2011-10-27 - 13:10
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığının (KEFEK), Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği ve Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe programı çerçevesinde desteklenen "Çocuk Gelinler" projesinin final toplantısı KEFEK Başkanı Azize Sibel Gönül başkanlığında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in de katılımıyla TBMM Küçük Grup Toplantı Salonu'nda gerçekleşti.
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığının (KEFEK), Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği ve Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe programı çerçevesinde desteklenen "Çocuk Gelinler" projesinin final toplantısı KEFEK Başkanı Azize Sibel Gönül başkanlığında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in de katılımıyla TBMM Küçük Grup Toplantı Salonu'nda gerçekleşti.
Toplantının açış konuşmasını yapan Uçan Süpürge Yönetim Kurulu Başkanı Halime Güler, Çocuk Gelinler Projesi'nin Final Toplantısı ile 18 aylık bir yolculuğun sona erdiğini belirterek, proje kapsamında illerde yapılan alan çalışmaları hakkında bilgi verdi. Güler, söz konusu süre içinde çocuk yaşta evlilikleri Türkiye'nin gündemine taşımayı başardıklarını, bu evliliklerin sonuçları hakkında kamuoyunu bilgilendirdiklerini ifade etti.
Gittikleri bazı illerde 10 yaşında kız çocuğunun evlendirildiğine bile şahit olduklarını anlatan Güler, bunun bir insan hakkı ihlali olduğuna dikkati çekti. Bu konunun üzerine gitmeye kararlı olduklarını belirten Güler, bu kapsamda başta eğitim konusunun ele alınması gerektiğine işaret etti. Güler, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, çocuk yaşta evliliklere verilecek cezaların ağırlaştırılması gerektiğini söyledi.
Proje Koordinatörü Selen Doğan, çalışmalarında dramatik öykülere tanık olduklarını anlattı. Doğan, 14 yaşında bir kız çocuğunun, 10 bin lira karşılığında 70 yaşında bir kişiyle evlendirildiğine, 12 yaşında başka bir kızın nişanlanmasına şahit olduklarını ifade etti. ''Çocuk yaşta evlilikler, doğal olmayan bir afetin ardından bıraktığı enkazdır'' diyen Doğan, bu durumun önüne geçebilmek için birlikte hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.
Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan, ''Çocuk Gelinler'' Projesi'nin, Sabancı Vakfı'nın desteklediği ve önemle üzerinde durduğu bir proje olduğunu söyledi. Koyunsağan, kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesine özen gösterdiklerini belirterek, ''Yaygın bir toplumsal soruna dikkati çektiğimize inanıyoruz. Proje kapsamında yapılan bu araştırmalar önemli kaynak olacak'' dedi.
Uçan Süpürge Derneği yönetiminden Sosyolog Yıldız Ecevit, erken yaşta evlilikler ile yalnızca ulusal değil evrensel alanda da mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Erken yapılan evliliklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini belirten Ecevit, bunun da kadınların toplumsal statülerinin düşmesine neden olduğunu ifade etti. Erken evliliklerin, kadının bedenine ve psikolojisine zarar verdiğine dikkati çeken Ecevit, ayrıca çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının daha fazla cinsel istismara uğradığına dikkati çekti.
Türkiye'de bu konuda sevindirici gelişmelerin de yaşandığını anlatan Ecevit, evlenme yaş ortalamasının yükseldiğini söyledi. Ecevit, 2001-2011 yılları için yapılan istatistiklere göre, 2000 yılında kadınlarda 22 olan ortalama evlenme yaşının 2011 yılında 23,5'a çıktığını söyledi. Ecevit, evlilik yaş ortalamasının 10 yılda yaklaşık 1 yaş artmasının bile sevindirici bir gelişme olduğunu vurguladı. Ancak bu konuda bölgelerarasında farklılıklar bulunduğunu dile getiren Ecevit, bu nedenle çalışmaların 18 yaş altı evliliklerin fazla olduğu bölgelerde yoğunlaştırılması gerektiğini söyledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Binnaz Toprak, daha önce küçük yaşta evlilikler konusunda bir altkomisyon oluşturduklarını ve önemli bulgulara ulaştıklarını anımsattı. Konunun hukuksal boyutuna da dikkati çektiklerini belirten Toprak, çocuk tanımının Ceza Kanunu'nda farklı Medeni Kanun'da farklı olduğunu, ''18 yaş altındakiler çocuktur'' diye somut bir hüküm bulunmadığını söyledi. Toprak, öncelikle bu konuda yasaların eşitlenmesi gerektiğini ifade etti.
