlama oranlarının artırılmasını ve güncelleme katsayısının belirlenmesinde büyümeden tam pay verilmesini gerekli gördüklerini vurguladı.

Kalaycı, MHP olarak emekli aylıklarına ocak ayında yapılacak artışta ilave refah payı verilmesi ve emekli aylıkları arasındaki eşitsizliklerin kademeli şekilde giderilmesi görüşünde olduklarını dile getirdi.

Türkiye'nin milli birlik ve kardeşliğin tahkim olduğu barış ve huzurun kalıcılaşacağı döneme girdiğini belirten Kalaycı, "Terörsüz Türkiye, devlet politikasına dönüşen milli ve tarihi bir hedeftir. Bazı provokasyonların varlığına, iç ve dış kaynaklı sabote etme girişimlerine, bazı kara propaganda, istismar ve iftiralara rağmen aşama aşama sonuca doğru gidilmektedir." şeklinde konuştu.

- "Ayrıyı, gayrıyı bir kenara bırakıp hep birlikte Türkiye olacağız"

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu da bugün yaşanan birçok sorunun temelinde ahlaki kirlilik ve yozlaşmanın yaygınlık kazanmasının bulunduğunu söyledi.

Bu durumun, devlet ve toplum hayatında ahlak ve kalitenin tesisinin önemini gösterdiğini ifade eden Aksu, şunları kaydetti:

"Kültürel ve ahlaki erozyonun önlenmesi için milli değerlerin yozlaşmasına ve medeniyet telakkisinin kaybolmasına izin verilmemeli, feragat ve fedakarlığın, dürüstlük, ahlak ve adaletin, devlet malına sahip çıkmanın erdemi çocuklarımıza öğretilmelidir. Yozlaşma ve yolsuzluklarla kararlı mücadeleyi kurumlara güven ve demokrasinin sağlıklı işlemesi bakımından hayati önemde görüyoruz."

Aksu, kamu çalışanlarının tamamını kapsayan, statü, ünvan veya kuruma bağlı ücret adaletsizliğini gideren, hakkaniyete uygun personel rejimi düzenlemesine ihtiyaç bulunduğunu belirterek, bu şekilde çalışma barışının ve verimliliğin artırılabileceğini dile getirdi.

2026 yılı asgari ücret görüşmelerinin başladığını hatırlatan Aksu, "2026 yılı asgari ücret görüşmelerinin, üretimin devamlılığının, emeğin, alın terinin ve geçim şartlarının dikkate alındığı bir mutabakatla sonuçlanmasını temenni ediyoruz." dedi.

Herkesin mali gücüne göre vergi ödediği, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alındığı adaletli vergi sisteminin tesisini öngördüklerini ifade eden Aksu, bu amaçla başlatılan reform çabalarını kıymetli bulduklarını söyledi.

"Terörsüz Türkiye" hedefine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aksu, "Terörsüz Türkiye" girişimiyle sağlanan huzur, güçlenen demokrasi ve öngörülebilirliğin ekonomik istikrarın da teminatı olacağına inandıklarını vurguladı.

Aksu, "Terörsüz Türkiye vizyonuyla on yıllardır terörün demokrasi üzerindeki yıkıcı etkisini ortadan kaldırarak muasır medeniyet ülküsünün en önemli gereklerinden olan demokratik hukuk devleti ilkesini daha da güçlendireceğiz. Ayrıyı, gayrıyı bir kenara bırakıp hep birlikte Türkiye olacağız. Milli birliği, milli kimliği ve milli devleti koruyacak, bin yıllık kardeşliğimizi yaşatacağız." değerlendirmesinde bulundu.

2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sezai Temelli, bütçenin tümü üzerinde partileri adına söz aldı.

Koçyiğit, 2026 yılı bütçesinin sermayeden, faiz lobilerinden ve silahlanmadan yana olduğunu iddia etti.

Halkın vergileriyle yapılan bütçenin sermayenin sorunlarını çözmekle meşgul olduğunu ileri süren Koçyiğit, bütçenin "halkın sorunlarına çözüm üreten bir bütçe" gibi sunulmasını kabul etmediklerini bildirdi.

Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili yürütülen politikaların bütçede karşılığının bulunmadığını savunan Koçyiğit, "Barış bütçesi, kaynakların çatışmacı politikalara değil eğitime, sağlığa, adalete, alınan ücretlere ve maaşlara ayrılması demektir." diye konuştu.

Yıllardır "Kürt sorunu" başlığı altında tartışılan "meseleyi", barışla kurulacak yeni ve demokratik bir geleceğin anahtarı gördüklerini ifade eden Koçyiğit, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugün ihtiyacımız olan dil, yaşananları inkar etmeyen ama onu kader haline de getirmeyen, acıları yarıştırmak yerine paylaşan, iyileştirmeyi, onarıcı adaleti hedefleyen, ayrıştırmayı değil, ortak yaşamı büyüten bir dildir. Gelinen aşamada, acıları anlatmakla yetinemeyiz, asıl sorumluluğumuz, benzer acıların bir daha yaşanamayacağı bir geleceği, bir yaşamı, bunun hukukunu inşa etmektir. Yıllardır barışa, adalete, demokrasiye susamış halklarımıza yeni bir söz, yeni bir irade, yeni bir kurucu ve demokratik siyaset borcumuz vardır."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun "meselenin" çözüm adresinin Meclis olduğunun "kabulü" şeklinde algılandığını ifade eden Koçyiğit, Komisyon heyetinin İmralı ziyaretini de "tarihi bir adım" olarak niteledi.

