TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, Sağlık Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yanı sıra Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ile Nükleer Düzenleme Kurumunun bütçeleri de ele alınacak.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2026 yılı bütçeleri üzerinde İYİ Parti milletvekilleri söz aldı.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, elektrik ve doğal gaz fiyatının arttığını, alım gücü düştüğü için insanların faturalarını ödemekte zorlandığını söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın, "Türkiye'deki enerji fiyatlarının Avrupa'ya göre ucuz olduğunu" söylediğini aktaran Türkkan, Türkiye'de elektriğin Avrupa ülkelerine göre daha ucuz olduğunu ancak Avrupa'da halkın gelirinin Türk halkının gelirinden 3 kat fazla olduğunu belirtti.
Hane halkının kullandığı elektrik ve doğal gaz faturalarının önemli bir kısmının bütçeden sübvanse edildiğini anımsatan Türkkan, "Devlet 500 milyar lira sübvanse ediyor. Böyle bir bütçede 500 milyar lira elektrikten sübvanse yapmak doğru bir şey mi? Bu, sürdürülebilir bir mesele değil." dedi.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa'daki sağlık yatırımları ve hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerde ve eleştirilerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Sağlık Bakanlığının bütçesini eleştirerek, şehir hastanelerine 2017-2023 yılları arasında 102 milyar lira para harcandığını öne sürdü.
Gelecek yıl şehir hastaneleri için 136 milyar lira harcanacağını dile getiren Çömez, "Bu korkunç bir rakam. Şehir hastaneleri giderek büyüyen bir kara delik haline dönüyor. Bu kara delik önümüzdeki yıllarda Sağlık Bakanlığının ve Türk sağlık sisteminin en büyük handikaplarından birisi olacak. Yeri geldiğinde 'size 5 yıldızlı otel gibi sağlık hizmeti veriyoruz' deniyor ama bunun maliyeti, işletme giderleri ve diğer riskleri hiç konuşulmuyor." ifadelerini kullandı.
Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nden (MHRS) vatandaşlara iki dakikalık doktor randevusu verildiğini iddia eden Çömez, "Allah aşkına iki dakika hastanın odaya girişi, çıkışı, adını, soyadını söylemesi ve şikayetini anlatmaya bile yetmez. Böyle yaparsanız randevu problemi olmaz ama hastaların dosyalarını açın, hiçbir detay bilgi göremeyeceksiniz." diye konuştu.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin desteklenmesi gerektiğini anlatan Çömez, sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler nedeniyle bebek ve çocuk ölümlerinin arttığını ileri sürdü.
- "Bütçe artışı şirketlerin kasasına akıyor"
İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Sağlık Bakanlığının 2026 yılı bütçesinin yüzde 45 artmasına rağmen doktor ve hemşire açığının giderek büyüdüğünü öne sürdü. Sunat, "Bu büyük bütçe artışı halkın sağlık hizmetlerine değil şirketlerin kasasına akıyor maalesef." dedi.
SMA ve DMD'li çocukların ailelerinin sokaklarda ve sosyal medyada bağış kampanyası düzenlediklerini belirten Sunat, "iktidarın övündüğü Türkiye Yüzyılı'nda ailelerin düştüğü bu durumun kabul edilemeyeceğini" söyledi.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından verilen elektrik dağıtım lisanslarına ilişkin eleştirilerde bulundu.
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, Türkiye'nin Karadeniz'deki doğal gaz sondaj faaliyetlerini anımsatarak, "Karadeniz'de keşif yapılalı 5 yılı aştı. Bu süreçte Türkiye sondaj filosunu büyüttü, 4 gemiden sonra 2 gemi daha alındı. Gemi alınmasına karşı değilim ancak insan kaynağını Türkleştirmeden, kritik görevlerde yerli uzman oranını arttırmadan, yetiştirdiği mühendisi elinde tutamadan filoyu büyütmek meseleyi büyütmez, problemi büyütür." ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Sağlık ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde MHP'li milletvekilleri söz aldı.
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, sağlık hizmetlerine yapılan yatırımlarla hizmet kalitesinin ve halk sağlığının korunmasında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti.
Türkiye'deki yaşam süresinin yaklaşık 77 yıl olduğuna işaret eden Yılık, "Yapılan sağlık harcamalarının yaşam süresine artı değer kattığı görülmektedir." dedi.
Yılık, yaşlılara yönelik koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin güçlendirildiğini, yaşlı sağlığı, geriatri ve palyatif bakım hizmeti veren merkezlerin sayısının arttırıldığını vurguladı.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, Türkiye'nin son yıllarda sağlık sisteminin yönünü kökten değiştiren önemli bir tercihte bulunduğunu, tedavi odaklı bir modelden koruyucu ve izlem merkezli bir yapıya geçildiğini söyledi.