Toprak ayrıca, kadınların olaylara farklı bakış açısıyla bakabildiğini, özellikle empati yeteneklerinin daha güçlü olduğunu belirterek, bu nedenle Kürt sorunun çözümü konusunda da kadınlara bir araya gelmesinin yararlı olacağını kaydetti.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Öznur Çalık da komisyonlarının kurulmasının ardından yaptıkları ilk işin erken yaşta evlilikleri incelemek olduğunu belirterek, konuyu kısa sürede Türkiye gündemine taşıdıklarını ifade etti.
Çalışmalarında ilginç hayat hikayeleriyle karşılaştıklarını belirten Çalık, 13 yaşında bebeği olan ya da hamile kalmış kız çocuklarını gördüklerini, aile içi cinsel istismarların, ensest ilişkilerin yaşandığını öğrendiklerini söyledi.
Bazı yerlerde her 4 evlilikten 3'ünün erken yaşta yapıldığını anlatan Çalık, bu evliliklerin nedenleri arasında ekonomik yetersizlik, bazı dini ve geleneksel inançlar, eğitimsizlik ve toplum baskısı olduğunu kaydetti. Çalık, işin en acı taraflarından birisinin bazı bölgelerde erken yaşta yapılan evliliklerin artık meşrulaştığı, bu durumu kimsenin garip görmediğini kaydetti. Çalık, yasalarda çocuk tarifinin net yapılması ve zorunlu eğitimin 12 değil 13 yol olması gerektiğini söyledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül de bu çalışmaların toplumun bütününü kucaklayan bir başlangıç olduğunu vurguladı. Erken yaşta evliliklerin, çocuk hakkı, insan hakkı ihlali olduğunu belirten Gönül, ''Kalem tutması gereken ellere gelin kınası yakılmakta. Çocuğun en doğal hakkı çocukluğunu yaşamaktır. Erken yaşta evlilik kız çocuklarını eğitimden de mahrum bırakıyor'' dedi. Gönül, erken yaşta evliliklerin uzun yıllardan beri yaşandığını, bu duruma gelişmekte ve gelişmiş ülkelerde de rastlandığını belirten Gönül konuşmasında şunları kaydetti:
"Çocuk Gelinler Projesinin kapanış toplantısının Türkiye Büyük Millet Meclisi Çatısı Altında yapılmasından dolayı duyduğumuz memnuniyeti özellikle belirtmek isterim.
07.05.2010 tarihli ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nun 4. maddesi ile Anayasanın 41' inci maddesinin kenar başlığı "Ailenin korunması ve çocuk hakları" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye çocuk hakları ile istismara maruz kalan çocuklara ilişkin yeni fıkralar eklenmiştir.
Madde öncelikle aileyi tanımlamıştır: "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle annenin ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." Bu ifade ile Devlet'in çocukların sağlıklı bir aile yapısı içinde yaşamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmektedir.
Madde 124'e göre erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenememektedir. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.
Bilindiği gibi "Çocuk" ve buna bağlı olarak "erken evlilik" kavramlarının tanımları kaynağına göre değişse de küresel ölçekte kabul edilen görüş, 0-18 yaş arası " Çocuk",
10-19 yaş arası "Ergenlik Dönemi"
15-24 yaş arası "Gençlik Dönemi" ve
10-24 yaş arası "Genç İnsanlar" olarak
tanımlanmaktadır.
18 yaştan önce yapılan evlilikleri de "Erken Evlilik" olarak değerlendirmektedir.
Türk Medeni Kanununun 124 üncü maddesi evlenme ehliyeti için 17 yaş sınırını belirlemiş olmakla beraber "Erken Yaşta Evlilikler" 18 yaşın altında yapılan evlilikler anlamına gelmektedir.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde;
-Çocuğun Yaşama ve Sağlığını Koruma Hakkı,
-Gelişme ve Yeteneklerini Geliştirme Hakkı,
-Korunma ve Bakılma Hakkı,
-Çocuk Görüşünün Alınması (Katılım Hakkı)
-Çocuğa Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi
Bu haklar insan hakları bağlamında mutlak değerler tüm devletler ve toplumlar için geçerli ve ortak sabit maddelerdir.
Bu bağlamda çocuğun yararını her türlü yarardan daha öncelikli görmekteyiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23. Dönem de, Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun Erken Yaşta Evlilikler Hakkındaki Raporu önemli toplumsal sorunlara ışık tutmuştur.
