2010-11-25 - 11:34
2011 YILI BÜTÇESİ...
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda DPT, TÜİK, GAP Bölge İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, BDDK, SPK ve TAPDK'nın 2011 yılı bütçeleri ele alınacak. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Hazine Müsteşarlığı bütçesinin sunumuna başladı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda DPT, TÜİK, GAP Bölge İdaresi Başkanlığı, Hazine
Müsteşarlığı, BDDK, SPK ve TAPDK'nın 2011 yılı bütçeleri de ele alınacak. Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Hazine Müsteşarlığı bütçesinin sunumuna başladı.

Babacan, öncelikle küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisi ile ilgili genel değerlendirme
yaptıktan sonra, Hazine Müsteşarlığının faaliyetleri konusunda bilgi verdi.

"Bugün, geçen yılki bütçe görüşmelerini yaptığımız döneme göre uluslararası ekonomik ortam ve
görünüm açısından daha iyi bir konumdayız" diyen Babacan, son yüzyılın en önemli krizinin
yaşandığı 2009 yılında küresel ekonominin 0,6 oranında daraldığını hatırlattı.

Küresel krizin etkisini sınırlandırmaya yönelik alınan tedbirlerin küresel ekonomiyi olumlu yönde
etkilediğini söyleyen Babacan, "Önümüzde hala riskler bulunmaktadır. Özellikle bazı gelişmiş
ülkelerde, mali sürdürülebilirlik endişelerini ortadan
kaldıracak orta vadeli planlar henüz tam anlamıyla ortaya konulmamıştır" diye konuştu.

Birçok ülkede işsizliğin yüksek olduğunu belirten Babacan, ülkelerin bugüne kadar sergilemiş
olduğu işbirliğini bundan sonrada devam ettirmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye'nin izlediği politikalarla küresel krizden daha sınırlı ölçüde etkilendiğini belirten
Babacan, kriz döneminde uygulanan doğru ve tutarlı politikaların bir çok temel ekonomik
göstergeye olumlu şekilde yansıdığını ifade etti.

2009 yılının ilk üç çeyreğinde daralan Türkiye ekonomisinin, yılın son çeyreğinde %6
oranında büyüme kaydettiğini belirten Babacan, Türkiye'nin G20 ülkeleri içerisinde Çin'den
sonra en hızlı büyüyen ikinci ülke olduğunu kaydetti.

Babacan, 2010 yılında kaydedilen olumlu performansın önümüzdeki dönemde de devam
etmesini beklediklerini vurguladı.

Bakan Babacan, borç yönetiminin başarıyla yürütülmesinde büyük rol
oynayan stratejik ölçütlere dayalı borçlanma politikası uygulamasının 2011
yılında da sürdürüleceğini belirtti.

Bu çerçevede nakit ve borç yönetiminde oluşabilecek likidite riskinin
azaltılması amacıyla güçlü rezerv tutulması politikasına devam edileceğini
bildiren Babacan, ''Ortalama vade, piyasa koşullarının elverdiği ölçüde
uzatılacak. Bu kapsamda vade uzatma hedefimize uygun olarak 10 yıldan daha uzun
vadeli ihraç alternatifleri de değerlendirilecek'' dedi.

Babacan, kamu borç stokunun maruz kaldığı döviz kuru ve faiz oranı
risklerinin azaltılması amacı çerçevesinde de borçlanmanın ağırlıklı olarak TL
cinsinden sabit faizli enstrümanlarla gerçekleştirileceğini belirtti.

Küresel ekonomik kriz sürecinde artarak 2009 yılında yüzde 100'ün
üzerinde gerçekleşen iç borç çevirme oranının 2010 yılı sonunda yüzde 90
civarında olmasının beklendiğini ifade eden Babacan, söz konusu oranın 2011 yılı
için yüzde 88 olarak programlandığını söyledi.

Babacan, ''Böylece özel sektör yatırımı için önemli miktarda kaynak
piyasada bırakılarak, sürdürülebilir büyümeye katkı sağlanmaya devam edilecek''
diye konuştu.