Ülkede yaklaşık 1 milyon 470 bin sağlık çalışanının görev yaptığını, bunun yaklaşık 15 bininin uzman hekim olduğunu aktaran Ersoy, "Bu sayı önemli bir kapasite ifade etse de hekim ve hemşire yoğunluğunun OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarının altında olduğu açıktır. Dolayısıyla insan gücünü güçlendirmesi, bölgesel dengesizliklerin gidermesi ve nitelikli istihdamın arttırılması stratejik bir konudur." ifadelerini kullandı.
Ersoy, nitelikli yatak oranının yüzde 83'ün üzerine çıkmasının önemli bir başarı olduğunu ancak bu konuda bölgesel dağılımdaki süregelen eşitsizliklerin yapısal bir sorun olarak durduğunu belirtti.
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, sağlığın, devletin temel sorumluluk alanlarından biri, vatandaşların huzuru, güvenliği ve sosyal refahı için de vazgeçilmez bir unsuru olduğunu söyledi.
Sağlık çalışanlarının salgın döneminde olduğu gibi her kritik anda fedakarca hizmet verdiğine dikkati çeken Zırhlıoğlu, "Sağlık personelimizin mali ve sosyal sorunlarının çözülmesi, hem çalışma verimini hem de sağlıkta kaliteyi yükseltecektir." dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter, siyasetin, ekonominin ve güvenlik mimarisinin merkezinde enerji kavramının yer aldığını, enerjinin yalnızca fabrikaların çarklarını döndüren, evleri aydınlatan bir araç olmadığını, ülkelerin kaderini tayin eden, küresel dengeleri etkileyen, uluslararası alanda işçilerin rotasını çizen en stratejik unsur olduğunu kaydetti.
Ekonomik büyümenin, üretimin ve ihracatın temelinde enerjinin olduğuna işaret eden Yönter, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Enerji yoksa üretim durur, üretim durursa refah azalır, kalkınma sekteye uğrar. Bu nedenle, enerji, çağımızın en kritik milli güç unsurlarından biri haline gelmiştir ancak unutulmamalıdır ki hiçbir ülke enerjide tamamen kendi içine kapanık değildir, her ülke az ya da çok dış bağımlılığa maruzdur. Bu bağımlılık yalnızca ithalat rakamlarıyla da sınırlı değildir, küresel fiyat dalgalanmalarından yeni teknolojilere, emisyon politikalarından jeopolitik krizlere kadar birçok faktör ülkeleri birbirine bağlamaktadır. İşte tam da bu nedenle enerji uluslararası siyasetin merkezinde yer almaktadır. Devletler enerji yollarını korumak için ittifaklar kurmakta, enerji kaynaklarına erişim için rekabet etmekte, zaman zaman gerilimlerin ve çatışmaların içine sürüklenmektedir."
Tam bağımsızlığın temel unsurlarından birinin enerji olduğuna dikkati çeken Yönter, bu nedenle devletlerin geleceklerini güvence altına almak, enerji bağımsızlıklarını pekiştirmek ve halklarının refahını dışa bağımlılığa bırakmamak için tüm imkanlarını seferber ettiğini vurguladı.
MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, hükümetin enerji alanında attığı adımlara dikkati çekerek 4 olan arama ve sondaj gemisi sayısının 6'ya çıkartıldığını, Türkiye'nin dünyanın en büyük 4. enerji filosuna sahip ülke konumuna geldiğini kaydetti.
Maden sektörüne ilişkin bazı rakamlar paylaşan Osmanağaoğlu, şunları kaydetti:
"2024 maden ihracatının 6 milyar dolar, kömür ithalatının ise 5,6 milyar dolar seviyesinde olmasının yanı sıra, 22 milyar ton kömür rezervimizin olduğu da göz önünde bulunduğunda, madencilik sektörünün desteklenmesi, dışa bağımlılığımızın ve cari açığımızın kapatılması açısından önem arz etmektedir. Tüm bunların yanında, madenlerimizi sadece madde olarak değil, yüksek katma değerli uç ürünlere dönüştürülmesi için atılan adımları da önemli görüyoruz."
Osmanağaoğlu, Eskişehir'de bulunan 700 milyon tona yakın nadir toprak elementinin de önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2026 yılı bütçeleri üzerinde DEM Parti milletvekilleri söz aldı.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, koruyucu halk sağlığı hizmetlerine bütçe ayrılmadığını, tedavi edici hizmetlerin öncelendiğini söyledi.
Bu alana kamusal desteğin gün geçtikçe azaltıldığını ileri süren Bozdağ, özel hastanelerin destek, teşvik ve SGK anlaşmalarıyla giderek büyüdüğünü savundu.