Türkiye çocukla ilgili her alanda yeni bir başlangıca hazırlanıyor, bu aynı zamanda toplumun bütününü kuşatan bir başlangıçtır.
Erken yaşta ve zorla yapılan evliklere sadece ülkemizde değil az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde de rastlanmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerdeki kız çocuklarının %38'i 18 yaşından önce, %14'ü 15 yaşından önce evlendirilmiştir.
BM istatistiklerine göre; 2003'te 18 yaşından küçük 51 milyondan fazla kız çocuğunun evlendirildiği ve 10 yıl içinde de bu sayının 100 milyonu aşacağı uyarısı yapılmaktadır.
Avrupa'da da erken ve zorla evlendirme oranı yüksek olup, Güney Amerika, Kuzey Afrika ve Asya'nın bazı ülkelerinde, 18 yaş altı çocukların üçte biri ve 15 yaş altı kızların yedide biri, İngiltere ve Fransa'da da yetişkinlerin en az %10'u 18 yaşın altında evlenmektedir.
Örneğin İngiltere'de her yıl 250 zorla evlendirme vakası yaşanmaktadır. Dolayısıyla erken yaşta evlilikler küresel bir sorundur.
Türkiye'de kadınlar geçmiş yıllara göre daha geç evlenme eğilimindir. Ortalama ilk evlenme yaşı 20.8'dir. 25 ila 49 yaşlarındaki kadınların yüzde 43'ünün 20 yaşından önce, yine 25 ila 49 yaşlarındaki kadınların yüzde 5'inin ise 15 yaşından önce evlendiği tespit edilmiştir.
Alt komisyon raporumuzun sonuçları ışığında Uçan Süpürge temsilcilerinin deneyim ve birikimleri ile geliştirilen "Çocuk Gelinler Projesinin" erken yaşta evliliklerin ortadan kalkması için toplumun bilinçlendirilmesi, toplumda farkındalık yaratılmasına önemli katkılar yapacağı inancındayım.
Bu projenin hayata geçmesine katkıda bulunanları, Başta Önceki Dönem Komisyon Başkanımız Sayın Güldal Akşit olmak üzere, alt Komisyon Başkanı ve Üyelerine, ayrıca Uçan süpürge temsilcilerine ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin yaptığı konuşmada Toplumsal huzur ve barışın, toplumsal kalkınmayla olacağını ifade ederek 74 milyonun birlik ve beraberliği, kadın ve erkeğiyle herkesin birinci sınıf vatandaş olacağı bir Türkiye hedefiyle burada olduklarını söyledi.
Çocuk gelinlerle ilgili büyük bir sosyal projenin sonuç toplantısında olduklarına işaret eden Şahin, bu konuda büyük bir emek ve gayretin bulunduğunu söyledi.
Şahin, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde geçen dönem oluşturulan ve başkanlığını AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın yaptığı altkomisyonun çalışmalarına değinerek, komisyondan ayağı yere basan bir rapor çıktığını belirtti. Şahin, bakan olur olmaz komisyondan çıkan raporun kendilerinin politikalarını belirleyerek, gereğinin yapılacağını söylediğini dile getirdi.
Bakan Şahin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, kadına yönelik şiddet ve çocuk haklarına ilişkin beyannameler gibi uluslararası hukuk ile bunun Türkiye'deki karşılığı olan yasalarda farklılıklar, çelişkiler varsa bunun sürdürülemeyeceğini, gereğinin yapılması gerektiğini söyledi. Şahin, ''Medeni Kanun'da 17 yaş, Çocuk Koruma Kanunu'nda 18 yaş, Türk Ceza Kanunu'nda 15 yaş, çocuk sayılıyorsa bu devam edemez. Milletvekili arkadaşlarımızla gerekli çalışmayı yaparız, gereğini yaparız'' dedi.
Eğitimin önemine işaret eden Şahin, temel eğitimde kız çocuklarının okullaşmasının yüzde 98, erkeklerin ise 98,5'a ulaştığını belirtti. Devlet, millet, sivil toplum örgütleri ve kampanyalarla bu sonuca ulaşıldığını dile getiren Şahin, okuma yazma bilmeyen kimsenin kalmamasının en büyük hedefleri olduğunu vurguladı.
