2010-06-29 - 12:28
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grubunda yaptığı konuşmada, terörle mücadeleye değindi. Son yaşanan terör olaylarıyla birlikte Milli Birlik ve Kardeşlik projesine ilişkin yoğun bir tartışmanın yürütüldüğüne şahit olduklarını anlatan Başbakan Erdoğan, projenin ''hız kestiği, yavaşladığı, heyecanın kaybolduğu, hatta açılımın kapandığı'' gibi tamamen ''haksız ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığına
inandığı bir yaklaşımın sergilendiğini'' söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadelenin
milli bir mesele olduğunu vurgulayarak, ''Terörle mücadelede yegane sorumluluk
hükümete ait değildir, yegane sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil, en az onlar
kadar muhalefetin meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin, sivil toplum
örgütlerinin (STK), kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu var'' dedi.
Erdoğan, AK Parti grubunda yaptığı konuşmada, terörle mücadeleye değindi.
Son yaşanan terör olaylarıyla birlikte Milli Birlik ve Kardeşlik projesine
ilişkin yoğun bir tartışmanın yürütüldüğüne şahit olduklarını anlatan Başbakan
Erdoğan, projenin ''hız kestiği, yavaşladığı, heyecanın kaybolduğu, hatta
açılımın kapandığı'' gibi tamamen ''haksız ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığına
inandığı bir yaklaşımın sergilendiğini'' söyledi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Terörle mücadele milli bir meseledir. Terörle mücadelede yegane
sorumluluk hükümete ait değildir, yegane sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil,
en az onlar kadar muhalefetin Meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin,
sivil toplum örgütlerin, kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu var.
Son 26 yıldır Türkiye bu sorunla mücadele ediyor. 26 yıldır her hükümet bu soruna
muhatap oluyor, çözüm için çaba harcadı, ancak köklü ve cesur tedbirler
alınamadığı için terör bitirilemedi, kontrol altına alınamadı.
Son terör saldırılarıyla birlikte herkesin şunu görmesi lazım. Terör
saldırılarını, terör örgütünün faaliyetlerini, hükümeti ya da kurumları
yıpratmak için bir fırsat olarak görmek, terörle mücadele azmine vurulacak en
ağır darbedir.
Daha Şemdinli'de şehit olan 11 Mehmetçiğimiz toprağa verilmeden, acıları
çok sıcakken, ne yazık ki Ankara'dan milletin hissiyatıyla örtüşmeyen açıklamalar
yapılmaya başlandı. Hiç yeri ve zamanı değilken erken seçim çağrılarının
yapılması, olağanüstü hal ilanının istenmesi, yaşanan saldırılardan dolayı
hükümetin, kurumların, milli birlik ve kardeşlik sürecinin suçlanması en hafif
ifadesiyle fırsatçılıktır. Böyle zamanlarda dosta düşmana karşı birlik ve
bütünlük ruhu daha da yüceltilmesi gerekirken, tam tersine, 'buradan nasıl bir
siyasi fayda elde edebilirim, buradan kendi partime, kendi siyasi görüşüme nasıl
bir çıkar sağlarım' mücadelesi başlatıldı.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Kanada'da yaptığı görüşmelerin medyada farklı bir şekilde verildiğini
söyledi. Erdoğan, ''Bunların kimden yana olduklarını zaman zaman anlamakta
zorlanıyorum. Kendi ülkesinin Başbakanını güya zorda bırakacak düşüncesiyle
yapmadığım, konuşmadığım bu görüşmeleri yapılmış gibi göstermek insanın kanına
dokunuyor'' dedi.
Erdoğan, Kanada'nın Toronto kentinde yapılan G-20 zirvesindeki temasları hakkında bilgi verdi.
Yaptığı görüşmelerin Türk dış politikası ve ekonomisi için son derece
yararlı olduğunu kaydeden Erdoğan, liderlerle yaptığı ikili görüşmeleri
anımsattı.
Erdoğan, görüşmelerinin, son dönemde yaşanan gelişmeleri tüm boyutlarıyla
ele almak bakımdan yararlı olduğunu ifade ederek, bazı çevrelerin Türkiye
aleyhine yürüttüğü karalama kampanyalarını boşa çıkarmak bakımından görüşmelerin
önemli bir fırsat teşkil ettiğini kaydetti.
