2007-02-27 - 13:00
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan AK Partinin millet iradesini özgürleştirmek için yola çıktığını ve bugün milletle aynı istikamette yürüdüğü için güç kazandığını belirterek "Biz niye güç kaybediyoruz, AK Parti iktidarda olduğu halde güçlenmeye devam ediyor? sorusuna cevap arayanlar, millet ile önce aralarındaki mesafeye baksınlar." dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan AK Partinin millet iradesini
özgürleştirmek için yola çıktığını ve bugün milletle aynı istikamette yürüdüğü için
güç kazandığını belirterek "Biz niye güç kaybediyoruz, AK Parti iktidarda olduğu
halde güçlenmeye devam ediyor? sorusuna cevap arayanlar, millet ile önce
aralarındaki mesafeye baksınlar." dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında partililere seslendi.
Erdoğan'ın konuşmasından önce Grup Başkanvekili Faruk Çelik, Başbakan
Erdoğan'ın doğum gününü kutlayarak, ''54. yaşınızda da aziz milletimize onur
duyulacak işler yapacaksınız. Gelecek nesillere her yönüyle büyük bir Türkiye
bırakma hedefinizde hep yanınızda olacağız'' dedi.
Erdoğan da konuşmasında, partiyi kurarken, ''AK Parti değişim kavramıyla
siyasete giriyor'' dediklerini belirterek, ''O zamanlar değişim, Türkiye'nin
gündeminde çok farklı yorumlarla yer bulmuştu. Çünkü AK Parti, değişimin
adresiydi'' dedi.
''Türkiye'nin, Türk Milleti'nin güçlü değişim iradesinin 15 ayda AK Parti'yi
iktidara taşıdığını'' ifade eden Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin 4 yıllık iktidarı
döneminde, her alanda milletin iradesine ve milletle bütünleşerek ülkeye ayrı bir
güç kattığını söyledi.
AK Parti'nin, milletin artan desteğiyle, değişim, dönüşüm ve kalkınma
yolunda ilerlediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Zihnen statükocu olup, uygulamada değişimci olunamaz.
Değişim, özellikle bir zihniyet meselesidir. Değişimin dinamiği ise milletin
ta kendisidir.
Milli iradeye dayanmayan, milletten güç almayan hiçbir değişim, kalıcı
olamaz. Milletle sahici gönül bağı kurmadan, milleti temsil yetkisi alamazsınız,
alsanız da koruyamazsınız, sürekliliği sağlayamazsınız.''
STATÜKO
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin ve milletin, ''ülkenin o tıkır tıkır işleyen
saatini durduran, çarkları işlemez hale getiren statükodan çok çektiğini''
belirterek, şöyle devam etti:
''Türkiye'de halkın iradesini rehin alan o eski siyasetin tasfiyesi ve
yerine yeni bir siyasetin ikame edilmesi şart olmuştu.
AK Parti, millet iradesini özgürleştirmek için yola çıktı ve bugün milletle
aynı istikamette yürüdüğü için güç kazandı.
(Biz niye güç kaybediyoruz, AK Parti iktidarda olduğu halde güçlenmeye devam
ediyor) sorusuna cevap arayanlar, millet ile önce aralarındaki mesafeye
baksınlar.
Onların milletle arası açık. AK Parti, Türkiye ile birlikte güçleniyor.
Türkiye, bizimle birlikte geri dönmemek üzere bir yola girmiştir. Bu yolun
kılavuzu, milletin ta kendisidir.
Hükümetimizle birlikte statükonun tıkadığı kanallar, yollar bir bir açılmaya
başladı. Milletimiz, büyümenin kalkınmanın, refahın ve adaletin dinamiğini
yeniden keşfetti. Ancak ve sadece kavgadan anlayanlar, huzurdan, adaletten
huzursuz olacaklardır.
İstikrarsızlıktan, çatışmadan, kutuplaşmadan nemalananlar, güven ve
istikrardan şüphesiz ki rahatsız olacaktır. Ama Türkiye artık değişmiştir.''
KOALİSYONA ELEŞTİRİ
Erdoğan, Türkiye'nin artık değiştiğini ifade ederek, ''Artık halkımız,
siyasetçiye de ürettiği katma değer kadar itibar ediyor, değer veriyor'' dedi.
''Bir ömür laf üretip hiçbir işini, hiçbir icraatını, hiçbir eserini millete
referans olarak gösteremeyen siyasetçilerin işi, bundan böyle bu ülkede çok
zorlaşmıştır'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ben milletime bu kürsüden özellikle bunu hatırlatıyorum; statükodan yana
olan bu tür siyasetçilerin mazisine iyi baksınlar, onu iyi araştırsınlar.
Bunların bu ülkede bir çivili veya bir dikili ağaçları var mı? Bunlarla, bu
ülkede özgürlükler kıskaca alınmıştır, bunlarla bu ülkede hayat durmuştur,
bunlarla bu ülkede ekonomi geriye gitmiştir, bunlarla bu ülkede insanımızın yaşam
standardı aşağılara çekilmiştir. Bunlar bu ülkede hayatı her zaman için sıkıntıya
uğratmışlardır.