Şahin, temel eğitim bittikten sonra ortaöğretimde oranın yüzde 65'e düştüğünü belirterek, ''İşte bizim risk grubumuz burası. Çocuk yaşta evliliklerle mücadele edeceksek, bu grubun temel eğitimden sonra devamını sağlamamız gerekiyor. O yüzden 15-19 yaşta, okulu bıraktıklarında, meslek sahibi olamadıklarında, eve geldiğinde, katı gelenek, görenekle kızlarımızın bir şekilde erken evlenmesine vesile oluyor'' diye konuştu.
Koruyucu ve önleyici en büyük tedbirin, eğitim olduğunu vurgulayan Şahin, ailelerin, ''ekonomik sıkıntım var, okutamıyorum'' demesi halinde, ''Bir dakika. yoksulluk eğitimin önünde engel olmaz, mali olarak sorunun varsa, sosyal devlet olarak biz yanındayız. Çocuğunu taşıtacak paran yoksa, biz o parayı veriyoruz. O zaman senin şu zihnini düzeltmen, bunlarla ilgili çekidüzen vermen gerekiyor'' diyebilmeleri gerektiğini söyledi.
Şahin, her ilde üniversite kurulmasının da çocukların okullaşmasını, bir iki yıl sonra ''fark edilebilir'' şekilde yükselteceğini vurguladı.
Şahin, eğitimle ilgili süreci, topyekun bir seferberlikle takip ederken, özellikle katı gelenek, göreneklerin, ataerkil bakışın, bu konuda en büyük engel olarak karşılarına çıktığını vurguladı. Şahin, temel eğitimde kadını güçlendiren, bütün mekanizmaları güçlendiren, ataerkil bakış açısını, zihinsel dönüşümü değiştirecek çift ayaklı bir çalışmayı hayata geçirmeleri gerektiğini söyledi.
İstatistiklerin önemine dikkati çeken Şahin, bu konuda TÜİK Başkanı ile bir toplantı yaptıklarını anlattı. Şahin, istatistiki yapının güçlendirilmesi, uluslararası kriterlere dönüştürülmesi ve güncellenmesi gerektiğini belirtti. Şahin, TÜİK Başkanı'na, ''Eğer bugün enflasyonu, işsizliği, sanayi kriterlerini, tüketici güven endeksini aylık ölçebiliyorsak, sosyal politika oluşturabilmem için, sosyal alandaki sorunları çözebilmem için de bu verileri de aynı şekilde ölçmemiz, buna uygun şekilde matematiksel verileri de kullanarak politika üretmemiz gerekiyor'' dediğini söyledi. Şahin, bunun el yordamıyla olamayacağını, zihni ve aklı kullanacaklarını dile getirerek, rakamlarla konuşacaklarını, rakamlarla çözüme gideceklerini vurguladı.
Şahin, Strateji Başkanlığının altında İstatistik Daire Başkanlığı oluşturdukları ifade ederek, daire başkanlığının bütün sosyal politik analizlerle ilgili verileri toplayacağını anlattı.
Önemli olanın, sorunun varlığını kabul etmek ve gereğini yapmak olduğunu belirten Şahin, ''Bu sorunu çözen ülkelerin aklı, tecrübesi bizden fazla değil. Güçbirliği yaptığımız zaman, çözülemeyecek hiçbir sorun yok'' dedi. Şahin, tek kanatlı kuşun uçamayacağını, tek ayaklı atletin koşamayacağını belirtti.
Şahin, İstanbul Anlaşması'nın, geçen hafta Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını, imzaların tamamlanarak Meclise gönderileceğini kaydederek, bunun, en önemli sözleşmelerinden biri olacağını bildirdi.
Gönül toplantının soru cevap bölümünde, kadının evlendikten sonra da yalnızca kendi soyadını kullanabilmesi için öncelikle nüfus işlemleri ile ilgili bazı altyapı çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Gönül ayrıca, komisyon olarak, sivil anayasada toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kendilerinin de katkıda bulunmak istediklerini, bu konuda bir alt komisyon oluşturmayı planladıklarını söyledi.
Bu arada CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, kendilerinin bu tür konuları tartışırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadınlarla ilgili olarak, ''En az 3 çocuk yapın'' düşüncesinde olduğunu, bu nedenle burada konuşulanların Erdoğan'a da anlatılması gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine söz alan Bakan Şahin, Başbakan Erdoğan'ın ''üç çocuk'' söyleminin bilimsel bir temeli olduğunu belirtti. Türkiye nüfusunun yaşlandığını, Erdoğan'ın da bu nedenle bu konuya dikkati çektiğini belirten Şahin, ''Bilimi ve aklı kullanmalıyız. Bilim ne diyorsa onu yapmalıyız'' diye konuştu.
