2010-12-23 - 12:39
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
bünyesindeki alt komisyonun, Bolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile Bolu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaptığı incelemeye ilişkin rapor
tamamlandı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
bünyesindeki cezaevlerine ilişkin daimi alt komisyonun, Bolu'daki 2 cezaevinde
yaptığı inceleme raporunda, ''(Kapalı) Cezaevinin fiziki şartlarının
yaşanılamayacak kadar kötü olduğu'' değerlendirilmesinde bulunuldu.
AK Parti Çorum Milletvekili Murat Yıldırım başkanlığında, AK Parti
Denizli Milletvekili Mithat Ekici ve Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan'dan
oluşan alt komisyonun, Bolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile Bolu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaptığı incelemeye ilişkin rapor
tamamlandı.
Raporda, Bolu Kapalı Cezaevinin kapasitesinin çok üzerinde mevcudu
bulunduğu, koğuş sisteminin uygulandığı ve fiziki şartlarının yaşanılamayacak
kadar kötü olduğu kaydedildi. Raporda, ''Yeni kurum inşaatı yapılması nedeniyle
tamirat ve düzenleme yapılmaması ekonomik olarak izah edilebilir olmakla
birlikte, halen içerisinde çok olumsuz şartlarda 194 insanın yaşadığı ve yeni
kurum yapılıncaya kadar da yaşamaya devam edecek olması sıkıntı kaynağıdır. Bu
olumsuzluğun bir an önce giderilmesi gerekmektedir'' denildi.
Kadınların kaldığı koğuşun fiziki yapısının düzeltilerek eksikliklerinin
giderilmesi ve bunun yanında havalandırma, sosyal etkinlik ve faaliyetlere
katılımını sağlayacak düzenlemelerin de acil olarak yapılması istenen raporda, şu
görüşlere yer verildi:
''Gözaltı, tutukluluk ve hükümlülük durumları insan hakları ve bunun
sağlık alanındaki yansıması olan hasta hakları ihlallerinin görülebileceği
durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kapalı infaz kurumunda
koğuşların çok kalabalık, yemeklerin kalitesiz ve aynı çeşit olması ile sıcak
suyun yeterince verilmemesi gibi yan etkiler de düşünüldüğünde sağlık
hizmetlerinin önemi daha da artmaktadır. İnsan haklarıyla ilgili belirgin
kazanımların elde edildiği ülkemizde insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan
hasta haklarına gereken önem verilmeli, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış
insanlar için de bu haklar alanında etkin çaba gösterilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, gerekli atamaların yapılarak boş kadroların doldurulması,
burada görevlendirilecek hekimlerin yetki ve sorumlulukları ile yapacakları işin
hassasiyeti konusunda ayrı ve süreklilik gösteren bir eğitime tabi tutulmaları,
sağlık kurumlarının ceza infaz kurumu idaresinden müstakil olarak
yapılandırılmaları sağlanmalıdır.''
''Cezaevi idaresinin tutuklu ve hükümlülerle iletişim kurmada daha fazla
gayret göstermesinin yerinde olacağı'' ifade edilen raporda, ''tutuklu ve
hükümlülerin cezaevine girişleri ile ziyaretçi aramalarında, yasada belirtilen
'şüphe halinde elle arama yapılır' ibaresinin çerçevesinin belirlenerek görevliye
göre farklılık arz edebilecek uygulamaların önüne geçilmesi'' önerildi.
Raporda, ''Yasada belirtilen 'aramalarda insan onuruna saygı esastır'
ilkesinin sadece aramalarda değil tüm uygulamalarda hatırda tutulması
gerektiğine'' yer verildi.
1944 yılında inşa edilerek 1945'te hizmete açılan 65 yıllık cezaevinin
''tarihi'' bir görünüm arz ettiği ifade edilen raporda, kapasitesi 110 olmasına
rağmen, cezaevinde 194 tutuklu ve hükümlünün kaldığı belirtildi.
Raporda, şu ifadelere yer verildi:
''Özellikle kadınların bulunduğu bölümde yaşananlar tam bir trajedidir.
Fiziki şartlar olabildiğine kötüdür. Koğuş soğuk olup yeterli miktarda kömür
verilmemekte, havalandırmaya çıkarılmamakta, kurslara ve faaliyetlere
katılamamakta, hiçbir sosyal etkinlikten yararlandırılmamaktadır. Sıcak su
sınırlı ölçüde verilmekte, temizlik ihtiyacı tam olarak karşılanamamaktadır. Bu
şartlarda tutuklu ve hükümlülerin nasıl ıslah edileceği sorusuna verilecek cevap
bulunmamaktadır.
Haftada 4 gün 1 doktorun sadece iki saatliğine kuruma gelmesi sağlık
hizmetlerinde de sorun olduğunu ortaya koymaktadır ki görüşülen tutuklu ve
hükümlülerin nerede ise tamamı bu konuda şikayetlerini alt komisyonumuza
iletmiştir. Yaklaşık 200 kişinin çok kötü şartlarda yeterli gıdadan yoksun bir
şekilde barındırıldığı kurumda, tedavinin aksaması sorunu daha da
derinleştirmektedir.''
bünyesindeki cezaevlerine ilişkin daimi alt komisyonun, Bolu'daki 2 cezaevinde
yaptığı inceleme raporunda, ''(Kapalı) Cezaevinin fiziki şartlarının
yaşanılamayacak kadar kötü olduğu'' değerlendirilmesinde bulunuldu.