Bunları, yakın siyasi tarihimizi yaşayanlar iyi hatırlarlar. Gençler,
sizlere de hatırlatıyorum; bunları şu ana bakıp değerlendirmeyin.
Babalarınıza sorun, bu statükocu zihniyetin geçmişi acaba nasıl? Deyin ki,
'Bu statükocu zihniyetin acaba geçmişi nasıl?'
Hemen yakına bakın, bir önceki iktidara bakın, üçlü bir koalisyon vardı. Bu
üçlü koalisyonda Türkiye'nin başına neler geldi. Kim vardı? DSP vardı. Kim vardı?
MHP vardı. Kim vardı? ANAP vardı. Nasıl bir Türkiye aldılar ve AK Parti
iktidarına nasıl bir iktidar bıraktılar. Buna bakın.''
"CHP KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR"
Konuşmasında, CHP'yi de eleştiren Erdoğan, ''Şu anamuhalefet CHP'nin bu
ülkedeki tarihine bakın'' diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendileriyle bu kadar korkunç çelişen bir siyasi parti Türkiye
Cumhuriyeti'nin tarihinde yoktur. Araştırın bakın bunu göreceksiniz. Bu kadar
çelişkilerin partisi de bu ülkeye ne kazandırabilir?
Çünkü, akşam başka, yatarken bir başka görüntü veren, sabah kalktığında
başka bir görüntü verenlerin bu ülkeye kazandırabileceği bir şey yoktur. Bunu
böyle bilin...
Bakıyorsunuz ki kapının önünde başka, kapının arkasında başka... Bazen
diyorsunuz ki acaba bunlar yola mı girdi. Bir de bakıyorsunuz ki uygulamaya
geliyor, yok yok yine aynı... Hani var ya atalarımızın güzel bir lafı, 'benim
oğlum bina okur, döner döner yine okur'. Bunlar başlarına gelecek musibetlerden
ders alacaklarına millet iradesine direnerek yeniden varlık kazanmaya
çalışıyorlar.''
Değişime direnmenin eşyanın tabiatına direnmek olduğunu anlatan Erdoğan,
''Gelecek Türkiye'nindir. Türkiye'nin geleceği ise bugün yürüttüğümüz değişim
siyasetindedir'' diye konuştu. Türkiye'nin değişim, kalkınma ve büyüme iradesinin
güçlenerek devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
''Türkiye, kötü yönetimler elinde uzun ve sıkıntılı, geleceğimiz açısından
maalesef kayıp diyebileceğimiz yıllar yaşadı. Bugün hem bu kayıp yılları telafi
etmek ve hem de Türkiye'yi arzu ettiğimiz mutlu ve müreffeh yarınlara taşımak
için gayret gösteriyoruz. Ülke olarak son 4 yıllık süre içinde daha önce 10
yılda, 20 yılda, 30 yılda alamadığımız mesafeleri hamdolsun almış durumdayız.
Aradaki fark nedir? Ne olmuştur da Türkiye bu kötü gidişata 'dur' diyerek
dünyayı şaşırtan bir hızla büyümeye, gelişmeye, kalkınmaya başlamıştır. Aradaki
fark, statükonun yerini değişimin, istismarın yerini büyümenin, küçük hesapların
yerini büyük hedeflerin almış olmasıdır.
Türkiye, dünyanın hızla değiştiği 10 yılları kendi içinde kavgalarla sudan
meseleler yüzünden çatışmalarla ülke kaynaklarını suistimallerle çarçur ederek
boşa harcamıştır. Bu ülkenin meselelerini çözmek, bu ülkenin insanlarının
beklentilerine cevap vermek ve nihayet Türkiye'yi laik olduğu seviyeye taşımak
için yola çıktığımızda bütün kapıları açacak anahtarın değişim olduğunu
biliyorduk.''
STATATÜKO YERİNE DEĞİŞİMCİ SİYASET
Başbakan Erdoğan, dünya bu kadar değişirken, statükoya ve atalete teslim
olan bir ülke olarak kalmaya daha fazla tahammül gösteremeyeceklerini anlatarak,
''Milletimize açıkça, hiç bir şeyden çekinmeden bu ülkeyi değiştirmek için yola
çıktığımızı söyledik. Meydan meydan dolaşarak anlattık. Gördük ki bu ülkede
yaşayan hemen herkes artık mevcutla idare etmenin mümkün olmadığını bilmekte,
statükoyu kıracak, değişimin önünü açacak, bu ülkeyi o ayrılıklardan kurtaracak
bir siyasetin özlemini çekmektedir'' diye konuştu.