Toplantının sonunda, projeye, çocuk gelinlerle ilgili bir şarkı besteleyerek destek veren sanatçı Burhan Şeşen, üç kız çocuğu ile birlikte ''Çocukluğuma dönemem evlendikten sonra'' adlı şarkıyı seslendirdi. (13:10)
Toplantının açış konuşmasını yapan Uçan Süpürge Yönetim Kurulu Başkanı Halime Güler, Çocuk Gelinler Projesi'nin Final Toplantısı ile 18 aylık bir yolculuğun sona erdiğini belirterek, proje kapsamında illerde yapılan alan çalışmaları hakkında bilgi verdi. Güler, söz konusu süre içinde çocuk yaşta evlilikleri Türkiye'nin gündemine taşımayı başardıklarını, bu evliliklerin sonuçları hakkında kamuoyunu bilgilendirdiklerini ifade etti.
Gittikleri bazı illerde 10 yaşında kız çocuğunun evlendirildiğine bile şahit olduklarını anlatan Güler, bunun bir insan hakkı ihlali olduğuna dikkati çekti. Bu konunun üzerine gitmeye kararlı olduklarını belirten Güler, bu kapsamda başta eğitim konusunun ele alınması gerektiğine işaret etti. Güler, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, çocuk yaşta evliliklere verilecek cezaların ağırlaştırılması gerektiğini söyledi.
Proje Koordinatörü Selen Doğan, çalışmalarında dramatik öykülere tanık olduklarını anlattı. Doğan, 14 yaşında bir kız çocuğunun, 10 bin lira karşılığında 70 yaşında bir kişiyle evlendirildiğine, 12 yaşında başka bir kızın nişanlanmasına şahit olduklarını ifade etti. ''Çocuk yaşta evlilikler, doğal olmayan bir afetin ardından bıraktığı enkazdır'' diyen Doğan, bu durumun önüne geçebilmek için birlikte hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.
Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan, ''Çocuk Gelinler'' Projesi'nin, Sabancı Vakfı'nın desteklediği ve önemle üzerinde durduğu bir proje olduğunu söyledi. Koyunsağan, kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesine özen gösterdiklerini belirterek, ''Yaygın bir toplumsal soruna dikkati çektiğimize inanıyoruz. Proje kapsamında yapılan bu araştırmalar önemli kaynak olacak'' dedi.
Uçan Süpürge Derneği yönetiminden Sosyolog Yıldız Ecevit, erken yaşta evlilikler ile yalnızca ulusal değil evrensel alanda da mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Erken yapılan evliliklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini belirten Ecevit, bunun da kadınların toplumsal statülerinin düşmesine neden olduğunu ifade etti. Erken evliliklerin, kadının bedenine ve psikolojisine zarar verdiğine dikkati çeken Ecevit, ayrıca çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının daha fazla cinsel istismara uğradığına dikkati çekti.
Türkiye'de bu konuda sevindirici gelişmelerin de yaşandığını anlatan Ecevit, evlenme yaş ortalamasının yükseldiğini söyledi. Ecevit, 2001-2011 yılları için yapılan istatistiklere göre, 2000 yılında kadınlarda 22 olan ortalama evlenme yaşının 2011 yılında 23,5'a çıktığını söyledi. Ecevit, evlilik yaş ortalamasının 10 yılda yaklaşık 1 yaş artmasının bile sevindirici bir gelişme olduğunu vurguladı. Ancak bu konuda bölgelerarasında farklılıklar bulunduğunu dile getiren Ecevit, bu nedenle çalışmaların 18 yaş altı evliliklerin fazla olduğu bölgelerde yoğunlaştırılması gerektiğini söyledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Binnaz Toprak, daha önce küçük yaşta evlilikler konusunda bir altkomisyon oluşturduklarını ve önemli bulgulara ulaştıklarını anımsattı. Konunun hukuksal boyutuna da dikkati çektiklerini belirten Toprak, çocuk tanımının Ceza Kanunu'nda farklı Medeni Kanun'da farklı olduğunu, ''18 yaş altındakiler çocuktur'' diye somut bir hüküm bulunmadığını söyledi. Toprak, öncelikle bu konuda yasaların eşitlenmesi gerektiğini ifade etti.