AK Parti Çorum Milletvekili Murat Yıldırım başkanlığında, AK Parti
Denizli Milletvekili Mithat Ekici ve Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan'dan
oluşan alt komisyonun, Bolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile Bolu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaptığı incelemeye ilişkin rapor
tamamlandı.
Raporda, Bolu Kapalı Cezaevinin kapasitesinin çok üzerinde mevcudu
bulunduğu, koğuş sisteminin uygulandığı ve fiziki şartlarının yaşanılamayacak
kadar kötü olduğu kaydedildi. Raporda, ''Yeni kurum inşaatı yapılması nedeniyle
tamirat ve düzenleme yapılmaması ekonomik olarak izah edilebilir olmakla
birlikte, halen içerisinde çok olumsuz şartlarda 194 insanın yaşadığı ve yeni
kurum yapılıncaya kadar da yaşamaya devam edecek olması sıkıntı kaynağıdır. Bu
olumsuzluğun bir an önce giderilmesi gerekmektedir'' denildi.
Kadınların kaldığı koğuşun fiziki yapısının düzeltilerek eksikliklerinin
giderilmesi ve bunun yanında havalandırma, sosyal etkinlik ve faaliyetlere
katılımını sağlayacak düzenlemelerin de acil olarak yapılması istenen raporda, şu
görüşlere yer verildi:
''Gözaltı, tutukluluk ve hükümlülük durumları insan hakları ve bunun
sağlık alanındaki yansıması olan hasta hakları ihlallerinin görülebileceği
durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle kapalı infaz kurumunda
koğuşların çok kalabalık, yemeklerin kalitesiz ve aynı çeşit olması ile sıcak
suyun yeterince verilmemesi gibi yan etkiler de düşünüldüğünde sağlık
hizmetlerinin önemi daha da artmaktadır. İnsan haklarıyla ilgili belirgin
kazanımların elde edildiği ülkemizde insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan
hasta haklarına gereken önem verilmeli, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış
insanlar için de bu haklar alanında etkin çaba gösterilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, gerekli atamaların yapılarak boş kadroların doldurulması,
burada görevlendirilecek hekimlerin yetki ve sorumlulukları ile yapacakları işin
hassasiyeti konusunda ayrı ve süreklilik gösteren bir eğitime tabi tutulmaları,
sağlık kurumlarının ceza infaz kurumu idaresinden müstakil olarak
yapılandırılmaları sağlanmalıdır.''
''Cezaevi idaresinin tutuklu ve hükümlülerle iletişim kurmada daha fazla
gayret göstermesinin yerinde olacağı'' ifade edilen raporda, ''tutuklu ve
hükümlülerin cezaevine girişleri ile ziyaretçi aramalarında, yasada belirtilen
'şüphe halinde elle arama yapılır' ibaresinin çerçevesinin belirlenerek görevliye
göre farklılık arz edebilecek uygulamaların önüne geçilmesi'' önerildi.
Raporda, ''Yasada belirtilen 'aramalarda insan onuruna saygı esastır'
ilkesinin sadece aramalarda değil tüm uygulamalarda hatırda tutulması
gerektiğine'' yer verildi.
1944 yılında inşa edilerek 1945'te hizmete açılan 65 yıllık cezaevinin
''tarihi'' bir görünüm arz ettiği ifade edilen raporda, kapasitesi 110 olmasına
rağmen, cezaevinde 194 tutuklu ve hükümlünün kaldığı belirtildi.
Raporda, şu ifadelere yer verildi:
''Özellikle kadınların bulunduğu bölümde yaşananlar tam bir trajedidir.
Fiziki şartlar olabildiğine kötüdür. Koğuş soğuk olup yeterli miktarda kömür
verilmemekte, havalandırmaya çıkarılmamakta, kurslara ve faaliyetlere
katılamamakta, hiçbir sosyal etkinlikten yararlandırılmamaktadır. Sıcak su
sınırlı ölçüde verilmekte, temizlik ihtiyacı tam olarak karşılanamamaktadır. Bu
şartlarda tutuklu ve hükümlülerin nasıl ıslah edileceği sorusuna verilecek cevap
bulunmamaktadır.
Haftada 4 gün 1 doktorun sadece iki saatliğine kuruma gelmesi sağlık
hizmetlerinde de sorun olduğunu ortaya koymaktadır ki görüşülen tutuklu ve
hükümlülerin nerede ise tamamı bu konuda şikayetlerini alt komisyonumuza
iletmiştir. Yaklaşık 200 kişinin çok kötü şartlarda yeterli gıdadan yoksun bir
şekilde barındırıldığı kurumda, tedavinin aksaması sorunu daha da
derinleştirmektedir.''