Bir Türk şirketinin halka açılarak 5 milyar dolar gibi bir talebi
yakalamasının Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin çok açık, net bir ifadesi
olduğunu ifade eden Erdoğan, bunun aslında bu bir ispat olduğunu vurguladı.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'de güven, istikrar olmasa, bu şirketin cazibesi olmasa bunlar olur
mu? Bu gelir mi? Hayır... İşte Türkiye artık bunu yakaladı. Türkiye şimdi dünya
ile bütünleşmeyi yakaladı. AK Parti siyaseti ile milletimizin hissiyatı öyle bir
örtüştü ki buradan öyle bir sinerji doğdu ki 4 yıl gibi kısa bir zamanda,
Türkiye'yi sadece bugünün sıkıntılarını gidermekle kalmadık, sağlam bir geleceğin
de temellerini attık. Bu büyük atılımın temelinde şüphesiz ki gerçeklerle
yüzleşme cesareti vardır. Değişim kararlığı vardır. Yenilenme azmi vardır.
Ömrünü statükoyu korumaya vakfetmiş, varlığını statükoya endekslemiş, bu
ülkenin yerinde saymasından menfaat sağlamış, mevkini, makamını, menfaatini
kaybetmemek adına bu ülkenin 10 yıllarını kaybetmesine gözyummuşlar... Tabii ki
bu değişim için kabullenilemez bir şeydir. Onlar şimdi de statükoya dört elle
sarılıyorlar. Ama şunu bilsinler ki sarıldıkları şey; Türkiye'nin yıllar yılı
süren çaresizliğidir, krizleridir, darboğazlarıdır. Bu millet bu anlayışları
çoktan geride bıraktı. Türkiye, bu zavallılıkları çoktan aştı. Millet olarak her
günü değişerek, yenilenerek, tazelenerek ulaştığı hedefin yerine daha büyüğünü
koyarak geçiriyor, daha fazlasını nasıl başaracağımızın hesabını yapıyoruz ve
millet iradesinin tecelli ettiği karar budur, yol budur, güzergah budur. Bu
iradenin teminatı da demokrasidir.''
DEMOKRASİ
Erdoğan, her zaman söylediği gibi demokrasinin karşılıklı anlayış, diyalog,
uzlaşı ve tahammül rejimi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Demokrasiyi içine sindiremeyenler, milleti ve milli iradeyi içine
sindiremiyorlar demektir. Yoksa Meclisimizin duvarında 'Egemenlik Kayıtsız
Şartsız Milletindir' yazıyor. O seyredilmek için oraya konulmuş bir ifade değil.
O sürekli olarak 'ey milletvekilleri, bak iyi hatırlayın hangi partiden olursanız
olun, iyi hatırlayın, bu, buraya niye konuldu biliyor musunuz, yani burada siz
bir vekilsiniz, egemenliğin de millete ait olduğunu bilesiniz' diye bunu buraya
koyduk. Bunu böyle bilesiniz.
Ama hem demokratız diyeceksin hem tahammülsüzlüğü, gerilimi, hazımsızlığı
aşılamaya kalkamazsın. Yapay gündemler üreterek gerilim ve kriz siyaseti
güdenlerin bu ülkeye ne geçmişte bir faydaları olmuştur, ne de bundan sonra bir
faydaları olacaktır. Türkiye, lüzumsuz kamplaşmalardan kutuplaşmalardan suni
şekilde üretilen tartışma konularından çok çekti, Çok kaybetti. Bu millet, artık
enerjisini boşa harcamamalı, harcamayacak. Potansiyelini kısır tartışma ve yapay
krizlerle heba etmemelidir, etmeyecek.''
''ÇARESİZLİK İÇİNDELER''
Erdoğan, ''geçmiş konularla, dünkü referanslarla, bayatlamış olaylarla bugün
siyaset yapmaya çalışanların'' acizlik ve çaresizlik içerisinde olduklarını ileri
sürerek, ''bunu da özellikle hatırlatıyorum. Şu ifadelerime lütfen ekranları
başında bizi izleyenler dikkat etsinler. Önümüzdeki günleri, haftaları ayları,
iyi takip etsinler, zaman zaman önlerine bazı sahifeler açılabilir, bazı
ekranlarda bilgiler gelebilir, zamanımızın siyasette müflis tüccarları artıyor,
arttığı için de bunların defterleri bol bol karıştırdığını göreceksiniz''
şeklinde konuştu.
Bu çevrelerin bayatlamış konuları tekrar tekrar ısıtarak yeni bir siyaset
için meydana, sokaklara, caddelere düştüklerinin görüleceğini anlatan Erdoğan,
şunları söyledi:
''Anamuhalefet liderinin övündüğü gibi onlarca yıl öncesinde kalarak ve aynı
düşünceyi koruyarak da bir yere gidilemez, bunu da hatırlatıyorum. Dünya
değişiyor, şartlar değişiyor, aktörler değişiyor. Dünkü kalıplarla dünkü
ölçülerle dünkü ezberlerle bugünkü sorunları çözmeyi bırakın, bunu
anlayamazsınız. Geçmişte onlarca yılda gerçekleşen gelişmeler artık haftalar
içinde günler içinde gerçekleşiyor. Hangi çağı yaşıyoruz. Artık düğmelerin
ucunda, anında işler bitiriliyor. Türkiye'de altı ayda, bir yılda şirketler
kurulurken, şimdi 24 saatte, işini biraz daha sıkı tutarsan saatler içinde şirket
kuruyoruz... Buraya geldi. Bunlar böyle durup dururken olmadı. Her şeyin bu kadar
hız kazandığı an be an değiştiği ortamda siz, şartlar aynıymış gibi
davranamazsınız. Değişmek tek başına bir erdem değildir, ama özünü koruyarak
değişebilmek, kendini geliştirebilmek bir erdemdir.