Bakan Babacan, Hazine Müsteşarlığının Kamu İktisadi Teşebbüslerine
(KİT'ler) yönelik görev ve sorumluluklarına ilişkin bilgi verirken de 2010
yılında KİT'lere görev zararları kapsamında toplam 1 milyar 827 milyon lira ödeme
yapılacağını belirtti.

Babacan, sermaye transferi olarak da 2010 yılında toplam 3 milyar 959
milyon lira aktarılmasının öngörüldüğünü söyledi.

2010 yılı içerisinde KİT'ler ve iştiraklerinden 1,1 milyar lira temettü
gelir elde edilmesinin beklendiğini bildiren Babacan, şu bilgileri verdi:

''Hazine Müsteşarlığının pay sahipliğini yürüttüğü kamu sermayeli
bankalardan 1 milyar 38 milyon lira temettü geliri elde edilmiştir. 2011 yılında
KİT'ler ve iştiraklerden 1 milyar 370 milyon lira, kamu sermayeli bankalardan ise
823 milyon lira temettü geliri elde edilmesi beklenmektedir.

KİT'lerin bütçeye hasılat payı ödemesi olarak yaptığı katkının ise 2010
yılında 344 milyon lira, 2011 yılında 381 milyon lira olacağı tahmin
edilmektedir.''

Babacan, yeni yatırım teşvik sistemi uygulamasına yönelik bilgi
aktarırken de sistemin uygulamaya konulduğu 16 Temmuz 2009 tarihinden 2010 yılı
Ekim ayına kadar düzenlenen teşvik belgelerinin sabit yatırım tutarının 66 milyar
lira olduğunu bildirdi. Babacan, bu yatırımların gerçekleşmesiyle sağlanacak
ilave istihdamın 164 bin 432 kişi olduğunu belirtti.

Yeni teşvik sistemine göre düzenlenen yatırım teşvik belgelerinin 2 bin
97'sinin Bölgesel Teşvik Sistemi kapsamında verildiğini anlatan Babacan, bu
belgelerde öngörülen sabit yatırım tutarının 20 milyar lira, ilave istihdamın 99
bin kişi olduğunu söyledi.

Büyük Ölçekli Yatırımlar kapsamında 29 adet teşvik belgesi düzenlendiğini
dile getiren Babacan, bu belgelerde de 22 milyar lira tutarında yatırım yapılması
ve 8 bin kişilik ilave istihdam sağlanmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Babacan, genel teşvik sisteminde ise 2 bin 619 adet yatırım teşvik
belgesinin düzenlendiğini, bu kapsamda öngörülen sabit yatırım tutarının 24
milyar lira, ilave istihdamın 57 bin kişiyi bulduğunu belirtti.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan, Halk Bankası'nın düşük faizli kredi uygulamasından 237 bin esnafın,
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin uygulamasından da 1 milyon 128
bin tarımsal üreticinin faydalandığını belirtti.

Babacan, Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine Müsteşarlığı, BDDK, SPK, Tütün
ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 2011 bütçelerine ilişkin sunumunda, Halk
Bankası, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçi ve esnafa
yönelik ''düşük faizli kredi'' uygulamasına değindi.

Bakan Babacan'ın verdiği bilgiye göre, 2010 Eylül sonu itibarıyla Halk
Bankası esnaf kredileri 3,3 milyar liraya ulaştı. Düşük faizli kredi desteğinden
faydalanan esnaf sayısı 237 bin oldu. Ziraat Bankasınca kullandırılan düşük
faizli kredi bakiyesi 10,1 milyar lira, Tarım Kredi Kooperatiflerince
kullandırılan düşük faizli kredi bakiyesi de 2,2 milyar lirayı buldu. Söz konusu
uygulamadan 1 milyon 128 bin tarımsal üretici faydalandı.