Koçyiğit, barış süreçlerinin, barışın aktörlerini yok sayarak değil hakikatin kabulüyle ilerleyeceğini ifade ederek, "Birlikte yaşamak istiyorsak bu sorunu birlikte çözmek zorundayız. Devlet aklıyla siyasal, toplumsal aklın buluşacağı yer tam da burasıdır, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir, yani toplumun iradesini temsil eden kurucu siyasetin çatısıdır." ifadelerini kullandı.

Demokratikleşme için hak temelli yeni bir toplumsal sözleşmenin yapılmasını isteyen Koçyiğit, "Kalıcı barışın, güçlü demokrasinin, ortak ve eşit yaşamın hukuki güvenceye bağlanması bir zaruret olarak önümüzde durmaktadır." dedi.

Koçyiğit, "sürecin" hukuki gerekliliklerini yerine getirmek için devlet aklının siyaset ve hukuk aklıyla buluşması gerektiğini belirterek, gündelik siyasetin öncelikleriyle değil, 86 milyonun önceliklerine ve ihtiyaçlarına göre hareket edilmesini istedi.

"Sürecin kıyısında, köşesinde duranları, suya sabuna dokunmayanları da bu sürecin içinde, merkezinde bizzat öznesi, paydaşı olmaya çağırıyoruz." diyen Koçyiğit, şöyle devam etti:

"El ucuyla değil, tüm benliğimizle bu sürece sarılmamız gerekiyor çünkü halkın siyaset kurumundan en temel beklentisi budur. Silahlı çatışma iklimi bir daha dönülmemek üzere geride bırakılacağına göre çatışmalı dönemin siyasette, yargıda, bürokraside, idari sistemde ve ekonomide yarattığı 40-50 yıllık statükoyla bu ülke daha fazla yol alamaz. Her alanda değişimin, dönüşümün önünün açılması gerekir."

Koçyiğit, geleneksel yaklaşımların ve ezberlerin artık terk edilmesinin önemini değinerek, topyekun bir demokratikleşme hamlesinin başlatılması gerektiğini dile getirdi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, şöyle devam etti:

"Dilde barış varsa elde barış olmalıdır. Barış hukukun içine oturmalıdır. Önümüzdeki dönemin temel anahtarı barış aklıdır, çözüm aklıdır. Barış ve çözüm aklının devlette de siyasette de bir dönüşüm süreci olarak kendisine yaşam alanı bulması gerekir. Artık sözden pratiğe geçilmesinin vakti gelmiştir."

- "Enflasyon, bir yanıyla gizli vergilemedir"

DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli, 2026 yılı bütçesinin neoliberal bir karaktere sahip olduğunu, bu anlayışla hiçbir yapısal sorunun çözümünün mümkün olmadığını savundu.

Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Temelli, enflasyonla mücadele performansının bile bütçenin ne kadar "kifayetsiz" olduğunu gösterdiğini ileri sürdü.

Temelli, şöyle konuştu:

"Bütün dünyada enflasyon rekoru bizde. OECD, AB üyesi ülkelerle karşılaştırdığımızda Türkiye'de ciddi bir hayat pahalılığı var. Enflasyon devam ediyor. Enflasyon bir yanıyla da gizli vergilemedir. Yani enflasyon sadece mali tabloları bozmakla kalmaz, bu gizli vergileme nedeniyle de halkın üzerine yeni yükler getirir. Bir taraftan hayat pahalılığı bir taraftan, enflasyon vergilemesi. Yani bu fiyat istikrarsızlığı aslında halkın katlandığı büyük bir yük. Enflasyon sermaye için kardır. Sermaye enflasyonu sever. Bakmayın 'istikrar istiyoruz' diye konuşmalarına. Enflasyonu severler çünkü karlarına kar katıyorlar. Kar artışlarına baktığınızda bunu görmeniz mümkün."

Türkiye'deki vergi sistemini de eleştiren Temelli, halkın üzerindeki vergi yükü arttıkça adaletsizliğin de büyüdüğünü, vergi yapısında değişim yapılmadığını, dolaylı vergilerin payıyla dolaysız vergilerin payı karşılaştırıldığında yapısal sorunların neden çözülmediğinin ortaya çıktığını belirtti.

DEM Parti Grup Başkanvekili Temelli, hükümetin açıkladığı büyüme rakamlarına değinerek, şu ifadeleri kullandı:

"Büyüyor muyuz? Büyüyoruz, bunu inkar etmek mümkün değil. Kişi başına milli gelirin neredeyse 18 bin dolara ulaştığını söylediniz, bu da doğru. Peki, her büyüme iyi bir büyüme mi? Eğer bu büyüme sağlıklı bir gelişmeye vesile olsaydı, beraberinde bu yapısal sorunları çözerdi. Büyüdük, kişi başına geliri 18 bin dolara getirdik. Ücretler ne oldu? Ortalama ücretler bile asgari ücretin etrafında dolaşıyor ve asgari ücret açlık sınırında."

Tarımda küçülmeye bağlı yoksulluğun ortaya çıktığını ifade eden Temelli, bu koşullarda çiftçilik yapmanın anlamını yitirdiğini, çiftçilerin, sorunlarının çözülmesi gerekirken, daha çok borçlandırıldığını, bunun da şehirlere fiyat artışı ve gıda yoksulluğu şeklinde yansıdığını öne sürdü.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde, CHP Grubu adına, Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ile Malatya Milletvekili Veli Ağbaba söz aldı.