Toprak ayrıca, kadınların olaylara farklı bakış açısıyla bakabildiğini, özellikle empati yeteneklerinin daha güçlü olduğunu belirterek, bu nedenle Kürt sorunun çözümü konusunda da kadınlara bir araya gelmesinin yararlı olacağını kaydetti.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanvekili Öznur Çalık da komisyonlarının kurulmasının ardından yaptıkları ilk işin erken yaşta evlilikleri incelemek olduğunu belirterek, konuyu kısa sürede Türkiye gündemine taşıdıklarını ifade etti.
Çalışmalarında ilginç hayat hikayeleriyle karşılaştıklarını belirten Çalık, 13 yaşında bebeği olan ya da hamile kalmış kız çocuklarını gördüklerini, aile içi cinsel istismarların, ensest ilişkilerin yaşandığını öğrendiklerini söyledi.
Bazı yerlerde her 4 evlilikten 3'ünün erken yaşta yapıldığını anlatan Çalık, bu evliliklerin nedenleri arasında ekonomik yetersizlik, bazı dini ve geleneksel inançlar, eğitimsizlik ve toplum baskısı olduğunu kaydetti. Çalık, işin en acı taraflarından birisinin bazı bölgelerde erken yaşta yapılan evliliklerin artık meşrulaştığı, bu durumu kimsenin garip görmediğini kaydetti. Çalık, yasalarda çocuk tarifinin net yapılması ve zorunlu eğitimin 12 değil 13 yol olması gerektiğini söyledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül de bu çalışmaların toplumun bütününü kucaklayan bir başlangıç olduğunu vurguladı. Erken yaşta evliliklerin, çocuk hakkı, insan hakkı ihlali olduğunu belirten Gönül, ''Kalem tutması gereken ellere gelin kınası yakılmakta. Çocuğun en doğal hakkı çocukluğunu yaşamaktır. Erken yaşta evlilik kız çocuklarını eğitimden de mahrum bırakıyor'' dedi. Gönül, erken yaşta evliliklerin uzun yıllardan beri yaşandığını, bu duruma gelişmekte ve gelişmiş ülkelerde de rastlandığını belirten Gönül konuşmasında şunları kaydetti:
"Çocuk Gelinler Projesinin kapanış toplantısının Türkiye Büyük Millet Meclisi Çatısı Altında yapılmasından dolayı duyduğumuz memnuniyeti özellikle belirtmek isterim.
07.05.2010 tarihli ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nun 4. maddesi ile Anayasanın 41' inci maddesinin kenar başlığı "Ailenin korunması ve çocuk hakları" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye çocuk hakları ile istismara maruz kalan çocuklara ilişkin yeni fıkralar eklenmiştir.
Madde öncelikle aileyi tanımlamıştır: "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle annenin ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." Bu ifade ile Devlet'in çocukların sağlıklı bir aile yapısı içinde yaşamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmektedir.
Madde 124'e göre erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenememektedir. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.
Bilindiği gibi "Çocuk" ve buna bağlı olarak "erken evlilik" kavramlarının tanımları kaynağına göre değişse de küresel ölçekte kabul edilen görüş, 0-18 yaş arası " Çocuk",
10-19 yaş arası "Ergenlik Dönemi"
15-24 yaş arası "Gençlik Dönemi" ve
10-24 yaş arası "Genç İnsanlar" olarak
tanımlanmaktadır.
18 yaştan önce yapılan evlilikleri de "Erken Evlilik" olarak değerlendirmektedir.
Türk Medeni Kanununun 124 üncü maddesi evlenme ehliyeti için 17 yaş sınırını belirlemiş olmakla beraber "Erken Yaşta Evlilikler" 18 yaşın altında yapılan evlilikler anlamına gelmektedir.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde;
-Çocuğun Yaşama ve Sağlığını Koruma Hakkı,
-Gelişme ve Yeteneklerini Geliştirme Hakkı,
-Korunma ve Bakılma Hakkı,
-Çocuk Görüşünün Alınması (Katılım Hakkı)
-Çocuğa Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi
Bu haklar insan hakları bağlamında mutlak değerler tüm devletler ve toplumlar için geçerli ve ortak sabit maddelerdir.
Bu bağlamda çocuğun yararını her türlü yarardan daha öncelikli görmekteyiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23. Dönem de, Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun Erken Yaşta Evlilikler Hakkındaki Raporu önemli toplumsal sorunlara ışık tutmuştur.
Türkiye çocukla ilgili her alanda yeni bir başlangıca hazırlanıyor, bu aynı zamanda toplumun bütününü kuşatan bir başlangıçtır.
Erken yaşta ve zorla yapılan evliklere sadece ülkemizde değil az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde de rastlanmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerdeki kız çocuklarının %38'i 18 yaşından önce, %14'ü 15 yaşından önce evlendirilmiştir.