Bu yılın ilk 6 ayında özel hastanelere, kamu hastanelerine göre kişi başı iki katı daha fazla ödeme yapıldığını iddia eden Bozdağ, "SGK, yurttaşın sağlık sigortası primleriyle finanse ediliyor. SGK, sermayeye kaynak aktarmanın aracısı bir kurum haline gelmiş." eleştirisinde bulundu.
Bütçeden sağlığa ayrılması gereken payın en az yüzde 15 olması gerektiğini dile getiren Bozdağ, "Ancak o zaman sağlıktan yurttaşlar eşit, ücretsiz ve nitelikli bir şekilde faydalanabilirler. Sağlık ücretsiz, nitelikli olmalı ve eşit sunulmalı, ulaşılabilir olmalı ve tabii ki sağlık ana dilde hizmet üretebilmeli. Ana dili Kürtçe olan bir kişi için ancak ana dilinde bir sağlık hizmeti eşit, nitelikli ve ulaşılabilir olur. Halklarımız, Kürt halkı bunu hak ediyor." ifadelerini kullandı.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, sağlık hizmetlerinde özel sektöre verilen payları eleştirdi.
Şehir hastaneleri projelerine değinen Gergerlioğlu, "Sağlık Bakanlığının yüzde 10 bütçesi şehir hastanelerinin masrafına gidiyor. Bu paralar vatandaşın sağlığına gitmiyor, bu paralar zenginin cebine gidiyor arkadaşlar ve gelinen noktada vatandaş sağlık hakkına ulaşamıyor. Şimdi, denetlemesi yapılıyor mu? Hayır. Şehir hastanelerinde taşeronlaştırma ve denetimsizlik had safhada." diye konuştu.
DEM Parti Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, eczacıların sorunlarına ve ilaç alımlarında sabit döviz kuru uygulamasının sonuçlarına değindi, özel hastanelerde olduğu gibi eczanelere destek verilmemesini eleştirdi.
DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, enerji politikasının aynı zamanda bir demokrasi meselesi olduğunu söyledi.
Enerji dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesiyle fatura yükünün en yoksul kesimin sırtına yüklendiğini savunan Kordu, bunun sonucunda halkın hem daha pahalı hem de güvencesiz enerji kullanmak zorunda bırakıldığını ileri sürdü.
Tüketim kademelerine ilişkin eleştirilerde bulunan Kordu, enerji şirketlerinin karları artarken halkın neden sürekli zamlarla karşı karşıya kaldığını sordu.
"Yeşil enerji, yeşil dönüşüm" gibi isimlerle anılan politikaları anımsatan Kordu, bunların "yeni bir sermaye birikim modeli", "yeni bir talan döngüsü" olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Ormanların kesildiğini, verimli tarım alanlarının güneş panelleriyle kaplandığını söyleyen Kordu, "Bu sistemin adı yenilenebilir enerji değildir, bir daha asla yenilenemeyecek olan bir yıkımın kendisidir. Enerji bir meta değildir, bir yaşam hakkıdır. Doğayı yok ederek enerji üretmek, geleceğimizi yok etmektir." şeklinde konuştu.
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, enerji ve maden alanlarına yönelik düzenlemeler içeren 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un temmuz ayında TBMM Genel Kurulunda kabul edildiğini hatırlatarak, bu yasayla Türkiye'nin dört bir tarafında çok sayıda ruhsatlandırma yapıldığını, ülkenin "talan edildiğini" ileri sürdü.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) şirketlerin danışman kurulu gibi çalışmaya başladığını savunan Akın, "MTA aslında bilimsel olarak tarihi itibarıyla bu ülkenin yer altı varlıklarını, deprem olanaklarını, su varlıklarını değerlendiren ve halka hizmet etmek için bilimsel rapor üreten bir merkez olmakla beraber şu anda kesinlikle, özellikle son yıllarda şirketlerin temsilcisi, onların ofisi, onların danışma büroları, ruhsat vermekle yetkili ve görevli bir kurum haline getirilmiştir." ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda Sağlık ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, kürsüye Plan ve Bütçe Komisyonunda verdikleri önergelerden oluşan 47 metrelik liste ile çıktı.
Verdikleri önergelerin reddedildiğini hatırlatan Akay, "Milletin omurgası kırılmış vaziyette, millet geçinemiyor. Bunlar, toplum yararına, üretimi, istihdamı artırmak için önerdiğimiz önergelerdi ancak siz her şeye 'hayır' dediniz." şeklinde konuştu.
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, dünyada sağlık sistemleri için en önde gelen göstergenin bebek ölüm hızı olduğunu belirterek, "Bu, erken ölümleri önleme kapasitesini gösterir, Sağlık Bakanlığının. Türkiye'de maalesef bebek ölüm hızı ve çocuk ölüm hızı, Avrupa Birliği üyeleri ve aday ülkeler içerisinde en yüksektir. Son 10 yılda plato çizmektedir. Bu ülkede Avrupa Birliği ortalamasının 3 katından daha fazla bebek ölüyor." dedi.