CHP Grup Başkanvekili Başarır, Sayıştayın asli görevinin bütçenin nereye, nasıl harcandığını inceleyerek, hukuki ve mali bir denetim yapmaktan geçtiğini anlattı. Bu görevi millet adına TBMM'nin yaptığını kaydeden Başarır, "Üzülerek söylüyorum, günden güne eriyen bir rapor, bulgu topluluğu var. Sayıştay görevini yapmıyor." diye konuştu.

Başarır, bütçe görüşmelerinde bazı milletvekillerinin her konuda muhalefeti ve CHP'yi suçladığını dile getirdi. Bu eleştirilere cevap veren Başarır, "2002'de dış borç 132 milyar dolarken, bugün 548 milyar dolara muhalefet mi çıkardı?" sorusunu yöneltti.

2026'da geçerli olacak asgari ücretin ne kadar olacağına dair yapılan tartışmalara değinen Başarır, asgari ücretin alım gücüne dair daha önce et, süt ve altın üzerinden kıyaslama yaptıklarını aktardı.

Başarır, şöyle devam etti:

"Ben başka bir örnek vereyim. Tüm gençlerin, çalışanların hayali, 'iPhone' marka bir telefon almak. Bugün benim ülkemde bir asgari ücretli bu telefona sahip olmak için 135 gün çalışmak zorunda ama İsviçre'de 4, Almanya'da 10, Fransa'da 12 gün çalışmak zorunda."

Başarır, Türkiye'de doğal gaz ve petrol çıkarılmasını desteklediklerini ancak dünyada enerji fiyatları yüzde 36 azalırken, Türkiye'de ise yüzde 36 arttığını dile getirdi.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameye de değinen Başarır, "4 bin sayfalık iddianamenin 3 bin 500 sayfası ifadesini değiştirenler ve gizli tanıklar. Mesaj var mı, banka hesaplarında bir tek kuruş para var mı, telefon dinlemesi var mı? Hiçbiri yok arkadaşlar, sadece kirli bir algı var." dedi.

- "Bir tane yapısal reformunuz yok"

CHP Grup Başkanvekili Emir, 2026 yılı bütçesi ile iktidarın ekonomi, sağlık ve eğitim politikalarına ilişkin eleştirilerde bulundu.

Türkiye'nin büyüme rakamlarının gerçeği yansıtmadığını ileri süren Emir, "Aslında enflasyondan dolayı büyüme rakamları yüksek görünüyor. Çünkü parasal bollaşma var. Fiyatları 10 kat artırmışsınız, para genişlemiş ve rakamsal olarak büyümüş görünüyorsunuz ama gerçekte küçülüyorsunuz. İşçinin, emekçinin, yoksulun sofrasında ekmek küçülüyor. Enflasyonu çıkarınca büyüme konusunda dünyanın gerisindesiniz. Sizin büyüme yalanınız vatandaşın cebine yansımıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Emir, ülkede işsizliğin azalmadığını, aksine arttığını öne sürerek, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturmanın da ekonomiye büyük zarar verdiğini iddia etti.

Hükümetin, enflasyonu düşürme programının başarısız devam ettiğini savunan Emir, şu ifadeleri kullandı:

"Yoksulların, asgari ücretlinin, emeklinin, memurun zammını azaltarak enflasyonu düşürebileceğinizi zannediyorsunuz. Türkiye'deki enflasyonun temel kaynağı talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonudur. İnsanların bir şeyi talep edecek halleri kalmadı, cepler boş. Cepte 3 kuruş varsa ekmek alıyor, alabilirse zeytin, peynir alıyor. Yapısal reform diyorsunuz, bir tane yapısal reformunuz yok."

Emir, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na büyük bir cesaret ve samimiyetle katıldıklarını, siyasetin atması gereken adımlarda öncülük etmeye kararlı olduklarını belirtti.

Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uyulmadığını, kayyum uygulamalarının sürdüğünü ifade eden Emir, şöyle konuştu:

"Bu ülkede eğer yapılabilirse ki, bunu umuyoruz, diliyoruz, her türlü pozitif katkıyı vereceğiz, bir 'Eve Dönüş Yasası'nı, bu Meclis zemininde, herkesi rahatlatacak, barışımızı artıracak, kimseyi yaralamayacak bir yasa için katkı vermeye hazırız. Ama bütün bu yapılanları görmezden gelmenin olanaklı olmadığını da sizin anlamanız lazım. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuyor. Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında ne yaptınız? Bütün bunlar aslında toplumsal barışın alt başlıkları değil mi?"

- "Bu bütçe halkın sofrasına 'hayır' getirmiyor"

CHP Malatya Milletvekili Ağbaba, kürsüye, yoksul vatandaşlara ait olduğu iddia edilen fotoğraflar ve CHP'nin bir kurultayında çekildiği belirtilen bir fotoğrafla çıktı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ağbaba'dan, konuşmanın Genel Kurul salonunda yapıldığının belli olması için kürsünün arkasına yerleştirdiği fotoğrafı yan tarafa kaydırmasını istedi. Bu sırada CHP ve AK Parti'li milletvekilleri arasında laf atmalar yaşandı.