2010 yılı sonu itibarıyla düşük faizli kredi kullandırımı nedeniyle
oluşacak gelir kayıpları karşılığında yapılacak ödemelerin Ziraat Bankası ve
Tarım Kredi Kooperatifleri için 300 milyon lira, Halk Bankası için 150 milyon
lira olacağı tahmin ediliyor.

Babacan, ''Bu uygulamaların 2011 yılında da devam etmesi ve bu çerçevede
Halk Bankasına 327 milyon TL, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine 776
milyon lira ödeme yapılması bekleniyor'' dedi.

Babacan, komisyondaki konuşmasında, küresel ekonomik krizi de
değerlendirdi. Bu krizi daha öncekilerden ayıran temel farkın, krizin çok yaygın
ve ağır hissedilmesi olduğunu belirten Babacan, alınan tedbirler ve gelinen
noktaya ilişkin bilgi verdi ve ''Ancak, önümüzde hala önemli riskler
bulunmaktadır. Özellikle bazı gelişmiş ülkelerde, mali sürdürülebilirlik
endişelerini ortadan kaldıracak orta vadeli planlar henüz tam anlamıyla ortaya
konulamamıştır'' dedi.

Türkiye'nin, izlediği politikalarla küresel krizden ''daha sınırlı
ölçüde'' etkilendiğini, ''kriz sonrası en hızlı toparlanan ülkelerden biri
olduğunu'' anlatan Babacan, ülke ekonomisinin yılın ilk yarısında yüzde 11 büyüme
gösterdiğini, bu oranla G-20 içinde Çin'den sonra en hızlı büyüyen ülke konumuna
geldiğini söyledi.

Babacan, ''Yılın ikinci yarısına ilişkin göstergeler, 2010 yılı için Orta
Vadeli Program'da öngörülenden daha yüksek oranda bir büyüme hızı
yakalanabileceğini ortaya koymaktadır'' dedi.

Babacan, cari açık konusunda da açığın bu yıl ekonomik canlanma ve emtia
fiyatlarındaki artışla beraber yükseliş gösterdiğini kaydederek, cari açığın
GSYH'ye oranının 2010 yılında yüzde 5,4 olacağının tahmin edildiğini belirtti.

Babacan, kamu maliyesindeki gelişmeleri aktarırken de Orta Vadeli Program
kapsamında alınan tedbirler ve ekonomideki toparlanmanın vergi gelirlerine olumlu
yansıması sonucunda 2010 yılında kamu maliyesi göstergelerinde hedeflenenden daha
iyi bir performans elde edildiğini söyledi.

2010 yılı için 50,2 milyar lira olarak öngörülen bütçe açığının yıl sonu
itibarıyla 44,2 milyar lira olmasının beklendiğini dile getiren Babacan, yıl
başında yüzde 4,9 olarak öngörülen bütçe açığının GSYH'ye oranının da yıl sonu
itibarıylae yüzde 4 olmasının öngörüldüğünü belirtti.

Babacan, söz konusu oranın 2011'de yüzde 2,8'e, 2012'de yüzde 2,4'e,
2013'te yüzde 1,6'ya gerileyeceğinin öngörüldüğünü kaydetti.

Babacan, borç yönetimi ile ilgili bilgi verirken, küresel kriz ortamında
bir çok ülke Hazinesinin IMF kaynaklarına başvururken ve merkez bankalarından
destek alırken Türkiye'de piyasalar üzerinde bir baskı oluşturmadan IMF'ye olan
borçların ödendiğini, Merkez Bankasına ve kamu bankalarına olan yükümlülüklerin
yerine getirildiğini söyledi.

Türkiye'nin IMF'den kullandığı kredilere ilişkin borç stokunun 2010 sonu
itibarıyla 6 milyar doların altına gerileyeceğini belirten Babacan, IMF'ye
borçların 2013 yılının Mayıs ayında tamamen ödenmiş olacağını söyledi.

Babacan, 2001 krizi sonrasında Merkez Bankasına ihraç edilmiş olan 18,8
milyar lira tutarındaki nakit dışı devlet iç borçlanma senedinin, 2010 yılında
yapılan 8 milyar liralık itfayla tamamen ödendiğini de belirterek, ''yıl sonu
itibarıyla 2001 krizinin son tortularının temizlenmiş olacağını'' kaydetti.