Türkiye'de tütün kullananların sayısının arttığını ifade eden Pala, tütün endüstrisinin etkisine değindi.
Son 10 yılda şeker hastası sayısının iki katına çıktığını söyleyen Pala, "Türkiye'de yüksek tansiyon hastalarının yalnızca üçte birinin tansiyonu kontrol altında. Buna karşın gereksiz MR, gereksiz tomografi çekimlerinde neredeyse dünyada birinciyiz." dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, Merkezi Hekim Randevu Sistemi'ne (MHRS) yönelik eleştirilerde bulundu.
Kanko, sistemden randevu alınamadığını, ameliyat için aylar sonrasına gün verilmesini eleştirdi.
Kanko, "Diş tedavisinde 6 aydan önce randevu almanız mümkün değil. Bunlar, sürekli söylenmesine rağmen dikkate alınmıyor. Randevu alamayan insanlar, acil servise başvuruyor. 200 milyon insan, bir yılda acil servise başvuruyor. Dolayısıyla sağlık sisteminin bir problemi de acil servislerin dolup taşması." ifadelerini kullandı.
Diyabetik çocukların kullandığı sensörlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kanko, son gelişmelere rağmen sensörlerle ilgili sorunların sürdüğünü dile getirdi. Kanko, "Diyabetik çocukların sensörleriyle ilgili bir ilerleme oldu fakat bu, yaş sınırı ve yeterince düzeltme olmadığı için halen devam etmekte. Yine gebe olup diyabeti olan hastalara mutlaka öncelik verilmeli." diye konuştu.
CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap da MHRS'ye ilişkin eleştirilerde bulunarak, 5 dakikalık sürenin hasta muayenesi için yeterli olmadığını, bunun dünyanın en kısa süresi olduğunu savundu.
Kasap, "5 dakika, hasta muayenesi için, şikayetlerini dinlemek için insani değil. Muska yazsanız belki ondan daha etkili olacak. Hastayı dinleyemiyorsunuz, hastayı muayene edemiyorsunuz ama reçete veriyorsunuz. " diye konuştu.
- "Yenidoğan yoğun bakım yataklarının yüzde 62'si özel sektörün elinde"
CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Türkiye'deki hastanelerin yüzde 63'ünün ve hasta yataklarının yüzde 64'ünün Sağlık Bakanlığına bağlı olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
"İş, para kazandıran alanlara gelince durum değişiyor. Yenidoğan yoğun bakım yataklarının sadece yüzde 38'i devletin, geriye kalan yüzde 62'si özel sektörün elindedir. Bu, tesadüf olamaz. Bunların en çoğu İstanbul'dadır, 10 küsur yıldır İstanbul'un sorumlusu şurada oturmaktadır. Yaşamın en kırılgan, en korunmaya muhtaç varlıkları, bebekleri üzerinden bir ticari alan yaratılmıştır. Bu tablo yalnızca politik bir tercihi değil aynı zamanda vicdani bir çöküşü de göstermektedir."
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Irak petrolü nedeniyle Türkiye'ye 1 milyar 471 milyon dolar ceza kestiğini söyledi. Yavuzyılmaz, "Bu işi özel bir şirket veya şahıslar yapmış olsa bunun adı açık ve net petrol kaçakçılığıdır." dedi.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) bütçelerinin yetersiz olduğunu savundu.
Şevkin, "Bu bütçeyle ülkenin ihtiyaç duyduğu enerji, maden, ham madde arama süreçleri ile doğa kaynaklı afet zararlarının azaltılması amacıyla yürütmekte olduğu jeolojik, jeofizik haritaların alımı, kıta kabuğu, heyelan, sıvılaşma, volkanik araştırmalar, tıbbi ve çevreci jeoloji çalışmalarıyla mavi vatanda kaynak araştırması süreçlerinin yürütülmesi mümkün değildir. Yetersiz bütçe nedeniyle enerjide her yıl ortalama 50-60 milyar dolar dış açık vermekteyiz." şeklinde konuştu.
- "Enerji, kalkınma, güvenlik ve bağımsızlık meselesidir"
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, enerji arzının teknik bir mesele olmadığını, enerjinin kalkınma, güvenlik ve bağımsızlık meselesi olduğunu söyledi.
Dünyanın bu gerçeği kabul ettiğini dile getiren Kış, Türkiye'de ise yıllardır günü kurtaran palyatif adımların önüne geçilemediğini öne sürdü. Kış, "Enerji politikaları ne sanayiciyi rahatlatıyor ne esnafı koruyor ne emekliyi ne de dar gelirliyi gözetiyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de uygulanan enerji politikalarının ayaklarının yere basmadığını savunan Kış, "Vatandaşın faturasını hafifletecek, üretimi ucuzlatacak, arz güvenliğini şekillendirecek kalıcı tek bir sonuç ortada yok." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, uygulanan enerji politikasına ilişkin eleştirilerde bulundu.