Konuşmasında, "2026 yılının bütçenin halkın sofrasına 'hayır' getirmediğini" öne süren Ağbaba, asıl vergi alınması gerekenlerden, üretmeden kazananlardan yeteri kadar vergi alınmadığını, vergi yükünün, işçinin, emekçinin sırtında bindiğini belirtti.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturmayı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianameyi eleştiren Ağbaba, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'na ve CHP'ye kumpas kurulduğunu" iddia etti.

TBMM Genel Kurulunda, 2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde AK Parti Grup başkanvekilleri söz aldı.

AK Parti Grup Başkanvekili Gül, milletin her şeyi çok iyi gördüğünü ve kendilerine 24. bütçeyi yapma yetkisini verdiğini dile getirdi.

Türkiye Yüzyılı'nı kurma hedefiyle çalıştıklarını ifaden eden Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yollarına devam ettiklerini belirtti.

İktidarları döneminde çok sayıda yatırıma imza attıklarını anlatan Gül, milletin kendine olan güvenini artırdıklarını vurguladı.

Gül, "Özgüvenle 'Türkiye her şeyin üstesinden gelir' diyen anlayışı ortaya koyduk. Başarılarımızın arkasında devletle millet arasındaki kaynaşma var. Cumhuriyet'imiz ne zaman kök salsa kökü budanmaya çalışıldı. Darbelerle, vesayetlerle, muhtıralarla milletin önü kesilmeye çalışıldı. Bu ülke ne zaman kenetlense karşımıza düşmanlar çıkarıldı." diye konuştu.

Başörtülü öğrencilerin üniversitede okumasının engellendiğini hatırlatan Gül, ülkücülere yapılan zulümleri bildiklerini kaydetti.

Gül, Türkiye'nin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını değiştiren reformları hayata geçirdiklerinin altını çizdi.

Kürtçeyi "bilinmeyen dil" tanımlamasından uzaklaştırdıklarını anlatan Gül, Kürtçe yayın yapan televizyon kurulduğunu anımsattı. Abdulhamit Gül, 28 Şubat'ın antidemokratik uygulamalarını imha ettiklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik Brüksel'deki ifadelerini hatırlatan Gül, "Milletin oylarıyla seçilmiş ve her zaman milletten başka hiçbir irade, güç tanımayan, 'Milletin iradesinden başka güç tanımıyorum' diyen Recep Tayyip Erdoğan, tek adam değildir, milletin adamıdır, seçilmiş meşru Cumhurbaşkanı'dır. Otoriter yönetim arayanlar önce kendi tarihine baksın. Yurt dışında, seçilmiş Cumhurbaşkanı'na 'otoriter' açıklamasıyla, eleştirisiyle ülkesini şikayet etmek, milli iradeyi istiskal etmektir. Hiç yakışmıyor." değerlendirmesinde bulundu.

- "Milletin karşısına 'umut' diye çıkardığınız kişiye vebalı muamelesi yapıyorsunuz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her zaman milleti yanına aldığını dile getiren Gül, vesayete değil, millete dayandıklarını vurguladı.

CHP'yi eleştiren Gül, İstanbul'da, Ankara'da temel belediye hizmetlerini yürütmekten aciz bir yönetimin bulunduğunu söyledi.

Gül, "Milletin karşısına 'umut' diye çıkardığınız, arkasında durduğunuz kişiye vebalı muamelesi yapıyorsunuz. Altılı masa kurdunuz, 'Umudumuz Kılıçdaroğlu' dediniz. Nerede o umut? Bir günde bıraktınız." şeklinde konuştu.

TBMM'de "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını anlatan Gül, Türkiye'nin 50 yılının terörle mücadeleyle geçtiğine işaret etti.

Yeni bir döneme girildiğinin, Terörsüz Türkiye sürecinin birliği, beraberliği güçlü şekilde devam ettireceğini belirten Gül, 2026'nın reform yılı olacağını kaydetti.

Yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Gül, "12 Eylül darbecilerinin yaptığı Anayasa artık Türkiye'yi taşıyamamaktadır. Türkiye, yeni, sivil, özgürlükçü anayasayı yapmak zorundadır. Herkesin, 'Benim anayasam' diye sahipleneceği anayasayı hep birlikte yapmak boynumuzun borcudur." ifadelerini kullandı.

- "Artık Türkiye durdurulamaz, durdurulamayacaktır"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, partisinin iktidarları döneminde yapılanları anlattı.

Yatırımları artıracaklarını belirten Akbaşoğlu, Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilenleri 23 yılda 5-10 kat artırdıklarını vurguladı.

Akbaşoğlu, milletin her bir ferdine yer verilen 2026 yılı bütçesinde, geleceğin ve ümidin bulunduğunu ifade ederek, "2026 bütçesi, enflasyonu tek haneye düşürüp toplumun her kesiminin alım gücünü, refahını artıracak adresin AK Parti ve Cumhur İttifakı odluğunu müjdeleyen bütçedir." dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremleri hatırlatan Akbaşoğlu, depremzedelerin yeni konutlarına kavuştuğunu ve konutların yapımına devam edildiğini söyledi.

Verdikleri sözleri yerine getirdiklerine işaret eden Akbaşoğlu, hizmet ve eser siyaseti yürüttüklerini dile getirdi.

İsrail'in Gazze'deki saldırılarını anımsatan Muhammet Emin Akbaşoğlu, "İnsan hakları mevzuatı Gazze'de ölmüş ve gömülmüştür." değerlendirmesinde bulundu. Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her platformda Gazzelilerin hakkını haykırdığını ifade etti.