Gazze'ye yardım götüren gemilere yönelik İsrail saldırısı, İran'ın
nükleer programı ile ilgili yürüttükleri diplomatik girişimleri muhataplarına
anlattığını belirten Erdoğan, görüşmelerin ağırlıklı başlığını terörle
mücadelenin oluşturduğunu söyledi. Erdoğan, ''Türkiye'nin terörle mücadelesinde
uluslararası düzeyde yeterince destek almadığını, özellikle teröre destek
verildiğini bilgi ve belgelerle anlatma fırsatı bulduk'' diye konuştu.
Finansal desteğin nasıl sağlandığını liderlere ayrı ayrı aktardığını
bildiren Erdoğan, ''Terör konusunda başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm
müttefiklerimizden de artık kınamanın, taziyenin ötesinde somut ve tatmin edici
adımlar beklediğimizi ifade ettik. Teröre karşı mücadele anlayışının artık somut
olarak ortaya konması gerektiğini, artık sadece söylemlerle netice
alınamayacağını, somut eylemlerle ortak hareketin kararlı şekilde ortaya konması
gerektiğini vurguladık'' dedi.
Zirve öncesinde ABD Başkanı Obama ile uzunca bir görüşme yaptıklarını
anlatan Erdoğan, İran'ın nükleer programı ve Türkiye'nin çabalarını, Gazze
ambargosu ve yardım gemilerine yönelik saldırı, terörle mücadelede iş birliğinin
artırılması konularını açık ve samimi bir şekilde ele aldıklarını kaydetti.
Erdoğan, ''Sayın Obama'nın yardım filosuna yapılan saldırı ile ilgili
kaygılarımızı ve hassasiyetlerimizi paylaştığını görmekten memnuniyet duydum. İki
dostun birbirini anlaması ve üzüntüsünü paylaşması elbette çok önemlidir.
Müttefik bir ülke olarak ABD'nin Türkiye'nin hassasiyetlerini dikkate aldığını
görmek ayrıca memnuniyetimizi artırmıştır'' diye konuştu.
Obama ile İran'ın nükleer programı konusundaki BM Güvenlik Konseyi'ndeki
süreci de değerlendirdiklerini kaydeden Erdoğan, ''Bu konu ile ilgili
rahatsızlıkları olduğunu bana ifade ettiler. Bizler de takındığımız tavrın bütün
gerekçelerini açık ve net olarak ifade ettik'' dedi.
Türkiye, Irak ve ABD arasında kurulan üçlü mekanizmada yeni bir yaklaşım
benimsenmesi gerektiğini, terörle mücadelede daha fazla iş birliğinin kaçınılmaz
olduğunu Obama ile paylaştığını anlatan Erdoğan, üçlü mekanizmanın istihbarat
paylaşımının ötesine geçmesi gerektiğini dile getirdiğini söyledi.
Son derece yapıcı ve samimi bir atmosferde geçen görüşmenin önümüzdeki
dönemde Türkiye-ABD arasındaki ilişkileri daha farklı noktalara taşıyacağına
inandığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bir şeyi özellikle ve üzülerek ifade etmek istiyorum: Türkiye'de
medyanın bu görüşmelerimizi farklı bir şekilde vermesi gerçekten terörle
mücadelede ülkemizdeki bir kısım medyanın yaklaşım tarzını ortaya koyması
bakımından çok önemli. Yani bunların kimden yana olduklarını anlamakta zaman
zaman zorlanıyorum. Attıkları başlıkların bizim yaptığımız görüşme ile uzaktan
yakından alakası yok. Bunu çok açık söylüyorum. Gazete adı vermeyeceğim, ama
belli gruba ait bu gazetelerin bu tür haberleri yayınlaması sadece teröre
yataklık yapar. Zira kendi ülkesinin Başbakanını güya zorda bırakacak ve iç
politikada ona zarar verecek düşüncesiyle yapmadığım, konuşmadığım bu görüşmeleri
yapılmış gibi göstermek kusura bakmayın insanın kanına dokunuyor. Bu ülkenin
medyası olacaksınız ve sadece AK Parti'yi acaba nasıl yıpratırız diye
konuşulmamış şeyleri konuşulmuş gibi vermek ve bir taraftan sağdan, bir taraftan
soldan vurmak havasıyla böyle bir görüntü sergilemek ne basın ahlak ve ilkelerine
sığar ne de insani ilkelere sığar.