Vatandaşlara ucuz elektrik verildiği yönündeki söylemlerin doğru olmadığını savunan Arslan, Ekim 2022'den bu yana enerji fiyatlarının düştüğünü ancak dağıtım bellerinin ise arttığını dile getirdi.
Arslan, "Enerji fiyatları düşmüş, dağıtım bedelleri artırılmış. Bu şekilde vatandaşların cebinden alınıp dağıtım şirketlerinin cebine büyük paralar gidiyor." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2026 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti milletvekilleri söz aldı.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan, AK Parti hükümetleri döneminde sağlık alanında devrim niteliğinde çalışmalar yapıldığını söyledi.
İstatistiklere göre, acil sağlık hizmetlerinde Türkiye'nin dünyanın en iyisi olduğunu ifade eden Arslan, bir vatandaşın 112'yi aramasının ardından ambulansın olay yerine ulaşma süresinin ortalama 7 dakika olduğunu, bunun, iyi bir sistem, iyi bir planlama ve sağlık personelinin özverisiyle gerçekleştiğini belirtti.
Arslan, 18 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşlara, kanser hastaları ile gebelik öncesi ve sonrası dönemdeki vatandaşlara yönelik acil sağlık hizmetlerinin, sigorta güvenceleri olmasa bile ücretsiz verildiğini vurgulayarak, "İşte bu sosyal devlet anlayışının bir sonucudur. AK Parti'den önce fatura ödenemediği için doğumdan sonra rehin tutulan bebekler, sosyal güvencesi olmadığı için ameliyat olamayan, ilacını alamadığı için hastalıkları ilerleyen, sakat kalan birçok insan vardı. Bunlar hikaye değil, bizzat şahit oldum." dedi.
AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, Sağlık Bakanlığı'nın, Milli Eğitim Bakanlığından sonra en fazla bütçeye sahip bakanlık olduğunu vurguladı.
Vatandaşların daha kaliteli sağlık hizmeti alması ve sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi için bütçeden sağlığa ayrılan payın yüzde 2'lerden yüzde 8'lere çıkarıldığını aktaran Güneş, kamudaki hekim sayısının 91 binden 231 bine, hemşire sayısının 113 binden 326 bine çıkarıldığını söyledi.
Güneş, "Ülkemiz için hayal olan uçak, helikopter ve deniz ambulanslarını devreye sokarak 86 milyon vatandaşımıza yurdun her bir köşesinde 7 gün, 24 saat hizmet vermekteyiz." diye konuştu.
AK Parti Bayburt Milletvekili Orhan Ateş, vatandaşların kullandığı ilaçların kutu bazında yüzde 92'sinin, değer bazında ise yüzde 57'sinin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca üretildiğini belirtti.
Türkiye'de üretilen ilaçların Avrupa, Orta Doğu, Türk Devletleri ve Afrika gibi bölgelerdeki 186'dan fazla ülkeye ihraç edildiğini dile getiren Ateş, "Ülkemizde üretilen ilaçların ihracatı son 7 yılda yüzde 121 artarak, 2024 yılı itibarıyla 2,3 milyar dolar ihracat hacmine ulaşmıştır." dedi.
- "Elektriğin, sudan ucuz hale geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz"
AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, enerji alanındaki yatırım ve projelere dikkati çekerek, Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında jeotermal enerjide birinci, hidroelektrikte ikinci, toplam yenilenebilir enerji alanında ise beşinci sırada yer aldığını bildirdi.
Elektrik talebinin 350 milyar kilovatsaati aşmasına rağmen arz güvenliğinin sorunsuz sürdüğünün altını çizen Dönmez, "Bu, izlenen politikaların doğruluğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bugün tükettiğimiz elektriğin yaklaşık yüzde 46'sı yenilenebilir kaynaklardan karşılanmaktadır. Rüzgar ve güneş yatırımlarından yakalanan ivme, sadece üretim kapasitemizi artırmakla kalmamış özel sektörün önünü açan bir yatırım iklimini de beraberinde getirmiştir. Depolamalı üretim tesisi modeli de ülkemizde yenilenebilir enerjiye çağ atlatacak mahiyette stratejik bir adımdır." ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara elektriği en dengeli maliyetle ulaştırmanın öncelikleri arasında yer aldığını dile getiren Dönmez, Ankara ve Eskişehir'deki su fiyatlarındaki artışa vurgu yaptı.