Savunma sanayi alanında önemli gelişmeler yaşandığının altını çizen Akbaşoğlu,"KIZILELMA ile havadan havaya yerli ve milli füzemizin, hava aracına tam isabeti Türkiye'nin teknolojik üstünlüğünün delili ve ispatıdır. Artık yepyeni bir dönem başlamıştır. Türkiye ayağa kalkmıştır. Artık Türkiye durdurulamaz, durdurulamayacaktır." diye konuştu.

Akbaşoğlu, Terörsüz Türkiye'nin "huzurlu, zengin ve müreffeh Türkiye" anlamına geldiğine işaret etti.

İktidarı, çalanların değil canla başla çalışanların kazanacağını söyleyen Akbaşoğlu, şunları kaydetti:

"Yolsuzluktan, hırsızlıktan kahraman çıkaramazsınız. CHP'ye tek bir ödev verilmiş, yolsuzluk ve hırsızlığın avukatlığını yapmak. Hırsızlığın ve yolsuzluğun avukatlığını yapmaktan vazgeçin. Hangi çıkar ilişkisi gözlerinizi kör, kulaklarınızı sağır, vicdanlarınızı kapatıyor da hırsızlığı savunmak durumunda kalıyorsunuz? 'Hırsızlıktan arınmalıyız' diyenleri CHP'den atıyorsunuz."

- "Tuhaf bir tenakuz içindesiniz"

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, bütçe üzerinde yoğun bir emekle çalışıldığını ve 40 günlük bir çalışmadan sonra da Genel Kurul'a geldiğini belirtti.

2026 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyen Zengin, "Bizim için fasılasız bir dönem. Uzun yıllardır iktidardayız. Çok iyi yaptığımız işler var ama biz kendi muhasebemizi de yapan bir partiyiz. Eğer öyle olmasak buraya gelmek mümkün olmazdı." dedi.

Kamu borcuna bakılarak bütçe hakkında karar verilemeyeceğine işaret eden Zengin, milli gelire göre bakıldığında borcun azaldığını anlattı.

Elektrikte yüzde 57, doğal gazda ise yüzde 62 oranında devlet desteği verildiğini hatırlatan Zengin, "Bütün gayretimiz özelikle gelir durumu daha düşük olan insanımız, memurumuz, işçimiz, emeklimizin hayat standardının, hayat kalitesinin daha da güçlenmesi içindir." değerlendirmesinde bulundu.

CHP'ye yönelik "Tuhaf bir tenakuz içindesiniz." ifadesini kullanan Zengin, "Bahsettiğiniz gelir grubu neredeyse size hiç oy vermiyor. Koruyun ama siz zaten o insanların oyunu almamakla övünen bir partisiniz. 'Biz eğitimlilerin oyunu alıyoruz, size fakirler, eğitimsizler oy veriyor' diyen sizlersiniz. Daha geçen gün buradan böyle laflar atıldı bizlere." şeklinde konuştu.

Genel Kurula gelmeden önce CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bütün bütçe konuşmalarını okuduğunu anlatan Zengin, "Hepsinde aynı şeyi söylüyorsunuz, 'bu bütçe son bütçeniz.' Ama değil. Allah'ın izniyle değil. Devamı gelecek, merak etmeyin." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, CHP Genel Başkanı Özel'in Brüksel ziyaretindeki konuşmalarına tepki göstererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada yaptığı konuşmaya iki kademeli üzüldüm. Hem şahsı adına hem de katmerli olarak, CHP ve ülkem adına. Bu konuşmada, 'Antonio Costa 5 dakika bize vakit ayırmadı' diyor. Buradaki problem şu, siz burada bir konumlama yapıyorsunuz, sizin muhatap olduğunuz o bütün ülkeler, sizden daha fazla Türkiye'nin geleceğinde Tayyip Erdoğan'ın da AK Parti'nin de olacağını görüyor. Onlar bunu görüyor. Siz bunu göremediğiniz için muhataplık sorunu yaşıyorsunuz. Türkiye'nin geleceğinde sizin düşündüğünüz kadar yer biçmiyorlar."

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "CHP'liler tarafından ölmeden gömüldüğünü" söyleyen Zengin, "Adını anmak istemiyorsunuz, hatırlamak istemiyorsunuz. İnsani olarak teşekkür, vefa borçlu olduğunuz bir insana en ufak bir teşekkürünüz yok. Kendi partisinde, kendi insanına minneti, şükranı, teşekkürü olmayanın millete faydası olur mu? Olmaz, olamaz." diye konuştu.

2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde, Yeni Yol Partisi adına Grup Başkanı Bülent Kaya ve Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen bütçenin tümü üzerinde söz aldı.

Verginin yükünün geniş toplum kesimlerinin sırtına yüklendiğini savunan Kaya, bütçe gelirlerinin ağırlıklı olarak vatandaşın temel tüketimine yansıdığını söyledi.

Kaya, gelir üzerinden daha adil bir paylaşım kurmak yerine, harcadıkça vergi ödenen bir düzenin büyütüldüğünü öne sürdü.

Vergide adalet olmadan bütçede adalet olmayacağını ifade eden Kaya, "Üretim ekonomisi kurulmadan sağlıklı gelir yapısı kurulmaz. Bugün bu bütçe gelirleri milletin refahını büyütmüyor, milletin geçim sıkışıklığını büyütüyor." diye konuştu.