BM istatistiklerine göre; 2003'te 18 yaşından küçük 51 milyondan fazla kız çocuğunun evlendirildiği ve 10 yıl içinde de bu sayının 100 milyonu aşacağı uyarısı yapılmaktadır.
Avrupa'da da erken ve zorla evlendirme oranı yüksek olup, Güney Amerika, Kuzey Afrika ve Asya'nın bazı ülkelerinde, 18 yaş altı çocukların üçte biri ve 15 yaş altı kızların yedide biri, İngiltere ve Fransa'da da yetişkinlerin en az %10'u 18 yaşın altında evlenmektedir.
Örneğin İngiltere'de her yıl 250 zorla evlendirme vakası yaşanmaktadır. Dolayısıyla erken yaşta evlilikler küresel bir sorundur.
Türkiye'de kadınlar geçmiş yıllara göre daha geç evlenme eğilimindir. Ortalama ilk evlenme yaşı 20.8'dir. 25 ila 49 yaşlarındaki kadınların yüzde 43'ünün 20 yaşından önce, yine 25 ila 49 yaşlarındaki kadınların yüzde 5'inin ise 15 yaşından önce evlendiği tespit edilmiştir.
Alt komisyon raporumuzun sonuçları ışığında Uçan Süpürge temsilcilerinin deneyim ve birikimleri ile geliştirilen "Çocuk Gelinler Projesinin" erken yaşta evliliklerin ortadan kalkması için toplumun bilinçlendirilmesi, toplumda farkındalık yaratılmasına önemli katkılar yapacağı inancındayım.
Bu projenin hayata geçmesine katkıda bulunanları, Başta Önceki Dönem Komisyon Başkanımız Sayın Güldal Akşit olmak üzere, alt Komisyon Başkanı ve Üyelerine, ayrıca Uçan süpürge temsilcilerine ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin yaptığı konuşmada Toplumsal huzur ve barışın, toplumsal kalkınmayla olacağını ifade ederek 74 milyonun birlik ve beraberliği, kadın ve erkeğiyle herkesin birinci sınıf vatandaş olacağı bir Türkiye hedefiyle burada olduklarını söyledi.
Çocuk gelinlerle ilgili büyük bir sosyal projenin sonuç toplantısında olduklarına işaret eden Şahin, bu konuda büyük bir emek ve gayretin bulunduğunu söyledi.
Şahin, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde geçen dönem oluşturulan ve başkanlığını AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık'ın yaptığı altkomisyonun çalışmalarına değinerek, komisyondan ayağı yere basan bir rapor çıktığını belirtti. Şahin, bakan olur olmaz komisyondan çıkan raporun kendilerinin politikalarını belirleyerek, gereğinin yapılacağını söylediğini dile getirdi.
Bakan Şahin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, kadına yönelik şiddet ve çocuk haklarına ilişkin beyannameler gibi uluslararası hukuk ile bunun Türkiye'deki karşılığı olan yasalarda farklılıklar, çelişkiler varsa bunun sürdürülemeyeceğini, gereğinin yapılması gerektiğini söyledi. Şahin, ''Medeni Kanun'da 17 yaş, Çocuk Koruma Kanunu'nda 18 yaş, Türk Ceza Kanunu'nda 15 yaş, çocuk sayılıyorsa bu devam edemez. Milletvekili arkadaşlarımızla gerekli çalışmayı yaparız, gereğini yaparız'' dedi.
Eğitimin önemine işaret eden Şahin, temel eğitimde kız çocuklarının okullaşmasının yüzde 98, erkeklerin ise 98,5'a ulaştığını belirtti. Devlet, millet, sivil toplum örgütleri ve kampanyalarla bu sonuca ulaşıldığını dile getiren Şahin, okuma yazma bilmeyen kimsenin kalmamasının en büyük hedefleri olduğunu vurguladı.
Şahin, temel eğitim bittikten sonra ortaöğretimde oranın yüzde 65'e düştüğünü belirterek, ''İşte bizim risk grubumuz burası. Çocuk yaşta evliliklerle mücadele edeceksek, bu grubun temel eğitimden sonra devamını sağlamamız gerekiyor. O yüzden 15-19 yaşta, okulu bıraktıklarında, meslek sahibi olamadıklarında, eve geldiğinde, katı gelenek, görenekle kızlarımızın bir şekilde erken evlenmesine vesile oluyor'' diye konuştu.