Dönmez, "Elektrik ve su fiyatlarındaki artış oranını mukayese ettiğimizde elektriğin, sudan ucuz hale geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Vatandaşlarımız su faturasından korkmaya başladı. Benzer tablo toplu ulaşım hizmetlerinde de görüyoruz." dedi.
- "Daha güvenli ve istikrarlı bir enerji geleceği için çalışıyoruz"
AK Parti Denizli Milletvekili Nilgün Ök, enerji alanında geçmişte kısıtlı imkanlara sahip Türkiye'nin bugün yenilenebilir enerjide Avrupa'nın lideri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin enerji diplomasisinde dünyada söz sahibi bir ülke olduğunu ifade eden Ök, "Türkiye artık enerjide sadece tüketici değil bölgesinde enerji üssü olma yolunda kararlı adımlarla ilerlemektedir. Yatırımlarımızı çeşitlendiriyor, enerjide tam bağımsız Türkiye için vatandaşımıza daha güvenli ve istikrarlı bir enerji geleceği için çalışıyoruz." diye konuştu.
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca gerçekleştirilen doğal gaz ve petrol keşiflerine yönelik muhalefetin ve bazı çevrelerin iddiaları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Biz 'petrol, doğal gaz bulduk' diyoruz onlar hepsine 'masal' diyor. Masal dedikleri Mavi Vatan'da gemilerimizle, sismik araştırmalarımızla, Deniz Kuvvetlerimizin çelik iradesiyle dimdik duruyoruz. Oruç Reis Afrika'da, Fatih Karadeniz'de, Yavuz Akdeniz'de. 'Ne işiniz var Libya'da diye soranlara hatırlatırız, arayanlar bulur, biz arıyoruz, buluyoruz, koruyoruz, milletimizin istifadesine sunuyoruz."
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri üzerinde Yeni Yol Partili milletvekilleri söz aldı.
Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, iktidarın yapılan hastaneler ve tedavi edilen insanlara ilişkin verileri paylaşmak yerine insanların hastaneye düşmesini önleyecek tedbirleri alması gerektiğini söyledi.
Hastalıkların en fazla yaşanıldığı bir dönemde olunduğunu dile getiren Çalışkan, şunları ifade etti:
"Kanser vakaları, psikolojik hastalıklar ve bağımlılık tarihin en yüksek döneminde. Eğer siz, yönetim olarak üzerinize düşen görevi yapmaz, gıdayı, sağlığı, çarşıyı, pazarı, aileyi kontrol etmezseniz, 'şu kadar hastayı tedavi ettik' diye övünürsünüz. Oysa rakamlar ortada. Ülke olarak OECD ülkeleri içinde sağlığa en az bütçe ayıran ülkeyiz. OECD ülkeleri arasında hasta başına ebe, hemşire, diş hekimi, doktor olarak en az sayı ayıran ülkeyiz."
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz, bugün Genel Kurulda sadece Sağlık Bakanlığının bütçesinin değil, Türkiye'deki sağlık sisteminin geleceğinin, toplumun temel hakkı olan yaşama hakkının nasıl korunacağının da konuşulduğunu dile getirdi.
Yılmaz, "Hükümet sağlık alanında ilk 10 yılda çok önemli çalışmalar yaptı, takdir ediyoruz, bunları inkar edemeyiz ancak sonrası için aynı şeyleri söylememiz mümkün değil. Sağlıkta 10 yıl öncesinin çok gerisindeyiz. Türkiye'de sağlık sistemi alarm veriyor. Sorunlar geçici değil, yapısal hale geldi. Randevu sistemi ve hizmetlere erişim krizi var. En erken 3 hafta sonrasına, bazen de 1 yıla kadar randevu verildiğini duyuyoruz. Polikliniklere ulaşmak güçleşti." dedi.
Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan, iktidar milletvekillerini dinlerken çok şaşırdığını, sanki enerji alanında yapılması gereken her şeyin yapılmış gibi anlatıldığını ancak durumun böyle olmadığını, 2002'de Türkiye'de enerjide dışa bağımlılık oranı yüzde 60 iken bu oranın şimdi yüzde 70'e çıktığını ileri sürdü.
Hükümetin elektrik ve doğal gaz faturalarının yarısını karşıladığına ilişkin açıklamaların gerçeği yansıtmadığını savunan Doğan, "2023 yılından itibaren Avrupa ve OECD ülkelerinde enerjiye gelen ortalama zam yüzde 45 oldu. Peki Türkiye'de ne kadar? yüzde 400. Ne demek bu? OECD ülkelerinde 100 liralık fatura, 250 lira olmuş. Bizde ise 100 liralık fatura 500 lira olmuş. Normalde 250 lira olması gereken faturayı 500 liraya çıkartmışsın, sonra '250 lirasını ben ödedim' diye reklam yapıyorsun. Böyle bir anlayış olabilir mi?" diye konuştu.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, yaz saati uygulamasını eleştirerek, "Enerji Bakanlığı, yıllardır süren karanlıkta okula ve işe gitme çilesine 'tasarruf' diyerek yanıt veriyor." ifadesini kullandı.