Dünya ekonomisinin salgın ve savaş şoklarından sonra yavaş yavaş normalleştiğini, pek çok ülkenin enflasyonu tek haneye indirdiğini belirten Kaya, "Bizde ise enflasyon hala yüzde 30'ların üstünde, gıda enflasyonu dar ve sabit gelirliyi ezmeye devam ediyor." sözlerini sarf etti.

Kaya, "Biz bu bütçenize 'evet' demeyeceğiz. Alın terinin değer gördüğü, çocukların geleceğinden tasarruf edilmeyen, emeklinin yüzünün güldüğü, gençlerin ülkesine güvenle baktığı, çiftçinin toprağına sırt çevirmediği bir Türkiye için Yeni Yol olarak mücadele ediyoruz ve etmeye devam ediyoruz." diye konuştu.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarına ilişkin Kaya, şunları kaydetti:

"'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi süreci bu ülkenin Türkiye Yüzyılı projesi' diyorsunuz, bütçenize bakıyoruz, bu projede GAP'ın sulama kanallarıyla ilgili yeterince bütçe yok, Doğu, Güneydoğu Anadolu'daki otoyollar da yok, hızlı tren projeleri de yok, sınır ticaretine dair bir şey de yok, Doğu ve Güneydoğu'nun geri kalkınmasını ortadan kaldırabilecek hiçbir hamle de göremiyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması halinde bir vizyonu da maalesef ortaya koyamadığınızı hep beraber görüyoruz. Yeni Yol Partisi olarak biz Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi sürecini salt bir güvenlik politikası olarak görmüyoruz ve böyle görülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreci çatışma, şiddet ve terörün sona erdiği, ekonomik kalkınma, temel hak ve hürriyetler ile kamil manada ileri bir demokrasinin kurum ve kuruluşlarıyla yerleştiği, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak bölge ve dünya barışına öncülük ettiği bir süreç olarak görüyoruz."

Komisyonda raporun sonuna geldiklerini, Komisyona katılan bütün siyasi partilerin ortaklaşacağı bir raporu Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirlerine ilerleyen günlerde arz etmiş olacaklarını söyleyen Kaya, "Ardından örgütün fiili silahlı varlığına son verme sürecinin tamamlanması için atılması gereken yasal adımları hep beraber TBMM olarak konuşmaya başlayacağız. Yasal adımlar bir taviz değil, bir gerekliliktir. Bu sürece destek vermekle teslim olmanın farklı kavramlar olduğunu, sürece dair değerlendirmelerimizi yaparken sürece sonuna kadar destek vereceğimizi ama asla sürece teslim olacak politikalar gütmeyeceğimizi buradan aziz milletimize bir kez daha net bir şekilde ifade ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

- "KKM, bilerek, isteyerek yapılan tarihin en büyük servet transferidir"

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, bütçeyi "rakamlardan oluşan soğuk bir tablo değil, bir tercih belgesi ve niyet beyanı" şeklinde tanımladı.

2026 yılı bütçe teklifinde bu tercihin milletten yana olmadığını savunan Ekmen, bütçe teklifinin bir "vazgeçiş metni" olduğunu iddia etti.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) programını eleştiren Ekmen, "KKM, bilerek, isteyerek yapılan tarihin en büyük servet transferidir." sözlerini sarf etti.

Yatırım, kalkınma, eğitim, sağlık, tarım, aile ve çalışma alanlarına ayrılan bütçelere ve iktidarın bu alanlardaki politikalarına yönelik eleştirilerde bulunan Ekmen, "Bu bütçe, emekliyi yok sayan, asgari ücretliyi ezen, çiftçiyi toprağa küstüren, gençleri ülkeden kaçıran bir bütçedir. Bu bütçede akıl, bilim, adalet yoktur, milyarlarca dolar faize gömülmüştür."görüşlerini savundu.

- Genel Kurul yarın çalışacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Genel Kurulda, Danışma Kurulu kararını okutarak oylamaya sundu.

Kabul edilen Danışma Kurulu kararına göre, Genel Kurul yarın, 23, 24 ve 25 Aralık'ta çalışacak.

Libya'ya asker gönderilmesi için verilen iznin süresinin 2 yıl uzatılmasına dair Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin, daha sonra kamuoyunda "11. Yargı Paketi" olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşüleceği Genel Kurulda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de ele alınacak.

Genel Kurul, 30 Aralık Salı ve 31 Aralık Çarşamba günü çalışmayacak.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde, İYİ Parti Grubu adına, Grup Başkanvekilleri Turhan Çömez ve Buğra Kavuncu ile Samsun Milletvekili Erhan Usta, söz aldı.

Çömez, AK Parti'yi eleştirerek bu bütçenin "bir tükeniş bütçesi" olduğunu iddia etti. Bütçenin yüzde 85'inin vergilerden, bu vergilerin de yüzde 61,5'inin dolaylı vergilerden oluştuğunu dile getiren Çömez, sermayenin değil, tüketimin vergilendirildiği, kazanandan değil, harcayandan verginin toplandığı ve asgari ücretli ile holding sahibinin eşitlendiği bir düzenin söz konusu olduğunu savundu.