2010 yılında iç piyasada ihale yoluyla ilk defa TL cinsinden 10 yıl
vadeli sabit faizli ve enflasyona endeksli senet ihracı gerçekleştirildiğine
işaret eden Babacan, benzer olumlu gelişmelerin dış borçlanma alanında da
yaşandığını söyledi.

Babacan, yurtdışı tahvil ihraçlarıyla 2010 yılında 6,7 milyar dolar
borçlanma gerçekleştirildiğini, bu yıl dış borçlanma maliyetlerinin ''tarihi
düşük seviyelere'' gerilediğini anlattı.

Ali Babacan bu noktada Türkiye'nin düşük risk priminin belirleyiciliğine
vurgu yaptı ve Türkiye'nin risk priminin dün akşam itibarıyla aralarında İspanya,
Belçika, İtalya'nın da bulunduğu bir çok AB ülkesinin gerisinde kaldığına dikkat
çekti.

Babacan, Türkiye'de 2006'dan bu yana borç yönetimi ve nakit yönetimi
entegrasyonuna yönelik çalışmalar yürütüldüğünü ifade ederek, bu çerçevede Hazine
Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası'nın kamu ödemelerinin elektronik
ortamda gerçekleştirilmesine yönelik işbirliği yaptığını söyledi.

Babacan, ''Kamu Elektronik Ödeme Sistemi''nin yıl sonuna kadar
tamamlanmasının hedeflendiğini belirterek, söz konusu sistemle genel bütçeli
idarelerin bütün tahsilat ve ödeme işlemlerini Merkez Bankası tarafından Hazine
hesaplarının alt hesapları aracılığıyla ve elektronik olarak
gerçekleştirileceğini anlattı. Babacan, sistemle kamunun nakit imkanlarının etkin
bir şekilde kullanılmasının mümkün olacağını, genel bütçeli idarelerin alt
kaynaklarının Hazine hesaplarında değerlendirileceğini söyledi.

Türkiye'nin üyesi olduğu uluslararası finansal kuruluşlarla program ve
proje finansmanı alanlarındaki yakın işbirliğinin de devam ettiğini belirten
Babacan, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası,
Avrupa Konseyi Kalkınma Bankasından sağlanan piyasa koşullarının çok altında ve
uzun vadeli krediler hakkında bilgi verdi.

Babacan, sigortacılık sektörü hakkında bilgi verirken Bireysel Emeklilik
Sistemine Ekim 2010 itibariyle katılımcı sayısının 2 milyon 233 bin kişiye,
biriken fon tutarının 11,5 milyar liraya ulaştığını belirtti.

Ekim 2010 sonu itibarıyla 3,3 milyon meskene zorunlu deprem sigortası
teminatı sağlandığını belirten Babacan, güvence altına alınan meskenlerin sigorta
değerleri toplamının da 195 milyar lira olduğunu söyledi.

Tarım Sigortası Havuzu faaliyetlerinin de sigorta primine sağlanan yüzde
50 devlet desteğiyle devam ettirildiğini belirten Babacan, Eylül 2010 itibarıyla
toplam poliçe sayısının 355 bine, sağlanan teminat tutarının da 3,2 milyar liraya
ulaştığını bildirdi.

Babacan, Türkiye'de yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik
çalışmaları aktarırken de 2010 Eylül ayı itibarıyla uluslararası doğrudan yatırım
girişinin 5,2 milyar dolar olduğunu belirtti.

Babacan, ''Uluslararası kuruluşlar 2011 yılında dünya genelinde
uluslararası doğrudan yatırımlarda göreli bir artış gerçekleşeceğini
öngörmektedir. Buna paralel, Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırım
girişlerinin de artması beklenmektedir'' dedi.