Zamanı dondurarak, geçmişe saplanıp kalarak siyaset yapanlar unutmasınlar,
boşa kürek çekerler. Bunu unutmasınlar. AK Parti, Türkiye'de değişimin dönüşümün
ve gelişimin öncü partisidir. Türkiye'nin son 4 yılda aldığı mesafe değişimci
siyasetin neticesidir. Dünyayı iyi okuyan çevresindeki gelişmeleri yakından
izleyen, gelişen şartları ıskalamayan, çağın dönüşümlerini görmezden gelmeyen,
her şeyden önemlisi değişimin gerekliliğini görerek risk alabilen anlayış, AK
Parti anlayışıdır.
30 yıl öncesini esas almak?.. Övünülecek değil, üzülünecek bir durumdur.
Bunun da altını çiziyorum. AK Parti hükümetiyle insanların zihninde buyurgan
değil, egemen değil, hizmet eden, halktan kopuk değil, halkla içi içe, halka
rağmen değil, halk için şefkatli ve hizmetkar bir devlet anlayışı ortaya çıkıyor.
Devlet millet anlayışı olmadan ne gelişme olabilir ne de güven, istikrar
olabilir.''
"KAVGALI SİYASET ÜLKEYE NE KAZANDIRIR?"
Erdoğan, Hükümetin en büyük başarılarından birinin birlik ve beraberlik için
devlet ve millet arasındaki güven katsayısını yükseltmek olduğunu kaydetti.
''Toplumsal ve medeniyet değerlerimizle kavgalı, Cumhuriyetimizin çağdaş
değerleriyle kavgalı, kendi içinde kavgalı bir siyaset, bu ülkeye ne
kazandırır?'' diye soran Erdoğan, siyasi lügatlarında kavga, düşmanlık, hamaset,
duygusallık, karalama ve çarpıtma olmadığını; bunun yerine uzlaşı, aklıselim var,
doğruluk ve hakkaniyet olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Kusura bakmayın. Bu, artık
bizim literatürümüze de girdiği için söylüyorum, at gözlüğü takıp olduğu yerde
dönüp durmakla bir yere gidilemez, hedefe varılamaz'' dedi.
''Türkiye'de ne yazık ki bugün hala 'öcü edebiyatından' medet uman bir
muhalefet anlayışı olduğunu'' ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Milletin karşısına hani bostanlara dikerlerdi ya eskiden korkuluklar...
Şimdi de siyasi korkuluklar dikiyorlar. Milleti korkutmak, ürkütmek sindirmek
istiyorlar. Bakın göreceksiniz, yine kışkırtmalara,tahriklere hakaretlere
başvuracaklar. Son günlerdeki söylemlerinde bunları açıkça görüyorum. Bunların
aralarında karalar bağlayanlar vardı, bunları da göreceksiniz. Sözüm ona
Cumhuriyeti koruyacaklar,Cumhuriyeti cumhur korur, herhangi bir kurum değil. Bana
göre, bu iddiada bulunanlara söylüyorum, 'sizim işiniz eğer hassasiyetiniz varsa
Cumhuriyeti daha da ileriye taşımadaki katkınız olmalı.' Ne kadar katkıda
bulunabiliyorsunuz, bunu düşünmelisiniz. Yoksa herhangi bir kurum olarak 'bu,
benim sorumluluğumdur'' diyemez, böyle bir hakkın yok. 'Benim ne kadar katkım
olabilir', ha bunu söyleyebilirsin. Bu işin asıl sorumlusu, dedik ya egemen
milletindir, cumhur milletin ta kendisidir. Kimse kalkıp, bunu kendi tasarrufu
altına alamaz. Böyle bir yetkisi yok. Ben söylüyorum, sizin işiniz Türkiye'yi
muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak. Millete hep öcüler çıkarıp
Cumhuriyeti nasıl koruyacaksınız ya... Kriz üretim merkezleri gibi çalışarak
Cumhuriyete hizmet edebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Biraz da milleti nasıl
kalkındıracağınızı, bu ülkenin kalkınmasına ne gibi katkılarınız olabileceğini,
nasıl daha yükseklere taşıyacağınızı anlatmanız gerekmiyor mu Allah aşkına?
Ben size söyleyelim bunların derdi belli. Bunlar, Cumhuriyeti değil, kendi
çıkarlarını koruma derdindeler. Tabii hortumlar kesilince şimdi, 'nasıl yeni
hortumlar tesis edeceğiz' bunun gayreti içindeler. Kapı kapı dolaşıp tehditler
savuranlar var, kapı kapı dolaşıp reklam talebiyle kendilerine kaynak üretmeye
çalışanlar var. Bunların hepsini biliyoruz. ' ha bak, bu olmazsa şöyle olur ha'
diyenler var. Bunları yaşıyoruz.''