Emekçilerin vergi altında inlediğini, zenginlerin ise büyümeye devam ettiğini ileri süren Çömez, medeni dünya ülkelerinin gelirlerini temin etmek için rasyonel politikalar ürettiğini, elde ettikleri değerlerle ülkelerini ayağa kaldırdıklarını söyledi.

Türkiye'nin en büyük probleminin enflasyon olduğunu ifade eden Çömez, "Gıda enflasyonu 2021'den bugüne yüzde 684 arttı. Dana etinin fiyatı yüzde 925 artmış. AK Parti iktidara geldiğinde kıymanın kilosu 5-6 dolar, bugün kıymanın kilosu 17-18 dolar. Yani sadece TL değil, dolar üzerinden de inanılmaz bir enflasyona maruz bırakmışsınız bu milleti." diye konuştu.

Gübre fabrikalarının daha önce özelleştirildiğini, gübre fiyatının arttığını, mazot fiyatının yükseldiğini, sulama altyapısına gereken yatırımların yapılmadığını, bu nedenle gıda enflasyonun düşmesinin mümkün olmadığını ileri süren Çömez, DEM Parti'nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları kapsamında hazırladığı raporu da eleştirdi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Kavuncu da iktidarın enflasyon hedeflerini hiçbir zaman tutturamadığını, orta vadeli planlara da inanmanın mümkün olmadığını savundu.

Enflasyon oranlarına değinen Kavuncu, "Bilmiyorlar ki bu ülkenin yarısından fazlası asgari ücretli. Asgari ücretlinin en büyük iki harcama kalemi var, kira ve gıda. Kirada ve gıdada artış oranı yüzde 60'lara varmış. Şimdi 'vatandaşlarımızı enflasyon altında ezdirmedik' diyeceksiniz. Enflasyon altında vatandaşı ezdirdiniz." ifadesini kullandı.

Türkiye'de ekonominin dışında hukuk ve adalet konusunda da vatandaşların endişeleri olduğunu iddia eden Kavuncu, gazetecilerin, belediye başkanlarının tutuklandığını, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı herkesin ses çıkarması gerektiğini ileri sürdü.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Usta ise Türkiye ekonomisinin yeterince üretmediğini savundu. Türkiye'nin üretim kapasitesinin zayıf olduğunu öne süren Usta, "İmalat sanayinin milli gelir içerisindeki payı düşük. Biz yeteri kadar üretken alanlara kaynak ayırmıyoruz." dedi.

Teknoloji seviyesinin düşük olmasının üretimdeki en büyük sorun olduğunu belirten Usta, AK Parti iktidarları döneminde düşük teknoloji seviyesinden orta teknoloji seviyesine geçişin olduğunu ancak orta teknoloji seviyesinden yüksek teknoloji seviyesine geçilemediğini iddia etti. Usta, "Özellikle emek yoğun sektörlerde ya firmalar kapanıyor ya da yurt dışında iş gücünün daha ucuz olduğu ülkelere gidiyor." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin verimlilik seviyesinin düşüklüğünün üretimle ilgili diğer bir sorun olduğunu ileri süren Usta, verimliliğin hem iş gücü verimliliği açısından hem de ekonominin genelindeki toplam faktör verimliği açısından düşük olduğunu savundu.

Türkiye'nin bir nüfus stratejisinin olmadığını savunan Usta, Türkiye'nin doğurganlık hızının düştüğünü anımsattı. Usta, "Bölgesel dağılımda da farklılık var. Doğurganlık hızının 3,28 olduğu illerimiz de var, 1,12 olan illerimiz de var. Buna ilişkin de herhangi bir politika yok." dedi.

Kamu personel sistemleriyle ilgili ciddi problemlerin bulunduğunu iddia eden Usta, işe alımda, terfide problemlerin olduğunu ileri sürdü. Kamu personelinin özlük haklarının zayıflatıldığını iddia eden Usta, "Özlük haklarıyla ilgili artık dengesizlik oluşmaya başladı. Kamu personelinde hesap verme zorunluluğu unutuldu. Bürokrasinin temel motivasyonu ülkeye hizmet değil, kendi cebine hizmet haline gelmiştir. Çok net söylüyorum Ankara'da 50 milyon liraya bu kadar çok daire satılıyorsa bu işte bir problem var demektir." diye konuştu.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, "Hibrit roket motorunun yörüngesel ateşlemesini başarabilen dünyadaki ilk ülke Türkiye oldu. Ülkemiz, geliştirdiği daha maliyet etkin ve daha güvenli bu sistemle uzay yarışında artık rakiplerinden bir adım önde." dedi.

Varank, TBMM Genel Kurulunda, 2026 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde şahsı adına söz aldı.

AK Parti olarak sanayi, nükleer, uzay, sağlık, enerji, otomotiv, savunma sanayi gibi birçok alanda "ilkleri" gerçekleştirdiklerini, deprem bölgesini ayağa kaldırdıklarını belirten Varank, "Bunun gibi nice başarı, milletimizden aldığımız emanete sahip çıkan iradenin eseridir. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da milletimizle yan yana, hiç durmadan koşmaya, yorulmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