Başbakan hala gerilimden yana... Yani bunları söylemek eğer gerilimse
kusura bakmasınlar evet ben gerilimden yanayım. Çünkü ben doğruyu söylüyorum. Ve
kimse bizden sululuk beklemesin. Biz ciddi ve kararlı bir şekilde Türkiye
Cumhuriyeti devletini yönetiyoruz. Devleti yönetirken de bizden gayriciddilik
kimse beklemesin. Ciddiyetimizin gereği neyse bunu her zaman ortaya koyacağız.
Türkiye eğer bugün 7.5 yıl öncesindeki Türkiye değilse, dünyada farklı bir konuma
oturmuşsa bu ciddi ve kararlı bir yönetimin eseridir.''
Başbakan Erdoğan, dünyada ABD'nin ilgili olduğu birçok konu ile
Türkiye'nin de ilgili olduğunu belirterek, ortak çıkarların bulunduğunu, ortak
bir vizyonun paylaşıldığını kaydetti.
Erdoğan, şunları söyledi:
''Her şeyden önemlisi somut bir iş birliği içerisindeyiz. Sayın Obama'nın
da belirttiği gibi bir 'model ortaklık' dönemine girmiş bulunuyoruz. Bunun gereği
neyse onu da yapıyoruz. Ama öyle şeyler olur ki paylaşırız, öyle şeyler de olur
ki paylaşamayabiliriz. Türkiye-ABD ilişkilerine gölge düşürmeye çalışan bazı
çevreler bu ilişkinin çok boyutlu yapısını ve derinliğini göz ardı ediyorlar.
Açık ve net söylüyorum: Müttefikler arasında zaman zaman yöntem ve üslup
farklılıkları olabilir, farklı görüşler ortaya çıkabilir. Kimse bunu bir çekişme,
çatışma, karşıtlık ve kopuş olarak lanse etmemelidir. Bizim ilişkilerimiz
dostluk, müttefiklik ve karşılıklı menfaatler zemininde devam ediyor, devam
edecek. İki ülke arasındaki tarihi ilişkiler lobilerin rüzgarlarıyla
oluşmamıştır. Lobilerin kara propagandalarıyla da yönünü belirlemez. AK Parti
iktidarı, Obama yönetimi gibi bu ilişkilere büyük önem vermektedir, çok yönlü iş
birliğini aynı kararlılıkla sürdürmektedir.''
Erdoğan, G-20 zirvesinin eksen kayması gibi içi boş tartışmaların
yapıldığı bir döneme denk gelmesinin bu tartışmaları körükleyenlere en güzel
cevabı verdiğini belirterek, Türkiye'nin oluşumda saygın bir üye olarak öne
çıktığını kaydetti.
G-20 zirvesinin Türkiye ekonomisi açısından da önemli olduğunu ifade eden
Erdoğan, Türkiye'nin küresel kriz ve çıkışa yönelik görüşlerini dile getirdiğini
söyledi.
Erdoğan, bu tezlerin sonuç bildirgesine somut şekilde yansıdığını
anlattı.
Zirvede, yükselen bütçe açığının indirilmesi konusunda hedef
belirlendiğini, Türkiye'nin bütçe açığını son yıllarda izlenen mali politikalarla
makul seviyelere düşürdüğünü belirten Erdoğan, 2006 yılında eksi 20.6 düşürerek
G-20 ülkeleri arasında bütçe açığı en düşük ülke olduğunu söyledi.
Küresel krizin en ağır seyrettiği 2009 yılında ise bütçe açığının eski
yüzde 5.5 seviyesinde tutmayı başardıklarını belirten Erdoğan, birçok G-20
ülkesinin bütçe açıklarını kontrol edemediklerini ve çok yüksek seviyelere
çıkardıklarını kaydetti.
Bazı ülkelerin bütçe açıklarını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin bu konuda
G-20 ülkeleri arasında dikkat çekici bir performans gösterdiğini belirtti.
Erdoğan, Türkiye'nin 2002 yılında yüzde 74 kamu borcu oranıyla G-20
ülkeleri arasında 7. ülke konumunda olduğunu, 2009 yılında küresel mali krize
rağmen bu oranı yüzde 45.5 oranında tutmayı başardıklarını kaydetti. Erdoğan,
aynı dönemde birçok G-20 ülkesinde bunun kontrolden çıkarak astronomik seviyelere
çıktığını söyledi.