özgürleştirmek için yola çıktığını ve bugün milletle aynı istikamette yürüdüğü için
güç kazandığını belirterek "Biz niye güç kaybediyoruz, AK Parti iktidarda olduğu
halde güçlenmeye devam ediyor? sorusuna cevap arayanlar, millet ile önce
aralarındaki mesafeye baksınlar." dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında partililere seslendi.
Erdoğan'ın konuşmasından önce Grup Başkanvekili Faruk Çelik, Başbakan
Erdoğan'ın doğum gününü kutlayarak, ''54. yaşınızda da aziz milletimize onur
duyulacak işler yapacaksınız. Gelecek nesillere her yönüyle büyük bir Türkiye
bırakma hedefinizde hep yanınızda olacağız'' dedi.
Erdoğan da konuşmasında, partiyi kurarken, ''AK Parti değişim kavramıyla
siyasete giriyor'' dediklerini belirterek, ''O zamanlar değişim, Türkiye'nin
gündeminde çok farklı yorumlarla yer bulmuştu. Çünkü AK Parti, değişimin
adresiydi'' dedi.
''Türkiye'nin, Türk Milleti'nin güçlü değişim iradesinin 15 ayda AK Parti'yi
iktidara taşıdığını'' ifade eden Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin 4 yıllık iktidarı
döneminde, her alanda milletin iradesine ve milletle bütünleşerek ülkeye ayrı bir
güç kattığını söyledi.
AK Parti'nin, milletin artan desteğiyle, değişim, dönüşüm ve kalkınma
yolunda ilerlediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Zihnen statükocu olup, uygulamada değişimci olunamaz.
Değişim, özellikle bir zihniyet meselesidir. Değişimin dinamiği ise milletin
ta kendisidir.
Milli iradeye dayanmayan, milletten güç almayan hiçbir değişim, kalıcı
olamaz. Milletle sahici gönül bağı kurmadan, milleti temsil yetkisi alamazsınız,
alsanız da koruyamazsınız, sürekliliği sağlayamazsınız.''
STATÜKO
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin ve milletin, ''ülkenin o tıkır tıkır işleyen
saatini durduran, çarkları işlemez hale getiren statükodan çok çektiğini''
belirterek, şöyle devam etti:
''Türkiye'de halkın iradesini rehin alan o eski siyasetin tasfiyesi ve
yerine yeni bir siyasetin ikame edilmesi şart olmuştu.
AK Parti, millet iradesini özgürleştirmek için yola çıktı ve bugün milletle
aynı istikamette yürüdüğü için güç kazandı.
(Biz niye güç kaybediyoruz, AK Parti iktidarda olduğu halde güçlenmeye devam
ediyor) sorusuna cevap arayanlar, millet ile önce aralarındaki mesafeye
baksınlar.
Onların milletle arası açık. AK Parti, Türkiye ile birlikte güçleniyor.
Türkiye, bizimle birlikte geri dönmemek üzere bir yola girmiştir. Bu yolun
kılavuzu, milletin ta kendisidir.
Hükümetimizle birlikte statükonun tıkadığı kanallar, yollar bir bir açılmaya
başladı. Milletimiz, büyümenin kalkınmanın, refahın ve adaletin dinamiğini
yeniden keşfetti. Ancak ve sadece kavgadan anlayanlar, huzurdan, adaletten
huzursuz olacaklardır.
İstikrarsızlıktan, çatışmadan, kutuplaşmadan nemalananlar, güven ve
istikrardan şüphesiz ki rahatsız olacaktır. Ama Türkiye artık değişmiştir.''
KOALİSYONA ELEŞTİRİ
Erdoğan, Türkiye'nin artık değiştiğini ifade ederek, ''Artık halkımız,
siyasetçiye de ürettiği katma değer kadar itibar ediyor, değer veriyor'' dedi.
''Bir ömür laf üretip hiçbir işini, hiçbir icraatını, hiçbir eserini millete
referans olarak gösteremeyen siyasetçilerin işi, bundan böyle bu ülkede çok
zorlaşmıştır'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ben milletime bu kürsüden özellikle bunu hatırlatıyorum; statükodan yana
olan bu tür siyasetçilerin mazisine iyi baksınlar, onu iyi araştırsınlar.
Bunların bu ülkede bir çivili veya bir dikili ağaçları var mı? Bunlarla, bu
ülkede özgürlükler kıskaca alınmıştır, bunlarla bu ülkede hayat durmuştur,
bunlarla bu ülkede ekonomi geriye gitmiştir, bunlarla bu ülkede insanımızın yaşam
standardı aşağılara çekilmiştir. Bunlar bu ülkede hayatı her zaman için sıkıntıya
uğratmışlardır.
Bunları, yakın siyasi tarihimizi yaşayanlar iyi hatırlarlar. Gençler,
sizlere de hatırlatıyorum; bunları şu ana bakıp değerlendirmeyin.