CHP sıralarına dönerek "Genel Başkanınızı getirin, korkmasın benden." diyen Varank, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "CHP iktidarında mazot 33 lira olacak" ifadelerini hatırlattı. Varank, "Neyse ki milletimiz Özgür Bey'in sicilini gayet iyi biliyor. CHP'li belediyelerin yönettiği şehirlerde yaşayan çiftçiler hala Özgür Özel'in vadettiği bedava traktörleri bekliyor, 'nerede bizim traktörümüz?' diye soruyorlar. Kendisi de halefi gibi hesap yapmayı çok sever. Ama belli ki bu bedava traktörler için bütçeyi bulamamış." diye konuştu.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik davayı hatırlatan Varank, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde (İBB) tespit edilen kamu zararının 161 milyar lira olduğunu söyledi. Varank, "Özgür Bey partisindeki bu rüşvet çarkına 'dur' diyebilseydi, işte bu parayla, çiftçilere sözünü verdiği bedava traktörleri, 134 bin traktörü bedava dağıtabilirdi. Tabi Sayın Özel'in vaatleri Binbir Gece Masalları'nı aratmıyor. Geçtiğimiz yıl rakıyla ilgili de büyük bir vaatte bulundu. Açık söyleyeyim, o zaman Özgür Bey'in niyetini hiçbirimiz anlamadık. Meğer onun da bir çılgın projesi varmış. Meğer mezar başındaki anma programı için rakının derdine düşmüş. Özgür Özel ve arkadaşlarının verdiği görüntülerden kendileri değil ama emin olun tüm Türkiye utandı. Hadi diriden utanmıyorsunuz, yahu ölüye de mi hiç saygınız yok?" sözlerini sarf etti.

- "İşte bu CHP'nin teknolojideki rekabetçilik anlayışının bir ürünü"

Fergani Uzay tarafından tamamen milli imkanlarla geliştirilen Türkiye'nin ilk yörünge transfer aracı (YTA) FGN-TUG-S01'in, hibrit motorunu uzayda ateşleyerek yörünge değişikliği gerçekleştirmesini anımsatan Varank, "Hibrit roket motorunun yörüngesel ateşlemesini başarabilen dünyadaki ilk ülke Türkiye oldu. Ülkemiz, geliştirdiği daha maliyet etkin ve daha güvenli bu sistemle uzay yarışında artık rakiplerinden bir adım önde." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti'li Varank, ateşlemedeki itki sisteminde kullanılan yakıt materyalini göstererek, "Elimde gördüğünüz bu yakıt, 90 kilo ağırlığındaki faydalı yükü, yer yüzünden kilometrelerce yukarıya, uzayda alçak yörüngede ateşlerseniz bin kilometrenin ötesine çıkarabilir. İşte bizim yüksek teknoloji anlayışımızın bir ürünü." dedi.

CHP'lilerin "uzay işlerinden pek anlamadığını" söyleyen ve kürsüden "bant" gösteren Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte bu CHP'nin teknolojideki rekabetçilik anlayışının bir ürünü. Bant deyip geçmeyin, her türlü yolsuzluğun, kirli ilişkinin, gömleğinize dökülen çorba görüntülerinin kaydedilmesinin önüne geçebiliyor. Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden partinin bir asır sonra ülkemize hediyesi bu. İşte bizim uzayda rekabet için geliştirdiğimiz ürün, İşte CHP'nin adaletten kaçmak için geliştirdiği ürün. Bu fark ortada. Evet, maalesef trajikomik bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir belediye başkanı, sahip olduğu şirketin genel müdürünü ve belediye bürokratlarını yanına alıp müteahhitlerle niye otel odalarında buluşur? Bir değil iki değil, defalarca aynı isimlerle otellerde neden buluşur? Gizli odalar tutuluyor, kameralar bantlanıyor, bavullarla jammerlar taşınıyor. 'Bu nasıl iş' diye sorduğumuzda da 'güvenlik için' diyorlar. Bir şehrin belediye başkanı çıkıyor, müteahhitlerle yaptığı otel köşelerindeki buluşmaları bize 'milli güvenlik kurulu toplantısı' diye yutturmaya çalışıyor. Siz herkesi kör, alemi sersem mi zannediyorsunuz? Kameraları bantlayabilirsiniz ama feraset sahibi milletimizin gözüne asla perde çekemezsiniz."

Varank, 2026 yılı bütçesinin toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, yarının "tam bağımsız güçlü Türkiye'sine" bir adım daha yaklaştıkları bütçe olduğunu söyledi.

Varank'ın konuşmasını tamamlamasının ardından Genel Kurulda "süre tartışması" yaşandı.

CHP'li milletvekillerinin, AK Parti'li Varank'a verilen ek süreyi eleştirmesi üzerine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, tüm milletvekillerine olduğu gibi Varank'a da ilave 2 dakika süre verdiğini, sonrasında verdiği 2 dakikalık süreyi Varank'ın kullanmadığını söyledi.

Daha sonra Kurtulmuş, hükümet adına konuşmasını yapmak üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ı kürsüye davet etti.

Bu sırada CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın söz talep etmesi üzerine Kurtulmuş, bu süreyi Günaydın'ın şahsı adına konuşmasına ekleyeceğini belirtti. Bunun üzerine CHP milletvekilleri sıralara vurarak duruma tepki gösterdi.

Yılmaz konuşmasını sürdürürken, CHP milletvekillerinin tepki göstermeye devam etmesi, AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşanması üzerine Kurtulmuş, birleşime ara verdi.

Ara sırasında da AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma devam etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, aranın ardından grup başkanvekilleriyle yaptıkları istişare sonucunda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın konuşmasından sonra CHP'li Günaydın'ın şahsı adına söz alacağını, talep ettiği ilave süreyi bu kısımda kullanacağını söyledi.