Ali Babacan, Türkiye'de aktif olarak faaliyet gösteren uluslararası
sermayeli şirket sayısının 2004 yılı sonunda 8 bin 192 olduğunu, rakamın son 6
yılda 3 kattan fazla artış gösterdiğini belirterek, 2010 Eylül sonu itibariyle 25
bin 927'ye ulaştığını söyledi.

Babacan, küresel krizin ardından dünya genelinde ekonomik güç
merkezlerinin yeniden şekillenmekte olduğunu ve yükselen piyasa ekonomilerinin
küresel ekonomiye yön vermedeki ağırlığının hızla arttığını ifade ederek,
Türkiye'nin 2023 vizyonuna işaret etti.

Türkiye'nin bu süreçte önemli avantaj sağladığını dile getiren Babacan,
''Bu avantajı kalıcı kazanımlara dönüştürecek ve 2023 yılında dünyanın en büyük
10 ekonomisi arasında yer alma hedefimizi gerçekleştirmemizi sağlayacak
reformları hep birlikte kararlılıkla hayata geçirmeliyiz'' dedi.

Babacan, 2011-2013 Orta Vadeli Programı ve 2011 bütçesini bu perspektifle
hazırladıklarını altını çizdi.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, küresel kriz
sırasında ve krizden çıkış sürecinde büyümeye katkı veren yatırımların
azaltılmadığını, tersine finansman imkanları elverdiği ölçüde artırıldığını
söyledi.

Devlet Bakanı Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2011
yılı bütçesini sundu.

Dünya genelinde yaşanan ekonomik krizin bazı dengelerin değişmesine neden
olduğunu ifade eden Yılmaz, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in de katılımıyla
dünya ekonomisine yön veren ülkelerin sayısının arttığına dikkati çekti.

Küresel gelişmelerin, tüm ülkelere olduğu gibi Türkiye'ye de önemli
fırsatlar sunduğuna işaret eden Yılmaz, ''Bu fırsatlardan en etkin şekilde
yararlanmak için kriz ve krizden çıkış sürecinde gösterdiğimiz ekonomik
performansı, dolayısıyla orta ve uzun vadeli kalkınma çabalarımızı en üst
seviyeye çıkarmamız gerekmektedir'' diye konuştu.

Yılmaz, ülkenin sahip olduğu potansiyel göz önüne alınarak hazırlanan
Dokuzuncu Kalkınma Planı'nın, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda
gerçekleştirilecek dönüşümleri, bütüncül, eksen bazlı yeni bir kalkınma
vizyonuyla ortaya koyduğunu söyledi.

''Yurt içinde yakalanan ekonomik büyüme ve istikrarın yanı sıra izlenen
aktif dış politika, Türkiye'nin uluslararası platformda daha itibarlı bir ülke
konumuna gelmesini sağlamıştır'' diyen Yılmaz, bu gelişmelerin etkisiyle ülkenin
jeopolitik konumunun sağladığı avantajlardan somut olarak yararlanılmaya
başlandığını ifade etti. Yılmaz, BM Nüfus Fonu'nun, New York'ta bulunan Doğu
Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi'ni İstanbul'a taşıma kararı almasının ve
Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Geçici Üye hakkı kazanmasının bu duruma somut
örnekler olarak gösterilebileceğini anlattı.

Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendirmek istediğini belirten
Yılmaz, şöyle devam etti:

''Bildiğiniz gibi 2002 yılından beri sürdürdüğümüz ekonomi politikaları
ve reformlar sayesinde sağlanan güven ortamı, mali disiplin ve güçlü bankacılık
sektörü gibi avantajlarımız sayesinde kriz döneminde aktif ve etkin politikalar
uygulayarak, küresel kriz sonrası en çabuk ve güçlü toparlanma süreci yaşayan
ülkeler arasında yer aldık. Ülkemiz, küresel krizden çıkış stratejisini ilan eden
ve uygulayan az sayıda ülke arasında yer almıştır. Bu durum, sermaye
piyasalarının gözünde borçlarının sürdürülebilirliği açısından Türkiye'yi daha
itibarlı bir noktaya taşımıştır.