Babalarınıza sorun, bu statükocu zihniyetin geçmişi acaba nasıl? Deyin ki,
'Bu statükocu zihniyetin acaba geçmişi nasıl?'
Hemen yakına bakın, bir önceki iktidara bakın, üçlü bir koalisyon vardı. Bu
üçlü koalisyonda Türkiye'nin başına neler geldi. Kim vardı? DSP vardı. Kim vardı?
MHP vardı. Kim vardı? ANAP vardı. Nasıl bir Türkiye aldılar ve AK Parti
iktidarına nasıl bir iktidar bıraktılar. Buna bakın.''
"CHP KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR"
Konuşmasında, CHP'yi de eleştiren Erdoğan, ''Şu anamuhalefet CHP'nin bu
ülkedeki tarihine bakın'' diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendileriyle bu kadar korkunç çelişen bir siyasi parti Türkiye
Cumhuriyeti'nin tarihinde yoktur. Araştırın bakın bunu göreceksiniz. Bu kadar
çelişkilerin partisi de bu ülkeye ne kazandırabilir?
Çünkü, akşam başka, yatarken bir başka görüntü veren, sabah kalktığında
başka bir görüntü verenlerin bu ülkeye kazandırabileceği bir şey yoktur. Bunu
böyle bilin...
Bakıyorsunuz ki kapının önünde başka, kapının arkasında başka... Bazen
diyorsunuz ki acaba bunlar yola mı girdi. Bir de bakıyorsunuz ki uygulamaya
geliyor, yok yok yine aynı... Hani var ya atalarımızın güzel bir lafı, 'benim
oğlum bina okur, döner döner yine okur'. Bunlar başlarına gelecek musibetlerden
ders alacaklarına millet iradesine direnerek yeniden varlık kazanmaya
çalışıyorlar.''
Değişime direnmenin eşyanın tabiatına direnmek olduğunu anlatan Erdoğan,
''Gelecek Türkiye'nindir. Türkiye'nin geleceği ise bugün yürüttüğümüz değişim
siyasetindedir'' diye konuştu. Türkiye'nin değişim, kalkınma ve büyüme iradesinin
güçlenerek devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
''Türkiye, kötü yönetimler elinde uzun ve sıkıntılı, geleceğimiz açısından
maalesef kayıp diyebileceğimiz yıllar yaşadı. Bugün hem bu kayıp yılları telafi
etmek ve hem de Türkiye'yi arzu ettiğimiz mutlu ve müreffeh yarınlara taşımak
için gayret gösteriyoruz. Ülke olarak son 4 yıllık süre içinde daha önce 10
yılda, 20 yılda, 30 yılda alamadığımız mesafeleri hamdolsun almış durumdayız.
Aradaki fark nedir? Ne olmuştur da Türkiye bu kötü gidişata 'dur' diyerek
dünyayı şaşırtan bir hızla büyümeye, gelişmeye, kalkınmaya başlamıştır. Aradaki
fark, statükonun yerini değişimin, istismarın yerini büyümenin, küçük hesapların
yerini büyük hedeflerin almış olmasıdır.
Türkiye, dünyanın hızla değiştiği 10 yılları kendi içinde kavgalarla sudan
meseleler yüzünden çatışmalarla ülke kaynaklarını suistimallerle çarçur ederek
boşa harcamıştır. Bu ülkenin meselelerini çözmek, bu ülkenin insanlarının
beklentilerine cevap vermek ve nihayet Türkiye'yi laik olduğu seviyeye taşımak
için yola çıktığımızda bütün kapıları açacak anahtarın değişim olduğunu
biliyorduk.''
STATATÜKO YERİNE DEĞİŞİMCİ SİYASET
Başbakan Erdoğan, dünya bu kadar değişirken, statükoya ve atalete teslim
olan bir ülke olarak kalmaya daha fazla tahammül gösteremeyeceklerini anlatarak,
''Milletimize açıkça, hiç bir şeyden çekinmeden bu ülkeyi değiştirmek için yola
çıktığımızı söyledik. Meydan meydan dolaşarak anlattık. Gördük ki bu ülkede
yaşayan hemen herkes artık mevcutla idare etmenin mümkün olmadığını bilmekte,
statükoyu kıracak, değişimin önünü açacak, bu ülkeyi o ayrılıklardan kurtaracak
bir siyasetin özlemini çekmektedir'' diye konuştu.
Bir Türk şirketinin halka açılarak 5 milyar dolar gibi bir talebi
yakalamasının Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin çok açık, net bir ifadesi
olduğunu ifade eden Erdoğan, bunun aslında bu bir ispat olduğunu vurguladı.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'de güven, istikrar olmasa, bu şirketin cazibesi olmasa bunlar olur
mu? Bu gelir mi? Hayır... İşte Türkiye artık bunu yakaladı. Türkiye şimdi dünya
ile bütünleşmeyi yakaladı. AK Parti siyaseti ile milletimizin hissiyatı öyle bir
örtüştü ki buradan öyle bir sinerji doğdu ki 4 yıl gibi kısa bir zamanda,
Türkiye'yi sadece bugünün sıkıntılarını gidermekle kalmadık, sağlam bir geleceğin
de temellerini attık. Bu büyük atılımın temelinde şüphesiz ki gerçeklerle
yüzleşme cesareti vardır. Değişim kararlığı vardır. Yenilenme azmi vardır.