G-20 zirvesinde bankaların sermaye yeterlilik rasyolarının
yükseltilmesinin de ele alındığını bildiren Erdoğan, Türkiye'nin bu alanda da ne
kadar avantajlı durumda olduğunun son rakamlara bakıldığında görebileceğini ifade
etti.
Erdoğan, yarın büyüme verilerinin açıklanacağını, uzmanların
beklentisinin birinci çeyrekte büyümenin yüksek olacağı yönünde olduğunu
kaydederek, ''büyüme konusunda da Türkiye'nin dünyanın ilgisini üzerine çekiyor
ve çok farklı bir konumda buluyor. Türkiye, krizden en hızlı çıkan ekonomi
konumuna gelmiştir. Bu durum görüştüğüm her lider tarafından da teyit edilmiştir.
Yarın açıklanacak büyüme oranlarıyla inşallah yeni bir rekorun daha sahibi
olacağız'' diye konuştu.
Çok başka, çok farklı ve ayrı bir konumda bulunan bir Türkiye'yi
konuştuklarını belirten Erdoğan, G-20 zirvelerine katıldıklarını, tezlerini
açıkladıklarını ifade etti. Erdoğan, ''Böyle güçlü bir Türkiye artık var''
dedi.
Dünyanın örnek ülke olarak Türkiye'yi konuştuğunu belirten Erdoğan, şöyle
devam etti:
''Adeta gıpta ile izleniyoruz. Artık ülkelerden bir ülke olarak Türkiye
değil, güçlü dış politikası, güçlü ekonomisiyle Bir Türkiye var. Azimle,
kararlılıkla çalıştık ve tüm gayretlerimizin meyvelerini topluyoruz.
Eksikliklerimiz tabii ki var ama nereden nereye geldik, bunu da iyi
değerlendirelim. İleri mi, geri mi gidiyoruz? Bütün resmi rakamlar ortada.
Bunlara baktığımızda her alanda farklı bir Türkiye var. Samimi ve dürüst olarak
bakanlar bunu görür. Uzun soluklu bir sürecin içindeyiz. Türkiye artık olumlu bir
sürecin içine girmiştir. Buradan artık geriye dönüş yok. Bu uzun soluklu süreci
tek tek vatandaşlarımıza yansıtmak, tek tek illerimize, ilçelerimize, köylerimize
yansıtmak için gayretlerimizi hiç durmadan sürdüreceğiz'' diye konuştu. (12:28)
milli bir mesele olduğunu vurgulayarak, ''Terörle mücadelede yegane sorumluluk
hükümete ait değildir, yegane sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil, en az onlar
kadar muhalefetin meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin, sivil toplum
örgütlerinin (STK), kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu var'' dedi.
Erdoğan, AK Parti grubunda yaptığı konuşmada, terörle mücadeleye değindi.
Son yaşanan terör olaylarıyla birlikte Milli Birlik ve Kardeşlik projesine
ilişkin yoğun bir tartışmanın yürütüldüğüne şahit olduklarını anlatan Başbakan
Erdoğan, projenin ''hız kestiği, yavaşladığı, heyecanın kaybolduğu, hatta
açılımın kapandığı'' gibi tamamen ''haksız ve bilgi eksikliğinden kaynaklandığına
inandığı bir yaklaşımın sergilendiğini'' söyledi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Terörle mücadele milli bir meseledir. Terörle mücadelede yegane
sorumluluk hükümete ait değildir, yegane sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil,
en az onlar kadar muhalefetin Meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin,
sivil toplum örgütlerin, kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu var.
Son 26 yıldır Türkiye bu sorunla mücadele ediyor. 26 yıldır her hükümet bu soruna
muhatap oluyor, çözüm için çaba harcadı, ancak köklü ve cesur tedbirler
alınamadığı için terör bitirilemedi, kontrol altına alınamadı.
Son terör saldırılarıyla birlikte herkesin şunu görmesi lazım. Terör
saldırılarını, terör örgütünün faaliyetlerini, hükümeti ya da kurumları
yıpratmak için bir fırsat olarak görmek, terörle mücadele azmine vurulacak en
ağır darbedir.