Yaz saati uygulamasıyla ilgili ailelerden çok sayıda şikayet aldıklarını belirten Esen, yapılan bazı araştırmalarda sabahları güneşe değil, karanlığa uyanarak okula ve işe giden insanların sağlık sorunu yaşadığına dair sonuçların çıktığını söyledi.
Bütçede aşı harcamalarına ayrılan payın düşük olduğunu ileri süren Esen, şunları kaydetti:
"Aşı, bütçeye yük değil, bütçeden yük alan, koruyan bir kalkan gibidir. Aşı, bütçede küçük görünen ama ülkenin geleceğini, riskini, neslini koruyan, refahını büyüten en rasyonel kamu yatırımıdır. Devlet toplumun genel sağlığını tercihlere bırakamaz. Toplumsal bağışıklık, bireysel keyfiyetin değil kamusal sorumluluğun konusudur. Aşıya harcamadığımız her bir kuruş, yarın hastaneye, ilaca, sosyal güvenliğe kat kat fazla ödenir ama kaybedilen çocuk sağlığının, sakat kalan engelli bir hayatın, yitirilen bir geleceğin bütçede asla karşılığı yoktur."
Yeni Yol Partisi Bursa Milletvekili Cemalletin Kani Torun, "Sağlık alanında son 20 yılda önemli gelişmeler yaşandı, hastaneler, cihazlar, kampüsler gibi imkanlar artırıldı, bunları reddetmiyoruz fakat bu koca binaların içinde sağlık sisteminin iki ana aktörü, yani hekimler ve hastalar maalesef bu binalarda mağdur edildi." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlık ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının 2026 yılı bütçeleri görüşmeleri sırasında, siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Bülent Kaya, bütçede sağlığa ayrılan payın az olduğunu savunarak, bu durumun vatandaşı doğrudan etkilediğini söyledi.
Bağımlılıkla mücadeleye bütçeden az pay ayrılmasını eleştiren Kaya, "Bağımlılıkla mücadelenin etkin olduğu, toplumsal bir mesele haline geldiği bir dönemde bu kadar düşük bir payı ayırmanız kabul edilebilecek bir şey değil." ifadesini kullandı.
Kalıcı yaz saati uygulamasını eleştiren Kaya, "Bu konuda millete rağmen gereksiz bir ısrar içinde bulunmayın ve sabahın zifiri karanlığında okula, işine gitmek istemeyen milyonlarca insanı düşünün." dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, enerjideki yüzde 9,2'lik kayıp-kaçak oranını eleştirerek, "İrlanda'nın toplam enerji ihtiyacı kadar biz enerji kaybediyoruz. Bunun 2024-2025 yılındaki durumu nedir?" sorusunu yöneltti.
Türkiye'nin nüfusunun artmadığını dile getiren Kavuncu, insanların ekonomik koşullarda çocuk yapmaktan imtina eder duruma geldiklerini ifade etti.
Sağlık Bakanlığının obeziteyle mücadele konusundaki çalışmalarını eleştiren Kavuncu, "Mahalleye, sokaklara konulan araçlarla obeziteyi ölçmek ne kadar sağlıklı, ne kadar mantıklı?" diye sordu.
Türkiye'deki çocukların beslenmelerine dikkati çeken Kavuncu, "Türkiye'de 21 milyon çocuğun 6 milyonu, günde bir kez et, tavuk ve balık yiyemeyecek durumda. Size ayrılan bütçeden çok daha fazlasına ihtiyacınız var." dedi.
- "Dağıtım şirketi 'direk dikecek bütçem yok' diyemez"
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, enerjinin sadece sanayinin çarkını döndüren, evleri aydınlatan bir yakıt değil, milli güvenliğin, ekonomik bağımsızlığın temel unsuru olduğunu söyledi.
Enerji dağıtım şirketlerine yönelik eleştirilerde bulunan Akçay, "Altyapı, onarım ve güç artırımı taleplerinde, dağıtım şirketlerinin ilave maliyet dayatmalarına dikkat çekmek istiyorum" ifadesini kullanarak şöyle konuştu:
"Devlet, Gabar'da dağı delip petrol çıkarırken, şehir merkezindeki bir dağıtım şirketi 'direk dikecek bütçem yok' diyemez, dememelidir. Devletin arz güvenliğini sağladığı yerde, özel sektörün de hizmet kalitesini ve gerekenleri sağlaması şarttır. Bakanlığımızdan bu konuda sıkı bir denetim bekliyoruz. Ayrıca, Eskişehir Beylikova'daki nadir toprak elementleri rezervi, bizim için bir Kızıl Elma'dır. Madencilikte hedefimiz artık tonla cevher satmak değil, gramla teknoloji satmak, yani cevherden mücevhere giden yolu inşa etmektir."