Ömrünü statükoyu korumaya vakfetmiş, varlığını statükoya endekslemiş, bu
ülkenin yerinde saymasından menfaat sağlamış, mevkini, makamını, menfaatini
kaybetmemek adına bu ülkenin 10 yıllarını kaybetmesine gözyummuşlar... Tabii ki
bu değişim için kabullenilemez bir şeydir. Onlar şimdi de statükoya dört elle
sarılıyorlar. Ama şunu bilsinler ki sarıldıkları şey; Türkiye'nin yıllar yılı
süren çaresizliğidir, krizleridir, darboğazlarıdır. Bu millet bu anlayışları
çoktan geride bıraktı. Türkiye, bu zavallılıkları çoktan aştı. Millet olarak her
günü değişerek, yenilenerek, tazelenerek ulaştığı hedefin yerine daha büyüğünü
koyarak geçiriyor, daha fazlasını nasıl başaracağımızın hesabını yapıyoruz ve
millet iradesinin tecelli ettiği karar budur, yol budur, güzergah budur. Bu
iradenin teminatı da demokrasidir.''
DEMOKRASİ
Erdoğan, her zaman söylediği gibi demokrasinin karşılıklı anlayış, diyalog,
uzlaşı ve tahammül rejimi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Demokrasiyi içine sindiremeyenler, milleti ve milli iradeyi içine
sindiremiyorlar demektir. Yoksa Meclisimizin duvarında 'Egemenlik Kayıtsız
Şartsız Milletindir' yazıyor. O seyredilmek için oraya konulmuş bir ifade değil.
O sürekli olarak 'ey milletvekilleri, bak iyi hatırlayın hangi partiden olursanız
olun, iyi hatırlayın, bu, buraya niye konuldu biliyor musunuz, yani burada siz
bir vekilsiniz, egemenliğin de millete ait olduğunu bilesiniz' diye bunu buraya
koyduk. Bunu böyle bilesiniz.
Ama hem demokratız diyeceksin hem tahammülsüzlüğü, gerilimi, hazımsızlığı
aşılamaya kalkamazsın. Yapay gündemler üreterek gerilim ve kriz siyaseti
güdenlerin bu ülkeye ne geçmişte bir faydaları olmuştur, ne de bundan sonra bir
faydaları olacaktır. Türkiye, lüzumsuz kamplaşmalardan kutuplaşmalardan suni
şekilde üretilen tartışma konularından çok çekti, Çok kaybetti. Bu millet, artık
enerjisini boşa harcamamalı, harcamayacak. Potansiyelini kısır tartışma ve yapay
krizlerle heba etmemelidir, etmeyecek.''
''ÇARESİZLİK İÇİNDELER''
Erdoğan, ''geçmiş konularla, dünkü referanslarla, bayatlamış olaylarla bugün
siyaset yapmaya çalışanların'' acizlik ve çaresizlik içerisinde olduklarını ileri
sürerek, ''bunu da özellikle hatırlatıyorum. Şu ifadelerime lütfen ekranları
başında bizi izleyenler dikkat etsinler. Önümüzdeki günleri, haftaları ayları,
iyi takip etsinler, zaman zaman önlerine bazı sahifeler açılabilir, bazı
ekranlarda bilgiler gelebilir, zamanımızın siyasette müflis tüccarları artıyor,
arttığı için de bunların defterleri bol bol karıştırdığını göreceksiniz''
şeklinde konuştu.
Bu çevrelerin bayatlamış konuları tekrar tekrar ısıtarak yeni bir siyaset
için meydana, sokaklara, caddelere düştüklerinin görüleceğini anlatan Erdoğan,
şunları söyledi:
''Anamuhalefet liderinin övündüğü gibi onlarca yıl öncesinde kalarak ve aynı
düşünceyi koruyarak da bir yere gidilemez, bunu da hatırlatıyorum. Dünya
değişiyor, şartlar değişiyor, aktörler değişiyor. Dünkü kalıplarla dünkü
ölçülerle dünkü ezberlerle bugünkü sorunları çözmeyi bırakın, bunu
anlayamazsınız. Geçmişte onlarca yılda gerçekleşen gelişmeler artık haftalar
içinde günler içinde gerçekleşiyor. Hangi çağı yaşıyoruz. Artık düğmelerin
ucunda, anında işler bitiriliyor. Türkiye'de altı ayda, bir yılda şirketler
kurulurken, şimdi 24 saatte, işini biraz daha sıkı tutarsan saatler içinde şirket
kuruyoruz... Buraya geldi. Bunlar böyle durup dururken olmadı. Her şeyin bu kadar
hız kazandığı an be an değiştiği ortamda siz, şartlar aynıymış gibi
davranamazsınız. Değişmek tek başına bir erdem değildir, ama özünü koruyarak
değişebilmek, kendini geliştirebilmek bir erdemdir.