Daha Şemdinli'de şehit olan 11 Mehmetçiğimiz toprağa verilmeden, acıları
çok sıcakken, ne yazık ki Ankara'dan milletin hissiyatıyla örtüşmeyen açıklamalar
yapılmaya başlandı. Hiç yeri ve zamanı değilken erken seçim çağrılarının
yapılması, olağanüstü hal ilanının istenmesi, yaşanan saldırılardan dolayı
hükümetin, kurumların, milli birlik ve kardeşlik sürecinin suçlanması en hafif
ifadesiyle fırsatçılıktır. Böyle zamanlarda dosta düşmana karşı birlik ve
bütünlük ruhu daha da yüceltilmesi gerekirken, tam tersine, 'buradan nasıl bir
siyasi fayda elde edebilirim, buradan kendi partime, kendi siyasi görüşüme nasıl
bir çıkar sağlarım' mücadelesi başlatıldı.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Kanada'da yaptığı görüşmelerin medyada farklı bir şekilde verildiğini
söyledi. Erdoğan, ''Bunların kimden yana olduklarını zaman zaman anlamakta
zorlanıyorum. Kendi ülkesinin Başbakanını güya zorda bırakacak düşüncesiyle
yapmadığım, konuşmadığım bu görüşmeleri yapılmış gibi göstermek insanın kanına
dokunuyor'' dedi.
Erdoğan, Kanada'nın Toronto kentinde yapılan G-20 zirvesindeki temasları hakkında bilgi verdi.
Yaptığı görüşmelerin Türk dış politikası ve ekonomisi için son derece
yararlı olduğunu kaydeden Erdoğan, liderlerle yaptığı ikili görüşmeleri
anımsattı.
Erdoğan, görüşmelerinin, son dönemde yaşanan gelişmeleri tüm boyutlarıyla
ele almak bakımdan yararlı olduğunu ifade ederek, bazı çevrelerin Türkiye
aleyhine yürüttüğü karalama kampanyalarını boşa çıkarmak bakımından görüşmelerin
önemli bir fırsat teşkil ettiğini kaydetti.
Gazze'ye yardım götüren gemilere yönelik İsrail saldırısı, İran'ın
nükleer programı ile ilgili yürüttükleri diplomatik girişimleri muhataplarına
anlattığını belirten Erdoğan, görüşmelerin ağırlıklı başlığını terörle
mücadelenin oluşturduğunu söyledi. Erdoğan, ''Türkiye'nin terörle mücadelesinde
uluslararası düzeyde yeterince destek almadığını, özellikle teröre destek
verildiğini bilgi ve belgelerle anlatma fırsatı bulduk'' diye konuştu.
Finansal desteğin nasıl sağlandığını liderlere ayrı ayrı aktardığını
bildiren Erdoğan, ''Terör konusunda başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm
müttefiklerimizden de artık kınamanın, taziyenin ötesinde somut ve tatmin edici
adımlar beklediğimizi ifade ettik. Teröre karşı mücadele anlayışının artık somut
olarak ortaya konması gerektiğini, artık sadece söylemlerle netice
alınamayacağını, somut eylemlerle ortak hareketin kararlı şekilde ortaya konması
gerektiğini vurguladık'' dedi.
Zirve öncesinde ABD Başkanı Obama ile uzunca bir görüşme yaptıklarını
anlatan Erdoğan, İran'ın nükleer programı ve Türkiye'nin çabalarını, Gazze
ambargosu ve yardım gemilerine yönelik saldırı, terörle mücadelede iş birliğinin
artırılması konularını açık ve samimi bir şekilde ele aldıklarını kaydetti.
Erdoğan, ''Sayın Obama'nın yardım filosuna yapılan saldırı ile ilgili
kaygılarımızı ve hassasiyetlerimizi paylaştığını görmekten memnuniyet duydum. İki
dostun birbirini anlaması ve üzüntüsünü paylaşması elbette çok önemlidir.
Müttefik bir ülke olarak ABD'nin Türkiye'nin hassasiyetlerini dikkate aldığını
görmek ayrıca memnuniyetimizi artırmıştır'' diye konuştu.
Obama ile İran'ın nükleer programı konusundaki BM Güvenlik Konseyi'ndeki
süreci de değerlendirdiklerini kaydeden Erdoğan, ''Bu konu ile ilgili
rahatsızlıkları olduğunu bana ifade ettiler. Bizler de takındığımız tavrın bütün
gerekçelerini açık ve net olarak ifade ettik'' dedi.