Türkiye'de 2050 yılında nüfusun 4'te 1'nin yaşlı olacağını dile getiren Akçay, "Türkiye, yaklaşan bu 'gri dalgaya' hazırlıksız yakalanmamalıdır. Uzun Dönemli Bakım Sigortası'nı devreye almalı, koruyucu hekimliği güçlendirmeli ve düşen doğurganlık hızını artıracak tedbirleri hayata geçirmeliyiz. Ayrıca, toplumumuzun huzuru için Ruh Sağlığı Kanunu'nun bir an önce yasalaşmasını ve madde bağımlılığıyla mücadelede rehabilitasyon merkezlerinin sayısının artırılmasını talep ediyoruz." dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, cezaevlerinin sağlık hizmeti sorununun çözülmesi gerektiğini belirterek, bu durumun Adalet ve İçişleri bakanlıklarının uhdesine bırakılamayacağını savundu.
Temelli, "Cezaevlerine sağlık hizmeti götürmelisiniz. Cezaevlerindeki hastaların sağlık hizmetine ulaşımını sağlamalısınız. O ulaşım sonucu hastanelerde cezaevlerinden gelenlere sağlık hizmeti vermelisiniz. Doktorlar, cezaevinden gelenlere mahpus gözüyle bakmamalı, hasta gözüyle bakmalı. Maalesef ciddi bir ayrımcılık var." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de hükümetin sağlık politikalarını eleştirerek, "Hükümetin sağlığı getirdiği nokta tatmin edici değil, birçok gösterge var. Bebek ölüm hızından anne ölüm hızına, sağlık harcamasından bekleme sürelerine ve bütün maliyetin vatandaşın sırtına bindirilmesine kadar. Bunlara hiçbirimizin gönlü razı değil." ifadesini kullandı.
Hükümetin 1 milyonun üzerinde poliklinik hizmeti verdiğini anımsatan Emir, bu rakamın övünülecek bir rakam olmadığını ileri sürdü.
Sağlık sisteminin çalıştığını ancak sağlık üretemediğini iddia eden Emir, "Neden vatandaşlarımız OECD ülkelerinin 3 katı kadar doktora başvuruyor? Çünkü hastalar tedavi olamıyor." dedi.
- "Anne ve bebek ölümlerindeki düşüş, sistemin başarısını ortaya koymaktadır"
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, TBMM Genel Kurulunun dünkü toplantısında AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta'ya yönelik kullanılan yakışıksız ifadelerden dolayı CHP'nin özür dilemesini istedi.
Muhalefet partili milletvekillerin eleştirilerine de cevap veren Yenişehirlioğlu, CHP'li milletvekillerinin "sağlık harcamalarının arttığı ve bütçenin yetersiz olduğu" yönündeki iddialarını eleştirerek, eleştirilerin kendi içinde tutarsız olduğunu söyledi.
Yenişehirlioğlu, aile sağlığı merkezlerinden şehir hastanelerine, evde sağlık hizmetlerinden acil sağlık sistemine kadar kurulan yapının, yatırımların sadece bina yatırımı değil, hayat kurtaran bir organizasyon olduğunu ifade etti.
Türkiye'de aşılama oranının Dünya Sağlık Örgütü hedeflerinin üzerinde olduğuna dikkati çeken Yenişehirlioğlu, "Anne ve bebek ölümlerinde son 20 yılda sağlanan düşüş, bu sistemin başarısını açıkça ortaya koymaktadır. İlaca erişim konusunda da tablo nettir. Kullanılan ilaçların büyük çoğunluğu geri ödeme kapsamındadır ve yerli üretim kapasitesi her geçen yıl artırılmaktadır." diye konuştu.
Yenişehirlioğlu, Türkiye'nin enerji politikasının arz güvenliği, yerli üretim ve çeşitlilik esasına dayandığını, enerji alanında yerli ve somut adımlar atıldığını kaydetti.
AK Parti'nin enerji ve sağlık politikalarının günü kurtaran değil, devlet kapasitesini inşa eden politikalar olduğunu dile getiren Yenişehirlioğlu, "Enerjide attığımız her adım, sanayimizin rekabet gücünü, hanelerimizin refahını ve ülkemizin jeopolitik dayanıklılığını artırmayı hedeflemektedir. Sağlıkta ise hizmet sunmanın ötesinde koruyan, geliştiren ve üreten bir sistem inşa edilmektedir. Bu bütçeler milletimizin günlük hayatına dokunan, kriz anlarında ise devletin gücünü hissettiren bütçelerdir." dedi.