Hükümetimiz, küresel krizin ekonomimiz üzerindeki etkisinin
hafifletilmesi amacıyla kamu yatırımlarının artırılmasına özel önem vermiştir.
Gerek küresel kriz döneminde gerekse küresel krizden çıkış sürecine potansiyel
büyümeye katkı veren yatırımlarımızı azaltarak tasarruf etme yoluna gitmedik,
tersine finansman imkanlarımız elverdiği ölçüde yatırımlarımızı artırdık.''

Hükümetin, kamu ve özel sektörü bütüncül bir bakış açısıyla ele aldığını
belirten Yılmaz, bu çerçevede kamu ve özel sektör yatırımlarının birbirlerini
tamamlayacak alanlara yönlendirilmeye çalışıldığını söyledi. Bakan Yılmaz, ''2011
yılı kamu yatırımlarına ilişkin temel politikamız, özel sektör tarafından
gerçekleştirilemeyecek, ekonomik ve sosyal altyapı alanlarına yoğunlaşmak, yerel
nitelikli yatırımların yerel yönetimlerce yapılmasını sağlamak ve yatırımların
finansmanında kamu-özel sektör işbirliği yönetimlerinden azami ölçüde
yararlanmaktır'' diye konuştu.

Gelecek yıl, toplam kamu yatırımlarının program ödenekleri itibarıyla
nominal olarak yüzde 17,2 artarak, 48 milyar TL olmasının öngörüldüğünü anlatan
Yılmaz, ''Ayrıca, 2011 yılında borçların yapılandırılması veya başka sebeplerle
kamu gelirlerinde olabilecek artışlardan yatırımlara ilave kaynak aktarılması
planlanmaktadır'' dedi.

Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) çalışmaları hakkında bilgi veren
Yılmaz, Ekonomik ve Sosyal Konseyin yapısının iyileştirilmesi ve işlevselliğinin
artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü anlattı.

Çalışabilir durumdaki yoksul kesimin iş gücü piyasasına girişlerini
kolaylaştırıcı ve kayıtlı çalışmalarını teşvik edici tedbirler öngören, ''Sosyal
Yardım Sisteminin İstihdam ile Bağlantısının Kurulması ve Etkinleştirilmesi Eylem
Planı''nın uygulamaya konulduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu:

''2006-2008 döneminde kurulan 41 yeni devlet üniversitesinin gelişim
sürecinde DPT'nin önemli katkıları olmuştur. Söz konusu devlet üniversitelerine
2006-2011 dönemi içinde toplam 2,4 milyar yatırım ödeneği tahsis edilmiştir. DPT,
tüm alanları kesen yapısı itibarıyla makroekonomik, tematik, bölgesel ve sektörel
strateji ve politikaların oluşturulmasında ve bunlar arasındaki uyumun
sağlanmasında başat rol üstlenmektedir.

Bu kapsamda, DPT tarafından yürütülen önemli projeler arasında, Ar-Ge
altyapı destekleri, İstanbul Finans Merkezi, KÖYDES, Sosyal Destek Programı,
belediye içme suyu ve atık su projelerine destek, stratejik planlama, iklim
değişikliği, yüksek öğretim sistemi ile iş piyasası arasındaki uyum, İl
Koordinasyon ve İzleme Sistemi, kalkınma ajansları, cazibe merkezleri, Doğu
Anadolu Projesi, Konya Ovası Projesi, bilgi toplumu, Suriye ile sınır ötesi
işbirliği sayılabilir.''

Yılmaz, hükümetin bölgesel politikalar ile ulusal kalkınma ve büyümede
sağlanan gelişmelerin yurt çapında daha dengeli dağılımını sağlamayı amaçladığını
söyledi. Bakan Yılmaz, ''Kamu kurumları arasındaki resmi yazışmaların elektronik
ortamda yapılmasına imkan verecek 'e-Yazışma Projesi'ni 2011 yılında hayata
geçirmeyi planlıyoruz'' dedi.

*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
(11.35)