Türkiye, Irak ve ABD arasında kurulan üçlü mekanizmada yeni bir yaklaşım
benimsenmesi gerektiğini, terörle mücadelede daha fazla iş birliğinin kaçınılmaz
olduğunu Obama ile paylaştığını anlatan Erdoğan, üçlü mekanizmanın istihbarat
paylaşımının ötesine geçmesi gerektiğini dile getirdiğini söyledi.
Son derece yapıcı ve samimi bir atmosferde geçen görüşmenin önümüzdeki
dönemde Türkiye-ABD arasındaki ilişkileri daha farklı noktalara taşıyacağına
inandığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bir şeyi özellikle ve üzülerek ifade etmek istiyorum: Türkiye'de
medyanın bu görüşmelerimizi farklı bir şekilde vermesi gerçekten terörle
mücadelede ülkemizdeki bir kısım medyanın yaklaşım tarzını ortaya koyması
bakımından çok önemli. Yani bunların kimden yana olduklarını anlamakta zaman
zaman zorlanıyorum. Attıkları başlıkların bizim yaptığımız görüşme ile uzaktan
yakından alakası yok. Bunu çok açık söylüyorum. Gazete adı vermeyeceğim, ama
belli gruba ait bu gazetelerin bu tür haberleri yayınlaması sadece teröre
yataklık yapar. Zira kendi ülkesinin Başbakanını güya zorda bırakacak ve iç
politikada ona zarar verecek düşüncesiyle yapmadığım, konuşmadığım bu görüşmeleri
yapılmış gibi göstermek kusura bakmayın insanın kanına dokunuyor. Bu ülkenin
medyası olacaksınız ve sadece AK Parti'yi acaba nasıl yıpratırız diye
konuşulmamış şeyleri konuşulmuş gibi vermek ve bir taraftan sağdan, bir taraftan
soldan vurmak havasıyla böyle bir görüntü sergilemek ne basın ahlak ve ilkelerine
sığar ne de insani ilkelere sığar.
Başbakan hala gerilimden yana... Yani bunları söylemek eğer gerilimse
kusura bakmasınlar evet ben gerilimden yanayım. Çünkü ben doğruyu söylüyorum. Ve
kimse bizden sululuk beklemesin. Biz ciddi ve kararlı bir şekilde Türkiye
Cumhuriyeti devletini yönetiyoruz. Devleti yönetirken de bizden gayriciddilik
kimse beklemesin. Ciddiyetimizin gereği neyse bunu her zaman ortaya koyacağız.
Türkiye eğer bugün 7.5 yıl öncesindeki Türkiye değilse, dünyada farklı bir konuma
oturmuşsa bu ciddi ve kararlı bir yönetimin eseridir.''
Başbakan Erdoğan, dünyada ABD'nin ilgili olduğu birçok konu ile
Türkiye'nin de ilgili olduğunu belirterek, ortak çıkarların bulunduğunu, ortak
bir vizyonun paylaşıldığını kaydetti.
Erdoğan, şunları söyledi:
''Her şeyden önemlisi somut bir iş birliği içerisindeyiz. Sayın Obama'nın
da belirttiği gibi bir 'model ortaklık' dönemine girmiş bulunuyoruz. Bunun gereği
neyse onu da yapıyoruz. Ama öyle şeyler olur ki paylaşırız, öyle şeyler de olur
ki paylaşamayabiliriz. Türkiye-ABD ilişkilerine gölge düşürmeye çalışan bazı
çevreler bu ilişkinin çok boyutlu yapısını ve derinliğini göz ardı ediyorlar.
Açık ve net söylüyorum: Müttefikler arasında zaman zaman yöntem ve üslup
farklılıkları olabilir, farklı görüşler ortaya çıkabilir. Kimse bunu bir çekişme,
çatışma, karşıtlık ve kopuş olarak lanse etmemelidir. Bizim ilişkilerimiz
dostluk, müttefiklik ve karşılıklı menfaatler zemininde devam ediyor, devam
edecek. İki ülke arasındaki tarihi ilişkiler lobilerin rüzgarlarıyla
oluşmamıştır. Lobilerin kara propagandalarıyla da yönünü belirlemez. AK Parti
iktidarı, Obama yönetimi gibi bu ilişkilere büyük önem vermektedir, çok yönlü iş
birliğini aynı kararlılıkla sürdürmektedir.''