Zamanı dondurarak, geçmişe saplanıp kalarak siyaset yapanlar unutmasınlar,
boşa kürek çekerler. Bunu unutmasınlar. AK Parti, Türkiye'de değişimin dönüşümün
ve gelişimin öncü partisidir. Türkiye'nin son 4 yılda aldığı mesafe değişimci
siyasetin neticesidir. Dünyayı iyi okuyan çevresindeki gelişmeleri yakından
izleyen, gelişen şartları ıskalamayan, çağın dönüşümlerini görmezden gelmeyen,
her şeyden önemlisi değişimin gerekliliğini görerek risk alabilen anlayış, AK
Parti anlayışıdır.
30 yıl öncesini esas almak?.. Övünülecek değil, üzülünecek bir durumdur.
Bunun da altını çiziyorum. AK Parti hükümetiyle insanların zihninde buyurgan
değil, egemen değil, hizmet eden, halktan kopuk değil, halkla içi içe, halka
rağmen değil, halk için şefkatli ve hizmetkar bir devlet anlayışı ortaya çıkıyor.
Devlet millet anlayışı olmadan ne gelişme olabilir ne de güven, istikrar
olabilir.''
"KAVGALI SİYASET ÜLKEYE NE KAZANDIRIR?"
Erdoğan, Hükümetin en büyük başarılarından birinin birlik ve beraberlik için
devlet ve millet arasındaki güven katsayısını yükseltmek olduğunu kaydetti.
''Toplumsal ve medeniyet değerlerimizle kavgalı, Cumhuriyetimizin çağdaş
değerleriyle kavgalı, kendi içinde kavgalı bir siyaset, bu ülkeye ne
kazandırır?'' diye soran Erdoğan, siyasi lügatlarında kavga, düşmanlık, hamaset,
duygusallık, karalama ve çarpıtma olmadığını; bunun yerine uzlaşı, aklıselim var,
doğruluk ve hakkaniyet olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Kusura bakmayın. Bu, artık
bizim literatürümüze de girdiği için söylüyorum, at gözlüğü takıp olduğu yerde
dönüp durmakla bir yere gidilemez, hedefe varılamaz'' dedi.
''Türkiye'de ne yazık ki bugün hala 'öcü edebiyatından' medet uman bir
muhalefet anlayışı olduğunu'' ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Milletin karşısına hani bostanlara dikerlerdi ya eskiden korkuluklar...
Şimdi de siyasi korkuluklar dikiyorlar. Milleti korkutmak, ürkütmek sindirmek
istiyorlar. Bakın göreceksiniz, yine kışkırtmalara,tahriklere hakaretlere
başvuracaklar. Son günlerdeki söylemlerinde bunları açıkça görüyorum. Bunların
aralarında karalar bağlayanlar vardı, bunları da göreceksiniz. Sözüm ona
Cumhuriyeti koruyacaklar,Cumhuriyeti cumhur korur, herhangi bir kurum değil. Bana
göre, bu iddiada bulunanlara söylüyorum, 'sizim işiniz eğer hassasiyetiniz varsa
Cumhuriyeti daha da ileriye taşımadaki katkınız olmalı.' Ne kadar katkıda
bulunabiliyorsunuz, bunu düşünmelisiniz. Yoksa herhangi bir kurum olarak 'bu,
benim sorumluluğumdur'' diyemez, böyle bir hakkın yok. 'Benim ne kadar katkım
olabilir', ha bunu söyleyebilirsin. Bu işin asıl sorumlusu, dedik ya egemen
milletindir, cumhur milletin ta kendisidir. Kimse kalkıp, bunu kendi tasarrufu
altına alamaz. Böyle bir yetkisi yok. Ben söylüyorum, sizin işiniz Türkiye'yi
muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak. Millete hep öcüler çıkarıp
Cumhuriyeti nasıl koruyacaksınız ya... Kriz üretim merkezleri gibi çalışarak
Cumhuriyete hizmet edebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Biraz da milleti nasıl
kalkındıracağınızı, bu ülkenin kalkınmasına ne gibi katkılarınız olabileceğini,
nasıl daha yükseklere taşıyacağınızı anlatmanız gerekmiyor mu Allah aşkına?
Ben size söyleyelim bunların derdi belli. Bunlar, Cumhuriyeti değil, kendi
çıkarlarını koruma derdindeler. Tabii hortumlar kesilince şimdi, 'nasıl yeni
hortumlar tesis edeceğiz' bunun gayreti içindeler. Kapı kapı dolaşıp tehditler
savuranlar var, kapı kapı dolaşıp reklam talebiyle kendilerine kaynak üretmeye
çalışanlar var. Bunların hepsini biliyoruz. ' ha bak, bu olmazsa şöyle olur ha'
diyenler var. Bunları yaşıyoruz.''