Koruyucu ve önleyici en büyük tedbirin, eğitim olduğunu vurgulayan Şahin, ailelerin, ''ekonomik sıkıntım var, okutamıyorum'' demesi halinde, ''Bir dakika. yoksulluk eğitimin önünde engel olmaz, mali olarak sorunun varsa, sosyal devlet olarak biz yanındayız. Çocuğunu taşıtacak paran yoksa, biz o parayı veriyoruz. O zaman senin şu zihnini düzeltmen, bunlarla ilgili çekidüzen vermen gerekiyor'' diyebilmeleri gerektiğini söyledi.
Şahin, her ilde üniversite kurulmasının da çocukların okullaşmasını, bir iki yıl sonra ''fark edilebilir'' şekilde yükselteceğini vurguladı.
Şahin, eğitimle ilgili süreci, topyekun bir seferberlikle takip ederken, özellikle katı gelenek, göreneklerin, ataerkil bakışın, bu konuda en büyük engel olarak karşılarına çıktığını vurguladı. Şahin, temel eğitimde kadını güçlendiren, bütün mekanizmaları güçlendiren, ataerkil bakış açısını, zihinsel dönüşümü değiştirecek çift ayaklı bir çalışmayı hayata geçirmeleri gerektiğini söyledi.
İstatistiklerin önemine dikkati çeken Şahin, bu konuda TÜİK Başkanı ile bir toplantı yaptıklarını anlattı. Şahin, istatistiki yapının güçlendirilmesi, uluslararası kriterlere dönüştürülmesi ve güncellenmesi gerektiğini belirtti. Şahin, TÜİK Başkanı'na, ''Eğer bugün enflasyonu, işsizliği, sanayi kriterlerini, tüketici güven endeksini aylık ölçebiliyorsak, sosyal politika oluşturabilmem için, sosyal alandaki sorunları çözebilmem için de bu verileri de aynı şekilde ölçmemiz, buna uygun şekilde matematiksel verileri de kullanarak politika üretmemiz gerekiyor'' dediğini söyledi. Şahin, bunun el yordamıyla olamayacağını, zihni ve aklı kullanacaklarını dile getirerek, rakamlarla konuşacaklarını, rakamlarla çözüme gideceklerini vurguladı.
Şahin, Strateji Başkanlığının altında İstatistik Daire Başkanlığı oluşturdukları ifade ederek, daire başkanlığının bütün sosyal politik analizlerle ilgili verileri toplayacağını anlattı.
Önemli olanın, sorunun varlığını kabul etmek ve gereğini yapmak olduğunu belirten Şahin, ''Bu sorunu çözen ülkelerin aklı, tecrübesi bizden fazla değil. Güçbirliği yaptığımız zaman, çözülemeyecek hiçbir sorun yok'' dedi. Şahin, tek kanatlı kuşun uçamayacağını, tek ayaklı atletin koşamayacağını belirtti.
Şahin, İstanbul Anlaşması'nın, geçen hafta Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını, imzaların tamamlanarak Meclise gönderileceğini kaydederek, bunun, en önemli sözleşmelerinden biri olacağını bildirdi.
Gönül toplantının soru cevap bölümünde, kadının evlendikten sonra da yalnızca kendi soyadını kullanabilmesi için öncelikle nüfus işlemleri ile ilgili bazı altyapı çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Gönül ayrıca, komisyon olarak, sivil anayasada toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kendilerinin de katkıda bulunmak istediklerini, bu konuda bir alt komisyon oluşturmayı planladıklarını söyledi.
Bu arada CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, kendilerinin bu tür konuları tartışırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadınlarla ilgili olarak, ''En az 3 çocuk yapın'' düşüncesinde olduğunu, bu nedenle burada konuşulanların Erdoğan'a da anlatılması gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine söz alan Bakan Şahin, Başbakan Erdoğan'ın ''üç çocuk'' söyleminin bilimsel bir temeli olduğunu belirtti. Türkiye nüfusunun yaşlandığını, Erdoğan'ın da bu nedenle bu konuya dikkati çektiğini belirten Şahin, ''Bilimi ve aklı kullanmalıyız. Bilim ne diyorsa onu yapmalıyız'' diye konuştu.
Toplantının sonunda, projeye, çocuk gelinlerle ilgili bir şarkı besteleyerek destek veren sanatçı Burhan Şeşen, üç kız çocuğu ile birlikte ''Çocukluğuma dönemem evlendikten sonra'' adlı şarkıyı seslendirdi. (13:10)