Erdoğan, G-20 zirvesinin eksen kayması gibi içi boş tartışmaların
yapıldığı bir döneme denk gelmesinin bu tartışmaları körükleyenlere en güzel
cevabı verdiğini belirterek, Türkiye'nin oluşumda saygın bir üye olarak öne
çıktığını kaydetti.
G-20 zirvesinin Türkiye ekonomisi açısından da önemli olduğunu ifade eden
Erdoğan, Türkiye'nin küresel kriz ve çıkışa yönelik görüşlerini dile getirdiğini
söyledi.
Erdoğan, bu tezlerin sonuç bildirgesine somut şekilde yansıdığını
anlattı.
Zirvede, yükselen bütçe açığının indirilmesi konusunda hedef
belirlendiğini, Türkiye'nin bütçe açığını son yıllarda izlenen mali politikalarla
makul seviyelere düşürdüğünü belirten Erdoğan, 2006 yılında eksi 20.6 düşürerek
G-20 ülkeleri arasında bütçe açığı en düşük ülke olduğunu söyledi.
Küresel krizin en ağır seyrettiği 2009 yılında ise bütçe açığının eski
yüzde 5.5 seviyesinde tutmayı başardıklarını belirten Erdoğan, birçok G-20
ülkesinin bütçe açıklarını kontrol edemediklerini ve çok yüksek seviyelere
çıkardıklarını kaydetti.
Bazı ülkelerin bütçe açıklarını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin bu konuda
G-20 ülkeleri arasında dikkat çekici bir performans gösterdiğini belirtti.
Erdoğan, Türkiye'nin 2002 yılında yüzde 74 kamu borcu oranıyla G-20
ülkeleri arasında 7. ülke konumunda olduğunu, 2009 yılında küresel mali krize
rağmen bu oranı yüzde 45.5 oranında tutmayı başardıklarını kaydetti. Erdoğan,
aynı dönemde birçok G-20 ülkesinde bunun kontrolden çıkarak astronomik seviyelere
çıktığını söyledi.
G-20 zirvesinde bankaların sermaye yeterlilik rasyolarının
yükseltilmesinin de ele alındığını bildiren Erdoğan, Türkiye'nin bu alanda da ne
kadar avantajlı durumda olduğunun son rakamlara bakıldığında görebileceğini ifade
etti.
Erdoğan, yarın büyüme verilerinin açıklanacağını, uzmanların
beklentisinin birinci çeyrekte büyümenin yüksek olacağı yönünde olduğunu
kaydederek, ''büyüme konusunda da Türkiye'nin dünyanın ilgisini üzerine çekiyor
ve çok farklı bir konumda buluyor. Türkiye, krizden en hızlı çıkan ekonomi
konumuna gelmiştir. Bu durum görüştüğüm her lider tarafından da teyit edilmiştir.
Yarın açıklanacak büyüme oranlarıyla inşallah yeni bir rekorun daha sahibi
olacağız'' diye konuştu.
Çok başka, çok farklı ve ayrı bir konumda bulunan bir Türkiye'yi
konuştuklarını belirten Erdoğan, G-20 zirvelerine katıldıklarını, tezlerini
açıkladıklarını ifade etti. Erdoğan, ''Böyle güçlü bir Türkiye artık var''
dedi.
Dünyanın örnek ülke olarak Türkiye'yi konuştuğunu belirten Erdoğan, şöyle
devam etti:
''Adeta gıpta ile izleniyoruz. Artık ülkelerden bir ülke olarak Türkiye
değil, güçlü dış politikası, güçlü ekonomisiyle Bir Türkiye var. Azimle,
kararlılıkla çalıştık ve tüm gayretlerimizin meyvelerini topluyoruz.
Eksikliklerimiz tabii ki var ama nereden nereye geldik, bunu da iyi
değerlendirelim. İleri mi, geri mi gidiyoruz? Bütün resmi rakamlar ortada.
Bunlara baktığımızda her alanda farklı bir Türkiye var. Samimi ve dürüst olarak
bakanlar bunu görür. Uzun soluklu bir sürecin içindeyiz. Türkiye artık olumlu bir
sürecin içine girmiştir. Buradan artık geriye dönüş yok. Bu uzun soluklu süreci
tek tek vatandaşlarımıza yansıtmak, tek tek illerimize, ilçelerimize, köylerimize
yansıtmak için gayretlerimizi hiç durmadan sürdüreceğiz'' diye konuştu. (12:28)
